|
ÖZET: Başvuran, 2330 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı talep etmektedir. Olay, 1985 yılında, başvuranın babasının muhtarlık yaptığı dönemde, güvenlik güçlerinin barınması için sağladığı evde meydana gelmiştir. Başvuran, güvenlik güçlerine yardım ederken bir el bombasının patlaması sonucu yaralanmış ve %43 engelli hale gelmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın olay sırasında güvenlik güçlerine herhangi bir görev verilmediği gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Ancak, Siirt Valiliği ve diğer resmi belgelerde başvuranın durumunun 2330 sayılı Kanun kapsamında olduğu belirtilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın maluliyet durumunu değerlendirirken, 2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanabilmesi için başvuranın güvenlik güçlerine kendiliğinden yardımcı olduğunun belgelenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Ancak, başvuranın durumunun farklı kurumlar tarafından farklı şekillerde değerlendirilmesi, idarenin bütünlüğü ilkesine aykırı bir durum yaratmaktadır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın durumunun yeniden değerlendirilmesi ve 2330 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanması talebinin incelenmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu’na tavsiyede bulunmuştur. Sonuç olarak, başvurunun kabul edilmesiyle birlikte, başvuranın durumu hakkında yapılacak yeni değerlendirme sonrasında maluliyet şartlarının incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu süreçte, idarenin karar verme sürecinde iyi yönetim ilkelerine uygun hareket etmesi önerilmektedir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2022/3801-S.22.5729
BAŞVURU NO : 2021/16292
KARAR TARİHİ : 18/03/2022
TAVSİYE KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Nakdi Tazminat Komisyonunca durumlarının 2330 sayılı
BAŞVURUNUN KONUSU :
Kanun kapsamında olduğuna karar verilenlere, anılan Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanmasının zorunlu olup olmadığı hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 24/09/2021
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran vekili özetle; terör örgütüne yönelik bir operasyon hazırlığında kolluk görevlilerinin başvuranın o dönem muhtar olan babasınca tahsis edilen bir evde barınıp dinlendiklerini, kolluk görevlilerinin 04.12.1985 günü operasyona katılmak için evden ayrıldıkları sırada başvuranın evdeki eşyaları çıkarmaya yardımcı olduğunu, bu sırada bir el bombasının elinde patladığı, bunun sonucunda yaralandığını, başvuranın 2330 sayılı Kanun kapsamında tarafına aylık bağlanması için yaptığı başvurunun
“emniyet ve asayişin korunması amacıyla güvenlik güçlerince kendisine olay tarihinde herhangi bir görev verilmediği veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliğinden yardımcı veya faydalı olduğu yetkililerce tevsik edildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığı” gerekçesiyle reddedildiğini belirtmektedir.
1.1. Vekil, ayrıca olayda başvuranın anılan tarihte muhtar olan babasının ve başvuranın kolluk kuvvetlerine konaklama için yer temin ettiklerini, yaralanma olayının da bu süreçte askeri mühimmatın kolluk kuvvetlerince unutulması nedeniyle meydana geldiğini ve başvuranın % 43 oranında engelli hale geldiğini, nitekim Siirt Valisi, Eruh Kaymakamı ve Eruh İlçe Jandarma Komutanı tarafından verilen Durum
Belgesinde müvekkilin durumuna yönelik olarak “2330 sayılı kanun kapsamındadır” şeklinde ibare bulunduğunu belirterek müvekkiline 2330 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanmasını ve başvuru tarihinden itibaren geriye dönük olarak 5 yıllık aylık tutarının ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 7/12/2021 tarihli ve – – – sayılı yazı ve eklerinde vazife malullüğü ile 2330 sayılı Kanunun uygulanmasına yönelik ilgili mevzuat hükümlerine yer verilmekle birlikte özetle; 2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 18 inci maddesi gereği,
2330 sayılı Kanun esas alınarak bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri
dahil 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre işlem yapıldığı, 2.2. Malul hale gelen sivil şahıslara veya vefatlarında hak sahiplerine 2330 sayılı Kanun uyarınca aylık bağlanabilmesi için iç güvenlik ve asayişin korunmasında veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olmuş ve faydalı oldukları yetkililerce tevsik edilmiş olması ve bu hizmetlere bağlı olarak malul hale gelmeleri veya vefat etmeleri gerektiği, 2.3. İlgililerin vazife malulü olup olmadıklarının ise 5434 sayılı Kanunun 44 üncü ve 45 inci maddelerine göre belirlendiği, 2.4. Başvuranın dosyasının tetkikinde Siirt İli Eruh İlçesinde BTÖ mensuplarının saldırılarının artmasından dolayı 70. Piyade Tugay Komutanlığı tarafından icra edilen Güneş Operasyonu kpasmında, Erenkaya Köyüne gönderilen 2 bölüğün köyde kalması için köy muhtarı olan tarafından barınacak yer sağlandığı, 4/12/1985 tarihinde askerlerin kaldıkları evi boşaltarak köy dışına çıktıkları sırada, köy muhtarının oğlu başvuranın köy halkının vermiş olduğu yatakları toplarken evde düşürdüğü el bombası fünyesini eline alarak kurcaladığı sırada patlaması sonucu yaralandığı, 2.5. 6/1/2020 tarihli dilekçe ile Kurumlarından 2330 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanması talebinde bulunulduğu, Siirt Valiliği tarafından 5/6/2020 tarihinde verilen durum belgesinde söz konusu yaralanma olayının 2330 sayılı Kanun kapsamında olduğu kanaatinin bildirildiği, İçişleri Bakanlığı Nakdi
Tazminat Komisyonu tarafından 26/3/2021 tarihli ve sayılı karar ile de olayın 2330 sayılı Kanun kapsamında olduğu ancak tazminat talebinin zamanaşımı sürelerinin aşılması nedeniyle reddedildiği, 2.6. Kurumları Vazife Malullüğü Tespit Kurulunun 5/8/2021 tarihli kararı ile “… emniyet ve asayişin korunması amacıyla güvenlik güçlerince kendisine olay tarihinde herhangi bir görev verilmediği veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliğinden yardımcı veya faydalı olduğu yetkililerce tevsik edildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığından hakkında 2330 sayılı Kanun
hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığına…” şeklinde olduğu ve başvuranın durumunun 2330 sayılı Kanunun 2 nci fıkrasının (f) bendi kapsamına girmediğine karar verildiği, 2.7. Vazife Malullüğü Tespit Kurulunca verilen kararlarda nakdi tazminat komisyonu kararları yanında konu/olay hakkında resmi kurumlarca düzenlenmiş tüm belgelerin dikkate alındığı, bu nedenle söz konusu kararların bağlayıcı nitelikte olmadığı, 2.8. 5434 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi uyarınca vazife malullüğü hükümlerinin uygulanabilmesi için gerçekleştiği tarihten itibaren iştirakçiler için 1 yıl, erler için 1,5 yıllık süre içerisinde bildirim yapılması gerektiği, bundan sonra başvurulması durumunda ise müracaat tarihini takip eden aybaşından itibaren vazife malullüğü aylığı bağlandığı, geçmişe dönük herhangi bir ödeme yapılmadığı, 2.9. Konu ile ilgili olarak Ankara 6. İdare Mahkemesinde 5/3/2021 tarihinde açılan davanın 16/6/2021 tarihli ve E: / , K: / sayılı karar ile zaman aşımı nedeniyle reddedildiği, hususları ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.
5. 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Bazı Aylık Tazminat ve
Yardımlara İlişkin Geçiş Hükümleri Başlıklı Geçici 18 nci maddesi; (Ek: 17/4/2008-5754/73 md.)İlgili kanunlarında düzenleme yapılıncaya kadar; a) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazife veya harp malûlü sayılması gerekenlerin ve Türk Silâhlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından görevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile bunların dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur.
b) 5434 sayılı Kanunun ek 77 nci maddesinin birinci fıkrası ile bu Kanunun 47 nci maddesinin sekizinci fıkrasında sayılanlara ve bunların haksahiplerine, ilgili kanunları ve bu Kanun çerçevesinde bağlanacak
aylıkları toplamının, emsallerinin 5434 sayılı Kanunun ek 77 nci maddesine göre yükseltilerek hak kazandıkları aylıklardan düşük olması halinde, aradaki fark ayrıca ödenir.
c) 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Kanunun ek 16 ncı maddesi, 24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı Kanun, 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Kanun, 11/10/1983 tarihli ve 2913 sayılı Kanun, 28/5/1986 tarihli ve 3292 sayılı Kanun, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Kanun ile yılı bütçe kanunlarına ekli cetveller kapsamına giren kişilere ve diğer kanunlarda yapılan atıflar sebebiyle 2330 sayılı Kanun esas alınarak ilgililerine aylık, tazminat ve ek ödeme verilmesi ile yardım işlemleri hakkında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanunun ilgili hükümlerinin uygulanmasına devam edilir…” 6. 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun; 6.1. “Am aç” başlıklı 1 inci maddesi; “Bu kanunun amacı; barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik
Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin düzenlenmesidir.” 6.2. “K apsam ” başlıklı 2 nci maddesi; “Bu kanun; a) İçgüvenlik ve asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki veya trafik ve yol güvenliğini
sağlamak konularında görevlendirilen:
1. (Değişik: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil
Güvenlik Komutanlığı personelini, 2. Silahlı Kuvvetler mensuplarını, 3. Milli İstihbarat Teşkilatı mensuplarını, 4. Çarşı, mahalle ve kır bekçilerini, 5. (Değişik: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Orman memurları ve personeli ile Gümrük Muhafaza memurlarını, b) Güven ve asayişi ihlal eden eylemlere ve kaçakçılığa ilişkin olayların soruşturma ve kovuşturma işlemlerini yürüten adli ve askeri hakimleri, Cumhuriyet savcı ve yardımcılarıyla askeri savcı ve yardımcılarını; c) (Değişik: 4/7/2012-6353/73 md.) Güven ve asayişi ihlal eden eylemler ile kaçakçılığa ilişkin eylemlerin önlenmesine yönelik görev yapan mülki idare amirlerini; d) Tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakilleri ile ceza ve tutukevlerinin iç ve dış güvenliğini sağlamakla görevli bulunan personeli;
e) Güven ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amaca yönelik görev verilen kamu görevlileri ve sivilleri; f) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) İç güvenlik ve asayişin korunmasında veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olmuş ve faydalı oldukları yetkililerce tevsik edilmiş şahısları; g) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Devlet güçlerini sindirme amacına yönelik olarak yapılan saldırılara maruz kalan kamu görevlilerini; h) (Ek: 12/7/2013-6495/79 md.) Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik
Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan ve 24/2/2000 tarihli ve 4536 sayılı Denizlerde ve Yurt
Yüzeyinde Görülen Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere Uygulanacak Esaslara İlişkin Kanunda tanımlanan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenleri; ı) (Ek: 7/6/1990 – 3658/1 md.) Yukarıdaki bentlerde sayılanların yaptıkları görevler veya yardımlar sebebiyle saldırıya maruz kalan eş, füru, ana, baba ve kardeşlerini; kapsar.” 6.3. “Aylık bağlanması” başlıklı 4 üncü maddesi; “Bu kanun kapsamına girenlerden; a) Engelli hale gelerek bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malullüğü aylığı bağlanır.
b) Emekli aylığı almakta iken engelli hale gelenlerin almakta oldukları aylıkları görev malullüğü aylığına dönüştürülür.
c) Ölenlerin kendilerine bağlanması gereken görev malullüğü aylığı, dul ve yetimlerine intikal ettirilir.
Bu madde gereğince ilgili sosyal güvenlik kurumlarınca kendi mevzuatlarına göre bağlanan aylıklar, (…)
%25 artırılarak ödenir…” 6.4. “Yönetmelik” başlıklı 10 uncu maddesi; “Bu kanuna göre verilecek nakdi tazminatların ödenme şekli ile 3 üncü maddenin (b) bendi uyarınca ödenecek tazminatların tutarları ve bu kanunla ilgili diğer hususlar Cumhurbaşkanınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir. (Ek 2. cümle: 28.02.1995 – 4082
S.K/Madde 2) Nakdi tazminat ödenmesine ilişkin işlemler, ilgili Bakan veya yetkili kılınan kişiler tarafından onaylandıktan sonra olayın bu Kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle saymanlıklarca ödeme işlemi geciktirilemez…” 7. 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunun; 7.1. Mülga 44 üncü maddesi; “Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (Malül) denir ve haklarında bu kanunun malüllüğe ait hükümleri uygulanır…” 7.2. Mülga 45 inci maddesi; “44 üncü maddede yazılı malüllük;
a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa; c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartiyle); ç) Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa;
Buna (Vazife malüllüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malülü) denir.” 7.3. Mülga 49 uncu maddesi; “Vazife malüllükleri, doğdukları tarihlerden itibaren en çok bir yıl içinde, iştirakçiler veya bunların ana, baba, karı, koca, çocuk, kardeş veya kurumları tarafından yazı ile
Sandığa bildirilir. Bildirilmediği takdirde bu malüllüklere uğrıyanlar hakkında (Adi malüllük) hükümleri uygulanır.
Erler için bu müddet bir buçuk yıldır.
…
(Ek fıkra: 01.04.1998 – 4354 S.Kanun/Madde 1) Yukarıdaki süreleri geçirenlerden, T.C. Emekli Sandığına yazı ile başvuranlara, vazife malullüklerini belgelemeleri ve müstahak olmaları şartıyla müracaat tarihlerini takip eden aybaşından itibaren vazife malullüğü aylığı bağlanır. Bunlara geçmiş süreler için aylık, aylık farkı ve emekli ikramiyesi veya farkı ödenmez.” 7.4. Mülga geçici 203 üncü maddesi; “Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce, 5434 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen süreler içerisinde müracaat edilmemiş olması sebebiyle haklarında vazife malullüğü hükümleri uygulanmamış olanların, vazife malullüklerinin bu Kanunun ilgili maddesine göre tevsik edilmesi şartıyla T.C.Emekli Sandığına müracaatları tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır. Ancak geçmiş süreler için aylık, aylık farkı ve emekli ikramiyesi veya farkı ödenmez.” 8. 18/01/1993 tarihli ve 21469 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 25/11/1992 tarihli ve 92/3809 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin “Nakdi Tazminat Komisyonu” başlıklı 13 üncü maddesi; “Bu Yönetmelikte belirtilen tazminatların ödenip ödenmemesi hususu ilgili bakanlık veya kurumca belirlenecek personel, maliye, hukuk ve sağlıkla görevli birim amirleriyle konu ile ilgili diğer yetkililerden oluşan bir komisyon tarafından incelenir.
Komisyon kararları ilgili bakanlık veya kurumun en üst amiri veya bunların yetkili kılacağı merci tarafından onaylanır.
(Ek 3. fıkra: 09/01/1996 – 96/7821 K.) Nakdi tazminat ödenmesine ilişkin işlemler, ilgili Bakan veya yetkili kılınan kişiler tarafından onaylandıktan sonra olayın 2330 sayılı Kanun ve bu Yönetmelik kapsamına girmediği gerekçesiyle saymanlıklarca ödeme işlemi geciktirilemez.”
hükmünü amirdir.
IV. IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE
ÖNERİSİ
9. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran vekili tarafından özetle, başvuranın terör örgütüne yönelik bir operasyonun hazırlık aşamasında güvenlik kuvvetlerine yardım ederken yaralandığı ve engelli hale geldiği, Nakdi Tazminat
Komisyonu kararında bu hususa yer verildiği ve olayın 2330 sayılı Kanun kapsamında olduğunun ifade edildiği belirtilerek başvurana 2330 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlanması ve söz konusu aylıkların geriye dönük 5 yıl için ödenmesi talep edilmektedir.
11. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle, emniyet ve asayişin korunması amacıyla güvenlik güçlerince başvurana olay tarihinde herhangi bir görev verilmediği veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliğinden yardımcı veya faydalı olduğunun yetkililerce tevsik edildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığından başvuranın durumunun 2330 sayılı Kanun kapsamında olmadığı, diğer yandan nakdi tazminat komisyonu kararlarının Kurumları yönünden bağlayıcı nitelikte olmadığı, bu nedenle taleplerin reddedildiği ifade edilmiştir.
12. Bu durumda uyuşmazlığın, başvuranın durumunun 2330 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığı ile başvurana anılan kanun kapsamında aylık bağlanıp bağlanamayacağı noktalarında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
13. 5510 sayılı Kanunun Geçici 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde ilgili kanunlarında düzenleme yapılıncaya kadar fıkrada sayılı diğer kanunlarla birlikte 2330 sayılı Kanun esas alınarak bağlanacak aylıklar hakkında mülga olan maddeleri dâhil 5434 sayılı Kanuna göre işlem yapılacağı düzenlenmiştir. Buna göre, 1986 yılında gerçekleşen yaralanma olayı nedeniyle hakkında 2330 sayılı
Kanun hükümlerinin uygulanmasını talep eden başvuran hakkında da aylık bağlama işlemleri yönünden
5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılması gerekmektedir.
14. 2330 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde Kanunun amacı olarak maddede sayılı faaliyetlerde görevli olup yine maddede sayılı statülerde bulunanlara ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak aylığın esas ve yöntemlerinin belirlenmesine yer verilmiştir. Barışta güven ve asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanlardan bu görevlerinden dolayı yaralanan veya engelli hale gelenler maddede sayılı görevliler arasında yer almaktadır.
14.1. Kanunun 2 nci maddesinde hangi faaliyetlerle görevli olanların Kanun kapsamına girdiği sayılarak düzenlenmiştir. Buna göre, maddede sayılı başkaca görevlerin ve hallerin yanında maddenin (e) bendinde güven ve asayişin korunmasında hizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amaca yönelik görev verilen kamu görevlileri ve siviller; (f) bendinde de iç güvenlik ve asayişin korunmasında veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliklerinden yardımcı olmuş ve faydalı oldukları yetkililerce tevsik edilmiş şahıslar kapsamda sayılmıştır.
14.2. Öte yandan Kanunun 4 üncü maddesinde engelli hale gelenlerden ilgili sosyal güvenlik mevzuatına göre emekliye sevk edilenlere görev malulü aylığı bağlanacağı, söz konusu aylıkların ise % 25 artırımlı ödeneceği düzenlenmiştir. Buna göre, ilgililere 2330 sayılı kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için Kanun kapsamında sayılan görevleri nedeniyle engelli hale gelmelerinin yanında bu engelleri nedeniyle emekliye sevk edilmeleri yani malul olmaları gerekmektedir. Dolayısıyla salt 2330 sayılı Kanun kapsamındaki olaylar nedeniyle yaralanmış ve nakdi tazminata hak kazanmış olmak ilgililere
Kanun kapsamında aylık bağlanması için tek başına yeterli değildir.
15. Somut olayda başvuranın 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak tarafına yaşlılık aylığı bağlanması talebinde bulunması üzerine SGK tarafından başlatılan süreçte İçişleri Bakanlığı İller İdaresi
Genel Müdürlüğünün 26/02/2020 tarihli yazısı ile Siirt Valiliğinden başvuranın 2330 sayılı Kanun kapsamındaki durumuna ilişkin hazırlanacak dosyanın olumlu ya da olumsuz Valilik görüşü ile birlikte
Bakanlıklarına gönderilmesinin istendiği, Valilikçe yapılan inceleme neticesinde düzenlenen Durum
Belgesinde başvuranın “GÖREVLİ” olduğu, görevin “SIKI YÖNETİM KOMUTANLIĞININ
EMİRLERİNE BİNAEN 70 P TUGAY K.LIĞINA BAĞLI BÖLÜK KOMUTANLARI” tarafından verildiği, olayın “… [başvuran] tarafından askerlerin kullanmış olduğu yatakların toplanmış olduğu esnada 3 adet patlayıcı madde ve bir miktar fişek bulduğu, bu patlayıcı maddeleri ve fişekleri görevli askeri personellere teslim etmek için evden çıkmaya çalıştığı esnada bombalardan birinin patlaması sonucu…” meydana geldiği açıklamalarına yer verildiği ve yetkililerce “Olay 2330 sayılı Kanun kapsamındadır” kanaatine varıldığı, devamında İçişleri Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 25/03/2021 tarihli ve sayılı Kararında 2330 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (e) ve (f) bentlerine yer verilmekle “Dosya muhteviyatında mevcut bilgi ve belgelerin tetkikiyle olayın 2330 sayılı Kanun kapsamında olduğu ancak …
tazminat talebinin ZAMANAŞIMI YÖNÜNDEN REDDİNE oy birliği ile karar verilmiştir.” şeklinde karar verildiği, anılan kararın SGK’ya ulaşmasının ardından SGK Vazife malullüğü Tespit Komisyonca 5/8/2021 tarih ve sayı ile “… emniyet ve asayişin korunması amacıyla güvenlik güçlerince kendisine olay tarihinde herhangi bir görev verilmediği veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliğinden yardımcı veya faydalı olduğu yetkililerce tevsik edildiğine dair herhangi bir belge bulunmayan hakkında 2330 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığına oy birliği ile karar verildi.” şeklinde karar verildiği görülmüştür.
16. Bu durumda başvuranın durumunun 2330 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığına yönelik olarak idarenin iki kurumunun farklı değerlendirmelerde bulunduğu ve farklı sonuçlara ulaştığı görülmektedir.
17. Anayasa’nın 123. maddesinin “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür” biçimindeki birinci fıkrasında idareyi oluşturan kuruluşların birbiriyle uyum içinde bir bütün olarak çalışmasını ifade eden idarenin bütünlüğü ilkesi yer almıştır. Söz konusu ilke dolayısıyla idareyi oluşturan kurumlar kendi aralarındaki anlaşmazlıkları bireylerin hak ve özgürlüklerine müdahale gerekçesi olarak ileri süremezler.
Başka bir deyişle, devleti oluşturan organ ve kurumların uyum içinde çalışamamaları bireylerin hak ve
özgürlüklerine müdahalenin gerekçesi olarak ileri sürülemez (AYM, Mehmet Aksoy [GK], B. No:
2014/5433, 11/7/2019, § 73).
18. İdarenin farklı kurumlarının eldeki mevcut verilerin değişmesi halinde açık ve somut gerekçelerini de ortaya koymak suretiyle aynı olaya farklı hukuki sonuçlar bağlayabileceği muhakkaktır. Ancak bu şartlar gerçekleşmeksizin aynı olaya farklı hukuki sonuçlar bağlanması idarenin bütünlüğü ilkesine aykırılık teşkil edecektir.
19. 2330 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde tazminatların ödenme şekli ile ödenecek tutarlar yanında bu kanunla ilgili diğer hususların Cumhurbaşkanınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenleneceği belirlenmiş, yine aynı maddeye 28/2/1995 tarihli ve 4082 sayılı Kanunun 2 nci maddesiyle eklenen cümle ile de nakdi tazminat ödenmesine ilişkin işlemlerin ilgili Bakan veya yetkili kılınan kişiler tarafından onaylandıktan sonra olayın bu Kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle saymanlıklarca ödeme işleminin geciktirilemeyeceği kurala bağlanmıştır. Nitekim 4082 sayılı Kanunun tasarısında söz konusu maddenin gerekçesi olarak uygulamada karşılaşılan duraksama ve aksaklıkların giderilmesi ve ilgili personelin mağduriyetlerinin önlenmesinin amaçlandığı ifade edilmiştir. Aynı düzenlemenin ilgili Yönetmeliğe de aynı ifadelerle eklendiği görülmektedir. Bu çerçevede, ilgililere nakdi tazminat ödenmesine yönelik kararların ifasında idarenin farklı kurumları arasındaki değerlendirme farklılıklarının ortaya çıkardığı sorunların, yasa koyucu tarafından da görüldüğü ve anayasadaki idarenin bütünlüğü ilkesinin bir uzantısı olarak hem yasal hem de idari düzeydeki düzenlemeler ile söz konusu sorunların önüne geçilmesinin amaçlandığı değerlendirilmektedir.
20. Somut olayda başvuranın durumunun tespitine ilişkin verilerin İçişleri Bakanlığınca toplandığı, toplanan bilgi ve belgeler üzerinden yapılan değerlendirmede yetkililerce (Vali, kaymakam ve ilçe jandarma komutanı) olayda başvuranın görevli olduğunun ifade edilerek olayın 2330 sayılı Kanun kapsamına girdiği kanaatine ulaşıldığı, bunun devamında bu kez Bakan adına Bakan Yardımcısı Oluruyla verilen Nakdi Tazminat Komisyonu kararında 2330 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin (e) ve (f) bentlerine atıfla olayın Kanun kapsamında olduğu sonucuna ulaşıldığı görülmektedir.
21. Diğer taraftan Bakanlıkça temin edilip sunulan bilgi ve belgeler üzerinden SGK Vazife Malullüğü
Tespit Komisyonca verilen kararda ise emniyet ve asayişin korunması amacıyla güvenlik güçlerince olay tarihinde başvurana herhangi bir görev verilmediği veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerine kendiliğinden yardımcı veya faydalı olduğu yetkililerce tevsik edildiğine dair herhangi bir belge bulunmadığı gerekçe gösterilerek başvuran hakkında İçişleri Bakanlığı Nakdi Tazminat
Komisyonu kararının aksi yönünde bir sonuca ulaşılmıştır. Ancak Durum Belgesinde başvuranın görevli olduğunun, Nakdi Tazminat Komisyonu kararında da olayın Kanun kapsamında olduğunun belirtilmesine
ve Bakanlıkça toplanan aynı bilgi ve belgeler üzerinden değerlendirme yapılmasına rağmen hangi verilere ya da hususlara dayanarak aksi yönde bir sonuca ulaşıldığına yönelik olarak Vazife Malullüğü Tespit
Komisyonunca açık ve somut herhangi bir değerlendirmeye yer verilmemiştir.
22. Bu durumda idarenin bütünlüğü ilkesine ilişkin açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde, SGK
Vazife Malullüğü Tespit Komisyonunca açık ve somut bir gerekçeye dayanmaksızın ve buna yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, İçişleri Bakanlığınca temin edilip sunulan bilgi ve belgeler üzerinden yine aynı Bakanlığın Nakdi Tazminat Komisyon kararının aksi yönünde bir sonuca ulaşılarak başvuranın durumunun 2330 sayılı Kanun kapsamına girmediği gerekçesiyle reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
23. Diğer yandan yukarıdaki paragraflarda açıklandığı üzere ilgililere 2330 sayılı Kanun kapsamında aylık bağlanabilmesi için aynı zamanda maluliyet durumlarının da incelenmesi gerekmektedir. Somut olayda idarece başvuranın durumu hakkında ilk aşamada 2330 sayılı Kanun kapsamında olmadığı yönünde karar verilmiş olması nedeniyle hâlihazırda başvuranın maluliyet durumunun tespitine yönelik olarak yapılmış bir işlem bulunmamaktadır. Buna göre, Kurumumuzca başvurana 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanmayacağına yönelik inceleme ancak idarece başvuran hakkında
2330 sayılı Kanunun hükümleri uygulanıp uygulanamayacağına yönelik yeniden yapılacak değerlendirme
ve bunun sonucuna göre başvuranın maluliyet durumuna yönelik tesis edilecek işlemin ardından yapılabilir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde
gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE, – Başvuranın durumunun 2330 sayılı Kanun kapsamına girip girmediğine yönelik değerlendirmenin, iş bu kararın Değerlendirme ve Gerekçe kısmında belirtilen hususlar dikkate alınarak yenilenmesi,
– Başvuranın 2330 sayılı Kanun kapsamında tarafına yaşlılık aylığı bağlanması talebinin ise yenilenen değerlendirme sonrasında maluliyet şartları yönünden incelenmesi hususunda SOSYAL
GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal
Güvenlik Kurum Başkanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA VE SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi