|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, 5584 sayılı Posta Kanunu’na aykırılıktan kaynaklanan bir maddi tazminat davasını ele almaktadır. Davacı, davalının işyerinde yapılan tespitte 902 koli içerisinde bulunan gönderilerin, davacının posta tekel hakkını ihlal ettiğini ve bu nedenle tazminat talep etmiştir. Mahkeme, gönderilerin mektup niteliğinde olduğunu ve davacının tekel hakkına tecavüz oluşturduğunu belirterek, davacının tazminat isteme hakkının bulunduğuna hükmetmiştir.
Mahkeme, davalıdan tahsil edilmesi gereken tazminat miktarını, 5584 sayılı Kanun’un 59/2 maddesi uyarınca belirlemiş ve toplam 49.181 adet gönderi için hesaplanan ücretin 4 katı olan 216.396,40 TL’nin tazminat olarak tahsil edilmesi gerektiğine karar vermiştir. Ancak, mahkeme kararında vekalet ücretinin belirlenmesi sırasında yapılan bir hata nedeniyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarını reddederken, davacı vekilinin temyiz itirazını kabul ederek, mahkeme kararının düzeltilmesine ve tazminat miktarının yeniden belirlenmesine karar vermiştir. Bu durum, 5584 sayılı Posta Kanunu’nun ihlali ve tazminat taleplerinin hukuki çerçevesini net bir şekilde ortaya koymaktadır. |
11. Hukuk Dairesi 2023/4502 E. , 2024/5938 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/116 Esas, 2023/166 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili, duruşma istemsiz olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.09.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat … … ile davalı vekili Avukat … … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 5584 sayılı Posta Kanunu ve ilgili tüzükte müvekkiline posta tekel hakkı tanındığını, 14.01.2010 tarihinde davalının işyerinde yapılan tespitte 902 adet koli içerisinde toplam 213.774 adet gönderi tespit edildiğini, posta tarifesine göre müvekkilinin toplam zararının yakalanma tarihi itibariyle 940.605,60 TL olduğunu ileri sürerek anılan meblağın tespit tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin posta dağıtım işi yapmadığını, müşterilerine baskı, katlama, zarflama, kolileme, depolama hizmetleri verdiğini, müşterilerin şubelerinden iade ile gelen zarfları iade sebebine göre tasnif edip imha işlemi yaptığını, tespit edilen koli ve zarfların, “dağıtılmak için” değil, katlama, zarflama, kolileme, depolama amacıyla orada bulunduğunu, tespit esnasında kolilerdeki zarfların içeriğinin tespit edilmediğini, zarfların içinde posta tekelini ihlal eden bir mektup olduğu varsayımından hareketle tazminat talep edilmeyeceğini, tespit esnasında 902 adet koliden sadece iki adet kolideki zarfların sayıldığını, bu iki koli içindeki zarf sayısından hareketle tazminat hesabı yapılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak davalının değerli kağıt niteliğinde olmayan kredi kartının taşınması sırasında sadece kartın gönderilmesiyle yetinmeyip yanı sıra kullanımına v.b. ilişkin kart üzerinde veya ayrıca yazılmış belge biçiminde gönderileri de taşıdığı, güncel ve kişisel haber niteliği taşıyan bu gönderilerin mektup postası yönetmeliğinin 21. maddesine göre “Mektup” niteliğinde sayılması gerektiği, bahse konu gönderilerin kabul, taşıma ve dağıtımının 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 2/a maddesi gereğince davacının tekel hakkı kapsamında kaldığı ve davacının tekel hakkına tecavüz oluşturduğundan 5584 sayılı Posta Kanunu’nun 59/2 maddesi gereğince davacının davalıdan tazminat isteme hakkının bulunduğu, aynı Kanun’un 59/2 maddesinde posta tekeli altında bulunan gönderileri izinsiz kabul eden ve taşıyanlardan, posta ücretinin 4 katı oranında ücret alınacağı hükme bağlanmış olup, toplam 49.181 adet gönderi için 54.099,10 TL olarak hesap edilen ücretin 4 katı oranında olan 216.396,40 TL ücretin tazminat olarak davalıdan tahsilinin gerektiği, BK’nın 42. maddesinin uygulanmasına yer olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 5584 sayılı Kanuna aykırılıktan kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5584 sayılı Posta Kanunu 2/a, 59/2 maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin 3 nolu bendi uyarınca, maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. Buna göre, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmekle birlikte, hüküm kısmının 4 üncü maddesinde “33.295,50 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” hükmedilmiş olup, devamında hüküm kısmının 5 inci maddesinde “97.663.01 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” karar verilmiştir. Anılan mevzuat hükmü gereği davanın reddedilen kısmı yönünden kararlaştırılan vekalet ücretinin davanın kabul edilen kısmı yönünden davacı lehine hükmedilen vekalet ücretini geçmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan “ 97.663,01 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “33.295,50 TL” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 03.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.