|
ÖZET: Başvuran, 1989-1995 yılları arasında DSİ Genel Müdürlüğü’nde mevsimlik işçi olarak çalıştığını ve iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kıdem tazminatı ödenmediğini iddia ederek, bu döneme ait kıdem tazminatının kendisine ödenmesini talep etmiştir. Başvuru, 23 Nisan 2021 tarihinde yapılmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan değerlendirmede, başvuranın mevsimlik işçi statüsünde çalıştığı ve bu sürelerin kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde sona ermediği belirtilmiştir. SGK, başvuranın iş akdinin sona erdiği dönemde kıdem tazminatı ödenmediğini ve dolayısıyla emekli ikramiyesi talebinin de reddedilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebini inceleyerek, başvuruya konu olan sürelerin kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermediği sonucuna ulaşmıştır. Başvuranın, mevsimlik işçi olarak çalıştığı sürelerin, iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle emekli ikramiyesi ödenmesine uygun olmadığı vurgulanmıştır. Ayrıca, başvuranın memuriyete geçişinin, mevcut iş sözleşmesini sona erdirmediği ve bu nedenle kıdem tazminatı ödenmesine hak kazanmadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın emekli ikramiyesi talebinin reddedilmesine yönelik işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığını tespit etmiştir. Başvuranın talebinin reddine karar verilmiş ve bu karar ilgili idareye tebliğ edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2021/14862-S.21.23787
BAŞVURU NO : 2021/8639
KARAR TARİHİ : 14/10/2021
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Başvuranın mevsimlik işçi olarak geçen sürelerine emekli ikramiyesi
BAŞVURUNUN KONUSU :
ödenmesi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 23/04/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, 1989-1995 tarihleri arasında DSİ Genel Müdürlüğüne bağlı muhtelif işyerlerinde mevsimlik işçi olarak çalıştığını, işveren işinin ve iş mevsiminin bittiğini bu nedenle tekrar işe başlatılmayacağını söyleyince memurluğa geçtiğini, işverenin kendisine bu söylediği beyan üzerine işten ayrıldığında kıdem tazminatı ödenmediğine ilişkin yazı verdiğini, birleştirme işlemleri 1996 yılında yaptığını ve HİTAP’ta göründüğünü, 16/04/2021 tarihinde emekli olduğunu, SGK tarafından kıdem tazminatı ödendiğinde DSİ’de çalışmış olduğu hizmetlerinin dikkate alınmadığını ve bu sebeple o döneme ait kıdem tazminatı ödenmediğini, DSİ tarafından SGK’ya iş akdinin feshedildiğine dair yazı gönderildiği ancak bunun sadece 1989-1990 tarihlerinin kapsadığını, kendisinin mevsimlik işçi olduğu için her sene sonu iş sözleşmesinin askıya alındığını ve sonra tekrar başlatıldığını, kurumlar arası yazışmaların uzun ve hatalı olması nedeniyle mağdur olduğunu belirterek, 1989-1995 tarihleri arasındaki kıdem tazminatının tarafına ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 5/6/2021 tarihli ve sayılı yazıda mevzuat
hükümlerine yer verilmek suretiyle özetle:
2.1. 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi uyarınca gereği 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği
2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik bakımından 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli
Sandığı Kanunu hükümlerine tabi olarak çalışan sigortalılar, emekliler ile bunların dul ve yetimlerinin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi
/
devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında, 5510 sayılı Kanunda aksine bir hüküm belirtilmedikçe, 5510 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan mülga hükümleri de dâhil olmak üzere 5434 sayılı Kanun hükümleri ile mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik
Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre işlem yapıldığı, 2.2. Bu kapsamda 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi ve 2829 sayılı Kanunun 12 inci maddesi uyarınca 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi, mevsimlik işçi, geçici işçi vb.
