|
ÖZET: Başvuran, 23 Ekim 2011 tarihinde Van’da meydana gelen deprem sonrası cezaevinden kaçtığını ve 2017 yılında teslim olduğunu belirterek, 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında cezaevinde tutulduğunu ifade etmiştir. Ailesinden uzak bir ceza infaz kurumuna sevk edildiğini, diğer mahkûmların ise bu durumdan muaf tutulduğunu ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini savunarak, bu hükmün kaldırılmasını talep etmiştir. Ayrıca, cezasının ağır şartlarda infaz edildiğini, psikolojik durumunun olumsuz etkilendiğini belirtmiştir.
Adalet Bakanlığı, başvuranın 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında tutulmasına ilişkin kararın, Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu tarafından alındığını ve bu durumun güvenlik gerekçeleriyle ilgili olduğunu açıklamıştır. Başvuranın, firar geçmişi ve ceza infaz kurumundaki disiplinsiz davranışları nedeniyle tehlikeli hükümlü olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca, başvuranın bu kapsamdan çıkartılması için gerekli şartların sağlanmadığı ifade edilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın talebi, Adalet Bakanlığı tarafından uygun bulunmamış ve ret kararı verilmiştir. Bu karar, başvuranın tutum ve davranışları ile disiplin durumuna dayandırılarak hukuka uygun bir şekilde alınmıştır. Başvuran, bu karara karşı yargı yoluna başvurma hakkına sahiptir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/10812-S.24.16500
BAŞVURU NO : 2024/6757
KARAR TARİHİ : 07.10.2024
RET KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamından çıkartılma talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 28.05.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran; 23/10/2011 tarihinde Van ilinde meydana gelen depremde ailesini merak ederek cezaevinden kaçtığını, daha sonra 2017 yılında kendisinin giderek teslim olduğunu, tarafına 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrasının uygulandığını ve ailesinden 2.000 km uzakta olan bir ceza infaz kurumuna sevk edildiğini, kendisiyle aynı durumda bulunan Kahramanmaraş ve Hatay mahkûmları hakkındaki 9/3 kararının kaldırıldığını ve bu kişilerin normal cezaevine nakledildiklerini, bu durumun eşitliğe aykırı olduğunu, terör hükümlüsü olmamasına rağmen cezasının ağır şartlarda infaz edildiğini, ailesinden ve çocuklarından mahrum bırakıldığını ve psikolojisinin bozulduğunu belirterek tarafına uygulanan 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün kaldırılmasını ve mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 29/08/2024 tarihli ve – – sayılı yazısında özetle; 2.1. Adı geçen hakkında, Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun 15/08/2023 tarihli ve sayılı kararıyla 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün uygulanmasına karar verildiği, anılan karara istinaden Genel Müdürlüğün 17/08/2023 tarihli ve sayılı yazısı ile adı geçenin naklinin 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sincan 2 No.lu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna uygun görüldüğü, UYAP Bilişim Sisteminde yapılan araştırma ve inceleme neticesinde, adı geçenin hakkında uygulanan 5275 sayılı Kanun’un 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamından çıkartılmasını engelleyecek nitelikte bir disiplin cezasının bulunmadığının tespit edildiği,
2.2. 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adı geçenin naklinin, 23/10/2011 tarihinde yaşanan Van depremi sonrasında Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda yaşanan olaylar kapsamında değerlendirildiği, ayrıca, 167 No.lu Genelge’nin 13’üncü maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen düzenleme minvalinde, adı geçenin hakkında alınan 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün kaldırılmasına ilişkin talebinin, hak ederek tahliye tarihinin 23/08/2030 olması ve kalan cezasının 1/3’ünü 29/08/2027 tarihinde iyi halli olarak tamamlayacağından ötürü uygun görülemediği, 2.3. Ceza infaz kurumlarında, 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında barındırılan hükümlü ve tutuklular hakkında hem kendisine hem de çevresine zarar vermemesi adına belirli kısıtlamalar ve önlemler alınabildiği, söz konusu kısıtlama ve önlemlerin ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin kuralların, hükümlülerin ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, doğum, felsefî inanç, millî veya sosyal köken ve siyasî veya diğer fikir yahut düşünceleri ile ekonomik güçleri ve diğer toplumsal konumları yönünden ayırım yapılmaksızın ve hiç kimseye ayrıcalık tanınmaksızın uygulandığı, bu uygulamada ulaşılmak istenilen temel amacın, öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak, hükümlünün; yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek, üretken ve kanunlara, nizamlara ve toplumsal kurallara saygılı, sorumluluk taşıyan bir yaşam biçimine uyumunu kolaylaştırmak olduğu, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde: “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği
Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” 4. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında: “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un
“Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları” başlıklı 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrasında: “(3)
Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar bu kurumlara gönderilirler.” 6. 29/03/2020 tarihli ve 31083 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış olan Ceza İnfaz Kurumlarının
Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in;
6.1. “Hapis cezalarının infaz edileceği kurumlar” başlıklı 5’inci maddesinin dördüncü fıkrasında:
“(4) Eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli hâlde bulunan ve özel gözetim ve denetim altında bulundurulmaları gerekli olduğu saptananlar ile bulundukları kurumlarda düzen ve disiplini bozanlar veya iyileştirme tedbir, araç ve usûllerine ısrarla karşı koyanlar, idare ve gözlem kurulunun kararı ve Bakanlık onayı ile yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilirler…” 6.2. “Tehlikeli hükümlü” başlıklı 64’üncü maddesinde: “(1) Suçun nitelik ve işleniş şekline göre, toplum için ciddi bir tehlike oluşturan veya kurumun güvenlik ve düzenini ihlâl edebileceği konusunda delil veya ciddi emareler olan hükümlüler tehlikeli hükümlü sayılır.”
7. Adalet Bakanlığının 05/06/2015 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe konulan, 167 sayılı, Ceza İnfaz
Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgesi’nin “5275 Sayılı
Kanun’un 9’ncu Maddesinde Belirtilenler ile 3713 Sayılı Kanuna Muhalefet Suçlarından Hükümlü ve Tutuklu Nakilleri” başlıklı 13’üncü maddesinin beşinci fıkrasında: “(5) 5275 Sayılı Ceza ve
Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 9’ncu maddesinin 3’ncü fıkrası gereğince yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilen hükümlüler geriye kalan toplam cezalarının 1/3’ünü iyi halli olarak infaz etmedikçe diğer kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmeyecektir. Ancak, tutum ve davranışları ile disiplin durumlarına bakılmak suretiyle bu kişilerin 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 9’ncu maddesinin 3’ncü fıkrası kapsamından çıkartılmasının uygun olup olmayacağına Bakanlık tarafından karar verilebilir.”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Hakkında tehlikeli hükümlü kararı alınan başvuran, 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamından çıkartılmayı talep etmektedir.
10. Dosya kapsamından; başvuranın Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmakta iken 23/10/2011 tarihinde yaşanan Van depremi sonrasında kurumdan firar ettiği ve yaklaşık 9 yıl 2 ay firari olarak kaldığı, ayrıca firardan sonra başka bir suçtan tutuklanarak 29/12/2020’de Van T Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumuna alındığı, Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmasının kurumun asayiş, güvenlik ve disiplini açısından risk teşkil ettiği, dolayısıyla hükümlünün cezasının bu kurumda infaz edilmesi durumunda ortaya telafisi mümkün olmayan sorunlar çıkabileceği değerlendirilerek Van M Tipi
Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun 15/08/2023 tarihli ve sayılı kararıyla başvuran hakkında 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün uygulanmasına karar verildiği, anılan karara istinaden Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün 17/08/2023 tarihli ve sayılı yazısı ile başvuranın naklinin Sincan 2 No.lu Yüksek Güvenlikli
Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna uygun görüldüğü anlaşılmaktadır.
11. İlgili mevzuattan; tutuklu veya hükümlünün tehlikeli olduğuna ve 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamına alınmasına karar verilmesinin, idare ve gözlem kurulunun kararı ve
Bakanlık onayı ile gerçekleştiği görülmektedir. Bu kapsamdan çıkartılma konusunda ise Adalet
Bakanlığının 167 sayılı, Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu
Genelgesi’nin 13’üncü maddesinin beşinci fıkrasında, tehlikeli tutuklu/hükümlü kapsamındaki kişilerin
5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamından çıkartılmasının uygun olup
olmayacağına tutum ve davranışları ile disiplin durumlarına bakılmak suretiyle Bakanlık tarafından karar verilebileceği belirtilmiştir.
12. Bu bağlamda, başvuranın 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamından çıkartılıp çıkartılmaması konusunda Bakanlığın takdir yetkisinin bulunduğu ve anılan kapsamdan çıkartılmanın uygun olup olmayacağına yönelik takdir yetkisi kullanılırken başvuranın tutum ve davranışları ile disiplin durumuna bakılarak karar verilebileceği anlaşılmaktadır.
13. Bilindiği üzere, idarelerin idari işlem tesis ederken, eylemde bulunurken yararlandığı serbestiye takdir yetkisi denilmektedir. Takdir yetkisi, idarenin belli şart ve durumların meydana gelmesi halinde belli bir
kararı alıp almamak veya kanunda öngörülen değişik çözümler arasında bir seçim yapmak konusunda tanınan bir serbestiye ya da belirli bir konuda karar alabilmek için hangi şart ve durumların ortaya çıkması gerektiğini tespit etmek imkânına sahip olması olarak tanımlanmaktadır. (Halil Kalabalık, İdare Hukukunda
Takdir Yetkisi Kavramı ve Benzer Kurumlarla Karşılaştırılması, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
Cilt 1, Sayı 2,Aralık 1997).
14. Yukarıda yer verilen açıklamalar, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamında somut olay değerlendirildiğinde; Ceza İnfaz Kurumlarının
Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik’in 64’üncü maddesi uyarınca, suçun nitelik ve işleniş şekline göre, toplum için ciddi bir tehlike oluşturan veya kurumun güvenlik ve düzenini ihlâl edebileceği konusunda delil veya ciddi emareler olan hükümlülerin tehlikeli hükümlü sayılacağı, buradan hareketle; ceza infaz kurumlarında disiplini bozan tutum ve davranışlar sergileyen, kendilerini veya başkalarını tehlikeye atan, firar girişiminde bulunan ya da kurumdan firar eden, isyan çıkaran ya da isyana katılan, özel gözetim ve denetim altında bulundurulması gereken kişilerin tehlikeli tutuklu/hükümlüye örnek verilebileceği, dolayısıyla tehlikelilik tespiti yapılırken ya da bu kapsamdan çıkarmaya karar verilirken bunun gibi birçok hususun dikkate alınması gerektiği, başvuranın kendisi tarafından 23/10/2011 tarihinde Van ilinde meydana gelen depremde cezaevinden kaçtığının ifade edildiği, ilgili idarece de başvuranın Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılmakta iken firar ettiğinin ve yaklaşık 9 yıl 2 ay firari olarak kaldığının belirtildiği, bu bakımdan başvuranın firar ettiğine ve disiplinsiz davranışlar gerçekleştirdiğine dair şüphe bulunmadığı, bu yönüyle de tehlikelilik durumu arz ettiği anlaşılmış olup bu çerçevede takdir yetkisinin kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı olarak kullanıldığı yönünde herhangi bir tespit yapılamadığından başvuranın 5275 sayılı Kanun’un 9’uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamından çıkartılmaması işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. İyi yönetim ilkelerine Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmelik’in 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde
“kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, ve “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
16. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren varsa dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın; BAŞVURANA ve ADALET BAKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi