|
ÖZET: Başvuran, 01/10/2008 tarihinden önce Çayırhan Termik Santrali’nde çalıştığını ve bu sürelerin fiili hizmet süresi zammı uygulamasında emeklilik yaş haddinin indirilmesi için gerekli olan 3600 gün hesabında dikkate alınmasını talep etmiştir. 2008 yılında termik santral çalışanlarına yıpranma hakkı tanınmış, ancak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) 2016’dan itibaren bu uygulamayı sona erdirmiştir. Başvuran, bu durumun kendisini mağdur ettiğini ifade ederek, SGK’nın uygulamasının yeniden gözden geçirilmesini istemektedir.
SGK, başvuranın çalıştığı işyerinin 5510 sayılı Kanun kapsamında yer aldığını belirtmiş, ancak başvuranın 01/10/2008 öncesi çalışmasının 3600 gün şartının hesaplanmasında dikkate alınamayacağını ifade etmiştir. 5510 sayılı Kanun’un 40. maddesi gereği, fiili hizmet süresi zammından yararlanmak için başvuranın en az 3600 gün çalışmış olması gerektiği vurgulanmıştır. Başvuranın bu süreyi doldurmadığı için emeklilik yaş haddinden indirim hakkı bulunmamaktadır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebini değerlendirerek, SGK’nın uygulamasında hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit etmemiştir. Ayrıca, başvuranın iddialarının, idarenin düzenleyici işlemlerine ve mevcut mevzuata aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Başvurunun reddine karar verilmiş olup, başvuranın yargı yoluna başvurma hakkı saklıdır. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 6423-6423 |sayi|53878609-101.07.05-E.53878609-101.07.05-E.
BAŞVURU NO : 2017/16133 2017/ 16133
KARAR TARİHİ : 11/04/2018 |tarih|
RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : –
BAŞVURUYA KONU İDARE : Sosyal Güvenlik Kurumu
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın, 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01/ 10/ 2008 tarihi öncesi termik santralde geçen çalışmalarının fiili hizmet süresi zammı uygulamasında emeklilik yaş haddinin indirilmesi için gerekli olan 3600 günün hesabında dikkate alınması talebi hakkındadır .
BAŞVURU TARİHİ : 19/12/2017 19.12.2017
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Başvuran; 01/ 10/ 1998 tarihinden beri Çayırhan Termik Santralinde çalıştığını, 2008 yılında termik
santral çalışanlarına yıpranma hakkı tanındığını ve böylece çalışanlara iki buçuk yıl erken emeklilik hakkı verilerek emekli edildiklerini, ayrıca 2008 yılından beri yıpranma primlerinin yatırıldığını; ancak Sosyal Güvenlik Kurumunun 2016 yılından itibaren bu uygulamayı kaldırdığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir .
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Beypazarı Sosyal Güvenlik Merkezinin başvuru konusuna ilişkin 25/ 01/ 2018 tarih ve
sayılı yazısında;
2.1) Başvuranın, Termik Elektrik Sanayi ve Ticaret A.Ş. unvanlı işyerinde çalıştığı, söz konusu
işyerinin 5510 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesi kapsamında yer aldığı,
2.2) Başvuru konusu olan fiili hizmet zammı ile ilgili olarak işveren tarafından verilen belge
1 / 7değişikliği işlemlerinin; çalışan sayısının fazla olması, işverenin birçok kanuni indirim ve teşvik
alması ve iş yerinin toplu iş sözleşmesi kapsamında olması nedeniyle zorlaştığı, diğer taraftan belirtilen iş yeri dosyası özelinde yeni program yazılımı yapılarak fiili hizmet değişiklik işlemlerinin tamamlandığı ve başvuranın bildirilen tüm hizmetlerinin istenilen belge türü olan 29 belge türü (Tüm sigorta kollarına tabi çalışıp 60 gün fiili hizmet süresi zammına tabi çalışanlar) olarak değiştirildiği, açıklamalarına yer ver ilmiştir .
3) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 22/ 02/ 2018
tarih ve sayılı yazısında;
3.1) Başvuru konusu olan 2008 yılı Ekim ayı başından önce 506 sayılı Kanunun mülga ek 5 inci
maddesi kapsamında itibari hizmet süresi kapsamı dışında prim ödenerek geçen çalışmalarla, 2008 yılı Ekim ayı başından sonra fiili hizmet süresi zammına tabi prim ödenerek geçen çalışmalar toplamının 3600 gün olması halinde, sigortalıların 2008 yılı Ekim ayı başından sonra fiili hizmet süresi zammına tabi geçen çalışmalarının emeklilik yaş haddinden indirilmesine imkân tanıyan 10/ 11/ 2015 tarihli ve 5654390 sayılı Genel Yazının, Fiili Hizmet Süresi Zammı Uygulamasının Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 27/ 06/ 2016 tarihinde yürürlüğe girmesi üzerine düzenlenen 01/ 08/ 2016 tarihli ve 10465064 sayılı Genel Yazıyla uygulamadan kaldırıldığı ve kaldırılan bu uygulamayla 10/ 11/ 2015 – 26/ 06/ 2016 tarihleri arasında fiili hizmet süresi zammına tabi çalışması olanlardan yaşlılık aylığı talebinde bulunanların emeklilik yaş hadlerinin tespitinde, 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren fiili hizmet süresi zammı kapsamına alınan ancak 2008 yılı Ekim ayı başından önceki kapsamda olmayan çalışma sürelerinin de dikkate alındığı,
3.2) Bununla birlikte 27/ 06/ 2016 tarihli Fiili Hizmet Süresi Zammı Uygulamasının Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile uygulamadan kaldırılan 10/ 11/ 2015 tarihli ve 5654390 sayılı Genel Yazının, aksine bir hüküm olmadıkça geriye ya da ileriye yönelik uygulanmasının söz konusu olmadığı ve başvuranın 10/ 11/ 2015 – 26/ 06/ 2016 tarihleri arasında fiili hizmet süresi zammı kapsamında geçen çalışmalarının da dikkate alınacağı bir tahsis talebi bulunmadığından, 01/ 10/ 2008 öncesi fiili hizmet süresi zammı kapsamında olmayan çalışmalarının 01/ 10/ 2008 sonrası fiili hizmet süresi kapsamına alınan çalışmalarla birlikte yaş haddinin tespitinde değerlendirilmesinin yürürlükteki mevzuata aykırılık teşkil edeceği,
3.3) 5510 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesine göre başvuranın çalışma sürelerinin her 360 gününe 60
gün fiilî hizmet süresi zammı olarak eklendiği, eklenen bu sürelerin en fazla beş yılının prim ödeme gün sayısına eklendiği ve prim ödeme gün sayısına eklenen sürelerin yarısının (söz konusu sigortalı için 5 yıl eklenmesi durumunda en fazla 2,5 yıl) yaş haddinden indirildiği, ancak yaş haddi indiriminden faydalanmak için sigortalıların en az 3600 gün belirtilen iş yeri ve işlerde çalışmış olmalarının öngörüldüğü, başvuranın 01/ 10/ 2008 – 31/ 12/ 2017 tarihleri arasındaki termik santral çalışmasının 3600 günden az olmasından dolayı 2,5 yıl erken emeklilik hakkının bulunmadığı, ifade edilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
4) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma
hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler .”,
2 / 75) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci
maddesinin birinci fıkrasında ;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .”,
6) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun;
6.1) “Fiilî hizmet süresi zammı” başlıklı 40 ıncı maddesinde;
“ Aşağıda belirtilen işyerlerinde ve işlerde 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu işyerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayıları, fiilî hizmet süresi zammı olarak eklenir .
…
KAPSAMDAKİ KAPSAMDAKİ EKLENECEK
İŞLER/İŞYERLERİ SİGORTALILAR GÜN SAYISI
Termik santrallerle her çeşit
5) Kok fabrikalarıyla termik buhar kazanlarının kazan
santraller dairesindeki ateşçilik, kül ve 60 kömürlerin taşınması işlerinde çalışanlar .
Bu maddenin birinci fıkrası hükmüne göre hesaplanan fiilî hizmet süresi zammı, yukarıdaki tablonun ( 13) ve ( 14) numaralı sırasında yer alan sigortalılar için sekiz, diğer sigortalılar için beş yılı geçmemek üzere uzun vadeli sigorta kolları uygulamasında prim ödeme gün sayısına eklenir . Bu sürelerin, üç yılı geçmemek üzere; ( 18) numaralı sırasında bulunanlar için tamamı diğerleri için yarısı emeklilik yaş hadlerinden indirilir . Tablonun ( 10) numaralı sırasında yer alan sigortalılar için bu fıkradaki süre sınırı uygulanmaz .
Yukarıdaki fıkrada belirtilen yaş haddi indiriminden yararlanabilmek için ölüm ve malûliyet halleri ile ( 18) numaralı sırada bulunanlar hariç tablonun ( 10) numaralı sırasında yer alan sigortalıların en az 1800 gün, diğer sıralarda yer alan sigortalıların ise en az 3600 gün belirtilen işyeri ve işlerde çalışmış olmaları şarttır .
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurumun önerisi üzerine Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelik ile düzenlenir .”,
6.2) “506, 1479, 5434, 2925, 2926 sayılı kanunlara ilişkin ortak geçiş hükümleri” başlıklı Geçici
7 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
“Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/ 7/ 1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/ 9/ 1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/ 10/ 1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/ 10/ 1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/ 6/ 1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17/ 7/ 1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî
3 / 7hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun
hükümlerine göre değerlendirilir .
Kanunun yürürlük tarihinden önce 24/ 6/ 1965 tarihli ve 635, 18/ 3/ 1986 tarihli ve 3269, 22/ 7/ 1965 tarihli ve 644, 1/ 11/ 1983 tarihli ve 2937, 25/ 3/ 1957 tarihli ve 6940 ve 26/ 10/ 1990 tarihli ve 3671 sayılı kanunlar ile 5434 sayılı Kanunun 32 nci maddesine göre fiili hizmet süresine müstehak görevlerde çalışanların bu görevlerde geçirdikleri süreler bu Kanunun 40 ıncı maddesi gereğince aranan 3600 günün doldurulmasında nazara alınır . 17/ 7/ 1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesinde sayılan itibari hizmet süresi kapsamında yer alıp bu Kanunun 40 ıncı maddesinde sayılmayan işlerde bu Kanunun yürürlük tarihinden önce geçen çalışma sürelerinin bu maddenin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesinde 3600 gün prim ödeme şartı aranmaz.”,
7) 27/ 09/ 2008 tarihli ve 27010 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, Fiili Hizmet Süresi Zammı
Uygulamasının Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Fiili hizmet süresi zammı uygulamasına ilişkin geçici hükümler” başlıklı Geçici 1 inci maddesinin altıncı fıkrasında;
“2008 yılı Ekim ayı başından önce 5434 sayılı Kanunun mülga 32 nci maddesi kapsamında fiili hizmet süresi zammı ve 506 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesinin itibari hizmet süresi kapsamında sayılan işlerden olmadığı halde, 5510 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinde sayılan işler ve işyerlerine girecek nitelikte çalışması olanların 2008 Ekim ayı öncesi bu kapsamda geçen çalışmaları emeklilik yaş haddi indiriminden yararlanmak için aranan gün sayısı hesabında dikkate alınmaz .”, düzenlemelerine yer verilmiştir .
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
8. Başvuru konusu kapsamında yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9) Başvuran bir numaralı paragrafta da ifade edildiği üzere; 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği
01/ 10/ 2008 tarihi öncesi dönemde fiili hizmet süresi zammına tabi olmayan termik santraldeki çalışmalarının yaş haddi indiriminden yararlanmak için gerekli olan 3600 günün hesabında dikkate alınmasını talep etmektedir .
10) Fiili hizmet süresi zammı, kanunda belirtilen bazı ağır ve tehlikeli işlerde çalışan sigortalılara bu
iş ve iş yerlerinde geçen çalışma sürelerine, yine kanunda belirtilen gün sayılarının eklenmesini ifade etmektedir . Ayrıca 6 numaralı paragrafta yer verildiği üzere fiili hizmet zammı olarak eklenen bu sürelerin bir kısmı, kanunda belirtildiği şekilde prim ödeme gün sayısına eklenmekte ve yine eklenen bu sürelerin bir kısmı da emeklilik yaş hadlerinden indirilmektedir . Bu bağlamda, somut olayımızda başvuranın çalışmasının geçtiği termik santraldeki çalışma sürelerinin, her 360 gününe 60 gün fiili hizmet süresi zammı olarak eklenmektedir . Ayrıca eklenen bu sürelerin en fazla beş yılı prim ödeme gün sayısına eklenmekte, yine prim ödeme gün sayısına eklenen sürelerinin yarısı (en fazla 5 yıl
4 / 7eklenmesi halinde en fazla 2,5 yıl) emeklilik yaş haddinden indirilmektedir . Bununla birlikte
başvuranın fiili hizmet zammına tabi olarak eklenen sürelerinin emeklilik yaş haddinden indirilebilmesi için, fiili hizmet süresi zammına tabi iş ve iş yerindeki çalışmasının en az 3600 gün olması gerekmektedir .
11) Diğer taraftan başvuranın çalışmasının bulunduğu termik santraller, 506 sayılı Kanun
kapsamında itibari hizmet süresi kapsamında sayılan iş yerleri arasında değilken, 5510 sayılı
Kanunun 40 ıncı maddesi kapsamında fiili hizmet süresi zammı verilecek işler ve iş yerleri kapsamına alınmıştır . Başvuru konusu uyuşmazlık ise 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01/ 10/ 2008 tarihinden önce termik santralde çalışması bulunan başvuranın, bu sürelerinin fiili hizmet süresi zammından yararlanmak için gerekli olan 3600 günün hesabında sayılıp sayılmayacağı noktasında toplanmaktadır .
12) Esasen başvuranın talebinin asıl dayanağını, Sosyal Güvenlik Kurumunun 3 numaralı paragrafta
yer verilen mülga 506 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesinde yer alan itibari hizmet süresi kapsamı dışında prim ödenerek geçen çalışmalarla, 5510 sayılı Kanun ile fiili hizmet süresi zammına tabi prim ödenerek geçen çalışmalar toplamının 3600 gün olması halinde, sigortalıların 2008 yılı Ekim ayı başından sonra fiili hizmet süresi zammına tabi geçen çalışmalarının emeklilik yaş haddinden indirilmesine imkân tanıyan genel yazısı oluşturmaktadır . Mezkûr genel yazı sonrasında başvuranın,
2008 yılı öncesi dönemdeki çalışmalarının 3600 günün hesabında dikkate alınacağını varsaydığı
anlaşılmaktadır . Diğer bir deyişle Sosyal Güvenlik Kurumunun genel yazısı başvuranda, 5510 sayılı
Kanundan önce itibari hizmet süresi kapsamında yer almayan çalışmalarının, emeklilik yaş haddinden indirilmesinde gerekli olan günün hesabında dikkate alınacağı yönünde bir beklentiye yol açmıştır . Şu halde başvuru konusunun çözümü; başvuranın bu beklentisinin korunup korunamayacağının tartışılmasını ve bu noktada da haklı beklenti kavramının incelenmesini gerekli kılmaktadır .
13) Haklı beklenti kavramının, doğrudan bir mevzuat hükmü ile düzenlenmediği ancak doktrinde yer
alan çalışmalar ve yargı kararlarıyla şekillendiği görülmektedir . Türk idare hukukunda haklı beklenti; idarenin uzun süren uygulamasının, taahhüdünün veya düzenleyici işleminin bireylerde kendi menfaatlerine bir hak kazandıracağı, gelecekte de aynı şekilde devam edeceği yönünde oluşan inanç ve güven olarak ifade edilmektedir . Haklı beklentinin korunması ise, bireyin idareden olan bu beklentisi ile idarenin değişen ihtiyaçlar ve karşılaşılan aksaklıklar nedeniyle politika değişiklikleri arasındaki çatışmayı çözmeyi amaçlayan bir kurum olarak açıklanmaktadır . Beklentinin haklı olması çoğu durumda hukuka uygun olma şartı olarak anılırken, bu beklentinin en azından doğru ve yerinde olduğu durumların da haklı bir beklenti olarak kabul edildiği görülmektedir . ( Engin SAYGIN, “Haklı
Beklentilerin Korunması İlkesine Yönelik Türk ve İngiliz İdare Hukuku Yaklaşımı Üzerine
Karşılaştırmalı Bir Analiz”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi , Sayı : 6423-6423 126, 2016, s. 230 vd.) Dolayısıyla bireylerin, gerek idari bir uygulama gerekse düzenleyici bir idari işlemden kaynaklanan beklentilerinin korunması kural olarak, bu beklentinin hukuka uygun olması şartına bağlıdır . Diğer taraftan Danıştay haklı beklentiden; idarenin takdir yetkisinin bulunduğu durumlarda bahsedilebileceğini ve kamu yararının üstün olduğu durumlarda haklı beklentiden söz edilemeyeceğini, dolayısıyla idarenin uygulamalarının bireyler açısından haklı beklenti yaratmayacağını ifade etmektedir . (Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun, 29/ 01/ 2015 tarihli, E .
2014/ 977 ve K. 2014/ 977 sayılı Kararı) Diğer bir deyişle, idarenin takdir yetkisinin olmadığı veya
5 / 7kamu yararının üstün tutulması gereken hallerde haklı beklentinin varlığından söz edilemeyecek ve
bu yöndeki talepler hukuken korunmayacaktır . Yüksek Mahkeme, idari görevlerden müfettişliğe atananlara teftiş kurulu başkanlığına atanma yolunu kapatan yönetmelik değişikliğinin iptali için açılan davada ise; davacıların haklı beklenti iddialarını kabul etmemiş ve esasen var olmayan bir hakkın korunmasının da hukuken mümkün olmayacağını vurgulamıştır . (Danıştay Beşinci
Dairesi’nin, 19/ 03/ 1996 tarihli, E : 1993/ 7236 ve K: 1996/ 1164 sayılı Kararı) Bu karardan da anlaşılacağı üzere, bir durumun haklı beklenti olarak kabul edilebilmesi temelde bu beklentinin hukuk tarafından korunabilir olmasına bağlıdır .
14) Bu noktada, başvuranın talebine esas teşkil eden beklentisinin de idarenin bir düzenleyici
işleminden doğduğu anlaşılmaktadır . Normalar hiyerarşisinde adsız düzenleyici işlemler arasında yer alan mezkûr genel yazının, üst normlara aykırı olmaması gerekmektedir . Bu doğrultuda 5510 sayılı
Kanun ile fiili hizmet süresi zammına tabi iş ve iş yerlerinin sayıldığı, söz konusu zamdan yararlanmak için genel şartların düzenlendiği ve uygulamaya ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenlenmesi konusunda idareye yetki verildiği görülmektedir . Dolayısıyla idarenin diğer düzenleyici işlemlerinde olduğu gibi genel yazı niteliğindeki işlemlerinin de hem anılan Kanun hükümlerine hem de yönetmelik hükümlerine aykırı olmaması gerekmektedir . Zira idari işlemlerin hukukilik sınırını oluşturan mevzuat hükümleri, idarenin düzenleyici işlemleri ile değiştirilemez niteliktedir . Bu anlamda fiili hizmet süresi zammına tabi iş ve iş yerlerinin açıkça Kanun’da sayılması, 506 sayılı yasa döneminde itibari hizmet süresi kapsamında yer almamakla birlikte yeni yasa ile fiili hizmet süresi zammı kapsamına alınan çalışmalardan önceki yasa döneminde geçen sürelerin emeklilik yaş haddi tespitinde dikkate alınacağına ilişkin bir Kanun hükmünün olmaması karşısında idarenin, düzenleyici işlem ile söz konusu hususu doğrudan düzenlemesi mümkün değildir . Somut olayda da, normlar hiyerarşisindeki yeri nazara alındığında doğrudan bir hak yaratması mümkün olmayan genel yazıya böyle bir sonucun evleviyetle atfedilemeyeceği değerlendirilmektedir .
15) Bütün bu değerlendirmeler sonucunda, başvuranın 506 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesi
kapsamında itibari hizmet süresi dışında yer alan çalışmalarının, 5510 sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinde yer alan 3600 gün şartının tespitinde dikkate alınması hukuken mümkün değildir .
Dolayısıyla idarenin genel yazısı ile aksi yönde tesis ettiği işlemler, başvuran açısından bir beklenti oluşturmuş olsa da; bu beklenti açıkça Kanun’a aykırı olduğundan haklı beklenti düzeyinde bir korumaya mazhar olamayacaktır .
16) Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın itibari hizmet süresi
kapsamında yer almamakla birlikte yeni Kanun ile fiili hizmet süresi kapsamında yer alan çalışmalarından, eski Kanun dönemindeki çalışmalarının emeklilik yaş haddinin tespitinde gerekli olan 3600 günün hesabında dikkate alınmamasına yönelik idarenin başvuruya konu işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
17) Diğer taraftan iyi yönetim ilkelerine, 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir . Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması
6 / 7kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin İdare tarafından süresi içerisinde ve
gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece “kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak İdarenin, başvurana verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir .
18) Ayrıca 5510 sayılı Kanunda, fiili hizmet süresi zammından yararlanma şartlarının belirlenmesine
ve sadece uygulamaya ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenlenmesi konusunda idareye yetki verilmesine rağmen; 506 sayılı Kanun döneminde itibari hizmet süresi kapsamı dışında prim ödenerek geçen çalışmaların fiili hizmet süresi zammından yararlanmak için gerekli olan 3600 günün hesabında dikkate alınmasına yönelik, Sosyal Güvenlik Kurumunun 10/ 11/ 2015 tarihli ve 5654390 sayılı Genel Yazısının mezkûr Kanun’da öngörülmeyen bir durumu düzenlediği görülmektedir .
Sosyal güvenlik sisteminde yer alan sigortalardan yararlanacak kişilerin ve bu kişilere sağlanacak hakların kanunla düzenlenmesi nedeniyle, mezkûr düzenleyici işlemin Kanun’a aykırı bir durum yarattığı görülmektedir . Dolayısıyla Sosyal Güvenlik Kurumunun, “kanunlara uygunluk” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; bundan sonra idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması beklenmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana
tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup; Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemelerinde yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın Başvurana ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA TEBLİĞİNE, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi