|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacının belirli tarihler arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. Davacı, 2003 yılında emekli olduğunu ve davalı işyerinde çalıştığını iddia etmiş, işverenin kendisine haksız yere iş akdini sonlandırdığını belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının talebini kabul ederek toplam 4811 gün hizmet süresinin tespitine karar vermiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, davalı ve fer’i müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.
Hukuki değerlendirmede, hizmet tespitine ilişkin taleplerin 5510 sayılı Kanun’un geçici maddeleri çerçevesinde ele alınması gerektiği vurgulanmıştır. Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesi için, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde dava açılması gerektiği belirtilmiştir. Davacının ücretsiz izin kullandığı dönemler ve bu sürelerin hak düşürücü süreye etkisi de incelenmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, İlk Derece Mahkemesi kararının eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayandığını belirterek, temyiz başvurularını kabul etmiş ve davanın yeniden değerlendirilmesi için İlk Derece Mahkemesine geri gönderilmesine karar vermiştir. Bu durum, sosyal güvenlik hakkının korunması açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
10. Hukuk Dairesi 2024/1785 E. , 2024/2726 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1760 E., 2023/1807 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 50. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/449 E., 2023/116 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ile fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 2003 yılında emekli olduğunu ve davalıya ait özel eğitim kurumda 24.08.2005 tarihinde halkla ilişkiler uzmanı, sekreter ve kayıt kabul işleri ile görevli olarak işe başladığını, davalı tarafından iş akdine haksız ve hukuka aykırı olarak son verildiği 17.01.2020 tarihine kadar araklıksız olarak davalı işyerinde çalışmaya devam ettiğini, ancak işveren tarafından zorunlu olarak davacıya iki kez 6 ay süreyle ücretsiz izim kullandırıldığını, davacının çalışma süresi boyunca Kuruma bildirimlerinin yapılmadığını, davacının en son net ücretinin 2.200,00 TL olduğunu, davacının maaş ödemelerinin elden nakit olarak yapıldığını belirterek davacının 24.08.2005 – 01.09.2006, 30.03.2007 – 19.08.2016, 02.02.2017 – 17.01.2020 tarihleri arasında davalı işveren nezdinde kesintisiz çalıştığının tespit ve tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacının müvekkiline hasredilmiş bir çalışmasının bulunmadığını, anılan nedenle taraflar arasında iş ilişkisinin kurulduğundan bahsedilemeyeceğini, dava dilekçesinde belirtilen iddiaların tamamının gerçek dışı olduğunu, müvekkili şirketin iş akdi ile şirket bünyesinde çalışanların tamamının Kuruma bildirildiğini, davacının ise müvekkil şirkete hasrettiği tam zamanlı bir çalışmasının mevcut olmadığını, davacının iş öğrenmek ve tecrübe edinmek amacıyla düzensiz aralıklarla kurumu ziyaret ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurumun davanın açılmasına sebebiyet vermediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacının, davalı işyerinde 24.08.2005 – 01.09.2006 tarihleri arasında 367 gün, 30.03.2007 – 19.08.2016 tarihleri arasında 3379 gün, 02.02.2017 – 17.01.2020 tarihleri arasında 1065 gün olmak üzere toplam 4811 günün 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin 9 uncu fıkrası gereğince Sosyal Güvenlik Destek Primine Tabi hizmet süresi olarak tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer’i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının kesintili çalıştığını iddia ettiği 24.08.2005 ile 01.09.2006 tarihleri arasında taleplerinin hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, davacının iş öğrenmek ve tecrübe edinmek adına ziyaret ettiğini, çalışmasının olmadığını, hukuki yarar bulunmadığını, dava şartı nedeniyle davanın reddinin gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Fer’i müdahil vekili istinaf dilekçesinde; kayıt belgelerinin Kuruma bildirilmesinin işverenin sorumluluğunda olduğunu, dava açılmasına sebep olmadığından Kurum aleyhine yargılama giderine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ve fer’i müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili; istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle belirterek eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
2. Fer’i müdahil Kurum vekili; istinaf dilekçesi ile benzer nedenlerle belirterek eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 24.08.2005 – 01.09.2006, 30.03.2007 – 19.08.2016, 02.02.2017 – 17.01.2020 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7 nci maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2. Öte yandan 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
3. Değerlendirme
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin ve feri müdahil Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İnceleme konusu eldeki davada, davacı taraf davalı işveren tarafından zorunlu olarak kendisine iki kez 6 ay süreyle ücretsiz izim kullandırıldığını belirterek 24.08.2005 – 01.09.2006, 30.03.2007 – 19.08.2016, 02.02.2017 – 17.01.2020 tarihleri arasında çalıştığının tespitini istemiş; mahkemece davanın kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de hüküm eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalıdır.
Somut olayda, davanın 09.04.2021 tarihinde açıldığı, davacı adına davalı işyerinden herhangi bir bildirimde bulunulmadığı gözetildiğinde, kabul kararı verilen 24.08.2005 – 01.09.2006 tarihleri arasındaki dönem yönünden davacının ücretsiz izin iddiası araştırılarak 02.09.2006 – 29.03.2007 tarihleri arasında hizmet ilişkisinin askıda olup olmadığının netleştirilmesi, dolayısıyla 24.08.2005 – 01.09.2006 tarihleri arası dönemdeki hizmetlerinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı hususunun da irdelenmesi suretiyle dosya içerisindeki tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
14.03.2024 tarihinde karar verildi.