onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti talebi üzerine yapılan yargılamada, sigortalılık hak ve yükümlülüğünün tescille başladığı ve bu tescilin 2926 sayılı Kanun’un 5 ve 9. maddeleri uyarınca gerçekleşmesi gerektiği vurgulanmıştır. Davacı, tarımsal faaliyetleri nedeniyle prim kesintisi yapılmasına rağmen, bu kesintilerin Kurum hesabına intikal etmediğini iddia ederek geçmişe dönük sigortalılık talep etmiştir. Ancak, Yargıtay, prim kesintisinin Kurum hesabına aktarılmaması durumunda, sigortalılık tescilinin mümkün olmadığını belirtmiştir.

Kararda, 2926 sayılı Kanun’un re’sen tescil yükümlülüğünün, sigortalı sayılanların Kurumca tescil edilmesi gerektiğini ifade etmesine rağmen, bu tescilin yalnızca primlerin Kurum hesabına intikal etmesi durumunda geçerli olacağı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla, davacının talebinin reddi, Kurumun re’sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmediği gerekçesiyle hukuka uygun bulunmuştur. Bu bağlamda, geçmişe dönük sigortalılık tespiti talebinin reddedilmesi, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları doğrultusunda isabetli bir karar olarak değerlendirilmiştir.

10. Hukuk Dairesi         2024/3503 E.  ,  2024/4190 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2023/2935 E., 2023/3072 K.
    KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 3. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2022/302 E., 2023/270 K.

    Taraflar arasındaki 2926 sayılı Kanun Kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I.DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 1996 yılından itibaren çiftçilik yaptığı, 18.11.1996 tarihinde … Tarım Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne kuru üzüm sattığı ve bunun karşılığı olarak mühtahsil makbuzu aldığı, kuru üzüm ürün bedellerinden pirim tevkifatı yapılmış olmasına rağmen davalı Kurum’un davacının zorunlu Bağ-Kur sigortalılığını dikkate almadığı ve Kanun’un kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetini yerine getirmediği, davacının davalı Kuruma 31.07.2018 tarihinde 2926 sayılı Kanun’a göre Kuruma tescilinin ilk tevkifat kesintisi tarihi olan 18.11.1996’yı takip eden ay başından itibaren yapılması için müracaatta bulunduğu, Kurum tarafından başvurunun reddedildiği iddiasıyla Bağ-Kur prim tevkifatının yapıldığı 18.11.1996 tarihini takip eden ay başından itibaren davacının Bağ-Kur zorunlu tarım sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

    II.CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarında yapılan araştırma sonucunda sigortalı adına davaya konu müstahsil makbuzuna istinaden tevkifat kesintisine rastlanılmadığından hizmet verilemediği, davacının taleplerinin kabulü mümkün olmadığı, tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorunda olduğu, Yargıtay içtihatları gereği kamu kuruluşu niteliği taşımayan özel gerçek/tüzel kişilerce tevkifat gerçekleştirilmesi halinde bu prim tutarının Kuruma aktarılması koşulu arandığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

    III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
    İlk Derece Mahkemesi tarafından; davacı tarafından sunulan 18.11.1996 tarihli müstahsil makbuzunda yer alan ve tevkifat yoluyla kesilen Bağ-Kur priminin Kurum hesabına intikal etmediği, bu durumda Yargıtay içtihatlarına göre ürün tesliminin özel kuruluşlara yapılması hâlinde hak ve mükellefiyetin başlangıcı için bu tevkifatın Kurum hesabına intikal etmesinin zorunlu olması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

    IV.İSTİNAF
    A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

    B.İstinaf Sebepleri:
    Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının1996 yılından itibaren aralıksız olarak kendi nam ve hesabına tarımsal ve hayvansal faaliyet sürdürdüğü, davacı tarafından üretilen ürün bedellerinden Ba-Kur prim kesintileri yapıldığı, ürün bedellerinden kesinti yapılmış olmasına rağmen Kurum tarafından re’sen tescil mükellefiyetinin yerine getirilmediği, davacının çiftçilik yaptığının tanık beyanları ile kanıtlandığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

    C.Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b maddesinin 4 numaralı alt bendi uyarınca kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunması nedeniyle ilk sigortalılık tescilinin 31.07.2018 tarihinde yapıldığı, daha önceki tarihte Tarım Bağ-Kur sigortalılığına ilişkin herhangi bir tescilinin, başvurusunun ve prim ödemesinin bulunmadığı dikkate alındığında davacı tarafından İnci Tarım Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne kurum üzüm sattığına ilişkin 18.11.1996 tarihli, Bağ-Kur prim tevkifatı yapıldığını gösterir makbuz suretini ibraz etmiş ise de tevkifatın Kuruma aktarılmış olmaması karşısında davada her ne kadar tanık dinlenilmişse de ilgili belgelere dayalı ispat zorunluluğu bulunduğu ve geçmişe yönelik hizmet tespiti davası açma yasal olanağı ilgili yukarıda belirtilen kanuni düzenlemeler çerçevesinde mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz isteminde bulunmuştur.

    C. Gerekçe
    1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, davacının devam eden tarımsal faaliyetine ve tevkifata istinaden 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasıdır.

    2.İlgili Hukuk
    1.01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 31.05.2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 7 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, anılan Kanun’un yürürlük tarihine kadar 506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlar ile 506 sayılı Kanun’un geçici 20 nci maddesine göre oluşturulan sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirileceği ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi kuralı karşısında, sigortalılık açısından davanın yasal dayanağı 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 2, 5, 7, 9, 10, 36 ncı maddeleridir.

    2. 2926 sayılı Kanun’un ilgili mülga 2 nci maddesinin 1 inci fıkrası şöyledir:
    “Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.”

    3. 2926 sayılı Kanun’un ilgili mülga 5 inci maddesinin 1 ve 2 inci fıkraları şöyledir:
    “2 nci madde kapsamına girenler, onsekiz yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılırlar. Ancak, 7 nci maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlar.
    Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz.”

    4. 2926 sayılı Kanun’un ilgili mülga 7 nci maddesi şöyledir:
    “Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar.
    “

    5. 2926 sayılı Kanun’un ilgili mülga 9 uncu maddesi şöyledir:
    “Bu Kanuna göre sigortalı sayılanlardan sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemleri, Kurumca resen yapılır.
    “

    6. 2926 sayılı Kanun’un ilgili mülga 10 uncu maddesi şöyledir:
    “Sigortalıların kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, 21.10.1935 tarih ve 2834 sayılı Kanuna göre kurulan tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, 18.04.1972 tarih ve 1581 sayılı Kanuna göre kurulan tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin, 24.04.1969 tarih ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulan Pancar Ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği (Pankobirlik), Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtları esas alınır.(Ek cümle:24.07.2003-4956/52 md.) Belirtilen bu merci, kurum, kuruluş, kooperatifler ve birlikleri ile şirket ve bankalar, Kurumun isteği üzerine her türlü bilgiyi ve belgeyi vermekle yükümlüdürler.
    “

    7. 2926 sayılı Kanun’un ilgili mülga 36 ncı maddesinin ilgili 1 inci fıkrası şöyledir:
    “Sigortalı, 31 inci maddede belirtilen prim borcunu ait olduğu yıl içinde Bakanlar Kurulunca tespit edilen dönemlerde ödemek zorundadır. Kurumun prim alacakları; Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir.”

    3. Değerlendirme
    1. 2926 sayılı Kanun yönünden sigortalılık hak ve yükümlülüğü tescille başlar. Anılan Kanun’un 5 inci maddesi 2 nci madde kapsamına girenlerin, on sekiz yaşını doldurdukları tarihi takip eden yılbaşından itibaren sigortalı sayılacaklarını, ancak, 7 nci maddede belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülükleri kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağını düzenlemiştir.

    2. 2926 sayılı Kanun’un re’sen tescil ile ilgili 9 uncu maddesinin bu Kanuna göre sigortalı sayılanlardan, sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren üç ay içinde Kuruma kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurumca re’sen yapılacağı, bir başka deyişle 2 nci maddeye göre Kanun kapsamında sayılan sigortalıların Kurumca re’sen tescil edilmeleri zorunluluğu bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki 5 inci madde uyarınca Tarım Bağ-Kur sigortalılığı zorunlu olup sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemez ve kaçınılamaz.

    3. 2926 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi uyarınca Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu hâlde 2 nci madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Kuruma ödenmesi durumunda kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dâhi bahse konu biçimde prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. Kurumun prim ödenmesine rağmen sigortalıyı resen kayıt ve tescil etmemesi kanunun kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir.

    4. Nitekim 2926 sayılı Kanun’a tâbi sigortalıların ödeyecekleri primlerin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilmesine ilişkin olmak üzere 01.04.1994 tarihinde uygulanmaya başlanılan 03.04.1993 tarihli ve 93/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ve eki 13.05.1993 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. 08.01.1994 tarihli ve 94/5173 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile de tevkifat oranı %1’e indirilmiştir. 2926 sayılı Kanun ve kararnameler kapsamında konuyu değerlendiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu 4 Seri No.lu Uygulama Tebliği düzenlenerek 26.03.1994 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve 01.04.1994 tarihinden itibaren tarım sigortalılarının prim borçlarının teslim ettiği ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsili ile yersiz olarak alınan tutarların ilgililere geri verilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Tebliğin (B) bendinde tevkifat yapacak olanlar, (C) bendinde çiftçi primlerinin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsiline ilişkin usul ve esaslar, (E) bendinde tevkifat tutarlarının Kurum hesaplarına yatırılması ve tevkifat bildirimlerinin verilmesi, (G) bendinde 2926 sayılı Kanun kapsamına girmeyenlerin durumu, (H) bendinde 2926 sayılı Kanun kapsamına giren ve prim borcu bulunmayan veya prim borcu taksitlendirilen çiftçilerin durumu ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Tebliğin (D) bendinde ise çiftçilerden ürün alımı sırasında tevkifat yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin söz konusu satın alma işlemleri nedeniyle mevzuat gereği düzenlemek zorunda oldukları belgelerin uygun bir yerine (gerek kendilerinde kalacak, gerek çiftçiye verecekleri örneklerde) çiftçinin ad ve soyadını, adresini, yaptıkları tevkifat tutarını, Bağ-Kur numarasını, bu numara yoksa veya bilinmiyorsa ayrıca çiftçinin baba adını, doğum tarihi ve yerini kaydetmek zorunda oldukları; çiftçilerin de Bağ-Kur primlerinin sattıkları ürün bedellerinden tevkif suretiyle ödendiğini ispatlayabilmelerinin kendilerine verilen belgeleri muhafaza etmelerine bağlı olduğu, (J) bendinde ise 2926 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinde, “Kurumun teftişe yetkili memurları bu Kanunun uygulanması bakımından, İş Kanununda belirtilen teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haizdirler.” hükmünün yer aldığı, bu hükme istinaden Kurumun teftişe yetkili memurlarının çiftçilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin tevkifat yapıp yapmadıklarını, tevkifat tutarlarını tam olarak ve süresi içinde Kurum hesaplarına intikal ettirip ettirmediklerini tespit amacıyla anılan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili defter, evrak ve hesaplarında teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haiz oldukları belirtilmiştir.

    5. Konu son olarak 01.03.2013 tarihli ve 28574 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Tarımsal Faaliyette Bulunanların Prim Borçlarının Sattıkları Tarımsal Ürün Bedellerinden Kesinti Yapılmak Suretiyle Tahsil Edilmesine Daire Tebliğ ile düzenlenmiştir. Bu Tebliğin 14 üncü maddesi ile yukarıda belirtilen 26.03.1994 tarihli tebliğ yürürlükten kaldırılmıştır.

    6. 01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Tebliğ’in 12 nci maddesinin birinci fıkrasında “4 üncü maddede belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, tarımsal faaliyette bulunanlardan satın aldıkları ürün bedellerinden prim borçlarına mahsuben kesinti yapmamaları veya yaptıkları kesinti tutarlarını 7 nci maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen engelleyici bir sebep olmaksızın bu Tebliğde belirtilen süre içerisinde ve tam olarak Kurum hesaplarına intikal ettirmemeleri halinde, gerçek kişilerin kendileri, kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile ilgili görevlileri, tüzel kişiliğe haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst derecedeki yönetici ve yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleriyle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.” hükmüne yer verilmiş, maddenin devam eden fıkralarında kesinti tutarlarını Kurum hesaplarına, intikal ettirmeyenlerden prim kesintilerinin tahsiline ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Sözü edilen maddenin dördüncü fıkrasında ise kesinti yapmak zorunda olduğu hâlde kesinti yapmayan veya yaptıkları kesinti tutarlarını süresi içerisinde ve tam olarak Kurum hesaplarına intikal ettirmeyen ya da 7 nci maddede belirtilen Kesinti Bildirim Listesini süresi içerisinde göndermeyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında 30.03.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32 nci maddesi uyarınca işlem yapılacağı belirtilmiştir.

    7. Ayrıca bu Tebliğin 13 üncü maddesinde Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının Kanun’un 59 uncu maddesi uyarınca tarımsal faaliyette bulunanlardan satın aldıkları ürün bedellerinden kesinti yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin kesinti yapıp yapmadıklarını, kesinti tutarlarını tam olarak ve süresi içinde Kurum hesaplarına intikal ettirip ettirmediklerini tespit amacıyla anılan gerçek ve tüzel kişilerin ilgili defter, evrak ve muhasebe kayıtlarını teftiş, kontrol ve denetleme yetkisini haiz oldukları hüküm altına alınmıştır.

    8. Yukarıda yapılan açıklamalara göre özel kuruluşlara teslim edilen ürün bedellerinden tevkifat yolu ile yapılan prim kesintisinin Kuruma intikal edip etmemesinin sigortalının sorumluluğunda olmadığı gözetildiğinde sigortalının teslim ettiği ürün bedellerinden prim tevkifatı yapılması yeterli olup söz

    konusu tevkifatı Kuruma intikal ettirilmemesi sigortalılık tesciline engel değildir (Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.02.2017 tarihli ve 2015/101283 Esas, 2017/242 Karar ve 21.06.2023 tarihli ve 2022/10-792 Esas, 2023/677 Karar sayılı kararları da aynı yöndedir.).

    9. Somut olayda; 31.07.2018 tarihinden itibaren 2926 sayılı Kanun kapsamında tescili yapılan davacının, … Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılan prim kesintilerini gösteren müstahsil makbuzunun dosyaya sunulduğunun anlaşılmasına göre prim kesintisinin Kuruma intikal etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır. Bu nedenle tevkifatın Kuruma intikal etmemesinin tescile engel olmayacağı göz önünde bulundurularak davacının Tarım Bağ-Kur sigortalılık süreleri hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde reddi hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    Üyeler … ve …’ın muhalefetlerine karşı, Başkan … ve Üyeler … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla

    22.04.2024 tarihinde karar verildi.

    KARŞI OY

    Uyuşmazlık; gerçek kişiler ve özel kuruluşlar tarafından tevkifat yoluyla kesilen Bağ-Kur priminin Kurum hesabına intikal etmediği takdirde sigortalılık tescili ve geçmişe yönelik Tarım Bağ-Kur sigortalılığı tespitinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

    Davanın yasal dayanağını oluşturan ve 17.10.1983 tarihinde kabul edilip 20.10.1983 tarihli ve 18197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu (2926 sayılı Kanun)’un 2 inci maddesinin ilk hâlinde kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan kimselerden 22 yaşını doldurmuş erkeklerle 22 yaşını doldurmuş aile reisi kadınların bu kanuna göre sigortalı sayılacağı belirtilmiş, 15.04.1987 tarihli ve 3350 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi ile eklenen fıkra ile de uygulama tarihinde 50 yaşını dolduran kadınlarla 55 yaşını dolduran erkeklerin istekleri hâlinde kapsama alınacağı hükme bağlanmıştır.

    2926 sayılı Kanun’un sözü edilen 2 nci maddesi 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi ile değişikliğe uğramış olup madde;

    “Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyetlerde bulunanlar, bu Kanuna göre sigortalı sayılırlar.

    Yukarıdaki fıkra hükmüne göre sigortalılığın tespit, tescil ve takibine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı tarafından bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde müştereken çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.

    İlk tescil tarihinde ellisekiz yaşını dolduran kadınlarla, altmış yaşını dolduran erkekler istekleri halinde kapsama alınırlar.” şeklinde yeniden düzenlenmiştir.

    2926 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin (b) bendinde “Tarımsal Faaliyette Bulunanlar: Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanları veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar…” şeklinde tanımlanmıştır.

    Sigortalı sayılanlar 2926 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi uyarınca sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Bu Kanun’a göre sigortalı sayılanlardan Kanun kapsamına girdikleri tarihten itibaren üç ay içerisinde Kuruma başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmayanların tescil işlemi Kurumca re’sen yapılacak ve Kanun’un 5 inci maddesi hükmü gereğince tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren sigortalı sayılacaklar, hak ve yükümlülükleri ise kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacaktır.

    Tescile esas alınacak kayıtlar 2926 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde; valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin, tarım kredi kooperatifleri ve birliklerinin, Pancar Ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği (Pankobirlik), Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının olduğu belirtilmiştir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere bu kayıtlar tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesidir.
    2926 sayılı Kanun’un “Primlerin Ödenmesi” başlıklı 36 ncı maddesi “Sigortalı, 31 inci maddede belirtilen prim borcunu ait olduğu yıl içinde Bakanlar Kurulunca tespit edilen dönemlerde ödemek zorundadır. Kurumun prim alacakları; Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkif suretiyle de tahsil edilebilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu durumda 2 nci madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek Kuruma ödenmesi durumunda kayıt ve tescil için Kuruma başvuru olmasa dâhi bahse konu biçimde prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları, Kurumun prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi kanunun kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil ettiği belirgindir.

    Sigortalıların ödeyecekleri primlerin ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsil edilmesine ilişkin olmak üzere 01.04.1994 tarihinde uygulanmaya başlanılan 03.04.1993 tarihli ve 93/4384 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ve eki 13.05.1993 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. 08.01.1994 tarihli ve 94/5173 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile de tevkifat oranı %1’e indirilmiştir. 2926 sayılı Kanun ve kararnameler kapsamında konuyu değerlendiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu 4 Seri Nolu Uygulama Tebliği (Tebliğ) düzenlenerek 26.03.1994 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış ve 01.04.1994 tarihinden itibaren tarım sigortalılarının prim borçlarının teslim ettiği ürün bedellerinden tevkif suretiyle tahsili ile yersiz olarak alınan tutarların ilgililere geri verilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Tebliğin (D) bendinde çiftçilerden ürün alımı sırasında tevkifat yapmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerin söz konusu satın alma işlemleri nedeniyle mevzuat gereği düzenlemek zorunda oldukları belgelerin uygun bir yerine (gerek kendilerinde kalacak, gerek çiftçiye verecekleri örneklerde) çiftçinin ad ve soyadını, adresini, yaptıkları tevkifat tutarını, Bağ-Kur numarasını, bu numara yoksa veya bilinmiyorsa ayrıca çiftçinin baba adını, doğum tarihi ve yerini kaydetmek zorunda oldukları; çiftçilerin de Bağ-Kur primlerinin sattıkları ürün bedellerinden tevkif suretiyle ödendiğini ispatlayabilmelerinin kendilerine verilen belgeleri muhafaza etmelerine bağlı olduğu belirtilmiştir. Çiftçilerin sattıkları ürün bedellerinden prim borçlarına mahsuben yapılan tevkifatların, tevkifatın Kurum hesaplarına intikal etmesi koşuluyla tevkifatın gerçekleştiği tarih itibariyle cari ve geçmiş dönem prim borçları ile iadenin talep edileceği dönemin sonuna kadar tahakkuk ettirilecek prim borçlarına mahsup edileceği, Kurum hesaplarına intikal etmeyen tevkifatların mahsup işlemine esas alınmayacağı ise Tebliğin (F) bendinde düzenlenmiştir.

    Tebliğinin “Prim Tevkifatı Nedeniyle Tescil ve Sigortalılığın Başlangıcı” başlıklı (I) bendinde ise, “2926 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalı sayıldıkları halde, Kanunun 7 nci maddesinde öngörülen üç aylık süre içinde Kuruma kayıt ve tescilini yaptırmayan sigortalıların tescil işlemleri, Kanunun 9 uncu maddesine göre Kurumca re’sen yapılmakta ve sigortalıların hak ve yükümlülükleri de kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlamaktadır.

    Ancak Kanunun 2 nci maddesine göre sigortalı olmaları gerektiği halde, Kuruma kayıt ve tescilleri yapılmamış çiftçilerin, tevkifatın yapıldığını gösteren belgeleri de eklemek suretiyle yazılı talepte bulunmaları halinde, söz konusu talepleri tescil için irade beyanı olarak değerlendirilecek ve tevkifat tutarının Kurum hesaplarına, bildirimin ise Kurum kayıtlarına intikal etmesi koşuluyla, sigortalılıkları tevkifatın yapıldığı tarihi takip eden aybaşı itibariyle başlatılacaktır.

    Sigortalının bu yönde bir talebinin olmaması halinde, sigortalılık Kurumca re’sen tescil işleminin yapıldığı ayı takip eden aybaşından itibaren başlatılacaktır.” yönünde düzenleme bulunmakta iken bu bent 21.03.2002 tarihli ve 24702 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4 seri nolu Tebliğ ile yürürlükten kaldırılmış ise de daha sonra 22.05.2007 tarihli ve 26529 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7 seri nolu Tebliğ ile yeniden düzenlenerek tekrar yürürlüğe konulmuştur.

    Konu son olarak 01.03.2013 tarihli ve 28574 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 01.04.2013 tarihinde yürürlüğe giren Tarımsal Faaliyette Bulunanların Prim Borçlarının Sattıkları Tarımsal Ürün Bedellerinden Kesinti Yapılmak Suretiyle Tahsil Edilmesine Dair Tebliğ ile 26.03.1994 tarihli tebliğ yürürlükten kaldırılmış, Tebliğ’in 11. maddesinde de konu aynı şekilde düzenlenmiş ve 2926 sayılı Kanun’un 2 nci maddesine göre sigortalı sayıldıkları hâlde Kuruma kayıt ve tescilleri yapılmamış ve sattıkları ürün bedellerinden 01.04.1994 tarihinden itibaren kesinti yapılan tarımsal faaliyette bulunanların, kesintinin yapıldığını gösteren belgeleri de eklemek suretiyle Kuruma yazılı talepte bulunmaları hâlinde kesinti tutarının Kurum hesaplarına intikal etmesi şartıyla kesinti yapılan tarihi takip eden aybaşından itibaren 4 Seri Nolu 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu Uygulama Tebliği uyarınca sigortalılıklarının başlatılacağı belirtilmiştir.

    Yukarıda değinilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlar için 2926 sayılı Kanunda, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79 uncu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86 ıncı maddelerinde düzenlenen bildirilmeyen hizmetlerin tespiti davasına benzer bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir. Kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyeti bulunan kişilerin hak ve yükümlülükleri ancak kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacaktır. Sigortalılık tescili bulunmayan üreticinin teslim ettiği ürün bedelinden tevkifat yoluyla Bağ-Kur priminin kesilmesi, kesilen primin Kurumun hesabına intikal etmesine karşın Kurumun primleri iade etmeyip üreticiyi de sigortalı olarak re’sen kayıt ve tescilini yapmaması halinde, kesinti yapılan tarihi takip eden aybaşından kişinin sigortalı olarak tescil edileceği tartışmasızdır. Yerleşik yargı kararlarında kamu kurum ve kuruluşları tarafından tevkifat yoluyla kesilen Bağ-Kur priminin, kamu kurumunun hesabına girmiş olması ve kamuya olan … ilkesi gereği Sosyal Güvenlik Kurumunun hesabına intikali ayrıca aranmamıştır. Buna karşın gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisinin, teslim edilen ürünün bedelinden tevkifat yoluyla prim tahsil edip, bu primleri Kurum kayıtlarına intikal ettirmemesi durumunda, Kurumun ürün teslim eden kişilerle ilgili olarak bir yükümlülüğü bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Ayrıca Kurumun ürün teslim alan kişileri denetleme gibi bir görevinin de bulunduğunun kabulüne olanak bulunmadığı gözetildiğinde Kurum hesabına intikal etmeyen tutar için geçmişe dönük sigortalılık süresi verme yükümlülüğünden de söz etme olanağı bulunmamaktadır.

    Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2010 tarihli 2010/10-380 E., 2010/420 K., 08.02.2017 tarihli ve 2016/10-1906 E., 2017/215 K., 18.01.2022 tarihli ve 2019/(21)10-594 E., 2022/9 K., 08.11.2022 tarihli 2021/(21)10-343 E., 2022/1459 K., 9.04.2022 tarihli 2019/(21) 10-406 E., 2022/572 K., 31.05.2022 tarihli ve 2019/(21)10-596 E., 2022/793 K., 27.10.2022 tarihli ve 2020/10-607 E., 2022/1396 K. sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, teslim edilen ürün bedellerinden gerçek kişiler ve özel kuruluşlar tarafından tevkifat yoluyla kesilen Bağ-Kur priminin Kurum hesabına intikal etmemesi halinde, bu makbuzlara istinaden tevkifata dayalı geriye dönük tescil imkanına sahip olmayan davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması olanağı bulunmadığından davanın reddine yönelik mahkeme kararı isabetli olup kararın onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.