|
ÖZET: Başvuru, 2330 sayılı Kanun hükümleri uyarınca vazife malullüğü aylığının ödenmesi talebine ilişkindir. Başvuran, 01/12/2018 tarihinde vazife malulü aylığı bağlandığını, ancak yaptığı başvurunun reddedildiğini ifade etmektedir. Başvuran, 22.01.2003 tarihinde Mardin Havalimanında meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanmış ve bu durumun 2330 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesini talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu ise başvuranın yaralanma olayının 2330 sayılı Kanun kapsamına girmediğini belirtmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan açıklamalara göre, 2330 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanabilmesi için, başvuranın görev yaptığı sırada meydana gelen olayın, kanunda belirtilen haller arasında yer alması gerekmektedir. Başvuranın durumu, Jandarma Genel Komutanlığı tarafından nakdi tazminat ödenmesine karar verilmiş olmasına rağmen, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kabul edilmemiştir. Bu durum, idareler arası farklı değerlendirmelerin varlığını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, başvuranın vazife malullüğü aylığının 2330 sayılı Kanuna göre ödenmesi hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tavsiyede bulunulmuştur. İlgili kurumun, bu tavsiyeye uygun hareket etmesi ve kararın sonuçlarını 30 gün içinde bildirmesi gerekmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/4813-S.23.7897
BAŞVURU NO : 2022/15411
KARAR TARİHİ : 12/04/2023
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Başvuranın vazife malullüğü aylığının 2330 sayılı Kanun hükümleri
BAŞVURUNUN KONUSU :
uyarınca ödenmesini talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 21/10/2022
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda özetle; başvuran 01/12/2018 tarihinde tarafına vazife malulü aylığı bağlandığını, durumunun 2330 sayılı Kanun kapsamında kabul edilmesi için yaptığı başvurunun reddedildiğini oysa karar numarası ile tarafına 2330 sayılı Kanun uyarınca nakdi tazminat ödendiğini belirterek aylığının 2330 sayılı Kanun hükümleri uyarınca ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 16/12/2022 tarihli ve – – sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 29/03/2023 tarihli ve – – sayılı yazı ve eklerinde vazife malullüğü ile 2330 sayılı Kanunun uygulanmasına yönelik ilgili mevzuat hükümlerine yer verilmekle birlikte özetle; 2.1. 2330 sayılı Kanun kapsamında hangi görev ve görevlilerin bulunduğu, bu Kanun uyarınca barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanlar ile Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel
Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin, bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde anılan
Kanun kapsamında aylık bağlanacağının düzenlendiği,
2.2. Başvuranın Jandarma Genel Komutanlığı Mardin Kızıltepe Jandarma İlçe Komutanlığı emrinde
Jandarma Er olarak görev yapmakta iken, 22.01.2003 tarihinde Mardin Havalimanında bulunan çevre emniyet nöbetçilerini kontrol etmek maksadıyla araç şoförü olarak nöbetçi subay ile birlikte seyir halinde iken sivil bir aracın arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu yaralandığı, 2.3. Başvuranın hakkında 15 yıl 4 ay sonra Erzurum Bölge EAH tarafından hakkında 08.11.2018 tarih ve sayı ile; “Askerliğe elverişli değildir. Mevcut belgeler ışığında hastalık ve arızası askerlik hizmet sebep ve tesiriyle meydana gelmiştir.” kararlı rapor düzenlendiği, söz konusu raporun Kurum Sağlık
Kurulunca 10.01.2019 tarihinde incelenerek sayı ile; “1-Adı geçen hakkında düzenlenen yukarıda kayıtlı raporda belirtilen arızasının 22.01.2003 tarihinde meydana gelen yaralanmaya bağlı olduğuna, 2malul olduğuna, 3-1053 sayılı Nizamnameye göre derecesinin 6 (altı) olduğuna, 4-maluliyetinin sürekli olduğuna, 4-başkasının yardım ve desteğine muhtaç derecede malul olmadığına.” şeklinde karar verildiği, Anılan karar esas alınarak 28.01.2019 tarihli ve sayılı Vazife Malullüğü Tespit Kurulu kararıyla ilgili hakkında 5434 sayılı Kanunun vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına karar verilerek 01.12.2018 tarihinden itibaren tarafına aylık bağlandığı, 2.4. Benzer bir olaya ilişkin olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun vermiş olduğu
07.03.2003 tarihli ve Esas No:2002/1286, Karar No:2003/93 sayılı kararında 2330 sayılı Kanun
hükümlerinden faydalanabilmek için ölen, yaralanan yâda sakat kalan kişinin iç güvenlik ve asayişin sağlanmasıyla görevli emniyet teşkilatı mensubu olmasının yeterli olmadığı, bu duruma yol açan olayın da anılan madde hükmünde belirtilen haller kapsamında gerçekleşmiş olmasının gerektiği, 2.5. Çevre emniyet nöbetçilerini kontrol etmek maksadıyla araç şoförü olarak nöbetçi subay ile birlikte seyir halinde iken sivil bir aracın arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında yaralanan ilgili hakkında 2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması için yalnızca güvenlik ve asayiş biriminde görev yapması ve bu görevi sırasında yaralanması yeterli olmadığı, 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre maluliyetle neticelenen olayın da 2330 sayılı Kanun 2 nci maddesinde sayılan olaylar kapsamında olması zaruri olduğundan ilgili hakkında Kurumumuzca yapılan işlemlerde herhangi bir yanlışlık olmadığı, Hususları bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.
5. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun; 5.1. “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi; “Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini
sağlamakla görevli olanların; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik
Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir.” 5.2. “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesi; “Bu kanun; a) İç güvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki veya trafik ve yol
güvenliğini sağlamak konularında görevlendirilen:
1. (Değişik: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil
Güvenlik Komutanlığı personelini, 2. Silahlı Kuvvetler mensuplarını, 3. Milli İstihbarat Teşkilatı mensuplarını, 4. Çarşı, mahalle ve kır bekçilerini, 5. (Değişik: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Orman memurları ve personeli ile Gümrük Muhafaza memurlarını, b) Güven ve asayişi ihlal eden eylemlere ve kaçakçılığa ilişkin olayların soruşturma ve kovuşturma işlemlerini yürüten adli ve askeri hâkimleri, Cumhuriyet savcı ve yardımcılarıyla askeri savcı ve yardımcılarını; c) (Değişik: 4/7/2012-6353/73 md.) Güven ve asayişi ihlal eden eylemler ile kaçakçılığa ilişkin eylemlerin önlenmesine yönelik görev yapan mülki idare amirlerini; d) Tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleri ile ceza ve tutukevlerinin iç ve dış güvenliğini sağlamakla görevli bulunan personeli; e) Güven ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amaca yönelik görev verilen kamu görevlileri ve sivilleri; f) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) İç güvenlik ve asayişin korunmasında veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olmuş ve faydalı oldukları yetkililerce tevsik edilmiş şahısları; g) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Devlet güçlerini sindirme amacına yönelik olarak yapılan saldırılara maruz kalan kamu görevlilerini; h) (Ek: 12/7/2013-6495/79 md.) Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik
Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan ve 24/2/2000 tarihli ve 4536 sayılı Denizlerde ve Yurt
Yüzeyinde Görülen Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere Uygulanacak Esaslara İlişkin Kanunda tanımlanan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenleri; ı) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Yukarıdaki bentlerde sayılanların yaptıkları görevler veya yardımlar sebebiyle saldırıya maruz kalan eş, füru, ana, baba ve kardeşlerini;
Kapsar.”, 5.3. “Aylık bağlanması” başlıklı 4 üncü maddesi; “Bu kanun kapsamına girenlerden; a) Engelli hale gelerek bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malullüğü aylığı bağlanır.
b) Emekli aylığı almakta iken engelli hale gelenlerin almakta oldukları aylıkları görev malullüğü aylığına dönüştürülür.
c) Ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığı, dul ve yetimlerine intikal ettirilir.
Bu madde gereğince ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıklar, (…)
%25 artırılarak ödenir.
d) Herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna tabi olmayanların engelli hale gelmeleri halinde, öğrenim durumlarına göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik 36 ncı maddesi hükümlerine göre belirlenecek giriş derece ve kademeleri üzerinden (Öğrenimi bulunmayanların ilkokul mezunu gibi)
kendilerine, ölümlerinde dul ve yetimlerine 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre T.C. Emekli Sandığınca görev malullüğü aylığı %25 artırılarak bağlanır.
(Değişik 2. fıkra: 12.07.2013 – 6495 S.K/Madde 80) Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri hükümleri uygulanarak aylık bağlananlara aylık bağlama tarihi itibarıyla sosyal güvenlik kurumlarınca kendi sigortalılığı nedeniyle ödenmekte olan gelir ve/veya aylıkların toplamı, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı
Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesi gereğince öğrenim durumuna göre belirlenecek giriş derece ve kademesi ile 30 yıl fiili hizmet süresi esas alınarak mülga hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanacak vazife malullüğü aylığının %25 artırımlı tutarından az olamaz ve bu şekilde belirlenen gelir ve/veya aylıklar ilgili sigortalılık halindeki aylık artışları dikkate alınarak artırılır.
Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına girenler, aylıklara ilişkin hükümler hariç olmak üzere (d)
bendi kapsamına girenlerin malullük haline bağlı olarak yararlandığı haklardan da aynı esas ve usuller çerçevesinde yararlandırılır. Bu Kanuna veya bu Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre aylık bağlanan maluller ile 5434 sayılı Kanunun 56 ncı ve mülga 64 üncü maddesi kapsamında aylık bağlanan malullerin, malul sayılmaları sebebiyle aylık bağlandığı tarihten önceki her türlü sigortalılık ve prim ödeme süreleri, iştirakçilik ve fiili hizmet süreleri ile bunların itibari ve fiili hizmet süresi zammı olarak değerlendirilen süreleri, malullük aylığı bağlanmasından sonra geçecek çalışma veya sigortalılık süreleriyle hiçbir sebeple birleştirilemez. Bu şekilde aylık bağlanmasından önce geçen söz konusu süreler; malullük aylığı bağlanmasından sonra geçen sigortalılık ve çalışma sürelerinin tabi olacağı sigortalılık hali ile mülga 2829 sayılı Kanun uygulaması yönünden dikkate alınmayacağı gibi, sonradan geçen sigortalılık veya çalışma süreleri yaşlılık/emeklilik, malullük ya da ölüm/dul veya yetim aylığı bağlanmasında veya toptan ödeme yapılmasında ilgili mevzuatına göre ayrı bir çalışma veya sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Ancak, bu Kanuna göre aylık bağlandığı tarihten sonra çalışmaya başlayanlardan, aylık bağlandıktan sonraki çalışmaları 5510 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra olanlar için 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümleri uygulanamaz. Yukarıda belirtilen kanunlara göre malullük aylığı bağlanmasına esas alınmış hastalık ya da engellilik halleri ve bu hastalık ya da engellilik hallerindeki ilerlemeler, sonradan geçen çalışmalar sebebiyle yaşlılık aylığına hak kazanılması koşullarının belirlenmesinde dikkate alınmaz. (Ek 7. cümle: 25.03.2020 – 7226 S.K/Madde 6)
Ancak, bu kapsamdakiler aylık bağlandığı tarihten sonra geçen çalışmaları esas alındığında en az 20
yıldan beri sigortalı bulunmak ve en az 5000 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmak şartıyla talepleri halinde ayrıca yaşlılık aylığından yararlanırlar.
Bu madde hükümleri 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi kapsamındakiler ve harp malulleri hakkında da uygulanır.”, 5.4. “Yönetmelik” başlıklı 10 uncu maddesi; “Bu kanuna göre verilecek nakdi tazminatların ödenme şekli ile 3 üncü maddenin (b) bendi uyarınca ödenecek tazminatların tutarları ve bu kanunla ilgili diğer hususlar Cumhurbaşkanınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir. (Ek 2. cümle: 28.02.1995 – 4082
S.K/Madde 2) Nakdi tazminat ödenmesine ilişkin işlemler, ilgili Bakan veya yetkili kılınan kişiler tarafından onaylandıktan sonra olayın bu Kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle saymanlıklarca ödeme işlemi geciktirilemez…”, 6. 18.1.1993 tarihli ve 21469 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Nakdi Tazminat ve Aylık
Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesi; “Bu Yönetmelik; a) (Değişik: 22/2/2013-2013/4380 K.) İç güvenlik ve asayişin korunmasında, kaçakçılığın men, takip ve tahkikinde, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamada, güven ve asayişi ihlal eden eylemler nedeniyle yakalanan, gözaltına alınan, tutuklanan veya hükümlü bulunanların muayene ve tedavilerinde, kaçakçılığın men, takip ve tahkiki maksadıyla mayınlanmış sahaların temizlenmesinde, 2935 sayılı Kanunun 28 inci maddesinde belirtilen görev ve işlerin yerine getirilmesinde, Devlet istihbarat faaliyetlerinde, Devletin kara sınırlarının korunması ve güvenliğinin sağlanmasında ve terörle mücadele faaliyetlerinde ve patlayıcı madde ve şüpheli cisimlerin tespiti, incelenmesi, muhafazası, nakli, imhası ve zararsız hale getirilmesinde görevlendirilen; (1) Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelinin, (2) Türk Silahlı Kuvvetler mensuplarının, (3) Milli İstihbarat Teşkilatı mensuplarının, (4) Çarşı, mahalle ve kır bekçilerinin, (5) Orman memurları ve personeli ile gümrük muhafaza memurlarının, (6) Sağlık personelinin, b) Güvenlik ve asayişi ihlal eden eylemlerle, kaçakçılığa ilişkin olayların soruşturma ve kovuşturma işlemlerini yürüten adli ve askeri hâkimler, Cumhuriyet başsavcısı ve savcıları ile askeri savcı ve yardımcılarının, c) Güven ve asayişi ihlal eden eylemler ile kaçakçılığa ilişkin eylemlerin önlenmesine yönelik görev yapan mülki idare amirlerinin, d) Tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleri ile ceza ve tutukevlerinin iç ve dış güvenliğini sağlamakla görevli bulunan personelin, e) Güvenlik ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amaca yönelik görev verilen kamu görevlileri ve sivillerin,
f) İç güvenlik ve asayişin korunmasında veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olmuş ve faydalı oldukları yetkililerce tevsik edilmiş şahısların, g) Devlet güçlerini sindirme amacına yönelik olarak yapılan saldırılara maruz kalan kamu görevlilerinin, h) Yurt dışında sürekli görev veya her türlü geçici görev nedeniyle bulunan ve bu görevlerinden dolayı (görevleri sona ermiş olsa bile) yurt dışında tedhişe maruz kalan veya suikasta uğrayan Türk uyruklu kamu personelinin, ı) Yukarıda sayılanların, yaptıkları görevler veya yardımlar sebebiyle saldırıya maruz kalan eş, füru, ana, baba ve kardeşlerinin, Bu görev ve yardımlarından dolayı veya görev ve yardımları sona ermiş olsa bile yaptıkları bu görev ve yardımları nedeniyle ya da devlet güçlerini sindirme amacına yönelik saldırı sonucu, derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma ve hastalık sonucu ölmeleri halinde 2330 sayılı Kanunda belirtilen hak sahiplerine verilecek nakdi tazminat ile dul ve yetimlerine bağlanacak aylıkların, engelli hale gelmeleri halinde kendilerine verilecek nakdi tazminat ile bağlanacak aylığın, yaralanmaları halinde ise kendilerine verilecek nakdi tazminatın ve yapılacak öğretim ve sağlık yardımının esaslarını kapsar.
…”, 6.1. “Nakdi Tazminat Komisyonu” başlıklı 13 üncü maddesi; “Bu Yönetmelikte belirtilen tazminatların ödenip ödenmemesi hususu ilgili bakanlık veya kurumca belirlenecek personel, maliye, hukuk ve sağlıkla görevli birim amirleriyle konu ile ilgili diğer yetkililerden oluşan bir komisyon tarafından incelenir.
Komisyon kararları ilgili bakanlık veya kurumun en üst amiri veya bunların yetkili kılacağı merci tarafından onaylanır.
(Ek 3. fıkra: 09/01/1996 – 96/7821 K.) Nakdi tazminat ödenmesine ilişkin işlemler, ilgili Bakan veya yetkili kılınan kişiler tarafından onaylandıktan sonra olayın 2330 sayılı Kanun ve bu Yönetmelik kapsamına girmediği gerekçesiyle saymanlıklarca ödeme işlemi geciktirilemez.”, Hükmünü amirdir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran tarafından özetle, Mardin Kızıltepe Jandarma İlçe Komutanlığı emrinde Jandarma Er olarak görev yapmakta iken, 22.01.2003 tarihinde Mardin Havalimanında bulunan çevre emniyet nöbetçilerini kontrol etmek maksadıyla araç şoförü olarak nöbetçi subay ile birlikte seyir halinde iken sivil bir aracın arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu yaralandığı, hakkında düzenlenen
08.11.2018 tarihli sağlık kurulu raporuna istinaden 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 45 inci
maddesine göre vazife malulü sayıldığı, olayın emniyet ve asayiş teminine matuf bir görevin ifası sırasında
meydana gelmesi sebebiyle Jandarma Genel Komutanlığı Tazminat Komisyonu kararı ile tarafına 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun Kapsamında tazminat ödendiğinden bahisle durumunun Kurumumuzca 2330 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesini talep etmektedir.
9. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, çevre emniyet nöbetçilerini kontrol etmek maksadıyla araç şoförü olarak nöbetçi subay ile birlikte seyir halinde iken sivil bir aracın arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında yaralanan ilgili hakkında 2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması için yalnızca güvenlik ve asayiş biriminde görev yapması ve bu görevi sırasında yaralanmasının yeterli olmayıp, olayın da 2330 sayılı Kanun 2 nci maddesinde sayılan olaylar kapsamında olması zaruri olduğundan Kanun kapsamında aylık bağlanmasına imkân bulunmadığı ifade edilmiştir.
10. Somut olayda başvuran Jandarma Genel Komutanlığı Mardin Kızıltepe Jandarma İlçe Komutanlığı emrinde Jandarma Er olarak görev yapmakta iken, 22.01.2003 tarihinde Mardin Havalimanında bulunan çevre emniyet nöbetçilerini kontrol etmek maksadıyla araç şoförü olarak nöbetçi subay ile birlikte seyir halinde iken sivil bir aracın arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanmış, hakkında düzenlenen 08.11.2018 tarihli sağlık kurulu raporuna istinaden 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı
Kanununun 45 ve 56 ncı maddelerine göre vazife malulü sayılmıştır. Bu çerçevede başvuranın vazife malullüğüne sebep olan olayın ne şekilde gerçekleştiğine ve başvuranın bu kapsamda vazife malulü olduğuna yönelik olarak başvuran ile idare arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın başvuranın vazife malullüğüne sebep olan olayın aynı zamanda 2330 sayılı Kanun kapsamına girip girmediği noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
11. 2330 sayılı Kanunun “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde Kanunun amacı olarak maddede sayılı faaliyetlerde görevli olup yine maddede sayılı statülerde bulunanlara ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak aylığın esas ve yöntemlerinin belirlenmesine yer verilmiştir. Barışta güven ve asayişi korumakla görevli olanlara bu görevlerinden dolayı maruz kaldıkları yaralanmalar nedeniyle tazminat ödenmesi ya da aylık bağlanması Kanunun amacı olarak ifade edilmiştir.
12. Kanunun “Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde hangi faaliyetlerle görevli olanların Kanun kapsamına girdiği ayrıntısıyla ve açık bir şekilde sayılarak düzenlenmiş ve Kanundaki başkaca görevlerin ve hallerin yanında iç güvenlik ve asayişin korunması konularında görevlendirilen Jandarma Genel
Komutanlığı personelinin Kanun kapsamında olduğu düzenlenmiştir.
13. Anılan düzenlemelere koşut olarak Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin
“Kapsam” başlıklı 2 nci maddesinde de 2330 sayılı Kanunun 2 nci maddesindeki ifadeler aynen korunarak iç güvenlik ve asayişin korunmasında, görevlendirilen Jandarma Genel Komutanlığı personelinin
2330 sayılı Kanun kapsamında olduğu düzenlenmiştir.
14. Öte yandan 2330 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde engelli hale gelenlerden ilgili sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malulü aylığı bağlanacağı, söz konusu aylıkların % 25 artırımlı ödeneceği ayrıca madde hükümlerinin 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi uyarınca aylık bağlanan er/erbaşlar hakkında da uygulanacağı düzenlenmiştir. Buna göre, ilgililere 2330 sayılı kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için Kanun kapsamında sayılan görevleri nedeniyle engelli hale gelmelerinin yanında bu engelleri nedeniyle emekliye sevk edilmeleri yani malul olmaları gerekmektedir.
Dolayısıyla salt 2330 sayılı Kanun kapsamındaki olaylar nedeniyle yaralanmış ve nakdi tazminata hak kazanmış olmak ilgililere Kanun kapsamında aylık bağlanması için tek başına yeterli değildir.
15. 2330 sayılı Kanunun kimlere hangi hallerde uygulanacağı gerek Kanunda gerekse ilgili
Yönetmelikte personelin statüleri ve ifa ettikleri görevler eşleştirilmek suretiyle ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Nitekim bu çerçevede Kanunun 2 nci maddesinin (a) bendinde iç güvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki veya trafik ve yol güvenliğini sağlamak konularında görevlendirilenler teşkilat ve statüler temelinde sayılmışken; maddenin (b) ve (c) bentlerinde güven ve asayişi ihlal eden eylemlere ve kaçakçılığa ilişkin olarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerini yürüten yargı mensupları ile aynı kapsamdaki eylemlerin önlenmesine yönelik görev yapan mülki idare amirleri meslek mensubiyetleri temelinde sayılmış; yine (h) bendinde ilgili teşkilatlarda bulunan ve 4536 sayılı
Kanunda tanımlanan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hale getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenler salt bahse konu işlemlerde görevlendirilme temelinde sayılmıştır. Söz konusu düzenlemelerden Kanun kapsamında vazife malulü sayılmak için Kanunda belirlenmiş statülerde bulunup yine Kanunda belirlenmiş faaliyetlere ilişkin görevleri bizzat ve fiilen ifa ediyor olmak gerektiği, salt sayılan statüde olmanın ya da sayılan faaliyetlerde genel görevli olmanın kapsamda sayılmak için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
16. Somut olayda başvuranın yaralanma olayından 4 yıl sonra Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi
Tazminat Komisyonunca verilen 25/06/2007 tarihli ve sayılı kararda başvuranın yaralanma olayının emniyet ve asayişin teminine matuf bir görevin ifası sırasında meydana geldiği anlaşıldığından başvurana nakdi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
17. Bununla birlikte somut olayda başvuranın tarafına vazife malulü aylığı bağlanması talebiyle 2017 yılı itibarıyla başlattığı süreçte Kızıltepe Kaymakamlığı İlçe Jandarma Komutanlığının 10/08/2017 tarihli ve sayılı yazısında Mardin ilinin teröre muzahir bir yerleşim yeri olduğu, Mardin Havalimanın ise terörist unsurlar tarafından eylem yapılabilecek kritik bir tesis olması sebebiyle büyük öneme haiz olduğu, bu sebeple nöbeti subay ile birlikte Mardin Havalimanında bulunan çevre emniyet nöbetçilerini kontrol etmek maksadıyla icra edilen devriye faaliyetinin emniyet, asayişin temini ve terör olaylarının önlenmesi kapsamında icra edilen bir hizmet olduğunun değerlendirmelerine yer verildiği, bahse konu yazıdaki değerlendirmeler üzerine tereddütte kalınması nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumunca Jandarma Genel
Komutanlığından başvuranın durumunun 3713 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesinin istenildiği, Kızıltepe Kaymakamlığı İlçe Jandarma Komutanlığının 10/08/2017 tarihli ve sayılı cevabi yazısında başvuran tarafından icra edilen devriye faaliyetinin Emniyet, Asayişin temini ve Terör olaylarının önlenmesi kapsamında icra edilen bir hizmet olması nedeniyle 3713 Sayılı
Kanun kapsamında olduğunun değerlendirildiği, anılan değerlendirmeden bağımsız olarak, ilerleyen süreçte başvuranın mevcut sağlık durumunu gösterir güncel sağlık raporunu sunması sonrasında başvurana
5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi uyarınca (er/erbaş) vazife malulü aylığı bağlandığı görülmüştür.
18. Ancak Jandarma Genel Komutanlığınca başvuranın yaralanma olayının 2330 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştiği şeklindeki nakdi tazminat komisyonu kararına ve İlçe Jandarma Komutanlığının değerlendirmelerine rağmen SGK tarafından başvuranın yaralanma olayı 2330 sayılı Kanun kapsamında kabul edilmemiş ve bu kapsamda aylık bağlanması talebi reddedilmiştir.
19. Bu durumda başvuranın durumunun 2330 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığına yönelik olarak idarenin iki kurumunun farklı değerlendirmelerde bulunduğu ve farklı sonuçlara ulaştığı görülmektedir.
20. Anayasa’nın 123 üncü maddesinin “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür” biçimindeki birinci fıkrasında idareyi oluşturan kuruluşların birbiriyle uyum içinde bir bütün olarak çalışmasını ifade eden
idarenin bütünlüğü ilkesi yer almıştır. Söz konusu ilke dolayısıyla idareyi oluşturan kurumlar kendi aralarındaki anlaşmazlıkları bireylerin hak ve özgürlüklerine müdahale gerekçesi olarak ileri süremezler.
Başka bir deyişle, devleti oluşturan organ ve kurumların uyum içinde çalışamamaları bireylerin hak ve
özgürlüklerine müdahalenin gerekçesi olarak ileri sürülemez (AYM, Mehmet Aksoy [GK], B. No:
2014/5433, 11/7/2019, § 73).
21. İdarenin farklı kurumlarının eldeki mevcut verilerin değişmesi halinde açık ve somut gerekçelerini de ortaya koymak suretiyle aynı olaya farklı hukuki sonuçlar bağlayabileceği muhakkaktır. Ancak bu şartlar gerçekleşmeksizin aynı olaya farklı hukuki sonuçlar bağlanması idarenin bütünlüğü ilkesine aykırılık teşkil edecektir.
22. 2330 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde nakdi tazminatların ödenme şekli ile ödenecek tutarlar yanında bu kanunla ilgili diğer hususların Cumhurbaşkanınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği belirlenmiş, yine aynı maddeye 28/2/1995 tarihli ve 4082 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle eklenen cümle ile de nakdi tazminat ödenmesine ilişkin işlemlerin ilgili Bakan veya yetkili kılınan kişiler tarafından onaylandıktan sonra olayın bu Kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle saymanlıklarca ödeme işleminin geciktirilemeyeceği kurala bağlanmıştır. Nitekim 4082 sayılı Kanunun tasarısında söz konusu maddenin gerekçesi olarak uygulamada karşılaşılan duraksama ve aksaklıkların giderilmesi ve ilgili personelin mağduriyetlerinin önlenmesinin amaçlandığı ifade edilmiştir. Aynı düzenlemenin ilgili Yönetmeliğe de aynı ifadelerle eklendiği görülmektedir. Bu çerçevede, ilgililere nakdi tazminat ödenmesine yönelik kararların ifasında idarenin farklı kurumları arasındaki değerlendirme farklılıklarının ortaya çıkardığı sorunların, yasa koyucu tarafından da görüldüğü ve anayasadaki idarenin bütünlüğü ilkesinin bir uzantısı olarak hem yasal hem de idari düzeydeki düzenlemeler ile söz konusu sorunların önüne geçilmesinin amaçlandığı değerlendirilmektedir.
23. Yukarıda yer verilen çerçevede Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; jandarma er olarak görev yapmaktayken çevre emniyet nöbetçilerini kontrol etmek maksadıyla araç şoförü olarak nöbetçi subay ile birlikte seyir halinde iken sivil bir aracın arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan başvuranın yaralanma olayında; olayın gerçekleştiği yerin asayiş ve emniyetinden sorumlu İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından olayın gerçekleştiği ilin teröre muzahir bir yerleşim yeri olduğu, olayın gerçekleştiği Mardin Havalimanın terörist unsurlar tarafından eylem yapılabilecek büyük öneme haiz kritik bir tesis olduğu bu nedenle Mardin Havalimanında bulunan çevre emniyet nöbetçilerini kontrol etmek maksadıyla icra edilen devriye faaliyetinin emniyet, asayişin temini ve terör olaylarının önlenmesi kapsamında icra edildiğinin değerlendirildiği, ayrıca Jandarma Genel
Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyon Kararında başvuranın yaralanma olayının emniyet ve asayişin teminine matuf bir görevin ifası sırasında meydana geldiğinin anlaşıldığı ibarelerine yer verilerek başvurana nakdi tazminat ödenmesine karar verildiği hususları bir arada göz önüne alındığında, başvuranın yaralanma olayının fiilen emniyet ve asayişin sağlanmasına yönelik bir görevi yürüttüğü sırada meydana geldiği, dolayısıyla 2330 sayılı Kanun kapsamında olduğu değerlendirilmiştir. Bu durumda, vazife malullüğü aylığının 2330 sayılı Kanuna göre ödenmesi talebinin, idarece başvuranın yaralanma olayının anılan kanun kapsamında gerçekleşmediği gerekçesiyle reddi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, Başvuranın vazife malullüğü aylığının 2330 sayılı Kanuna göre ödenmesi hususunda SOSYAL
GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal
Güvenlik Kurum Başkanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TEBLİĞİNE;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi