ÖZET: 2559 sayılı Kanun çerçevesinde uygulanacak idari para cezaları hakkında yapılan değerlendirmede, bir işletmenin işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. Bu durum, ilgili İl Encümeni tarafından 3.317,00 TL tutarında bir idari para cezası ile sonuçlanmıştır. Ancak, işletmenin ruhsat olmadan tekrar faaliyete geçmesi üzerine, cezanın bir kat artırılarak 6.634,00 TL’ye çıkarılması gerektiği belirtilmiştir. 2023 yılı yeniden değerleme oranı ile bu tutarın altında kalması durumunda, hangi bedelin esas alınacağı hususunda görüş talep edilmiştir.

2559 sayılı Kanun’un 6. maddesi, umuma açık istirahat ve eğlence yerlerine yönelik idari para cezalarını düzenlemekte olup, bu cezalar belediye ve il daimi encümenleri tarafından verilmektedir. Cezalara itiraz, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yapılabilir ve itiraz süreci, cezanın uygulanmasını durdurmaz. Ayrıca, hukuka aykırı fiillerin bir yıl içinde tekrarı halinde, en son uygulanan cezanın artırılarak uygulanması gerekmektedir. Bu bağlamda, işletmecilerin daha önceki cezalarına dayanarak yeni cezaların belirlenmesi, yasal çerçevede öngörülen düzenlemelere uygun bir şekilde gerçekleştirilmelidir.

Not:2559 sayılı Kanun kapsamında uygulanacak idari para cezaları hakkında.

T.C.

ÇEVRE, ŞEHİRCİLİK VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ BAKANLIĞI Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü

Sayı : 71188846-622.02/6475348 23/05/2023 Konu : Görüş (2559 sayılı Kanun kapsamında
uygulanacak idari para cezası hk.)

… BAKANLIĞINA
(… Genel Müdürlüğü)

İlgi : … tarihli ve E… sayılı yazınız.

İlgide kayıtlı yazınız ve eki … İl Özel İdaresinin … tarihli ve … sayılı yazısı ile; … ili, … ilçesi, … köyünde yapılan denetimlerde …’na ait kahvehanenin işyeri açma ve çalışma ruhsatının olmadığı tespit edildiğinden İl Encümeninin 26.04.2022 tarihli ve … sayılı kararı ile 3.317,00 TL idari para cezası verildiği, aynı zamanda faaliyetten de men edilen işletmenin işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan tekrar işletildiği tespit edildiğinden 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının “Bu maddede belirtilen aynı fiillerin bir yıl içinde tekrarı halinde, en son uygulanan para cezası bir kat artırılarak uygulanır.” hükmü gereğince verilen idari para cezasının bir kat artırılarak uygulandığında 6.634,00 TL olduğu, bu kapsamda bir kat artırılarak belirlenen 6.634,00 TL’nin, 2023 yılı yeniden değerleme oranı ile artırıldığında bu tutarın altında kaldığı belirtilmiş olup uygulanması gereken idari para cezasında hangi bedelin esas alınacağı hususunda Bakanlığımız görüşü talep edilmiştir.

Bilindiği üzere, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 6 ncı maddesi “Umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinden;
a) Faaliyetten geçici olarak men edildiği halde süresinden önce açılan,
b) Açık ve kapalı bulunacağı saatlere uymayan,
c) Bu Kanunun 12 nci maddesinde belirtilen yasaklara uymadığı tespit edilen,
d) Mevzuat hükümlerine aykırı olarak işletilen,
İş yerlerinin işletmecilerine beşyüzmilyon Türk Lirası ile birmilyar Türk Lirası arasında idarî para cezası verilir.

Bu maddede öngörülen idarî para cezaları, belediye sınırları içinde belediye encümeni, belediye sınırları dışında il daimi encümeni tarafından verilir. Verilen idarî para cezalarına dair kararlar ilgililere 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. İtiraz, zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. İdarî para cezaları 6183 sayılı Âmme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.

Bu maddede belirtilen aynı fiillerin bir yıl içinde tekrarı halinde, en son uygulanan para cezası bir kat artırılarak uygulanır.” hükmünü,
5326 sayılı Kabahatler Kanunun 15 inci maddesinin ikinci fıkrası “Aynı kabahatin birden fazla işlenmesi halinde her bir kabahatle ilgili olarak ayrı ayrı idarî para cezası verilir.

Kesintisiz fiille işlenebilen kabahatlerde, bu nedenle idarî yaptırım kararı verilinceye kadar fiil tek sayılır. …” hükmünü,
17 nci maddesinin yedinci fıkrası “İdarî para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu suretle idarî para cezasının hesabında bir Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz.

Bu fıkra hükmü, nispi nitelikteki idarî para cezaları açısından uygulanmaz.” hükmünü, 20 nci maddesi “…
(4) Zamanaşımı süresi, kabahate ilişkin tanımdaki fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlar.” hükmünü,
25 inci maddesi “…
… Tutanakta, ayrıca kabahati oluşturan fiil, işlendiği yer ve zaman gösterilerek açıklanır.” hükmünü,
İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin (a) bendi “Yetkili idare: Belediye sınırları ve mücavir alanlar dışı ile kanunlarda münhasıran il özel idaresine yetki verilen hususlarda il özel idaresini, büyükşehir belediyesi sınırları içinde büyükşehir belediyesinin yetkili olduğu konularda büyükşehir belediyesini, bunların dışında kalan hususlarda büyükşehir ilçe belediyesini, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde belediyeyi, organize sanayi bölgesi sınırları içinde organize sanayi bölgesi tüzel kişiliğini, endüstri bölgesi sınırları içinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığını ve teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketi ile bölgede yer alan AR-GE ve tasarım faaliyetinde bulunan firmalar için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı il müdürlüklerini,” ve (t) bendi “İş yeri: Ticari, sınai, zirai veya mesleki bir faaliyetin ya da girişimin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan, kara ya da su üzerindeki açık veya kapalı alanda bulunan sabit ya da mobil yerleri,” hükmünü,
6 ncı maddesinin birinci fıkrası “Yetkili idarelerden usulüne uygun olarak işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan işyeri açılamaz ve çalıştırılamaz. İşyerlerine bu Yönetmelikte belirtilen yetkili idareler dışında diğer kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili meslek kuruluşları tarafından özel mevzuatına göre verilen izinler ile tescil ve benzeri işlemler bu Yönetmelik hükümlerine göre ruhsat alma mükellefiyetini ortadan kaldırmaz. İşyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan açılan işyerleri yetkili idareler tarafından kapatılır.” ve üçüncü fıkrası “İşyeri açmak isteyen gerçek veya tüzel kişiler, işyerlerini bu Yönetmeliğe uygun olarak tanzim ettikten sonra Örnek 1 ve 2’de yer alan durumlarına uygun formu doldurarak yetkili idareye başvurur.” hükmünü,
Ek 3 üncü maddesi “13 üncü maddenin birinci fıkrası, 21 inci maddenin ikinci fıkrası ve 23 üncü maddenin beşinci fıkrası uyarınca yapılacak ilk denetimden sonra yetkili idarelerce yapılacak denetimlerde, işletmecinin kusurlu fiili sebebiyle iş yerinde oluşmuş, mer’i mevzuata aykırılıkların ve noksanlıkların tespiti halinde, bu aykırılıkların ve noksanlıkların giderilmesi için işletmeciye bir defaya mahsus onbeş günlük süre verilir. Verilen süre içinde tespit edilen aykırılıkların ve noksanlıkların giderilmemesi halinde 1608 sayılı Kanunun 1 inci maddesi gereğince işletmeciye idari para cezası verilir. Ayrıca gayrisıhhî müesseselerde aykırılık ve noksanlıklar giderilinceye kadar, sıhhi müesseselerde ise yetkili idarenin öngördüğü ve onbeş günden fazla olmayan bir süre kadar faaliyetin menine karar verilir. Aykırılıkların ve noksanlıkların giderildiğinin tespiti halinde iş yeri hakkında verilmiş olan men kararı derhal kaldırılır. Umuma açık istirahat ve eğlence yerleri bakımından 2559 sayılı Kanunun 6 ncı ve 8 inci madde hükümleri saklıdır.” hükmünü amirdir.

Konuyla ilgili Anayasa Mahkemesinin 13/05/2010 tarihli ve E: 2009/29, K: 2010/66 sayılı kararında “… İtiraz konusu kuralda 2559 sayılı Yasanın 6. maddesinde öngörülen fiiller nedeniyle işletmecilere artırımlı para cezası uygulanabilmesi için, ‘bu maddede belirtilen aynı fiillerin bir yıl içinde tekrar edilmiş olması’ koşulu aranmış ve bu durumda ‘en son uygulanan para cezasının bir kat artırılarak uygulanacağı’ belirtilmiştir. Bir başka deyişle, ‘aynı fiil’in ‘bir

yıl içinde’ tekrarlanması halinde en son uygulanan cezanın ‘bir kat’ artırılarak uygulanması öngörülmüştür.

Yasa koyucu, para cezasının artırılarak uygulanabilmesi için gerekli koşulları ve bu koşulların varlığı durumunda cezanın artırılma şeklini açıkça belirlediğinden, itiraz konusu kuralın umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin işletmecileri bakımından belirli ve öngörülebilir olmadığından söz edilemez.

Yasakoyucu, kamu düzeninin korunması amacıyla ceza hukuku alanında düzenleme yaparken Anayasa’ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı ve suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma bağlanacağı konusunda anayasal sınırlar içinde takdir yetkisine sahiptir. Bu yetki, idari yaptırımlar bakımından da geçerlidir. Bu bağlamda hukuka aykırı bir eylemin tekrarlanması halinde faile verilecek cezada artırıma gidilmesi, yasa koyucunun sahip olduğu takdir yetkisinin kapsamındadır.

Umuma açık istirahat ve eğlence yerlerinin 2559 sayılı Yasanın 6. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen kurallara uymamaları ve bu nedenle işletmecilerinin para cezası ile cezalandırılmalarına rağmen aynı hukuka aykırı eylemde bulunmaya devam etmeleri, yasa koyucu tarafından daha ağır bir yaptırıma bağlanmıştır. İlgililerin bilinçli olarak ve ısrarla tekrarladıkları söz konusu hukuka aykırı eylemleri gözetildiğinde, Devletin cezalandırma yetkisi bakımından itiraz konusu kuralda suç ve ceza arasında adil bir dengenin bulunması gereğini esas alan hukuk devleti ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.

Anayasa’nın 10. maddesinde öngörülen ‘yasa önünde eşitlik ilkesi’, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunanlar kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.

Bir yıl içinde hukuka aykırılığı bir eylemle gerçekleştirenler ile birden çok eylemle gerçekleştirenler, aynı hukuki konumda olmadıklarından eylemde bulunma sayısına göre faillerin farklı kurallara tabi tutulması ve birden çok gerçekleştirilen eylemler yönünden de eylem sayısına bağlı olarak bir önceki cezanın bir kat artırılarak uygulanması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmamaktadır. …” hükmü,
Mezkur Yüksek Mahkemenin 20/05/2010 tarihli ve E: 2009/51, K: 2010/73 sayılı kararında ise “Ceza hukukunda “tekerrür” müessesesi, bir ceza mahkumiyetine kesin olarak uğrayan bir kimsenin, yeniden suç işlemesi halinde Ceza Kanunu karşısındaki kişisel durumunu tanımlar.

Tekerrür müessesesinin vergi suç ve cezaları bakımından gözetilmesi ve vergi suçlarında tekerrür halinde vergi cezalarının özel olarak belirlenmesi yasa koyucunun takdir yetkisi alanında bulunmaktadır.

Hukuka aykırı bir eylemin tekerrürü halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesinden doğmaktadır. Bununla birlikte, faile tekerrür nedeniyle daha ağır bir ceza verilebilmesi, bir başka deyişle failin ıslah olmadığının ve suç işleme konusundaki ısrarının ortaya konulabilmesi için, hukuka aykırı bir eylemi failin birden çok kere gerçekleştirmiş olması tek başına yeterli olmayıp, tekerrüre esas alınan eylemi nedeniyle daha önce cezalandırılmış olmasına rağmen bu tarihten sonra aynı eylemde tekrar bulunmuş olması gerekmektedir.

Belirli bir kesinlik içinde yasada hangi eyleme hangi hukuksal yaptırımın bağlandığının bireyler tarafından bilinmesi ve eylemlerin sonuçlarının öngörülebilmesi gerektiğinden, hukuka aykırı bir eylemde bulunduğu tarih itibariyle hakkında daha önce verilen bir ceza bulunmayan kişinin daha sonraki bir tarihte almış olduğu bir cezanın esas alınarak ve tekerrür hükümleri uygulanarak cezasının artırılması hukuk devleti ilkesine uygun bulunmamaktadır. Suçu işlediği tarihte henüz mükerrir olarak kabulü mümkün olmayan kişiye tekerrür hükümlerinin uygulanması, suç ve cezaların yasallığı ilkesine de aykırılık oluşturacaktır.

Vergi ziyaı cezası ve usulsüzlük cezası kesilen kişilere, bu cezaların kesinleştiği tarihten itibaren belirli bir süre içinde tekrar vergi ziyaı cezası ya da tekrar usulsüzlük cezası kesilmesi durumunda cezalarda artırım uygulanacağını öngören itiraz konusu kuralda ise tekerrür hükmüne esas alınacak sonraki eylemin her halde ilk eylem için verilen cezanın kesinleşme tarihinden sonraki bir tarihte gerçekleşmiş olması gerektiği tabiidir. Bu nedenle, kural belirsiz ve öngörülemez değildir ve kuralın suç ve cezaların yasallığı ilkesine aykırı olduğundan da söz edilemez.” hükmü yer almaktadır.

Danıştay Ondördüncü Dairesinin 08/01/2014 tarihli ve E: 2013/2967, K: 2014/620 sayılı kararında “… Doktrinde kabul edilen tanıma göre tekerrür; bir ceza yaptırımına uğradıktan sonra yeniden suç işlenmesi durumudur. Bu durumdaki kimselere “mükerrir” denilmektedir. Kanunlar, mükerrirlere, ilk işlediği suçtan dolayı verilen cezadan daha fazla ceza verilmesini emrettiklerinden, bu durumda olanların işledikleri suçun cezası arttırılarak verilmektedir. Bu arttırımın nedeni, o kimselerin evvelce de suç işlemiş olmalarıdır. Dolayısıyla tekerrür hükmünün uygulanabilmesi için failin daha önce cezalandırılmış olması gerekli ve yeterlidir.

…” hükmü,
Yargıtay Dokuzuncu Ceza Dairesinin 17/07/2008 tarihli ve E: 2007/6748, K: 2008/9130 sayılı kararında “…
Yürürlük tarihinin 01.01.2002 tarihinden sonra olması nedeniyle anılan yasada öngörülen para cezalarının 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 4. maddesi ile artırıma tabi tutulmasının mümkün olmadığı, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun da suç tarihinde yürürlükte olmadığı, 4857 sayılı Kanun’da öngörülen idari para cezalarının 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’na tabi olduğu, anılan Yasa’nın 17/7. maddesi uyarınca suç tarihi itibariyle yeniden değerlendirme oranında arttırılacağı ancak suç tarihinin 2005 yılı olduğu ve artırım yapılmasının olanaklı bulunmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmediğinden…” hükmü yer almaktadır.

Öte yandan, 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen ve uygulanması gereken idari para cezalarının taban ve tavan limitlerinin, 5326 sayılı Kanun 1/6/2005 tarihinde yürürlüğe girmesi nedeniyle aynı Kanunun 17 nci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca yapılacak artırımlar 2006 tarihi itibarıyla uygulanmaya başlanmak suretiyle 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak beşyüzmilyon TL (500 TL) ile birmilyar TL’den (1.000 TL) 2006 yılı ve sonraki yıllarda uygulanan yeniden değerleme oranları sonucu 2022 yılı için 2.977 TL-5.995 TL olarak, 2023 yılı için ise 6.636 TL-13.364 TL olarak uygulanması gerekmektedir.

Yukarıda anılan mevzuat hükümleri ve açıklamalar kapsamında; yetkili idarelerce yapılan denetim sonucu tanzim edilen raporda belirtilen 2559 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında mevzuata aykırı fiilin, bir yıl içinde tekrarının tespiti halinde her bir tekrar için kesinleşmiş en son uygulanan para cezasının bir kat artırılarak uygulanması ve cezalar tespit edilirken kabahatin işlendiği zaman yürürlükte olan yasal alt ve üst limitlerin dikkate alınması gerektiği, bu kapsamda somut olay özelinde mezkûr madde kapsamında önceki fiili 2022 yılında işlemiş olan işletmeciye, 2022 yılı için 2.977,00 TL-5.995,00 TL aralığında tespit edilen idari para cezasının uygulanması ve aynı fiilin bir yıl içinde tekrarı

halinde, en son uygulanmış ve kesinleşmiş olan idari para cezasının bir kat artırılarak uygulanması gerektiği değerlendirilmektedir.
Bilgilerini arz ederim.

Bakan a.

Genel Müdür