ÖZET: Başvuran, 1 Ağustos 1988 tarihinde babasının ortak olduğu işyerinde çalıştığını belirterek emeklilik talebinde bulunmuş, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bu başvuruyu, 2013/11 sayılı Genelge gereği, geçerli bir hizmet akdinin bulunmaması nedeniyle reddetmiştir. Başvuran, bu durumun hukuka aykırı olduğunu savunarak, emeklilik başvurusunun kabul edilmesini istemektedir. SGK, başvuranın 18 yaşından küçük olması ve işyerinin babasına ait olmaması nedeniyle ilk işe giriş tarihinin geçersiz sayıldığını ifade etmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve SGK’nın açıklamalarını değerlendirerek, başvuranın 18 yaşından önceki sigortalılık sürelerinin geçerli sayılmaması işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğuna kanaat getirmiştir. Ayrıca, başvuranın 18 yaşından önceki çalışma sürelerinin fiili bir çalışma olup olmadığına dair yapılacak inceleme sonucunda yeniden değerlendirilmesi gerektiği önerilmiştir. İlgili mevzuat ve yargı kararları çerçevesinde, başvuranın haklarının korunması gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, SGK’ya başvuranın durumunu yeniden gözden geçirmesi ve 18 yaş altındaki sigortalılık sürelerinin geçerliliğini araştırması tavsiye edilmiştir. Bu karar, başvuranın emeklilik talebinin değerlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak kaydedilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2023/4815-S.23.7899

BAŞVURU NO : 2022/17965

KARAR TARİHİ : 12/04/2023

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Emeklilik işlemleri hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 05/12/2022

I. BAŞVURANIN İDDİALARI VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle; emeklilik başvurusunun 1/8/1988 tarihli ilk işe girişinin ve bu iş yerinde geçen 30 günlük hizmetinin 2013/11 sayılı Genelge uyarınca baba veya anneye ait iş yerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hâkim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça sigortalı sayılmadıkları gerekçesiyle emeklilik hesabında dikkate alınmayacağı belirtilerek reddedildiğini, oysa söz konusu iş yerinin babasına ait olmayıp babasının ortak olduğu adi ortaklık şirketine ait bir iş yeri olduğunu, mezkûr Genelge’de belirtilen hükümlerin sadece anne ve babaya ait iş yerlerini kapsadığı, babanın ortak olduğu şirketleri kapsamadığını, ayrıca söz konusu çalışma süreleri bakımından 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu hükümleri doğrultusunda sigortalı sayılamayacak kişiler arasında sayılamayacağını, Kanun’da Genelge’deki şartların yer almadığını, genelgelerin geriye yürütülemeyeceğini, babasına ait iş yerinde 1/10/2002 tarihinde 4/a sigortalılık statüsünde çalışmaya başladığı ve 1/7/2004 tarihinde aynı iş yerinden ayrıldığını belirterek emeklilik başvurusunun kabul edilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 28/2/2023 tarihli ve sayılı yazıda ilgili mevzuat hükümlerine yer verilerek özetle; 2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarının Kanun hükümlerine, Kanun’un yürürlük tarihinden önce sigortalı olanların yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları 506, 2925, 1479 ve mülga 2926 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlendiği, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına prim ödeyenlerin, bu sigorta kollarından aylığa hak kazanıp kazanmadıklarının tespitinde de; belli bir yaşa ulaşma, belli bir süre prim ödeme, belli bir süre sigortalı olma, sigortalı işten ayrılma ve Kurumdan yazılı istekte bulunma koşullarının yerine getirilmesinin

arandığı, bu koşullardan herhangi birinin eksik olması halinde sigortalıya aylık bağlanmasına imkân bulunmadığı, 2.2. Buna göre başvuranın; 18 yaşından küçük olduğu 1/8/1988 tarihindeki ilk işe giriş bildiriminin babasına ait işyerinden yapıldığının tespit edilmesi sonucu bu bildirimin geçerli sayılmadığı, bu nedenle ilk işe giriş tarihinin 1/1/1996 olarak dikkate alındığı ve 4/1-(a) kapsamında yaşlılık aylığı bağlanması için 25 yıl sigortalılık süresi, 56 yaş ve 5825 prim ödeme gün sayısı koşullarını yerine getirmesi gerektiğinden ve söz konusu koşullardan sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı koşulunun yerine geldiği ancak 56 yaş süresi koşulunun 27/5/2027 tarihinde yerine geleceğinden talebinin reddedildiği, 2.3. Başvuranın 18 yaşından küçük olduğu 1/8/1988 tarihinde yapılan ilk işe giriş ve 30 günlük hizmet bildiriminin, iş yeri sicil numaralı, babasına ait iş yerinden yapılmış olduğunun tespit edilmesi üzerine 2013/11 sayılı Genelge uyarınca vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hâkim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdinin bulunmaması ya da kazai rüşt durumunun olmaması sebebiyle geçerli kabul edilmediği, anne-babaya ait iş yerinde 18 yaşından önce geçen çalışmaların geçerliliğine ilişkin Genelge hükmünün, anne-babasına ait iş yerinde çalışan 18 yaşından küçüklerin yapmış oldukları hizmet akdinin geçerli olabilmesi için aranan bir şekil şartını içerdiği ve bu durumun temel olarak 1/1/2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu’nun 345. maddesinde (Türk Kanuni Medenisi’nin 271. maddesinde düzenlenmiş hükmün devamı olarak) yer alan hükme dayandığı, başka bir ifadeyle anne-babasına ait iş yerinde çalışan 18 yaşından küçük bir çocuğun Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olarak sigortalı sayılabilmesi için ilk olarak aranan hizmet akdinin geçerliliğinin 2013/11 sayılı Genelge’de belirtilen şartları taşıyan bir hizmet akdi olmasına bağlı olduğu, 2.4. Öte yandan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 620. ve 637. maddeleri uyarınca başvuranın, 1/8/1988 tarihindeki ilk işe giriş bildiriminin . Şirketinden yapıldığını belirterek ilk işe giriş tarihinin iptaline itiraz etmiş olsa da, yukarıda anılan Borçlar Kanunu hükümleri gereğince, söz konusu ortaklık adına yapılan işlemlerde, ortaklık adına sorumlulardan birinin başvuranın babası olması gerektiğinden 2013/11 sayılı Genelge hükümlerinin başvuran hakkında da uygulanması gerektiği, 2.5. Diğer taraftan hem 506 sayılı Kanun’da hem de 5510 sayılı Kanun’da, kurulacak hizmet sözleşmesinin kanunlarla düzenlenen şartları taşıdığı müddetçe, 18 yaşından küçüklerin sigortalı sayılmayacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, bununla birlikte 2013/11 sayılı Genelge hükümlerinin dayanağının 506 sayılı Kanun değil Medeni Kanun hükümleri olduğu, bu durumda kanunda yer almayan bir hükmün Genelge ile geriye doğru düzenlenmesi şeklinde bir uygulamanın söz konusu olmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “506, 1479, 5434, 2925,

2926 sayılı kanunlara ilişkin ortak geçiş hükümleri” başlıklı geçici 7. maddesinde;

“ Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve

5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara

tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.” 6. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun; 6.1. “Sigortalı sayılanlar” başlıklı mülga 2. maddesinde (Değişik madde: 11/05/1976 – 1992/1 md.); “Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar.” 6.2. “Sigortalılığın başlangıcı ve mecburi oluşu” başlıklı mülga 6. maddesinde; “Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden “Sigortalı” olurlar. Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez” 7. Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin “Çocukla ana ve baba arasında vakı hukuki tasarruflar” başlıklı 271. maddesinde; “Çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın nefine olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak her hangi bir tasarrufta çocuk, borç iltizam etmiş olursa bir kayyımın iştiraki ve hakimin tasdiki lazımdır.” 8. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Hizmet akdi” başlığı altındaki 314. maddesinde; “ Hilafına bir hüküm bulunmadıkça, hizmet akdi hususi bir şekle tabi değildir.

Ezcümle hizmet muayyen bir zaman için kabul edilmiş olur ve işin iktizasına göre o hizmet ancak ücret mukabilinde yapılabilirse, hizmet akdi inikad etmiş sayılır.” 9. Sosyal Güvenlik Kurumunun 2013/11 sayılı Genelgesi’nin “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı kısmında;

“Ancak, baba veya anasına ait işyerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça sigortalı sayılmalarına imkan bulunmamaktadır. Bununla beraber işverenin 18 yaşını bitirmiş veya 18 yaşından evvel evlendiğinden reşit sayılmış çocukları hizmet akdi mevcut ise sigortalı sayılacaklardır.”

Hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran tarafından özetle; 18 yaşından önce babasının ortağı olduğu işyerinde geçen çalışmalarının sigortalılık kapsamında sayılmaması nedeniyle yaşlılık aylığı bağlanması talebinin reddedildiği belirtilerek söz konusu çalışmanın sigortalılıktan sayılması ve tahsis talebinin kabulü talep edilmektedir.

12. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; başvuranın 18 yaşını doldurmadan önce babasının ortağı olduğu işyerinden sigortalı olarak bildirildiği, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’ne göre çocuk ile ana baba arasında yapılacak hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olduğu, hizmet akdinin geçerliliğinin de bu şarta bağlı olduğu, bu şartlar yerine getirilmediğinden bahse konu sürelerde geçen çalışmaları karşılığı sigortalı sayılmadığı, bu doğrultuda başvuranın tahsis talep tarihinde emeklilik şartlarını taşımadığı gerekçesiyle talebinin reddedildiği ifade edilmiştir. Bu çerçevede başvuruya konu uyuşmazlığın, başvuranın 18 yaşını doldurmadan önce babasının ortağı olduğu işyerinde geçen çalışmalarının ve buna bağlı olarak hizmet akdiyle sigortalılığının geçerli sayılıp sayılmayacağı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

13. İdarenin uygulaması, daha önce Kurumumuza yapılan benzer nitelikli başvurular üzerine verilen kararlarda yasal düzenlemeler, yargı kararları ve doktrindeki tartışmalar çerçevesinde incelenmiştir (2022/1737 Başvuru No’lu 25/7/2022 tarihli Tavsiye Kararı, 2020/44632 Başvuru No’lu ve 13/11/2020 tarihli Tavsiye Kararı). Anılan kararlarda başvuranın babasına ait işyerinden 18 yaşın altında bildirilen sigortalı sürelerinin, fiili bir çalışma olup olmadığı ortaya konmaksızın, salt vasinin iştiraki ve hâkim onayı bulunan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle sigortalı çalışma olarak sayılmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

14. Mevcut başvuruya konu sigortalılık süresinin geçtiği dönemde yürülükte olan 506 sayılı Kanun’da, hizmet sözleşmesine dayanarak işveren tarafından çalıştıranların işe alındıkları tarihten itibaren sigortalı sayılacağının düzenlenmiştir. Bununla birlikte 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların yaşlılık aylığından yararlanma şartları yönünden ise; sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış sayılacağı ancak 18 yaşından önceki süreler için ödenen primlerinin, prim ödeme gün sayılarına dâhil edileceği düzenlenmiştir. Nitekim Kanun’da 18 yaşından önce sigortalı olunamayacağına yönelik olarak doğrudan ve açık bir hüküm bulunmadığından 18 yaşın altındaki kişiler de sigortalı olarak bildirilebilmektedir.

15. Öte yandan, başvuranın babasının ortağı olduğu işyerinden sigortalı bildirildiği tarihte yürülükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 11. maddesinde akdin geçerliliğinin kanunda aksi öngörülmedikçe hiç bir şekle bağlı olmadığı, başkaca bir hüküm bulunmadıkça kanunun emrettiği şekle uyulmayan sözleşmelerin geçerli olmadığı, 314. maddesinde ise aksine bir hüküm bulunmadıkça hizmet akdinin özel bir şekle tabi olmadığı düzenlenmiş olsa da 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 271. maddesinde çocukla ebeveynler veya ebeveynlerin yararına olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak herhangi bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olduğunun belirlendiği görülmektedir.

16. Hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi, işverenin de işçiye zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Buna göre çocukların, ebeveynleriyle veya ebeveynlerin yararına olarak üçüncü şahıslarla yapacakları hizmet sözleşmelerinin 818 sayılı Kanun’un 11. maddesi gereği 743 sayılı Kanun’un 271.

maddesinde öngörülen şekle uygun olarak kayyımın katılımı ve hâkim onayı ile yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, 818 sayılı Kanun’un 11. maddesinde yer alan genel hüküm uyarınca kanunda öngörülen şekil, kural olarak bir geçerlilik koşuludur.

17. Somut olayda, 18 yaşından küçük iken babasının ortağı olduğu işyerinde sigortalı olarak bildirilen başvuranın hizmet akdinin kanunun emredici hükmüne uygun olarak kayyım katılımı ve hâkim onayı ile yapılmadığı, dolayısıyla kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Kanunun emredici hükümlerine aykırı sözleşmeler ise kesin olarak hükümsüzdür. Diğer taraftan, geçerli olarak kurulmuş bir hizmet akdine dayanmasa dahi fiili çalışmanın söz konusu olduğu durumlarda söz konusu çalışmalara binaen doğacak hukuki sonuçların ayrıca ortaya konulması gerekmektedir.

18. Kanunun emredici hükmüne aykırı olması nedeniyle geçerli olmayan hizmet sözleşmesinin sonuçlarına yönelik olarak verilen Yargıtay’ın 18/6/1958 tarihli ve E:20, K:9 sayılı Yargıtay İçtihadı

Birleştirme Kararında; “Dördüncü Hukuk Dairesinin kararında işçinin yaşı dolayısıyla işe alınması İş Kanununa dayanan

Nizamname hükümlerince yasak olduğu cihetle işçi sıfatını kazanamayacağı ve bundan dolayı İşçi

Sigortalarından istifade edilemeyeceği kabul edildiği halde Ticaret Dairesinin kararında işe alınma yasağının işçilik sıfatını ve İşçi Sigortaları hükümlerince sigortalı olma durumunu halele uğratmayacağı esası benimsenmiştir. O halde kararlar arasında açıkça birbirini tutmazlık ve ortada içtihadı birleştirme sebebi vardır.

İş Kanunlarının ve İşçi Sigortaları Kanunlarının kabulündeki ilk gaye, işçinin menfaatlerini korumak olmasına, belki işte çalışması yaşı veya kadın olması itibariyle veya işin ağır işlerden bulunması gibi sebeplerle yasak olan bir kimsenin (velev ki hilesiyle durumunu saklayarak) işçi sıfatını kazanmış olması halinde butlan sebebini taraflardan birisi ileri sürünceye kadar işçi sayılmasının ve işçinin sağladığı hak ve salahiyetlerden ve bu arada sigortalı olma hakkından istifade etmesinin İş Kanunu ve İşçi Sigortaları

Kanunlarının kabul edilmiş gayesine uygun ve bunun aksine olan düşüncenin kanunun gayesine aykırı olacağına ve iş akdinin hükümsüz olmasını gerektiren bir hukuk kaidesinin akdin hükümsüz sayılmasiyle korunmak istenilen kimsenin aleyhine neticeler verecek şekilde tatbikinin kanunun gayesine uygun olarak tefsiri lazım geldiği yollu hukuk kaidesine aykırı düşeceğine ve 255 sayılı tefsir karariyle Türkiye Büyük Millet Meclisi dahi batıl olan iş akdinin muteber bir akit gibi işçi lehine hukuki neticeler doğurması gerekeceğini kabul etmiş olmasına göre Ticaret Dairesinin İçtihadı kanunun ruhuna uygun ve doğrudur.

Netice: Yaşı veya kadın oluşu gibi sebeplerle herhangi bir işte çalışması yasak bulunan işçinin yasağa rağmen çalıştırılmış olması halinde işçi sayılacağına ve bundan dolayı İşçi Sigortaları Kanunlarının işçilere tanıdığı haklardan istifade edeceğine, 18/6/1958 tarihinde birinci toplantıda ittifakla karar verildi. (RG.30.09.1958; S: 10020).” ifadelerine yer verilmiştir.

19. Bununla birlikte, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun yerine yürülüğe konan 11/1/2011 tarihli ve

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmelerinin kurulması hakkındaki 394. maddesinde,

benzer nitelikli uyuşmazlıkların temelden çözümüne yönelik olarak, geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracağı hüküm altına alınmış böylece, daha önce de sık sık ortaya çıkan ve yargı içtihatlarıyla çözülen bu meselenin halli için yasal düzenlemeye gidilmiştir.

20. Nitekim öğretide de, Borçlar Kanunu’na yeni olarak getirilen ve İş Kanunu kapsamındaki işçilere de uygulanması gereken geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, “hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur” hükmünün hukukumuzda bu esasa uygun olarak sağlanan gelişmeleri yasal bir temele oturttuğu, İş Hukuku alanında, yukarıda yer verilen İçtihadı Birleştirme Kararında, yaş küçüklüğü veya kadın olması nedeniyle herhangi bir işte çalışması yasak bulunan işçinin yasağa karşın çalıştırılması halinde işçi sayılacağı ve işçi sigortaları kanunlarının tanıdığı haklardan yararlanacağının kabul edildiği, öğretide de, bu durumlarda sözleşmenin hükümsüz sayılması kuralının uygulanmasının, kanundaki güçsüz olan işçinin korunması amacına aykırı düştüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 255 sayılı tefsir kararındaki, bâtıl (kesin hükümsüz) olan iş sözleşmesinin taraflardan biri bunu ileri sürünceye kadar geçerli bir sözleşme gibi işçi yararına hukukî sonuçlar doğuracağı görüşünün yerinde olduğu sonucuna varıldığı, böylece, Yargıtaya göre, bu durumlarda hükümsüzlüğün sadece geleceğe yönelik olarak etki doğuracağı, geçmişe etkili olmayacağı, bu kararın iş ilişkisi-iş sözleşmesi ayırımına ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan, iş sözleşmesinin hükümsüzlüğüne karşın iş ilişkisinden o ana kadar doğan hakların göz önünde tutulması gerektiği esasına uygun olduğu

belirtilmektedir (SÜZEK, S, Yeni Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde İş akdinin Geçersizliği, T.C.

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi Özel Sayı, Prof. Dr. Ali Rıza Okur’a

Armağan, İstanbul 2014, Cilt: 20, Sayı : 2023/4815-S.23.7899 1 s.136-137).

21. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat, yargı kararları ve öğretideki görüş bir arada değerlendirildiğinde; başvuranın 18 yaş altındaki sigortalılık sürelerine ilişkin iş akdinin geçersizliğinin ancak tespit tarihinden itibaren etki doğuracağı, geçmişe etkili olmayacağı, iş ilişkisi kurulduysa ve fiili çalışma gerçekleştiyse hizmet akdinin geçersizliğinden bağımsız olarak işçinin çalışması karşılığı olarak o ana kadar ortaya çıkan haklarından yararlanması gerektiği, yani geçersizlik hükmünün geçmişe dönük olarak işçi aleyhine sonuç doğurmayacağı, aksi bir kabulün iş hukukunun ve kanunun işçinin korunması amaçlarıyla örtüşmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda başvuran adına babasının ortağı olduğu işyerinden 18 yaşın altında bildirilen sigortalılık sürelerinin, fiili bir çalışma olup olmadığı ortaya konmaksızın, salt vasinin iştiraki ve hâkim onayı bulunan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle sigortalı çalışma olarak sayılmayıp başvuranın emeklilik hesabında değerlendirilmemesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 22. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan

Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in

“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; ilgili idarenin, Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap vermediği bu anlamda ‘makul sürede karar verme’, ilkesine, ayrıca şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

23. 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İzmir İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle, Başvuranın babasının ortağı olduğu işyerinden 18 yaş altında bildirilen sigortalı sürelerinin geçerliliğinin, söz konusu bildirimin fiili çalışmaya dayanıp dayanmadığına yönelik yapılacak inceleme/araştırma/tespit üzerine ulaşılacak sonuç çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu

Başkanlığına tavsiyede bulunulmasına,

6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar

üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi