TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 19983-19983 |sayi|18745356-101.07.04-E.18745356-101.07.04-E.

BAŞVURU NO : 2018/7558 2018/ 7558

KARAR TARİHİ : 30/11/2018 |tarih|

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : Milli Eğitim Bakanlığı

BAŞVURUNUN KONUSU : 28 Şubat sürecinde yaşanan başörtüsü yasağı nedeniyle atanamamadan kaynaklanan mağduriyetin giderilmesi talebi hakkındadır .

BAŞVURU TARİHİ : 02/06/2018 2.6.2018

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran, Kurumumuza yaptığı başvurusunda, özetle; 1998 yılında Konya Selçuk

Üniversitesinde ilköğretim matematik öğretmenliği bölümünü okumaya başladığını, 28 Şubat döneminde ülke genelinde uygulanan başörtüsü yasağı nedeniyle disiplin cezaları aldığını, 2005 yılında mezun olmaya hak kazandığını, ancak başörtüsü yasağı nedeniyle mesleğini icra edemediğini belirterek, mağduriyetlerinin giderilmesini talep etmektedir .

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. 28 Şubat süreci nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin değerlendirilmesi amacıyla ilgili kurumlar olan

Başbakanlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile Devlet Personel

Başkanlığı yetkililerinin katılımıyla 26/ 04/ 2017 tarihinde Kurumumuzda bir toplantı gerçekleştirilmiştir . Anılan toplantıda yapılan değerlendirmeler sonucu Yükseköğretim Kurumu

1 / 14Başkanlığından (YÖK) 02/ 05/ 2017 tarihli ve sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiştir .

Kurumumuzca yapılan incelemede tablodaki verilerde tutarsızlık bulunduğu tespit edilmiş, YÖK

Başkanlığından 03/ 10/ 2017 tarihli ve sayılı yazımızla tekrar bilgi ve belge talep edilmiştir .

YÖK Başkanlığının 05/ 10/ 2017 tarihli ve sayılı yazısıyla Kurumumuza ilettiği bilgi ve belgeler anılan toplantıya katılan idarelerin görüş ve önerilerine sunulmuştur .

3. Başbakanlığın 25/ 11/ 2017 tarihli ve 79068 sayılı yazısı ile 05/ 03/ 2018 tarihli ve 15638 sayılı yazılarında; 3.1. Yapılan başvurulardan etkilenenlerin kapsamının belirlenmesinin çalışma bakımından önem arz ettiği, 3.2. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48 inci ve devamı maddeleri ile 18/ 03/ 2002 tarihli ve 2002/ 3975 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Görevlerine İlk Defa

Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Yönetmelik’te ilk defa kamu hizmeti ve görevlerine atanacaklara ilişkin usul ve esasların belirlendiği, 3.3. Mağduriyet iddialarının giderilmesinin ilgili mevzuatta değişiklik gerektirdiği, 4. Milli Eğitim Bakanlığının 26/ 02/ 2018 tarihli ve 4023487 sayılı yazısında; 4.1. Bakanlığa bağlı eğitim kurumlarına, Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme

Yönetmeliği, Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin Yönetmelik ile Talim ve Terbiye Kurulu

Başkanlığının 20/ 02/ 2014 tarihli ve 9 sayılı Kararı uyarınca yapılan duyurular doğrultusunda müracaatları kabul edilenler KPSS’den aldıkları puan esas alınarak atama yapıldığı, 4.2. Bakanlığa bağlı bir eğitim kurumunda görev yapmakta iken, 28 Şubat sürecinde görevden ayrılmak zorunda kalan veya ataması yapılıp göreve başlayamayan öğretmenlerin atamalarının talep ettikleri illere yapılmasının sağlanması suretiyle mağduriyetlerinin giderilmeye çalışıldığı, 4.3. 28 Şubat döneminde öğrenimlerini sonlandırmak zorunda kalan ve af yasası kapsamında üniversitelerine dönerek öğrenimlerini tamamlayanlar hakkında ilgili kurumlarla işbirliği içerisinde mevzuat değişikliği yapılması gerektiği, 5. Maliye Bakanlığının 07/ 12/ 2017 tarihli ve 9559 sayılı yazısında; 5.1. Yükseköğretim kurumlarından ilişiği kesilenler ile kendi istekleriyle öğrenimlerini yarıda bırakanların yükseköğretim kurumlarına kayıt yaptırabilmelerine ilişkin 15/ 03/ 2005 tarihli ve 5316 sayılı, 22/ 10/ 2008 tarihli ve 5806 sayılı, 13/ 02/ 2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunlarla kendi isteğiyle öğrenciliği son bulanlar dahil olmak üzere her ne sebeple olursa olsun öğrencilikle ilişiği kesilenlerin yükseköğrenim kurumlarına yeniden öğrenci olarak dönebilmelerine imkan sağlandığı, 5.2. YÖK Başkanlığı tarafından hazırlanan bilgi ve belgelerde kılık ve kıyafetleri nedeniyle öğrencilikle ilişiği kesilenler ile kendi istekleriyle öğrenimlerini bırakanların sayısının ve 5316, 5806 ve 6111 sayılı Kanunlarla yapılan düzenlemeler sonucunda yükseköğretim kurumlarına yeniden kayıt yapma hakkı verilenlere ilişkin sayıların sağlıklı olmadığının düşünüldüğü, 5.3. Kurumumuzdan talep edilen hususunun kılık ve kıyafet uygulamaları nedeniyle kendi istekleri

2 / 14ile yükseköğrenimlerini yarıda kesenleri de kapsadığı, ancak 28 Şubat döneminde kılık ve kıyafet

uygulamaları dışında farklı bir nedenle yükseköğrenimlerini kendi istekleri ile yarıda bırakanların olabileceği, bu nedenle kimlerin kılık ve kıyafet uygulamaları nedeniyle, kimlerin farklı nedenlerle yükseköğrenimlerini yarıda bıraktıklarının öncelikle tespit edilmesi gerektiği, bu itibarla mevcut bilgi ve verilerin sağlıklı bir görüş ve kanaat oluşturmak için yeterli olmadığı, 6. Devlet Personel Başkanlığının 17/ 01/ 2018 tarihli ve 421 sayılı yazısında; 6.1. 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle disiplin yönünden veya kendi istekleri ile ilişiği kesilenlere 2011 yılında 6111 sayılı Kanunla eğitimlerini tamamlama hakkı verildiği, 2013 yılında ise 6495 sayılı Kanunla eğitimlerini bu kanunun yürürlüğe girdiği 25/ 02/ 2011 tarihinden önce tamamlamış kişilere Kanun’un yürürlüğe girdiği 2013 yılından itibaren iki yıl süreyle; eğitimlerini 31/ 12/ 2015 tarihinden sonra tamamlayacaklara ise öğrenimlerini bitirdikleri tarihten itibaren iki yıl süreyle ilgili mevzuatlarındaki yaş sınırlamalarına bağlı olmaksızın kamu görevlerine atanma hakkı tanındığı, 6.2. Böylece, üniversiteden ilişiği kesildiğinde en az birinci sınıfta olan ve disiplin affı ile eğitimine geri dönen bir kişiye dahi eğitimini normal öğrenim süresinde tamamlaması halinde kamu görevine girişte yaş şartı sınırlamasına tabi olmadan yerleştirilebilme imkânı verildiği, 6.3. Bu düzenlemelerle, başörtüsü nedeniyle eğitimlerini tamamlayamayanlar dâhil geniş bir kesim için, hem terör suçu hariç disiplinsizlik cezası nedeniyle hem de devamsızlık gibi kendi isteği ile okulları ile ilişiği kesilenlere eğitimlerini tamamlama hakkı ve yaş şartına bağlı olmaksızın kamuda istihdam hakkı tanındığı, devamsızlık nedeniyle okulları ile ilişiği kesilen ve sonrasında eğitimini tamamlama hakkı verilenler arasında, hukuken başörtüsü nedeniyle mağdur olanları ayırma olanağının bulunmadığı, 6.4. Başvuranların memuriyete atanma hususunda kazanılmış olarak nitelendirilebilecek bir hak kaybına uğramadıkları, 6.5. Başvuranların zamanında mezun olarak KPSS’den yüksek puan almış oldukları varsayılsa bile, tercihleri veya o tarihte ihdas edilen kadro/pozisyon sayıları doğrultusunda herhangi bir kamu görevine yerleştirilemeyebileceklerinin ve bu durumda hak iddia edemeyeceklerinin açık olduğu, 6.6. Merkezi yerleştirme sınavlarının kurumsal sınavlara göre toplumda adalet olgusunu güçlendirdiği, kamu hizmetlerine girişte özellikle B grubu kadrolarda genel kültür ve genel yeteneğe göre ölçme yapılmasının fırsat eşitliğini arttırdığı; merkezi yerleştirme ile kamu görevlisi alımı yapan kurumların kişilere yönelik kurumsal sınav veya yerleştirmeler yapmasına dair herhangi bir düzenleme yapılması halinde kamuoyunda kamu personel sistemine girişte kayırmacılığın arttığına dair bir algı oluşmasını muhtemel olduğu, 6.7. 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle öğrenimlerini zamanında tamamlayamayan ve mezun oldukları tarihte merkezi sınava tabi olmayacak iken, şu an merkezi sınava tabi olmak zorunda kalan başvuranların, merkezi sınav sisteminin dışında tutularak kurumsal sınavlar ile istihdam edilmelerine ya da kamuda durumlarına uygun memur unvanlı atanmalarına dair taleplerinin; i) anılan sebeplerle öğrenimlerini tamamlayamayan öğrencilerin mevcut istatistiki verilere göre hukuken tespitinin

3 / 14yapılamaması, ii) merkezi sınav sistemi uygulamasının 1999 yılında başlamış olması, yani

başvuranların 28 Şubat 1997 sürecinde 2 nci, 3 üncü veya 4 üncü sınıfta olup öğrenimlerini bitirmesine karşın başkaca bir engel bulunmayanların kurumsal sınav sistemine dâhil olduğu, iii)

mer ’i mevzuat çerçevesinde başvuranların kazanılmış bir hak elde etmemiş oldukları, iv) merkezi sınav ile kamu personeli alım sisteminin kamuoyunda eşitlikçi ve adil olduğunun benimsenmiş olduğu, ifade edilmiştir .

7. 28 Şubat dönemine özgü sebeplerle kılık ve kıyafet yasağından etkilenenlerin kapsamının belirlenmesi gereğinin ilgili kurumlarca Kurumumuza iletilmesi üzerine, Yükseköğretim Kurulu

Başkanlığından 09/ 01/ 2018 tarihli ve 360 sayılı yazımızla bilgi ve belge talep edilmiş, Kurumumuza gönderilen bilgi ve belgeler ilgili kurumların görüş ve önerilerine 22/ 02/ 2018 tarihli ve 2525 sayılı yazımızla sunulmuştur .

III. İLGİLİ MEVZUAT

8. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 8.1. “Cumhuriyetin temel nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde;

“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir .” 8.2. “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde;

“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır” 8.3. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde;

“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir .

Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir . Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür . Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz .

Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz .” 8.4. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinin son fıkrasında;

“Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir .”

4 / 148.5. “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48 inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir .” 8.6. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında;

“Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir .” 8.7. “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50 inci maddesinin ikinci fıkrasında;

“Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar .” 8.8. “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler” başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar .” 8.9. “Hizmete girme başlıklı” 70 inci maddesinin birinci fıkrasında; “ Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir” .

8.10. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .” 9. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” 10. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 10.1. 15/ 03/ 2005 tarihli ve 5316 sayılı Kanunla değişik Geçici 51 inci maddesinin birinci fıkrasında;

“29/ 06/ 2000 tarihinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, lisansüstü öğrenim görürken, her ne sebeple olursa olsun kurumları ile ilişiği kesilen öğrencilere başarısız oldukları dersler ve yeterlilik için iki sınav hakkı; yüksek lisans öğrencileri için bir yıl, doktora öğrencileri için iki yıl tez hazırlama süresi verilir . Doktora yeterlik sınavına girebilmek için yabancı dil sınavında başarısız olanlara iki sınav hakkı tanınır .” 10.2. 22/ 10/ 2008 tarihli ve 5806 sayılı Kanunla değişik Geçici 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında;

5 / 14“Yükseköğretim kurumlarında hazırlık dâhil bütün sınıflarda intibak, ön lisans, lisans tamamlama,

lisans, pedagojik formasyon, lisansüstü, tıpta uzmanlık ve sanatta yeterlik öğrenimi gören öğrencilerden; 07/ 06/ 1995 tarihinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kendi isteğiyle ilişikleri kesilenler dâhil her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki aylık başvuru süresi içerisinde ilişiği kesilenler ile 1980 sonrasında bu içerikte çıkarılan kanunların kapsamına girmekle birlikte sağlanan haklardan yararlanmak üzere başvurmayan veya başvurdukları halde yararlanamamış olanlar, 2547 sayılı Yükseköğretim

Kanununun 35 inci maddesi uyarınca bir yükseköğretim kurumu adına yurt içinde başka bir yükseköğretim kurumunda lisansüstü öğrenim yapanlardan başarısız olmaları nedeniyle ilişiği kesilenler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde ilişiklerinin kesildiği kuruma başvuruda bulunmaları şartıyla bu maddede belirtilen haklardan yararlanırlar .” 10.3. 13/ 02/ 2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunla değişik Geçici 58 inci maddesinde;

“Yükseköğretim kurumlarında hazırlık dâhil bütün sınıflarda intibak, önlisans, lisans tamamlama, lisans, lisansüstü öğrenimi gören öğrencilerden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kendi isteğiyle ilişikleri kesilenler ile yurt dışındaki üniversitelerden yatay geçiş yaptıktan sonra yatay geçişleri iptal edilenler dâhil, terör suçundan hüküm giyenler hariç her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler ile bir programı kazandıkları halde kayıt yaptırmayanlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş ay içinde ilişiklerinin kesildiği yükseköğretim kurumuna başvuruda bulunmaları şartıyla bu Kanunun 44 üncü maddesinde belirtilen esaslara göre 2011- 2012 eğitim-öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilirler .” 11. 07/ 07/ 2006 tarihli ve 26218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında

Kanun’un 12/ 07/ 2013 tarihli 6495 sayılı Kanun ile değişik Ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasında;

“04/ 11/ 1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa atıf yapan Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümlerine göre aldıkları disiplin cezaları nedeniyle yükseköğretim kurumlarından ilişiği kesilip, anılan Kanunun geçici 40 ıncı, geçici 43 üncü, geçici 45 inci, geçici 46 ncı, geçici 48 inci, geçici 50 nci, geçici 56 ncı ve geçici

58 inci madde hükümlerinden yararlanmak suretiyle önlisans veya lisans öğrenimini söz konusu

maddelerde öngörülen şartlar dâhilinde; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bitirmiş olanlar için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl süreyle, 31/ 12/ 2015 tarihine kadar bitirecek olanlar için ise öğrenimlerini bitirdikleri tarihten itibaren iki yıl süreyle, kamu görevlerine giriş için ilgili mevzuatında öngörülen yaş şartı aranmaz.” 12. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 14/ 04/ 2016 tarihli ve 6704 sayılı Kanunla değişik Ek 1 inci maddesinin birinci fıkrasında;

“10/ 12/ 2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu kurum ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları, il özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları, özel kanunla kurulan diğer her türlü kamu kurum ve kuruluşları; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur kadroları ile

6 / 14sözleşmeli personel pozisyonlarına ve sürekli işçi kadrolarına bu madde hükümleri çerçevesinde Aile

ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca hak sahibi olduğu belirlenerek Devlet Personel Başkanlığına bildirilen ve Başkanlıkça kura sonucu atama teklifi yapılanları atamak zorundadır” 13. 01/ 09/ 2016 tarihli ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Olağanüstü Hal kapsamanda Bazı Düzenlemeler yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 2 nci maddesiyle 652 sayılı KHK’ya eklenen Geçici 11 inci maddede;

“08/ 02/ 2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren dershaneler ile öğrenci etüt eğitim merkezlerinde 14/ 03/ 2014 tarihi itibarıyla eğitim personeli olarak çalışmakta olan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanmamış olup bu iş yerleri üzerinden sigorta primi ödenmiş çalışma süresi 1/ 1/ 2014 tarihi itibarıyla en az altı yıl olanlardan Kamu Personel

Seçme Sınavına girme şartı hariç öğretmen kadrosuna atanabilmek için aranan özel şartlar ile 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde öngörülen genel şartları taşıyanlar arasından Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde bir defaya mahsus olmak üzere yapılacak sözlü sınavda başarılı olanlar, başarı sırasına göre ek 4 üncü madde kapsamında istihdam edilmek üzere kalkınmada birinci derecede öncelikli yörelerdeki boş sözleşmeli öğretmen pozisyonlarına atanabilir .” 14. 13/ 01/ 1985 tarihli ve 18634 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan mülga Yükseköğretim

Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği’nin “Yükseköğretim kurumundan çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçları” başlıklı 10 uncu maddesinde;

“… b)Yükseköğretim kurumlarının ideolojik ve siyasi amaçlarla huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak veya boykot, işgal, engelleme, personelin işini yavaşlatma gibi eylemlere katılmak, bu amaçlara yönelik eylemleri tahrik etmek .

… n) Derslere veya sınavlara girilmesine, ders veya sınavların yapılmasına herhangi bir şekilde engel olmak, dersteki öğrencileri dışarıya çıkarmak, çıkmaya kışkırtıcı veya zorlayıcı eylemlerde bulunmak” düzenlemelerine yer verilmiştir .

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

15. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; Kamu sektöründe istihdamı için gerekli eğitim şartlarını taşımasına rağmen kamuda başörtülü olarak çalışabilme imkanı olmaması nedeniyle çalışma hakkını kullanamayan ve bu sebeple zamanında kamu hizmetine giremeyenler için, Kamu Personeli Seçme Sınavında öngörülen taban puanının alınması kaydıyla, bir defaya mahsus olmak üzere, herhangi bir yaş veya kontenjan sınırlaması yapılmaksızın sözlü sınavlara katılma hakkının verilmesi hususunda gerekli düzenlemelerin yapılması konusunda ilgili idarelere tavsiyede bulunulması yönünde hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 16. Başvuran, özetle, 28 Şubat sürecinde başörtülü olarak kamuda çalışma imkânının bulunmaması

7 / 14nedeniyle kamuya atanma konusunda yaşadığı mağduriyetin giderilmesini talep etmektedir .

17. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratikleşme ve ilerleme adımlarını sekteye uğratan en büyük engel askeri darbeler olmuştur . Türkiye’de her on yılda bir gerçekleştirilen darbeler, milli iradeyi yok ederek, demokrasinin kesintiye uğramasına yol açmıştır . Askeri darbeler devletle millet arasına mesafeler koyduğu kadar aynı zamanda Peygamber ocağı olarak milletin gönlünde taht kurmuş olan Türk Silahlı Kuvvetleri ile şehadeti en büyük şeref sayan millet arasına da mesafeler koymuş, böylece Türk Milletinin kadim devlet geleneğinin genleriyle oynamayı amaç edinmiştir .

Siyasî hayatımızda 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde demokrasiye hukuk dışı müdahaleler yapılmış; hükümetler cebir ve şiddet ya da baskı kullanılarak görevlerinden uzaklaştırılmış; millî iradenin tecelligâhı olan yüce parlamento lağvedilmiştir .

Başbakan ve Bakan konumundaki devlet adamları hukuksuz biçimde idam edilmiş, yüz binlerce vatandaşımız mağdur edilmiştir . 27 Nisan 2007 tarihinde e-muhtıra olarak adlandırılan bir bildiriyle halkın seçimiyle işbaşına gelen hükümete karşı müdahale teşebbüsünde bulunulmuştur . Nihayet 15

Temmuz 2016 tarihinde ordu içerisinde ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fetullah

Gülen’in liderliğini yaptığı Fetullahçı Terör Örgütüne (FETÖ) bağlı bir grup tarafından, TSK içindeki mensupları öncülüğünde askeri darbe girişiminde bulunulmuş, tarihinde ilk defa

Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, milletin devletine ve hükümetine sahip çıkmasıyla darbe teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmıştır .

18. Darbelerden kurtulmak, insan haklarına dayalı demokratik bir rejim kurmak ve kurumsallaştırmak, her şeyden önce demokrasiye inanan bireylere, sivil toplum örgütlerine ve siyaset kurumuna ve çok boyutlu tutarlı bir mücadeleye bağlıdır . Bugüne kadar yaşanan darbeler, muhtıralar, demokrasi dışı müdahaleler ülkemize ve milletimize büyük acılar yaşatmış, toplumun her kesiminden insanlar bu müdahalelerin mağduru olmuşlardır . Bu süreçlerin toplum ve devlet hayatımız üzerinde meydana getirdiği tahribatın ortaya konulması, maddi ve manevi zararların ve hak ihlallerinin bütüncül bir şekilde giderilmesi büyük önem taşımaktadır . Ders alınmayan ve oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmediği her darbe sonraki darbelere zemin hazırlamaktadır .

19. Darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir . Darbeci anlayışla mücadelede doğrudan darbenin faili olanlar kadar onlara destek verenlerin de teşhir edilmeleri ve rayiç hukuk esasında değerlendirmeleri önemlidir . Keza hukuk tanımaz bir şekilde gerçekleştirilen uygulamalardan mağdur olanların da mağduriyetlerini gidermek, insan hak ve hukuk ihlallerinin telafisini sağlamak önem taşımaktadır . (Meclis Araştırma Komisyonu Raporu, Kasım 2012, s.647)

20. 28 Şubat post-modern darbesinde de görüldüğü üzere her darbe girişimi, yayınlanan her muhtıra, siyaset kurumuna yapılan her müdahale, ülkeyi geriye götürmüştür . Bunun sonucu olarak ülkemiz demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri ve ekonomik refah seviyesi açısından olması gereken seviyeye bir türlü çıkarılamamıştır .

21. 1997 yılının Ocak ayı sonunda Sincan Belediyesinin düzenlediği Kudüs Gecesi sonrasında

8 / 14Sincan’da tankların yürütülmesi ile ordunun darbe yapacağı algısı oluşturulmuş, 28 Şubatta ise,

“irtica” gündemiyle toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun “uygulanması beklenen” 18 maddelik kararlar listesi ile Necmettin Erbakan başkanlığındaki Refah-Yol Hükümeti baskı altına alınmaya çalışılmıştır . Akabinde, Refah Partisi hakkında, “Laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı olduğu” iddiasıyla kapatma davası açılmış, yargı mensupları Genelkurmay Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verilmiştir . Baskı ve yıldırma amaçlı uygulamalar neticesinde 18

Haziran 1997 tarihinde Necmettin Erbakan istifa etmek durumunda kalmış ve Refah-Yol dönemi sonlanmıştır .

22. Kısaca tarihsel arka plana bakıldığında, hukuk ihlallerinin yaşandığı, temel hak ve hürriyetlerin hukuki alt yapıdan yoksun, siyasi ve ideolojik nedenlerle sınırlandığı bu süreç resmi olarak 28 Şubat 1997 tarihinden itibaren etkisini daha açık şekilde göstermeye başlamıştır . Bu dönemde “irticaya karşı” başlatıldığı iddia edilen ordu ve bürokrasi temelli sistematik uygulamalar ile kılık kıyafetlerinden veya dini hassasiyetlerinden ötürü birçok vatandaşımız, başta memurlar ve üniversite öğrencileri olmak üzere mağduriyetler yaşamış ; çeşitli haksızlıklara uğramıştır . Kamuda istihdam edilen vatandaşlarımız dini inançları nedeniyle ya disiplin cezası alarak meslekten çıkarılmış ya da istifaya zorlanmış, ayrıca kamuda başörtülü olarak çalışma imkanı bulunmadığından çalışma hakkını kullanamamış; üniversite öğrencisi olanlar ise, yine ya çıkarma cezası ile yükseköğretim kurumları ile ilişikleri kesilmiş ya da eğitim hayatına son vermek zorunda kalmışlardır .

23. Üniversitelerde başörtüsü yasağı, İstanbul Üniversitesi Rektörü’nün başörtülü ve sakallı öğrencilerin sınıflara alınmamalarını, girmişlerse derslerin iptal edilmesini öngören 23/ 02/ 1998 tarihli Genelgesi ile başlamıştır . 28 Şubat post modern darbesi sürecinin yaşandığı, Milli Güvenlik

Kurulu uzmanlarının YÖK Başkanı ve üniversite rektörlerine brifingler verdiği bu süreçte, Yükseköğretim Kurulunun 07/ 09/ 1998 tarihli ve 19922 sayılı Genelgesi ile başörtüsü yasağı tüm üniversitelerde başlamıştır . Başörtülü öğrencilere Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin

Yönetmeliği’nin 7 nci maddesinin (a) bendinde öngörülen “öğrencilik sıfatının gerektirdiği itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak” veya aynı maddenin (e) bendinde öngörülen “ders, seminer, uygulama, laboratuvar, atölye çalışması, konferans gibi çalışmaların düzenini bozmak” suçlarından kınama cezaları verilmiş, başörtülü öğrencilerin eğitimlerine başörtülü olarak devam etmelerine izin verilmediği için devamsızlık sebebiyle eğitimlerini bırakmaya zorlandıkları veya okullarıyla ilişkilerinin kesildiği görülmüştür (Gözler, K. ( 2009) İdare

Hukuku, Cilt 2. 2. Baskı, Bursa, Ekin Kitabevi, s.338) “Devrin YÖK Başkanının ‘hizmete özel’ bir yazı göndererek üniversiteye türbanlı olarak gelen öğrencilerin Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 10/b maddesi uyarınca cezalandırılmasını istediği anlaşılmaktadır .” (Gözler, 2009:340 ) . 2002 yılından itibaren ise üniversitelerde başörtüsü yasağı ile ilgili uygulamada bazı yumuşamalar meydana gelmiş, 2007 yılında üniversitelere başörtülü öğrencilerin girmesinin önünün açılmış, YÖK

Başkanının Rektörlüklere gönderdiği talimatla yasak uygulamadan tamamen kaldırılmıştır .

24. 2547 sayılı Kanuna 2005 yılında 5316 sayılı Kanunla, 2008 yılında 5806 sayılı Kanunla ve 2011 yılında 6111 sayılı Kanunla eklenen hükümlerle başörtülü öğrenciler dâhil, her ne sebeple olursa olsun yükseköğrenimle ilişi kesilenlere eğitimlerine devam edebilme hakkı tanınmıştır . 2013 yılında

5525 sayılı Kanunda yapılan değişikle de, 2011- 2017 yılları arasında mezun olmuş veya

9 / 14olabilecekler için kamu görevine girişte yaş şartı sınırlamasına tabi olmama imkânı verildiği

görülmektedir .

25. Başvuru konusu olayda, başvuranın öğrenimini tamamlayarak öğretmenlik bölümünden mezun olabilmesine rağmen, kamu sektöründe başörtülü olarak çalışma imkanı bulunmaması nedeniyle

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumlarda iş bulmak amacıyla başvuruda dahi bulunamadığı, bu sebeple öğretmenlik mesleğini fiilen icra edemediği, sonrasında yapılan düzenlemelerle kamu hizmetine girmede gerek ülke şartlarında gerekse aradan geçen zamanda kendi özel koşularındaki hayatın olağan akışından kaynaklanan değişimler neticesinde birtakım engellerle karşılaştığı değerlendirilmektedir .

26. Yukarıda yer verildiği üzere darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir .

Başvuranın da belirttiği şekilde, Devlet başvuranın mağduriyetlerinin giderilmesi için eğitim ve kamu hizmetine girme haklarında iyileştirmeler yapmıştır . Ancak mağduriyetler devam ediyor ise, bunların giderilmesi yönünde gerekli girişimlerde bulunmak Devletin görevdir . “Eşitlik prensibinin, insanların özellikle sivil hizmetlere ulaşmalarında ve bunlardan yararlanmalarında, dini inançlarına göre ayrımcılığa maruz bırakılmalarını engellemesi gerekmektedir” (Benli, F. ( 2010), Leyla Şahin Kararı Işığında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İstanbul, Akder Yayınları, 22) . Bu nedenle başvuranların mağduriyetinin giderilmesinin yerinde olacağı değerlendirilmektedir . Böylece, tüm vatandaşlarına din ve vicdan özgürlüğü tanıyan Devlet, başörtülülerin kamu hizmetine girme hakkını da teminat altına almış olacaktır .

27. Ayrıca, başörtüsü mağdurlarının çoğunluğunun kadın oldukları ve çoğunluğunun öğretmenlik mesleğini icra etmek üzere Eğitim Fakültelerinden mezun oldukları görülmektedir . “Kadın hakları, kadınların ne giyip giymeyeceklerinin söylenmesi ve kendileriyle ilgili alınan kararlara uymadıklarında eğitim ve çalışma haklarından mahrum edilmeleri ile korunmaz .” (Benli, 2010:25 ) .

Avrupa Parlamentosunun 13/ 02/ 2007 tarihli “Türkiye’de Sosyal, Ekonomik ve Politik Hayatta kadınların Rolüne İlişkin Avrupa Parlamentosu Önergesi”nde kılık ve kıyafet ayrımcılığının çalışma hayatında mağduriyetlere yol açtığı tespit edilmiştir . (European Parliament Resolution on women’s role in social, economic and political life in Turkey- 2006/ 2214(INI), Women in Turkey, 13 February 2007-Strasbourg) Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Kaldırılması Komitesi (CEDAW), 32 nci oturumunda “okullar ve üniversitelerdeki başörtüsü yasağının kız çocukları ve kadınlar üzerindeki etkilerini dikkate almak gerektiği”ni vurgulamıştır . (Committe on the Elimination of Discrimination against Women Thirty-second session 10- 28 January 2005) . Ülkemizde kadınların sosyal hayata ve çalışma hayatına katılımları teşvik edilmekte, kadının tam gelişmesini ve ilerlemesini sağlamak için politik, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlar başta olmak üzere, kadınların insan hakları ile temel hak ve özgürlüklerinden yararlanmalarını garanti etmek amacıyla yasal düzenleme dâhil bütün uygun önlemler alınmaktadır . Kamuda başörtülü olarak çalışılabilmesinin önündeki engellerin zaman içerisinde kaldırılmış olmasına karşın, bu kişilerin çalışma hayatına katılmalarının desteklenmesi, kadın hakları ile hakkaniyetin bir gereğidir .

28. Türkiye Büyük Millet Meclisi; 1997 yılında başlayan 28 Şubat sürecinin ortaya çıkardığı hukuka aykırı yaptırım ve uygulamalar nedeniyle öğrencilikten kaydı silinenlerin mağdur

10 / 14olduğu kanaatine vararak, 2011 yılında çıkardığı 6111 sayılı Kanun ile bu kişilere okullarına

dönüş ve eğitimlerini tamamlama imkanı tanımıştır . Akabinde; 2013 yılında 6495 sayılı kanunla getirilen düzenlemede, af kanunları kapsamında öğrenimini 02/ 08/ 2013 tarihinden önce tamamlayanların bu tarihten itibaren iki yıl süreyle, 31/ 12/ 2015 tarihine kadar tamamlayacak olanların ise öğrenimlerini tamamladıkları tarihten itibaren iki yıl süreyle, kamu görevlerine girişte yaş şartı aranmayacağı belirtilmiştir . Her ne kadar, kanun metninde öğrenimlerinin ilişik kesilmesiyle yarıda kalarak, çıkarılan af düzenlemeleri ile öğrenimlerine devam eden kişiler olarak ifade edilmiş olsa da; kanun koyucunun yasa çalışmasındaki amaçsal hedeflerinden birinin de 28 Şubat post modern darbesinin mağduru olan ve temel hak ve hürriyetlerden olan din ve vicdan özgürlüğünün gereği kullandıkları başörtüsü nedeniyle öğrenimleri kesilen durdurulan geciktirilen ve akabinde yine anayasal güvence altına alınan çalışma hak ve ödevi kullandırılmayan kişilerin yaşadıkları mağduriyetin giderilmesine yönelik olduğu da açıkça ortadadır .

29. Anayasamızın 2 nci maddesinde Devletimizin nitelikleri sayılmış ve sosyal bir hukuk

Devleti olduğu vurgulanmış; 5 inci maddesinde Devletin temel amaç ve görevleri sayılarak; kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmak; insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak görevlerine yer verilmiştir .

30. Devletimizin nitelikleri arasında sayılan sosyal hukuk devleti ; “insan haklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişinin onurlu bir yaşam sürdürmesi ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirmesi için gerekli koşulları oluşturan, çalışma hayatını geliştirerek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adil bir şekilde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi gözeten devlettir . Çağdaş devlet anlayışı, sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılmaktadır .

31. Somut olayda başvuranın, 1998 yılında girdiği yükseköğreniminden 2005 yılında mezun olduğu ancak 28 Şubat sürecinin etkisiyle başörtülü olduğu için kamu hizmetine dahil olamadığı görülmektedir . Başvuranın kamu hizmetine dahil olabileceği bu dönemde başörtüsü yasağı nedeniyle sınava girme hakkının elinden alındığı göz önüne alındığında başvuranın

Anayasal güvence altına alınan çalışma hak ve ödevinin, Kamu Kurum ve Kuruluşlarında

Çalışan Personelin Kılık Kıyafetine Dair Yönetmelikte bulunan yasak nedeniyle kullanabilmesinin engellendiği açıktır . Temel hak ve hürriyetlerden bir hakkın kullanılmasının, kullanılırken durdurularak engellenmesi ile bu hakkın bir takım yasaklayıcı düzenlemeler yapılarak hiç başlamadan kullanılmasının önüne geçilmesi arasında yaşanılan mağduriyet açısından bir fark bulunmamaktadır . Öğrenim hayatları okuldan ilişikleri kesilerek durdurulan, engellenen ve sonrasında çıkarılan öğrenim hakkının devamına yönelik aflardan faydalananlar için yukarıda belirtilen yaş şartının aranmayacağına yönelik

11 / 14düzenlemede, ortaya çıkan mağduriyetlerin telafisi amaçlanmış, ancak öğrenimini 2005 yılında

bitirip akabinde başlayan 28 Şubat sürecinin yaşananları nedeniyle çalışma hak ve ödevini kullanmak adına kamu hizmetine dahil olmak için müracaat bile edemeyen başvuran gibi diğer mağdurlar ve hatta Kurumumuza yapılan başvurularda tespit edilen, öğrenimlerini okulla ilişik kesilme nedeniyle değil de uyarma, kınama, okuldan süreli uzaklaştırma veya sözlü uyarı ve baskılara maruz kala kala uzun süre içinde bitiren, veya bireysel kararları ile kayıt dondurarak uzun süreçte okullarını bitiren ancak yine “1000 yıl sürecek” olarak nitelendirilen 28 Şubat süreci içerisinde kamu hizmetlerinde kılık kıyafete yönelik engellemelerin kaldırıldığı 04/ 10/ 2013 tarihine kadar başlarını açmadıkları için kamu hizmetine girme adına talepte bile bulunamayan birçok mağdur hakkında bir düzenleme ve çalışma olmadığı için bu kişilerin bütün mağduriyetleri devam etmektedir . Bu kapsamda, yasa koyucu tarafından da benzer sürecin mağduru olarak görülen bu kişilerin her birine benzer nitelikte haklar tanınması hakkaniyet gereğidir .

32. Bu bağlamda, benzer durumda olan 28 Şubat sürecinde ve devamında kamuda başörtüsü yasağının kaldırıldığı 04/ 10/ 2013 tarihine kadar başörtüsü yasağı nedeniyle kamu hizmetine giremeyen ve bu sürede yaşlarının ilerlemesi, aile ve sosyal durumlarındaki değişiklik nedeniyle mevcut kamu hizmetine girebilme şartlarını karşılayamayan mağdurlar için de sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri gereğince, yeni bir yasal düzenlemeyle, kamu hizmetine dahil olabilmeye yönelik olarak ( KPSS den taban puan almak suretiyle, yaş ve kontenjan sınırına takılmaksızın bir mülakat hakkı verilmesi, bu hususta yükseköğrenimin bütün bölümleri ve bölümlerine uygun olarak bütün kamu hizmetleri yönünden dikkate alınarak) aynı hakların verilmesinin, dolayısıyla bütün mağdurlara bütün haklarının verilmesi bir kısım mağduriyetler ortadan kaldırılırken diğer kısım arasında uygulama eşitliği sağlanmasını teminen, gerekli kanun tasarısı çalışmalarının yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir .

33. Zira; Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 13/ 04/ 2018 tarihli E:2014 / 144,K :2018 / 248 sayılı dosyasında verilen kararda; 28 Şubat sürecinin hukuk ihlalleri, yapılan yargılama ile tespit edilmiş ve bütün başvuru sahiplerinin temel hak hürriyetlerinden olan din ve vicdan hürriyetinin özüne dokunularak inançlarının gereği taktıkları başörtüsü nedeniyle kınanamayacakları ve suçlanamayacakları güvencesinin ortadan kaldırıldığı tespit edilmiş iken, yaşanılan süreçte mağdurların hukuka aykırı olarak öğrenimleri ilişik kesme haricinde engellenen ve okullarını bitirse bile bütün başörtüsü yasakları nedeniyle çalışma hak ve ödevini hiç kullanamayan mağdurların geçen yıllar içinde katlanarak artan mağduriyetleri karşısında, kanun koyucunun mağduriyetleri ortadan kaldırmak için çıkardığı af kanunlarının bir amacının da başörtüsü yasaklarının telafisi yönünde olduğu değerlendirilerek, başvuran benzeri toplumdaki birçok mağdur açısından yaşanılan hukuka aykırılığı ortadan kaldırmaya yönelik yeni düzenlemeler yapılması gerekmektedir .

34. Bütün bunlara ilaveten, ilgili mevzuat hükümleriyle öğrenimlerine geri dönüş için verilen başvuru süresinde kamuda başörtüsü yasağı devam ediyor olması nedeniyle başvuruda bulunmayanların da bulunması ayrıca öğrenimlerini bu hakkı kullanarak bitirse bile yine başörtüsü engeli nedeniyle kamu hizmetine dahil olamayan KPSS sınavına giremeyen, girip atansa bile yasak nedeniyle başlayamayanların olması gerçeği karşısında, (süreli veya süresiz)

12 / 14yeni bir başvuru hakkı verilmesi; bunun yanında, ilgililerin bu geçen sürede (yasanın çıktığı

tarihe kadar) bitirdikleri mezuniyetlere göre atanabilecekleri unvanlara başvurma hakkının verilmesi hususlarının da kanun tasarısı çalışmaları sırasında göz önünde bulundurulmasında da fayda mülahaza edilmektedir .

35. Bu çerçevede, Kurumumuzca yapılan inceleme neticesinde, sosyal hukuk devleti ve hakkaniyet ilkeleri gereğince 28 Şubat sürecinin başörtüsü mağdurlarının önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik, başörtüsü yasağının tamamen kalktığı 04/ 10/ 2013 tarihi dikkate alınarak kamu hizmetine girebilme adına KPSS den taban puan almak kaydıyla yaş ve kontenjan sınırı gözetilmeden o anki öğrenim durumlarına uygun unvanlara yerleştirilmek üzere mülakat hakkı verilmesi için bir kanun tasarısı hazırlaması konusunda ilgili idarelere tavsiyede bulunulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır .

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

36. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Manisa İdare

Mahkemesinde yargı yolu açıktır .

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre, Kamu sektöründe istihdamı için gerekli eğitim şartlarını taşımasına rağmen kamuda başörtülü olarak çalışabilme imkanı olmaması nedeniyle çalışma hakkını kullanamayan ve bu sebeple zamanında kamu hizmetine giremeyenler için, Kamu Personeli Seçme Sınavında öngörülen taban puanının alınması kaydıyla, bir defaya mahsus olmak üzere, herhangi bir yaş veya kontenjan sınırlaması yapılmaksızın sözlü sınavlara katılma hakkının verilmesi hususunda gerekli düzenlemelerin yapılması için MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA, Yükseköğretim kurumlarının Eğitim Fakülteleri ile Fen-Edebiyat Fakülteleri dışındaki fakültelerinden mezun olanlar için ise, Kamu Personeli Seçme Sınavına katılmış olmaları kaydıyla, taban puan şartı aranmaksızın Devlet Personel Başkanlığının uygun göreceği kurumlardaki kadrolar için yapılacak sözlü sınavlara katılma hakkının verilmesi yönünde düzenlemeler yapılması için

DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA;

Tavsiye Kararının BAŞVURANA, MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI ile DEVLET PERSONEL

BAŞKANLIĞINA ve bilgi edinilmesi için AİLE, ÇALIŞMA ve SOSYAL HİZMETLER

BAKANLIĞINA, HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞINA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Milli Eğitim Bakanlığınca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .

13 / 14Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi