|
ÖZET: Başvuran, 18 yaşından önce babasına ait işyerinde çalıştığı sürelerin sigortalılık kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) yaptığı başvurunun sonucunda yaşadığı sorunları dile getirmiştir. Başvuru, Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) yasası çerçevesinde emeklilik şartlarının oluşması nedeniyle 6 Mart 2023 tarihinde yapılan tahsis talebi sonrası, 22 Kasım 2023 tarihinde SGK tarafından iptal edilmiştir. İptal gerekçesi, 18 yaşından önceki çalışma sürelerinin sigortalı sayılmaması ve bu nedenle başvuranın emeklilik için gerekli prim gün sayısını kaybetmesidir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın 18 yaşından önceki çalışmasının geçerli bir hizmet akdi olmadan sigortalı sayılmayacağını belirtmiştir. Ancak, başvuranın iddiaları doğrultusunda, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ve 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri incelendiğinde, 18 yaşından önceki çalışma sürelerinin sigortalılık açısından dikkate alınabileceği sonucuna varılmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın 18 yaş altındaki sigortalılık sürelerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ve yersiz ödenen borcun iptal edilmesi gerektiğini tavsiye etmiştir. Sonuç olarak, başvuranın durumu, hukuka ve hakkaniyete uygun bir şekilde yeniden ele alınmalı ve gerekli incelemeler yapılarak sigortalılık sürelerinin geçerliliği belirlenmelidir. Bu bağlamda, Sosyal Güvenlik Kurumu’na tavsiyede bulunulmuş ve kararın uygulanması için gerekli adımların atılması gerektiği vurgulanmıştır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/5225-S.24.8231
BAŞVURU NO : 2023/20279
KARAR TARİHİ : 14.05.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Başvuranın 18 yaşından önce babasına ait işyerinden bildirilen sigorta
BAŞVURUNUN KONUSU :
sürelerinin geçerli kabul edilip edilemeyeceği hk.
BAŞVURU TARİHİ : 13.12.2023
I. BAŞVURANIN İDDİALARI VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza, yapılan başvuruda başvuran: Kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) olarak bilinen yasa kapsamında emeklilik şartlarının oluşması sebebiyle 6.03.2023 tarihinde Uşak Sosyal
Güvenlik İl Müdürlüğüne tahsis talebinde bulunarak 01.04.2023 tarihinden geçerli olacak şekilde tahsis numarası ile 25 yıl sigortalılık süresi ve 5847 prim günü üzerinden emekli aylığı almaya başladığını ancak 22.11.2023 tarihinde Uşak Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün “15.12.1977 doğum tarihine göre 18 yaşını doldurduğu tarihi 15.12.1995 kabul ederek 01.10.1994 yılında işe girişinin,
03.01.1995 tarihli işten ayrılışının yapıldığı 1994/3. Döneme ait 60 günlük süre ile 1995/1. Döneme ait 2
günlük prim günü süresinin iptalini yaparak emeklilik şartlarının oluşmaması sebebiyle aylığının kesilerek ödenen 9 aylık emekli aylığı tutarının (64.033,26 TL) tarafına borç çıkartılarak emekli aylığının yeniden bağlanabilmesi için 5825 güne ihtiyaç olduğu” hususlarının tarafına bildirildiğini, anılan 22.11.2023 tarihli emekli aylığı kesme işleminin 2013/11 Genelge kapsamında: “baba veya anasına ait işyerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasisinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça sigortalı sayılmalarına imkan bulunmamaktadır. Bununla beraber işverenin
18 yaşını bitirmiş veya 18 yaşından evvel evlendiğinden reşit sayılmış çocukları hizmet akdi mevcut ise
sigortalı sayılacaktır” hükmü kapsamında olduğunu, oysa ki kurum uygulamalarında 506 sayılı kanuna tabi
SSK sigortalılık süresinin başlangıcı 01.04.1981 tarihinden sonra ise 18 yaşından önce geçen hizmetleri prim günü olarak dikkate aldığından emeklilik hesabında değerlendirildiğini ayrıca 5510 Sayılı Kanununda sigortalı sayılmayanlar kısmında bahse konu işlemin yer almadığını ve konunun sadece 2013/11 Sayılı
/
Genelgede ifade edildiğini bu bağlamda 18 yaş altındaki çalışma sürelerinin tespit edilerek prim günlerinin hizmet hesabında dikkate alınacağına dair emsal Yargı Kararları kapsamında çalışmasının geçtiği dönem itibariyle 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre prim tahsilini yapılmış ve fiilen çalışmanın gerçekleştiği durumlarda kurumun yapacağı bir denetim/Teftiş neticesinde haklılığının ortaya çıkacağını belirterek Uşak Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 22.11.2023 tarihinde yaptığı emekli aylığı iptal işleminin kaldırılmasını, tarafına çıkarılan borcun (64.033,26 TL) iptal edilmesini, bahsi geçen 1994/3. ve 1995/1.
Dönem hizmetlerimin emeklilik hesabında değerlendirilerek emekli aylığının 01.04.2023 tarihinden geçerli olacak şekilde yeniden bağlanmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 29/12/2023 tarihli ve S. sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal
Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 26.01.2024 tarihli ve E- – – sayılı yazıda ilgili mevzuat hükümlerine yer verilerek özetle; 2.1. 8 Eylül 1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 Sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirildiği
“A) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa sigortalı olarak çalışmaya başlayanların yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için; a) Kadın ise 58, erkek ise 60 yasını doldurmuş olması ve en az 7000 gün veya b) Kadın ise 58, erkek ise 60 yasını doldurmuş olması, 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 4500 gün, Malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları şarttır.” 2.2. 506 sayılı Kanunun “Sigortalı sayılanlar başlıklı” 2 nci maddesinde belirtildiği üzere bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların bu kanuna göre sigortalı sayılacağı, 2.3. 2013/11 sayılı Genelgenin Birinci Kısım “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı üçüncü bölümü gereğince; baba veya anasına ait işyerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça sigortalı sayılmalarına imkan bulunmadığı, bununla beraber işverenin 18 yasını bitirmiş veya 18 yaşından evvel evlendiğinden reşit sayılmış çocuklarının hizmet akdi mevcut ise sigortalı sayılacakları, 2.4. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 269 uncu maddesinde “Velayet altındaki çocuk, ehliyet itibariyle vesayet altındaki kimse gibidir. Vesayet altında bulunan kimsenin idari muamelata iştiraki müstesna olmak üzere vasi marifetiyle temsile mütaallik hükümler, veli hakkında da tatbik olunur.
Bir borç iltizam eden çocuk kendi malından ödemekte mükelleftir. Bu hususta ana ve babanın; çocuğun malları üzerinde haiz oldukları idare ve intifa haklarına bakılmaz.” 2.5. 270 inci maddesinde “Velayet altındaki çocuk, mümeyyiz ise, ana ve babanın rizasiyle aile namına hareket edebilir. Bu takdirde çocuk kendisi mesul olmayıp ana ve baba mallarını idare hususunda kabul ettikleri usule göre ilzam olunur.” 271 inci maddesinde ise; “Çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın nefine olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak her hangi bir tasarrufta çocuk, borç iltizam etmiş olursa bir kayyımın istiraki ve hakimin tasdiki lazımdır.” hükümlerine yer verildiği, 2.6. Ayrıca yürürlükte olan 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 9 uncu maddesinde “Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir.” hükmü ile borç altına girebilme şartının
belirtildiği, 10 uncu maddesinde ise “Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.” hükmü ile fiil ehliyet durumunu, 11 inci maddesinde “Erginlik on sekiz yasın doldurulmasıyla baslar.” hükmü ile ergin sayılma durumunu, 14 üncü maddesinde “Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur.” hükmü ile fiil ehliyeti olmayanları, 15 inci maddesinde
“Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukukî sonuç doğurmaz.” hükmü ve 16 ncı maddenin “Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler.” hükmü ile de yaptıkları işlemlerin hukuki sonuç doğurmayacağı gibi borç altına da giremeyeceklerinin net olarak belirtildiği, 2.7. Aynı Kanunun 335 inci maddesinde “Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz.” hükmü ile çocuğun velayet durumu, 342 nci maddesinde “Ana ve baba, velâyetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler.” hükmü ile ana-babanın durumunu, 345 inci maddesinde ise “Çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır.” hükmü ile çocuk ile ana-baba arasında borçlanma şartının belirtildiği, 2.8. 352 nci maddede “Ana ve baba, velâyetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdürler; kural olarak hesap ve güvence vermezler.” hükmü ile ana-babanın çocuğun malları üzerindeki hak ve yükümlülük durumunun belirtildiği, 2.9. Türk Medeni Kanunun 354 üncü maddesinde ise “Ana ve baba, kusurları sebebiyle velâyetleri kaldırılmadıkça, çocuğun mallarını kullanabilirler.” hükmü ile de ana-babanın çocuğa ait malları kullanabileceğinin net olarak belirtildiği, 2.10. Bu itibarla, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 345 inci maddesinde belirtildiği üzere, çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olması gerektiğinden, adı geçenin babasına ait is yerinde 18 yasından önceki çalışmalarının 5510 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılmaması gerektiği, 2.11. 5510 sayılı Kanunun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesi; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır” hükmünü amir olduğu, buna göre Sosyal güvenlik Kurumu kayıtlarının incelenmesinde; başvuranın babasına ait işyerinde 1994/3 üncü döneminde geçen 60 günlük ve 1995/1 inci döneminde geçen 2 günlük çalışmasının, 2013/11 sayılı Genelgenin yukarıda bahsi geçen hükmü gereği sigortalı sayılmadığından iptal edildiği, başvuranın iptal edilen çalışmaları neticesinden aylığa hak kazanma koşullarından prim ödeme gün sayısı koşulunu kaybettiği anlaşıldığından, tarafına yersiz ödenen aylıkların
5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi gereği borç çıkarıldığının anlaşıldığı,
2.12. Öte yandan başvuranın yeniden tespit edilen işe giriş tarihine göre aylığa hak kazanma koşulları 25 yıl sigortalılık süresi ve 5825 prim ödeme gün sayısı olarak belirlenmiş, prim ödeme gün sayısı koşulunu
kaybettiğinden adı geçenin aylığı iptal edilmiştir. Askerlik borçlanmasıyla prim ödeme gün koşulunu yerine getirmesi üzerine de tarafına 1.12.2023 tarihinden itibaren tekrar aylık bağlandığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “506, 1479, 5434, 2925, 2926 sayılı kanunlara ilişkin ortak geçiş hükümleri” başlıklı geçici 7 nci maddesinde; “ Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve
5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara
tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.” 6. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun; 6.1. “Sigortalı sayılanlar” başlıklı mülga 2 nci maddesinde (Değişik madde: 11/05/1976 – 1992/1 md.); “Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar.” 6.2. “Sigortalılığın başlangıcı ve mecburi oluşu” başlıklı mülga 6 ncı maddesinde; “Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden “Sigortalı” olurlar. Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez” 6.3. “Yaşlılık aylığından yararlanma esas ve şartları” başlıklı mülga 60 ıncı maddesinde; …
g) “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki
/
süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.
…” 6.4. Geçici 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (B) ve (C) bentlerinde; …
f) Sigortalılık süresi 13 (dahil) yıldan fazla, 14 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 45 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 15 yıl 6 ay (dahil) dan fazla, 17 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 49 yaşını doldurmaları ve en az 5300 gün, …
o) Sigortalılık süresi 4 (dahil) yıldan fazla, 5 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 54 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 2 yıl 8 ay 15 (dahil) günden fazla, 3 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 58 yaşını doldurmaları ve en az 5975 gün, …
Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.
C) (Değişik bend: 23.05.2002 – 4759 S.K/Madde 3)
a) 23/05/2002 tarihinde 15 yıllık sigortalılık süresini kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş ve 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunanlara istekleri halinde yaşlılık aylığı bağlanır.
b) 23/05/2002 tarihinde (a) bendinde öngörülen şartları yerine getiremeyenlerden bu şartları; …
be) 24/05/2014 tarihinden sonra yerine getiren erkekler 60 yaşını doldurmuş olmaları, Şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.” 7. Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin “Çocukla ana ve baba arasında vakı hukuki tasarruflar” başlıklı 271 inci maddesinde; “Çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın nefine olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak her hangi bir tasarrufta çocuk, borç iltizam etmiş olursa bir kayyımın iştiraki ve hakimin tasdiki lazımdır.” 8. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Hizmet akdi” başlığı altındaki 314 üncü maddesinde; /
“ Hilafına bir hüküm bulunmadıkça, hizmet akdi hususi bir şekle tabi değildir.
Ezcümle hizmet muayyen bir zaman için kabul edilmiş olur ve işin iktizasına göre o hizmet ancak ücret mukabilinde yapılabilirse, hizmet akdi inikad etmiş sayılır.” 9. Sosyal Güvenlik Kurumunun 2013/11 sayılı Genelgesi’nin “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı kısmında; “Ancak, baba veya anasına ait işyerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça sigortalı sayılmalarına imkan bulunmamaktadır. Bununla beraber işverenin 18 yaşını bitirmiş veya 18 yaşından evvel evlendiğinden reşit sayılmış çocukları hizmet akdi mevcut ise sigortalı sayılacaklardır.” hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
10. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan
“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuranın özetle; 18 yaşından önce babasına ait işyerinde geçen çalışmalarının sigortalılık kapsamında sayılması ve emeklilik şartlarının bu tarihe göre belirlenerek emekli aylığı bağlanmasına yönelik işlemin idarece geri alınarak tarafına ödenen maaş tutarının yersiz ödeme kapsamında borç çıkarılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ifade etmektedir.
12. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’ne göre çocuk ile ana baba arasında yapılacak hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olduğu, hizmet akdinin geçerliliğinin de bu şarta bağlı olduğu, bu şartlar yerine getirilmediğinden bahse konu sürelerde geçen çalışmaları karşılığı sigortalı sayılmadığı gerekçesiyle, başvuranın 18 yaşından önce babasının iş yerinde geçen çalışmalarının hizmetinden sayılmadığından bahisle babasına ait işyerinde 1994/3 üncü döneminde geçen 60 günlük ve 1995/1 inci döneminde geçen 2 günlük çalışmasının, sigortalı sayılmadığından iptal edildiği, başvuranın aylığa hak kazanma koşullarından prim ödeme gün sayısı koşulunu kaybettiği anlaşıldığından, tarafına yersiz ödenen aylıkların 5510 sayılı
Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi gereği borç çıkarıldığı ifade edilmektedir.
13. Bu çerçevede başvuruya konu uyuşmazlığın, başvuranın 18 yaşını doldurmadan önce babasına ait işyerinde geçen çalışmalarının ve buna bağlı olarak hizmet akdiyle sigortalılığının geçerli sayılıp sayılmayacağı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
14. İdarenin uygulaması, daha önce Kurumumuza yapılan benzer nitelikli başvurular üzerine verilen kararlarda yasal düzenlemeler, yargı kararları ve doktrindeki tartışmalar çerçevesinde incelenmiştir (2022/1737 Başvuru No’lu 25/7/2022 tarihli Tavsiye Kararı, 2020/44632 Başvuru No’lu ve 13/11/2020 tarihli Tavsiye Kararı). Anılan kararlarda başvuranın babasına ait işyerinden 18 yaşın altında bildirilen sigortalı sürelerinin, fiili bir çalışma olup olmadığı ortaya konmaksızın, salt vasinin iştiraki ve hâkim onayı bulunan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle sigortalı çalışma olarak sayılmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
15. Mevcut başvuruya konu sigortalılık süresinin geçtiği dönemde yürürlükte olan 506 sayılı Kanun’da, hizmet sözleşmesine dayanarak işveren tarafından çalıştıranların işe alındıkları tarihten itibaren sigortalı sayılacağı düzenlenmiştir. Bununla birlikte 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların yaşlılık aylığından yararlanma şartları yönünden ise; sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış sayılacağı ancak 18 yaşından önceki süreler için ödenen primlerinin, prim ödeme gün sayılarına dâhil edileceği düzenlenmiştir. Nitekim Kanun’da 18 yaşından önce sigortalı olunamayacağına yönelik olarak doğrudan ve açık bir hüküm bulunmadığından 18 yaşın altındaki kişiler de sigortalı olarak bildirilebilmektedir.
16. Öte yandan, başvuranın babasına ait işyerinden sigortalı bildirildiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı
Borçlar Kanunu’nun 11 inci maddesinde akdin geçerliliğinin kanunda aksi öngörülmedikçe hiç bir şekle bağlı olmadığı, başkaca bir hüküm bulunmadıkça kanunun emrettiği şekle uyulmayan sözleşmelerin geçerli olmadığı, 314. maddesinde ise aksine bir hüküm bulunmadıkça hizmet akdinin özel bir şekle tabi olmadığı düzenlenmiş olsa da 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 271. maddesinde çocukla ebeveynler arasında yapılacak herhangi bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olduğunun belirlendiği görülmektedir.
17. Hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi, işverenin de işçiye zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Buna göre, çocukların ebeveynleriyle yapacakları hizmet sözleşmelerinin 818 sayılı Kanun’un 11. maddesi gereği 743 sayılı Kanun’un 271. maddesinde öngörülen şekle uygun olarak kayyımın katılımı ve hâkim onayı ile yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, 818 sayılı Kanun’un 11. maddesinde yer alan genel hüküm uyarınca kanunda öngörülen şekil, kural olarak bir geçerlilik koşuludur.
18. Somut olayda, 18 yaşından küçük iken babasına ait işyerinde sigortalı olarak bildirilen başvuranın hizmet akdinin kanunun emredici hükmüne uygun olarak kayyım katılımı ve hâkim onayı ile yapılmadığı, dolayısıyla kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Kanunun emredici hükümlerine aykırı sözleşmeler ise kesin olarak hükümsüzdür.
19. Diğer taraftan, geçerli olarak kurulmuş bir hizmet akdine dayanmasa dahi fiili çalışmanın söz konusu olduğu durumlarda söz konusu çalışmalara binaen doğacak hukuki sonuçların ayrıca ortaya konulması gerekmektedir.
/
20. Kanunun emredici hükmüne aykırı olması nedeniyle geçerli olmayan hizmet sözleşmesinin sonuçlarına yönelik olarak verilen Yargıtay’ın 18/6/1958 tarihli ve E:20, K:9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme
Kararında; “Dördüncü Hukuk Dairesinin kararında işçinin yaşı dolayısıyla işe alınması İş Kanununa dayanan
Nizamname hükümlerince yasak olduğu cihetle işçi sıfatını kazanamayacağı ve bundan dolayı İşçi
Sigortalarından istifade edilemeyeceği kabul edildiği halde Ticaret Dairesinin kararında işe alınma yasağının işçilik sıfatını ve İşçi Sigortaları hükümlerince sigortalı olma durumunu halele uğratmayacağı esası benimsenmiştir. O halde kararlar arasında açıkça birbirini tutmazlık ve ortada içtihadı birleştirme sebebi vardır.
İş Kanunlarının ve İşçi Sigortaları Kanunlarının kabulündeki ilk gaye, işçinin menfaatlerini korumak olmasına, belki işte çalışması yaşı veya kadın olması itibariyle veya işin ağır işlerden bulunması gibi sebeplerle yasak olan bir kimsenin (velev ki hilesiyle durumunu saklayarak) işçi sıfatını kazanmış olması halinde butlan sebebini taraflardan birisi ileri sürünceye kadar işçi sayılmasının ve işçinin sağladığı hak ve salahiyetlerden ve bu arada sigortalı olma hakkından istifade etmesinin İş Kanunu ve İşçi Sigortaları
Kanunlarının kabul edilmiş gayesine uygun ve bunun aksine olan düşüncenin kanunun gayesine aykırı olacağına ve iş akdinin hükümsüz olmasını gerektiren bir hukuk kaidesinin akdin hükümsüz sayılmasiyle korunmak istenilen kimsenin aleyhine neticeler verecek şekilde tatbikinin kanunun gayesine uygun olarak tefsiri lazım geldiği yollu hukuk kaidesine aykırı düşeceğine ve 255 sayılı tefsir karariyle Türkiye Büyük Millet Meclisi dahi batıl olan iş akdinin muteber bir akit gibi işçi lehine hukuki neticeler doğurması gerekeceğini kabul etmiş olmasına göre Ticaret Dairesinin İçtihadı kanunun ruhuna uygun ve doğrudur.
Netice: Yaşı veya kadın oluşu gibi sebeplerle herhangi bir işte çalışması yasak bulunan işçinin yasağa rağmen çalıştırılmış olması halinde işçi sayılacağına ve bundan dolayı İşçi Sigortaları Kanunlarının işçilere tanıdığı haklardan istifade edeceğine, 18/6/1958 tarihinde birinci toplantıda ittifakla karar verildi. (RG.30.09.1958; S: 10020).” ifadelerine yer verilmiştir.
21. Bununla birlikte, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun yerine yürürlüğe konan 11/1/2011 tarihli ve
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmelerinin kurulması hakkındaki 394. maddesinde,
benzer nitelikli uyuşmazlıkların temelden çözümüne yönelik olarak, geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracağı hüküm altına alınmış böylece, daha önce de sık sık ortaya çıkan ve yargı içtihatlarıyla çözülen bu meselenin halli için yasal düzenlemeye gidilmiştir.
22. Nitekim öğretide de, Borçlar Kanunu’na yeni olarak getirilen ve İş Kanunu kapsamındaki işçilere de uygulanması gereken geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, “hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur” hükmünün hukukumuzda bu esasa uygun olarak sağlanan gelişmeleri yasal bir temele oturttuğu, İş Hukuku alanında, yukarıda yer verilen İçtihadı Birleştirme Kararında, yaş küçüklüğü veya kadın olması nedeniyle herhangi bir işte çalışması yasak bulunan işçinin yasağa karşın çalıştırılması halinde işçi sayılacağı ve işçi sigortaları kanunlarının tanıdığı haklardan yararlanacağının kabul edildiği, öğretide de, bu durumlarda sözleşmenin
hükümsüz sayılması kuralının uygulanmasının, kanundaki güçsüz olan işçinin korunması amacına aykırı düştüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 255 sayılı tefsir kararındaki, bâtıl (kesin hükümsüz) olan iş sözleşmesinin taraflardan biri bunu ileri sürünceye kadar geçerli bir sözleşme gibi işçi yararına hukukî sonuçlar doğuracağı görüşünün yerinde olduğu sonucuna varıldığı, böylece, Yargıtay’a göre, bu durumlarda hükümsüzlüğün sadece geleceğe yönelik olarak etki doğuracağı, geçmişe etkili olmayacağı, bu kararın iş ilişkisi-iş sözleşmesi ayırımına ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan, iş sözleşmesinin hükümsüzlüğüne karşın iş ilişkisinden o ana kadar doğan hakların göz önünde tutulması gerektiği esasına uygun olduğu belirtilmektedir (SÜZEK, S, Yeni Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde İş akdinin
Geçersizliği, T.C. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi Özel Sayı, Prof. Dr.
Ali Rıza Okur’a Armağan, İstanbul 2014, Cilt: 20, Sayı : 2024/5225-S.24.8231 1 s.136-137).
23. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat, yargı kararları ve öğretideki görüş bir arada değerlendirildiğinde; başvuranla babası arasındaki iş akdinin geçersizliğinin ancak tespit tarihinden itibaren etki doğuracağı, geçmişe etkili olmayacağı, iş ilişkisi kurulduysa ve fiili çalışma gerçekleştiyse hizmet akdinin geçersizliğinden bağımsız olarak işçinin çalışması karşılığı olarak o ana kadar ortaya çıkan haklarından yararlanması gerektiği, yani geçersizlik hükmünün geçmişe dönük olarak işçi aleyhine sonuç doğurmayacağı, aksi bir kabulün iş hukukunun ve kanunun işçinin korunması amaçlarıyla örtüşmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda başvuran adına babasına ait işyerinden 18 yaşın altında bildirilen sigortalılık sürelerinin, fiili bir çalışma olup olmadığı ortaya konmaksızın, salt vasinin iştiraki ve hâkim onayı bulunan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle sigortalı çalışma olarak sayılmayıp başvuranın emeklilik hesabında değerlendirilmemesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; ilgili idarenin hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
25. 6328 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Uşak İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE, Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Başvuranın babasına ait işyerinden 18 yaş altında bildirilen sigortalı sürelerinin geçerliliğinin ve bu kapsamda tarafına çıkarılan yersiz ödemeye ilişkin borcun, söz konusu bildirimin fiili çalışmaya dayanıp
/
dayanmadığına yönelik yapılacak inceleme/araştırma/tespit üzerine ulaşılan sonuç çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal
Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TEBLİĞİNE, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi