|
ÖZET: Başvuran, 01/01/1991 ile 24/04/1991 tarihleri arasında vergi mükellefliği süresinin sigortalılık süresinden sayılmasını talep etmiştir. Başvurusunda, 1999 yılında muhtarlık görevi nedeniyle aktif sigortalı olduğunu, 2001 yılında Bağ-Kur Antalya İl Müdürlüğü tarafından kendisine bu süreyi borçlanabileceği bilgisinin verildiğini belirtmiştir. 2007 yılında gerekli belgelerle başvurarak bu süreyi borçlanmış ve tescil tarihinin 01/01/1991 olarak değiştirilmesini sağlamıştır. Ancak, 2017 yılında yapılan bir inceleme sonucunda, bu sürenin iptal edildiği ve başvuranın 222,52 TL fazla prim ödemesi olarak geri alındığı bildirilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), başvuranın 01/01/1991-24/04/1991 tarihleri arasındaki borçlandırma işleminin sehven yapıldığını ve bu sürenin sigortalılık süresi olarak değerlendirilemeyeceğini ifade etmiştir. İlgili mevzuat gereği, bu tarihler arasında borçlanma talebinin, belirli bir süre içinde yapılması gerektiği belirtilmiştir. Başvuranın bu süreyi kaçırması nedeniyle talebi reddedilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın haklı beklentisinin göz önünde bulundurulması gerektiği sonucuna vararak, SGK’ya başvuranın talebinin kabul edilmesi yönünde tavsiyede bulunmuştur. Sonuç olarak, başvuranın 01/01/1991-24/04/1991 tarihleri arasındaki 3 ay 23 gün hizmetinin sigortalılık süresinden sayılması talebi kabul edilmiştir. SGK’nın bu karara uygun işlem yapması için 30 gün içinde bildirimde bulunması gerekmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 11787-11787 |sayi|53878609-101.07.04-E.53878609-101.07.04-E.
BAŞVURU NO : 2018/362 2018/ 362
KARAR TARİHİ : 03/07/2018 |tarih|
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : –
BAŞVURUYA KONU İDARE : Sosyal Güvenlik Kurumu
BAŞVURUNUN KONUSU : 01/ 01/ 1991 ila 24/ 04/ 1991 tarihleri arasında vergi mükellefliğinde geçirdiği sürenin sigortalılık süresinden sayılması talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 11/01/2018 11.1.2018
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran; 18/ 04/ 1999 tarihinde muhtarlık görevi nedeniyle aktif sigortalı olduğunu, Bağ-Kur
Antalya İl Müdürlüğünün 19/ 10/ 2001 tarihli ve sayılı yazısı ile 20/ 04/ 1982- 04/ 10/ 2000 tarihleri arasında vergi mükellefliğinde ve şirket ortaklığında geçen süreyi borçlanabileceğinin bildirildiğini, bunun üzerine 2007 yılında muhtarlık görevi devam ederken Akseki Mal
Müdürlüğünde kayıtlı 01/ 01/ 1991 ila 24/ 04/ 1991 tarihleri arasındaki 3 ay 23 gün vergi mükellefliği hizmetini borçlanıp tescil ettirmek ve hizmet kazanmak için gerekli belgelerle birlikte 07/ 06/ 2007 tarihinde Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne dilekçe ile başvuruda bulunduğunu, SGK tarafından 01/ 01/ 1991 ila 24/ 04/ 1991 tarihleri arasındaki sürenin mecburi sigortalılık olarak görüldüğünün ve borçlanma yapabileceğinin, 3 ay 23 günlük sürenin bedeli olarak 693 TL’nin sistemde tahakkuk ettirildiğinin bildirildiğini, Ziraat Bankası Akseki Şubesine söz konusu ödemeyi prim borcu olarak ödediğini, bu ödemeyle birlikte 18/ 04/ 1999 olan ilk tescil tarihinin değiştirilerek 01/ 01/ 1991 yapıldığını, emeklilik ile ilgili planlarını da bu tarihi dikkate alarak yaptığını ve 2008 yılında askerlik borçlanması yaptığını, 26/ 09/ 2017 tarihinde de Antalya Sosyal Güvenlik İl
Müdürlüğüne hizmetlerinin birleştirilmesi amacıyla başvurduğunu, dilekçesini işleme sokan görevlinin 01/ 01/ 1991 tescil tarihinin esas alındığını ve 09/ 05/ 2018 tarihinde emekliliğe hak kazanacağını beyan ettiğini, ancak SGK’dan gelen 20/ 10/ 2017 tarihli yazı ile dilekçesinin işlemden
1 / 8kaldırıldığının bildirildiğini, 13/ 10/ 2017 tarihli işlem ile 01/ 01/ 1991- 24/ 04/ 1991 tarihleri arasındaki
hizmetlerinin iptal edildiğini ve tarafına 222.52 TL’nin fazla prim ödemesi olarak aktarıldığını öğrendiğini, tescil tarihinin 1991 yılına çekilmesini talep etmişse de talebinin reddedildiğini, SGK tarafından yapılan işlemler neticesinde haklı beklentiye girdiğini, ayrıca Kurumun yaptığı hatalı işlemin şahsına yüklenemeyeceğini, 07/ 06/ 2007 tarihinde yapılan işlem ile ilgili 10 yıl geriye dönük iptal işlemi yapılamayacağını, hali hazırda 2024 yılında emekliliğe hak kazanacağını bu durumun çalışma hayatını ve sağlığını olumsuz etkileyeceğini ifade ederek, 07/ 06/ 2007 tarihli talebine istinaden tescil edilen 01/ 01/ 1991- 24/ 04/ 1991 tarihleri arasındaki 3 ay 23 gün hizmetinin iptal işleminin geri alınmasını ve mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzun 21/ 02/ 2018 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal
Güvenlik Kurumu(SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen
04/ 04/ 2018 tarihli ve sayılı yazıda :
2.1.) 24/ 8/ 2000 tarihli ve 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 1 inci maddesi;
“1479 sayılı Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdi tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar .
Ancak, 1479 sayılı Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20/ 4/ 1982 tarihinden bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir .” hükmü gereğince sigortalılara bu sürelerde sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi için hak verildiği,
2.2) Bu itibarla Bağ-Kur Antalya İl Müdürlüğü tarafından, 19/ 10/ 2001 tarihli ve 70500 sayılı yazı ile
20/ 04/ 1982- 04/ 10/ 2000 tarihleri arasında vergi mükellefliğinde ve şirket ortaklığında geçen süreyi borçlanabileceği hususunun yukarıda yer alan mevzuat hükmü kapsamında adı geçen sigortalıya bildirildiği,
2.3) 01/ 01/ 1991- 24/ 04/ 1991 tarihleri arasındaki hizmetlerin, sigortalının 07/ 06/ 2007 tarihinde
Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçeye istinaden borçlandırılması işleminin sehven yapıldığı,
2.4) 24/ 8/ 2000 tarihli ve 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesince iptal
edilmiş olması nedeniyle yeniden düzenlenen 24/ 7/ 2003 tarihli ve 4956 sayılı Kanunun 47 inci maddesiyle 1479 sayılı Kanuna eklenen Geçici 18 inci madde ile yine sigortalılara 20/ 04/ 1982- 4/ 10/ 2000 tarihleri arası borçlanma imkanı verilmiştir . Bu madde de Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içerisinde yazılı olarak talepte bulunmak bu süreleri vergi mükellefiyeti olarak belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin hesaplanacak prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydı ile sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi hükümlerine yer
2 / 8verildiği,
2.5) Bu itibarla söz konusu sigortalının 01/ 01/ 1991- 24/ 04/ 1991 tarihleri arasındaki hizmetlerinin
07/ 06/ 2007 tarihinde Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçeye istinaden borçlandırılmasının 1479 sayılı Kanunun Geçici 18 inci maddesinde yer alan hükme aykırılık teşkil etmesinden dolayı bahse konu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ifade edilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma
hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde, “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği
Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler …”,
4) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinde , “İdare, kendi
eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür .”,
5) 14/ 6/ 2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi”
başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında ; “ Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”,
6) 04.10.2000 tarihli ve 24190 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 619 sayılı Esnaf ve
Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu, Tarımda Kendi
Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname “ Geçici
Madde 1 ( İptal : Anayasa Mahkemesi 26/ 10/ 2000-E .2000/ 61, K.2000/ 34) – 1479 sayılı Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde, bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun
Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar . Ancak, 1479 sayılı Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20/ 04/ 1982 tarihinden bu Kanun
Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir .”
7) 02.08.2003 tarihli ve 25187 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 4956 sayılı Esnaf ve
Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununun ve Tarımda
Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununun Bazı Maddelerinin
Değiştirilmesi, Yürürlükten Kaldırılması ve Bu Kanunlara Geçici Maddeler Eklenmesi
Hakkında Kanunun 47 nci maddesi; “ GEÇİCİ MADDE 18. — Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği
3 / 8taşıdıkları halde 4.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların
sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 4.10.2000 tarihinden itibaren başlar . Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.4.1982- 4.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 uncu ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir .” düzenlemelerine yer verilmiştir .
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
8. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin “ Tavsiye Karar Önerisi ” Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9) Başvurana, Bağ-Kur Antalya İl Müdürlüğünün tarafından 19/ 10/ 2001 tarihli ve sayılı yazı
ile 20/ 04/ 1982- 04/ 10/ 2000 tarihleri arasında vergi mükellefliğinde ve şirket ortaklığında geçen süreyi borçlanabileceğinin bildirildiği, bunun üzerine 2007 yılında muhtarlık görevi devam ederken bahse konu sigortalının Akseki Mal Müdürlüğünde kayıtlı 01/ 01/ 1991 ila 24/ 04/ 1991 tarihleri arasındaki 3 ay 23 gün vergi mükellefliği hizmetini borçlanıp tescil ettirmek ve hizmet kazanmak için gerekli belgelerle birlikte 07/ 06/ 2007 tarihinde Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne dilekçe ile başvurduğu, SGK tarafından 01/ 01/ 1991 ila 24/ 04/ 1991 tarihleri arasındaki 3 ay 23 günlük sürenin bedeli olarak 693 TL’nin sistemde tahakkuk ettirildiğinin sigortalıya bildirildiği, anılan sigortalının Ziraat Bankası Akseki Şubesine söz konusu ödemeyi prim borcu olarak ödediği, bu ödemeyle birlikte 18/ 04/ 1999 olan ilk tescil tarihinin değiştirilerek 01/ 01/ 1991 yapıldığı, sigortalının 26/ 09/ 2017 tarihinde Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne hizmetlerinin birleştirilmesi amacıyla başvurması sonucu dosyasının tekrar incelendiği ve 13/ 10/ 2017 tarihli işlem ile 01/ 01/ 1991- 24/ 04/ 1991 tarihleri arasındaki hizmetlerinin iptal edildiği ve tarafına 222.52 TL’nin fazla prim ödemesi olarak aktarıldığı ve mezkur sigortalının 07/ 06/ 2007 tarihli talebine istinaden tescil edilen 01/ 01/ 1991- 24/ 04/ 1991 tarihleri arasındaki 3 ay 23 gün hizmetinin iptal işleminin geri alınmasını talep ettiği; buna karşın ilgili idarenin, 01/ 01/ 1991- 24/ 04/ 1991 tarihleri arasındaki hizmetlerin, sigortalının 07/ 06/ 2007 tarihinde Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçeye istinaden borçlandırılması işleminin sehven yapıldığı, 619 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden düzenlenen 24/ 7/ 2003 tarih ve 4956 sayılı Kanunun 47 inci maddesiyle 1479 sayılı Kanuna eklenen Geçici 18 inci madde ile yine sigortalılara 20/ 04/ 1982- 04/ 10/ 2000 tarihleri arası borçlanma imkanı verildiği ancak, Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içerisinde yazılı olarak talepte bulunmak bu süreleri vergi mükellefiyeti olarak belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin hesaplanacak prim borçlarının
4 / 8tamamını tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının
yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydı ile sigortalılık süresi olarak değerlendirilebileceği, başvuranın söz konusu sürelerde başvuru ve ödeme yapmadığı gerekçesiyle
1479 sayılı Kanunun Geçici 18 inci maddesinden yararlandırılmadığı anlaşılmaktadır .
10) Başvuruya konu uyuşmazlığın; SGK tarafından hukuka aykırılık teşkil etmek suretiyle sehven
yapılan borçlandırma işleminin on yıl sonra geri alınıp alınamayacağı noktasında toplandığı görülmektedir .
11) Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; başvuranın seyyar tuhafiye işinden dolayı
dosya numarasına kayıtlı gelir vergisi mükellefi olduğu, söz konusu işe 01/ 01/ 1991 tarihinde başlayıp 24/ 04/ 1991 tarihinde işi terk ettiği, 18/ 04/ 1999 tarihli mahalli idare seçimleriyle köy muhtarı olarak göreve başladığı, Bağ-Kur Antalya İl Müdürlüğü tarafından 01/ 01/ 1991 ila 24/ 04/ 1991 tarihleri arasındaki vergi mükellefliğinden dolayı hizmetlerinin borçlanabileceği hususunun 19/ 10/ 2001 tarihinde başvurana bildirildiği, ancak borçlanmaya dayanak oluşturan 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin(§ 6) 26/ 10/ 2000 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği ve ilgili hüküm yerine kanun koyucu tarafından 02.08.2003 tarihli Resmi Gazetede
Yayımlanan 4956 sayılı Kanun(§ 7) ile yeni düzenleme getirildiği, söz konusu düzenlemede bu haktan yararlanılabilmesinin, Kanun yürürlük tarihi itibariyle 6 ay içerisinde başvuru şartına bağlandığı ancak başvuran tarafından borçlanma talep dilekçesinin 07/ 06/ 2007 tarihinde verildiği buna istinaden tescil tarihinin 01/ 01/ 1991 tarihine çekildiği ancak söz konusu işlemin idarece sehven yapıldığı, başvuranın 26/ 09/ 2017 tarihli hizmet birleştirmesi talepli dilekçesine istinaden yeniden yapılan inceleme neticesinde yanlışlığın fark edildiği ve 01/ 01/ 1991- 24/ 04/ 1991 tarihleri arasındaki
3 ay 23 gün hizmetinin geri alınarak ilk tescil tarihinin 18/ 04/ 1999 olarak düzeltildiği, bununla
birlikte başvuranın 540 gün askerlik borçlanmasından yararlandığı, tespit edilmiştir .
12) İdare tarafından 01/ 01/ 1991- 24/ 04/ 1991 tarihleri arasındaki 3 ay 23 gün hizmetinin silinme
işleminin geri alma niteliğinde bir idari işlem olduğu görülmektedir . İdarenin yaptığı işlemler hukuka uygunluk karinesinden yaralanmaktadır, kişiler de bu işlemlere güvenerek ilişkilerini düzenlemektedir . Nitekim somut olayda başvuranın bu itibarla emekliliğini hızlandırmak maksadıyla
540 gün askerlik borçlanmasından faydalandığı görülmektedir .
13) Diğer yandan, herhangi bir işlemin hukuka aykırı olduğunun idarece tespit edilmesi halinde söz
konusu işlemin hukuk düzeninde doğurduğu sonuçların ortadan kaldırılması gerekmektedir . Zira hukuka aykırılıkların giderilmesi hukuk düzeninin temel değeridir . Bununla birlikte hukuk güvenliğinin ihlal edilmemesi için geri almanın, hukuka aykırı işlemlerle sınırlı tutulduğu, buna ilaveten bir de süre sınırlaması getirildiği görülmektedir . Bu kapsamda hukuka aykırı işlemlerden kişileri yükümlendirici nitelikte olanların süre sınırı olmadan geri alınabileceği, hukuka aykırı olmakla birlikte kişileri yararlandırıcı nitelikte olan işlemlerin ise ancak dava açma süresi içinde geri alınabileceği kabul edilmektedir . Bu itibarla idarenin hatasıyla ortaya çıkan hukuka aykırı işlem, işlemin muhatabının lehine ise ve bu hatanın ortaya çıkmasında muhatabın etkisi ve kusuru yoksa söz konusu işlem idarece geri alınamaz ( Bkz . Onur
Karahanoğulları, İdarenin Hukukla Kavranması : Yasallık ve İdari İşlemler, Turhan Kitabevi,
5 / 8Ankara, 2012, s. 585- 586) .
14) Nitekim Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 27/ 01/ 1973 tarihli ve E . 1972/ 6 ve K. 1973/ 2 sayılı
kararında “Yokluk ile mutlak butlan durumları ayrık olmak ve kişinin gerçek dışı bildirimi veya hilesi de sebebiyet vermemiş olmak kaydıyla yönetim; yanlış şart tasarrufunu (özellikle yanlış intibak işlemini), ancak iptal davası ya da yasalarda özel süre varsa bu süre içinde yahut iptal davası açılmışsa dava sonuna kadar geriye yürür biçimde geri alabilir . Bu süreler geçtikten sonra yanlış işlem (tasarruf) geriye yürür biçimde geriye alınamaz . Bu süreler geçtikten sonra yanlış işlemin geriye alınması halinde geri alma gününe kadar doğmuş durumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere hukuken kazanılmış durum olarak tanınması gerekir .” denilmiştir .
15) Yargıtay’ın söz konusu kararı her ne kadar yanlış intibaklar nedeniyle fazla ödenen paraların geri
alınması konusunda açılan davalarla ilgili ise de tüm sakat idari işlemlerin geri alınması ile ilgili temel ilkeler de konmuştur . Buna göre idare sakat işlemlerini ancak iptal davası süresi içinde ve iptal davası açılmış ise bu dava sonuçlanıncaya kadar geri alabilecektir . ( Bkz . Prof . Dr. Metin Günday, İdare Hukuku, İmaj Yayınevi, Ankara, 2011, s. 177) .
16) Ayrıca, Anayasa’nın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun
olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan devlet olarak tanımlanmaktadır . Nitekim Anayasa’nın 125 inci maddesinde, idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu ifade edilerek yukarıda belirtilen hukuk devleti ilkesinin hayata geçirilmesi amaçlanmıştır .
17) Doktrinde, idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda,
düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde bir takım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması neticesinde hizmetin, eksik ve hatalı ifa edilmesi, zamanında ifa edilmemesi idarenin hizmet kusuru olarak tanımlanmakta ve hizmet kusurunun hem idarenin eylemlerinden hem de işlemlerinden doğabileceği değerlendirilmektedir .
18) Bu bilgiler ışığında somut olaya bakıldığında, 1991 yılında vergi mükellefi olarak geçirilen 3 ay
23 günlük sürenin 2007 yılında yapılan işlemle bağ-kur sigortalılık süresinden sayılması işleminin
hizmet kusuru olduğu ayrıca 2017 yılında söz konusu işlemin başvuru süresi şartını taşımadığı gerekçesiyle geri alınması işleminin makul sürede yapılmadığı değerlendirilmektedir .
19) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; yukarıda yapılan açıklamalar ışığında,
vergi mükellefliğinde geçen sürenin sigortalılık süresinden sayılması için 04.10.2000 tarihinde 619 sayılı KHK’da yayımlanan ve Anayasa Mahkemesinin 26/ 10/ 2000 tarihli Kararıyla iptal edilen hüküm kapsamında başvurana borçlanabileceğinin bildirilmesinin idarenin kusurlu hizmetinden kaynaklandığı bununla birlikte 02.08.2003 tarihli 4956 sayılı Kanunla aynı düzenlemenin getirildiği ancak ilk düzenlemeden farklı olarak başvuru için süre şartı öngörüldüğü, başvuranın esasen 19/ 10/ 2001 tarihli Antalya Bağ-Kur İl Müdürlüğü tarafından gönderilen yazıya istinaden 24/ 09/ 2007 tarihinde borçlandırıldığı ve idarenin yaptığı işlemde yine hataya düştüğü ancak idari işlemlerin hukuka uygunluk karinesinden yararlandığı göz önüne alındığında başvuranın haklı beklentiye
6 / 8girdiği, buna göre ilişkilerini düzenlediği ve askerlik borçlanması yaptığı, bununla birlikte idarenin
hukuka aykırı işlemlerini makul süre içinde geri alması gerektiği, ancak somut olayda aradan on yıl geçtikten sonra idarenin işlemini geri aldığı, bu sürenin makul süre kapsamında değerlendirilmesinin mümkün görünmediği, dolayısıyla idarenin hizmet kusurundan kaynaklı hukuka aykırı bir biçimde yaptığı 3 ay 23 gün hizmetin sigortalılık süresinden sayılması daha sonra bu işlemin idarece on yıl sonra geri alınması işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu kanaatine varılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
20) Günümüzde demokratik, modern ve katılımcı yönetim anlayışında idarelerden sadece hukuka
uygun olarak hareket etmeleri değil aynı zamanda iyi yönetişim ilkelerine uygun işlem tesis etmeleri de beklenmektedir .
21) 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi Yönetim
İlkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde “Kurumun, inceleme ve araştırma yaparken idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözeteceği düzenlenmiştir . Söz konusu Yönetmelik hükmünde yer alan ilkelerin kaynağını teşkil eden Avrupa
Birliği Temel Haklar Şartının 41 inci maddesinde de iyi yönetim hakkından bahsedilmekte olup, benzer ilkelere Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen ” Avrupa Doğru İdari Davranış
Yasası’nda” da yer verilmiştir .
22) Hukuk devleti ilkesi idarenin “belirlilik”, “istikrar”, “öngörülebilirlik” ve “haklı beklenti”
ilkelerine uygun davranmasını içermektedir . Buna göre, idarenin vatandaşların güvenini boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması gerekir . Emeklilik çalışanlar bakımından tüm çalışma hayatı boyunca varılmak istenen bir gaye, sosyal devlet olmanın gereği olarak yaşlılık riskine karşı alınan bir güvence, devlet için bir ödevdir . İdarenin kişilerin, sigortalıların bu hakkın kazanılmasına yönelik beklentiye sokacak davranışlardan kaçınması, kendi iş ve işlemlerinde ise yasaya uygun, gerekli dikkat ve özeni göstermesi beklenmektedir . Bu tür durumlara sebep verilmemesi için idarenin, hizmetin gerekleri göz önüne alınarak personelin eğitimi ve yetiştirilmesine ve kendi içinde kontrol ve denetim mekanizmalarına gereken önem, vermesi gerekmektedir .
23) Diğer taraftan idarenin, başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere
başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
24) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birincisi fıkrası uyarınca,
bu Tavsiye Kararının başvurana tebliğ edildiği tarihten itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa)
7 / 8dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Antalya İş Mahkemelerinde yargı
yolu açıktır .
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre ŞİKÂYETİN KABULÜNE, Başvuranın 01/ 01/ 1991- 24/ 04/ 1991 tarihleri arasındaki 3 ay 23 gün hizmetinin sigortalılık süresinden sayılması talebinin kabulü hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA
TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca;
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın Başvurana ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi