|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacının 6111 sayılı Kanun’dan yararlandırılması ve yaşlılık aylığına hak kazanması konusundaki uyuşmazlık ele alınmıştır. Davacı, tarım sigortalılığına dair daha önceki bir ihtilafın kesinleştiğini, 6111 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle birlikte bu yasadan faydalanmak için gerekli ödemeleri yaptığını, ancak yaşlılık aylığının bağlanmadığını iddia etmiştir. Mahkeme, davacının 6111 sayılı Kanun’dan yararlanması gerektiğine ve 01.05.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığına karar vermiştir.
Mahkeme, davacının fazladan ödediği primlerin iadesi ve birikmiş aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğini belirlemiştir. Bu karar, davacının yaptığı 20.000 TL’lik ödemenin, 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması gereken borçları karşıladığını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, mahkeme, davacının haklarının korunması ve yasal faizin ödenmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu durum, sosyal güvenlik hukuku açısından önemli bir içtihat oluşturmaktadır. |
10. Hukuk Dairesi 2024/4991 E. , 2024/10297 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/120 E., 2023/44 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasında görülen aksi Kurum işleminin iptali, 6111 sayılı Kanun’dan yararlandırılması gerektiğinin tespiti ve fazladan ödenen primlerin iadesi ile yaşlılık aylığı bağlanması ve birikmiş aylıkların yasal faizi ile tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının tarım sigortalılığının daha önce taraflar arasında ihtilafa konu olduğunu, bu ihtilafın Mahkemenin 2011/481-2012/101 E.K. sayılı kararı ile kesinleştiğini, dava süreci devam ederken 6111 sayılı Kanun’un çıkarıldığını, davacının bu yasadan istifade edebilmesi yapılan talebinin “davadan feragat edilmesi” koşuluna bağlandığından reddedildiğini, davacının 6111 sayılı Kanun gereğince hesaplanması halinde çıkacak borcunu fazlasıyla karşılayacak şekilde Kuruma yaklaşık bir değer karşılığı toplam 20.000 TL ödendiğini, borcunu yapılandıramayan davacının hak ettiği yaşlılık aylığını almadığını, yapılan ödemeye rağmen davacıya hak ettiği yaşlılık aylığının bağlanmadığını, davacının yaptığı 20.000 TL ödemenin fazla olduğunu, 6111 sayılı Kanun uyarınca yapılandırıldığında yapması gereken ödemenin bu rakamın altında olduğunu ileri sürerek, davacının 6111 Kanun’dan faydalanmayı hak ettiğinin tespitine, tüm prim borçlarının ferileriyle sorularak hesaba aktarılan müstahsil kesintilerin mahsubu ile bakiye borcun 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması halinde 29.03.2012 tarihi itibariyle bakiye borcunun tespiti ile yapmış olduğu 20.000 TL’den varsa bakiye paranın davacıya dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesine, 01.04.2012 tarihinden itibaren birikmiş tüm aylıkların faizi ile birlikte kendisine ödenmesini karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 14.06.2016 tarih ve 2013/544 E. – 2016/435K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 13.05.2019 tarih ve 2016/15156 E. – 2019/4190 K. sayılı kararı ile dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 6111 sayılı Kanun uyarınca yapılandırma talebinin, davacının tarım Bağ-Kur tescil tarihi olan 01.06.2005 sonrası için kabul edilerek borç hesabı çıkarıldığı, Kurumca öncesine ait sigortalılık süreleri yönünden kabul edilmediği, bunun üzerine davacı tarafından 01.08.1994-31.05.2005 tarihleri arası 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalılık sürelerinin tespiti için açılan davanın kabulüne karar verilerek onanarak kesinleştiği, Mahkemece, Kurum tarafından 6111 sayılı Kanun uyarınca davacının yapılandırma talebinin kabul edildiği 01.06.2005-2010/11 aylar arası prim borçları yönünden 6111 sayılı Kanun’un geçici 19. madde kapsamında prim borcu hesabı yapılarak, 29.03.2012 tarihinde davacı tarafından ödenen 20.000,00 TL’den hesaplanan borcun mahsup edildiği, 01.06.2005 tescil tarihi itibariyle Kurum tarafından davacının 1. basamak olduğu kabul edildiğinden, bu tarihten öncesine ait 01.08.1994- 31.05.2005 tarihleri arasındaki sigortlalılık sürelerinde 1. basamak olduğu kabul edilerek prim belirlemesi ve 6111 sayılı Kanun’dan yararlandırılması ihtimaline göre borç hesabı çıkarılarak, davacı tarafından yapılan ödemeden mahsup edildiği anlaşılmakla, Mahkemece, Mahkeme kararı ile tespitine karar verilen 01.08.1994-31.05.2005 tarihleri arasındaki sigortalılık süreleri için Kurumdan tescil ve basamak intibakının yapılarak prim borçlarının bildirilmesi ve yine yeni duruma göre 01.06.2005 sonrası sigortalılık süreleri için basamak intibakı sorularak prim borçlarının bildirilmesinin istenilmesi ve 01.06.2005-2010/11 ay sigortalılık süresi için bildirilen prim borçları dikkate alınarak 6111 sayılı Kanun’un geçici 19. madde kapsamında borç hesabının Kurumdan istenilmesi, 01.06.2005 tarihi öncesindeki sigortalılık süreleri için de 6111 sayılı Kanun’dan yararlandırılması ihtimaline göre borç hesabının Kurumdan istenilmesi, Kurum tarafından yapılan tescil ve intibak ve prim borç hesaplarına itiraz edilmesi halinde denetime elverişli bilirkişi raporu temin edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek, eksik araştırma ve inceleme ile kurulan hüküm bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin19.10.2020 tarih ve 2019/652 E. – 2020/560 K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma kararı doğrultusunda ikmal olunan eksiklikler, Kurum cevabi yazıları, tanık beyanları ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davanın kabulü ile
1-Davacının 6111 sayılı Kanun’dan faydalanması gerektiğinin tespitine,
2-Davacının 01.05.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine,
3-Davacının birikmiş tüm aylıklarının 01.08.2012 tarihinden itibaren her bir aylığın ödeme tarihinden dava tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 23.11.2021 tarih ve 2021/4665 E. – 2021/14702 K. sayılı kararı ile bozma kararına uyulmuş ise de bozma gereklerinin yerine getirilmediği, Dairemizin 13.05.2019 tarihli bir önceki bozma kararı çerçevesinde, uyuşmazlığa konu her iki dönem yönünden (01.08.1994-31.05.2005 ve 01.06.2005-2010/11 ay arası) ilamda belirtildiği şekilde 6111 sayılı Kanun da gözetilmek kaydıyla, davacının prim borcunun bulunup bulunmadığı Kurumdan sorulmalı, varsa prim ödemeleri de nazara alınmalı, uyuşmazlık çıkması halinde bilirkişi raporu alınarak sonuca gidilmesi gerekirken, bu hususta yeterli ve gerekli araştırma yapılmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile kurulan hüküm bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 19.01.2023 tarih ve 2022/120 E. – 2023/44 K. sayılı kararı ile Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller, Kurum cevabi yazıları, tanık beyanları ve bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde, 01.06.2005 – 30.11.2010 tarihleri arasındaki dönemin 6111 sayılı Kanun’a göre değil de 2020 yılı asgari ücret ve prim nisbeti esas alınarak ihya hesabının yapıldığı, bu nedenle davalı Kurumun anılan döneme ilişkin bildirdiği tutarın bozma ilamında da belirtildiği üzere uygun bir şekilde hesaplanmadığı, davalı Kurum tarafından 01.08.1994 – 31.05.2005 tarihleri arasındaki dönem prim borcunun ise sigortalının yaptığı ödemeler ve son ödeme olan 29.03.2012 tarihli 20.000 TL’lik ödemeden düşüldüğünde 13.881,12 TL prim asıl borcu ve 2.350,50 TL gecikme zammı olarak hesaplandığı, bu döneme ait prim borcu tutarının 6111 sayılı Kanun’a göre yapılandırılmadığı, bu nedenle davalı Kurumun bildirdiği tutarın bozma da da belirtildiği üzere uygun şekilde yeniden hesaplanması gerektiği, bu bağlamda 01.06.2005 – 30.11.2010 tarihleri arasındaki dönemde 6111 sayılı Kanun’a göre yapılandırıldığında (29.03.2012 tarihli ödeme dışındaki ödemeler de mahsup edilerek) 10.931,87 TL, 01.08.1994 – 30.05.2005 tarihleri arasındaki dönem 6111 sayılı Kanun’a göre yapılandırıldığında 5.537,60 TL ve 6111 sayılı Kanun kapsamında olmayan dönem tahsis tarihine kadar 3.046,61 TL olmak üzere toplamda miktar olarak 19.516,08 TL tutara denk geldiği ve davacının Kuruma, 29.03.2012 tarihinde 20.000 TL ödediği görüldüğünden, davacının herhangi bir prim borcunun bulunmadığı ve 01.05.2012 tarihinden itibaren de yaşlılık aylığı almaya hak kazandığı anlaşılmakla, davanın kabulü ile
1-Davacının 6111 sayılı Kanun’dan faydalanması gerektiğinin tespitine,
2-Davacının 01.05.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, davacının birikmiş tüm aylıklarının her bir aylığın ödeme tarihinden dava tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının fazladan ödediği 483,92 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK Başkanlığı vekili; kararın usul ve yasaya aykırı verildiğini belirterek, temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, aksi Kurum işleminin iptali, 6111 sayılı Kanun’dan yararlandırılması gerektiğinin tespiti ve fazladan ödenen primlerin iadesi ile yaşlılık aylığı bağlanması ve birikmiş aylıkların yasal faizi ile tahsiline ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi, 438. maddesinin 7, 8, 9. fıkraları ile 439. maddesinin 2. fıkrası, 6111 sayılı Kanun ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilgili maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre temyiz eden davalı Kurum vekilinin aşağıda kalan paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli, 2006/9-508 E., 2006/521 K. sayılı kararı).
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. … Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e …, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 Ankara, 1974, sayfa 395 vd.)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
3.Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de bozma kararının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Zira davacının aksi Kurum işleminin iptali ile 6111 sayılı Kanun’dan yararlandırılması gerektiğinin tespiti, fazladan ödenen primlerin iadesi ile yaşlılık aylığı bağlanması ve birikmiş aylıkların yasal faizi ile tahsilini istediği eldeki davada, Mahkemenin 19.10.2020 tarihli kararı ile, davacının 6111 sayılı Kanun’dan faydalanması gerektiğinin tespitine, davacının 01.05.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, davacının birikmiş tüm aylıklarının 01.08.2012 tarihinden itibaren her bir aylığın ödeme tarihinden dava tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair hüküm kurulduğu, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilen kararın Dairemizce bozulduğu, uyulan bozma kararı sonrası bu kere Mahkemece davanın kabulü ile davacının 6111 sayılı Kanun’dan faydalanması gerektiğinin tespitine, davacının 01.05.2012 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, davacının birikmiş tüm aylıklarının her bir aylığın ödeme tarihinden dava tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve davacının fazladan ödediği 483,92 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ise de, bir önceki kararın davacı tarafından temyiz edilmediği, şu halde, hükmü temyiz eden davalı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek karar verilmesi gerektiği halde, Mahkemece bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2.Temyiz olunan, Mahkemesi kararının hüküm fıkrasından (3) numaralı bendin çıkartılması suretiyle hükmün bu biçimiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.