ÖZET: Başvuru, 2003-2014 yılları arasında yeraltı maden işlerinde meydana gelen kazalarda hayatını kaybedenlerin yakınlarına kamuda istihdam hakkı tanıyan düzenlemenin, 2003 öncesi ve 2014 sonrası benzer durumda olan maden şehidi ailelerini de kapsaması talebini içermektedir. Başvuran, babasının 1980 yılında bir maden kazasında hayatını kaybettiğini ve kendisinin de bu haktan yararlanması gerektiğini ifade etmiştir. Anayasa’nın eşitlik ilkesine dayanarak, mevcut düzenlemenin adaletsiz olduğunu belirtmiştir.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu, başvurunun 5510 sayılı Kanunun geçici maddelerine dayandığını ve bu düzenlemenin yalnızca belirli tarihler arasında vefat eden sigortalıların yakınlarını kapsadığını açıklamıştır. 10/6/2003 ile 13/5/2014 tarihleri arasında meydana gelen kazalarda ölenlerin yakınlarına istihdam hakkı tanınırken, diğer tarihlerdeki kazalar için benzer bir düzenleme bulunmamaktadır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddedilmesi gerektiği sonucuna varmış ve bu talebin karşılanabilmesi için yasal düzenleme yapılması gerektiğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi, benzer durumları kapsayan düzenlemelerin yapılmasının yasama yetkisi içinde olduğunu vurgulamıştır. Başvuranın talebi, yasal çerçevede değerlendirildiğinde, mevcut düzenlemelerle sınırlı kalmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2019/6829-S.10395

BAŞVURU NO : 2018/11161

KARAR TARİHİ : 05/08/2019

RET KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

BAŞVURUNUN KONUSU : 2003-2014 yılları arasında yeraltı maden işlerinde yaşanan kazalarda ölenlerin yakınlarından bir kişiye kamuda istihdam hakkı veren düzenlemenin, 2003 öncesi ve 2014 sonrası aynı durumda olan maden şehidi ailelerini de kapsaması talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 17/09/2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran özetle; 2018 yılı Mart ayında çıkan yasada yer alan 2003-2014 yılları arası

madenlerde ölenlerin yakınlarından bir kişiye kamuda istihdam hakkı veren maddenin

Anayasanın eşitlik ilkesi gereği, 2003 öncesi ve 2014 sonrası aynı durumda olan maden şehidi ailelerini de kapsaması gerektiğini düşündüğünü, madende yaşanan kazada hayatını kaybeden babasının kamu işçisi olduğunu, Devletin özel sektör maden kazalarında ölenlere sahip çıktığını, buna göre kamu işçisi olup ölenlerin ailelerine de sahip çıkması gerektiğini, kendisinin de şehit çocuğu olarak hakkını istediğini belirterek 2003-2014 yılları arasında madenlerde ölenlerin yakınlarından bir kişiye kamuda istihdam hakkı veren mevzuatın, 2003 öncesi ve 2014 sonrası aynı durumda olan maden şehidi ailelerini de kapsayacak şekilde düzenlenmesi ya da en azından Devletin çeşitli kurumlarında kamu işçisi veya memuru olarak değerlendirilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Kurumumuzun 12/02/2019 tarihli ve … sayılı bilgi ve belge talebine istinaden Sosyal

Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından

Kurumumuza gönderilmiş olan 21/02/2019 tarih ve … sayılı yazıda özetle;

2.1) 6552 sayılı Kanunun 63 üncü maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 59 uncu

maddeyle, Manisa ilinin maden kazasında ölenlerin Kuruma olan her türlü borçlarının terkin edileceği, hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanmasında sigortalıya ilişkin koşulların, hak sahibi ana ve babalara ölüm gelir ve aylığı bağlanmasında yine Kanunda artan hisse koşulu dışında aranan diğer koşullar dikkate alınmadan işlemlerin sonuçlandırılacağı, Kanunda öngörülen primlerin eksik kısımlarının Kurumca Maliye Bakanlığından tahsil edileceği, ayrıca; ölüm gelir/aylığı bağlanan ölen sigortalının eş ve çocuklarından birisi, eş ve çocuk yok ise kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişiye istihdam hakkının sağlanacağının öngörüldüğü,

2.2) Diğer taraftan, 6645 sayılı Kanunun 53 üncü maddesiyle, 5510 sayılı Kanunun geçici 59

uncu maddesinde yer alan “13/5/2014 tarihinde Manisa ilinin Soma ilçesinde meydana gelen maden kazası” ibaresinin, “13/5/2014 tarihi ile 28/10/2014(dahil) tarihleri arasında maden ocaklarının yer altı işlerinde meydana gelen iş kazası” şeklinde değiştirilmesiyle hem süre hem de kapsam yönünden bir genişleme sağlandığı, 13/5/2014 tarihi ile 28/10/2014(dahil) tarihleri arasında maden ocaklarının yer altı işlerinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalıların hak sahiplerine de aynı hakların verildiği,

2.3) Öte yandan, 6645 sayılı Kanunun 59 uncu maddesi ile 5510 sayılı Kanuna geçici 66 ncı

maddenin eklendiği ve 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanunun geçici 66 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle 10/6/2003 tarihi ile 13/5/2014 tarihleri arasında kömür ve linyit madenlerinin yer altı işlerinde meydana gelen iş kazası sonucunda ölen sigortalının eş ve çocuklarından birisi, eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişiye kamuda sürekli işçi kadrosunda istihdam hakkı getirildiği,

2.4) Ölen sigortalıların, eş ve çocuklarından birisi, eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birisi

olmak üzere toplam bir kişiye verilecek olan istihdam hakkına ilişkin uygulamanın, kömür ve linyit madenlerinin yer altı işlerinde meydana gelen iş kazaları sonucunda 10/6/2003(dahil)

tarihi ile 13/5/2014 tarihleri arasında vefat edenlerin yakınlarını kapsadığını, belirtilen tarih aralığı dışında vefat edenlerin hak sahiplerine yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığı belirtilmiştir.

3) Kurumumuzun 12/02/2019 tarihli ve … sayılı bilgi ve belge talebine istinaden Aile, Çalışma

ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından

Kurumumuza gönderilmiş olan 07/03/2019 tarih ve … sayılı yazıda özetle;

3.1) 5510 sayılı Kanunun Geçici 66 ncı maddesinin istihdama dair düzenlemenin yer aldığı son

fıkrasının uygulanmasına ilişkin usul ve esasların, 21/5/2018 tarihli ve 30427 sayılı Resmi

Gazete’de yayımlanan “Kömür ve Linyit Madenlerinin Yer Altı İşlerinde Meydana Gelen İş

Kazası Sonucunda Hayatını Kaybeden Sigortalıların Yakınlarının Kamuda Sürekli İşçi

Kadrolarına Alınmalarına İlişkin Usul ve Esaslar” çerçevesinde belirlendiği,

3.2) Söz konusu Kanun hükmü uyarınca istihdam hakkının, 10/6/2003 (dâhil) tarihi ile

13/5/2014 tarihi arasında kömür ve linyit madenlerinin yer altı işlerinde meydana gelen iş kazası sonucunda ölen sigortalının yakınlarına tanındığı, buna uygun olarak da Yönetmelikte hak sahipleri “10/6/2003 (dâhil) tarihi ile 13/5/2014 tarihi arasında kömür ve linyit madenlerinin yer altı işlerinde meydana gelen iş kazası sonucunda ölen sigortalının eş ve çocuklarından birisi, eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birisinin Sosyal Güvenlik Kurumu

Başkanlığınca tespit edilerek istihdam edilmek üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirilen kişi” olarak tanımlandığı, bu bakımdan 2003-2014 yılları arasına ilişkin tanınan istihdam hakkının dayanağını ve bu hakkın sınırlarını zikredilen Kanun hükmünün oluşturduğu,

3.3) Daha önce yine 5510 sayılı Kanunun Geçici 59 uncu maddesiyle 13/05/2014-10/09/2014

dönemlerine ilişkin benzer bir düzenlemeye gidildiği, söz konusu düzenlemenin Anayasa

Mahkemesine taşınması üzerine Yüksek Mahkeme tarafından verilen 23/11/2016 tarihli ve 2016/22 E. 2016/177 K. sayılı karar ile iptal talebinin reddedildiği açıklamalarına yer verilmiştir.

4) Devlet Personel Başkanlığının konuya ilişkin 29/03/2019 tarihli ve … sayılı yazısında

özetle; 5510 sayılı Kanunun Geçici 59 uncu maddesi kapsamında Aile, Çalışma ve Sosyal

Hizmetler Bakanlığınca, Geçici 66 ncı maddesi kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu

Başkanlığınca hak sahipliği tespit edilerek ismi bildirilen ilgililerin atama tekliflerinin

Başkanlıklarınca gerçekleştirildiği belirtmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;

5.1) “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun

huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”,

5.2) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde “Devletin temel amaç

ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”,

5.3) “Yasama yetkisi” başlıklı 7 nci maddesinde “Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye

Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.”,

5.4) “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,

siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir.

Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”,

5.5) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü

maddesinde “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…”,

6) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci

maddesi birinci fıkrasında “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,

7) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun;

7.1.) Geçici 59 uncu maddesinde – (Ek: 10/9/2014-6552/63 md.) “13/5/2014 tarihi ile 28/10/2014 (dâhil) tarihleri arasında maden ocaklarının yer altı işlerinde meydana gelen iş kazası sonucunda ölen sigortalının; Kuruma olan her türlü borçları terkin edilir ve hak sahiplerine 32 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde öngörülen şartlar aranmaksızın bu

Kanun hükümlerine göre aylık bağlanır. Bu Kanunda öngörülen primlerin eksik olan kısmı

Maliye Bakanlığınca Kuruma ödenir.

Ölen sigortalının anne ve babasına gelir ve aylık bağlanmasında, 34 üncü maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartları aranmaz.

Birinci fıkrada belirtilen nedenlerden dolayı ölen sigortalının eş ve çocuklarından birisi, eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişi hakkında 3713 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesindeki istihdama ilişkin hükümler ayrıca uygulanır.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığınca müştereken tespit edilir.”,

7.2) Geçici 66 ncı maddesinde – (Ek: 4/4/2015-6645/59 md.) “10/6/2003 (dâhil) tarihi ile

13/5/2014 tarihi arasında kömür ve linyit madenlerinin yer altı işlerinde meydana gelen iş kazası sonucunda ölen sigortalının; genel sağlık sigortası primi dâhil kendi sigortalılığı nedeniyle prim ve prime ilişkin her türlü borçları terkin edilir ve ölüm tarihinde sigortalıya ilişkin şartlar aranmaksızın hak sahiplerine aylık bağlanır. Bu şekilde bağlanan aylıklara ilişkin primlerin eksik olan kısmı Maliye Bakanlığınca Kuruma ödenir.

Gelir ve aylıkların hesaplanması ile hak sahiplerine paylaştırılmasında sigortalının ölüm tarihinde yürürlükte olan Kanun hükümleri esas alınır.

Birinci fıkra kapsamında olan ve 2008 Ekim ayı başından önce ölen sigortalının hak sahibi eş ve çocuklarından artan hisse bulunması hâlinde ana ve babaya 506 sayılı Kanunun mülga maddelerindeki, bu tarihten sonra ölen sigortalının ana ve babasına ise Kanunun 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartları aranmaksızın gelir ve aylık bağlanır.

Bu madde kapsamında yazılı istekte bulunan hak sahiplerinin gelir ve aylıkları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ay başından başlatılır ve bağlanan gelir ve aylıklar için geriye yönelik herhangi bir ödeme yapılmaz.

(Değişik beşinci fıkra: 21/3/2018-7103/71 md.) Birinci fıkrada belirtilen nedenlerden dolayı ölen sigortalının eş ve çocuklarından birisi, eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişi, ilgili mevzuatta aranan şartlara tabi olmaksızın kamu kurum ve kuruluşlarının sürekli işçi kadrolarında istihdam edilir. İstihdam edilecek kişilerin Devlet

Personel Başkanlığınca atama teklifi yapılır ve işçi kadrosu bulunmaması halinde atama teklifi yapılması ile birlikte ilgili kurum ve kuruluşta sürekli işçi kadrosu ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır. Bu fıkraya göre istihdam hakkından yararlanacak kişilerin tespiti, bu kişilerde aranacak şartlar ve istihdama ilişkin diğer hususlar ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Devlet Personel

Başkanlığı ve Hazine Müsteşarlığınca müştereken tespit edilir.”,

8) 21/5/2018 tarihli ve 30427 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Kömür ve Linyit

Madenlerinin Yer Altı İşlerinde Meydana Gelen İş Kazası Sonucunda Hayatını Kaybeden

Sigortalıların Yakınlarının Kamuda Sürekli İşçi Kadrolarına Alınmalarına İlişkin Usul ve Esasların;

8.1) “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde “Bu Usul ve Esaslar; 31/5/2006 tarihli

ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 66 ncı maddesi kapsamında 10/6/2003 (dâhil) tarihi ile 13/5/2014 tarihi arasında kömür ve linyit madenlerinin yer altı işlerinde meydana gelen iş kazası sonucunda ölen sigortalının yakınlarının kamu kurum ve kuruluşlarının sürekli işçi unvanlı kadrolarında istihdam edilmelerine ilişkin hususları düzenler.”,

8.2) “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinde “(1) Bu Usul ve Esasların uygulanmasında;

a) İstihdam hakkı sahibi: 10/6/2003 (dâhil) tarihi ile 13/5/2014 tarihi arasında kömür ve linyit madenlerinin yer altı işlerinde meydana gelen iş kazası sonucunda ölen sigortalının eş ve çocuklarından birisi, eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birisinin Sosyal Güvenlik Kurumu

Başkanlığınca tespit edilerek istihdam edilmek üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirilen kişiyi, b) Kanun: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununu, ifade eder.”,

8.3) “Tereddütlerin giderilmesi” başlıklı 11 nci maddesinde “Bu Usul ve Esaslar

kapsamında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye, gerekli bilgi ve belgeleri istemeye, araştırma ve inceleme yapmaya veya yaptırmaya ve uygulamayı yönlendirmeye ilgisine göre

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ve Devlet Personel Başkanlığı yetkilidir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

9) Kamu Denetçisi tarafından; kömür ve linyit madenlerinin yeraltı maden kazalarında ölen

sigortalıların, eş ve çocuklarından birisi, eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişiye verilecek olan istihdam hakkına ilişkin uygulamanın, 10/6/2003 tarihinden önce ve 13/5/2014 tarihinden sonra gerçekleşen yeraltı maden iş kazalarında vefat edenlerin yakınlarını da kapsaması hususunda yasal düzenleme çalışması yapılması yönünde hazırlanan

Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

10) Başvuran, babasını 21.09.1980 tarihinde Bartın Amasra Türkiye Taşkömürü İşletmeleri

Müessese Müdürlüğüne bağlı maden ocağında meydana gelen iş kazası sonucu kaybettiğini, babasının kamu işçisi olmasına karşın kamuda istihdam ve diğer haklarını alamadığını, 2018 yılı Mart ayında yürürlüğe girmiş olan 2003-2014 yılları arası madenlerde iş kazası sonucu ölenlerin yakınlarına tanınan kamuda istihdam hakkının kendisini kapsamadığını belirterek

Anayasanın eşitlik ilkesi gereği bu haksızlığın giderilmesini talep etmektedir (§1).

11) Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı

tarafından; yapılan işlemlerin dayanağının yasa koyucunun iradesi olduğu, 5510 sayılı Kanunun

Geçici 66 ncı maddesinin beşinci fıkrasında yapılan düzenlemeyle 10/6/2003 tarihi ile 13/5/2014 tarihleri arasında kömür ve linyit madenlerinin yer altı işlerinde meydana gelen iş kazası sonucunda ölen sigortalının eş ve çocuklarından birisi, eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişiye kamuda sürekli işçi kadrosunda istihdam hakkı getirildiği, ölen sigortalıların, eş ve çocuklarından birisi, eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişiye verilecek olan istihdam hakkına ilişkin uygulamanın, kömür ve linyit madenlerinin yer altı işlerinde meydana gelen iş kazaları sonucunda 10/6/2003(dahil) tarihi ile 13/5/2014 tarihleri arasında vefat edenlerin yakınlarını kapsadığı, belirtilen tarih aralığı dışında vefat edenlerin hak sahiplerine yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığı ifade edilmektedir (§2 ve 3).

12) Maden kazasında hayatını kaybeden sigortalının yakını sıfatıyla davacının, istihdamı için

yaptığı başvurunun reddi işleminin iptali için açtığı davada, Zonguldak İdare Mahkemesinin, itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi bularak Anayasa Mahkemesine başvurması üzerine Yüksek Mahkeme, 5510 sayılı Kanunun geçici 59 uncu maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “13/5/2014 tarihi ile 28/10/2014 (dâhil) tarihleri arasında…” ibaresinin, Anayasa’nın 10 uncu maddesine aykırılığı iddiası hakkında esastan karar vermiştir.

12.1) Anayasa Mahkemesinin bahse konu 23/11/2016 tarihli ve 2016/22 E. 2016/177 K. sayılı

Kararında; Soma’da ve Ermenek’te bulunan maden ocaklarında 13/5/2014 ve 28/10/2014 tarihlerindeki kazalarda ölen işçilerin yakınlarının istihdam edilmelerine yönelik olan itiraz konusu kuralın kişiye özel kanun çıkartılamayacağı ilkesine aykırılık teşkil ettiği, kuralın bu tarihlerden önce ve sonrasında meydana gelen maden kazalarında ölenlerin yakınlarına yönelik bir hak getirmemesi ve benzer durumdaki vatandaşları bu haktan yoksun bırakması nedeniyle eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı ve kuralın Anayasa’nın 10 uncu maddesine aykırı olduğu iddiaları hakkında değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi söz konusu iddialara ilişkin;

12.1.1) Anayasa’nın 2 nci maddesinde belirtilen hukuk devletinin, insan haklarına dayanan, bu

hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlet olduğu, hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılmasının zorunlu olduğu, Kanun koyucunun, Anayasa’ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisi bulunduğu,

12.1.2) Anayasa’nın 10 uncu maddesinde yer verilen eşitlik ilkesinin hukuksal durumları aynı

olanlar için söz konusu olduğu, bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitliğin öngörüldüğü, Kanun önünde eşitliğin, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmeyeceği, durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebileceği, aynı hukuksal durumların aynı, ayrı hukuksal durumların farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesinin zedelenmeyeceği,

12.1.3) Kaynağını Anayasa’nın 7 nci maddesinden alan yasama yetkisinin genelliği ilkesi

uyarınca, kanun koyucunun Anayasa’ya aykırı olmamak kaydıyla dilediği konularda düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu, Kanun koyucunun kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla çözümlenmesi gereken bir sorun olarak gördüğü konuları bir tarih belirleyerek çözüme kavuşturmasının da takdir yetkisi kapsamında kaldığı, bu çerçevede kuralda belirtilen tarihler arasında maden ocaklarının yer altı işlerinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalıların yakınlarına istihdam olanağı sağlayan düzenlemenin yapılmasında hukuk devleti ilkesine aykırı düşen bir yön bulunmadığı yönünde değerlendirmeler yapmıştır.

12.2) Yüksek Mahkeme, düzenlemedeki tarihlere ilişkin ibarenin iptali istenerek kuralın

uygulama alanının genişletilmesi ve bu imkândan yararlanmayan kişilere de aynı avantajın sağlanması talebini; düzenlemeyle sağlanan hakkın aynı veya benzer durumdaki, kuralda belirtilen tarihler dışında maden ocaklarının yer altı işlerinde meydana gelen kazalarda ölen sigortalıların yakınları için öngörülmemesinin, iptal nedeni olarak kabul edilemeyeceği, maden kazalarında ölen sigortalıların yakınlarının istihdamına ilişkin kuralın uygulanması için belirlenen tarihlerin yurdun iki farklı yerinde Soma’da ve Ermenek’te maden ocaklarında meydana gelen kazalara ilişkin tarihler olduğu, çok sayıda işçinin hayatını kaybettiği bu maden kazalarının sebep olduğu ve ciddi boyutlara ulaşan sosyal ve ekonomik etkilerinin giderilebilmesi amacıyla öngörülmüş kuralın uygulanmasında, sözü edilen yerlerdeki kaza tarihlerinin dikkate alınmasının bir keyfilik içermediği gibi anayasal ilkeleri ihlâl eder nitelik de taşımadığı, kuralın uygulanmasının sadece bu kazalarda ölen sigortalıların yakınlarına hasredilmediği, söz konusu tarihler arasında herhangi bir yerde maden ocaklarının yer altı işlerinde meydana gelen iş kazaları sonucunda ölen sigortalıların yakınlarının da düzenlemenin getirdiği haktan yararlanarak istihdam edilebileceği gerekçeleriyle reddetmiştir.

13) Anayasanın 2 nci maddesinde, devletin sosyal bir hukuk devleti olduğuna ve 60 ıncı

maddesinde, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğuna ve Devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alacağına ilişkin düzenlemelere yer verilmiş; 61 inci maddesinde, sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gereken kişiler sayılmış, 65 inci maddesinde ise Devletin, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği hükmüne yer verilmiştir.

14) Bahsi geçen Anayasa Mahkemesi Kararında da belirtildiği üzere kanun koyucunun,

Anayasa’ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır. Kanun koyucunun kendisine tanınan bu takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini gözeterek kullanması gerekmektedir. Ayrıca; Anayasa’nın 5 inci maddesinde yer verilmiş olan Devletin temel amaç ve görevlerinin (§5.2), yeterli mali imkânla karşılanabileceği ve Devletin, Anayasa’nın 65 inci maddesi kapsamında malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

15) Bu kapsamda; 5510 sayılı Kanunun Geçici 59 uncu ve Geçici 66 ncı maddeleriyle getirilmiş

olan düzenlemeler, Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal bir hukuk devleti olmasının bir gereğidir.

Başvuruya konu edilmiş olan 5510 sayılı Kanunun Geçici 66 ncı maddesindeki tarih sınırı

Kanunla belirlenmiş olup Anayasa Mahkemesinin değinilen Kararında, kanun koyucunun kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla çözümlenmesi gereken bir sorun olarak gördüğü konuları bir tarih belirleyerek çözüme kavuşturmasının takdir yetkisi kapsamında kaldığı ifade edilmiştir. Ayrıca; konuya ilişkin yeni bir kanuni düzenleme yapmanın da yasama yetkisinde olduğu açıktır.

16) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; 10/6/2003(dahil) tarihi ile 13/5/2014

tarihleri arasında kömür ve linyit madenlerinin yeraltı maden kazalarında ölen sigortalıların, eş ve çocuklarından birisi, eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişiye verilen istihdam hakkına ilişkin uygulamanın, belirtilen tarihler dışında yeraltı maden kazalarında ölen sigortalıların yakınlarını da kapsaması talebinin karşılanabilmesi için kanuni düzenleme yapılması gerektiği, talep edilen şekilde düzenleme yapılmasının kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında olduğu ve Devletin, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasayla belirlenen görevlerini malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği hususları dikkate alındığında başvurunun reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

17) 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenen bilgi ve belgelerin İdareler tarafından süresinde gönderildiği görüldüğünden İdarelerin “makul sürede karar verme” ve

“kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı değerlendirilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

18) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının

başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE,

Kararın BAŞVURANA ve AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI ile SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi