|
ÖZET: Başvuran, 28 Nisan 2022 tarihinde yaptığı emeklilik talebinin reddedilmesi üzerine Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuruda bulunmuştur. Reddedilme gerekçesi, başvuranın 1 Şubat 1986 tarihinde babasına ait iş yerinde 18 yaşından küçük olarak çalıştığı sürelerin sigortalılık kapsamına alınmaması olmuştur. Başvuran, bu durumun hukuka aykırı olduğunu ve 18 yaş altındaki sigortalılık için yasal bir sınırlama bulunmadığını savunarak, bu sürelerin kabul edilmesini ve emekli aylığının bağlanmasını talep etmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın 18 yaşından önceki çalışmasının geçerli sayılmadığını, çünkü bu tür bir hizmet akdinin yasal olarak kayyım onayı ve hâkim iznine tabi olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, başvuranın 1986 tarihli sigortalılık başlangıç talebi kabul edilmemiştir. Kurum, başvuranın 4 Şubat 1999 tarihini emeklilik başlangıç tarihi olarak belirlemiş ve bu tarihe göre emeklilik şartlarının sağlanmadığını ifade etmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın babasıyla olan iş akdinin geçerliliğinin yeniden incelenmesini ve 18 yaş altında bildirilen sigortalılık sürelerinin fiili çalışmaya dayanıp dayanmadığını araştırarak değerlendirilmesini önermiştir. Bu öneri, başvuranın haklarının korunması ve hukukun üstünlüğü açısından önem taşımaktadır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/3819-S.23.6335
BAŞVURU NO : 2022/15986
KARAR TARİHİ : 27/03/2023
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Emeklilik işlemleri hakkındadır.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 01/11/2022
I. BAŞVURANIN İDDİALARI VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle; 28/4/2022 tarihli tahsis talebinin reddedildiğini, 1/2/1986 tarihinde başlayan ve
Sosyal Sigortalar Kurumuna tabi olarak babasına ait işletmede geçen sigortalılık sürelerinin 18 yaş altında olduğu gerekçesiyle kabul edilmediğini oysa çalışmalarının geçtiği dönemdeki yasal düzenlemelere bakıldığında 18 yaşından küçüklerle ilgili sigortalılık bakımından sınırlamanın bulunmadığını, bu nedenle 2013/11 sayılı Genelge ile yasal hakkın sınırlandırılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek babasına ait işletmede 18 yaş altında geçen çalışmalarına ilişkin sigortalılığının kabul edilmesini, 28/4/2022 tarihli talebine istinaden emekli aylığının bağlanmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 13/12/2022 tarihli ve sayılı yazıda ilgili mevzuat hükümlerine yer verilerek özetle; 2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Hakkında Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayıldığı, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre de bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayıldığı, 2.2. Öte yandan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 345. maddesinde, çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı tutulduğu, diğer taraftan Türk Hukukunda kişilerin fiil ehliyetine sahip olabilmesinin şartlarının, mümeyyiz olmak (temyiz kudretine sahip olmak), reşit olmak, mahcur (kısıtlı) olmamak olduğu, fiil ehliyetinin bir kimsenin kendi fiil ve hareketleriyle, kendi isteği ile hak kazanması, bu hakları değiştirmesi, ortadan kaldırması, borç altına
girmesi, onları değiştirmesi veya ortadan kaldırması yeteneğini ifade ettiği, buna göre mülga 743 sayılı
Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Kanun’da fiil ehliyeti konusunda paralel hükümlerin bulunduğu, bu bağlamda 15 yaşını doldurmayanların küçük kabul edilip kendi fiilleriyle hak edinip borç altına giremeyecekleri, kural olarak kısıtlı olmayan ve temyiz kudreti bulunup 18 yaşını dolduranların tam fiil ehliyetine sahip olacağı ancak bu iki yaş dilimi arasında küçüğün evlenmesi veya kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınması durumunda hak ve yükümlülük edinebileceği, 2.3. Öte yandan Türk Borçlar Kanunu’na göre, fiil ehliyetine sahip olmayan bir kimsenin yaptığı sözleşmenin yaptırımının butlan (kesin hükümsüzlük) olduğu, bu itibarla, 4721 sayılı Kanun’un 345.
maddesinde belirtildiği üzere, çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olması gerektiğinden, 18 yaşından küçük çocuğun bu unsurlar olmadan babasının yanında hizmet akdi ile çalışmasının mümkün bulunmadığı, dolayısıyla başvuranın babası ile arasında hizmet akdi bulunmadığından, 506 sayılı Kanun ya da 5510 sayılı Kanun’un 4.
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılamayacağından 1/2/1986 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi sayılmasına ilişkin talebin yerine getirilemeyeceği, 2.4. Bu bağlamda, başvuranın sicil numaralı işyerinde 1/2/1986 tarihinde başlayan ve 30/7/1988 tarihine kadar 506 sayılı Kanun’a tabi olarak geçen sigortalılık sürelerinin, başvuranın belirtilen tarihte 18 yaş altında olması gerekçesiyle sigortalılık başlangıç tarihinin ve hizmet sürelerinin hesabında dikkate alınamadığı, başvuranın 130 günlük askerlik borçlanma süreleri dikkate alındığında, 1479 sayılı
Kanun kapsamında sigortalılığının başladığı 14/6/1999 tarihinden önceki 130 günlük sürenin başlangıç tarihi olan 4/2/1999 tarihinin emekliliğe esas sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edildiği, 2.5. 4/2/1999 tarihli sigorta başlangıcına göre başvurana yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için: 506 sayılı
Kanun’un geçici 81. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendine göre; 25 yıl sigortalılık süresi, 58 yaş ve
5975 prim ödeme gün sayısı veya yine 506 sayılı Kanun’un geçici 81. maddesinin birinci fıkrasının (C)
bendine göre; 15 yıl sigortalılık süresi, 60 yaş ve 3600 prim ödeme gün sayısı, koşullarından birinin sağlanması gerektiği, ancak başvuranın 28/4/2022 tarihli tahsis talebi itibarıyla; 24 yıl 2 ay 23 gün sigortalılık süresi ve 5136 prim ödeme gün sayısının olduğu ve 51 yaşını doldurduğu, dolayısıyla 506 sayılı
Kanun’un geçici 81. maddesinin birinci fıkrasının gerek (B), gerekse (C) bendine göre yaşlılık aylığına hak kazanamadığı ve bu sebeple söz konusu talebinin reddedildiği, 2.6. Diğer taraftan, başvuranın 18 yaş altında babasına ait iş yerinde geçen hizmetlerinin geçerli sayılması halinde, bu kez yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarının 1/2/1986 tarihine göre belirlenmesi gerektiği, bu tarihe göre aylığa hak kazanma koşullarının; 506 sayılı Kanun’un geçici 81. maddesinin (B)
bendine göre; 25 yıl sigortalılık süresi, 49 yaş ve 5300 prim ödeme gün sayısı veya 506 sayılı Kanun’un geçici 81. maddesinin (C) bendine göre; 15 yıl sigortalılık süresi, 60 yaş ve 3600 prim ödeme gün sayısı şeklinde olduğu, buna göre söz konusu hizmetlerin geçerli sayılması halinde, 28/4/2022 tarihli tahsis talebi itibarıyla; 36 yıl sigortalılık süresi ve 5471 prim ödeme gün sayısına sahip olacak başvuranın 49 yaş koşulunu da sağlamış olduğundan yaşlılık aylığı bağlanabileceği açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri
ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “506, 1479, 5434, 2925,
2926 sayılı kanunlara ilişkin ortak geçiş hükümleri” başlıklı geçici 7. maddesinde;
“ Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve
5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara
tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.” 6. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun; 6.1. “Sigortalı sayılanlar” başlıklı mülga 2. maddesinde (Değişik madde: 11/05/1976 – 1992/1 md.); “Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar.” 6.2. “Sigortalılığın başlangıcı ve mecburi oluşu” başlıklı mülga 6. maddesinde; “Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden “Sigortalı” olurlar. Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez” 6.3. “Yaşlılık aylığından yararlanma esas ve şartları” başlıklı mülga 60. maddesinde; …
g) “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.
…” 6.4. Geçici 81. maddesinin birinci fıkrasının (B) ve (C) bentlerinde; …
f) Sigortalılık süresi 13 (dahil) yıldan fazla, 14 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 45 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 15 yıl 6 ay (dahil) dan fazla, 17 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 49 yaşını doldurmaları ve en az 5300 gün, …
o) Sigortalılık süresi 4 (dahil) yıldan fazla, 5 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 54 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 2 yıl 8 ay 15 (dahil) günden fazla, 3 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 58 yaşını doldurmaları ve en az 5975 gün, …
Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.
C) (Değişik bend: 23.05.2002 – 4759 S.K/Madde 3)
a) 23/05/2002 tarihinde 15 yıllık sigortalılık süresini kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş ve 3600 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunanlara istekleri halinde yaşlılık aylığı bağlanır.
b) 23/05/2002 tarihinde (a) bendinde öngörülen şartları yerine getiremeyenlerden bu şartları;
…
be) 24/05/2014 tarihinden sonra yerine getiren erkekler 60 yaşını doldurmuş olmaları,
Şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.” 7. Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin “Çocukla ana ve baba arasında vakı hukuki tasarruflar” başlıklı 271. maddesinde; “Çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın nefine olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak her hangi bir tasarrufta çocuk, borç iltizam etmiş olursa bir kayyımın iştiraki ve hakimin tasdiki lazımdır.” 8. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Hizmet akdi” başlığı altındaki 314. maddesinde; “ Hilafına bir hüküm bulunmadıkça, hizmet akdi hususi bir şekle tabi değildir.
Ezcümle hizmet muayyen bir zaman için kabul edilmiş olur ve işin iktizasına göre o hizmet ancak ücret mukabilinde yapılabilirse, hizmet akdi inikad etmiş sayılır.” 9. Sosyal Güvenlik Kurumunun 2013/11 sayılı Genelgesi’nin “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı kısmında;
“Ancak, baba veya anasına ait işyerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça sigortalı sayılmalarına imkan bulunmamaktadır. Bununla beraber işverenin 18 yaşını bitirmiş veya 18 yaşından evvel evlendiğinden reşit sayılmış çocukları hizmet akdi mevcut ise sigortalı sayılacaklardır.”
Hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran tarafından özetle; 18 yaşından önce babasına ait işyerinde geçen çalışmalarının sigortalılık kapsamında sayılmaması nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanması talebinin reddedildiği belirtilerek söz konusu çalışmanın sigortalılıktan sayılması ve tahsis talebinin kabulü talep edilmektedir.
12. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; başvuranın 18 yaşını doldurmadan önce babasına ait işyerinden sigortalı olarak bildirildiği, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’ne göre çocuk ile ana baba arasında yapılacak hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olduğu, hizmet akdinin geçerliliğinin de bu şarta bağlı olduğu, bu şartlar yerine getirilmediğinden bahse konu sürelerde geçen çalışmaları karşılığı sigortalı sayılmadığı, bu çerçevede başvuranın askerlik borçlanması ile birlikte tespit olunan 4/2/1999 tarihinin emekliliğe esas sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edildiği, bu doğrultuda başvuranın tahsis talep tarihinde emeklilik şartlarını taşımadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiği ifade edilmiştir.
13. Bu çerçevede başvuruya konu uyuşmazlığın, başvuranın 18 yaşını doldurmadan önce babasına ait işyerinde geçen çalışmalarının ve buna bağlı olarak hizmet akdiyle sigortalılığının geçerli sayılıp sayılmayacağı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
14. İdarenin uygulaması, daha önce Kurumumuza yapılan benzer nitelikli başvurular üzerine verilen kararlarda yasal düzenlemeler, yargı kararları ve doktrindeki tartışmalar çerçevesinde incelenmiştir (2022/1737 Başvuru No’lu 25/7/2022 tarihli Tavsiye Kararı, 2020/44632 Başvuru No’lu ve 13/11/2020 tarihli Tavsiye Kararı). Anılan kararlarda başvuranın babasına ait işyerinden 18 yaşın altında bildirilen sigortalı sürelerinin, fiili bir çalışma olup olmadığı ortaya konmaksızın, salt vasinin iştiraki ve hâkim onayı bulunan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle sigortalı çalışma olarak sayılmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
15. Mevcut başvuruya konu sigortalılık süresinin geçtiği dönemde yürülükte olan 506 sayılı Kanun’da, hizmet sözleşmesine dayanarak işveren tarafından çalıştıranların işe alındıkları tarihten itibaren sigortalı sayılacağının düzenlenmiştir. Bununla birlikte 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların yaşlılık aylığından yararlanma şartları yönünden ise; sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış sayılacağı ancak 18 yaşından önceki süreler için ödenen primlerinin, prim ödeme gün sayılarına dâhil edileceği düzenlenmiştir. Nitekim Kanun’da 18 yaşından önce sigortalı olunamayacağına yönelik olarak doğrudan ve açık bir hüküm bulunmadığından 18 yaşın altındaki kişiler de sigortalı olarak bildirilebilmektedir.
16. Öte yandan, başvuranın babasına ait işyerinden sigortalı bildirildiği tarihte yürülükte olan 818 sayılı
Borçlar Kanunu’nun 11. maddesinde akdin geçerliliğinin kanunda aksi öngörülmedikçe hiç bir şekle bağlı olmadığı, başkaca bir hüküm bulunmadıkça kanunun emrettiği şekle uyulmayan sözleşmelerin geçerli olmadığı, 314. maddesinde ise aksine bir hüküm bulunmadıkça hizmet akdinin özel bir şekle tabi olmadığı düzenlenmiş olsa da 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 271. maddesinde çocukla ebeveynler arasında yapılacak herhangi bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olduğunun belirlendiği görülmektedir.
17. Hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi, işverenin de işçiye zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Buna göre, çocukların ebeveynleriyle yapacakları hizmet sözleşmelerinin 818 sayılı Kanun’un 11. maddesi gereği 743 sayılı Kanun’un 271. maddesinde öngörülen şekle uygun olarak kayyımın katılımı ve hâkim onayı ile yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, 818 sayılı Kanun’un 11. maddesinde yer alan genel hüküm uyarınca kanunda öngörülen şekil, kural olarak bir geçerlilik koşuludur.
18. Somut olayda, 18 yaşından küçük iken babasına ait işyerinde sigortalı olarak bildirilen başvuranın hizmet akdinin kanunun emredici hükmüne uygun olarak kayyım katılımı ve hâkim onayı ile yapılmadığı, dolayısıyla kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Kanunun emredici hükümlerine aykırı sözleşmeler ise kesin olarak hükümsüzdür.
19. Diğer taraftan, geçerli olarak kurulmuş bir hizmet akdine dayanmasa dahi fiili çalışmanın söz konusu olduğu durumlarda söz konusu çalışmalara binaen doğacak hukuki sonuçların ayrıca ortaya konulması gerekmektedir.
20. Kanunun emredici hükmüne aykırı olması nedeniyle geçerli olmayan hizmet sözleşmesinin sonuçlarına yönelik olarak verilen Yargıtay’ın 18/6/1958 tarihli ve E:20, K:9 sayılı Yargıtay İçtihadı
Birleştirme Kararında; “Dördüncü Hukuk Dairesinin kararında işçinin yaşı dolayısıyla işe alınması İş Kanununa dayanan
Nizamname hükümlerince yasak olduğu cihetle işçi sıfatını kazanamayacağı ve bundan dolayı İşçi
Sigortalarından istifade edilemeyeceği kabul edildiği halde Ticaret Dairesinin kararında işe alınma
yasağının işçilik sıfatını ve İşçi Sigortaları hükümlerince sigortalı olma durumunu halele uğratmayacağı esası benimsenmiştir. O halde kararlar arasında açıkça birbirini tutmazlık ve ortada içtihadı birleştirme sebebi vardır.
İş Kanunlarının ve İşçi Sigortaları Kanunlarının kabulündeki ilk gaye, işçinin menfaatlerini korumak olmasına, belki işte çalışması yaşı veya kadın olması itibariyle veya işin ağır işlerden bulunması gibi sebeplerle yasak olan bir kimsenin (velev ki hilesiyle durumunu saklayarak) işçi sıfatını kazanmış olması halinde butlan sebebini taraflardan birisi ileri sürünceye kadar işçi sayılmasının ve işçinin sağladığı hak ve salahiyetlerden ve bu arada sigortalı olma hakkından istifade etmesinin İş Kanunu ve İşçi Sigortaları
Kanunlarının kabul edilmiş gayesine uygun ve bunun aksine olan düşüncenin kanunun gayesine aykırı olacağına ve iş akdinin hükümsüz olmasını gerektiren bir hukuk kaidesinin akdin hükümsüz sayılmasiyle korunmak istenilen kimsenin aleyhine neticeler verecek şekilde tatbikinin kanunun gayesine uygun olarak tefsiri lazım geldiği yollu hukuk kaidesine aykırı düşeceğine ve 255 sayılı tefsir karariyle Türkiye Büyük Millet Meclisi dahi batıl olan iş akdinin muteber bir akit gibi işçi lehine hukuki neticeler doğurması gerekeceğini kabul etmiş olmasına göre Ticaret Dairesinin İçtihadı kanunun ruhuna uygun ve doğrudur.
Netice: Yaşı veya kadın oluşu gibi sebeplerle herhangi bir işte çalışması yasak bulunan işçinin yasağa rağmen çalıştırılmış olması halinde işçi sayılacağına ve bundan dolayı İşçi Sigortaları Kanunlarının işçilere tanıdığı haklardan istifade edeceğine, 18/6/1958 tarihinde birinci toplantıda ittifakla karar verildi. (RG.30.09.1958; S: 10020).” ifadelerine yer verilmiştir.
21. Bununla birlikte, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun yerine yürülüğe konan 11/1/2011 tarihli ve
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmelerinin kurulması hakkındaki 394. maddesinde,
benzer nitelikli uyuşmazlıkların temelden çözümüne yönelik olarak, geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracağı hüküm altına alınmış böylece, daha önce de sık sık ortaya çıkan ve yargı içtihatlarıyla çözülen bu meselenin halli için yasal düzenlemeye gidilmiştir.
22. Nitekim öğretide de, Borçlar Kanunu’na yeni olarak getirilen ve İş Kanunu kapsamındaki işçilere de uygulanması gereken geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, “hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur” hükmünün hukukumuzda bu esasa uygun olarak sağlanan gelişmeleri yasal bir temele oturttuğu, İş Hukuku alanında, yukarıda yer verilen İçtihadı Birleştirme Kararında, yaş küçüklüğü veya kadın olması nedeniyle herhangi bir işte çalışması yasak bulunan işçinin yasağa karşın çalıştırılması halinde işçi sayılacağı ve işçi sigortaları kanunlarının tanıdığı haklardan yararlanacağının kabul edildiği, öğretide de, bu durumlarda sözleşmenin hükümsüz sayılması kuralının uygulanmasının, kanundaki güçsüz olan işçinin korunması amacına aykırı düştüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 255 sayılı tefsir kararındaki, bâtıl (kesin hükümsüz) olan iş sözleşmesinin taraflardan biri bunu ileri sürünceye kadar geçerli bir sözleşme gibi işçi yararına hukukî sonuçlar doğuracağı görüşünün yerinde olduğu sonucuna varıldığı, böylece, Yargıtaya göre, bu durumlarda hükümsüzlüğün sadece geleceğe yönelik olarak etki doğuracağı, geçmişe etkili olmayacağı, bu kararın iş ilişkisi-iş sözleşmesi ayırımına ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan, iş sözleşmesinin hükümsüzlüğüne karşın iş ilişkisinden o ana kadar doğan hakların göz önünde tutulması gerektiği esasına uygun olduğu belirtilmektedir (SÜZEK, S, Yeni Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde İş akdinin Geçersizliği, T.C.
Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi Özel Sayı, Prof. Dr. Ali Rıza Okur’a
Armağan, İstanbul 2014, Cilt: 20, Sayı : 2023/3819-S.23.6335 1 s.136-137).
23. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat, yargı kararları ve öğretideki görüş bir arada değerlendirildiğinde; başvuranla babası arasındaki iş akdinin geçersizliğinin ancak tespit tarihinden itibaren etki doğuracağı, geçmişe etkili olmayacağı, iş ilişkisi kurulduysa ve fiili çalışma gerçekleştiyse hizmet
akdinin geçersizliğinden bağımsız olarak işçinin çalışması karşılığı olarak o ana kadar ortaya çıkan haklarından yararlanması gerektiği, yani geçersizlik hükmünün geçmişe dönük olarak işçi aleyhine sonuç doğurmayacağı, aksi bir kabulün iş hukukunun ve kanunun işçinin korunması amaçlarıyla örtüşmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda başvuran adına babasına ait işyerinden 18 yaşın altında bildirilen sigortalılık sürelerinin, fiili bir çalışma olup olmadığı ortaya konmaksızın, salt vasinin iştiraki ve hâkim onayı bulunan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle sigortalı çalışma olarak sayılmayıp başvuranın emeklilik hesabında değerlendirilmemesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in
“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; ilgili idarenin, Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap vermediği bu anlamda ‘makul sürede karar verme’, ilkesine, ayrıca şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
25. 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İskenderun İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, Başvuranın babasına ait işyerinden 18 yaş altında bildirilen sigortalı sürelerinin geçerliliğinin, söz konusu bildirimin fiili çalışmaya dayanıp dayanmadığına yönelik yapılacak inceleme/araştırma/tespit üzerine ulaşılacak sonuç çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tavsiyede bulunulmasına,
6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar
üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi