onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacının hem vefat eden oğlundan hem de babasından ölüm aylığı alıp alamayacağı hususu incelenmiştir. Davacı, 5510 sayılı Kanun’un 34. maddesine dayanarak, vefat eden oğlundan ve babasından ölüm aylığı talep etmiştir. Ancak, davacının babasından aldığı aylık nedeniyle, oğlundan da aylık almasının mümkün olmadığına karar verilmiştir.

Mahkeme, davacının oğlundan aldığı ölüm aylığının kesilmesi ve yersiz ödeme nedeniyle borç tahakkukuna ilişkin Kurum işleminin iptalini istemiştir. Ancak, davacının mevcut aylığı nedeniyle, oğlundan bağlanan aylığın durdurulmasının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, davalı Kurum vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına ve istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Bu durum, ölüm aylığına ilişkin yasal düzenlemelerin ve hak sahipliği koşullarının titizlikle uygulanması gerektiğini göstermektedir.

10. Hukuk Dairesi         2024/4116 E.  ,  2024/8583 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/1892 E., 2023/3596 K.
    KARAR : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. İş Mahkemesi
    SAYISI : 2019/283 E., 2022/77 K.

    Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının hak sahibi kız çocuk sıfatıyla babasından aldığı ölüm aylığı yanında vefat eden çocuğundan dolayı da ölüm aylığı almaya hakkı olduğunu beyanla, oğlunun ölümü nedeniyle aldığı aylığın iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline, kesildiği tarihten itibaren ödenmemiş aylıkların ödenmesine, Kuruma borcunun olmadığının tespitine karar verilmesinin talep etmiştir.

    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının oğlunun askerlik sırasında bekar ve çocuksuz olarak vefat ettiği, davacının çalışmadığı ve dosya kapsamında tespit edilen gelirinin ilgili dönemdeki brüt asgari ücretin altında olduğu anlaşıldığından, davacının oğlundan dolayı ölüm aylığı almaya hak kazanacağı kanaatine varıldığı, diğer yandan 5510 sayılı Kanun’un 34 ve 54 üncü maddeleri kapsamında hem eşten dolayı hem de çocuktan dolayı aylık bağlanmasına engel bir durum olmadığı anlaşılmakla Kurum işleminin yerinde olmadığının değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının hem babasından hem oğlundan dolayı hak sahibi olarak aylık almaya hak kazandığının tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline davacının bu nedenle davalı Kuruma borcunun bulunmadığının tespitine, davacının kesilen aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı Kurum vekili, Kurum işleminde herhangi bir hata bulunmadığını, başvuru şartının yerine getirilmediğini, dava açılmasına sebebiyet vermeyen Kurum aleyhine yargılama giderleri ile vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve “ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlığını taşıyan 34 üncü maddesinde, sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi, bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlanmış, “aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54 üncü maddede ise bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda, hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığının bağlanacağının hüküm altına alındığı, bu tür ölüm sigortasından aylık tahsislerinde, ayrık durumlar dışında genel kural olarak hakkı doğuran olay tarihinde yürürlükte olan yasal mevzuatın uygulanması gerektiği; Hukuk Genel Kurulunun 2016/10-2140 E 2017/1178 K, 2017/10-3192 E 2018/101 K, 2018/21-427 E 2018/949 K sayılı kararları doğrultusunda davacının 28.05.2012 tarihinde bekar ve çocuksuz olarak vefat eden oğlundan 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı alırken eşinin vefatı ve talebi üzerine 4/c sayılı yasa kapsamında sigortalı babası üzerinden ölüm aylığı bağlanabileceği, mevzuat gereğince davacının çift ölüm aylığı alabileceği, oğlundan bağlanan ölüm aylığının durdurulmasına ilişkin Kurum işleminin yerinde olmadığı davacının oğlu Ulaş Yıldızhan’ın 28.05.2012 tarihinde bekar ve çocuksuz olarak vefat ettiği, anne-babasından başka hak sahibi bulunmadığı, bağlanan ölüm aylığı gelirinin ilgili dönemdeki brüt asgari ücretin altında olması gerektiği, davacının oğlundan aldığı ölüm aylığının kesildiği 2019 Ağustos ayında babasından 1.146,08 TL yetim aylığı aldığı, çalışmadığı ve başka gelirinin bulunmadığı, aynı dönemdeki brüt asgari ücretin 2.558,40 TL olduğu, Mahkemece davacının oğlundan bağlanan aylığın durdurulmasına dair Kurum işleminin iptaline karar verilmesinin usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili 5110 sayılı Kanun’un ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması başlıklı 34 üncü madde düzenlemesinin ve hak sahiplerinin aylıklarının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanmasına dair 35 maddedeki düzenlemenin göz ardı edilerek davanın kabulüne dair kararın hatalı olduğunu, davacının hem vefat eden babasından hem vefat eden çocuğundan aylık almasının mümkün olmadığını belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacının 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı iken 28.5.2012 tarihinde bekar ve çocuksuz olarak vefat eden oğlundan ve 5434 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olup 19.11.2004 tarihinde ölen babasından ölüm aylığı alabileceğinin tespiti ile davacıya ölen oğlundan bağlanan ölüm aylığının kesilmesi ve yersiz ödeme nedeniyle borç tahakkukuna ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 34/1-d maddesi.

    3. Değerlendirme
    Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında sigortalı olan oğlu Ulaş Yıldızhan’ın bekar ve çocuksuz olarak 28.05.2012 tarihinde ölümü üzerine, davacıya ve o tarihte sağ olan eşine hak sahibi anne ve baba sıfatıyla 01.06.2012 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, davacının eşinin 03.11.2016 tarihinde vefatı sonrasında, davacının Kuruma başvurarak eşinin ölümü nedeniyle oğlundan bağlanan ölüm aylığının yeniden düzenlenmesini, eşinin aldığı payın da kendisine intikalini ve 19.11.2004 tarihinde ölen babası Salih Balpetek’ten de 4/c kapsamında yetim aylığı bağlanmasını talep ettiği, Kurumun davacıya 01.12.2016 tarihinden itibaren babasından hak sahibi kız çocuk sıfatıyla yetim aylığı bağladığı, daha sonra 5510 sayılı Kanun’a göre hem babasından hem de oğlundan aylık alamayacağından bahisle oğlundan aldığı aylığın 2019/9 tarihli işlem ile 1.12.2016 tarihi itibariyle durdurulduğu, babasından bağlanan (4/c) aylığın ödenmeye devam edildiği, ancak bu aylıktan yersiz ödeme nedeniyle kesinti yapıldığı, bilirkişi raporunda davacıya babasından bağlanan 1.146,08 TL ile oğlundan bağlanan 987,28 TL ölüm aylığı toplamının brüt asgari ücretten (2.558,40 TL) düşük olduğu, oğlundan aldığı aylığın kesilerek yersiz ödeme olarak tahsilinin hukuka uygun olmadığı kanaatinin bildirildiği anlaşılmaktadır.

    Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun’un “Ölüm Aylığının Hak Sahiplerine Paylaştırılması” başlığını taşıyan 34/1-d hükmüne göre, “Hak sahibi eş ve çocuklardan artan hisse bulunması halinde her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartıyla ana ve babaya toplam %25’i oranında; ana ve babanın 65 yaşın üstünde olması halinde ise artan hisseye bakılmaksızın yukarıdaki şartlarla toplam %25’i…” aylık bağlanacaktır.

    Hak sahiplerinin aylıklarının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması” başlığını taşıyan 35 inci maddesi, “ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıklar;

    a) Sigortalının ölüm tarihini,
    b) Hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi takip eden ay başından itibaren başlatılır. Hak sahiplerine bağlanan aylıklar 34 üncü maddede belirtilen şartların ortadan kalktığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir….” düzenlemesini içermektedir.

    Somut olayda, davacının babasından dolayı aylık aldığı açık olmakla “aylık bağlanmamış olması şartı” gerçekleşmediğinden vefat eden oğlundan dolayı ölüm aylığı alması mümkün değildir.

    O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

    2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

    Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.