statülerde çalışanlara ikramiye ödenebilmesi için, bu çalışmalara yukarıda anılan maddelere göre kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenmediğinin tespitiyle birlikte kişilerin kamuda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerektiği, 2.3. 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre; işveren ile işçi arasında yapılan iş akdinin işveren veya işçi tarafından haklı bir gerekçeyle fesih edilmesi halinde, kıdem tazminatı yönünden hüküm içermekte olup, geçici işçi veya mevsimlik işçi olarak çalışmakta olanların belirli süreli iş sözleşmeleri, sözleşme süresinin bitiminde herhangi bir fesih bildirimine gerek olmaksızın kendiliğinden sona erdiği, bu nedenle, belirli süreli iş sözleşmesi süresi sonunda, kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde işveren veya işçi tarafından yapılmış haklı bir fesih söz konusu olmadığından, bu kapsamda geçen iştirakçi hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenmediği, 2.4. Diğer taraftan, kamu kurum ve kuruluşlarında 4/1-(a) bendi kapsamında çalışmakta iken 4/1-(c)
bendi kapsamında çalışmaya başlayanların 4/1-(a) bendi kapsamındaki çalışmalarının emekli ikramiyesinde değerlendirilebilmesi için ilgililerin aynı kurumda açılan görevde yükselme sınavı vb. sınav sonucunda veya kurum kararı ile Devlet memuru kadrolarına atanmış olması veyahut yasal düzenleme sonucunda gerek zorunlu olarak gerekse ilgililerin isteği üzerine statüsünün değiştirilmiş olması gerektiği, 2.5. Somut olayda başvuranın emekli ikramiyesi ödenmesi talebine konu çalışmalarının ne şekilde sona erdiğinin ve bu sürelere ilişkin olarak kıdem tazminatı vb. herhangi bir adla tazminat ödenip ödenmediğinin bildirilmesinin ilgili Kurumdan (D.S.İ) istenmesi üzerine alınan cevapta başvuranın geçici işçi (mevsimlik)
statüsünde çalıştığının, söz konusu çalışmalarına ilişkin olarak herhangi bir tazminat ödemesi yapılmadığının ve sigortalılığının işin ve iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle sona erdiğinin bildirildiği, 2.6. Buna göre, başvuranın D.S.İ. bünyesinde geçen çalışmalarının işin ve iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle sona ermesi, bir diğer ifadeyle söz konusu çalışmalarının 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazandıran sebeplere uygun biçimde sona ermemesi nedeniyle, ilgilinin söz konusu sürelerine emekli ikramiyesi ödenmemesi yönündeki Kurumumuz işlemlerinde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, 3. Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Hukuk Müşavirliği tarafından
gönderilen 25/6/2021 tarihli ve sayılı yazı ve eklerinde özetle:
3.1. Başvuranın Kurumlarında geçici işçi statüsünde görev yaptığı, 3.2. İşin ve iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle görevinden ayrıldığı, kendisine kıdem tazminatı ödenmediği, Bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.
5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.
6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “5434 sayılı Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 4 üncü maddesi; “…
Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır…
Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır…” 7. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun “İkramiye” başlıklı 89 uncu maddesi; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki
/
katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz…” 8. 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi
Hakkında Kanun’un “Emekli ikramiyesi” başlıklı 12 nci maddesi;“(…) kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden,
5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir. 4857 sayılı İş
Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş sözleşmesinin İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır.
Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz.
Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır. Bu fıkraya göre emekli ikramiyesi ödenmesinde, birinci fıkra hükümleri de dikkate alınır.”, 9. 1475 sayılı İş Kanunu’nun “Kıdem Tazminatı” başlıklı 14 üncü maddesi; “Bu Kanuna tabi
işçilerin hizmet akitlerinin:
1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, /
Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir.
Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.
İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.
İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz.
T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle
Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.
Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz.
Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz.
Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun
4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar…”
Hükmünü amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran özetle, 1989 ile 1995 yılları arasında D.S.İ. bünyesinde mevsimlik işçi statüsünde geçen çalışmasının kıdem tazminatı ödenmesini hak eder şekilde sona erdiğini belirterek anılan dönem için tarafına kıdem tazminatı [emekli ikramiyesi] ödenmesini talep etmektedir Başvuru formunda başvuran tarafından her ne kadar talebinin tarafına kıdem tazminatı ödenmesi olduğu ifade edilmişse de ilgili idareye yapılmış başvurulardan ve başvuru formu ekindeki belgelerden başvuruya konu talebin esasen kamuda hizmet akdine tabi geçip kıdem tazminatı ödenmemiş çalışma süreleri için başvurana emekli ikramiyesi ödenmesi olduğu anlaşıldığından inceleme bu yönde yapılmıştır.
12. Sosyal Güvenlik Kurumu’nca özetle; kamu kurum ve kuruluşlarında hizmet akdine tabi olarak geçen çalışmalara emekli ikramiyesi ödenebilmesi şartlarından birinin söz konusu çalışmaların kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermesi olduğu, başvuranın mevsimlik işçi statüsünde geçen çalışmalarının ise işin ve iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermediği, bu nedenle anılan süreler için başvurana emekli ikramiyesi ödenmediği ifade edilmiştir.
13. Bu çerçevede uyuşmazlığın, başvuranın 1989-1995 yılları arasında mevsimlik işçi statüsünde geçen çalışmalarının kıdem tazminatına hak kazanma koşullarına uygun olarak sona erip ermediği ile anılan sürelerin başvurana emekli ikramiyesi ödenmesinde dikkate alınıp alınmayacağı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
14. Farklı statülerde çalışan kişileri ilgilendiriyor olsalar da hem kıdem tazminatı hem de emekli ikramiyesi ortak bir deyimle çalışmaların karşılığı olarak ödenen toplu bir meblağı ifade etmektedir. Her iki ödemenin gerçekleşmesi için de çalışma ilişkisinin belirli şartları taşıyarak son bulması gerekmektedir.
Nitekim hangi hallerde kıdem tazminatına hak kazanıldığı hususu 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile açıkça düzenlenmiş, emekli ikramiyesine yönelik düzenlemelere ise 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi ve mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde yer verilmiştir. Buna göre 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi, mevsimlik işçi, geçici işçi vb. statülerde çalışanlara emekli ikramiyesi ödenebilmesi için bu çalışmalara yukarıda anılan maddelere göre kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenmediğinin tespitiyle birlikte bu çalışmaların, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerekmektedir (Başvuru No : 2021/8639 2019/867, 9/7/2019, § 12).
15. Doktrinde ve yargı kararlarında mevsimlik işler, yılın belli dönemlerinde tam randımanla çalışıp, diğer dönemlerinde işçi sayısını düşüren veya faaliyetlerini tamamen durduran işyerlerinde yapılan veya benzer mahiyette olmak üzere, her zaman aynı sayıda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yılın belirli dönemlerinde yoğun olarak çalıştıkları, fakat yılın arta kalan döneminde iş sözleşmelerinin ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar askıya alındığı işler olarak kabul edilmiştir. Buna göre belirsiz süreli sözleşme ile işe alınan ve mevsimin sona ermesi nedeniyle işyerinden ayrılan işçilerin iş sözleşmelerinin kendiliğinden sona ermeyip askıda kalacağı, ertesi yıl mevsim başında işe başlatılmayan işçinin iş sözleşmesinin işverence feshedilmiş sayılacağı (Yargıtay 9.H.D. 05/10/2011 tarihli ve E.2010/17789, K.2011/34887, Yargıtay 9 H.D. 22/5/2007 tarihli ve
E.2006/29970, K. 2007/16103); fakat davet edildiği halde işbaşı yapmayan işçinin sözleşmesinin
devamsızlık nedeniyle işveren tarafından haklı nedenle feshedilmiş veya işçi tarafından 1475 sayılı
Kanunun 13 üncü maddesine göre bozulmuş sayılacağı (Yargıtay 9 H.D. 31/01/2007 tarihli ve
E.2006/17538, K. 2007/1422) kabul edilmektedir (Başvuru No : 2021/8639 2019/867, 9/7/2019, § 14, 22).
16. Öte yandan, kamu kurumlarında işçi veya sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta iken kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı, kurum içi sınav yoluyla veya genel müdürlük oluruyla kendilerine kıdem veya bu mahiyette bir ödeme yapılmaksızın aynı kamu kurum veya kuruluşunda
Devlet memuru statüsüne geçmiş olanların, bu tür statü değişikliklerinin 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde sayılan kıdem tazminatına hak kazandırıcı nedenler arasında yer almadığı sebep gösterilerek ilgililerin işçi veya sözleşmeli personel olarak geçirdikleri hizmet süreleri için emekli ikramiyesi ödenmemesini konu alan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün bila tarih ve 115601-21 sayılı görüş yazısında; “İşçi ve işveren tarafının serbest iradesiyle oluşan ve işçinin bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin ise ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan belirsiz süreli iş sözleşmelerinin genel olarak taraflardan birinin iradesiyle sona ermekte olduğu, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde kıdem tazminatının hangi hallerde ödeneceği hususunda bu durumun da dikkate alındığı, bu çerçevede, başka bir statüye geçişi ifade eden atama işleminin ya da salt statü değişikliği durumunun belirsiz süreli iş sözleşmesini tek başına sona erdirmeyeceği ve bu durumda kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı hususunun; kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı veya kurum içi sınav uygulaması dikkate alınarak her bir olay için belirsiz süreli iş sözleşmesinin hangi tarafça (işçi veya işveren)
feshedildiğinin tespitine bağlı olduğu, ayrıca söz konusu tespit sonucunda iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiğine yönelik olarak kesin bir olguya dayanılmadığı sürece; kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı veya kurum içi sınav uygulaması sonucunda kıdem tazminatı ödenmeksizin aynı kamu kurumunda statüsü değiştirilerek görev yapmaya devam edenlerin işçilik sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmasının uygun olacağı” değerlendirmelerine yer verilerek, her olayın kendi şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiği ve işçi tarafından fesih yapıldığı yönünde kesin bir olguya dayanılamaması halinde feshin işçi lehine olmak üzere, işveren kamu idaresi tarafından gerçekleştirildiği yönünde yorumlanması gerektiğini benimsemiştir.
17. Somut olayda başvuranın 5/5/1989 ile 14/10/1995 tarihleri arasında D.S.İ. bünyesinde mevsimlik işçi statüsünde fasılalı olarak çalıştığı, 1995 yılındaki mevsimlik çalışmasının belirli süreli olarak hazırlanmış iş sözleşmesinde belirtilen 14/10/1995 tarihinde sona erdiği, bir diğer deyişle yukarıda yer verilen doktrin ve yargı kararları çerçevesinde açıklandığı üzere iş sözleşmenin anılan tarih itibarıyla askıya alındığının kabulü gerektiği, iş sözleşmesi askıda iken başvuranın 657 sayılı Kanuna tabi memur olarak
Yalova İl Özel İdaresine açıktan atandığı, 24/01/1996 tarihinde göreve başladığı, göreve başlangıcını takiben 1/2/1996 tarihli dilekçesiyle D.S.İ. 32. Şube Müdürlüğünden kurumları bünyesindeki çalışmalarına ilişkin kayıtların ve tarafına tazminat ödenip ödenmediğine dair bilginin yeni Kurumuna gönderilmesini talep ettiği, D.S.İ. 32. Şube Müdürlüğünün Şubat 1996 tarihli cevabi yazısında çalıştığı süreler sonunda iş mevsiminin ve işin sona ermesi nedeniyle işten ayrıldığı, ayrılışında tarafına kıdem tazminatı ödenmediği ifadelerine yer verildiği, Mart 1996 itibarıyla başvuranın D.S.İ. bünyesinde geçen çalışmalarının emeklilik intibakı yönünden memuriyet hizmetleriyle Emekli Sandığı bünyesinde birleştirilmesi işlemlerini de başlattığı görülmüştür.
18. İdarece başvuranların kamuda mevsimlik işçi olarak geçen çalışma sürelerine emekli ikramiyesi ödenmemesine yönelik olarak Kurumumuza daha önce yapılan başvurularda, idarenin başvuranların
çalışmalarının kıdem tazminatını hak etmeyecek şekilde işten ayrıldığını ispat edip edemediği (çalışmanın sona erme sebebinin başvuranların istifası ya da idarenin haklı nedenle feshi olduğunu kanıtlayıcı nitelikte bir belge sunulup sunulmadığı) hususu incelenmiş ve anılan ispat yükünün karşılanmadığı durumlarda başvuruya konu sürelerin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmasına yönelik olarak idareye tavsiyede bulunulmuştur (Başvuru No : 2021/8639 2017/11917, 9/1/2018; 2018/8976, 28/12/2018; 2019/867, 9/7/2019). Bu bağlamda, iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiğine yönelik bir olgunun varlığı halinde ise emekli ikramiyesi ödenip ödenmeyeceğine yönelik değerlendirmenin Maliye Bakanlığının konu hakkındaki görüşü de dikkate alınarak feshin İş Kanunundaki kıdem tazminatı ödenmesine hak kazandıran bir sebebe dayanıp dayanmadığı ortaya konularak yapılması gerekmektedir.
19. Somut olayda başvuranın, mevsimlik işi sona erdikten sonra ve iş sözleşmesi askıda iken açıktan memur olarak göreve başladığı, görev başlamasını müteakip D.S.İ.’ye yazılı olarak müracaat ettiği ve açıktan memur olarak atandığını da bildirerek Kurum bünyesinde geçen çalışmalarına ilişkin bilgiler ile tarafına tazminat ödenip ödenmediğinin yeni göreve başladığı Kuruma gönderilmesini talep ettiği, yine takip eden ay içerisinde mevcut çalışmalarının emeklilik intibakı yönünden hâlihazırda bulunduğu memuriyet hizmetleriyle Emekli Sandığı bünyesinde birleştirilmesi işlemlerini başlattığı görülmektedir.
Tüm bu hususlar bir arada göz önüne alındığında, başvuranın açıktan memuriyet görevine başlaması ve bunu beyan etmek suretiyle tarafına tazminat ödenip ödenmediğine dair bilgi verilmesi talebiyle yazılı olarak idareye müracaat etmesinin, başvuranın iş sözleşmesini sonlandırılmaya yönelik iradesini yansıttığı dolayısıyla ertesi yıl mevsim başında başvuranın işe davet edilmesinin idareden beklenemeyeceği ve iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğinin söylenemeyeceği değerlendirilmiştir. Bu durumda mevsimlik işçi statüsündeki çalışmasının başka bir kuruma açıktan memur olarak atanması üzerine başvuran tarafından fesh edildiği, anılan feshin Maliye Bakanlığı görüşünde ifade edilen kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı veya kurum içi sınav uygulamasına da dayanmadığı anlaşılan başvuranın iş sözleşmesinin kıdem tazminatı ödenmesini hak eder şekilde sona ermediği sonucuna ulaşılmıştır.
20. Buna göre, Kurumumuzca yapılan inceleme neticesinde; mevsimlik işçi statüsünde geçen çalışmasının başka bir kuruma açıktan memur olarak atanması üzerine başvuran tarafından fesh edildiği ve anılan feshin Maliye Bakanlığı görüşünde ifade edilen kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı veya kurum içi sınav uygulamasına da dayanmadığı anlaşılan başvuranın mevsimlik işçi statüsünde geçen sürelerine, iş sözleşmesinin kıdem tazminatı ödenmesini hak eder şekilde sona ermediği gerekçesiyle emekli ikramiyesi ödenmemesi yönünde idarece yapılan işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 21. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir
/
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/