|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının hem eşinden hem de babasından ölüm aylığı alma talebi üzerine Kurumun işleminin iptali istemine ilişkindir. Davacı, 5510 sayılı Kanun’un 34 ve 54. maddeleri gereğince, eşinin vefatından sonra hem eşinden hem de babasından ölüm aylığına hak kazandığını iddia etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının çift aylığa hak kazanamadığına ve Kurumun işleminin geçerli olduğuna karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, davacının hem eşinden hem de babasından ölüm aylığına hak kazanabileceği yönünde bir değerlendirme yaparak ilk kararı bozmuş ve davanın kabulüne karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca, ölüm aylıklarının bağlanmasında hak sahipliği sıfatının kazanılması gerektiğini vurgulamış, bu bağlamda davacının talebinin yasal dayanağını belirlemiştir. Mahkeme, Kurumun davacının talebini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, davacının çift ölüm aylığına hak kazandığını tespit etmiştir. Bu karar, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri ve yasal düzenlemeler ışığında verilmiştir. |
10. Hukuk Dairesi 2024/1098 E. , 2024/2642 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2645 E., 2023/2717 K.
KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/141 E., 2021/94 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Kurum işleminin iptali istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafa 26.04.2021 tarihli dilekçe ile davacının çift ölüm aylığına hak kazandığı ve buna bağlı olarak babadan bağlanmayan ikinci aylığın davacı lehine bağlanması yönünde taleplerini 29.04.2021 tarihli Kurum cevabı ile red edildiğini, davacının eşinin 27.02.2013 tarihinde vefat ettiğini, babasının da 14.07.1989 tarihinde vefat ettiğini beyanla davalı Kurumun 26.04.2021 tarihli başvurumuya cevaben 29.04.2021 tarihli red kararının iptaline, müvekkilinin 14.07.1989 tarihinde babasının vefatıyla hak kazandığı ölüm aylığının, eşinin vefatı sebebiyle şuan almakta olduğu ölüm aylığı ile birlikte müvekkiline bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili; mevcut durumda davacı tarafa babasından dolayı ölüm aylığı bağlanmasının mümkün olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının babası üzerinden aylık alma açısından hakkı doğuran olay eşinin vefat ettiği tarih olacağından, söz konusu tarihteki (27.02.2013) ilgili mevzuatın yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca davacının çift aylığa hak kazanamadığı, davalı Kurum tarafından yapılan işlemin yerinde ve geçerli olduğu, Kurumun davacıya tercih hakkını verdiği gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.04.2023 tarih ve 2021/2223 E., 2023/766 K., sayılı kararı ile uyuşmazlığın çözümünde uygulama yeri bulan 1479 sayılı Kanun’un 46/2 nci maddesi hükmü, sadece 1479 sayılı Kanun’a göre hem kocadan hem ana veya babadan ölüm aylığına hak kazanılması halinde uygulanabileceği, sigortalılardan birisinin 506 sayılı Kanun, diğerinin 2926 sayılı Kanun kapsamında olması halinde, hak sahibi her iki ölüm aylığına da hak kazanacağı, (Yargıtay (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 26.10.2017 gün ve 2017/2562 E. 2017/8339 K.sayılı kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.04.2018 tarih 2018/21-427 E- 2018/949 K sayılı ilamı da bu yöndedir.), öte yandan, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 1 inci maddesine göre, ölüm aylıklarının bağlanmasında yürürlükten kalkan 1479, 506, 2926, 2925 sayılı Kanun hükümleri uygulanacağından, 5510 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinin de somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmadığı gerekçesiyle;
1-Davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 2 numaralı alt bendi uyarınca kabulüne,
2-Eskişehir 3. İş Mahkemesi’nin 23.09.2021 tarih ve 2021/141 E. ve 2021/94 K. sayılı kararının kaldırılmasına, yerine,
3-Davanın kabulü ile
-Davacının 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan eşinden ölüm aylığı alırken, 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan babasından da ölüm aylığı almaya hak kazandığının tespitine, aksi Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekilli temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Daire kararında; “.. Dosya kapsamı incelendiğinde, 27.02.2013 tarihinde yaşamını yitiren sigortalı eşi üzerinden 5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince kendisine ölüm aylığı bağlanan davacının, 14.07.1989 günü ölen ve 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalı babası üzerinden ölüm aylığı almak üzere 26.04.2021″de Kurum’a başvuru yaptığı, Kurum tarafından bu talebinin reddedildiği anlaşılmakla;
Anılan yasal düzenlemeler kapsamında dava irdelendiğinde; bu tür ölüm sigortasından aylık tahsislerinde, ayrık durumlar dışında genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerekmekte olup, buna göre sigortalı eşin yaşamını yitirdiği 27.02.2013 tarihi itibarıyla davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un 34 üncü ve 54 üncü maddeleri olup, 54 üncü maddenin 5 inci bendine göre hak sahibinin tercihine göre ana/baba veya eşe ait dosyaların birinden aylık bağlanacağı açıkça düzenlenmiş bulunmakla, anılan maddeler irdelenmeden yanılgılı değerlendirme sonucu karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..” hususlarına işaret edilerek bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası incelendiğinde, babası üzerinden aylık alma açısından hakkı doğuran olay eşinin vefat ettiği tarih olacağından, söz konusu tarihteki ilgili mevzuatın yukarıda belirtilen maddeleri uyarınca davacının çift aylığa hak kazanamadığı belirgin olduğundan 6100 sayılı HMK’nın 356 ve 359 uncu maddeleri uyarınca açılan davanın reddine dair karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece maddi ve hukuki vakıaların yeterince değerlendirmeden karar verildiğini, eksik ve yetersiz inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eşinden ve babasından çift ölüm aylığı bağlanması ile Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 günü yürürlüğe giren ve “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlığını taşıyan 34 üncü maddesinde, sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi, bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlanmış, “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54 üncü maddede ise bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda, hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığının bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.
Yaşamını yitiren sigortalının eş, çocuk, anne, babasına ölüm sigortasından aylık tahsisi yapılabilmesi için öncelikle hak sahipliği sıfatının kazanılması gerekmekte, bunun için hak sahiplerine ilişkin aylık bağlama koşullarının sağlanıp sağlanmadığına bakılmakta, başka anlatımla bu koşulları tümüyle yerine getiren kişi hak sahipliği sıfatını kazanmakta, anılan sıfata sahip kişilere, sigortalıya ait tahsis şartları da gerçekleşmişse aylık bağlanabilmektedir. Şu durumda yukarıda sıralanan maddeler ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri dikkate alındığında yasal mevzuat ve aylık bağlama koşulları kendi içerisinde ayrıştırılmalı, sigortalıya ait şartlar sigortalının ölüm günü itibarıyla yürürlükte olan yasal mevzuat kapsamında değerlendirilmeli, hak sahiplerine ilişkin koşullar ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler çerçevesinde irdelemeye tabi tutulmalıdır.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.