ÖZET: Başvurucu, 15 Nisan 2022 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yürüttüğü bir operasyon sırasında çalıştığı ekskavatöre bomba atılması sonucu yaralanmış ve bu olayla ilgili olarak 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun çerçevesinde tazminat talep etmiştir. Ancak, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılan inceleme sonucunda başvurusu reddedilmiştir. Başvurucu, bu kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuruda bulunmuştur.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun incelenmesi sonucunda, başvurucunun kamu görevlisi statüsünde olduğunu ve olayın 2330 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini tespit etmiştir. Kurum, Karayolları Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonu’nun kararının yeniden gözden geçirilmesi ve başvurucunun tazminat talebinin kabul edilmesi yönünde tavsiyede bulunmuştur. Ayrıca, bu kararın 30 gün içinde ilgili idareye bildirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurucunun talebinin 2330 sayılı Kanun çerçevesinde ele alınması gerektiğine dair bir değerlendirme yapmış ve ilgili idareye bu doğrultuda işlem yapması için tavsiyede bulunmuştur. Bu durum, kamu görevlilerinin haklarının korunması açısından önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2025/1161-S.25.1794

BAŞVURU NO : 2024/13025

KARAR TARİHİ : 04.02.2025

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:

Adres:

KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

BAŞVURUYA KONU İDARE :

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvurucunun, çalıştığı ekskavatöre bomba atılması neticesinde yaralandığı olaya ilişkin nakdi tazminat talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 21.10.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvurucu avukat tarafından iletilen ve Kurumumuzca tarihinde kayıt altına alınan başvuruda özetle; 2009 tarihinden itibaren, Karayolları Genel Müdürlüğü Bölge Müdürlüğünde iş makinesi operatörü olarak çalışan müvekkilinin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yürüttüğü operasyon kapsamında görev yapmakta iken, 15 Nisan 2022 günü, çalıştığı ekskavatöre bomba atılması neticesinde yaralandığı, bu olaydan kaynaklanan zararının tazmini amacıyla 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması

Hakkında Kanun hükümleri kapsamında 17.05.2024 tarihinde yaptıkları müracaatlarının, Karayolları Genel

Müdürlüğünün ilgili komisyonu tarafından verilen 24.09.2024 tarih ve – sayılı karar ile reddedildiği iddia ve şikâyet edilerek, müvekkilinin uğramış olduğu maddi ve manevi zararların, bahse konu 2330 sayılı

Kanun hükümleri uyarınca tazmini talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzca, verilecek karara esas olmak üzere başvuru belgesinde yer alan iddiaların doğruluğunun tespiti ve eğer mümkünse ilgili idare ile başvurucu arasında muhtemel bir dostane çözümün tesisi amacı ile

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri uyarınca inceleme ve araştırma gerçekleştirilmiş

olup; bu kapsamda 07.11.2024 tarih ve S. sayı ve 25.12.2024 tarih ve S. sayılı yazılarımız ile Karayolları Genel Müdürlüğünden bilgi, belge ve değerlendirme talep edilmiştir.

/

3. Kurumumuz kayıtlarına 27.12.2024 tarihinde geçen, Karayolları Genel Müdürlüğünden alınan

02.12.2024 tarih ve E. – / sayılı cevabi yazıda özetle;

3.1. Sosyal Güvenlik Kurumunun kendilerine muhatap 09.09.2024 tarih ve sayılı yazısında; başvurucu “iş görmezlik” gelirinin bağlandığı, 2330 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir ödeme yapılmadığı, ayrıca 2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına imkân bulunmadığının belirtildiği, bu sebeple de adı geçene, Komisyon tarafından 2330 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir ödeme yapılmamasına oybirliği ile karar verildiği, 3.2. 2330 sayılı Kanunun üçüncü maddesi (b) fıkrasında, “yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz ve hayatını başkasının yardım ve desteği ile sürdürebilecek şekilde malûl olanlara 200 katı, diğer engelli hale gelenlere (a) bendinde (ölenlere 100 katı) belirtilen tutarın % 25’inden % 75’ine kadar, yaralananlara ise % 20’sini geçmemek üzere engellilik ve yaralanma derecesine göre, nakdi tazminat ödenir”. hükmünün yer aldığı; Hazine ve Maliye Bakanlığının resmi web sayfasından alınan bilgiye göre en yüksek devlet memuru (ek gösterge dahil) brüt aylığının (Temmuz 2024) 8624,06 TL olduğu; buna göre sakatlık derecesine girmeyen yaralanmalar için verilebilecek en yüksek tazminat tutarının, % 20 olarak hesaplandığında, 172.481,20 TL olduğu, 3.3. Sakatlık derecesine girmeyen yaralanmalar dikkate alındığında, sağ elde 3. ve 4. parmakta ampütasyon gerçekleşmesine istinaden % 14,2 oranında iş gücü kaybı yaşandığı ve bu duruma ilişkin 15.07.2022 tarihi itibariyle iş görmezlik geliri bağlandığının anlaşıldığı, 3.4. Sosyal Güvenlik Kurumunun mezkûr yazısında özetle, iş görmezlik geliri bağlanan

2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına imkân bulunmadığının belirtilmesi nedeniyle,

Kurumlarınca adı geçene nakdi tazminat ödeneği ödenmesinin mümkün olmadığı, şeklinde değerlendirme Kurumumuza iletilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının; 4.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesi, Ek fıkra 1’de, herkesin kamu denetçisine başvurma hakkının olduğu; Ek fıkra 2’de ise Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumunun, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceleyeceği hüküm altına alınmıştır.

4.2. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesinde, devletin amaç ve görevinin, diğerleri yanı sıra, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan engelleri kaldırmak olduğu hüküm altına alınmıştır.

4.3. “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11’inci maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organları ile idari makamları ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu hususu düzenlenmiştir.

4.4. “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler:” başlıklı 61’inci madde birinci fıkrası hükmü devlete, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri koruyup toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlamak şeklinde sorumluluk yüklemiştir.

5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında, Kamu Denetçiliği Kurumunun, şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu hüküm altına alınmıştır.

6. 28.03.2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.” düzenlemesine yer verilmiştir.

7. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun “Yardım” başlıklı 21’inci maddesi birinci fıkrasında, “ (…)

kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olarak yaralanan, engelli hâle gelen, ölen veya öldürülenler hakkında 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uygulanır…” amir hükmü kayıt altına alınmıştır.

8. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanununun; 8.1. “Gerekçe” kısmında, “Yukarıda açıklanmış bulunan muhtelif kanunlardaki nakdi tazminata ilişkin hükümlerin tek bir kanunda toplanması suretiyle nakdi tazminata hak kazananların değişik kanunlardan kaynaklanan farklı durumlarının yeniden gözden geçirilerek; aynı görevi yapanların statüleri dikkate alınarak belli esas ve ölçüler içerisinde nakdi tazminattan yararlanmalarını sağlamak; diğer yönden güven ve asayiş konularında görevli olan diğer bir kısım personeli de nakdi tazminat kapsamına almak için bu kanun teklifi hazırlanmıştır.” şeklinde gerekçelendirmede bulunulmuştur.

8.2. “Amaç” başlıklı 1’inci maddesi şu şekildedir: “Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik

Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir.” 8.3. “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinin (e) bendinde, “Güven ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amaca yönelik görev verilen kamu görevlileri ve sivilleri;” hükmü ile (g) bendinde, “Devlet güçlerini sindirme amacına yönelik olarak yapılan saldırılara maruz kalan kamu görevlilerini;” hükmüne yer verilmek sureti ile bahse konu Kanunun kapsamına bu sayılan kişiler alınmıştır.

9. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Sigortalı sayılanlar” başlıklı 4’üncü maddesi birinci fıkrası (a) beninde, “Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar,”; (c) bendinde ise “Kamu idarelerinde; 1) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olmayanlardan, kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar,… sigortalı sayılırlar.” hükmü düzenlenmiştir.

10. 18.01.1993 tarih ve 21469 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Nakdi Tazminat ve

Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin; 10.1. “Nakdi tazminat verecek makamlar” başlıklı 12’nci maddesinde, güvenlik ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu görülen ve bu amaca yönelik görev verilen veya güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olan şahıslar ile bunların eş, füru, ana, baba ve kardeşlerinin tazminatlarının İçişleri Bakanlığınca; diğer kamu personeli ile bunların eş, füru, ana, baba ve kardeşlerinin tazminatlarının ise bu personelin bağlı olduğu bakanlık veya kurum tarafından ödeneceği hususu düzenlenmiştir.

10.2. “Nakdi Tazminat Komisyonu” başlıklı 13’üncü maddesinde, “Bu Yönetmelikte belirtilen tazminatların ödenip ödenmemesi hususu ilgili bakanlık veya kurumca belirlenecek personel, maliye, hukuk ve sağlıkla görevli birim amirleriyle konu ile ilgili diğer yetkililerden oluşan bir komisyon tarafından incelenir. Komisyon kararları ilgili bakanlık veya kurumun en üst amiri veya bunların yetkili kılacağı merci tarafından onaylanır.” hükmü yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ Av. Dr. FATMA BENLİ YALÇIN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

11. Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru konusuna ilişkin olarak hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Açısından Değerlendirme 12. Şikâyet başvurusu, (1) numaralı paragrafta yer verildiği üzere özetle, 2009 yılından itibaren, Karayolları

Genel Müdürlüğü Bölge Müdürlüğünde iş makinesi operatörü olarak çalışan 15

Nisan 2022 günü, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yürüttüğü operasyon kapsamında görev yapmakta iken, çalıştığı ekskavatöre bomba atılması neticesinde yaralandığı, bu olaydan kaynaklanan zararının tazmini amacıyla 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri kapsamında

17.05.2024 tarihinde yapılan müracaatın, Karayolları Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonu

tarafından verilen 24.09.2024 tarih ve – sayılı karar ile reddedildiği iddia ve şikâyetine istinaden, adı geçenin uğramış olduğu maddi ve manevi zararların, bahse konu 2330 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tazmini talebi ile Kurumumuza iletilmiştir. Araştırmanın kapsamı sadece, başvuruya konu somut olayın,

2330 sayılı Kanunun kapsamına girip girmediği hususu ile sınırlanmış olup; başvurucu vekilince adli

merciler önünde derdest tutulan ve bu olaydan kaynaklı sosyal güvenlik mevzuatınca öngörülen tazminat uyuşmazlıkları, iş bu inceleme ve araştırmanın haricinde tutulmuştur.

13. Karayolları Genel Müdürlüğünün Kurumumuza muhatap 02.12.2024 tarih ve E.

/ sayılı yazısına istinaden, başvurucu Karayolları Genel Müdürlüğü

Bölge Müdürlüğü emrinde çalışmaktayken, 01.02.2022 tarihi itibariyle Komando Tugay Komutanlığı emrinde görevlendirildiği ve 15.04.2022 tarihinde (olay tarihi konusunda ilgili idarenin 05.02.2020 ve

03.04.2022 şeklinde sehven yazıldığı değerlendirilen beyanı olduğundan, başvurucunun beyanı olan

15.04.2022 tarihi esas alınmıştır) terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen roket-havan saldırısı

sonucunda yaralandığı anlaşılmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığının, Karayolları Genel

Müdürlüğü Bölge Müdürlüğüne muhatap 09.09.2024 tarih ve E- – – sayılı yazısına göre ise adı geçenin, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Sigortalı sayılanlar” başlıklı 4’üncü maddesi birinci fıkrası (a) bendi kapsamında Karayolları Bölge Müdürlüğü

emrinde çalışmakta olduğu, Komando Tugay Komutanlığına bağlı Komando Tabur Komutanlığı emrinde Üs Bölgesinde geçici görevli olarak çalışmakta iken terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen roket-havan saldırısı sonucu yaralandığı anlaşılmaktadır.

14. Başvurucu 15.04.2022 tarihinde yaşanan terör saldırısı sonucunda yaralandığı, söz konusu olay esnasında adı geçenin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4’üncü maddesi birinci fıkrası (a) bendi kapsamında bir “kamu görevlisi” olduğu ve olayın, icra edilen bu kamu görevi esnasında meydana geldiği hususlarında herhangi bir ihtilaf yoktur. Nitekim hem başvurucunun hem de idarenin ilettiği Karayolları Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonunun

24.09.2024 tarih ve – sayılı kararında da bu husus açıkça ortaya konulmaktadır. Adı geçen Nakdi

Tazminat Komisyonunun söz konusu kararında, başvurucunun, “iş makinesi operatörü” olarak görevli olduğu, 05.02.2020 tarihinde olayın yaşandığı, olay yerinin de Komando Tugay Komutanlığına bağlı

Komando Tabur Komutanlığın Üs Bölgesi olduğu ve olayın cinsinin de “yaralanma” şeklinde kayda alındığı görülmektedir. Kararın gerekçe kısmında ise: “Karayolları Bölge Müdürlüğü emrinde çalışan avukat aracılığı ile Kurumumuza yapmış olduğu başvuruya istinaden yukarıda bilgileri sunulan dosya ve inceleme raporu Genel Müdürlük Nakdi Tazminat Komisyonunda incelenmiş, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünden alınan 09.09.2024 tarihli ve sayılı yazıda adı geçene iş göremezlik geliri bağlandığı, 2330 sayılı Kanun kapsamında herhangi bir ödeme yapılmadığı ayrıca 2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına imkân bulunmadığı belirtildiğinden söz konusu kanun kapsamında herhangi bir ödeme yapılmamasına OYBİRLİĞİ ile karar verildi.” şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

15. Terörle mücadelede hayatını kaybeden veya yararlanan başta kamu görevlileri ile şartlar dâhilinde sivil vatandaşların ve/veya yakınlarının zararlarının karşılanması hususunda temel hukuk belgesi niteliğinde olan 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun, “Yönetmelik” başlıklı 10’uncu maddesi hükmüne istinaden hazırlanan ve 18.01.1993 tarih ve 21469 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin “Nakdi tazminat verecek makamlar” başlıklı 12’nci maddesinde, güvenlik ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu görülen ve bu amaca yönelik görev verilen veya güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olan şahıslar ile bunların eş, füru, ana, baba ve kardeşlerinin tazminatlarının İçişleri Bakanlığınca; diğer kamu personeli ile bunların eş, füru, ana, baba ve kardeşlerinin tazminatlarının ise bu personelin bağlı olduğu bakanlık veya kurum tarafından ödeneceği hususu düzenlenmiştir.

16. Başvurucunun, Karayolları Genel Müdürlüğü Bölge Müdürlüğü emrinde, 5510 sayılı Sosyal

Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4’üncü maddesi birinci fıkrası (a) bendi kapsamında çalışan bir “kamu görevlisi” olduğu göz önünde tutulduğunda, adı geçenin 2330 sayılı Kanun kapsamında talebinin, personelin bağlı olduğu Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından karara bağlanması gerekmektedir. Bu noktada, Sosyal Güvenlik Kurumuna ait yukarıda aktarılan değerlendirme, somut olayın

2330 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğine ilişkin olmayıp; bu değerlendirmenin Karayolları Genel

Müdürlüğü açısından bir bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Bu açıdan, Karayolları Genel Müdürlüğünün, Sosyal Güvenlik Kurumunun yukarıda zikredilen yazısına atıfla, iş görmezlik geliri bağlanan

2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına imkân bulunmadığının belirtilmesi nedeniyle,

Kurumlarınca tazminat ödenmesinin mümkün olmadığı şeklindeki değerlendirmesinde usul açısından isabet bulunmamaktadır. Zira Karayolları Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonunun 24.09.2024 tarih ve – sayılı kararında, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel

Müdürlüğünün kendilerine muhatap 09.09.2024 tarihli ve sayılı yazıya atıf yapılıp, SGK

Başkanlığının “gelir” açısından yaptığı ve olayın 2330 sayılı Kanun kapsamında girmediği yönündeki yorumu esas alındığı ifade edilmiştir.

/

17. SGK Başkanlığının söz konusu yazısından, başvuruya konu somut olayın 2330 sayılı Kanun kapsamında olmadığı sonucunu çıkarmak mümkün değildir. Çünkü SGK Başkanlığı, Karayolları Genel

Müdürlüğüne muhatap 09.09.2024 tarihli ve sayılı yazısında, başvurucu durumunun, 2330 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğine dair herhangi bir değerlendirmede bulunmamaktadır. Konu sadece, sosyal güvenlik mevzuatı yönünden “aylık” ve “gelir” kavramları açısından değerlendirilmektedir. SGK Başkanlığına göre, sosyal güvenlik mevzuatında “aylık”; malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları (uzun vadeli sigorta kolları) ile vazife malûllüğü halinde kanunda önceden belirlenmiş şartların tamamlanmasıyla hak kazanılan sürekli bir ödemeyi ifade nitelemektedir. “Gelir” ise iş kazası veya meslek hastalığı halinde (kısa vadeli sigorta kollarından) sigortalıya veya sigortalının ölümü halinde hak sahiplerine yapılan sürekli ödemedir. İki kavramın temel farkı, ödemenin kaynağını oluşturan sigorta kolunun uzun vadeli mi yoksa kısa vadeli mi olduğudur. Aylıklar, malullük, yaşlılık, ölüm ve vazife malullüğü adı altında dört çeşit iken; gelir ise iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünü en az % 10 oranında kaybeden sigortalılara bağlanan sürekli iş göremezlik geliri olarak tek çeşittir.

[Bakınız: Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından benzer konuda verilen 23.09.2024 tarih, 2024/4835 başvuru numarası ve

S.24.15480 sayılı Tavsiye Kararı].

18. Bu noktada SGK Başkanlığı, somut olayda, başvurucunun durumunun 2330 sayılı Kanunun kapsamında değerlendirilip tazminat ödenmesi gerekip gerekmeyeceğine dair herhangi bir yorumda bulunmuş değildir. Zaten (15) numaralı paragrafta da ifade edildiği üzere bu yetki, Nakdi Tazminat ve

Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin 12’nci maddesi hükmünce, yaralanan kişinin kadrosunun bulunduğu Karayolları Genel Müdürlüğüne aittir. SGK Başkanlığı somut olayda sadece, söz konusu kişiye bağlanacak aylığın, kişinin sigortalılık durumu göz önünde tutularak, 2330 sayılı Kanun kapsamı haricinde, iş görmezlik kaybına göre 5510 sayılı Kanun kapsamında yapılması gerektiğine dair değerlendirmede bulunmuştur.

19. Uyuşmazlık konusunun 2330 sayılı Kanun kapsamında girip girmediği sorusunun, yetkili idare olan

Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından incelenip tespit edilmesi gerekmektedir. Yukarıda da ifade edildiği gibi, bu konuda yetki, görev ve sorumluluğuna sahip olmadığı için SGK Başkanlığı, herhangi bir değerlendirmede bulunmuş değildir.

20. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun, terörle mücadele sürecinde hayatını kaybeden veya yaralanan kamu görevlileri başta olmak üzere, tüm masum vatandaşlarımızın maddi ve manevi zararlarını gidermek üzere yasal, idari ve kurumsal tedbirleri almak amacı ile kabul edilmiş ve

06.11.1980 tarih ve 17152 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun “Gerekçe”

kısmında (Genel Gerekçe), “Yukarıda açıklanmış bulunan muhtelif kanunlardaki nakdi tazminata ilişkin hükümlerin tek bir kanunda toplanması suretiyle nakdi tazminata hak kazananların değişik kanunlardan kaynaklanan farklı durumlarının yeniden gözden geçirilerek; aynı görevi yapanların statüleri dikkate alınarak belli esas ve ölçüler içerisinde nakdi tazminattan yararlanmalarını sağlamak; diğer yönden güven ve asayiş konularında görevli olan diğer bir kısım personeli de nakdi tazminat kapsamına almak için bu kanun teklifi hazırlanmıştır.” şeklinde gerekçelendirmede bulunulmuştur. Bahse konu Kanunun kapsamı, “sosyal hukuk devleti” ilkesinin gereklerine uygun şekilde, müteaddit defalar genişletilmiştir.

21. Nitekim başvurucuya da yasal hak tanıyan 2330 sayılı Kanunun “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinin (g) bendinde kayıtlı “Devlet güçlerini sindirme amacına yönelik olarak yapılan saldırılara maruz kalan kamu görevlilerini;” hükmü, 07.06.1990 tarih ve 3658 sayılı Kanunla kabul edilmiş ve bu sayede Kanunun kapsamına bu sayılan kişiler de alınmıştır. Kanunun Geçici 1’inci maddesi hükmüne istinaden, 01.01.1968 tarihinden sonra meydana gelen terör olaylarına konu mağduriyetler kapsama dâhil edilmiş; başvuru süresi hariç usule ilişkin bir kural öngörülmemiştir. Söz konusu Kanunun 10’uncu maddesine istinaden hazırlanan ve 28.01.1993 tarih ve 21469 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Nakdi Tazminat ve

/

Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelikte ise sadece “Nakdi Tazminat Komisyonunun kuruluş ve işleyişi” ile “karar verecek makamlar” açısından bir dizi usul kuralına yer verilmiştir. Buna karşılık tıpkı Kanunda olduğu gibi usule ilişkin konularda herhangi bir kural düzenlenmemiştir.

22. Başvuru dosyasında yer alan evrakların tetkikinden, adı geçenin, 2009 tarihinden itibaren Karayolları

Genel Müdürlüğü Bölge Müdürlüğü emrinde “işçi” statüsünde çalışmakta olduğu; 01.02.2022 tarihinde

Komando Tugay Komutanlığına bağlı Komando Tabur Komutanlığı emrinde geçici görevle görevlendirildiği, bu esnada 15.04.2022 tarihinde Üs Bölgesinde iş makinesi operatörü olarak çalışmakta iken terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen roket-havan saldırısı sonucu yaralandığı görülmektedir. Söz konusu olayın bir terör eylemi olduğu noktasında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Diğer yandan kişinin, Karayolları Genel Müdürlüğü emrinde, olay tarihi itibariyle 2009 yılından itibaren “işçi” statüsünde çalışan bir kamu görevlisi olduğunda da şüphe yoktur. Başvurucunun hukuki durumu göz önünde bulundurulduğunda, somut terör saldırısı nedeniyle yaralanma olayının, 2330 sayılı Kanunun tarif ettiği tanıma uygun olduğu anlaşılmaktadır. Zira kamu görevlisi sıfatı ile başvurucu,

15.04.2022 tarihinde askeri üs bölgesinde iş makinesi operatörü olarak çalışmakta iken devlet güçlerini

sindirme amacına yönelik olarak terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen roket-havan saldırısı sonucu yaralanmıştır.

1 23. Kamu Denetçiliği Kurumumuzun benzer konuda bir başka kararında da belirtildiği gibi: “… Somut

olayda başvuruya konu tazminat talebi, 3713 ve 2330 sayılı Kanunların tayin ve tespit ettiği bir kamusal haktır. İdarenin başvurucu ile yaptığı bir sözleşmeden kaynaklanan alacak-verecek ilişkisi değildir.

Devletin, devlet olmaktan kaynaklanan sorumluluğu kapsamında yer alan, terör eylemi neticesinde oluşan maddi alacak ilişkisinin tanıdığı bir kamusal haktır… Kamusal hak, kişiler ile devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen kamu hukuku kurallarından neşet eden haklardır… (bu) kamusal hakkın ifasından kaçınılması, vatandaş odaklı kamu hizmeti anlayışı ile çelişki arz etmektedir…Terör eylemlerine hedef olan kamu görevlileri ve vatandaşlarımız, kendi kusur ve fiilleri sonucu değil, kamu görevlisi ve toplumun bir bireyi olarak zarar görmekledirler. Bu durumda, devleti ve toplumu hedef alan terör saldırılarından doğan maddi ve manevi zararın, mağdur kişiler üzerinde bırakılması hak ve nesafet kurallarına aykırılık oluşturacaktır.

Ortaya çıkan zararın paylaştırılması, toplumun diğer kesimleri ile zarara uğramış kişiler arasında fedakârlığın denkleştirilmesi, hakkaniyet ve sosyal hukuk devleti ilkelerinin bir gereğidir. Kişilerin gördüğü zararların, hukuk kuralları ile belirlenen ilkeler uyarınca devlet tarafından karşılanması, devlete olan güveni pekiştirecek; vatandaş-devlet kaynaşmasını artıracak terörle mücadeleye ve toplumsal barışa katkıda bulunacaktır…” 24. 2330 sayılı Kanunun gerekçesi, amacı ve bu noktada “kanun koyucunun” yöneldiği irade beraberce göz önünde tutulduğunda; kamu idarelerinin, 2330 sayılı Kanunun kapsamındaki tazminat taleplerinin, bir kamusal hak olduğundan hareketle, ayrıca 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler:” başlıklı 61’inci madde birinci fıkrasında güvence altına alınan ve “harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazilerin korunup, toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesinin sağlaması” şeklinde tanımlanan hükmü uyarınca, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun tanıdığı “kamu haklarının” etkili bir şekilde kullanılması amacı ile ilgili kamu idaresinin, başvuruya konu talebin yerine getirilmesine yönelik gereken tedbiri alması gerektiği değerlendirilmiştir.[Benzer tespitler için bakınız: Kamu Denetçiliği Kurumunun 05.04.2018 tarihli, 2017/12097 başvuru numaralı ve 53878609-101.07.04-E.6011 sayılı Tavsiye Kararı; 04.03.2019 tarihli, 2018/10328 başvuru numaralı ve

1

05.04.2018 tarih, 2017/12097 başvuru numaralı ve E.6011 sayılı Tavsiye Kararı.

/

53878609-101.07.04-E.5627 sayılı Tavsiye Kararı; 31.12.2019 tarihli, 2019/17006 başvuru numaralı ve 2019/14017-S.21736 sayılı Tavsiye Kararı ve 27.08.2020 tarihli, 2020/4338 başvuru numaralı ve 2020/69411-S.20.75670 sayılı Tavsiye Kararı] 25. Netice olarak; somut başvuruda iş makinesi ile askeri üs bölgesinde hizmet yapan Karayolları Genel

Müdürlüğü personeli başvurucu 15.04.2022 tarihinde gerçekleşen bir terör saldırısı esnasında yaralanıp iki parmağını kaybettiği olayın, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun “Yardım” başlıklı 21’inci maddesi birinci fıkrası hükmü ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması

Hakkında Kanunun “Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinin (g) bendinde kayıtlı hüküm gereği, 2330 sayılı

Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Karayolları Genel Müdürlüğü Nakdi

Tazminat Komisyonu Başkanlığının 24.09.2024 tarih ve – sayılı kararında tesis edilen, başvurucunun durumunun 2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına imkân bulunmadığı yönündeki ifadenin ve bu yönde tesis edilen idari işlemin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İnsan Hakları Yönünden Değerlendirme 26. Terör, meşru bir hak arama aracı olarak kabul edilmesi mümkün olmayan temel bir insanlık suçudur.

Bir yandan terörle mücadele etmenin ciddi zorlukları, diğer yandan da terörle mücadele ederken, modern, demokratik bir hukuk devleti olma yönünde atılan güçlü adımlar esasen Türk kamu yönetimi aygıtının, Türk devlet idaresinin çok güçlü ve köklü bir olumlu yönü olarak görülmelidir. Zira ülkemiz, uzun yıllar terör sorunu ile mücadele etmenin zorluklarına, ayrıca bulunduğu coğrafyanın istikrarsızlığından kaynaklanan değişik tehdit ve tehlikelere maruz kalmış olmasına rağmen; insan haklarına saygılı, demokratik bir hukuk devleti olma yönünde güçlü adımlar atmıştır.

27. Bugün Türkiye’de yaşayan tüm bireylerin; din, dil, ırk, mezhep, bölge, felsefi kanaat, siyasi görüş ve kültür farklılıkları gözetilmeksizin, modern toplumlara özgü bir hayat standardına ulaşması noktasında çok büyük mesafe alınmış; insanların tüm sıkıntı ve dertlerini, meşru vasıtalar ile dile getirip, haklarını arayabilmelerine imkân veren yasal ve idari mekanizmalar oluşturulmuş; bu ülkede yaşayan tüm insanların, kendini yalnız, kimsesiz ve güçsüz hissetmeden; hak, hukuk ve adalet hakkında en ufak bir endişesi, ayrımcılığa uğradığı yönünde düşüncesi olmaksızın; daha mutlu, huzurlu ve güven içerisinde yaşamalarına imkân verecek bir devlet sistemi oluşturulmuştur.

28. Konunun uzmanlarınca da teyit edildiği üzere ülkemiz, on yıllar boyunca, çok “yönlü”, “destekli”, “kaynaklı” ve “temelli” bir görünüm arz eden “terör” ile mücadele etmekte ve “terörle mücadele etmenin ciddi zorluklarını” göğüslemek durumunda kalmıştır. Bu mücadelede ülkemiz, başta asker, polis, jandarma olmak üzere, çok sayıda kamu görevlisi ve sivil vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

29. Devletimiz, terörle mücadele sürecinde hayatını kaybeden veya yaralanan kamu görevlileri başta tüm masum vatandaşlarımızın kayıplarını veya ıstıraplarını bir nebze de olsa hafifletecek yasal, idari ve kurumsal tedbirleri almakta bir an tereddüt etmeden kararlılıkla adım atmaktadır.

30. Diğerleri yanı sıra 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun da bu amaçla kabul edilmiş ve 06.11.1980 tarih ve 17152 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kanunun kapsamı, ülkemizin terörle mücadeleden doğan kayıplarının artmasına paralel şekilde ve

Anayasal teminata sahip olan “sosyal hukuk devleti” ilkesine uygun şekilde her geçen sene genişletilmiştir.

31. Bu noktada ilgili kamu idarelerinin, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında

Kanun kapsamındaki tazminat taleplerinin karara bağlanması aşamasında işlem tesis ederken, Anayasamızın 61’inci maddesinde düzenlenen ve devlete, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle,

malul ve gazileri koruyup toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlamak şeklinde tanımlanan hüküm ile yine anayasal seviyede teminat altına alınan “sosyal hukuk devleti” ilkesine uygun surette hareket etmeleri beklenmektedir.

C. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

32. İyi yönetim ilkelerine, 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idarenin, Kurumumuzun bilgi ve belge talep yazısına süresi içinde ve gerekçeli olarak cevap verildiği; ayrıca başvurucuya muhatap olarak “kararların gerekçeli olması”, “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı görülmüştür.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

33. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Dava açma süresinin yeniden işlemeye başlaması” başlıklı 21’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren

30 gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi

kaldığı yerden işlemeye başlayacak olup (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede Ankara İdare

Mahkemesi nezdinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE; Karayolları Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonunun 24.09.2024 tarih ve – sayılı kararının yeniden değerlendirilerek; başvurucunun, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında

Kanun kapsamına girdiği tespit edilen “kamusal hak” talebinin karşılanmasına yönelik yeniden işlem tesis edilmesi hususunda Karayolları Genel Müdürlüğüne TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Karayolları

Genel Müdürlüğü tarafından bu karar üzerine tesis edilecek olan işlemin 30 gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın, BAŞVURANA ve KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Mehmet AKARCA

Kamu Başdenetçisi