ÖZET: Başvuran, geçici köy korucusu olarak görev yaparken 30 Ekim 1990’da PKK tarafından döşenen mayının patlaması sonucu yaralandığını ve %43 engelli hale geldiğini iddia ederek, 2330 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmasını talep etmiştir. Başvurusunda, aylıkların geriye dönük beş yıl için ödenmesini ve olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını istemiştir. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), başvurunun reddedilmesine gerekçe olarak, yaralanmanın görev sırasında meydana geldiğine dair yeterli belge bulunmadığını ve daha önce kendisine tazminat ödendiğini belirtmiştir.

SGK’nın açıklamalarına göre, 2330 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanabilmesi için başvuranın, iç güvenlik ve asayişin korunmasına yönelik bir görevde bulunması ve bu görev nedeniyle yaralanmış olması gerekmektedir. Başvuranın durumunun incelenmesi sırasında, yaralanmanın görevle bağlantılı olduğuna dair herhangi bir bilgi veya belgeye ulaşılamamıştır. Ayrıca, başvuranın %40 özür oranı şartını sağlamadığı için talebi reddedilmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin hukuka uygun olduğunu değerlendirerek, SGK’nın ret kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir. Bu durumda, başvuranın 2330 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanması talebinin reddedilmesi üzerine karar verilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2022/3803-S.22.5731

BAŞVURU NO : 2021/16580

KARAR TARİHİ : 18/03/2022

RET KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Başvuranın 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak tarafına

BAŞVURUNUN KONUSU :

aylık bağlanması talebi hakkındadır

BAŞVURU TARİHİ : 29/09/2021

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran vekili özetle; müvekkilinin geçici köy korucusu olarak görev yapmaktayken 30/10/1990 tarihinde traktör ile seyir halindeyken PKK terör örgütünce yola döşenen mayının patlaması sonucu yaralandığını ve %43 oranında engelli hale geldiği, başvuranın köyündeki erkeklerin tamamının geçici köy korucusu olarak görev yaptığını, bu nedenle örgütün saldırılarına maruz kaldıklarını, müvekkilinin de geçici köy korucusu olması nedeniyle söz konusu saldırıya maruz kaldığını belirterek müvekkiline 2330 sayılı

Kanun kapsamında aylık bağlanmasını, başvuru tarihinden itibaren geriye dönük olarak 5 yıllık aylık tutarının ödenmesini ve aylıklara olay tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 2/12/2021 tarihli ve – – sayılı yazı ve eklerinde vazife malullüğü ile 2330 sayılı Kanunun uygulanmasına yönelik ilgili mevzuat hükümlerine yer verilmekle birlikte özetle;

2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 18 inci maddesi gereği,

2330 sayılı Kanun esas alınarak bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri

dâhil 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre işlem yapıldığı, 2.2. Malul hale gelen sivil şahıslara veya vefatlarında hak sahiplerine 2330 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanabilmesi için iç güvenlik ve asayişin korunmasında veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olmuş ve faydalı oldukları yetkililerce tevsik edilmiş olması ve bu hizmetlere bağlı olarak malul hale gelmeleri veya vefat etmeleri gerektiği, 2.3. İlgililerin vazife malulü olup olmadıklarının ise 5434 sayılı Kanunun 44 üncü ve 45 inci maddelerine göre belirlendiği, 2.4. Başvuranın dosyasının tetkikinde başvuranın Şırnak İli Merkez İlçesi Kumçatı Köyünde güvenlik korucusu olarak görev yapmaktayken 30/10/1990 tarihinde saat 08.00 sıralarında kendisine ait traktörle seyir halindeyken BTÖ mensuplarınca önceden yola döşenen mayının patlaması sonucu yaralandığı, 2.5. 30/10/1990 tarihinde yaşanan yaralanma olayı nedeniyle başvurana Şırnak Valiliğinin 28/3/2013 tarihli ve sayılı kararı ile 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca tazminat ödendiği, 2.6. Ayrıca 13/01/2017 tarihli dilekçesi üzerine Kurumlarınca 29 yıl 2 ay geçici köy koruculuğu hizmetine karşılık 15/02/2017 tarihinden başlamak üzere 442 sayılı kanunun ek 16 ncı maddesi uyarınca aylık bağlandığı, 2.7. Başvuranın 684 sayılı KHK kapsamında vazife malullüğü aylığı talebinde bulunması üzerine İçişleri

Bakanlığından olaya ilişkin bilgi ve belgelerin talep edildiği, alınan cevapta söz konusu olaya ilişkin başvurana görev verilmediğinin ve hakkında Nakdi Tazminat Komisyonu kararı bulunmadığının bildirildiği, bunun üzerine 15/2/2019 tarihli yazı ile ilgiliye Nakdi Tazminat Komisyonu kararı olmadan durumunun incelenemeyeceğinin bildirildiği, 2.8. Diğer taraftan başvuranın 5233 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi kapsamında aylık bağlanma talebinde de bulunduğu, Şırnak Devlet Hastanesince düzenlenen 24/4/2018 tarihli ve sayılı raporun incelenmesinde özür oranının %25 olarak belirlendiği, asgari %40 özür oranı şartı sağlanmadığından talebin reddedildiği, yeni bir sağlık kurulu sunulması üzerine durumunun yeniden incelendiği ve Kurum

Sağlık Kurulunun 21/5/2019 tarihli kararında diğer hastalıklardan bağımsız olarak ilgilinin 30/10/1990 tarihli olay nedeniyle özür oranının %25 olduğuna ve özür durumunun sürekli olduğuna karar verildiği, buna göre maluliyet oranının %40 altında kalması nedeniyle başvuranın talebinin reddedildiği, 2.9. Sonuç olarak yaralanma olayının görevde olduğu sırada ve görevinin neden ve etkisiyle meydana geldiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmaması ve hakkında verilmiş Nakdi Tazminat

Komisyonu kararı olmaması nedeniyle başvurana 2330 sayılı kanun kapsamında aylık bağlanamadığı, 2.10. 5434 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi uyarınca vazife malullüğü hükümlerinin uygulanabilmesi için gerçekleştiği tarihten itibaren iştirakçiler için 1 yıl, erler için 1,5 yıllık süre içerisinde bildirim yapılması gerektiği, bundan sonra başvurulması durumunda ise müracaat tarihini takip eden aybaşından itibaren vazife malullüğü aylığı bağlandığı, geçmişe dönük herhangi bir ödeme yapılmadığı, hususları ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

5. 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasında; “Köy Korucuları ve

Güvenlik Korucularının görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, engelli hale gelmeleri veya ölümleri halinde “2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun” hükümleri uygulanır.” 6. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Bazı Aylık Tazminat ve

Yardımlara İlişkin Geçiş Hükümleri Başlıklı Geçici 18 nci maddesi; (Ek: 17/4/2008-5754/73 md.)İlgili kanunlarında düzenleme yapılıncaya kadar; a) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazife veya harp malûlü sayılması gerekenlerin ve Türk Silâhlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından görevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile bunların dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.

b) 5434 sayılı Kanunun ek 77 nci maddesinin birinci fıkrası ile bu Kanunun 47 nci maddesinin sekizinci fıkrasında sayılanlara ve bunların haksahiplerine, ilgili kanunları ve bu Kanun çerçevesinde bağlanacak aylıkları toplamının, emsallerinin 5434 sayılı Kanunun ek 77 nci maddesine göre yükseltilerek hak kazandıkları aylıklardan düşük olması halinde, aradaki fark ayrıca ödenir.

c) 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Kanunun ek 16 ncı maddesi, 24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı Kanun, 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Kanun, 11/10/1983 tarihli ve 2913 sayılı Kanun, 28/5/1986 tarihli ve 3292 sayılı Kanun, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Kanun ile yılı bütçe kanunlarına ekli cetveller kapsamına giren kişilere ve diğer kanunlarda yapılan atıflar sebebiyle 2330 sayılı Kanun esas alınarak ilgililerine aylık, tazminat ve ek ödeme verilmesi ile yardım işlemleri hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanmasına devam edilir…” 7. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun; 7.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi; “Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik

Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir.” 7.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesi; “Bu kanun; a) İçgüvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki veya trafik ve yol güvenliğini

sağlamak konularında görevlendirilen:

1. (Değişik: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil

Güvenlik Komutanlığı personelini, 2. Silahlı Kuvvetler mensuplarını, 3. Milli İstihbarat Teşkilatı mensuplarını, 4. Çarşı, mahalle ve kır bekçilerini, 5. (Değişik: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Orman memurları ve personeli ile Gümrük Muhafaza memurlarını, b) Güven ve asayişi ihlal eden eylemlere ve kaçakçılığa ilişkin olayların soruşturma ve kovuşturma işlemlerini yürüten adli ve askeri hakimleri, Cumhuriyet savcı ve yardımcılarıyla askeri savcı ve yardımcılarını; c) (Değişik: 4/7/2012-6353/73 md.) Güven ve asayişi ihlal eden eylemler ile kaçakçılığa ilişkin eylemlerin önlenmesine yönelik görev yapan mülki idare amirlerini; d) Tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleri ile ceza ve tutukevlerinin iç ve dış güvenliğini sağlamakla görevli bulunan personeli; e) Güven ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amaca yönelik görev verilen kamu görevlileri ve sivilleri; f) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) İç güvenlik ve asayişin korunmasında veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olmuş ve faydalı oldukları yetkililerce tevsik edilmiş şahısları; g) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Devlet güçlerini sindirme amacına yönelik olarak yapılan saldırılara maruz kalan kamu görevlilerini; h) (Ek: 12/7/2013-6495/79 md.) Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik

Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan ve 24/2/2000 tarihli ve 4536 sayılı Denizlerde ve Yurt

Yüzeyinde Görülen Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere Uygulanacak Esaslara İlişkin Kanunda tanımlanan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenleri; ı) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Yukarıdaki bentlerde sayılanların yaptıkları görevler veya yardımlar sebebiyle saldırıya maruz kalan eş, füru, ana, baba ve kardeşlerini;

kapsar.” 7.3. “Aylık bağlanması” başlıklı 4 üncü maddesi; “Bu kanun kapsamına girenlerden; a) Engelli hale gelerek bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malullüğü aylığı bağlanır.

b) Emekli aylığı almakta iken engelli hale gelenlerin almakta oldukları aylıkları görev malullüğü aylığına dönüştürülür.

c) Ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığı, dul ve yetimlerine intikal ettirilir.

Bu madde gereğince ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıklar, (…)

%25 artırılarak ödenir…” hükmünü amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Başvuran vekili tarafından özetle, başvuranın geçici köy korucusu olarak görev yapmaktayken traktör ile seyir halindeyken PKK terör örgütünce yola döşenen mayının patlaması sonucu yaralandığını ve engelli hale geldiği, başvuranın köyündeki erkeklerin tamamının geçici köy korucusu olarak görev yaptığı, bu nedenle örgütün saldırılarına maruz kaldıkları, başvuranın da geçici köy korucusu olması nedeniyle söz konusu saldırıya maruz kaldığını belirtilerek başvurana 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanması ve söz konusu aylıkların geriye dönük 5 yıl için ödenmesi talep edilmektedir.

10. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, başvurana 2330 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanması talebinin, yaralanma olayının görevde olduğu sırada ve görevinin neden ve etkisiyle meydana geldiğine dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmaması ve hakkında verilmiş Nakdi Tazminat

Komisyonu kararı olmaması nedeniyle taleplerin reddedildiği ifade edilmiştir.

11. Bu durumda uyuşmazlığın, başvuranın yaralanma olayının 2330 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

12. 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında, köy korucuları ve geçici köy korucularının görevde bulundukları süre içinde yaralanmaları, sakatlanmaları veya ölmeleri halinde 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

13. 2330 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde Kanunun amacı olarak maddede sayılı faaliyetlerde görevli olup yine maddede sayılı statülerde bulunanlara ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak aylığın esas ve yöntemlerinin belirlenmesine yer verilmiştir. Barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli

olanlardan bu görevlerinden dolayı yaralanan veya engelli hale gelenler maddede sayılı görevliler arasında yer almaktadır.

14. Kanunun 2 nci maddesinde hangi faaliyetlerle görevli olanların Kanun kapsamına girdiği sayılarak düzenlenmiştir. Buna göre, maddede sayılı başkaca görevlerin ve hallerin yanında maddenin (e) bendinde güven ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amaca yönelik görev verilen kamu görevlileri ve siviller kapsamda sayılmıştır.

15. Öte yandan Kanunun 4 üncü maddesinde engelli hale gelenlerden ilgili sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malulü aylığı bağlanacağı, söz konusu aylıkların ise % 25 artırımlı ödeneceği düzenlenmiştir.

16. Yukarıda belirtilen Kanun hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; Köy Kanununa göre görev yapan geçici köy korucularına, kendilerine verilen görevi yerine getirirken, görevin sebep ve etkisi nedeniyle yaralanmaları, sakatlanmaları, ölümleri halinde 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması

Hakkında Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanacağı anlaşılmaktadır. Salt geçici göy korucusu olarak görevlendirilmiş olmak, yaralanmaları ya da sakatlanmaları halinde ilgililer hakkında 2330 sayılı

Kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirmemektir. Bu durumda geçici köy korucularına 2330 sayılı

Kanun kapsamında aylık bağlanıp bağlanamayacağı kararı verilirken öncelikle yaralanma, sakatlanma ya da ölüme neden olan olayın ilgililere verilmiş bir görevin ifası sırasında ya da görevin sebep ve etkisi nedeniyle gerçekleşip gerçekleşmediğini ortaya konması gerekmektedir.

17. Somut olayda, başvuranın 21/6/2021 tarihli ve tarafına 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak yaşlılık aylığı bağlanması talepli dilekçesine idarece herhangi bir yanıt verilmediği ve başvurunun zımnen reddedildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte idareden alınan yazı ve eki dosyadaki bilgi ve belgelerde başvuru konusuyla ilişkili olarak; başvurana Şırnak Valiliğinin 28/3/2013 tarihli ve sayılı kararı ile 5233 sayılı Kanun uyarınca tazminat ödendiği, 15/02/2017 tarihinde 442 sayılı Kanunun ek 16 ncı maddesi uyarınca 29 yıl 2 ay geçici köy koruculuğu hizmetine karşılık SGK tarafından aylık bağlandığı, başvuranın 15/7/2017 tarihinde bu kez tarafına 684 sayılı KHK kapsamında vazife malullüğü aylığı bağlanması talebinde bulunduğu ancak anılan talebin İçişleri Bakanlığıyla yapılan yazışmalarda başvuruya konu olaya ilişkin başvurana görev verilmediğinin ve hakkında Nakdi Tazminat Komisyonu kararı bulunmadığının bildirilmesi üzerine 15/2/2019 tarihli yazı ile reddedildiği, son olarak başvuranın 5233 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi kapsamında tarafına aylık bağlanması talebinin de % 40 özür oranı şartını sağlanmadığından 12/9/2019 tarihli yazı ile reddedildiği görülmektedir.

18. Bu çerçevede, başvuranın geçici köy korucusu olarak görevli olduğu dönemde traktör ile seyir halindeyken terör örgütünce döşenen mayına basması sonucu yaralandığı hususunun 30/10/1992 tarihli ifade tutanağı, 31/10/1990 tarihli Cizre Devlet Hastanesi Baştabipliği raporu, Savcılık yetkisizlik (1/11/1990 tarihli H.No: / , Y.K.No: / ), görevsizlik (21/12/1990 tarihli ve H.No: / , G.K.No: / ) ve arama (29/12/2004 tarihli ve H.No: / . ) kararları ile sabit olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte İdarece 26/06/1992 tarihinde yaralanması nedeniyle başvurana

10.000.000 TL ödeme yapıldığı, 28/3/2013 tarihli Zarar Tespit Komisyonu kararı ile durumunun 5233

sayılı Kanun kapsamında olduğu kabul edilerek yaralanması nedeniyle 1.292,15 TL ödeme yapıldığı, 17/12/2013 tarihinde olayın 2330 sayılı Kanun kapsamında olmadığı hususunun başvurana tebliğ edildiği

görülmektedir. Ancak yaralanmanın olayının gerçekleştiği zamanda idarece başvurana bir görev verildiğine dair herhangi bir bilgi, belge bulunmadığı gibi 2330 sayılı Nakdi Tazminat Kanunu uyarınca başvuran hakkında alınmış bir Nakdi Tazminat Komisyonu kararı da bulunmamaktadır. Diğer yandan her ne kadar başvuran tarafından yaralanma olayının köydeki diğer erkeklerin tamamı gibi kendisinin de geçici köy korucusu olması nedeniyle meydana geldiği ifade edilmişse de söz konusu yaralanma olayının, başvuranın doğrudan geçici köy koruculuğu görevinin neden ve etkisiyle meydana geldiği sonucuna ulaşılacak herhangi bir bulguya dosya kapsamında rastlanmamıştır.

19. Bu durumda, yaralanma olayının idarece görevlendirildiği sırada ve görevinin neden ve etkisiyle meydana geldiğine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmayan ve hakkında verilmiş Nakdi Tazminat

Komisyonu kararı bulunmayan başvuranın, tarafına 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanması talebinin reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 20. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde

gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

21. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Kararın BAŞVURANA VE SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi