|
ÖZET: Başvuru, 2/B arazilerinin satışında yaşanan sorunların çözümüne yönelik tedbirlerin alınması talebini içermektedir. Başvuran, 6292 sayılı kanun çerçevesinde 2/B arazilerinin satışının hak sahiplerine yapılması gerektiğini, ancak uygulamada hukuka aykırı muvafakatnamelerle satışlar gerçekleştirildiğini belirtmiştir. Bu durum, gerçek hak sahiplerinin mağduriyetine yol açmaktadır. İlgili idareler, başvuranın taleplerini değerlendirerek, 2/B arazilerinin satışına ilişkin mevzuatın detaylarını açıklamış ve başvuranın dilekçesinde sunduğu belgeleri incelemiştir.
İdareler, başvuranın talebine ilişkin olarak, 2/B arazilerinin satışında hak sahipliğinin belirlenmesinin mevzuat hükümlerine göre yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca, noterler tarafından düzenlenen muvafakatnamelerin yalnızca beyana dayalı olarak yapıldığını ve bu durumun uygulamada sorunlara yol açabileceğini vurgulamışlardır. Bu bağlamda, Türkiye Noterler Birliği ile yapılan görüşmelerde, muvafakatnamelerin tek bir sistem üzerinden takip edilmesi ve sorgulama yetkisi verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak, 2/B arazilerinin gerçek hak sahiplerine satışının sağlanması amacıyla, ilgili idarelerle entegre bir sistem kurulması ve gerekli düzenlemelerin yapılması için tavsiyelerde bulunulmuştur. Bu önlemler, uygulamada yaşanan sorunların önüne geçilmesine ve hak sahiplerinin mağduriyetlerinin giderilmesine yardımcı olacaktır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/7503-S.24.11736
BAŞVURU NO : 2024/5081
KARAR TARİHİ : 18.07.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : TÜRKİYE NOTERLER BİRLİĞİ BAŞKANLIĞI
TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI
ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, 2/B arazilerinin satışına ilişkin uygulamada yaşanan sorunların önüne geçilmesi amacıyla birtakım tedbirler alınması talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 19.04.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza tarihinde yapılan başvuruda başvuran özetle; 2/B arazilerinin hak
sahiplerine satışının 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına
Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı
Hakkında Kanun ile düzenlendiğini, anılan kanun hükümleri uyarınca 2/B arazilerinin 2011 yılından önceki kullanıcılarına satışının veya hak sahiplerinin muvafakatı ile 3. kişilere satışının mümkün olduğunu, ancak uygulamada 2/B arazileri üzerinde hak sahibi olmayan kişiler tarafından düzenlenen hukuka aykırı muvafakatnameler ile satışlar yapıldığını veya aynı taşınmazın birden fazla kişiye satışına ilişkin muvafakatname düzenlendiğini, hatta esasen 2/B arazisi olmayan yerlerin de bu kapsamda satıldığını ifade etmekte; söz konusu 2/B arazilerinin gerçek hak sahiplerine satışının yapılması amacıyla dilekçesinde belirtmiş olduğu önerilerin dikkate alınmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzun 26/04/2024 tarihli ve sayılı bilgi-belge talep yazısına cevaben Çevre,
Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı’nın 22/05/2024 tarihli ve
– – sayılı yazısı ekinde ilgili bilgi-belgeler gönderilmiş olup yapılan açıklamada;
2.1) 2/B taşınmazlarının satış işlemlerinin 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının
Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye
Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun’da ve 345 sıra sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nde düzenlendiği,
2.2) Bu çerçevede 6292 sayılı Kanunun 2. maddesinde 2/B alanlarının, “6831 sayılı Kanunun 20/6/1973
tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/6/1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendine veya kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan ve çıkarılacak yerler” olarak tanımlandığı,
2.3) 6292 sayılı Kanunun “Hak sahibi, başvuru ve doğrudan satış” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında
ise; “2/B alanlarında bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler bu Kanuna göre hak sahibi sayılır.” şeklinde düzenleme yer aldığı,
2.4) Ayrıca Kanunun 6. maddesinin 10. fıkrasında hak sahibi olunmasında kanuni halefiyetin yanı sıra
hak sahibinin veya mirasçılarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra noter tarafından düzenlenecek muvafakatname vermeleri halinde akdi halefiyet hükümlerinin de geçerli olduğunun hükme bağlandığı,
2.5) Dolayısıyla 2/B arazilerinin satışına ilişkin olarak kanuni halefiyet veya akdi halefiyet durumlarına
göre ayrı ayrı inceleme ve değerlendirme yapılması gerektiği,
2.6) Başvuranın dilekçesi ekinde yer alan belgelerin incelenmesi sonucunda, dilekçe ekinde ada parsel
bilgilerine yer verilen taşınmazlardan birinin Antalya İli İlçesi Mahallesi sınırları içerisinde bulunan devlet ormanı içerisinde kaldığı ve bu nedenle de başvuranın anılan taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin talebinin 6831 sayılı Kanunun Ek 16. maddesi kapsamında değerlendirilmesi amacıyla Antalya Orman Bölge Müdürlüğü’ne gönderildiği,
2.7) Yine başvuranın dilekçesi ekinde ada parsel bilgilerine yer verilen taşınmazlardan bir diğerinin de
İstanbul İli İlçesi Mahallesi parsel numaralı taşınmaz içinde kaldığı, ayrıca taşınmazın tapu şerhinde eylemli orman niteliğinde olduğuna dair belirtme bulunduğu,
2.8) 6831 sayılı Orman Kanunu’nun Ek 16. maddesinde bir taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması
için gereken bazı kriterlere yer verildiği, ayrıca söz konusu işlemin usulünün de belirlendiği,
2.9) Sonuç olarak, başvuru dilekçesi ekinde yer alan iki taşınmazın mevzuata uygun olarak orman
sınırları dışına çıkarılması halinde başvuranın talebine ilişkin değerlendirme yapılabileceği, ancak bu haliyle bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı
ifade edilmiştir.
3) Kurumumuzun 26/04/2024 tarihli ve sayılı bilgi-belge talep yazısına cevaben Tarım
ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü’nün 24/05/2024 tarihli ve E- – – sayılı yazısı ekinde ilgili bilgi-belgeler gönderilmiş olup yapılan açıklamada;
3.1) Başvuranın İstanbul İli İlçesi Mahallesinde bulunan ve Maliye Hazinesi adına
orman vasfı ile tescilli olan parsel numaralı taşınmazın 1000 m2 lik kısmının kendisi tarafından kullanıldığı, 28/04/2018 tarihinden önce orman niteliğini yitirdiği ve yerleşim yerine dönüştüğü gerekçesi ile 6831 sayılı Orman Kanunu’nun Ek 16. maddesine göre orman sınırları dışına çıkarılmasını talep ettiği,
3.2) Ancak talep konusu alanın halen orman ağaçları ile kaplı olduğu, üzerinde talep dilekçesinde
bahsedildiği gibi bir kullanımın ya da yapının bulunmadığı, halen Maliye Hazinesi adına orman vasfı ile tescilli olduğu, bu sebeple orman sınırları dışına çıkarılmasının mümkün olmadığı
ifade edilmiştir.
4) Kurumumuzun 26/04/2024 tarihli ve sayılı bilgi-belge talep yazısına cevaben Türkiye
Noterler Birliği’nin 29/05/2024 tarihli ve E- – – sayılı yazısı ekinde ilgili bilgibelgeler gönderilmiş olup yapılan açıklamada;
4.1) 6292 sayılı Kanunun 6. maddesi ile 345 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin 4. ve 5. maddelerinde
2/B arazilerinin satışı bakımından hak sahipliğinin tanımlandığı,
4.2) Anılan mevzuat hükümleri uyarınca kayıtlara göre hak sahibi olan kişi ya da mirasçılarının, akdi
halefiyet tesis edebilmeleri için idareye noter onaylı bir muvafakatname vermelerinin zorunlu olduğu, bu kapsamda hak sahibi olan kişi ya da mirasçılarının istem ve beyanlarına göre idareye verilmek üzere hazırlanacak muvafakatnamenin Türkiye Noterler Birliği’nin 45 sayılı Birleştirilmiş Genelgesi ekinde matbu olarak hazırlandığı ve tüm noterler tarafından aynı muvafakatnamenin düzenlendiği,
4.3) Birlik Yönetim Kurulu tarafından benzer konuda verilmiş olan 25/07/2022 tarihli kararda;
“İlgililerin hak sahibi olup olmadığı ile arazinin 2/B arazisi kapsamında kalıp kalmadığı hususlarının muvafakatnamenin ibraz edileceği kurum tarafından denetlenmesi gerektiğine” karar verildiği,
4.4) Sonuç olarak, 2/B arazilerinde hak sahipliği tapu kayıtlarına göre belirlenebileceği gibi uygulamada
çoğu kez rastlandığı üzere fiili kullanım durumuna göre ilgili idarece de belirlenebileceği,
4.5) Bu kapsamda muvafakatname talep eden ilgilinin muvafakat konusu olan alanda hak sahibi ya da
bu alanın gerçekten var olup olmadığı konusunun noterce bilinmesinin ve bu konuda ilgili İdare sistemleri üzerinden kontrol yapılabilecek bir entegrasyon bulunmadığından kontrolünün mümkün ve gerekli olmadığı, ayrıca bahsi geçen entegrasyonun kurulması yönünde bir talep olmadığından ilgili Kurum ile bu konuda bir çalışma da yapılmadığı,
4.6) İlgilinin beyanının tutanak altına alınmasından ibaret olan muvafakatname işleminde, muvafakat
veren ilgilinin muvafakat konusu alanda hak sahibi olup olmadığına ilgili idarece karar verileceğinden, bu belgenin ve hak sahipliğinin idarece değerlendirilmesi gerektiği,
4.7) Anılan muvafakatname işlemlerine ilişkin uygulamada yaşanan sorunların Türkiye Noterler
Birliği’ne iletilmesi sonucu 45 sayılı Birleştirilmiş Genelgenin muvafakatname başlığının düzenlendiği ve
/
bu başlık altında uygulamaya yön vermek amacıyla bir muvafakatname örneğinin de genelge içeriğine eklendiği,
4.8) Türkiye Noterler Birliği’nin 45 sayılı Birleştirilmiş Genelgesine konu muvafakatname örneğine
uygun şekilde hazırlanan ya da yukarıda anılan şartları taşıyan muvafakatname işleminin yapılmasında ilgilerinin talep ve beyanının alınmasının yeterli olduğu, belge sunulmasının gerekli olmadığı
ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
5) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma
hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
6) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci
maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
7) 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman
Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı
Hakkında Kanun’un,
7.1) “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının b bendinde; “2/B alanları: 6831 sayılı Kanunun
20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/6/1986 tarihli ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (B) bendine veya kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan ve çıkarılacak yerleri,”
7.2) “Hak sahibi, başvuru ve doğrudan satış” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında; “2/B alanlarında
bulunan taşınmazlar hakkında bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişilerden bu taşınmazları satın almak için süresi içerisinde idareye başvuran ve idarece tespit edilen satış bedelini itiraz ve dava konusu etmeksizin kabul edenler bu
Kanuna göre hak sahibi sayılır.”
7.3) “Hak sahibi, başvuru ve doğrudan satış” başlıklı 6. maddesinin 10. fıkrasında; “Hak sahibi
olunmasında kanuni halefiyet, hak sahibinin veya mirasçılarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra noter tarafından düzenlenecek muvafakatname vermeleri hâlinde ise akdi halefiyet hükümleri geçerlidir. Bu fıkraya göre noter tarafından düzenlenecek muvafakatnamelerden 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre elli Türk Lirası maktu noter harcı alınır.”
7.4) Ek 1. maddesinde; “6831 sayılı Kanunun ek 16 ncı maddesi hükümlerine göre üzerinde yerleşim
yeri bulunduğu gerekçesiyle orman sınırları dışına çıkartılarak tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazların 3402 sayılı Kanunun ek 4 üncü maddesi hükümlerine göre kadastrosu yapılır. Kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki bilgiler tapu kütüğünün beyanlar hanesine de aynen aktarılarak hak
sahipliği belirlenir. Bu taşınmazlar, bu Kanunun 2/B alanlarında kalan taşınmazların satışına ilişkin hükümleri kıyasen uygulanmak suretiyle hak sahiplerine doğrudan satılır.”
8) 6831 sayılı Orman Kanunu’nun Ek 16. maddesinde; “Orman ve Su İşleri Bakanlığınca, bilim ve
fen bakımından orman olarak muhafazasında hiçbir yarar görülmeyen ve tarım alanına dönüştürülmesi de mümkün olmayan yerler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte üzerinde yerleşim yeri bulunan ya da yerleşim yeri oluşturulması uygun olan taşlık, kayalık, verimsiz ve fiilen orman vasfı taşımayan alanlardan, sınırları Cumhurbaşkanınca belirlenen alanlar, Cumhurbaşkanınca belirlenecek usul ve esaslara göre
Orman Genel Müdürlüğünce orman sınırları dışına çıkartılarak tapuda Hazine adına tescil edilir. Orman sınırları dışına çıkartılan alanın iki katından az olmamak üzere Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya
Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek üzere tahsis edilir.
Birinci fıkrada belirtilen alanlarda 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22 nci maddesinin kadastrosu yapılmış olan yerlerin ikinci defa kadastroya tabi tutulamayacağına ilişkin hükmü uygulanmaz.
Birinci fıkra kapsamında orman sınırları dışına çıkarılacak alanların tespiti maksadıyla, Orman ve Su
İşleri Bakanlığınca yeteri kadar orman kadastro komisyonu görevlendirilir ve bu tespit sırasında ilan süresi bir hafta, itiraz süresi bir ay olarak uygulanır.
Bu Kanunun 1 inci maddesine göre ilk defa yapılacak orman kadastrosu uygulamasındaki işlemlere ilişkin sürelerde de üçüncü fıkra hükümleri uygulanır.”
9) 28.3.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in;
9.1) “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırma yaparken
idarenin, insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde; kanunlara uygunluk, ayrımcılığın önlenmesi, ölçülülük, yetkinin kötüye kullanılmaması, eşitlik, tarafsızlık, dürüstlük, nezaket, şeffaflık, hesap verilebilirlik, haklı beklentiye uygunluk, kazanılmış hakların korunması, dinlenilme hakkı, savunma hakkı, bilgi edinme hakkı, makul sürede karar verme, kararların gerekçeli olması, karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi, kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi, kişisel verilerin korunması gibi iyi yönetim ilkelerine uygun işlem ve eylem ile tutum veya davranışta bulunup bulunmadığını gözetir ve iyi yönetim ilkelerine uyar.”,
9.2) “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde; “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde
olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”;
düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
10) Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; başvuranın, 2/B
arazilerinin gerçek hak sahiplerine satışının yapılmasının sağlanması amacıyla birtakım önlemlerin alınması talebine ilişkin İdarelere Tavsiye Kararı verilmesi yönünde hazırlanan öneri Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
/
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A) Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
11) Başvuran, 1 no.lu paragrafta yer verildiği üzere, uygulamada 2/B arazileri üzerinde hak sahibi
olmayan kişiler tarafından düzenlenen hukuka aykırı muvafakatnameler ile satışlar yapıldığını veya aynı taşınmazın birden fazla kişiye satışına ilişkin muvafakatname düzenlendiğini, hatta esasen 2/B arazisi olmayan yerlerin de bu kapsamda satıldığını ifade etmekte; söz konusu 2/B arazilerinin gerçek hak sahiplerine satışının yapılması amacıyla dilekçesinde belirtmiş olduğu önerilerin dikkate alınmasını talep etmektedir.
12) Konuyla ilgili 7 ve 8 no.lu paragraflarda yer verilmiş olan mevzuata bakıldığında; 2/B arazilerinin
hak sahiplerine satışının çeşitli mevzuat hükümlerinde ayrıntıları ile düzenlendiği, hak sahipliğinin kanuni halefiyet veya akdi halefiyet hükümlerine göre ayrı ayrı değerlendirileceği, akdi halefiyetin mevcudiyetinden bahsedilebilmesi için, hak sahibinin veya mirasçılarının Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra noter tarafından düzenlenecek muvafakatname vermeleri gerektiği, dolayısıyla akdi halefiyete ilişkin işlemler bakımından Türkiye Noterler Birliği’nin yetkilendirildiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte anılan mevzuat hükümlerinde noterler tarafından söz konusu muvafakatnamenin düzenlenmesi amacıyla herhangi bir bilgi veya belge isteneceğine ya da gerçek hak sahipliğinin tespiti için ayrıntılı bir inceleme yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenlemeye rastlanmamıştır.
13) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 124. maddesi uyarınca, yasa koyucunun genel prensipleri
belirlemesi koşuluyla düzenlenecek konunun uygulanmasını ve uygulamaya ilişkin ayrıntıların belirlenmesini yürütmeye, bir başka ifadeyle idarelere bırakmasının mümkün olduğu görülmektedir. Ayrıca idareler, görev alanlarına ilişkin olarak tüzük ve yönetmelik dışında yönerge, tebliğ, genelge gibi çeşitli adlar altında da düzenleme yapabilmektedirler. Ancak bu düzenlemeler arasında “normlar hiyerarşisi” olarak adlandırılan bir ilişki bulunmaktadır. Normlar hiyerarşisi kuramına göre hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Bu nitelikleri gereği dayandıkları üst hukuk normlarına aykırı hüküm ihtiva etmeleri mümkün değildir. Bu kuramın en belirgin özelliklerinden biri de bir düzenlemenin hiyerarşik sıralamada daha altta bulunan bir düzenleme ile değiştirilememesi ve kaldırılamamasıdır.
14) Nitekim bu husus Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 04.02.2010 tarih ve 2009/921 Esas
1 sayılı kararında da;
“Bir hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı kuşkusuzdur. Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta ve daha sonra gelen kanunlar yürürlüğünü Anayasadan, tüzükler yürürlüğünü kanundan, yönetmelikler ise yürürlüğünü kanun ve tüzükten almaktadırlar. Bir normun kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün değildir.”
1
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 04.02.2010 tarih ve 2009/921Esas sayılı kararı için bkz.
https://www.corpus.com.tr/#!/Danistay Erişim tarihi ve saati: 04.06.2024, 10.57.
ifadeleri ile hükme bağlanmıştır.
15) Diğer yandan idareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde kamu hizmetlerini yerine
getirmede etkinliğin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda düzenleyici işlemler yapma yetkisine sahip olduklarından, kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığından, gelişen durumlara göre ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla yönetmeliklerle ve daha alt düzenleyici işlemler olan tebliğ ve genelgelerle düzenleme yapmak hususunda takdir yetkisine sahip bulunmaktadırlar. İdarelerin yönetmelik ve daha alt düzenleyici işlemler ile düzenleme yetkisi, yasama organının çizdiği sınırlar içinde, başta Anayasa olmak üzere, kanun gibi üst hukuk normlarına aykırı olmamak şartına bağlı olarak gerçekleşebilir. Nitekim idarelerin düzenleme yetkisinin, üst normlarla getirilen hükümleri kısıtlayacak bir şekilde kullanılamayacağı hususu idare hukukunun en temel prensiplerindendir.
16) Bir diğer ifadeyle normlar hiyerarşisi ilkesinin doğal bir sonucu üst normda yer almayan bir
kısıtlamaya alt normda yer verilemeyeceği ilkesidir. Nitekim bu husus da Danıştay İdari Dava Daireleri 2
Kurulu’nun 07.03.2003 tarih ve 2003/36 Esas sayılı kararında ;
“Normlar hiyerarşisine göre ilgililerin hak ve ödevleri hakkında yapılacak olan bir düzenlemenin üst hukuk normlarına aykırı olmaması, onlara aykırı hükümler içermemesi ve de üst normların düzenlenme sahasını daraltıcı nitelikte hükümlere yer vermemiş nitelikte olması gerektiği,”
şeklinde ifade edilmiştir.
17) Dosya kapsamında yapılan incelemede;
17.1) Başvuranın 2/B arazilerinin satışına ilişkin olarak uygulamada yaşanan sorunların önlemesi adına
bazı önerilerde bulunduğu,
17.2) Bununla birlikte dilekçe ekinde ada parsel bilgilerine yer verilen taşınmazlardan birinin Antalya İli
İlçesi Mahallesi sınırları içerisinde bulunan devlet ormanı içerisinde kaldığı ve bu nedenle de başvuranın anılan taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin talebinin 6831 sayılı Kanunun
Ek 16. maddesi kapsamında değerlendirilmesi amacıyla Antalya Orman Bölge Müdürlüğü’ne gönderildiği,
17.3) Yine başvuranın dilekçesi ekinde ada parsel bilgilerine yer verilen taşınmazlardan bir diğerinin de
İstanbul İli İlçesi Mahallesi parsel numaralı taşınmaz içinde kaldığı, ayrıca taşınmazın tapu şerhinde eylemli orman niteliğinde olduğuna dair belirtme bulunduğu,
17.4) Öte yandan 2/B arazilerinin hak sahiplerine satışının çeşitli mevzuat hükümlerinde ayrıntıları ile
düzenlendiği,
17.5) Bu kapsamda hak sahipliğinin kanuni halefiyet veya akdi halefiyet hükümlerine göre ayrı ayrı
değerlendirileceği,
2
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 04.02.2010 tarih ve 2009/921Esas sayılı kararı için bkz.
https://www.corpus.com.tr/#!/Danistay Erişim tarihi ve saati: 04.06.2024, 11.01.
17.6) Akdi halefiyetin mevcudiyetinden bahsedilebilmesi için, hak sahibinin veya mirasçılarının Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihten sonra noter tarafından düzenlenecek muvafakatname vermeleri gerektiği,
17.7) Ancak söz konusu muvafakatname düzenlenirken noterler tarafından herhangi bir bilgi veya belge
talep edilmediği, yalnızca beyana dayalı olarak işlem yapıldığı,
17.8) Bu nedenle de uygulamada bazen 2/B arazileri üzerinde hak sahibi olmayan kişiler tarafından
düzenlenen hukuka aykırı muvafakatnameler ile satışlar yapılması veya aynı taşınmazın birden fazla kişiye satışına ilişkin muvafakatname düzenlenmesi, hatta esasen 2/B arazisi olmayan yerlerin de bu kapsamda satılması ihtimallerinin gündeme gelebileceği,
17.9) Hal böyle olunca akdi halefiyet için noterler tarafından düzenlenen muvafakatnamelerin de çoğu
zaman hayati önem taşıdığı ve muvafakatnamalerin gerçeğe uygun şekilde düzenlenmesinin sağlanması ile 2/B arazilerinin satışı ile ilgili olarak uygulamada yaşanan pek çok sorunun da önüne geçilebileceği
kanaatine varılmıştır.
18) Bu kapsamda Kurumumuzun bilgi belge talep yazısı ile Türkiye Noterler Birliği’nden; Araçların
Satış, Devir ve Tescil Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca noterler tarafından araç satış işlemleri gerçekleştirilirken Araç Sicil ve Tescil Sistemi kullanıldığı ve söz konusu sistemin Emniyet Genel Müdürlüğü ile entegre olduğu göz önünde bulundurulduğunda, 2/B arazilerinin satışı ile ilgili olarak da arazinin bu kapsamda yer alıp almadığını sorgulama ve hak sahibini tespit etmeye yarayacak şekilde düzenlenmiş ve yetkili kurumlar ile entegre bir sistemin mevcut olup olmadığı, böyle bir sistem mevcut ise sistemin işleyişine ilişkin açıklamaları talep edilmiştir. Türkiye Noterler Birliği tarafından Kurumumuza iletilen cevabi yazıda; muvafakatname talep eden ilgilinin muvafakat konusu olan alanda hak sahibi ya da bu alanın gerçekten var olup olmadığı konusunun noterce bilinmesinin ve bu konuda ilgili İdare sistemleri üzerinden kontrol yapılabilecek bir entegrasyon bulunmadığından kontrolünün mümkün ve gerekli olmadığı, ayrıca bahsi geçen entegrasyonun kurulması yönünde bir talep olmadığından ilgili Kurum ile bu konuda bir çalışma da yapılmadığı bildirilmiştir. Ancak idarelerin temel görevi kamu hizmetlerinin etkin ve verimli şekilde yürütülmesini sağlamak olup, bu hususta idarelerin ilgililerin herhangi bir talebi olup olmadığına bakılmaksızın birtakım tedbirleri alma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Öte yandan noterlerin vatandaşlarımızın işlemlerini zorlaştırmak yerine kolaylaştırması, kamu hizmetlerin etkin ve verimli şekilde yürütülmesini de destekleyecektir.
19) Bu çerçevede Kurumumuzca yapılan inceleme çerçevesinde konunun önemi ve birden fazla idareyi
ilgilendiren niteliği de göz önünde bulundurularak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ve Türkiye Noterler Birliği yetkilileri ile sorunun çözümüne yönelik bir toplantı yapılması kararlaştırılmıştır. 04.07.2024 tarihinde Kurumumuzda gerçekleştirilen toplantıya Kurumumuz yetkilileri ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü Daire Başkanı, Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü Kadastro ve Mülkiyet Dairesi Başkan Yardımcısı ve
Türkiye Noterler Birliği Hukuki Danışman Yardımcısı katılım sağlamıştır. Yapılan toplantıda;
19.1) Noterler Birliği temsilcisi tarafından, vatandaşların herhangi bir noterde daha önce yapmış olduğu
muvafakatname işlemlerinin bir diğer noter tarafından sistem üzerinden görülmesinin Noterlik Kanunu’nun 55. maddesi kapsamında hâlihazırda mümkün olmadığı, dolayısıyla uygulamada aynı kişinin farklı noterlerde birden fazla muvafakatname düzenlemesinin mümkün olduğu ifade edilmiştir.
19.2) Orman Genel Müdürlüğü temsilcisi tarafından, 2/B uygulamasının tarihçesi hakkında bilgi verilmiş,
Orman Kadastro Komisyonu’nun orman vasfını kaybetmiş arazileri tespit ederken kullanan kişileri tespit etmekten ziyade arazilerin fiziksel durumuyla ilgili olduğu, ayrıca bir arazinin birden fazla kullanıcısının olabileceği belirtilmiştir.
19.3) Milli Emlak Genel Müdürlüğü temsilcisi tarafından, 2/B arazilerinin orman vasfını kaybederek 2/B
olma süreci hakkında bilgi verilmiş, bu kapsamda öncelikle orman kadastro parselinin oluştuğu daha sonra kişilerin kullanımına göre farklı parsellere ayrıldığı, bu parsellerin kullanıcılarının da Tapu Kadastro Genel
Müdürlüğü tarafından tespit edildiği, kullanıcı olarak tespit edilen kişilerin süresi içinde başvuru yaparak bedele itiraz etmemeleri durumunda hak sahibi olabilecekleri, ayrıca aynı taşınmazda birden fazla kullanıcı olabileceği, sonraki süreç bakımından kanunda akdi halefiyetin düzenlendiği ve akdi halefiyet için de noterlere görev verildiği açıklanıştır. Ayrıca uygulamada tek bir taşınmaz için birden fazla akdi halefiyet muvafakatnamesi düzenlenmesinin önünde yasal bir engel olmadığı için suistimallerin olduğu, halefiyet silsilesini takip ederek silsilenin bozulmamış olması durumunun İdarelerince gözetildiği ifade edilmiştir.
20) Yukarıda ayrıntılarına yer verildiği üzere; konuyla ilgili idareler tarafından da uygulamada yaşanan
sorunların tespiti yapılmış ve nihayetinde bir kısım çözüm önerileri üzerinde uzlaşılmıştır. Bu kapsamda;
20.1) Her ne kadar mevcut uygulamada Noterlik Kanunu’nun 55. maddesi uyarınca evrak ve defterlerin
gizliliği ilkesi gereğince, aynı kişinin farklı noterlerde birden fazla muvafakatname düzenleyip düzenlemediğinin sistem üzerinden görülmesi mümkün değil ise de yapılacak bir mevzuat değişikliği veya konuyla ilgili bir düzenleyici işlem ile farklı noterlerde yapılan muvafakatnamelerin tek bir sistem üzerinden takibine ilişkin bir entegrasyon kurulması ve bu konuda noterlere sorgulama yetkisi verilmesi halinde her bir 2/B arazisi kullanıcısının tek bir muvafakatname düzenlemesinin sağlanabileceği kanaatine varılmıştır. Nitekim bu durumda daha önce muvafakatname düzenlenen bir 2/B arazisi ile ilgili yeni bir muvafakatname talebi geldiğinde noterlerin eski muvafakatnameyi sistem üzerinden görmesi halinde mükerrer muvafakatname düzenlenmesinin önüne geçilebileceği değerlendirilmiştir.
20.2) Tapu sicilinde kayıtlı olmayan taşınmazlara ilişkin akdi halefiyet muvafakatnamesi düzenlenmesine
ilişkin noterlere bir talep geldiğinde; Tarım ve Orman Bakanlığından gönderilecek bir genelge veya başka bir düzenleyici işlem üzerine Noterler Birliği Yönetim Kurulu tarafından alınacak karar ile muvafakatname düzenlenmesinin engellenebileceği, böyle bir engellemeye karar verilmesi halinde alınan kararın tüm noterlere iletilerek yeknesak uygulamanın sağlanabileceği kanaatine varılmıştır.
20.3) Tapuda kaydı olup ada/parsel bilgisi verilen taşınmazlar bakımından akdi halefiyet
muvafakatnamesi düzenlenmesine ilişkin noterlere bir talep geldiğinde; Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ile entegre sistem kurularak, bu sistem üzerinden yapılacak sorgulama ile taşınmazın hazine taşınmazı olup olmadığının ve 2/B kapsamında olup olmadığının kontrolü ile ayrıca muvafakatname vermek isteyen kişinin ilgili taşınmazın tapudaki beyanlar hanesine göre hak sahibi olup olmadığının tespiti yapılarak gerçek hak sahibi adına muvafakatname düzenlenmesinin sağlanabileceği kanaatine varılmıştır. Nitekim 2/B arazilerinin satışı kapsamında hak sahiplerinin, mevzuat hükümleri uyarınca Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenen güncelleme listelerine veya kadastro tutanaklarına ya da kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre oluşturulan tapu kütüklerinin beyanlar hanesine göre; bu taşınmazların 31/12/2011 tarihinden önce kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişiler olarak tanımlandığı dikkate alındığında Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile akdedilecek bir protokol uyarınca kurulacak entegre sistem üzerinden muvafakatname düzenlenmeden önce noterler tarafından yapılacak sorgulama ile muvafakatname düzenlemek isteyen kişinin gerçekten hak sahibi olup olmadığı sorgulanabilecektir.
/
21) Tüm bu açıklamalar çerçevesinde bir değerlendirme yapıldığında; her ne kadar Türkiye Noterler
Birliği tarafından 2/B arazilerinin satışına ilişkin düzenlenen muvafakatnamelere ilişkin herhangi bir inceleme yapılmasına veya belge talep edilmesine gerek olmadığı, noterlerin görevinin beyana dayalı olarak muvafakatname düzenlemekten ibaret olduğu iddia edilmekte ise de söz konusu iddialara itibar edilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır. Zira nasıl ki araç satış işlemleri bakımından Emniyet
Genel Müdürlüğü ile entegre sistem aracılığıyla satışa konu aracın herhangi bir vergi borcu veya trafik cezası olup olmadığının noterler tarafından sorgulanması mümkün ise 2/B arazilerinin satışı bakımından da hem Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı hem de Tarım ve Orman Bakanlığı ile akdedilecek bir protokol uyarınca entegre bir sistemin kurulması halinde gerekli sorgulamaların yapılabileceği aşikardır.
22) Bu çerçevede kurulacak sistem ile noterler tarafından ilk olarak muvafakatnameye konu
edilmek istenilen taşınmazın gerçekten 2/B arazisi olup olmadığının tespit edilmesi, 2/B arazisi değil ise muvafakatname düzenlenmemesi, şayet 2/B arazisi ise de tapu siciline kayıtlı olmayan taşınmazlar bakımından hiçbir suretle muvafakatname düzenlenmemesi, tapu siciline kayıtlı olup ada/parsel bilgisi bulunan taşınmazlar bakımından ise Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile entegre sistem üzerinden yapılacak sorgulama sonucunda ilgili taşınmazın beyanlar hanesinde hak sahibi olarak gözüken kişiler adına muvafakatname düzenlenmesi, ayrıca daha evvel aynı taşınmaza ilişkin herhangi bir noter aracılığıyla muvafakatname düzenlenip düzenlenmediğinin sorgulanarak her taşınmaz için yalnızca tek bir muvafakatname düzenlenmesinin sağlanması elbette ki mümkün olacaktır.
23) Öte yandan Türkiye Noterler Birliği tarafından Kurumumuza iletilen cevabi yazıda, muvafakatname
işlemlerine ilişkin uygulamada yaşanan sorunların Türkiye Noterler Birliği’ne iletilmesi sonucu 45 sayılı
Birleştirilmiş Genelgenin muvafakatname başlığının düzenlendiği ve bu başlık altında uygulamaya yön vermek amacıyla bir muvafakatname örneğinin de genelge içeriğine eklendiği açıklamalarına yer verilmiştir. Dolayısıyla sırf bu cevap dahi 2/B arazilerinin satışında yaşanan sorunlardan Türkiye Noterler
Birliği’nin de haberdar olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu sebeple de kamu hizmetinin etkin ve verimli şekilde yürütülmesinden sorumlu olan idarelerin sorunların çözümüne ilişkin talep olmadığından herhangi bir entegrasyon kurulmadığı yönündeki iddialarına da itibar edilmesi mümkün gözükmemektedir. Zira her ne kadar 45 sayılı Birleştirilmiş Genelge ekinde matbu bir muvafakatname örneğine yer verilerek uygulamada birliğin sağlanması amaçlanmış ise de bu husus tek başına yeterli olmayıp, anılan muvafakatnamenin gerçeğe uygun şekilde düzenlenmesi de son derece önem arz etmektedir. Bu bağlamda normlar hiyerarşisi ilkesine uyulmak kaydıyla gelişen durumlara göre ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek adına yapılacak düzenleyici işlemler ve bu işlemlere dayanılarak kurulacak entegre sistem aracılığıyla uygulamada yaşanan soruların önlenmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
24) Sonuç olarak; 2/B arazilerinin satışına ilişkin uygulamada yaşanan sorunların önüne geçilmesi
amacıyla ilgili idarelerle akdedilecek protokoller uyarınca kurulan entegre sistem üzerinden gerekli sorgulamaların yapılması halinde 2/B arazilerinin mevzuata uygun olarak satışını sağlamak adına tüm koşulları sağlayacak şekilde muvafakat düzenlenebileceği, böylece mağduriyetlerin önüne geçilebileceği kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde 2/B arazilerinin gerçek hak sahiplerine satışının yapılmasının sağlanması amacıyla birtakım önlemlerin alınması talebine ilişkin olarak;
24.1) Farklı noterlerde yapılan muvafakatnamelerin tek bir sistem üzerinden takibine ilişkin bir
entegrasyon kurulması ve bu konuda noterlere sorgulama yetkisi verilmesi için gerekli işlemlerin yapılması hususunda Türkiye Noterler Birliği’ne tavsiyede bulunulmasına, /
24.2) Tapu sicilinde kayıtlı olmayan taşınmazlara ilişkin akdi halefiyet muvafakatnamesi
düzenlenmesine ilişkin noterlere bir talep geldiğinde; Tarım ve Orman Bakanlığından gönderilecek bir genelge veya başka bir düzenleyici işlem üzerine Noterler Birliği Yönetim Kurulu tarafından alınacak karar ile muvafakatname düzenlenmesinin engellenmesinin sağlanması ve bu hususta tüm noterler bakımından yeknesak uygulamanın temini hususunda Tarım ve Orman Bakanlığı ile
Türkiye Noterler Birliği’ne tavsiyede bulunulmasına,
24.3) Tapuda kaydı olup ada/parsel bilgisi verilen taşınmazlar bakımından akdi halefiyet
muvafakatnamesi düzenlenmesine ilişkin noterlere bir talep geldiğinde; Tapu Kadastro Genel
Müdürlüğü ile entegre sistem kurularak, bu sistem üzerinden yapılacak sorgulama ile taşınmazın hazine taşınmazı olup olmadığının ve 2/B kapsamında olup olmadığının kontrolü ile ayrıca muvafakatname vermek isteyen kişinin ilgili taşınmazın tapudaki beyanlar hanesine göre hak sahibi olup olmadığının tespiti yapılarak gerçek hak sahibi adına muvafakatname düzenlenmesinin sağlanması hususunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Türkiye Noterler Birliği’ne tavsiyede bulunulmasına
yönelik Tavsiye Kararı verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
B) İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
25) İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin
“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; İdarelerin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazılarının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği değerlendirildiğinden iyi yönetim ilkelerinden
“dürüstlük”, “makul sürede karar verme” “nezaket”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davrandığı, tavsiye kararına uygun olarak iş ve işlemlere başlanılması halinde “kanunilik” ilkesine de riayet edileceği değerlendirilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
26) 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün
içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
Başvurunun KABULÜNE,
Farklı noterlerde yapılan muvafakatnamelerin tek bir sistem üzerinden takibine ilişkin bir entegrasyon kurulması ve bu konuda noterlere sorgulama yetkisi verilmesi için gerekli işlemlerin yapılması hususunda TÜRKİYE NOTERLER BİRLİĞİ’NE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Tapu sicilinde kayıtlı olmayan taşınmazlara ilişkin akdi halefiyet muvafakatnamesi düzenlenmesine ilişkin noterlere bir talep geldiğinde; Tarım ve Orman Bakanlığından gönderilecek bir genelge veya başka bir düzenleyici işlem üzerine Noterler Birliği Yönetim Kurulu tarafından alınacak karar ile muvafakatname düzenlenmesinin engellenmesinin sağlanması ve bu hususta tüm noterler bakımından yeknesak uygulamanın temini hususunda TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI ile
TÜRKİYE NOTERLER BİRLİĞİ’NE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Tapuda kaydı olup ada/parsel bilgisi verilen taşınmazlar bakımından akdi halefiyet muvafakatnamesi düzenlenmesine ilişkin noterlere bir talep geldiğinde; Tapu Kadastro Genel
Müdürlüğü ile entegre sistem kurularak, bu sistem üzerinden yapılacak sorgulama ile taşınmazın hazine taşınmazı olup olmadığının ve 2/B kapsamında olup olmadığının kontrolü ile ayrıca muvafakatname vermek isteyen kişinin ilgili taşınmazın tapudaki beyanlar hanesine göre hak sahibi olup olmadığının tespiti yapılarak gerçek hak sahibi adına muvafakatname düzenlenmesinin sağlanması hususunda ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI ile
TÜRKİYE NOTERLER BİRLİĞİ’NE TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA, TÜRKİYE NOTERLER BİRLİĞİ’NE, TARIM VE ORMAN
BAKANLIĞI’NA ve ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI’NA tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
idareler tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/