onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık tespiti ve 7326 sayılı yapılandırma yasasından yararlandırılması gerektiği iddiasına dayanmaktadır. Davacı, 12.05.1992 tarihinde başlayan vergi mükellefiyetinin Bağ-Kur sigortalılığı için yeterli olduğunu öne sürerek, sigortalılık başlangıcının bu tarih olarak kabul edilmesini talep etmiştir. Davalı SGK Başkanlığı ise, davacının 04.10.2000 tarihine kadar bildirimde bulunmadığını ve bu nedenle 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma talebinin geçerli olmadığını savunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi, davacının Bağ-Kur sigortalılığının 12.05.1992 tarihinden itibaren tescil edilmesi gerektiğine ve bu döneme ilişkin prim borçlarının 7326 sayılı Kanun’a göre hesaplanması gerektiğine karar vermiştir. Davalı tarafın istinaf başvurusu ise, mahkemece usul ve yasaya uygun bulunarak reddedilmiştir. Temyiz aşamasında, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu belirterek, temyiz talebini onamıştır.

Sonuç olarak, davacının sigortalılık tescilinin 12.05.1992 tarihi itibarıyla yapılması ve prim borçlarının yapılandırılması yönündeki talebi, hukuki dayanaklarıyla birlikte kabul edilmiştir. Bu durum, ilgili mevzuatın doğru bir şekilde uygulanması sonucunu doğurmuştur.

10. Hukuk Dairesi         2024/8029 E.  ,  2024/9687 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/1614 E., 2024/674 K.
    KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum 2. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2021/484 E., 2022/264 K.

    Taraflar arasındaki 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ile 7326 sayılı yapılandırma yasasından yararlandırılması gerektiğinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 12.02.1992 tarihinde başlayan ticari faaliyetten dolayı vergi mükellefi olduğunu ve 01.08.2003 tarihinde Bağ-Kur numarası alarak Kurum kayıtlarına girdiğini, 04.10.2000 tarihli 619 sayılı KHK’nın Geçici 1 inci maddesi ile getirilen 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların her türlü sigortalılık hak ve mükellefiyetlerinin 04.10.2000 tarihinden itibaren başlatılacağı yönündeki hükmün Anayasa Mahkemesince iptal edildikten sonra 02.08.2003 tarihli 4956 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun’a geçici 18 inci maddenin eklendiğini, bu maddenin yürürlük tarihi olan 02.08.2003 tarihine kadar 619 sayılı KHK hükmünün hukuki dayanaktan yoksun kaldığını, ancak davalı Kurumca davacının sigortalılığının 04.10.2000 tarihinden önceye götürülmediğini, Kurumdan sigortalılık başlangıcının 12.05.1992 tarihi olarak tescilini talep ettiğini, bu talebine herhangi bir cevap verilmeden yürürlüğe giren 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma talebini ise 27.09.2021 tarihinde sunduğunu, Kurumca 29.09.2021 tarihli yazı ile sigorta tescil talebinin reddedilerek ödenmesi gereken miktarın hesaplanıp tebliğ edilmediğini, bu işlem nedeniyle davacının 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırma hakkından mahrum bırakıldığını, sigortalılık tescilinin 02.08.2003 tarihinden önce yapılmış olması nedeniyle 04.10.2000 tarihi öncesine dair hizmet iptalinin yasal olmadığını ileri sürerek, Kurum işleminin iptali ile davacının iptal edilen hizmetlerinin ihyası ile sigortalılık başlangıcının 12.05.1992 olarak kabul edilmesi ve birikmiş geçmiş dönem prim borçlarının 7326 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanarak tebliğ edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

    II.CEVAP
    Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 01.08.2003 tarih ve 43267 sayılı Bağ-Kur işe giriş bildirgesine istinaden 04.10.2000 tarihinden itibaren kayıt ve tescilinin yapıldığını, davacının 12.05.1992 tarihinde başlayan vergi mükellefiyet sürelerinin bildirim yükümlülüğünün kendisine ait olmasına rağmen 04.10.2000 tarihine kadar bildirim yapmadığını, 4956 sayılı Kanun’un 47 inci maddesi ile 1479 sayılı Kanun’a eklenen geçici 18 inci maddesi ile getirilen 6 aylık sürede borçlanma talebinde de bulunmadığından 04.10.2000 tarihinden önceki bağımsız çalışmalarına hizmet verilmesine ve bu sürelerin 7326 sayılı Kanun kapsamında ihya edilmesinin yasal olarak mümkün olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

    III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
    Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Kanun ile değiştirilen 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesine göre zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, davacının 12.05.1992 tarihli vergi kaydının bulunması nedeniyle Bağ-Kur sigortalılığının tescil tarihinin 12.05.1992 olarak belirlenmesi gerektiği ve sigortalılık tescilinin yapıldığı 04.10.2000 tarihine kadar ki döneme ilişkin prim borçlanmalarının hesaplanarak davacıya bildirilmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın kabulü ile 1-Davalı Kurumun 29.10.2020 tarih E.36751724-810.99-322305701 sayılı yazısı ile belirtilen, “7326 sayılı Kanun kapsamına giren borcun ve 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık sürelerinin olmadığından borçlanma işlemi yapılamadığı” ve davacının “04.10.2000 tarihinden önceki bağımsız çalışmalarına hizmet verilmesine yasal imkan bulunmadığı” yönündeki Kurum işleminin iptaline,
    2.-Davacının 12.05.1992-03.10.2000 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığının yasal koşullarını taşıdığının ve 12.05.1992-03.10.2000 tarihleri arasındaki döneme ilişkin prim borçlarının 7326 sayılı Kanun’a göre hesaplanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

    IV.İSTİNAF
    A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
    B.İstinaf Sebepleri:
    Davalı SGK Başkanlığı Vekilinin İstinaf Sebepleri
    Davalı SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde 04.10.2000 tarihinden önceki bağımsız çalışmalarına da 4b (Bağ-Kur) kapsamında hizmet verilmesini talep ettiğini, ancak 12.05.1992 tarihinde başlayan vergi mükellefiyet sürelerinin bildirim yükümlülüğünün kendisine ait olmasına rağmen 04.10.2000 tarihine kadar Kuruma bildirim yapılmadığını, 4956 sayılı Kanun’un 47 inci maddesi ile 1479 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 18 inci maddesi ile getirilen 6 aylık sürede borçlanma talebinde de bulunmadığı anlaşıldığından 04.10.2000 tarihinden önceki bağımsız çalışmalarına hizmet verilmesine ve bu sürelerin 7326 sayılı Kanun kapsamında ihya edilmesine yasal olarak imkan bulunmadığını, anılan Kanun’da hiç tescil edilmeyen dönemlerin ihya edilmesi düzenlenmesinin bulunmadığını, davacının Kanunda öngörülen süreler dahilinde borçlanma hakkını kullanabileceğini, sonrasında sigortalılığının tespitine olanak bulunmadığını, Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kaldırılmasını istemiştir.

    C.Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının 01.08.2003 tarihli Bağ-Kur giriş bildirgesinin bulunduğu, Kurumca 04.10.2000 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil olunduğu, davacının 12.05.1992-03.10.2000 tarihleri arasında vergi kaydının bulunması ile Bağ-Kur sigortalılığının geçici 18 inci maddenin yürürlüğünden önce tescil edilmesi nedeniyle 1479 sayılı Kanun’a tabi Bağ-Kur sigortalısı olduğu, davacının mevcut Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin yanı sıra 12.05.1992-03.10.2000 tarihleri arası Bağ-Kur sigortalısı olduğu, Kurum işleminin hatalı olup başvuru tarihinde yürürlükte olan 7326 sayılı Kanun gereği prim alacaklarının belirlenip ödetilmesi gerektiğinin tespitine dair kararın vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı SGK Başkanlığı Vekilinin Temyiz Sebepleri
    Davalı SGK Başkanlığı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.

    C.Gerekçe
    1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık tespiti ile 7326 sayılı yapılandırma Kanunu’ndan yararlandırılması gerektiğine ilişkindir.

    2.İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun’un 24 ve 25 nci maddeleri, geçici 18 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un geçici 8 inci maddesi.
    3.Değerlendirme
    1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

    2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle,
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    08.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.