|
ÖZET: Başvuru, 2019-2021 yıllarına ait emlak vergisi tutarlarının terkin edilmesi talebiyle Sincan Belediye Başkanlığı’na yapılmıştır. Başvuran, 2018 yılından itibaren çalışmadığını ve tek meskeninin bulunduğunu belirterek muafiyetten yararlanması gerektiğini ifade etmiştir. 2022 yılı itibarıyla muafiyet şartlarından faydalandığı, ancak geçmiş yıllara ait vergi ödemelerinin iade edilmediği iddia edilmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun incelenmesi için Sincan Belediye Başkanlığı’ndan bilgi talep etmiştir. İdare, başvuranın 2022 yılında muafiyet uygulandığını, ancak 2019-2021 yıllarında gayri resmi gelirinin tespit edilemediği gerekçesiyle geçmişe dönük iade işleminin yapılamayacağını belirtmiştir. Ancak, başvuranın 2018 itibarıyla herhangi bir gelir elde etmediği ve 2022 yılında ikinci bir konutta hissesi olduğu bilgisi doğrultusunda, geçmişe dönük emlak vergisi terkininin mümkün olduğu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabul edilmesine ve geçmişe yönelik emlak vergilerinin terkin edilmesi için Sincan Belediye Başkanlığı’na tavsiyede bulunulmasına karar vermiştir. İdarenin, bu karar doğrultusunda yeni bir işlem tesis etmesi gerektiği belirtilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/12423-S.22.18975
BAŞVURU NO : 2022/5139
KARAR TARİHİ : 23/09/2022
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SİNCAN BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Başvuranın, 2019-2020-2021 yıllarına ait tahakkuk ettirilen emlak
BAŞVURUNUN KONUSU :
vergisi tutarlarının terkin edilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 05/04/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza (TCKNO: ) tarafından yapılan başvuruda özetle,
2018 yılı itibariyle bir işte çalışmadığı, tek meskeni bulunduğu, bu sebeple muafiyetten yararlanması
gerektiği, konu hakkında İdareye başvuruda bulunulduğu, 2022 yılı itibariyle muafiyet şartlarından faydalandırıldığı, ancak geçmişe yönelik ödemelerin iadesinin yapılmadığı ifade ve iddia edilerek 20192020-2021 yıllarına ait emlak vergisi tutarlarının terkin edilmesi talep edilmektedir.
II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kamu Denetçiliği Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere başvuru belgesinde yer alan
iddiaların doğruluğunun tespiti ve eğer mümkünse ilgili idare ile başvurucu arasında muhtemel bir dostane çözümün tesisi amacı ile 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiştir. 6328 sayılı Kanunun “Bilgi ve belge istenmesi” başlıklı 18’inci maddesi hükmü uyarınca 10/05/2022 tarihli ve sayılı yazımız ile Sincan Belediye Başkanlığından bilgi ve belge talep edilmiştir. İlgili İdarenin 18/05/2022 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle;
2.1) İlgilinin 31/03/2022 tarihinde müracaatı sonrası gerekli sorgulamaların yapıldığı, hiçbir geliri
olmadığının tespit edildiği, bu nedenle 2022 yılında muafiyet uygulandığı, geçmiş yıllardaki vergi ödemelerinin iadesi konusunda yapılacak bir işlem bulunmadığı,
2.2) 2019-2020-2021 yıllarında gayri resmi gelirinin bulunup/bulunmadığının tespit edilemediği,
2.3) Başvuranın vergi borcu bulunan fakat ödemesi gerçekleştirilmeyen yıllarda çalışıp/çalışmadığının
tespiti yapılamadığından dolayı geçmişe yönelik vergilerinin terkininin mümkün olmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; “Dilekçe, Bilgi Edinme ve Kamu Denetçisine Başvurma
Hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
3.1) “Vergi Ödevi” başlıklı 73’üncü maddesinde; “… Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler
kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.”,
4) İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.lu Protokolün
“Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1’inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri, yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”
5) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi”
başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5.1) Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında
Yönetmeliği’nin “Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır…”
6) 03/07/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin Gelirleri” başlıklı 59’uncu
maddesinin ikinci fıkrasında; “Büyükşehir belediyelerinde büyükşehir sınırları ve mücavir alanları içinde belediyelerince tahsil edilen emlak vergisi tutarının tamamı ilgili ilçe ve ilk kademe belediyeleri tarafından alınır. Bunlardan büyükşehir belediyesine veya özel idareye ayrıca pay kesilmez.”,
7) 11/08/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun “Mevzu” başlıklı 1’inci maddesinde;
“Türkiye sınırları içinde bulunan binalar bu kanun hükümlerine göre Bina Vergisine tabidir.”,
7.1) “Mükellef” başlıklı 3’üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Bina Vergisini, binanın maliki, varsa
intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler öder.”,
7.2) “Nispet” başlıklı 8’inci maddesinin ikinci fıkrasında; “(Değişik ikinci fıkra: 30/7/2003-4962/15
mad.) Cumhurbaşkanı, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar
hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dâhil) halinde, bu meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. Bu hüküm, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanır. Muayyen zamanda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında bu hüküm uygulanmaz.
Geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.”
7.3) “Mükellefiyetin başlaması ve bitmesi” başlıklı 9’uncu maddesinde; “Değişik : 17/7/1972 – 1610/5
mad.) (Değişik birinci fıkra: 3/4/2002-4751/2 mad.) Bina vergisi mükellefiyeti; a) 33 üncü maddenin (1) ilâ (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin vuku bulduğu, aynı maddenin (8) numaralı fıkrasında yazılı halde ise bu duruma bağlı olarak takdir işleminin yapıldığı tarihi, b) Dört yılda bir yapılan takdir işlemlerinde takdir işleminin yapıldığı tarihi, c) Muafiyetin sukut ettiği tarihi, Takip eden bütçe yılından itibaren başlar.
Yanan, yıkılan, tamamen kullanılmaz hale gelen veya vergiye tabi iken muaflık şartlarını kazanan binalardan dolayı mükellefiyet, bu olayların vuku bulduğu tarihi takip eden taksitten itibaren sona erer.
…”
7.4) “Verginin tarh ve tahakkuku” başlıklı 11’inci maddesinde; “ (Değişik: 3/4/2002-4751/2 mad.)
Bina vergisi, ilgili belediye tarafından; a) Dört yılda bir defa olmak üzere takdir işlemlerinin yapıldığı yılı takip eden bütçe yılının Ocak ve
Şubat aylarında, …
29’uncu maddeye göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık olarak tarh olunur. Bildirim posta ile gönderilmiş ise vergi, bildirim verme süresinin son gününü takip eden yedi gün içinde tarh olunur. Bu suretle tarh olunan vergiler, tarh edilen tarihte tahakkuk etmiş sayılır ve mükellefe bir yazı ile bildirilir.
Yapılan tarh ve tahakkuku takip eden yıllarda, 29’uncu maddeye göre tespit edilen vergi değeri üzerinden hesaplanan bina vergisi, her bütçe yılının başından itibaren o yıl için tahakkuk etmiş sayılır.
…”
8) 29/12/2006 tarihli ve 26391 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2006/11450 sayılı Bakanlar Kurulu
Kararında; “1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 8’inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereğince kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, özürlülerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin Türkiye sınırları 2 içinde brüt 200 m ’yi geçmeyen tek meskene sahip olmaları halinde (intifa hakkına sahip olunması hali dâhil), söz konusu meskene ait bina vergisi oranı, 2007 ve müteakip yıllar için sıfıra indirilmiştir.”
9) 31/12/2003 tarih ve 25333 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 38 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu
Genel Tebliğinde; “3. İndirimli Vergi Oranının Uygulanması İle İlgili Diğer Hususlar” başlığı altında; “a) İndirimli vergi oranının uygulanması için meskende bizzat oturma şartı aranmamaktadır. Bu nedenle, sahip olduğu tek meskeni kiraya verip, kirada oturanlar da diğer şartları taşımaları kaydıyla indirimli vergi oranından faydalanabileceklerdir.
b) 200m2’yi geçmeyen tek meskene hisse ile sahip olunması halinde indirimli vergi oranı, meskenin vergi değerinin hisseye isabet eden kısmına uygulanacaktır.
c) Birden fazla meskeni olanların veya birden fazla meskende hisseye sahip olanların meskenlerine indirimli vergi oranı uygulanmayacaktır.
d) Muayyen zamanlarda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler için söz konusu indirimli vergi oranının uygulanması mümkün değildir.
e) Sosyal güvenlik kurumlarından emekli, dul, yetim, ölüm ve malûliyet aylığı alanların, bu aylıkları dışında başka gelirlerinin bulunması halinde, bunların meskenine indirimli vergi oranı uygulanmayacaktır.
Mükelleflerin gelir getirmeyen işyeri, arsa ve araziye sahip olmaları, indirimli vergi oranından yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir.
f) İndirimli vergi oranından yararlanan mükelleflerin, bu orandan yararlanma ile ilgili şartlardan herhangi birini kaybetmeleri halinde, bu durumu mükellefiyetlerinin bulunduğu belediyeye bildirmeleri gerekmektedir.”
10) 12/05/2005 tarihli ve 25813 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 44 Seri No.lu Emlak Vergisi
Kanunu Genel Tebliğinin, “I- Hiçbir Geliri Olmayan Mükelleflerin İndirimli Bina Vergisi
Oranından Faydalanmak İçin Taahhüt Belgesi Vermelerinin Yeterli Olması” başlıklı bölümünde; “…Ancak, Bakanlığımıza yapılan başvurular üzerine, mükelleflere kolaylık sağlamak amacıyla hiçbir geliri bulunmayan ve Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskene sahip olan mükelleflerin bu Tebliğ ekinde yer alan Taahhüt Belgesini ilgili belediyeye vermeleri halinde bu meskenleri için 2004 yılından itibaren indirimli (sıfır) bina vergisi oranının uygulanması uygun görülmüştür. Bu durumda, söz konusu taahhüt belgesinin verilmesi yeterli olup, ayrıca mükelleflerin ikametgâhlarının bulunduğu yer vergi dairesinden gelir vergisi mükellefi olmadıklarına ve T.C. Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal
Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüklerinin ilgili birimlerinden aktif sigortalı bulunmadıklarına dair belge almalarına gerek bulunmamaktadır. …”
10.1) “II- Hiçbir Geliri Olmadığını Beyan Eden Mükelleflerin Geliri Veya İkinci Bir Meskeni
Bulunduğunun Tespit Edilmesi Halinde Yapılacak İşlemler” başlıklı bölümünde; “Hiçbir geliri olmadığını taahhüt eden mükelleflerin, indirimli vergi oranından yararlanabilmeleri için, gelir vergisine tabi hizmet karşılığı elde edilen ücret, ticari, sınai, mesleki ve zirai faaliyet geliri ile menkul ve gayrimenkul sermaye iradı, faiz ve temettü veya benzeri bir gelirinin olmaması gerekmektedir.
Mükelleflerin, yukarıda belirtilen türden bir gelir elde etmeleri veya ikinci bir meskene sahip olmaları halinde, bu değişikliği mükellefiyetlerinin bulunduğu belediyeye bildirmeleri zorunludur.
Öte yandan, indirimli vergi oranından yararlanma şartlarını taşımadığı halde, gerçek dışı taahhütte bulunmak suretiyle indirimli vergi oranından yararlanan mükellefler ile durumunda meydana gelen değişikliği bildirmeyen mükelleflerden alınması gereken vergi, cezalı olarak ve gecikme faizi ile birlikte alınacaktır.” düzenlemeleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ AV. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11) Kamu Denetçisi tarafından; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve
tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; söz konusu dosya hakkında hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
12) Başvuran tarafından iş bu Kararın “I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ” başlıklı bölümünde
ifade edildiği üzere özetle, 2018 yılı itibariyle bir işte çalışmadığı, tek meskeni bulunduğu, bu sebeple
muafiyetten yararlanması gerektiği, konu hakkında İdareye başvuruda bulunulduğu, 2022 yılı itibariyle muafiyet şartlarından faydalandırıldığı, ancak geçmişe yönelik ödemelerin iadesinin yapılmadığı iddia edilmektedir.
13) Türkiye’de yerel yönetimler anayasal yapı içerisinde oluşturulmuş ve Anayasanın 127’nci
maddesinde; ‘Mahalli idareler; il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir.’ olarak tanımlanmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 59’uncu maddesi birinci fıkrasında Belediyelerin gelirlerinin neler olduğu belirlenmiş ve söz konusu maddenin ikinci fıkrasında; “Büyükşehir belediyelerinde büyükşehir sınırları ve mücavir alanları içinde belediyelerince tahsil edilen emlak vergisi tutarının tamamı ilgili ilçe ve ilk kademe belediyeleri tarafından alınır. Bunlardan büyükşehir belediyesine veya özel idareye ayrıca pay kesilmez.” hükümleri kapsamında emlak vergisi işlemlerinin ilçe belediyelerince gerçekleştirileceği belirlenmiştir.
14) 29/07/1970 tarihli 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 8’inci maddesinin ikinci fıkrası ile yasada
belirtilen şartları taşıyanların indirimli emlak vergisi oranından yararlanmasına imkân sağlanmış olup ve hiçbir geliri olmayanların da faydalanabileceğine dair düzenleme yapılmıştır. Zikredilen fıkrada, ‘‘Cumhurbaşkanı, kendisine bakmakla mükellef kimsesi olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hariç olmak üzere hiçbir geliri olmadığını belgeleyenlerin, gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların, gazilerin, engellilerin, şehitlerin dul ve yetimlerinin
Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dâhil) halinde, bu meskenlerine ait vergi oranlarını sıfıra kadar indirmeye’’ ve bu hükmün, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanacağının, ayrıca geliri olmadığını belgelemenin usul ve esaslarını belirlemeye de Maliye
Bakanlığının yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.
15) Söz konusu yetki kapsamında yürürlüğe konulmuş olan 38 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel
Tebliğinde, geliri olmadığını belgelemek için mükelleflerden bazı belgeler talep edilmiş iken, 44 ve 57 Seri
No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğlerinde mükelleflere kolaylık sağlanması açısından hiçbir geliri olmayan mükelleflerin, “Hiçbir geliri olmayanların tek meskenlerine ait taahhüt belgesini” ilgili belediyelere vermesinin indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulamasından yararlanabilmesi için yeterli olacağı ve başkaca bir belge gerekmeyeceğine ilişkin düzenleme yapılmıştır.
16) 44 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinde; mükelleflere kolaylık sağlamak amacıyla
2’ hiçbir geliri bulunmayan ve Türkiye sınırları içinde brüt 200 m yi geçmeyen tek meskene sahip olan mükelleflerin bu Tebliğ ekinde yer alan Taahhüt Belgesini ilgili belediyeye vermeleri halinde bu meskenleri için 2004 yılından itibaren indirimli (sıfır) bina vergisi oranının uygulanmasının uygun görüldüğü, bu durumda, söz konusu taahhüt belgesinin verilmesinin yeterli olduğu, ayrıca mükelleflerin ikametgâhlarının bulunduğu yer vergi dairesinden gelir vergisi mükellefi olmadıklarına ve T.C.
Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüklerinin ilgili birimlerinden aktif sigortalı bulunmadıklarına dair belge almalarına gerek bulunmadığı hüküm altına alınmıştır.
17) 57 Seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin 2’nci maddesinde ise; 1319 sayılı Kanunda,
emlâk vergisi mükelleflerine, bu vergiyle ilgili işlemler sırasında emlâk vergisi bildirimi dışında herhangi bir belge vereceklerine dair yükümlülük getiren bir hüküm bulunmadığı, bu nedenle, emlâk vergisi mükelleflerinden emlâk vergisi bildirimi dışında tapu sureti, kimlik fotokopisi, vergi kimlik numarasını 2 gösteren belge, elektrik ve su abone belgesi, yapı kullanma izin belgesi, m cetveli veya başkaca bir belge talep edilmeyeceği, Belediyelerce, emlâk vergisi işlemlerinde mükellefler tarafından bildirilen
hususların teyidinin, mükelleflerden belge istenmeden ilgili kurum ve kuruluşlardan yapılması gerektiği, bu bağlamda belediyelerce, mükelleflere ait kimlik bilgileri, İçişleri Bakanlığı Kimlik Paylaşım
Sistemi üzerinden, tapu kayıtları ise Tapu ve Kadastro Bilgi Sisteminden alınabileceği düzenlemeleri yer almaktadır.
18) Başvuru konusu somut olayda özetle; başvuran tarafından 2018 yılı itibariyle herhangi bir gelir
getirici işte çalışmadığı, tek meskeni bulunduğu, bu sebeple muafiyetten yararlanması gerektiği, konu hakkında İdareye başvuruda bulunulduğu, 2022 yılı itibariyle muafiyet şartlarından faydalandırıldığı, ancak geçmişe yönelik ödemelerin iadesinin yapılmadığı iddiasıyla Kurumumuza başvuru yapıldığı, İdare tarafından Kurumumuza iletilen cevabi yazıda ise özetle; 2019-2020-2021 yıllarında gayri resmi gelirinin bulunup/bulunmadığının tespit edilemediği gerekçesiyle geçmişe yönelik iade işleminin yapılmadığı, ancak başvuru ekinde yer alan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından alınan hizmet dökümünde 31/07/2018 tarihi itibariyle çıkış yapıldığı ve akabinde işe başlama gibi şeklimde bir hareketliliğin olmadığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan Kurumumuzca İdare ile başvuru hakkında bilgi almak üzere 06/09/2022 tarihinde yapılan görüşmede başvuranın 2022 yılı içerisinde veraset yoluyla ikinci bir konutta hissesi olduğu için muafiyet kaydının iptal edildiği bilgisi verilmiştir.
19) Anayasal bir hak arama kurumu olan Kurumumuz tarafından başvuru konusuna benzer konuda
yapılan pek çok başvurunun çözüme kavuşturulması kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığına görüş sorulmuş olup,
19.1) 2015/4788 sayılı dosya kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Kurumumuza sunulan
30/11/2015 tarihli ve 113617 sayılı yazısında ; “Emlak Vergisi Kanununun 8’ inci maddesinin ikinci fıkrası ile 38, 44 ve 57 seri no.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliğleri gereğince; indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulaması için gerekli şartları taşıyan mükelleflerin başvurularında, beyan ve taahhütlerinin yeterli sayılması, ancak söz konusu beyan ve taahhütlerin doğruluğunun ek belge istenilmeden
Belediyelerce ilgili kurum ve kuruluşlardan teyit edilmesi gerektiği, mükelleflerin söz konusu bildirimi süresinde vermemelerinin indirimli bina vergisi oranı uygulamasına engel teşkil etmediği, bahsi geçen
Kanunda emlak vergisinin geriye yönelik uygulanmayacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, mükelleflerin gerekli şartları taşıdıkları tarihten itibaren, zamanaşımı süresi de göz önünde bulundurulmak suretiyle, geçmişe dönük olarak indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulamasından yararlanabileceği…” belirtilmiştir.
19.2) Gelir İdaresi Başkanlığının 15/08/2018 tarihli ve E.108083 sayılı yazısında ise; “1319 sayılı
Kanunda emlak vergisinin geçmişe dönük uygulanmayacağına dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Dolayısıyla indirimli bina vergisi oranı (sıfır) uygulaması şartları geçmiş yıllar itibariyle sağlayan mükelleflerin geçmişe dönük olarak indirimli oran uygulamasından yararlanabilmesi ve düzeltme zamanaşımı süresi göz önünde bulundurulmak suretiyle geçmişe dönük düzeltme yapılarak tahsil edilen emlak vergilerinin iade edilmesi mümkün bulunmaktadır.” ifadelerine yer verilmiştir.
20) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3’üncü maddesinin (a) bendi, vergi kanunu tabirinin anılan Kanun
ile bu Kanun hükümlerine tabi olan vergi, resim ve harç kanunlarını ifade ettiğini ve vergi kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceğini hükme bağlamıştır. Oysaki 213 sayılı Kanunun anılan hükmü, lafzın açık olmadığı hallerde, vergi kanunlarının konuluşundaki maksadın, ilgili hükmün kanunun yapısındaki yerinin ve diğer maddelerle olan bağlantısının dikkate alınacağını düzenlemiştir. Bir başka deyişle herhangi bir kanun maddesinin uygulanmasında öncelik söz konusu hükmün lafzından çıkan anlama verilecektir. Bu kapsamda, 1319 sayılı Kanunun 8’ inci maddesinde de kimlerin indirimli emlak vergisinden 2’ yararlanabileceği tahdidi olarak belirlenmiş, brüt 200 m yi geçmeyen tek meskeni olanlardan hiçbir geliri
olmayanların söz konusu imkândan faydalanabileceği maddenin lafzında açıkça ortaya konulmuş ve buna ilişkin kısıtlayıcı başkaca bir esas da getirilmemiştir. Ayrıca mükelleflerin muafiyete engel bir durumun oluşması halinde ilgili Belediyeye bildirim yükümlülüğü de mevcuttur.
20.1) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 126’ncı maddesinde ise, bu Kanunun 114’üncü maddesindeki 5
yıllık tarh ve tahakkuk zamanaşımına atıfta bulunularak, bu zamanaşımı süresi dolduktan sonra vergi hatalarının düzeltilemeyeceği kesin bir ifadeyle belirtmiştir. Mükellef tarafından dilekçenin İdareye 31/03/2022 tarihinde ibraz edildiği, söz konusu muafiyet işleminin İdare tarafından 2022 yılı itibariyle sağlandığı, geçmişe yönelik 2019-2020-2021 yılları emlak vergisi tutarının ödemesi yapılmış ise iade edilmesi ödeme yapılmamış ise terkin edilmesi hususunda ise başvuranın talebinin 31/03/2022 tarihinde yaptığı nazara alındığında, geriye dönük olarak 2019 yılına kadar emlak vergilerinin terkininin mümkün olacağı, İdarece başvuranın o dönemlerde gayri resmi gelirinin bulunup/bulunmadığının tespit edilemediği gerekçesiyle terkin işleminin mümkün olmadığı, ancak muafiyete ilişkin belge dışında ilgili belediyelere başkaca bir belge verilmesi gerektiği ile indirimli (sıfır) bina vergisi oranı uygulamasından geriye dönük yararlanılamayacağı hususlarında ilgili mevzuatta herhangi bir düzenleme mevcut değildir. Bu nedenle, mükelleflerin söz konusu uygulamadan geçmişe dönük olarak (düzeltme zamanaşımı süresi içinde)
yararlanmalarına Gelir İdaresi Başkanlığının 19.1 ve 19.2 no.lu paragraflarda yer alan yazısında da belirtildiği üzere engel bir durum bulunmamaktadır.
20.2) Nitekim Kurumumuzca başvuru hakkında bilgi almak üzere İdare ile 06/09/2022 tarihinde yapılan
görüşmede başvuranın 2022 yılı içerisinde veraset yoluyla ikinci bir konutta hissesi olduğundan tek meskene sahip olma durumunun değiştiği tarih olan 2022 yılında muafiyet kaydının iptal edildiği anlaşılmış olup, olayın vuku bulduğu tarihin 2022 yılında gerçekleştiği göz önüne alındığında söz konusu değişikliğin 2019-2020-2021 yıllarına ait terkin işleminin yapılmasına engel teşkil etmeyeceği değerlendirilmiştir.
Nitekim konu hakkında benzer bir dosya kapsamında verilen 13/12/2018 tarihli Kısmen Tavsiye Kısmen
Ret Kararında (2018/8659 no.lu başvuru) özetle; ‘Vergiye tabi iken muaflık şartlarını kazanan binalardan dolayı mükellefiyet, bu olayların vuku bulduğu tarihi takip eden taksitten itibaren sona erer.’ hükmünün
Gelir İdaresi Başkanlığı ve yargı organlarınca aynı şekilde yorumlandığı açıklamalarına yer verilmiştir.
21) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili
açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın ilgili
Tebliğ ekinde bulunan formu idareye vermesinin indirimli (sıfır) bina vergisi uygulamasından yararlanması için yeterli olduğu ve söz konusu beyan ve taahhütlerin doğruluğunun ek belge istenmeden ilgili Belediyece ilgili kurum ve kuruluşlardan teyit edilmesi gerektiği, buna karşın Belediye Başkanlığının başvurandan geçmiş döneme istinaden geliri olup/olmadığı hususunun tespiti edilemediği gerekçesiyle terkin işleminin yapılamadığının bildirildiği, ancak başvuranın SGK dökümlerinde 31/07/2018 tarihi itibariyle çıkış yapıldığı ve akabinde işe başlama şeklinde bir hareketliliğin olmadığı, bu nedenle düzeltme zamanaşımı süresi göz önünde bulundurulmak suretiyle başvuranın geçmişe dönük indirimli (sıfır) bina vergisi oranından yararlanarak terkin işleminin yapılması gerektiği, ayrıca 2022 yılı içerisinde ikinci bir meskende hisse sahibi olduğu için muafiyet şartları 2022 yılında değiştiğinden, 2022 yılı öncesi vergi borcu bulunan ancak ödemesi gerçekleştirilmeyen dönemlere ait terkin işleminin İdare tarafından reddi yönünde işlem tesis etmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
22) İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi
Yönetim İlkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan
değerlendirmeler neticesinde; başvuruya ilişkin bilgi ve belgelerin Kurumumuza gönderildiği; İdarenin
“makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak “kararların gerekçeli olması” ve “karara karşı başvuru yolları ve sürelerinin gösterilmesi” ilkelerine uygun davranmadığı anlaşılmış olup, dolayısıyla idareden bundan böyle bu ilkelere de uygun hareket etmesi önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
23) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu
Kararın idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Ankara Vergi Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
İlgili mevzuat hükümleri, yukarıda yer verilen açıklamalar ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN
KABULÜNE;
Düzeltme zamanaşımı süresi göz önünde bulundurulmak suretiyle başvurandan geçmişe yönelik (3 yıl)
tahakkuk edilen emlak vergilerinin terkin edilmesi ile ilgili olarak makul sürede yeni bir işlem tesisi hususunda SİNCAN BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA ve SİNCAN BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, idare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi