onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir ve 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesi uyarınca, Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesi için, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde dava açılması gerektiği belirtilmiştir. Bu süre, hakkın özünü etkileyen hak düşürücü nitelikte olup, dolması durumunda hakkın kaybedileceği vurgulanmıştır.

Dava dosyasında, davacının 2019 yılında açtığı davanın, 12.10.1999-30.11.2003 tarihleri arasında yapılan bildirimlerin öncesine ait olduğu anlaşılmıştır. Bu durum, davacının iddiasına konu çalışmaların hak düşürücü süreye uğradığını göstermektedir. İlk Derece Mahkemesi’nin verdiği karar, bu durumu göz önünde bulundurmadan verilmiş ve bu nedenle isabetsiz bulunmuştur.

Sonuç olarak, Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve bozma kararına varmıştır. Bu karar, sosyal güvenlik hakkının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmakta ve hak kayıplarının önlenmesi adına dikkat edilmesi gereken hususları ortaya koymaktadır.

10. Hukuk Dairesi         2024/4405 E.  ,  2024/5086 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/1154 E., 2023/849 K.
    KARAR : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 1. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2019/394 E., 2022/35 K.

    Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın feri müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı dava dilekçesinde özetle; davalıya ait evde temizlik, ev işleri ve çocuk bakımı işlerini yapmak üzere 01.08.1999 tarihinde çalışmaya başladığını ve 2003 yılı Aralık ayına kadar her gün 08.30-18.00 saatleri arasında kesintisiz olarak çalıştığını ancak 12.10.1999 tarihinden itibaren sigortalı gösterildiğini ileri sürerek davacının 01.08.1999-12.10.1999 tarihleri arasında da davalıya ait iş yerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

    II. CEVAP
    1.Davalı savunmasında özetle; davacıyı 01.08.1999 tarihinde ev hizmetlerinde çalıştırmak üzere işe aldığını ancak deneme süresi olan 2 ay 10 gün içerisinde sigortalı yapmadığını, deneme bitiminde hemen sigortalı bildirimini yaptığını beyan etmiştir.

    2.Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesince özetle; davanın kabulü ile davacının 01.08.1999-12.10.1999 tarihleri arasında 1038884 sicil numarası ile işlem gören davalı … yanında asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde feri müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Fer’i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığını, dinlenilen tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağını, davacının sigortalı olarak çalıştığının hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanamadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Fer’i müdahil Kurum vekili özetle; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri

    3. Değerlendirme
    1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Geçici 7 nci maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesidir. Anılan Kanun’un 6 ncı maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, … insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.

    2. 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden Kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanun’un kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Tüm bu bilgiler ışığında eldeki dava dosyası incelendiğinde davanın 2019 yılında açıldığı, davacının davalıya ait iş yerinden 12.10.1999-30.11.2003 tarihleri arasında bildirimlerinin bulunduğu, talebin ise yukarıda belirtildiği üzere davalı iş yerinden yapılan ilk bildirimlerinin öncesine ait olduğu anlaşılmakla, davacının iddiasına konu çalışmaların hak düşürücü süreye uğradığı gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ve bozmayı gerektirir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.