5.1. Yükseköğretim kurumlarından ilişiği kesilenler ile kendi istekleriyle öğrenimlerini yarıda bırakanların yükseköğretim kurumlarına kayıt yaptırabilmelerine ilişkin 15/ 03/ 2005 tarihli ve 5316 sayılı, 22/ 10/ 2008 tarihli ve 5806 sayılı, 13/ 02/ 2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunlarla kendi isteğiyle öğrenciliği son bulanlar dahil olmak üzere her ne sebeple olursa olsun öğrencilikle ilişiği kesilenlerin yükseköğrenim kurumlarına yeniden öğrenci olarak dönebilmelerine imkan sağlandığı, 5.2. YÖK Başkanlığı tarafından hazırlanan bilgi ve belgelerde kılık ve kıyafetleri nedeniyle öğrencilikle ilişiği kesilenler ile kendi istekleriyle öğrenimlerini bırakanların sayısının ve 5316, 5806 ve 6111 sayılı Kanunlarla yapılan düzenlemeler sonucunda yükseköğretim kurumlarına yeniden kayıt yapma hakkı verilenlere ilişkin sayıların sağlıklı olmadığının düşünüldüğü, 5.3. Kurumumuzdan talep edilen hususunun kılık ve kıyafet uygulamaları nedeniyle kendi istekleri ile yükseköğrenimlerini yarıda kesenleri de kapsadığı, ancak 28 Şubat döneminde kılık ve kıyafet uygulamaları dışında farklı bir nedenle yükseköğrenimlerini kendi istekleri ile yarıda bırakanların olabileceği, bu nedenle kimlerin kılık ve kıyafet uygulamaları nedeniyle, kimlerin farklı nedenlerle yükseköğrenimlerini yarıda bıraktıklarının öncelikle tespit edilmesi gerektiği, bu itibarla mevcut bilgi ve verilerin sağlıklı bir görüş ve kanaat oluşturmak için yeterli olmadığı, 6. Devlet Personel Başkanlığının 17/ 01/ 2018 tarihli ve sayılı yazısında; 6.1. 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle disiplin yönünden veya kendi istekleri ile ilişiği kesilenlere 2011 yılında 6111 sayılı Kanunla eğitimlerini tamamlama hakkı verildiği, 2013 yılında ise 6495 sayılı Kanunla eğitimlerini bu kanunun yürürlüğe girdiği 25/ 02/ 2011 tarihinden önce tamamlamış kişilere Kanun’un yürürlüğe girdiği 2013 yılından itibaren iki yıl süreyle; eğitimlerini 31/ 12/ 2015 tarihinden sonra tamamlayacaklara ise öğrenimlerini bitirdikleri tarihten itibaren iki yıl süreyle ilgili mevzuatlarındaki yaş sınırlamalarına bağlı olmaksızın kamu görevlerine atanma hakkı tanındığı, 6.2. Böylece, üniversiteden ilişiği kesildiğinde en az birinci sınıfta olan ve disiplin affı ile eğitimine geri dönen bir kişiye dahi eğitimini normal öğrenim süresinde tamamlaması halinde kamu görevine girişte yaş şartı sınırlamasına tabi olmadan yerleştirilebilme imkânı verildiği, 6.3. Bu düzenlemelerle, başörtüsü nedeniyle eğitimlerini tamamlayamayanlar dâhil geniş bir kesim için, hem terör suçu hariç disiplinsizlik cezası nedeniyle hem de devamsızlık gibi kendi isteği ile okulları ile ilişiği kesilenlere eğitimlerini tamamlama hakkı ve yaş şartına bağlı olmaksızın kamuda istihdam hakkı tanındığı, devamsızlık nedeniyle okulları ile ilişiği kesilen ve sonrasında eğitimini tamamlama hakkı verilenler arasında, hukuken başörtüsü nedeniyle mağdur olanları ayırma olanağının bulunmadığı, 6.4. Başvuranların memuriyete atanma hususunda kazanılmış olarak nitelendirilebilecek bir hak kaybına uğramadıkları, 6.5. Başvuranların zamanında mezun olarak KPSS’den yüksek puan almış oldukları varsayılsa bile, tercihleri veya o tarihte ihdas edilen kadro/pozisyon sayıları doğrultusunda herhangi bir kamu
3 / 11görevine yerleştirilemeyebileceklerinin ve bu durumda hak iddia edemeyeceklerinin açık olduğu,
6.6. Merkezi yerleştirme sınavlarının kurumsal sınavlara göre toplumda adalet olgusunu güçlendirdiği, kamu hizmetlerine girişte özellikle B grubu kadrolarda genel kültür ve genel yeteneğe göre ölçme yapılmasının fırsat eşitliğini arttırdığı; merkezi yerleştirme ile kamu görevlisi alımı yapan kurumların kişilere yönelik kurumsal sınav veya yerleştirmeler yapmasına dair herhangi bir düzenleme yapılması halinde kamuoyunda kamu personel sistemine girişte kayırmacılığın arttığına dair bir algı oluşmasını muhtemel olduğu, 6.7. 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle öğrenimlerini zamanında tamamlayamayan ve mezun oldukları tarihte merkezi sınava tabi olmayacak iken, şu an merkezi sınava tabi olmak zorunda kalan başvuranların, merkezi sınav sisteminin dışında tutularak kurumsal sınavlar ile istihdam edilmelerine ya da kamuda durumlarına uygun memur unvanlı atanmalarına dair taleplerinin; i) anılan sebeplerle öğrenimlerini tamamlayamayan öğrencilerin mevcut istatistiki verilere göre hukuken tespitinin yapılamaması, ii) merkezi sınav sistemi uygulamasının 1999 yılında başlamış olması, yani başvuranların 28 Şubat 1997 sürecinde 2 nci, 3 üncü veya 4 üncü sınıfta olup öğrenimlerini bitirmesine karşın başkaca bir engel bulunmayanların kurumsal sınav sistemine dâhil olduğu, iii)
mer ’i mevzuat çerçevesinde başvuranların kazanılmış bir hak elde etmemiş oldukları, iv) merkezi sınav ile kamu personeli alım sisteminin kamuoyunda eşitlikçi ve adil olduğunun benimsenmiş olduğu belirtilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
7. Anayasamızın “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde; “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır” 7.1. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir .
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir . Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür . Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz .” 7.2. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40 ıncı maddesinin son fıkrasında;
“Kişinin, resmî görevliler tarafından vâki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir .” 7.3. “Çalışma ve sözleşme hürriyeti” başlıklı 48 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir .” 7.4. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında; “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir .”
4 / 117.5. “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50 nci maddesinin ikinci fıkrasında;
“Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar .” 7.6. “Hizmete girme başlıklı” 70 inci maddesinin birinci fıkrasında; “ Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir” .
7.7. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler . ” 8. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” 9. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 15/ 03/ 2005 tarihli ve 5316 sayılı Kanunla değişik
Geçici 51 inci maddesinin birinci fıkrasında; “29/ 06/ 2000 tarihinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, lisansüstü öğrenim görürken, her ne sebeple olursa olsun kurumları ile ilişiği kesilen öğrencilere başarısız oldukları dersler ve yeterlilik için iki sınav hakkı; yüksek lisans öğrencileri için bir yıl, doktora öğrencileri için iki yıl tez hazırlama süresi verilir . Doktora yeterlik sınavına girebilmek için yabancı dil sınavında başarısız olanlara iki sınav hakkı tanınır .” 9.1. 22/ 10/ 2008 tarihli ve 5806 sayılı Kanunla değişik Geçici 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Yükseköğretim kurumlarında hazırlık dâhil bütün sınıflarda intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans, pedagojik formasyon, lisansüstü, tıpta uzmanlık ve sanatta yeterlik öğrenimi gören öğrencilerden; 07/ 06/ 1995 tarihinden bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kendi isteğiyle ilişikleri kesilenler dâhil her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki aylık başvuru süresi içerisinde ilişiği kesilenler ile 1980 sonrasında bu içerikte çıkarılan kanunların kapsamına girmekle birlikte sağlanan haklardan yararlanmak üzere başvurmayan veya başvurdukları halde yararlanamamış olanlar, 2547 sayılı
Yükseköğretim Kanununun 35 inci maddesi uyarınca bir yükseköğretim kurumu adına yurt içinde başka bir yükseköğretim kurumunda lisansüstü öğrenim yapanlardan başarısız olmaları nedeniyle ilişiği kesilenler, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki ay içinde ilişiklerinin kesildiği kuruma başvuruda bulunmaları şartıyla bu maddede belirtilen haklardan yararlanırlar .” 9.2. 13/ 02/ 2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunla değişik Geçici 58 inci maddesinde; “Yükseköğretim kurumlarında hazırlık dâhil bütün sınıflarda intibak, önlisans, lisans tamamlama, lisans, lisansüstü öğrenimi gören öğrencilerden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kendi isteğiyle ilişikleri kesilenler ile yurt dışındaki üniversitelerden yatay geçiş yaptıktan sonra yatay geçişleri iptal edilenler dâhil, terör suçundan hüküm giyenler hariç her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler ile bir programı kazandıkları halde kayıt yaptırmayanlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten
5 / 11itibaren beş ay içinde ilişiklerinin kesildiği yükseköğretim kurumuna başvuruda bulunmaları şartıyla
bu Kanunun 44 üncü maddesinde belirtilen esaslara göre 2011- 2012 eğitim-öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilirler .” 10. 07/ 07/ 2006 tarihli ve 26218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında
Kanun’un 12/ 07/ 2013 tarihli 6495 sayılı Kanun ile değişik Ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasında; “04/ 11/ 1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve 2547 sayılı Yükseköğretim
Kanununa atıf yapan Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği hükümlerine göre aldıkları disiplin cezaları nedeniyle yükseköğretim kurumlarından ilişiği kesilip, anılan Kanunun geçici 40 ıncı, geçici 43 üncü, geçici 45 inci, geçici 46 ncı, geçici 48 inci, geçici 50 nci, geçici 56 ncı ve geçici 58 inci madde hükümlerinden yararlanmak suretiyle önlisans veya lisans öğrenimini söz konusu maddelerde öngörülen şartlar dâhilinde; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bitirmiş olanlar için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl süreyle, 31/ 12/ 2015 tarihine kadar bitirecek olanlar için ise öğrenimlerini bitirdikleri tarihten itibaren iki yıl süreyle, kamu görevlerine giriş için ilgili mevzuatında öngörülen yaş şartı aranmaz.” düzenlemelerine yer verilmiştir .
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
11. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; mağduriyetlerin giderilmesine yönelik gerekli düzenlemelerin yapılması yönünde hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi”
Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran özetle, başörtüsü yasağı nedeniyle öğretmenlik mesleğine başvuruda bulunamadığını, aradan geçen zaman içerisinde ise KPSS engeline takıldıklarını belirterek, bu nedenle oluşan mağduriyetlerinin giderilmesini talep etmektedir .
13. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratikleşme ve ilerleme adımlarını sekteye uğratan en büyük engel askeri darbeler olmuştur . Türkiye’de her on yılda bir gerçekleştirilen darbeler, milli iradeyi yok ederek, demokrasinin kesintiye uğramasına yol açmıştır . Askeri darbeler devletle millet arasına mesafeler koyduğu kadar aynı zamanda Peygamber ocağı olarak milletin gönlünde taht kurmuş olan Türk Silahlı Kuvvetleri ile şehadeti en büyük şeref sayan millet arasına da mesafeler koymuş, böylece Türk Milletinin kadim devlet geleneğinin genleriyle oynamayı amaç edinmiştir .
Siyasî hayatımızda 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihlerinde demokrasiye hukuk dışı müdahaleler yapılmış; hükümetler cebir ve şiddet ya da baskı kullanılarak görevlerinden uzaklaştırılmış; millî iradenin tecelligâhı olan yüce parlamento lağvedilmiştir .
Başbakan ve Bakan konumundaki devlet adamları hukuksuz biçimde idam edilmiş, yüz binlerce vatandaşımız mağdur edilmiştir . 27 Nisan 2007 tarihinde e-muhtıra olarak adlandırılan bir bildiriyle halkın seçimiyle işbaşına gelen hükümete karşı müdahale teşebbüsünde bulunulmuştur . Nihayet 15
.
6 / 11Temmuz 2016 tarihinde ordu içerisinde ABD’nin Pensilvanya eyaletinde yaşayan Fetullah
Gülen’in liderliğini yaptığı Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)’ye bağlı bir grup tarafından, TSK içindeki mensupları öncülüğünde askeri darbe girişiminde bulunulmuş, tarihinde ilk defa
Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalanmış, milletin devletine ve hükümetine sahip çıkmasıyla darbe teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmıştır .
14. 28 Şubat post-modern darbesinde de görüldüğü üzere her darbe girişimi, yayınlanan her muhtıra, siyaset kurumuna yapılan her müdahale, ülkeyi geriye götürmüştür . Bunun sonucu olarak ülkemiz demokrasi, hukukun üstünlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri ve ekonomik refah seviyesi açısından olması gereken seviyeye bir türlü çıkarılamamıştır .
15. 1997 yılının Ocak ayı sonunda Sincan Belediyesinin düzenlediği Kudüs Gecesi sonrasında
Sincan’da tankların yürütülmesi ile ordunun darbe yapacağı algısı oluşturulmuş, 28 Şubatta ise, “irtica” gündemiyle toplanan Milli Güvenlik Kurulu’nun “uygulanması beklenen” 18 maddelik kararlar listesi ile Necmettin Erbakan başkanlığındaki Refah-Yol Hükümeti baskı altına alınmaya çalışılmıştır . Akabinde, Refah Partisi hakkında, “Laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı olduğu” iddiasıyla kapatma davası açılmış, yargı mensupları Genelkurmay Başkanlığı’na çağrılarak kendilerine irtica konusunda brifing verilmiştir . Baskı ve yıldırma amaçlı uygulamalar neticesinde 18
Haziran 1997 tarihinde Necmettin Erbakan istifa etmek durumunda kalmış ve Refah-Yol dönemi sonlanmıştır .
16. Kısaca tarihsel arka plana bakıldığında, hukuk ihlallerinin yaşandığı, temel hak ve hürriyetlerin hukuki alt yapıdan yoksun, siyasi ve ideolojik nedenlerle sınırlandığı bu süreç resmi olarak 28 Şubat 1997 tarihinden itibaren etkisini daha açık şekilde göstermeye başlamıştır . Bu dönemde “irticaya karşı” başlatıldığı iddia edilen ordu ve bürokrasi temelli sistematik uygulamalar ile kılık kıyafetlerinden veya dini hassasiyetlerinden ötürü birçok vatandaşımız, başta memurlar ve üniversite öğrencileri olmak üzere mağduriyetler yaşamış ; çeşitli haksızlıklara uğramıştır . Kamuda istihdam edilen vatandaşlarımız dini inançları nedeniyle ya disiplin cezası alarak meslekten çıkarılmış ya da istifaya zorlanmış; üniversite öğrencisi olanlar ise, yine ya çıkarma cezası ile yükseköğretim kurumları ile ilişikleri kesilmiş ya da eğitim hayatına son vermek zorunda kalmışlardır .
17. Üniversitelerde başörtüsü yasağı, İstanbul Üniversitesi Rektörü’nün başörtülü ve sakallı öğrencilerin sınıflara alınmamalarını, girmişlerse derslerin iptal edilmesini öngören 23/ 02/ 1998 tarihli Genelgesi ile başlamıştır . 28 Şubat post modern darbesi sürecinin yaşandığı, Milli Güvenlik
Kurulu uzmanlarının YÖK Başkanı ve üniversite rektörlerine brifingler verdiği bu süreçte, Yükseköğretim Kurulunun 07/ 09/ 1998 tarihli ve 19922 sayılı Genelgesi ile başörtüsü yasağı tüm üniversitelerde başlamıştır . Başörtülü öğrencilere Yüksek Öğretim Kurumları Öğrenci Disiplin
Yönetmeliği’nin 7 nci maddesinin (a) bendinde öngörülen “öğrencilik sıfatının gerektirdiği itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak” veya aynı maddenin (e) bendinde öngörülen “ders, seminer, uygulama, laboratuvar, atölye çalışması, konferans gibi çalışmaların düzenini bozmak” suçlarından kınama cezaları verilmiş, başörtülü öğrencilerin eğitimlerine başörtülü olarak devam etmelerine izin verilmediği için devamsızlık sebebiyle eğitimlerini
.
7 / 11bırakmaya zorlandıkları veya okullarıyla ilişkilerinin kesildiği görülmüştür (Gözler, K. ( 2009) İdare
Hukuku, Cilt 2. 2. Baskı, Bursa, Ekin Kitabevi, s.338) “Devrin YÖK Başkanının ‘hizmete özel’ bir yazı göndererek üniversiteye türbanlı olarak gelen öğrencilerin Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinin 10/b maddesi uyarınca cezalandırılmasını istediği anlaşılmaktadır .” (Gözler, 2009:340 ) . 2002 yılından itibaren ise üniversitelerde başörtüsü yasağı ile ilgili uygulamada bazı yumuşamalar meydana gelmiş, 2007 yılında üniversitelere başörtülü öğrencilerin girmesinin önünün açılmış, YÖK
Başkanının Rektörlüklere gönderdiği talimatla yasak uygulamadan tamamen kaldırılmıştır . Bu hususta tam anlamıyla serbestlik ise 2011 yılı itibariyle gerçekleşmiştir .
18. Bu süreçte Ülkemizde gerek kamu personeli alım sisteminde gerekse yükseköğretim sisteminde çeşitli düzenlemeler ile önemli değişiklikler meydana gelmiştir . Kamu personeli alım sisteminde; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Sınav şartı ” başlıklı 50 nci maddesinde;
“Devlet kamu hizmet ve görevlerine Devlet memuru olarak atanacakların açılacak Devlet memurluğu sınavlarına girmeleri ve sınavı kazanmaları şarttır . Sınavların yapılmasına dair usul ve esaslar ile sınava tabi tutulmadan girilebilecek hizmet ve görevler ve bunların tabi olacağı esaslar
Devlet Personel Başkanlığınca hazırlanacak bir genel yönetmelikle düzenlenir .” hükmüne istinaden
1986 yılında “İlk Defa Devlet Kamu Hizmeti ve Görevlerine Devlet Memuru Olarak Atanacaklar
İçin Mecburi Yeterlik ve Yarışma Sınavları Genel Yönetmeliği” çıkarılmış ve her kurumun alacağı personeli kendi yapacağı sınav sonucuna göre temin etmesini öngören kurumsal alım yöntemini benimsemiş olan Yönetmelik, uygulamanın kayırmacılığa, sübjektif değerlendirmelere neden olması ve kurumsal yerleştirme görevinin kamu kurum ve kuruluşlarınca 657 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yer bulan liyakat ilkesine uygun olmayan biçimde yerine getirilmesinin kamuoyunda adaletsizlik algısı oluşturması sebebiyle 07/ 05/ 1999 tarihli ve 99/ 12722 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile değiştirilerek kamu kurum ve kuruluşlarında Devlet memuru olmak isteyenler ile kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarına sözleşmeli statüde gireceklerin yazılı sınavlarının merkezi olarak yapılması öngörülmüş ve söz konusu değişiklikle kamu kurum ve kuruluşlarında merkezi sınav ve merkezi yerleştirme usulüne geçilmiştir .
19. Bu kapsamda, 1999 yılında Devlet Memurluğu Sınavı (DMS) adıyla ilk merkezi sınav, 2001 yılında da özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle girilen müfettiş yardımcılığı, uzman yardımcılığı, kaymakam adaylığı, denetmen yardımcılığı vb. mesleklere personel temini amacıyla
Kurumlar İçin Merkezi Eleme Sınavı (KMS) yapıldıktan sonra; 2002 yılında, 18/ 03/ 2002 tarihli ve 2002/ 3975 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile “Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak
Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik” yürürlüğe konulmuş; diğer Yönetmelikler yürürlükten kaldırılarak Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) adıyla tek bir merkezi sınav uygulamasına başlanmıştır .
20. Görüldüğü üzere, Türk kamu personel sisteminde KPSS, memur alımlarında kayırmacılığın önüne geçilebilmesi ve objektif bir yerleştirme yapılabilmesi amacıyla tesis edilmiştir . Halen uygulanmaya devam eden merkezi yerleştirme sisteminde, Devlet memuru olmak isteyen adayların işe yerleştirilmeleri; adayların Kamu Personel Seçme Sınavı’na (KPSS) girmelerini müteakip, ÖSYM Başkanlığınca KPSS Tercih Kılavuzu ile ilan edilecek kamu kurum ve kuruluşlarına ait kadro ve pozisyon sayıları, adayların tercihleri göz önünde tutularak bilgisayar
.
8 / 11ortamında yapılmakta olup, adayların yerleştirilmelerinde başka bir niteliğe göre ayrım yapılması söz
konusu olmamaktadır . Ayrıca, 03/ 05/ 2002 tarihli ve 24744 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik’in “Hak iddia edilemeyecek durumlar” başlıklı 26 ncı maddesine göre, KPSS’de yüksek puan almak, kamu kurum ve kuruluşlarında görev almada tek başına bir hak teşkil etmemektedir .
21. Darbelerden kurtulmak, insan haklarına dayalı demokratik bir rejim kurmak ve kurumsallaştırmak, her şeyden önce demokrasiye inanan bireylere, sivil toplum örgütlerine ve siyaset kurumuna ve çok boyutlu tutarlı bir mücadeleye bağlıdır . Bugüne kadar yaşanan darbeler, muhtıralar, demokrasi dışı müdahaleler ülkemize ve milletimize büyük acılar yaşatmış, toplumun her kesiminden insanlar bu müdahalelerin mağduru olmuşlardır . Bu süreçlerin toplum ve devlet hayatımız üzerinde meydana getirdiği tahribatın ortaya konulması, maddi ve manevi zararların ve hak ihlallerinin bütüncül bir şekilde giderilmesi büyük önem taşımaktadır . Ders alınmayan ve oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmediği her darbe sonraki darbelere zemin hazırlamaktadır .
22. Darbecilikle mücadelenin gerçek bir yüzleşme sağlayarak başarılı bir şekilde yapılabilmesi için mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilebilmesi gerekir . Darbeci anlayışla mücadelede doğrudan darbenin faili olanlar kadar onlara destek verenlerin de teşhir edilmeleri ve rayiç hukuk esasında değerlendirmeleri önemlidir . Keza hukuk tanımaz bir şekilde gerçekleştirilen uygulamalardan mağdur olanların da mağduriyetlerini gidermek, insan hak ve hukuk ihlallerinin telafisini sağlamak önem taşımaktadır . (Meclis Araştırma komisyonu Raporu, Kasım 2012, s.647)
23. Bu nedenle yukarıda yer verildiği üzere kamu personel rejiminin süreç içerisinde geçirmiş olduğu değişim dikkate alınarak adalet, ehliyet, liyakat ve objektif değerlendirme kriterleri göz ardı edilmeden hakkaniyet gereği darbelerden ve darbe teşebbüslerinden dolayı ortaya çıkan maddi ve manevi zararlar ile hak ihlallerinden kaynaklanan mağduriyetlerin makul ölçülerde giderilmesi için çeşitli düzenlemeler yapıldığı görülmektedir . Bu doğrultuda; 2547 sayılı Kanuna 2005 yılında 5316 sayılı Kanunla, 2008 yılında 5806 sayılı Kanunla ve 2011 yılında
6111 sayılı Kanunla eklenen hükümlerle başörtülü öğrenciler dâhil, her ne sebeple olursa olsun
yükseköğrenimle ilişi kesilenlere eğitimlerine devam edebilme hakkı tanınmıştır . 2013 yılında 5525 sayılı Kanunda yapılan değişikle de, 2011- 2017 yılları arasında mezun olmuş veya olabilecekler için kamu görevine girişte yaş şartı sınırlamasına tabi olmama imkânı verildiği görülmektedir .
24. Kurumumuza çeşitli tarihlerde yapılmış olan başvurulardan anlaşılacağı üzere mağduriyetleri gidermeye yönelik yapılan bu düzenlemelere rağmen mağduriyetlerin tam anlamıyla giderilemediği anlaşılmaktadır . Kurumumuzca daha önce çeşitli tarihlerde verilmiş olan Tavsiye Kararlarında 28 Şubat döneminde kılık ve kıyafetlerinden dolayı okullarına devam edemeyen, çıkarılan af yasası kapsamında üniversitelerine dönerek mezun olan , ancak kendi istemleri dışında yaşamış oldukları baskı, verilmiş olan disiplin cezaları vs. ile okullarından geç mezun olarak yaşlarının ilerlemesi nedeniyle kamu görevine giremeyen başvuranların durumlarına özgü düzenlemeler yapılarak mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiği belirtilmiştir . Yine
.
9 / 11çeşitli kurum ve kuruluşlarda görev yapmaktayken kılık ve kıyafetlerinden dolayı görevlerine
devam edemeyen, ancak daha sonra yapılan düzenlemelerle görevlerine dönmeleri sağlanan başvuranların görevlerinden ayrıldıkları tarih ile göreve döndükleri tarihler arasında mahrum kaldıkları çeşitli hakların iadesi yönünde Tavsiye Kararları verilmiştir . Bu kararlar verilirken mağduriyetin somut olarak tespitinin yanı sıra yukarıda yer verildiği üzere kamu personel rejiminin süreç içerisinde almış olduğu değişim gözetilmiş, objektif değerlendirme kriteri ile sınav sistemine yönelik toplumda yer alan adalet duygusu zedelenmeden hakkaniyet ilkesi gözetilerek mağduriyetlerin makul düzeyde giderilmesine yönelik tavsiyelerde bulunulmuştur .
Yine söz konusu kararlar verilirken İdarelerin genel yaklaşımı dikkate alınmış ve ortak paydada buluşma gayretinde bulunulmuştur . Bu kapsamda yukarıda yer verildiği üzere çeşitli tarihlerde kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileriyle çalıştay ve toplantılar yapılmış, elde edilen çıktılar İdarelerle paylaşılmış, yapılan geri dönüşler neticesinde Tavsiye Kararları şekil almıştır .
25. Somut olayda; başvuranın kamu sektöründe istihdamı için gerekli eğitim şartlarını taşımasına rağmen kamuda başörtülü olarak çalışabilme imkanı olmaması nedeniyle çalışma hakkını kullanmaktan imtina ettiği, aradan geçen zaman içerisinde ise KPSS nedeniyle öğretmen olamadığı anlaşılmaktadır .
26. Yukarıda yer verilen açıklamalar, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; geçmiş yıllarda başörtülü eğitim görme, sınavlara girme, kamuda görev almada maruz kalınan bir takım haksız uygulamaların kişilerde bıraktığı olumsuz izleri silmeye yönelik birçok düzenleme yapıldığı, 2547 sayılı Kanuna 2005 yılında 5316 sayılı Kanunla, 2008 yılında 5806 sayılı Kanunla ve 2011 yılında 6111 sayılı Kanunla eklenen hükümlerle başörtülü öğrenciler dâhil, her ne sebeple olursa olsun yükseköğrenimle ilişi kesilenlere eğitimlerine devam edebilme hakkı tanındığı , 2013 yılında 5525 sayılı Kanunda yapılan değişikle de, 2011- 2017 yılları arasında mezun olmuş veya olabilecekler için kamu görevine girişte yaş şartı sınırlamasına tabi olmama imkânı verildiği, bu bağlamda mağduriyetler giderilirken mağduriyetin tespitinin yanı sıra başka mağduriyetlere, eşitsizliğe ve haksızlığa yol açmaması noktasında özen gösterildiği , eğitimini tamamladıktan sonra kamuda başörtülü olarak çalışabilme imkanı olmaması ve başvurusunu yapmış olsa dahi başörtüsünden dolayı görevden atılacak olması nedeniyle çalışma hakkını kullanmaktan imtina etmesi karşısında başvuranın durumunun söz konusu düzenlemeler kapsamına girmediği , halen uygulanmakta olan personel rejimi incelendiğinde ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Sınav şartı ” başlıklı 50 nci maddesinde
“ Devlet kamu hizmet ve görevlerine Devlet memuru olarak atanacakların açılacak Devlet memurluğu sınavlarına girmeleri ve sınavı kazanmaları şarttır” hükmüne yer verildiği, bu hükme istinaden çıkarılmış olan Yönetmelik uyarınca da merkezi sınav usulünün hükme bağlandığı , söz konusu usuller uyarınca Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarına, Milli Eğitim Bakanlığı
Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği, Sözleşmeli Öğretmen İstihdamına İlişkin
Yönetmelik ile Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığının 20/ 02/ 2014 tarihli ve 9 sayılı Kararı uyarınca yapılan duyurular doğrultusunda müracaatları kabul edilenlerin KPSS’den aldıkları puan esas alınarak atamaların yapıldığı ve başvuranın talebinin söz konusu usuller izlenerek karşılanabileceği anlaşıldığından, başvuranın talebinin reddi gerektiği sonuç ve kanaatine
10 / 11varılmıştır .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
27. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birincisi fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ edildiği tarihten itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURANA ve MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA tebliğ edilmesine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi