onecikan-yargitay

ÖZET: Bu davada, davacı, 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini talep etmiştir. Davacı, 26.02.1981 tarihinde İmranlı Şoförler ve Otomobilciler Odasına kayıtlı olduğunu ve bu tarihten itibaren Bağ-Kur sigortalısı olduğunu iddia etmiştir. Kurum, davacının kayıtlarının usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle sigortalılık sürelerini geçerli saymamıştır. Mahkeme, davacının Bağ-Kur sigortalılığının 26.02.1981 tarihinden itibaren geçerli olduğuna ve 30.03.2007 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığına hak kazandığına karar vermiştir. Ancak, Yargıtay, mahkeme kararının eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayandığını belirterek kararı bozmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılamada, davacının yaşlılık aylığı şartlarının 1479 sayılı Kanun çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Mahkeme, davacının kısmen kabul edilen talebini onaylayarak, yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğine hükmetmiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/402 E.  ,  2024/9671 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
    SAYISI : 2019/450 E., 2023/628 K.
    KARAR : Kısmen kabul

    Taraflar arasındaki 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

    Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

    Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının nakliyeci olarak çalışması nedeni ile Sivas İmranlı ilçesinde 26.02.1981 tarihînde İmranlı Şoförler vc Otomobilciler Odasına kayıt olduğu, bu tarihten itibaren de yasal olarak Bağ-Kur sigortalısı olduğu, aynı tarihler arasında vergi kaydının bulunduğu, primlerini ödediği, askerlik borçlanması yaparak bunun ücretini yatırdığı, yatıramadığı primlerini de geçmişe yönelik olarak çıkarılan ilgili yasalardan yararlanarak ödediği, aylık bağlanması için 30.03.2007 tarihinde Kuruma başvurduğu ancak Kurum taralından İmranlı Şoförler Odası üye kayıt defterlerinin usulüne uygun olmadığı iddiası ile ilk kaydından itibaren belirli yılları gün hesabına katmadığı, ikinci kez yapılan başvurunun da sonuçsuz kaldığı, oda kayıtlarının gerçek ve usulüne uygun olduğu iddiasıyla Bağ-Kur sigortalılığının odaya ilk kayıt tarihi olan 26.02.1981 tarihinden itibaren geçerli olduğunun tespiti ile davalı Kurum İstanbul İl Müdürlüğünün 17.09.2007 -292374 sayılı işleminin iptaline, 30.03.2007 başvuru tarihi itibarı ile davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının ve bu tarihten itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II.CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sicil dosyasında yapılan inceleme sonucunda 10.12.1982 tarihinde Sivas Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne kayıtlarına intikal eden İmranli Vergi Dairesi tasdikli giriş bildirgesine istinaden kayıt vc tescilinin yapıldığının tespit edildiği, 04.11.2004 tarihinde Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezine verdiği dilekçe ile Sivas İmranlı tasdik belgesinde 26.02.1981 başlama 01.02.1986 terk, İmranlı Şoförler odası tasdikli 18.11.1981 başlama 29.07.2004 terk ve Yenibosna Vergi Dairesi Müdürlüğü tasdikli 16.01.2004 devam belgesine istinaden dosyasının Sivas Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünden nakil istendiği, 19.07.2005 tarihli askerlik borçlanması talebine göre işlemlerinin yapıldığı, 31.08.2005 tarihli yaşlılık aylığı müracaatına istinaden Sivas İmranlı Şoförler Odası kayıtlarının tetkikinin istendiği, gelen cevabi yazıda üye kayıtlarının usulüne uygun olmadığı yönetim kurulunun karan olmadığından dolayı ilgili oda kayıtlarının geçersiz olduğunun bildirildiğinden sigortalılık sürelerinin yeniden düzenlendiği, buna göre talep tarihinde 1946 gün hizmeti, 600 günlük askerlik borçlanması olmak üzere toplam 2546 günü olduğundan talebinin geçersiz sayıldığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III.MAHKEME İLK KARARI
    Mahkeme tarafından 13.04.2016 tarihli ve 2009/1140 Esas, 2016/298 Karar sayılı kararla yapılan yargılama, bilirkişi raporu, oda kayıtları ve diğer tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının 26.02.1981 – 01.02.1986 tarihleri arasında gerçek usulde vergi mükellefi olduğu, her ne kadar yönetim kurulu kararı bulunmadığı gerekçesi ile davacı üyeliğinin usulüne uygun olmadığı iddia edilmiş ise de, davacının belirtilen tarihler arasında vergi mükellefi olduğu, kendi nam ve hesabına çalışma olgusunun başladığı, devam ettiği ve talebi üzerine yönetim kurulu kararı ile üyeliğinin silindiği, bu süre içerisinde başka bir sosyal güvenlik kurumunda çalışmasınında bulunmadığı Bağ-Kur sigortalılığının 26.02.1981 tarihinde başladığının tespiti ile davalı İstanbul İl Müdürlüğünün 17.09.2007 tarih 292374 sayılı işleminin iptali gerektiği ve 30.03.2007 tarihi itibari ile yaşlılık aylığına hak kazandığından anlaşıldığından 01.04.2007 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, davacının Bağ-Kur sigortalılığının 26.02.1981 tarihinden itibaren geçerli olduğunun tespiti ile Bağ-Kur İstanbul İl Müdürlüğünün 17.09.2007 tarih ve 292374 sayılı tespit işleminin iptaline, davacının 30.03.2007 tarihi itibari ile yaşlılık aylığına hak kazandığını karar verilmiştir.

    IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Mahkemenin 13.04.2016 tarihli ve 2009/1140 Esas, 2016/298 Karar Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    2. Dairemizce 14.05.2019 tarihli ve 2016/16989 Esas, 2019/4251 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur:
    “…26.02.1981 – 01.02.1986 arası ile 16.01.2004 – 16.12.2008 tarihleri arası İmranlı Vergi Dairesinde vergi, 18.11.981 – 29.07.2004 tarihleri arasında Sivas Şoförler Odası kaydının olduğu ve 10.12.1982 tarihi itibari ile 1479 sayılı Yasa kapsamında tescil edildiği anlaşılan davacının, 18.07.2005 tarihinde yaptığı askerlik borçlanması ile 07.11.1977 – 07.07.1979 tarihleri arasında geçen süreyi borçlanarak, 06.09.2005 tarihinde ilk kez tahsis talebinde bulunduğu, ne varki davalı kurumca oda kaydı üzerinde yapılan incelemelere dayalı olarak bir kısım sigortalılık süresinin geçerli sayılmaması nedeniyle talebi reddolan davacının 30.03.2007 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığı bağlanması için eldeki davayı açtığı, mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın kabulüne dair karar verildiği anlaşılmakta ise de, mahkemece davacının Bağ-Kur sigortalılığının 26.02.1981 tarihinden itibaren geçerli olduğunun tespitine dair verilen kararın eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmıştır.

    Davanın yasal dayanağı olan ve 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24. ve 25. maddelerinde kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler ve tüzel kişilerden limited şirketlerin ortakları zorunlu sigortalı sayılmış iken, anılan maddelerde 2229 sayılı Kanun ile yapılan ve 04.05.1979 günü yürürlüğe giren değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, kendi adına ve hesabına çalışma olgusu sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiş, limited şirket ortakları yanında anonim şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortakları da kapsama alınmıştır. Daha sonra, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla değişik 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinin (1) numaralı bendinin (a) ve (h) fıkralarında, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların zorunlu sigortalı kabul edilebilmesi için, esnaf ve sanatkârlar gibi ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar yönünden vergi kaydı, gelir vergisinden bağışık olanlar yönünden kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı bulunma koşulu getirilmiş; anılan madde 22.03.1985 günü yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla bir kez daha değiştirilip kapsam genişletilerek, gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, bu düzenleme 4956 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar geçerliliğini korumuştur. 4956 sayılı Kanunun 14. maddesiyle değiştirilen hükümle 02.08.2003 gününden itibaren zorunlu sigortalılık kapsamına yalnızca, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar alınmış, gelir vergisinden bağışık tutulanlar yönünden ise esnaf ve sanatkâr sicili ile birlikte aynı zamanda kanunla kurulu meslek kuruluşuna yöntemince kayıtlı bulunma koşulları getirilmiştir.

    Kural olarak, 1479 sayılı Kanunda yapılan bu değişiklikler, değişiklikten önceki madde hükümlerinin öngördüğü koşullara sahip sigortalıların sigortalılıklarını sonlandırıcı etkiye sahip olmayıp, bu kişilerin sigortalılık nitelikleri geçerliliklerini korumaktadır ve anılan düzenlemeler, yürürlük tarihinden itibaren sigortalılık niteliği kazananlar yönünden kayıt ve koşullar içermektedir. Başka bir anlatımla, yeni düzenlemeler, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihlerden sonra ilk kez kayıt ve tescil edilecekler için uygulanmalıdır ki, buna aykırı bir düşünce, yasaca ve hukukça kabulü olanaksız olan kazanılmış hakları ortadan kaldırmak niteliğindedir.

    Önemle vurgulanmalıdır ki; ilgili vergi, kanunla kurulu meslek kuruluşu, esnaf ve sanatkârlar sicil memurluğu kayıtları zorunlu sigortalılığın dayanak belgeleri niteliğinde olup, anılan kayıtlara sahip kişiler yönünden ancak, ‘(diğer) sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalma’ ve ‘herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma’ olgularının birlikte gerçekleşmesi durumunda zorunlu sigortalılık söz konusu olabilir. Belirtilen kayıtların yokluğunda zorunlu sigortalılıktan söz edilemeyeceği gibi, anılan sigortalılık niteliğine sahip olunmadığı döneme/sürelere ait prim borçlarının daha sonraki tarihlerde Kurumca hatalı olarak geriye dönük tahsil edilmesi, ödemeler icra takibi sonucu gerçekleşmediği veya 06.03.1992 günü yürürlüğe giren 3780 sayılı Kanun ile 16.05.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4247 sayılı Kanun hükümleri kapsamında primler yatırılmadığı sürece ilgili yararına usulü kazanılmış hak olgusunu da oluşturmaz.

    5510 sayılı Yasa’ya eklenen Geçici 54. maddesinde ise ‘Mülga 4355 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsaları Kanunu, mülga 5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf Dernekleri Birlikleri Kanunu ve mülga 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanununa göre; esnaf ve sanatkâr siciline veya odasına ya da her ikisine birden kayıtları bulunmakla birlikte üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine, Kuruma kayıt ve tescili yapılmakla birlikte, 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılık süreleri geçersiz sayılarak iptal edilen sigortalılardan 22.03.1985 tarihinden sonraki sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31.12.2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır.
    4’üncü ve 7’nci maddeler ile 2926 sayılı Kanunun 2’nci, 5’inci ve 9’uncu maddelerine göre kayıt ve tescili yapılanların, sigortalılık tescil ve sürelerine esas tarımsal faaliyetleri ile ilgili kurum ve kuruluş üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine sigortalılıkları geçersiz sayılarak iptal edilenlerin, tescillerinin yapıldığı tarihten 31.12.2010 tarihine kadar geçen sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31.12.2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır. Ancak, tevkifat kesintisine binaen geriye dönük yapılan tescillerden, tevkifatın yapıldığı tarihte ziraat odası kaydı bulunmayan, daha sonra geriye dönük tesis edilen kayıtlar geçerli kabul edilmez.
    Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra birinci ve ikinci fıkralar uyarınca hizmet iptali yapılmaz.
    Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından belirlenir.’ düzenlemesine yer verilmiştir.

    Diğer taraftan, 6645 sayılı Kanun gereğince, 5510 sayılı Yasaya eklenen geçici 63’üncü maddenin ‘Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, bu maddenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde ödememeleri veya ilgili kanunları uyarınca yapılandırmamaları hâlinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek bunlara Kurum alacakları arasında yer verilmez.’ Hükmü mevcuttur.

    Eldeki davada ise mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmakta ise de, davacı hakkındaki kayıtlar ve tahsise esas sigortalılık sürelerinin belirlenmesi bakımından, raporun denetime elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, öncelikle davalı kurumca davacı hakkında kabul edilen son sigortalılık süreleri belirlenmeli, davacının HMK’nın 31. maddesi kapsamında beyanı alınarak hangi tarihler arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun tespitini istediği hususu netleştirilmeli, devamında ise, yukarıda anılan yasal düzenlemeler çerçevesinde, tahsise esas olarak hangi tarihler arasında sigortalılık sürelerinin kabul edildiği açık ve net bir şekilde belirlenmeli ve tahsis şartları da bu süreye göre belirlenerek irdeleme yapılmalıdır.

    Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…”

    B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yaşlılık aylığı şartlarının 1479 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacının 1479 sayılı Kanun’un Geçici 10 uncu maddesi dikkate alındığında 20.04.1982 tarihinde başlayan sigortalılık süresi 01.06.2002 tarihi itibariyle 20 yıl 1 ay 11 gündür. Bu süre itibariyle 1479 sayılı Kanun’un Geçici 10 uncu maddesi gereği davacının 25 yıllık prim ödeme süresinin dolmasına 3 yıl altı aydan fazla ve 5 tam yıldan az kaldığı, buna göre 1479 sayılı Kanun’un Geçici 10/2-c bendine göre 25 yıl yani 9000 gün prim ödemesi ve 46 yaş şartını sağladığı takdirde davacı aylık talebinde bulunabileceği, davacının 9579 günlük prim ile gün şartını sağladığı, doğum tarihi 15.03.1957 olan davacı tahsis talep tarihi olan 30.03.2007 itibariyle 46 yaş şartını da sağladığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile davacının Bağ-Kur sigortalılığının 20.04.1982 tarihinden itibaren geçerli olduğunun tespiti ile kurumun 17.09.2007 tarih ve 292374 sayılı tespit işleminin bu yönden kısmen iptaline, davacının 30.03.2007 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile 01.04.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrar ederek Kurum işlemlerinin yerinde olduğu, prim ödemelerinin 1997 yılından başladığı, vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.

    C.Gerekçe
    1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının ve yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali davasıdır.

    2.İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun 24, 25, Geçici 10 ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Geçici 54 üncü maddeleri ilgili hükümlerdir.

    3. Değerlendirme
    1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.