|
ÖZET: Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 2013/11 sayılı Genelgesi gereği, 18 yaşından önce babasının yanında geçen hizmet sürelerinin sigortalılık kapsamında sayılmamasıyla ilgilidir. Başvuran, bu durumun emeklilik hakkını ihlal ettiğini ve benzer koşullarda çalışan diğer bireylerin sigortalı sayıldığını belirterek, Genelge’nin iptalini talep etmektedir. Kurum, başvuranın babasının iş yerinde çalıştığı sürelerin, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 271. maddesi gereğince geçerli bir hizmet akdi olmaksızın sigortalı sayılmadığını ifade etmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu değerlendirirken, ilgili mevzuat ve önceki yargı kararlarını göz önünde bulundurmuştur. İlgililerin 18 yaşından önceki çalışmalarıyla ilgili olarak, fiili çalışma koşullarının dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmıştır. 2013/11 sayılı Genelge’nin, çocukların sigortalılık haklarını ihlal eden hükümler içerdiği belirtilerek, bu düzenlemenin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, Sosyal Güvenlik Kurumu’na, 18 yaş altındaki bireylerin anne veya babasına ait iş yerlerinde geçen çalışma sürelerinin sigortalılık açısından dikkate alınması için 2013/11 sayılı Genelge’de gerekli değişikliklerin yapılması tavsiye edilmiştir. Bu karar, başvuran ve SGK’ya tebliğ edilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/12044-S.24.18272
BAŞVURU NO : 2024/9699
KARAR TARİHİ : 05.11.2024
TAVSİYE KARARI GİZLİ, TCKN: GİZLİ
Adres: GİZLİ
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın 18 yaşın altında babasının yanında geçen hizmetlerinin sigortalılıktan sayılmamasına yönelik 2013/11 sayılı Genelge hükmünün iptali talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 07.08.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) 2013/11 sayılı Genelge’ye dayanarak 18 yaşın altında babasının yanında çalışmış olduğu sigortalılık sürelerini kanuna aykırı olarak iptal etmek suretiyle emeklilik hakkını ihlal ettiğini, aynı şartlarda başka iş yerlerinde çalışanların ise böyle bir işleme maruz kalmadığını belirterek 2013/11 sayılı Genelge’nin ilgili hükmünün iptal edilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. İşbu başvuruya konu olan 2013/11 sayılı Genelge’nin ilgili hükmünün değiştirilmesi talebiyle yine
Kurumumuza 13/02/2024 tarihinde yapılmış / numaralı başvuruda Kurumumuzun bilgi ve belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri
Genel Müdürlüğünden alınan 19/07/2024 tarih ve E sayılı yazıda
özetle:
2.1. 5510 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun’la mülga hale getirilen 506 sayılı Kanun’daki sigortalı sayılmanın genel hükmünün hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılmak olarak belirlendiği, bununla birlikte hizmet akdinin unsurlarının var olmasının çalışmanın fiili bir çalışma olması gibi diğer kriterlerin de sigortalı sayılma için aranan şartlar olduğu, anne babaya ait iş yerinde 18 yaşından önce geçen çalışmaların geçerliliği hususunun değerlendirilmesinde 2013/11 sayılı Genelge hükümlerinin
dikkate alındığı, buna göre anne babasına ait iş yerinde çalışan 18 yaşından küçük bir çocuğun 5510 sayılı
Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak sigortalı sayılabilmesi için ilk olarak aranan hizmet akdi şartının geçerliliğinin gerekli şartları taşıyan bir hizmet akdinin varlığına bağlı olduğu, 2.2. Öte yandan başvuruya konu edilen tarihte 2013/11 sayılı Genelge ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu yürürlükte olmamakla birlikte o tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 271’inci maddesi uyarınca anne babasına ait iş yerinde çalışan 18 yaşından küçük çocukların yapacakları hizmet akitlerinde vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hâkim tarafından tasdik edilmiş olma şartının aranması gerektiği, 2.3. Bu nedenle başvuranın babasının iş yerinden yapılan sigorta bildirimlerinin 743 sayılı Türk Kanunu
Medenisi’nin 271’inci maddesi uyarınca aranan vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hâkim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi koşulunun yerine getirilmemiş olması nedeniyle sigorta başlangıç tarihi ve sigortalılık hizmet süresinde dikkate alınmadığı, açıklamalarına yer verilmiştir.
3. Buna göre işbu başvuruda ileri sürülen talebin başvuranın 18 yaşının altında babasının yanında çalışarak geçirdiği sürelerin SGK tarafından sigortalılıktan sayılmaması işlemine dayanak olan 2013/11 sayılı
Genelge’nin ilgili hükmünün iptal edilmesinden ibaret olduğu, dolayısıyla Kurumumuza aynı konuda yapılan ve aynı talebi içeren 2024/2393 numaralı başvuruda idarenin yukarıda yer verilen açıklamalarının bahse konu uyuşmazlığın çözümü adına yeterli görüldüğü sonucuna varılmış olup mevcut başvuru özelinde ayrıca bilgi ve belge istenmesine gerek görülmemiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “506, 1479, 5434, 2925, 2926 sayılı kanunlara ilişkin ortak geçiş hükümleri” başlıklı geçici 7’nci maddesinde; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık
/
başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.”, 7. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun; 7.1. “Sigortalı sayılanlar” başlıklı mülga 2’nci maddesinin birinci fıkrasında; “Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar.”, 7.2. “Sigortalılığın başlangıcı ve mecburi oluşu” başlıklı mülga 6’ncı maddesinde; “Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden “Sigortalı” olurlar.
Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar.
Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.
Sözleşmelere, sosyal sigorta yardım ve yükümlerini azaltmak veya başkasına devretmek yolunda hükümler konulamaz.”, 7.3. “Yaşlılık aylığından yararlanma esas ve şartları” başlıklı mülga 60’ıncı maddesinin birinci fıkrasından (G) bendinde; “G) Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce Malullük, Yaşlılık ve
Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir.
Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.”, 8. Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin “Çocukla ana ve baba arasında vaki hukuki tasarruflar” başlıklı 271’inci maddesinde; “Çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın nefine olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak her hangi bir tasarrufta çocuk, borç iltizam etmiş olursa bir kayyımın iştiraki ve hakimin tasdiki lazımdır.”, 9. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun; 9.1. “Umumi kaide ve emrolunan şekillerim şümulü” başlıklı 11’inci maddesinde; “Akdin sıhhati, kanunda sarahat olmadıkça hiç bir şekle tabi değildir.
Kanunun emrettiği şeklin şümul ve tesiri derecesi hakkında başkaca bir hüküm tayin olunmamış ise akit, bu şekle riayet olunmadıkça sahih olmaz.”, 9.2. “Hizmet akdi” başlıklı 314’üncü maddesinde; “Hilafına bir hüküm bulunmadıkça, hizmet akdi hususi bir şekle tabi değildir.
Ezcümle hizmet muayyen bir zaman için kabul edilmiş olur ve işin iktizasına göre o hizmet ancak ücret mukabilinde yapılabilirse, hizmet akdi inikad etmiş sayılır.”, 10. Sosyal Güvenlik Kurumunun 2013/11 sayılı Sigortalılık İşlemleri Hakkında Genelgesi’nin Birinci
Kısmında yer alan “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı Üçüncü Bölümü’nün “1-İşverenin işyerinde ücretsiz çalışan eşi” başlıklı maddesinde; “Bir işverenin işyerinde ücret karşılığı çalışan ve ücretleri
işyeri kayıt ve belgelerine usulüne uygun bir şekilde intikal ettirilen eş sigortalı sayılacak, ancak herhangi bir ücret ödenmeyen eş ise sigortalı sayılmayacaktır.
Kanunda işverenin işyerinde çalışan çocukları, ana, baba ve kardeşleri için herhangi bir istisna hükmü yer almadığından, işverenin hısımları hizmet akdine dayanarak çalıştıkları takdirde sigortaya tâbi tutulacaklardır.
Ancak, baba veya anasına ait işyerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça sigortalı sayılmalarına imkan bulunmamaktadır. Bununla beraber işverenin 18 yaşını bitirmiş veya 18 yaşından evvel evlendiğinden reşit sayılmış çocukları hizmet akdi mevcut ise sigortalı sayılacaklardır.”, hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran özetle; babasının yanında 18 yaşın altında geçen çalışma sürelerine ilişkin sigortalılığının
SGK tarafından kanuna aykırı şekilde geçersiz sayıldığını belirterek söz konusu uygulamaya dayanak olan 2013/11 sayılı Genelge’nin ilgili hükmünün iptalini talep etmektedir.
13. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’ne göre çocuk ile ana/baba arasında yapılacak hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olduğu, hizmet akdinin geçerliliğinin de bu şarta bağlı olduğu, bu şartlar yerine getirilmediğinden 2013/11 sayılı Genelge hükmü uyarınca kişilerin 18 yaşını doldurmadan önce anasına/babasına ait iş yerinde geçen çalışmalarının karşılığında sigortalı sayılmadıkları ifade edilmiştir.
14. Bu çerçevede başvuru konusu somut uyuşmazlığın; ilgililerin 18 yaşı doldurmadan önce anne/babasına ait iş yerinde geçen çalışmalarının ve buna bağlı olarak hizmet akdiyle sigortalılıklarının geçerli sayılıp sayılmayacağı hususunda ortaya çıktığı anlaşılmaktadır.
15. İdarenin uygulaması, daha önce Kurumumuza yapılan benzer nitelikli başvurular üzerine verilen
kararlarda yasal düzenlemeler, yargı kararları ve doktrindeki tartışmalar çerçevesinde incelenmiştir (B. No:
2020/44632, T: 13/11/2020, Tavsiye Kararı; B. No: 2022/1737, T: 25/07/2022, Tavsiye Kararı; B. No:
2023/8754, T: 16/11/2023, Tavsiye Kararı; B. No: 2024/531, T: 30/05/2024, Tavsiye Kararı; B. No:
2024/1600, T: 05/06/2024, Tavsiye Kararı).
16. Anılan kararlarda ilgililerin annesine/babasına ait iş yerinden 18 yaşın altında bildirilen sigortalı sürelerinin, fiili bir çalışma olup olmadığı ortaya konmaksızın salt vasinin iştiraki ve hâkim onayı bulunan
/
bir hizmet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle sigortalı çalışma olarak sayılmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
17. Mevcut başvuruya konu sigortalılık süresinin geçtiği dönemde yürürlükte olan 506 sayılı Kanun’da, hizmet sözleşmesine dayanarak işveren tarafından çalıştıranların işe alındıkları tarihten itibaren sigortalı sayılacağının düzenlenmiştir. Bununla birlikte 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların yaşlılık aylığından yararlanma şartları yönünden ise sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış sayılacağı, ancak 18 yaşından önceki süreler için ödenen primlerinin prim ödeme gün sayılarına dâhil edileceği düzenlenmiştir. Nitekim anılan Kanun’da 18 yaşından önce sigortalı olunamayacağına yönelik olarak doğrudan ve açık bir hüküm bulunmadığından 18 yaşın altındaki kişiler de sigortalı olarak bildirilebilmektedir.
18. Öte yandan 04/02/2011 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren hâlihazırdaki 6098 sayılı
Türk Kanunu’ndan önce ilgililerin anasına/babasına ait iş yerinden sigortalı bildirildiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 11’inci maddesinde; akdin geçerliliğinin kanunda aksi öngörülmedikçe hiçbir şekle bağlı olmadığı, başkaca bir hüküm bulunmadıkça kanunun emrettiği şekle uyulmayan sözleşmelerin geçerli olmadığı, aynı Kanun’un 314’üncü maddesinde ise aksine bir hüküm bulunmadıkça hizmet akdinin özel bir şekle tabi olmadığı düzenlenmiş olsa da 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 271’inci maddesinde çocukla ebeveynler arasında yapılacak herhangi bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olduğunun belirlendiği görülmektedir.
19. Hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi, işverenin de işçiye zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Buna göre, çocukların ebeveynleriyle yapacakları hizmet sözleşmelerinin 818 sayılı Kanun’un 11’inci maddesi gereği 743 sayılı Kanun’un 271’inci maddesinde öngörülen şekle uygun olarak kayyımın katılımı ve hâkim onayı ile yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, 818 sayılı Kanun’un 11’inci maddesinde yer alan genel hüküm uyarınca kanunda öngörülen şekil, kural olarak bir geçerlilik koşuludur.
20. Diğer taraftan, geçerli olarak kurulmuş bir hizmet akdine dayanmasa dahi fiili çalışmanın söz konusu olduğu durumlarda söz konusu çalışmalara binaen doğacak hukuki sonuçların ayrıca ortaya konulması gerekmektedir.
21. Kanunun emredici hükmüne aykırı olması nedeniyle geçerli olmayan hizmet sözleşmesinin sonuçlarına yönelik olarak verilen Yargıtay’ın 18/06/1958 tarih ve E: 20, K: 9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme
Kararı’nda:
“Dördüncü Hukuk Dairesinin kararında işçinin yaşı dolayısıyla işe alınması İş Kanununa dayanan
Nizamname hükümlerince yasak olduğu cihetle işçi sıfatını kazanamayacağı ve bundan dolayı İşçi
Sigortalarından istifade edilemeyeceği kabul edildiği halde Ticaret Dairesinin kararında işe alınma yasağının işçilik sıfatını ve İşçi Sigortaları hükümlerince sigortalı olma durumunu halele uğratmayacağı
esası benimsenmiştir. O halde kararlar arasında açıkça birbirini tutmazlık ve ortada içtihadı birleştirme sebebi vardır.
İş Kanunlarının ve İşçi Sigortaları Kanunlarının kabulündeki ilk gaye, işçinin menfaatlerini korumak olmasına, belki işte çalışması yaşı veya kadın olması itibariyle veya işin ağır işlerden bulunması gibi sebeplerle yasak olan bir kimsenin (velev ki hilesiyle durumunu saklayarak) işçi sıfatını kazanmış olması halinde butlan sebebini taraflardan birisi ileri sürünceye kadar işçi sayılmasının ve işçinin sağladığı hak ve salahiyetlerden ve bu arada sigortalı olma hakkından istifade etmesinin İş Kanunu ve İşçi Sigortaları
Kanunlarının kabul edilmiş gayesine uygun ve bunun aksine olan düşüncenin kanunun gayesine aykırı olacağına ve iş akdinin hükümsüz olmasını gerektiren bir hukuk kaidesinin akdin hükümsüz sayılmasiyle korunmak istenilen kimsenin aleyhine neticeler verecek şekilde tatbikinin kanunun gayesine uygun olarak tefsiri lazım geldiği yollu hukuk kaidesine aykırı düşeceğine ve 255 sayılı tefsir karariyle Türkiye Büyük Millet Meclisi dahi batıl olan iş akdinin muteber bir akit gibi işçi lehine hukuki neticeler doğurması gerekeceğini kabul etmiş olmasına göre Ticaret Dairesinin İçtihadı kanunun ruhuna uygun ve doğrudur.
Netice: Yaşı veya kadın oluşu gibi sebeplerle herhangi bir işte çalışması yasak bulunan işçinin yasağa rağmen çalıştırılmış olması halinde işçi sayılacağına ve bundan dolayı İşçi Sigortaları Kanunlarının işçilere tanıdığı haklardan istifade edeceğine, 18/6/1958 tarihinde birinci toplantıda ittifakla karar verildi. (RG.30.09.1958; S: 10020).” ifadelerine yer verilmiştir.
22. Bununla birlikte, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun yerine yürürlüğe konulan 6098 sayılı Türk
Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmelerinin kurulması hakkındaki 394’üncü maddesinde; benzer nitelikli uyuşmazlıkların temelden çözümüne yönelik olarak, geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracağı hüküm altına alınmış, böylece daha önce de sık sık ortaya çıkan ve yargı içtihatlarıyla çözülen bu meselenin halli için yasal düzenlemeye gidilmiştir.
23. Öğretide de, Borçlar Kanunu’na yeni olarak getirilen ve İş Kanunu kapsamındaki işçilere de uygulanması gereken geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, “hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur” hükmünün hukukumuzda bu esasa uygun olarak sağlanan gelişmeleri yasal bir temele oturttuğu, İş Hukuku alanında, yukarıda yer verilen İçtihadı Birleştirme Kararında, yaş küçüklüğü veya kadın olması nedeniyle herhangi bir işte çalışması yasak bulunan işçinin yasağa karşın çalıştırılması halinde işçi sayılacağı ve işçi sigortaları kanunlarının tanıdığı haklardan yararlanacağının kabul edildiği, öğretide de bu durumlarda sözleşmenin hükümsüz sayılması kuralının uygulanmasının, kanundaki güçsüz olan işçinin korunması amacına aykırı düştüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 255 sayılı tefsir kararındaki, bâtıl (kesin hükümsüz) olan iş sözleşmesinin taraflardan biri bunu ileri sürünceye kadar geçerli bir sözleşme gibi işçi yararına hukuki sonuçlar doğuracağı görüşünün yerinde olduğu sonucuna varıldığı, böylece Yargıtaya göre bu durumlarda hükümsüzlüğün sadece geleceğe yönelik olarak etki doğuracağı, geçmişe etkili olmayacağı, bu kararın iş ilişkisi-iş sözleşmesi ayrımına ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan iş sözleşmesinin hükümsüzlüğüne
/
karşın iş ilişkisinden o ana kadar doğan hakların göz önünde tutulması gerektiği esasına uygun olduğu belirtilmektedir (Sarper Süzek, Yeni Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde İş Akdinin Geçersizliği, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 20 (1), Özel Sayı : 2024/12044-S.24.18272 Prof. Dr. Ali
Rıza Okur’a Armağan, ss. 136-137).
24. Nitekim uyuşmazlık konusuna benzer nitelikte bir uyuşmazlığa ilişkin olarak açılan davada da; anneye/babaya ait iş yerinden yapılan bildirimlerin fiili ve gerçek olmadığı iddia ve ispat edilmeden ilgililer adına yapılan bildirimlerin doğru olduğunun ve bildirim yapılan tarihler arasında iş yerinde fiili olarak çalıştığının başta dönem bordrosunda adı bulunan tanık beyanı olmak üzere tüm dosya kapsamından anlaşılması nedeniyle ayrıca gerek mülga 506 sayılı Kanun’da gerekse 5510 sayılı Kanun’da; Kurum işlemine dayanak gösterilen mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 271’inci maddesine veya halen yürürlükte bulunan Türk Medeni Kanunu’nun 345’inci maddesine yapılmış herhangi bir atıf bulunmadığı gibi anılan madde hükümlerine aykırı davranılması halinde sigortalılık koşullarının oluşamayacağına yönelik herhangi bir düzenlemeye de yer verilmemesi, esasen çocuk yararına konulmuş olan hukuk kurallarının; çocuk aleyhine yorumlanmasının ve böylece vazgeçilmesi, devredilmesi, feragat edilmesi mümkün olmayan ve kişiye sıkı sıkıya bağlı sosyal güvenlik hakkından çocuğun mahrum bırakılmasının hukuk ve adalet ilkeleri ile de bağdaşmaması gerekçeleriyle anneye/babaya ait iş yerinde 18 yaş altında geçen çalışma sürelerinin sigortalılık başlangıç tarihinin tespitinde ve böylece emeklilik işlemlerinde
dikkate alınması gerektiğine yönelik hüküm kurulmuştur (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E: 2023/1400, K:
2023/1658, T: 23/02/2023).
25. Bu kapsamda yukarıda yer verilen ilgili mevzuat, yargı kararları ve öğretideki görüş bir arada değerlendirildiğinde; ilgililerle anne veya babası arasındaki iş akdinin geçersizliğinin ancak tespit tarihinden itibaren etki doğuracağı, geçmişe etkili olmayacağı, iş ilişkisi kurulduysa ve fiili çalışma gerçekleştiyse hizmet akdinin geçersizliğinden bağımsız olarak işçinin çalışması karşılığı olarak o ana kadar ortaya çıkan haklarından yararlanması gerektiği, yani geçersizlik hükmünün geçmişe dönük olarak işçi aleyhine sonuç doğurmayacağı, aksi bir kabulün iş hukukunun ve yasanın işçinin korunması amaçlarıyla örtüşmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda anne veya babasına ait iş yerinde çalışan küçüklerin söz konusu iş yerlerinden yapılan sigortalılık bildirimlerinin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hâkim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça geçerli sayılmayacağına yönelik 2013/11 sayılı Genelge hükmünün hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
26. Nitekim Kurumumuza aynı konuda yapılan başvuruda (B. No: 2024/2393, T: 06/08/2024, Tavsiye
Kararı); 2013/11 sayılı Genelge’de yer alan 18 yaşından küçüklerin annesine/babasına ait iş yerinde geçen çalışmalarının vasisinin iştiraki ile yazılı şekilde yapılmış ve hâkim tarafından onaylanmış bir iş sözleşmesi mevcut olmadıkça geçerli sayılmayacağı hükmünün hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğundan hareketle bu tür uyuşmazlıklarda fiili çalışmanın esas alınmasına yönelik 2013/11 sayılı Genelge’de gerekli değişikliklerin yapılması hususunda Tavsiye Kararı verilmiştir.
/
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 27. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; işbu karara emsal teşkil eden 2024/2393 numaralı başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında Kurumumuzca gönderilen bilgi ve belge isteme yazısı ile anılan başvuruda verilen
Tavsiye Kararı’na süresi içinde cevap verildiğinden idarece “makul sürede karar verme” ve “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davranıldığı tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
28. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; bu Tavsiye Kararı’nın idareye tebliği tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresi içinde Danıştayda yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle; İlgililerin anne veya babasına ait iş yerinden 18 yaşın altında bildirilen sigortalılık sürelerinin geçerli sayılıp sayılmayacağına ilişkin uyuşmazlıklarda fiili çalışmanın esas alınmasına yönelik 2013/11 sayılı Genelge’de değişiklik yapılması hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kanun’un 20’inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine idare tarafından tesis
edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğunun idareye hatırlatılmasına, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi