|
ÖZET: Uyuşmazlık, 25.08.2015 tarihinde meydana gelen bir kazanın iş kazası olarak kabul edilip edilmeyeceği üzerinedir. İlk Derece Mahkemesi, davalı işverenin iş yerinde meydana gelen kazanın iş kazası olmadığına karar vermiştir. Mahkeme, SGK tarafından düzenlenen inceleme raporunu ve bilirkişi raporunu dikkate alarak, kazanın iş kazası olarak tanımlandığını belirtmiştir. Ancak, davacı tarafın sunduğu delillerin yetersiz olduğu ve iş kazasının gerçekleşmediği yönündeki iddialarının kanıtlanamadığı sonucuna varılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını onayarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Mahkeme, davalı işverenin iş yerinde sigortalı işçi çalıştırmadığına dair iddiaların somut delillerle desteklenmediğini, dolayısıyla Kurumun tespitlerinin geçerliliğini koruduğunu ifade etmiştir. Nihayetinde, temyiz başvurusu da aynı gerekçelerle reddedilerek, ilk derece mahkemesinin kararının onanmasına karar verilmiştir. Bu durum, iş kazası tanımının ve delil değerlendirmesinin önemini vurgulamaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/8333 E. , 2024/10653 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/683 E., 2024/478 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/79 E., 2021/63 K.
Taraflar arasındaki iş kazası olmadığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili,müvekkilinin Gaziantep ilinde birçok inşaatın müteahhidi olduğunu, il çevresinde güvenilir bir inşaat şirketi olduğunu, müvekkili çalışanlarının Türk uyruklu olduğunu, müvekkili bünyesinde kesinlikle Suriye uyruklu işçi çalıştırmadığını, hal böyle iken davalılardan Zahir …’in müvekkilinin müteahhidi olduğu Gaziantep ilinde bulunan Gazikent Mahallesindeki … … İlköğretim okulu inşaatında çalıştığı sırada iş kazası geçirdiğinden bahisle Kuruma başvuru yaptığını,müvekkili aleyhine Gaziantep 2. İş Mahkemesi’nin 2016/417 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açtığını, ayrıca bu iş kazası geçirdiğinden bahisle Kuruma başvuru yaptığını, müvekkili aleyhine Gaziantep 2. İş Mahkemesi’nin 2016/417 Esas sayılı dosyası ile tazminat davası açtığını, ayrıca bu iş kazası iddiası ile yapılan soruşturma sonucunda müşteki beyanı esas alınarak iddianame düzenlendiğini ve Gaziantep 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/124 Esas sayılı dosyası ile kovuşturma başladığını, ceza ve hukuk davalarının halen derdest olduğunu, müvekkilinin gerek ceza dosyasında gerek İş Mahkemesindeki tazminat dosyasında istikrarla bünyesinde Suriyeli işçi çalıştırmadığını ifade ettiğini, keza davalılardan …’in iş kazasının olduğunu iddia ettiği gün Gaziantep Tam-Med Özel Hastenesine giderek kendi el yazısıyla merdivenden düştüğünü ve kimseden şikayetçi olmadığını, arkadaşı ve eşi huzurunda beyan ettiğini, ilgili hastane kemik ve yumuşak dokulara ait belirgin patoloji saptanmadığından …’i taburcu ettiğini, daha sonra davalılardan …’in 22.07.2016 tarihli Kurum başvurusu ile iddia ettiği iş kazası olgusunun SGK İl Müdürlüğü tarafından araştırıldığını ve düzenlenen inceleme raporunda “hem şahit beyanlarından hem de olay yeri polis kayıtlarından davalılardan …’in iş kazası geçirdiğinin tespit edilmiştir dendiğini, hiç kuşkusuz Kurumun bu tespitinin hatalı olduğunu, Mahkemece bu hatalı tespitin yapılacak yargılamayla giderilmesi gerektiğini, zira inceleme raporunun iş kazası tespitine dayanak gösterdiği olay yeri polis kayıtlarına bakıldığında 2 olay yerini çeken kamera veya mobese olmadığı” belirtildiğini, bu nedenle tutanağın ancak müşteki … iddiası üzerine düzenlendiğini ve bu şekilde imza altına alındığının bildirildiğini, şahit ifadelerine bakıldığında da her iki tarafın tanıkları duruşmada birtakım ifadelerde bulunduktan sonra Mahkemece tanıkları birbirlerine gösterildiklerinde birbirlerini tanımadıklarını ifade ettiklerini, arz ve izah edilen ve Mahkemece resen göz önünde bulundurulacak nedenlerle, bünyesinde Suriye uyruklu işçi çalıştırmayan müvekkili aleyhine olarak hakkında sigortalılık tespit işlemi yapılan … hakkında Kurumca düzenlenen inceleme raporundaki hususları kabil etmediklerinden ilgili kişinin 25.08.2015 tarihinde geçirdiğini iddia ettiği kazanın iş kazası olmadığının tespitine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Zahit … davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu olayda; davalı …’in 25.08.2015 tarihinde davacıya ait … … Kadooğlu İlköğretim Okulu inşaatında çalışırken geçirdiği kazanın iş kazası olmadığını iddia ettiği, davacı vekilinin davalı Kuruma yaptığı başvurunun 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun’un 59 uncu maddesinde; “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütülür. Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemlerin, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” denildiğinden, dilekçelerinde belirttikleri iddia ve taleplerini yargı yolu ile alacaklarını ilamla ispatlamaları gerektiğinin bildirildiği, dosya içerisinde mevcut SGK denetmeni Zerin Karabulut tarafından düzenlenen 11.11.2017 tarih ZK/71 sayılı araştırma inceleme raporunda; 25.08.2015 tarihinde meydana gelen kaza olayında işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, işçinin işyerinde işini yaptığı sırada meydana gelen Zahir …’in yaralanması ile sonuçlanan kaza olayının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13 üncü maddesine göre iş kazası olduğu sonuç ve kanaatine varıldığının bildirildiği, Gaziantep 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/124 Esas sayılı dosyasından bilirkişi raporu alındığı, Mahkemece oluşa uygun kabul edilen bilirkişi raporunda; 25.08.2015 tarihinde meydana gelen kaza olayında işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, işçinin işyerinde işini yaptığı sırada meydana gelen …’in yaralanması ile sonuçlanan kaza olayının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13 üncü maddesine göre iş kazası olduğu kanaatine varıldığı, Mahkemenin dosyasında dinlenen davacı tanığı … ” 2003 yılı Nisan ayından buyana davacı şirkette kesintisiz olarak çalıştığını,25.08.2015 tarihinde bir kaza meydana gelmediğini, işyerinde sigortasız işçi çalıştırılmadığını ” beyan ettiği, SGK kayıtlarına göre davalı işveren yanındaki bildirimlerinin 05.06.2004 tarihinde başladığı, işe girdiğini söylediği tarih ile bildiriminin yapıldığı tarih arasında yaklaşık 14 ay boşluğun kendi beyanından anlaşıldığı, yine dinlenen davacı tanığı … ” davacı şirkette 2005 yılından bu yana çalıştığını, davalı zahir …’i tanımadığını, 25.08.2015 tarihinde Gazikentteki okul inşaatında kaza olmadığını, iş yerinde suriyeli çalıştırılmadığını, işe ara verme hariç sigortasının tam yatırıldığını” beyan ettiği, Gaziantep 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/124 E sayılı dosyasında keşif yapıldığı ve sonrasında bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen raporda, ” 25.08.2015 tarihinde Gaziantep İli, … Mahallesi 32 nolu sokak … … Kadoğlu Ortaokulu inşaatında çalışan yabancı uyruklu …’in 3 üncü kattan aşağı düşmesi sonucunda Özel Tam-Med Hastanesinin ön tanısı ile bilateral kalkaneus kırığı, sağ radius alt uç kırığı meydana geldiği dosya kapsamında alınan ilgililerin ifadeleri, olay yeri tıtanak ve tanık anlatımlarından anlaşıldığı,.. Ancak kaza tarihinde işyerinde çalışanlara ait Ağır ve Tehlikeli İşlerde Çalışabilir raporunun olmadığı, çalışanların eğitime katılım belge veya kurs bitirme belgelerinin olmadığı, çalışanlara ait kişisel koruyucu donanımların teslim edilmediği ve inşaatta risk değerlendirmesinin yapılmadığı veya yaptırılmadığı, inşaatta alınması gereken tedbirlerin ( güvenlik ağları, bariyerler, emniyet kemeri vb) alınmadığı.. meydana gelen yaralanmanın iş kazası olduğu..” hususlarının yer aldığı, kazalı davalının kaza anında iş kazası olduğunu hastanede söylemeyip daha sonra gündeme getirmesinin işveren tarafından verilen sözler ve işini kaybetme korkusu nedeniyle olduğu, bu duruma sıkça rastlanıldığı kanaatiyle, 5510 sayılı Kanun’un 59 ve 100 üncü maddeleri uyarınca Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerli olup somut olayda bu tutanağın aksi kanıtlanamadığından tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davanın reddine dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, Mahkeme müvekkil lehine olan tüm delilleri görmezden gelerek ve Kurum tutanaklarının, somut deliller olmadan yalnızca … ve tanıklarının ifadelerinden yola çıkılarak düzenlendiği gerçeğini atlayarak bu tutanakların aksinin sabit olmadığını bildirdiğini, istinaf incelemesi neticesinde verilen kararın kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası kapsamında mevcut maddi delillere uygun, yasal ve hukuksal gerekçelere dayandığı, delillerin takdirinde herhangi bir isabetsizlik ve kamu düzenine aykırı bir halin varlığının tespit edilemediği, HMK’nın 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf gerekçelerini tekrarla temyiz başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 25.08.2015 tarihinde iş yerinde sigortalının yaralanmasına sebep olan kazanın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hususundadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile, 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi.
2. ” Hizmet Akdiyle veya Kendi Adına ve Hesabına Bağımsız Çalışan Sigortalıların Tabi Olduğu Kısa Vadeli Sigorta Hükümleri ” başlıklı 3. Bölümde bulunan “İş kazasının tanımı, bildirilmesi ve soruşturulması” başlıklı 13 üncü madde iş kazasının; sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay olarak tanımlanmaktadır.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.