ÖZET: Başvuru, şikâyetçinin 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak belirlenen bir gayrimenkulün %50 hissesini satın alması sonucu ödediği 1.725 TL tapu harcının iadesine ilişkindir. Şikâyetçi, bu harcın yasal olarak tahsil edilmediğini, ilgili kanun ve emsal yargı kararları gereği tapu harcının alınmaması gerektiğini öne sürmüştür. İlgili idare, harcın tahsilinin yasal dayanağını, 6306 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve Harçlar Kanunu’nun hükümleri ile açıklamış, ancak şikâyetçinin talebinin reddedilmesine neden olmuştur.

Kamu Denetçiliği Kurumu, yapılan incelemeler sonucunda, şikâyetçinin ilk satış işlemi için tapu harcından muaf tutulması gerektiğine karar vermiştir. Bu bağlamda, Gelir İdaresi Başkanlığı’na, tahsil edilen harcın yasal faiziyle birlikte iade edilmesi için gerekli işlemlerin yapılması tavsiye edilmiştir. Ayrıca, idarenin şikâyetçiye başvuru yolları hakkında bilgi vermemesi, iyi yönetim ilkelerine aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak, şikâyetçinin talebi kabul edilmiş ve tahsil edilen harcın iade edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın bu tavsiyeye uygun hareket etmesi için 30 gün içinde gerekli işlemleri yapması zorunlu kılınmıştır.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/55198-S.20.60214

BAŞVURU NO : 2020/5429

KARAR TARİHİ : 22/06/2020

TAVSİYE KARARI

BAŞVURUYA KONU İDARE : Gelir İdaresi Başkanlığı (Rıhtım Veraset ve Harçlar Vergi

Dairesi Müdürlüğü)

Şikâyetçinin, satın aldığı gayrimenkul nedeniyle ödediği

BAŞVURUNUN KONUSU :

tapu ve kadastro harcının, 6306 sayılı Kanun hükümlerinde öngörülen istisnalar kapsamında kaldığına dair iddiası ve söz konusu satın alma işlemi nedeniyle ödediği harç tutarının iade edilmesine ilişkin talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 21/03/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Şikâyetçi, İstanbul ili Ümraniye ilçesi Mahallesi Pafta parselde kayıtlı taşınmaza 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı şerhi konulduğunu, söz konusu alana inşa edilen yapının zemin kat no.lu bağımsız bölümünün % 50 hissesinin, müteahhit firma tarafından 26/09/2017 tarihinde yevmiye no.su ile yapılan satışla kendisine devredildiğini, bu işlem nedeniyle kendisinden 1.725 TL tapu harcı tahsil edildiğini, ancak 6306 sayılı Kanunun ilgili maddeleri gereği tapudaki ilk satış işleminden tapu harcı alınmaması gerektiğini, konuyla ilgili birçok emsal yargı kararı bulunduğunu, söz konusu parseldeki yapıdaki dairelerin müteahhit firma tarafından satılması işleminin tapu harcından muaf olduğuna ve ilgili dönemde alınan harçların iadesi gerektiğine yönelik olarak İstanbul 8. Vergi

Mahkemesinin 2019/1053E. ve 2019/2363K. sayılı kararı bulunduğunu, tüm bu hususlar dikkate alındığında ilgili dönemde hukuka aykırı olarak kendisinden harç tahsilatı yapıldığını iddia ederek, başvurusuna konu ettiği tapu harcının yasal faiziyle birlikte tarafına iade edilmesini talep etmektedir.

II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuruya konu gayrimenkulün, diğer %50 hissedarı olan tarafından aynı konuda Kurumumuza daha önce (2020/3566 no.lu) başvuru yapılmış olup, bu başvuruya Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen 14/05/2020 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1. 492 sayılı Harçlar Kanununun 57 nci maddesinde, tapu ve kadastro işlemlerinden bu

Kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanların, tapu ve kadastro harçlarına tabi olduğu; Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin I/20-a fıkrasında, gayrimenkullerin ivaz devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden devir eden ve devir alan için ayrı ayrı nispi harç alınacağının hükme bağlandığı, yine aynı Kanunun 123 üncü maddesinin birinci fıkrasında, özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmayacağı düzenlemelerine yer verildiği,

2.2. Diğer taraftan, 6306 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde, bu Kanunun amacına ilişkin hükme yer verildiği, söz konusu Kanunun 7 nci maddesinin dokuzuncu fıkrasının 29/11/2018 tarihli ve 7153 sayılı Çevre Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 24 üncü maddesiyle değişmeden önceki halinde, bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamaların, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden müstesna olduğunun hükme bağlandığı ve Kanun kapsamındaki yapıların yıkılarak yeniden inşasına yönelik olarak hak sahibi maliklerin Kanun kapsamında yapacağı işlemlere istisna öngörüldüğü,

2.3. Buna göre, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespiti yapılan taşınmazın üzerine inşa edilerek hak sahibi malikler ile düzenlenecek sözleşme kapsamında verilecek konut ve iş yerlerinin, hak sahipleri adına tapuya tescili ile müteahhit firmalara düşen bağımsız bölümlerin müteahhit firmalar adına tapuya tescilinde harç aranılmaması gerekmekle birlikte; riskli yapı olarak tespiti yapılan taşınmaz üzerinde inşa edilecek konutların üçüncü kişilere satışı nedeniyle tapuda yapılacak işlemlere yukarıda açıklanan madde hükümleri kapsamında harç istisnası uygulanmasının mümkün bulunmadığı, bu itibarla, başvuruya konu bağımsız bölümün müteahhit firmadan satın alınması işlemi nedeniyle tapu harcı tahsil edilmesi gerektiği hususları belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, … sosyal bir hukuk Devletidir”, “Vergi ödevi” başlıklı

73 üncü maddesinde; ” … Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur,

değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kurulu’na verilebilir.”, “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “Vatandaşlar… kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. … Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, “Yargı yolu” başlıklı 125 inci maddesinde; “… İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”, 4. İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.lu

Protokolün “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1 inci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler devletlerin mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri, yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”,

5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinde; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,

6. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun,

“Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanunun amacı; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemektir.”,

“Dönüşüm gelirleri” başlıklı 7 nci maddesinin 9 uncu fıkrasında;

“(9) (Değişik:29/11/2018-7153/24 md.) Bu Kanun uyarınca yapılacak olan ve Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve dönüşüme konu yapıların inşası işini yüklenen müteahhit ile malik ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinden birinin taraf olduğu;

a) Bu Kanun kapsamındaki taşınmazların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri ile bu Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların malik, işi yüklenen müteahhit ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerine ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,

b) Bu Kanun kapsamındaki bir yapıdan dolayı, bu Kanun kapsamındaki parsellerde veya alanlarda veya söz konusu parsel ve alanların dışındaki parsellerde yeni bir yapı yapılması ya da mevcut bir yapının satın alınması veya ipotek tesis edilmesi işlemleri,

c) Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların işi yüklenen müteahhit, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve bunların iştirakleri tarafından gerçekleştirilecek ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,

ile bu bentlerde belirtilen yapıların dönüşümüne ilişkin olarak Kanun uyarınca yapılacak diğer işlemler noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçlardan, … istisnadır. …”,

Söz konusu 9 uncu fıkranın daha önceki (7153 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle değişmeden önceki) hali;

“(9) Bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalar, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paralar ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesnadır.”,

7. 492 sayılı Harçlar Kanununun, “Mevzuu” başlıklı 57 nci maddesinde; “Tapu ve kadastro işlemlerinden bu kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanları, tapu ve kadastro harçlarına tabidir.”, 59 uncu maddesinde; harçtan istisna tutulan işlemlere, “Özel kanunlardaki hükümler” başlıklı 123 üncü maddesinde; “Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmaz.”,

8. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun, “Özel ödeme zamanları” başlıklı 112 nci maddesinde; “… 4. Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergiler, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte,

120 nci madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edilir. …”, “Zamanaşımı süreleri”

başlıklı 114 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.”, “Vergi hatası” başlıklı 116 ncı maddesinde; “ Vergi hatası, vergiye mütaallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.”, “Vergilendirme hataları” başlıklı 118 inci maddesinde; “Vergilendirme hataları şunlardır: … 3. Mevzuda hata: Açık olarak vergi mevzuuna girmiyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır. …”, “Düzeltme yetkisi ve reddiyat” başlıklı 120 nci maddesinin 2 nci fıkrasında; “Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe reddolunur. Düzeltme fişinin bir nüshası, reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve müracaat süresi zikredilmek, suretiyle mükellefe tebliğ edilir. Mükellef tebliğ tarihinden başlıyarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat etmediği takdirde hakkı sakıt olur.”, “Dülzeltmede zamanaşımı” başlıklı 126 ncı maddesinde; “114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez. …”,

9. 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin “Kira yardımı ve diğer yardımlar” başlıklı 16 ncı maddesinin 9 uncu fıkrasında;“(Değişik fıkra: 21.06.2019 – 30808 s. R.G.

Yön./12. md.) Kanun kapsamındaki vergi, harç ve ücret muafiyetleri, uygulama alanındaki mevcut yapıların imar mevzuatına uygun olup olmadığına bakılmaksızın, Kanunun 7 nci maddesinin dokuzuncu ve onuncu fıkraları ile bu maddenin on ila on ikinci fıkralarında belirtilen şartlar dahilinde uygulanır.”, 12 nci fıkrasında; “(Ek:RG-21/6/2019-

30808) Kanunun 7 nci maddesinin dokuzuncu ve onuncu fıkralarında belirtilen şartlar

dahilinde alınmaması gereken harç, vergi ve ücretler şunlardır: … b) Harçlar Kanununun 57 nci maddesi uyarınca alınan tapu ve kadastro harçları …”,

Söz konusu maddenin 9 uncu fıkrasının (21/06/2019 tarihinde yapılan Yönetmelik değişikliğinden) önceki hali;

“(9) (Ek fıkra: 02.07.2013 – 28695 S. R.G. Yön./11. md.) Kanun uyarınca; a) İlgili kurum veya gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalar, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paralar ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden muaftır. …

ç) (Ek bend: 25.07.2014 – 29071 s. R.G. Yön./11. md.) İlgili kurum ile uygulama alanındaki yapıları malik olarak kullanan gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerince yapılan;

1) Uygulama alanındaki yapıların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri, tescili ve

ipotek tesis edilmesi işlemleri ile Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri, …

Kanun uyarınca yapıldığından, bu işlem ve uygulamalar ile uygulama alanındaki yapılarla ilgili olarak; noterler, tapu ve kadastro müdürlükleri, belediyeler ve diğer kurum ve kuruluşlar nezdinde Kanun uyarınca yapılan diğer işlemler hakkında (a) ve (b) bentlerinde belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanır.

d) (Teselsül bent ç>d: 25.07.2014 – 29071 s. R.G. Yön./11. md.) Alınmaması gereken harç, vergi ve ücretler şunlardır. … 2) Harçlar Kanununun 57 nci maddesi uyarınca alınan tapu ve kadastro harçları.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ HÜSEYİN YÜRÜK’ÜN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

10. 6306 sayılı Kanun kapsamında inşa edilen binadaki bağımsız bölümün şikayetçiye ilk defa devri işleminin tapu harcından istisna olduğu ve bu işlem için tapu ve kadastro harcı tahsil edilmemesi gerektiği halde, bahse konu işlem nedeniyle şikayetçiden 1.725 TL harç tahsil edildiği anlaşılmış olup, söz konusu tutarın tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte şikayetçiye iade edilmesi için gerekli olan iş ve işlemleri makul sürede yapması/yaptırması hususunda Gelir İdaresi Başkanlığı’na Tavsiye’de bulunulması yönünde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Şikâyetçi, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı şerhi konulan alanda inşa edilen yapının bağımsız bölümünün % 50 hissesini satın aldığını, bu işlem nedeniyle kendisinden

1.725 TL tapu harcı tahsil edildiğini, ancak 6306 sayılı Kanunun ilgili maddeleri ve emsal yargı

kararları gereği söz konusu ilk satış işleminden tapu harcı alınmaması gerektiğini, bahsi geçen parseldeki yapıdaki dairelerin müteahhit firma tarafından satılması işleminin tapu harcından muaf olduğuna ve ilgili dönemde alınan harçların iadesi gerektiğine yönelik olarak İstanbul 8.

Vergi Mahkemesinin 2019/1053E. ve 2019/2363K. sayılı kararı bulunduğunu, tüm bu hususlar dikkate alındığında ilgili dönemde hukuka aykırı olarak kendisinden harç tahsilatı yapıldığını iddia ederek, başvurusuna konu ettiği tapu harcının yasal faiziyle birlikte tarafına iade edilmesini talep etmektedir.

12. İlgili idare, 6306 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dokuzuncu fıkrasının, 29/11/2018 tarihli ve 7153 sayılı Kanunun 24 üncü maddesi ile değişmeden önceki halinde, bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamaların, tapu harcından müstesna olduğu hükme bağlandığı ve Kanun kapsamındaki yapıların yıkılarak yeniden inşasına yönelik olarak hak sahibi maliklerin Kanun kapsamında yapacağı işlemlere istisna öngörüldüğü, bu düzenlemelere göre 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespiti yapılan taşınmazın üzerine inşa edilerek hak sahibi malikler ile düzenlenecek sözleşme kapsamında verilecek konut ve iş yerlerinin, hak sahipleri adına tapuya tescili ile müteahhit firmalara düşen bağımsız bölümlerin müteahhit firmalar adına tapuya tescilinde harç aranılmaması gerektiği, bu nedenle riskli yapı olarak tespiti yapılan taşınmaz üzerinde inşa edilecek konutların üçüncü kişilere satışı nedeniyle tapuda yapılacak işlemlere harç istisnası uygulanmasının mümkün bulunmadığı, bu itibarla, başvuruya konu bağımsız bölümün müteahhit firmadan satın alınması işlemi nedeniyle tapu harcı tahsil edilmesi gerektiği hususları belirtilmiştir.

13. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; başvuruya konu yapının bulunduğu alanın 6306 sayılı Kanun hükümleri kapsamında kalan yerlerden olduğu ve söz konusu alan üzerindeki yapının 6306 sayılı Kanun kapsamında yapılan uygulama neticesinde meydana geldiği,

6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı şerhi konulan alanda inşa edilen söz konusu yapının

no.lu bağımsız bölümünün % 50 hissesinin şikayetçi tarafından 26/09/2017 tarihinde müteahhit firmadan satın alındığı ve bu satın alma işlemi nedeniyle şikayetçiden 1.725 TL tapu harcı tahsil edildiği anlaşılmıştır. Başvuru belgesi ekindeki belgeden, şikayetçi tarafından başvuruya konu talep kapsamda, 29/01/2020 tarihinde başvuru numarasıyla CİMER vasıtasıyla Gelir İdaresi Başkanlığına başvuru yapıldığı, bu başvuruya 11/02/2020 tarihli ve E sayılı yazı ile Rıhtım Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi

Müdürlüğü tarafından cevap verilmek suretiyle, şikayetçinin talebinin reddine yönelik işlem tesis edildiği anlaşılmıştır.

14. 492 sayılı Harçlar Kanununun 57 nci maddesi, tapu ve kadastro işlemlerinden bu Kanuna bağlı (4) sayılı tarifede yazılı olanların, tapu ve kadastro harçlarına tabi olduğu; Kanuna bağlı (4) sayılı tarifenin I/20-a fıkrası, gayrimenkullerin ivaz karşılığında devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergisi değeri üzerinden devir eden ve devir alan için ayrı ayrı nispi harç alınacağı, yine aynı Kanunun 123 üncü maddesinin birinci fıkrasının ise; özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmayacağı hususlarını hüküm altına almıştır.

15. Öte yandan, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında

Kanunun (şikayetçinin başvuruya konu gayrimenkulü satın aldığı 26/09/2017 tarihinde yürürlükte bulunan) 7 nci maddesinin 9 uncu fıkrasında; bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalar, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden istisna olduğunu hükme bağlamıştır. Yine şikayetçinin başvuruya konu daireyi satın aldığı dönemde yürürlükte bulunan 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 16 ncı maddesinin 9 uncu fıkrasında; Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satışı, devri ve tescili işlemleri, Kanun uyarınca yapıldığından, bu işlem ve uygulamalar ile uygulama alanındaki yapılarla ilgili olarak vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.

16. Bir önceki paragrafta yer alan ve ilgili dönemde yürürlükte bulunan kanun hükmünde; Gelir İdaresi Başkanlığının iddia ettiği gibi belli kişiler arasında yapılan gayrimenkul alım satım işlemlerinin istisnadan yararlanabileceği (hak sahipleri adına tapuya tescilde ve müteahhit firmalara düşen bağımsız bölümlerin müteahhit firmalar adına tapuya tescilinde bu haktan faydalanılabileceği ve inşa edilecek konutların üçüncü kişilere satışında bu haktan faydalanılamayacağı) şeklinde bir sınırlamanın bulunmadığı ve istisnaya konu edilecek işlemin kimler arasında olması gerektiğine yönelik olarak kanun metninde bir belirleme yapılmadığı tespit edilmiştir. Yani kanun hükmünde; vergi ve harç istisnası, kişi/ kişilere göre (işlemin taraflarının kim olduğuna göre) değil, işlemin kendisine, yani Kanun uyarınca gerçekleşen ve kanununda öngörülen tüm işlemlere tanınmıştır.

17. Ayrıca 15 no.lu paragrafta değinildiği üzere, ilgili dönemde yürürlükte bulunan Uygulama

Yönetmeliği hükümlerinde de; Kanun hükümleri doğrultunda düzenleme yapılarak, Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satışı ve devri işlemlerinin, bu Kanun uyarınca yapıldığı açıkça vurgulanmış ve söz konusu işlemlerin tapu ve kadastro harcından istisna olduğu hükme bağlanmıştır. Yani söz konusu Yönetmelik hükümlerinde de; ilgili İdarenin yaptığı (bir önceki paragrafta değinilen) yorum doğrultusunda bir sınırlamaya yer verilmediği anlaşılmıştır.

18. Ayrıca, şikayetçi tarafından Kurumumuza sunulan ve şikayetçinin satın almış olduğu dairenin müteahhitti tarafından (başvuruya konu bağımsız bölümün bulunduğu parseldeki daire satışları nedeniyle ödenmek zorunda kalan tapu harçlarının iptaline ilişkin olarak) açılan dava sonucunda, İstanbul 8. Vergi Mahkemesince verilen 2019/1053E. ve 2019/2363K. sayılı kararda; “… 15241 parsel sayılı taşınmazda bulunan 1,2,4,12,8,10,11,13 numaralı bağımsız bölümlerin 25.03.2015-26.09.2017 tarihleri arasında davacı tarafından … satışının tapu harcından müstesna olduğu ileri sürülerek iptali ve 30.025,00 TL tapu harcının yasal faiziyle birlikte iadesi talep edilmektedir. 6306 sayılı Kanun’un uyuşmazlık konusu devir tarihindeki hükmüyle tanınan istisnanın, bu Kanun’a göre bina inşa edilecek alandaki bağımsız bölümlerin hak sahibi malikler ile müteahhitler adına tescili esnasında uygulanacağı, bunun dışında hak sahiplerinin hisselerinin 3. kişilere satışının harca tabi olduğu, yargıya intikal eden uyuşmazlıklarda da bu yönde karar verildiği, gecikme faizi ödenmesinin ancak kararın infazının gecikmesi halinde söz konusu olacağı, harç tahsil işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. … 2 numaralı bağımsız bölümün 1/2 hissesini 26.09.2017 tarihinde satışı esnasında 1.725 TL, … tapu harcının davacıdan tahsil edildiği, … anlaşılmaktadır. 6306 sayılı … Kanun’un 7/9’uncu maddesinin uyuşmazlık tarihindeki hükmü ve Uygulama Yönetmeliğinin 16/9’uncu maddesindeki düzenlemeyle riskli yapı şerhi konularak 6306 sayılı Kanun kapsamında yıkılıp yeniden inşa edilen yapıların dönüşümden önceki devir ve tescili ile dönüşümden sonraki ilk devri ve tescilinin tapu harçlarından müstesna olduğu hüküm altına alınmıştır. Davalı idarece, yeni inşa edilen binalara yönelik istisnanın sadece ilk hak sahipleri adına tescil işlemini kapsadığı ileri sürülmekte ise de Kanun ve Yönetmelik hükümlerinde böyle bir sınırlama yer almadığından yeni yapıların ilk devri ve tescilinden maksadın hak sahipleri adına tescil edilen yapıların bir başkasına ilk defa devredilmesi olduğu anlaşılmaktadır. … Bu durumda davacının şikayet başvurusunun reddinde hukuka uyarlık bulunmadığından iptaline ve tahsil edilen tapu harcının davacıya iadesine karar vermek gerekmektedir.” şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

19. İstanbul 2. Vergi Mahkemesinin 11/03/2020 tarihli 2019/2462E. ve 2020/554K. sayılı kararında da bir önceki paragrafta belirtilen Mahkeme kararı doğrultusunda benzer hüküm tesis edilmiş olup, söz konusu Mahkeme kararında; “… Uyuşmazlık: 6306 sayılı Kanun kapsamına giren alanlardan olduğu belirtilen taşınmaz üzerinde inşa edilen ve 2016 yılında satın aldığı taşınmazın devri esnasında ödenen tapu harcının yasal olup olmadığına ilişkindir.

… Yukarıda izahı yapılan 6306 sayılı … Kanun ve 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği birlikle değerlendirildiğinde; 6306 sayılı Kanun kapsamında yapılan uygulama neticesinde meydana gelen yeni yapıların ilk satış işlemlerinin istisna kapsamında olmasından dolayı davacının inşa ederek ilk tescilden sattığı taşınmazlar nedeni ile tapu harcı tahsil edilmemesi gerektiği halde tahsil edilen tapu harçlarının şikayet başvurusu üzerine davacıya iadesi gerekirken, başvuruya cevap verilmeyerek zımnen reddine ilişkin tesis edilen dava konuşu işlemde hukuka uyarlık bulunmamakladır. …” hususlarına yer verilmiştir.

20. Yukarıdaki paragraflarda yer verilen mevzuat hükümleri ve bu kapsamda yaptığımız tespit ve değerlendirmelerimiz, 18 no.lu paragrafta yer alan mahkeme kararındaki “müteahhit tarafından yapılan gayrimenkul satış işlemlerinin 6306 sayılı Kanun hükümleri kapsamında kaldığı ve şikayetçinin de aralarında bulunduğu kişilere yapılan ilk satış işleminin tapu harcı istisnasından faydalanabileceğine” ilişkin açıklamalar ve 19 no.lu paragraftaki benzer yargı kararı birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda, müteahhit tarafından şikayetçiye yapılan ilk satış işleminin, 6306 sayılı Kanun uyarınca yapılan işlemler kapsamında kaldığı ve başvuruya konu işlemin her iki tarafının da (müteahhit ve şikayetçinin de) söz konusu harç istisnasından faydalanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

21. Öte taraftan, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Kurumumuza yazılan yazıda, savundukları görüş doğrultusunda mahkeme kararları bulunduğu hususu belirtilerek ve bu kararlardan bir kısmı (Malatya Vergi Mahkemesinin 19/12/2018 tarihli 2018/1029E. ve 2018/1429K., Antalya 1. Vergi Mahkemesinin 21/10/2019 tarihli 2019/925E. ve 2019/850K., Konya Bölge İdare

Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 28/04/2017 tarihli 2016/2642E. ve 2017/1121K., Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 10/10/2018 tarihli 2018/1076E.

ve 2018/951K. sayılı kararı vb.) Kurumumuza sunulmuştur.

22. Bir önceki paragrafta bahsi geçen Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava

Dairesinin 10/10/2018 tarihli kararında;“… nolu bağımsız bölümün satışı nedeniyle adına tahakkuk ettirilen ve 20/2/2017 tarihinde tahsil edilen 6.082,98-TL tutarındaki tapu harcının düzeltilerek iadesi istemiyle yapılan 9/1/2018 tarihli şikâyet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali ile ödenen harcın idareye yapılan başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemiyle açılan davada; … 6306 sayılı

Kanunun 1. maddesinde yapılan tanım karşısında, afet riski altındaki alanlar ile riskli yapıların yıkılarak bunların bulunduğu arsa ve arazilerde fen ve sanat norm ve standartlarına uygun yeni bina yapılması halinde, Kanunda öngörülen amaç gerçekleşmiş olacaktır. Dolayısıyla, afet riski altındaki alanlar ile riskli yapıların yıkılarak bunların bulunduğu arsa ve arazilerde yeni bina inşa edilmesi halinde bağımsız bölümlerin, hak sahipleri; diğer bir ifadeyle, arsa ve arazi sahipleri adına tapuda tescil edilmesi işlemleri tapu harcından müstesnadır. Ancak; riskli yapısı yıkılarak yerine yeni bina yapılanlar adına tescil edilen bağımsız bölümlerin bunlar tarafından üçüncü kişilere satışının vergiden müstesna tutulmasının anılan Kanunun amacıyla bağdaştırılması mümkün değildir. Bu bakımdan; olayda, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapıları yıkılarak yerine sahipleri tarafından üçüncü kişi olan davacıya satışının söz konusu olduğu göz önüne alındığında, bu satışın harçtan müstesna tutulması mümkün olmadığından, ortada herhangi bir vergi hatası bulunmamakta olup, aksi yönde verilen istinafa konu kararda isabet görülmemiştir. …” şeklinde hüküm tesis edilmiştir.

23. Gelir İdaresi Başkanlığı görüşü ve bu görüş doğrultusunda verilen 21 no.lu paragrafta yer verilen mahkeme kararları değerlendirildiğinde; bu görüş ve mahkeme kararlarının, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespiti yapılan taşınmazın üzerine inşa edilen yapıların, hak sahipleri adına tapuya tescili ile müteahhit firmalara düşen bağımsız bölümlerin müteahhit firmalar adına tapuya tescilinde harç aranılmaması gerektiği, söz konusu bağımsız bölümlerin bunlar tarafından üçüncü kişilere satışının vergiden müstesna tutulmasının anılan Kanunun amacıyla bağdaştırılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle üçüncü kişilere satış işlemlerinde harç istisnası uygulanmaması gerektiği gerekçelerine dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Ancak 6306 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dokuzuncu fıkrasında (29/11/2018 tarihinde kabul edilen 7153 sayılı Kanunla) yapılan değişikle;

6306 sayılı Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni

yapıların işi yüklenen müteahhit tarafından ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemlerinin istisna kapsamında olduğu hususu kanun metninde açıkça belirtilmiştir.

24. Kanun maddesinde bu şekilde değişik yapıldığı hususu dikkate alınarak, Gelir İdaresi

Başkanlığının “Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların müteahhit tarafından üçüncü kişilere satışı ve devri işlemlerinin tapu ve kadastro harcından istisna tutulmasının, Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen amacına uygun olmayacağı” şeklindeki görüşünün ve bu görüş doğrultusundaki mahkeme kararlarındaki yorumun bir an için kabul edilmesi durumunda, mevcut durumda yürürlükte bulunan 6306 sayılı Kanunun 9/(c) bendindeki “Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların işi yüklenen müteahhit tarafından ilk satışı ve devri işlemlerinin tapu ve kadastro harcından istisna olduğu” şeklindeki hükmün, yani kanun hükmündeki müteahhitlerin üçüncü kişilere yaptığı satışların istisna kapsamında kaldığına ilişkin hükmün, bahsi geçen Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen kanunun amacına dair hükme aykırılık teşkil ettiği veya kanun maddelerindeki hükümler arasında bir uyumsuzluk olduğu gibi bir sonuç ortaya çıkacaktır.

25. Dosya kapsamında bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde, bahsi geçen Kanunda böyle bir tezatlık durumu olduğuna ilişkin olarak Kurumumuzca herhangi bir tespit yapılmamış olup, kanun koyucu tarafından yapılan değişiklikle, kanunun uygulamasından kaynaklanan sorunların giderilmesine yönelik olarak kanunda açık bir düzenleme yapıldığı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, Gelir İdaresi Başkanlığının, yürürlükteki kanuni düzenlemenin (6306 sayılı Kanunun 9/c bendinin), Kanunun amacıyla uyumsuzluk gösterdiğine yönelik bir iddiası da bulunmamaktadır.

26. İlgili idarenin konuyla ilgili olarak Kurumumuza yaptığı izahat, Kurumumuzca yukarıda yapılan tespitler ve 18, 19 no.lu paragraflarda yer alan mahkeme kararları birlikte değerlendirildiğinde; adı geçen İdarenin, 6306 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dokuzuncu fıkrasını, ilgili dönemde (29/11/2018 tarihli 7153 sayılı Kanunun 24 üncü maddesiyle bu fıkrada yapılan değişiklik öncesinde) dar yorumlamak suretiyle, şikayetçi ile aynı durumda bulunan bir kısım gerçek veya tüzel kişilerin ilgili dönemde yürürlükte bulunan kanun hükmünde yer alan istisnadan faydalanamaması sonucunu ortaya çıkaran bir uygulamaya sebebiyet verdiği değerlendirilmiştir. İdarenin bu uygulamasının, Anayasanın 2 nci maddesinde belirtilen “Hukuk Devleti İlkesi”ne, yine Anayasanın 35 inci maddesinde yer verilen “Mülkiyet Hakkı”na ilişkin düzenlemeye ve İnsan Hakları ve Temel

Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşmeye Ek 1 No.Iu Protokolün 1 inci maddesindeki

“Mülkiyet Hakkı”na ilişkin düzenlemeye aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

27. Bilindiği üzere, idarenin düzenleme yetkisini kullanmak suretiyle yapacağı tüm işlemlerin, dayandıkları üst hukuk kurallarına aykırı olmaması gerekmektedir. İlgili İdarenin, genel çerçevesi kanunla belirlenmiş vergi veya harç istisnası uygulamasının, kapsam ve sınırlarını yorum suretiyle daraltarak, hukuki güvenliği ve belirlilik ilkelerine ve ayrıca vergilerin kanuniliği ilkesine (Anayasanın 73 üncü maddesine) de aykırı hareket ettiği kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla somut olayda, 6306 sayılı Kanun kapsamında inşa edilen binadaki bağımsız bölümün şikayetçiye ilk defa devri işleminin tapu harçtan istisna olduğu ve bu işlem için şikayetçiden tapu ve kadastro harcı tahsil edilmemesi gerektiği halde, söz konusu işlem nedeniyle şikayetçiden tapu ve kadastro harcı tahsil edilerek açık vergi hatasına sebebiyet verildiği sonucuna varılmıştır.

28. 213 sayılı Kanununun 116 ncı maddesinde; vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmıştır. Yine aynı Kanunun 118 nci maddesinde, açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan işlemler üzerinden vergi istenmesinin vergilendirme hatası olduğu belirtilmiştir. Söz konusu durumlar olduğunda ne tür bir işlem yapılacağına ilişkin düzenlemelere ise bahsi geçen Kanunun 120 nci maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu maddede; hataların düzeltme fişine dayanılarak düzeltilebileceği, hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde fazla verginin aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise reddedileceği, bu durumun mükellefe tebliğ edileceği, mükellefin ise tebliğ tarihinden itibaren parasını geri almak için bir yıl içinde müracaat etmemesi durumunda hakkının sakıt olacağı belirtilmiştir.

29. 213 sayılı Kanununun 126 ncı maddesinde ise, bu Kanunun 114 üncü maddesindeki 5 yıllık tarh ve tahakkuk zamanaşımına atıfta bulunularak, bu zamanaşımı süresi dolduktan sonra vergi hatalarının düzeltilemeyeceği kesin bir ifadeyle belirtmiştir. Söz konusu mevzuat hükümleri bağlamında, şikayetçinin, adına tahakkuk ettirilen tapu ve kadastro harcının iptal edilmesine ilişkin talebini 2020 yılında yaptığı nazara alındığında; şikayetçi adına tahakkuk ettirilen harç tutarının terkin edilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmıştır.

30. Öte yandan, şikayetçinin, ödemek zorunda kalınan harç tutarı için faiz isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere faiz, paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının sahibine vermiş olduğu zararın karşılığı, başka bir ifadeyle tazmini olarak tanımlanmaktadır.

Hukuken öngörülmeyen bir verginin tahsili sonrası doğan zararın tazmini hususunun da hukuk devletinin bir gereği olarak, Anayasanın 125 inci maddesinin “İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmünde tanımını bulan “İdarenin sorumluluğu” ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi bir zorunluluktur. Bu hususlar dikkate alındığında, şikayetçiden hukuka aykırı olarak tahsil edilen (şikayetçinin kullanımından mahrum kaldığı) tapu ve kadastro harcı tutarının, tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte şikayetçiye iade edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

31. Şikâyetçinin iddiaları, İdarenin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümleri, konuyla ilgili yargı kararları ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde;

6306 sayılı Kanun kapsamında inşa edilen binadaki bağımsız bölümün şikayetçiye ilk defa

devri işleminin tapu harçtan istisna olduğu ve işlem için tapu ve kadastro harcı tahsil edilmemesi gerektiği halde, bu işlem nedeniyle şikayetçiden 1.725 TL harç tahsil edildiği anlaşılmış olup, bu tutarın, 213 sayılı Kanunun düzeltmeye ilişkin hükümleri uyarınca şikayetçiye red ve iade edilebileceği sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle, şikayetçinin, söz konusu tutarın tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafına iadesine ilişkin talebinin ilgili idare tarafından reddi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu tespit edilmiştir.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

32. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar

Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiştir.

Şikayetçinin dilekçesine Rıhtım Veraset ve Harçlar Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından verilen cevaplarda, şikayetçiye hangi sürede hangi mercilere başvurabileceği bilgisinin verilmediği görülmüş olup, adı geçen İdarenin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

33. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İstanbul Vergi Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Başvuruya konu edilen ve şikayetçiden tahsil edilen 1.725 TL tutarınki tapu ve kadastro harcının, tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte şikayetçiye iade edilmesi için gerekli olan iş ve işlemleri makul sürede yapması/yaptırması hususunda GELİR

İDARESİ BAŞKANLIĞI’NA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI ve ŞİKAYETÇİYE TEBLİĞ EDİLMESİNE,

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi