ÖZET: Başvuran, 65 yaşını doldurduktan sonra emekli aylığı almakta iken Manisa Turgutlu Halk Eğitim Merkezi’nde ders ücreti karşılığı görev yapmış ve bu nedenle emekli aylığının kesildiğini iddia etmiştir. Başvuru, emekli maaşının kesilmesinin haksız olduğunu ve bu durumun kendisine bildirilmediğini belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, 5335 sayılı Kanun’un 30. maddesi gereği emekli aylıklarının kesilmesi gerektiğini belirtmiş, Milli Eğitim Bakanlığı ise başvuranın kendi isteğiyle görevlendirildiğini ve tüm haklarının ödendiğini ifade etmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın durumunu inceleyerek yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu değerlendirmiştir. 65 yaşını doldurmuş olan başvuranın, ders ücreti karşılığı görevlendirilmesi durumunda emekli aylığının kesileceği mevzuatta açıkça belirtilmiştir. Ayrıca, yapılan yersiz ödemelerin geri alınmasının da yasal dayanağı bulunmaktadır. Bu nedenle, başvuranın emekli aylıklarının geri alınması işleminin kamu yararına dayalı meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş ve başvuranın mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin hukuka uygun olduğu belirtilmiştir. İdarenin, başvuranı bilgilendirmemiş olması ise iyi yönetim ilkeleri açısından eleştirilmiştir. Başvuran, bu karara karşı yargı yoluna başvurabilecektir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2021/7595-S.21.12160

BAŞVURU NO : 2020/101389

KARAR TARİHİ : 17/05/2021

RET KARARI

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

Emekli aylığı almakta ve 65 yaşını doldurmuş iken ders ücreti karşılığı

BAŞVURUNUN KONUSU :

görev alan başvuranın emekli aylığının kesilmesi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 24/11/2020

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuran özetle, halihazırda emekli aylığı almakta iken 1.12.2018 ile 28.2.2019 tarihleri arasında

Manisa Turgutlu Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde 657 sayılı Kanunun 89 uncu maddesi kapsamında ders ücreti karşılığı görev yaptığını, SGK tarafından 65 yaşını doldurduğu gerekçesiyle 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi gereği emekli aylığının kesildiğini ve anılan döneme ilişkin olarak adına ödenmiş aylıkların borç çıkarıldığını, oysa söz konusu göreve başlamadan önce 65 yaşını doldurmuş olduğunun ortada olduğunu, göreve başlaması durumunda emekli maaşının kesileceği hususunda gerek

SGK gerekse Halk Eğitim Müdürülüğü tarafından uyarılmadığını, eğer aylığı kesilecekse bile bu kesintinin görev yaptığı süreye ve aldığı ücrete göre belirlenmesi gerektiğini ifade ederek mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 07.01.2021 tarihli ve sayılı bilgi belge isteme yazısına cevaben Sosyal

Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen

05.02.2021 tarihli ve sayılı yazıda ilgili mevzuat hükümlerine de yer verilmek

suretiyle özetle; 2.1. 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinde istisnalar hariç olmak üzere emekli veya yaşlılık aylığı alanların genel bütçeye dahil idareler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve

sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamayacağının ve görev yapamayacağının düzenlendiği, 2.2. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı hayat boyu öğrenme kurumu olan halk eğitim merkezlerinin 5335 sayılı Kanun kapsamında bulunduğu, 2.3. Bununla birlikte 30 uncu maddenin dördüncü fıkrasının (f) bendinde yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders görevi verilenlerin emekli aylıklarının kesilmeyeceğinin maddedeki istisnalar arasında sayıldığı, 2.4. Emekli aylığı almakta iken göreve girenlerin aylıklarının otomatik olarak durdurulmasına ve yersiz ödemelerin ortaya çıkmadan önüne geçilmesine yönelik program çalışmalarının bulunduğu, nitekim başvuranın durumunun da benzer nitelikte bir programdan alınan verinin incelenmesi ile tespit edildiği, 2.5. Başvuranın 16.3.2016 tarihi itbarıyla 65 yaşını doldurduğu anlaşıldığından ders ücreti karşılığı görev yaptığı dönemde adına yersiz ödenen aylıkların 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının b bendi gereği faizsiz olarak borç çıkarıldığı ve başvuranın emekli aylıklarından kesilmeye başlandığı, 3. Kurumumuzun 07.01.2021 tarihli ve sayılı bilgi belge isteme yazısına cevaben Milli

Eğitim Bakanlığı Hayat boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 22.02.2021 tarihli ve sayılı yazı ve eklerinde ilgili mevzuat hükümlerine de yer verilmek suretiyle özetle; 3.1. Mevzuatta 65 yaşını doldurumuş kişilerin ders ücreti karşılığı görevlendirilmesinin önünde herhangi bir engel bulunmadığı, başvuranın kendi talebi üzerine mevzuata uygun olarak görevlendirildiği ve görev yaptığı döneme ilişkin tüm haklarının ödendiği, sosyal güvenlik haklarına ilişkin iş ve işlemlerin

Kurumları görev alanında bulunmadığı, hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının; 4.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. Maddesi; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” 4.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesi; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” 5. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek I No’lu Protokolün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1’inci maddesi; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

/

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

7. 21/04/2005 tarih ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde

Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 30 uncu maddesi; “Cumhurbaşkanı tarafından (…) atanan veya görevlendirilenler, Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler ile yükseköğretim kurumlarının öğretim üyeliklerine ve Sağlık

Bakanlığının tabip ve uzman tabip kadrolarına yapılacak atamalar hariç olmak üzere, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar, genel bütçeye dahil dairelerin, katma bütçeli idarelerin, döner sermayelerin, kefalet sandıklarının, sosyal güvenlik kurumlarının ve bütçeden yardım alan kuruluşların kadrolarına açıktan atanamazlar. Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.

Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dahil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.

Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 11 inci maddesine göre 01/01/2005 tarihinden önce alınmış Bakanlar Kurulu kararları uygulanmaz.

Bu maddenin ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri; a) Cumhurbaşkanlığına seçilenler, b) Cumhurbaşkanı yardımcılığı veya bakanlığa atananlar, c) Yasama Organı üyeliğine seçilenler, d) Mahalli idareler seçimleri sonucuna göre görev alanlar, e) Sadece toplantı veya huzur ücreti ya da hakkı ödenen görevleri yürütenler ile yönetim ve denetim kurulu üyeliği ücreti karşılığında görevlendirilenler, f) Yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler (üniversitelerde ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler hakkında yaş haddini aşmamış olmaları kaydı aranmaz.), g) Vakıf üniversitelerinde görev alanlar,

h) Özel kanunlarında veya Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilmeksizin çalıştırılma veya görev yapma hakkı verilenlerden Cumhurbaşkanı tarafından (…) atanan veya görevlendirilenler ve Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan seçimler sonucunda görev verilenler, i) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 60 ıncı maddesinin (a) fıkrası uyarınca Yasama Organı üyeliğinin bitiminden sonra öğretim üyesi olarak atanmış olanlar, j) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 36 ncı maddesi kapsamında istihdam edilen ihtiyat pilotlar ile Milli Savunma Bakanlığı ve bağlı birimlerinde personel ve askeri öğrenci temin faaliyetine yönelik hizmetlerin yürütülmesi için görevlendirilen emekli subay ve astsubaylar, k) 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun 74 üncü maddesine göre görevlendirilen güvenlik korucuları, hakkında uygulanmaz.

İkinci fıkraya göre emeklilik veya yaşlılık aylığı kesilenlerin sigortalılıklarının sona erdiği tarih yazılı istek tarihi kabul edilerek ilgili sosyal güvenlik kanunlarına göre aylıkları yeniden bağlanır.” 8. 31/05/2006 tarih ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun

“Yersiz Ödemelerin Geri Alınması” başlıklı 96 ncı maddesi; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.

Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanuni faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.

Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanuni faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.

Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükümlerini amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

/

9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun bulunmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran, 65 yaşını doldurmuşken Manisa Turgutlu Halk Eğitim Merkezinde ders ücreti karşılığı görev yapması nedeniyle emekli aylıklarının kesildiğini, oysa görevlendirilmesinin sonuçlarına ilişkin bilgilendirilmemesinin ve yapılan kesintinin aldığı ücrete göre belirlenmesi gerekirken emekli aylığının tamamının kesilmesinin haksız olduğunu ifade ederek yapılan işlemlere itiraz etmektedir.

11. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; halk eğitim merkezinde ders ücreti karşılığı görevlendirilen başvuranın emekli aylıklarının, 65 yaşını doldurmuş olması nedeniyle 5335 sayılı

Kanunun 30 uncu maddesi gereği kesildiği bildirilmiştir.

12. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından özetle; başvuranın kendi talebi üzerine ders ücreti karşılığı görevlendirildiği, yapılan iş ve işlemlerde mevzuata aykırı bir husus bulunmadığı bildirilmiştir.

13. Bu çerçevede uyuşmazlığın; 65 yaşını doldurmuş ve emekli aylığı almaktayken ders ücreti karşılığı görevlendirilen başvuranın emekli aylıklarının kesilmesi işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olup olmadığı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

13. Başvuruya konu yaşlılık aylığının kesilmesi ve geri alınması işlemin yasal dayanaklarını 5335 sayılı Kanun’un herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların, bu aylıkları kesilmeksizin çalıştırılamayacağı ve görev yapamayacağı yerlerin ile hallerin açıkça düzenlendiği 30 uncu maddesi ile 5510 sayılı Kanunun yersiz ödemelerin geri alınmasının düzenlendiği

96 ncı maddesi oluşturmaktadır.

14. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na Ek (I) Sayılı Cetvel ile Milli Eğitim

Bakanlığı, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasında sayılmış olup bu cihetle anılan bakanlık bünyesindeki halk eğitim merkezleri mezkûr hüküm kapsamında bulunmaktadır.

15. Diğer yandan, 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (f) bendinde, ikinci ve üçüncü fıkra ile getirilen hükümlerin, yaş haddini aşmamış olmaları kaydıyla her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı ders görevi verilenler hakkında uygulanmayacağına dair bir istisna hükmü getirilmiştir. Başvuran 16.3.2016 tarihi itibarıyla 65 yaşını doldurduğundan söz konusu istisna kapsamına girmemektedir.

16. Bununla birlikte 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sigortalılara yapılan yersiz ödemelerin kurumun hatasından kaynaklanması halinde hatalı işlemin tespit tarihi öncesinde en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamının, borcun tebliğinden itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz olarak ilgililerin Kurumdan alacaklarından mahsup edileceği düzenlenmiştir.

17. Bu durumda, 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi gereği kesilmesi gerektiği halde başvurana ödenen, bu nedenle yersiz ödeme niteliği taşıdığı anlaşılan emekli aylıklarının 96 ncı madde çerçevesinde geri alınması gerektiği açıktır.

18. Başvuran, yukarıda açıklanan mevzuatta öngörülen düzenlemenin ötesinde, ders ücreti karşılığı görevlendirilmesi halinde emekli aylığının kesileceği hususunda idarece bilgilendirilmediğini ve ders

/

ücreti karşılığı kazanç elde etmesine rağmen emekli aylığının tamamının kesildiğini işaret ederek söz konusu durumun hakkaniyete uygun olmadığını ifade etmektedir.

19. Mülkiyet hakkı, bireylere bir tür sosyal güvenlik ödemesi alma hakkı içermemekle beraber yürürlükteki mevzuatta, önceden prim ödeme şartıyla veya şartsız olarak sosyal yardım alma hakkı şeklinde bir ödeme yapılması öngörülmüş ise yargısal içtihatlara paralel olarak ilgili mevzuatın aradığı şartları yerine getiren bireyin mülkiyet hakkı kapsamına giren bir menfaatinin doğduğu kabul edilmelidir (AYM, Hüseyin Remzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 36). Ayrıca mülkiyet hakkının belli şartlar altında ortadan kaldırılması, onun en azından ortadan kaldırılıncaya kadar “mülk” olarak kabul edilmesine engel teşkil etmez (Bülent Akgül, B. No: 2013/3391, 16/9/2015, § 56). Somut olayda olduğu gibi Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylıklarının geri alınmasına karar verilmesi sonucunda başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale edilip edilmediğinin tespiti için öncelikle bu durumun mülkiyet hakkı kapsamında bir hak teşkil edip etmediğinin, eğer böyle bir hak söz konusu ise bu hakka müdahale bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Başvuranın ders ücreti karşılığı görev alması nedeniyle geçmişte almış olduğu emekli aylıklarının hesaplanarak 1/12/2018 – 28/2/2019 tarihleri arası yersiz ödenen 8.816,43 TL’nin borç çıkarıldığı göz önüne alındığında başvuranın mülkiyet hakkı çerçevesinde bir menfaatine müdahalede bulunulduğunun kabulü gerekir.

20. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade edilmektedir. Anayasa Mahkemesinin belirlediği esaslar çerçevesinde başvuranın talepleri değerlendirildiğinde; Kanunilik; 21. Mülkiyet hakkına yapılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen şartlar yerine getirilmediği müddetçe Anayasa’nın 35. maddesinin ihlaline yol açacaktır. Bu itibarla sınırlamanın

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen koşullara uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkına getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt hukuka dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır.

(AYM, Bekir Yazıcı, B. No: 2013/3044, 17/12/2015, §§ 61, 62).

22. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (AYM, Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 56).

23. Somut olayda, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çıkarılan borç kaydının yasal dayanaklarının, emekli aylığının ödenmemesi yönünden 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi, yersiz ödenmiş tutarın geri alınması yönünden 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 96 ncı maddesi olduğu görülmektedir. Anılan düzenlemelerin yeterli açıklıkta ve başvuranın davranışlarının hukuki sonuçlarını önceden öngörmesini sağlamaya yetecek hukuki belirlilikte olduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı sonucuna varılmıştır.

Meşru Amaç

/

24. Anayasanın 13 üncü ve 35 inci maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunması gerekmektedir.

25. Kamu yararı, doğası gereği geniş bir kavram olmakla beraber devlet organları toplumun ihtiyaçlarını dikkate alarak neyin kamu yararına olduğunu belirlemede geniş bir takdir yetkisine sahiptir (AYM, Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §§ 34-36; İsmail Hakkı Bulunmaz, B. No: 2014/2960, 4/10/2017, §§ 64).

26. Anayasa’nın 49. maddesine göre devlet, çalışanların yaşam düzeyini yükseltmek, çalışma yaşamını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı denetlemek ve işsizliği gidermeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Anayasa’nın 60. Maddesi gereği devletin sosyal güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alma ve teşkilatı kurma yükümlülüğü mevcuttur.

Anayasa’nın 65. maddesinde ise devletin, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getireceği ifade edilmiştir. Bu maddenin gerekçesinde, mali kaynakların yeterliliğinin “Devletin kaynaklarını zorlamadan tabii bir sınır” olduğu vurgulanmaktadır. Gerekçede, bu kaynakların zorlanması durumunda ekonomik istikrarın bozulacağı, bunun da en fazla bu haklardan yararlananlara zarar vereceği ifade edilmektedir. Anayasa koyucu, Anayasa’daki sosyal ve ekonomik hakların kişilere bir “talep hakkı” vermekten ziyade, devlete mali gücüyle sınırlı bir “ödev” yüklediğini belirtmiştir. Nitekim 65. maddenin gerekçesine göre madde, hiç kimseye devletten sosyal ve ekonomik hakları gerçekleştirmesini isteme hakkı vermediğini, bu hakların devlete yüklenen ödevlerden ibaret olduğunu belirlemektedir (İsmail

Hakkı Bulunmaz, §§ 65-66).

27. Devletin mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde sosyal güvenlik sistemini şekillendirmesinde kamu yararının bulunduğu kuşkusuzdur. Öte yandan çalışma hayatına müdahale ederek istihdam seviyesinin yükseltilmesini ve işsizliğin azaltılmasını sağlayacak tedbirlerin de bu kapsamda bulunduğu açıktır. Genç nüfusun kamuda istihdamını artırmak amacıyla emekli aylığı almakta olan kişilerin yeniden kamuda çalışmaya başlamaları durumunda çalıştıkları süre boyunca aylıklarının kesilmesi sınırlı kamu kaynaklarının etkin bir biçimde yönetim ve kullanımı olarak görülebilir (İsmail Hakkı Bulunmaz, §§ 67).

28. Diğer yandan, Anayasa Mahkemesinin 03/04/2007 tarihli ve E: 2005/52, K: 2007/35 sayılı kararı ile 21/04/2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun’un 30’uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının Anayasaya aykırılığı iddiası hakkında yapılan incelemede; “Anayasa’nın 49. maddesinde, çalışmanın herkesin hakkı ve ödevi olduğu belirtilmiş, Devlete, çalışanların yaşam düzeyini yükseltmek, çalışma yaşamını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı denetlemek ve işsizliği gidermeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli önlemleri almak ödevi verilmiştir. Devlet, kişinin çalışma hakkını kullanabilmesi için iş alanında gerekli önlemleri alacak ve sınırlamaları kaldırarak görevini yerine getirecek, bireyde çalışarak topluma yük olmaktan kurtulacaktır. Devletin herkese iş verme, herkesi işe yerleştirme zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak, Devlet olanakları ölçüsünde, yeterli örgütler kurarak iş bulmayı kolaylaştırıp sağlamak için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşsizliği önlemek amacıyla yapacağı çalışmalarla

Devlet, öncelikle kamu sektöründe iş vermek yolunu izleyecek, bu nedenle de yasal düzenlemeler yapacaktır. Buna göre, Devlet işsizlere de iş imkanı sağlayacak istihdam tedbirlerini almak zorundadır.

Sosyal güvenlik kurumlarından emekli veya yaşlılık aylığı almakta iken kendi isteği ile belirtilen yerlerde yeniden çalışmaya başlayanların emekli veya yaşlılık aylıkların kesilmesinin, özellikle öğrenimlerini tamamlayıp iş arayan gençlere iş bulma amacı dikkate alındığında daha büyük sorunların çözümüne

/

yönelik düzenlemeler olduğu anlaşılmaktadır.” ifadelerine yer verilerek iptal isteminin reddine karar verilmiştir 29. Buna göre devletin yukarıda yer verilen iki yükümlülüğü arasında bir dengelemeye gittiği göz önüne alındığında, anılan çerçevedeki müdahalenin kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunduğu anlaşılmaktadır 30. Yine, idarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri için de geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığını sağlamaktır.

31. Anayasa Mahkemesinin 10/02/2016 tarihli ve E: 2015/97, K: 2016/10 sayılı kararı ile 16/06/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96’ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin Anayasaya aykırılığı iddiası hakkında yapılan incelemede; “Kural, var olmayan bir sosyal güvenlik hakkının gerçekleştiği zannıyla Kurum’un hatalı işlemiyle ilgililere yaptığı ve malvarlıklarında sebepsiz zenginleşmeye yol açan yersiz ödemelerin iadesine ilişkindir. Bu nedenle kişinin malvarlığında ekonomik bir değer taşımakla birlikte geçerliliği bulunmayan bir sosyal güvenlik hakkından kaynaklanan yersiz ödemenin iadesi talebini düzenleyen kuralın mülkiyet hakkı ve sosyal güvenlik hakkıyla bir ilgisi bulunmamaktadır.” İfadesine yer verilerek iptal talebinin reddine karar verilmişken, 2017/44 E., ve 2017/118 K., sayılı Anayasa Mahkemesi kararında Mahkeme 5510 sayılı

Kanunun 96 ncı maddesinin (a) bendinin Anayasa’ya uygunluğunu denetlemiş ve “Kural, Sosyal

Güvenlik Kurumu’nun uğradığı kamusal zararın giderilmesi amacıyla sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışları nedeniyle kendilerine yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir. Kuralın, ilgililerin kusurlu veya kasıtlı hareketleriyle Kurum tarafından Kanun’a aykırı şekilde yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır.” demiştir.

32. Bu çerçevede, 65 yaşını doldurduktan sonra emekli aylığı almaktayken aynı zamanda 5335 sayılı

Kanunda ifade edilen genel bütçeye dahil bir idarede (halk eğitim merkezinde) ders ücreti karşılığı çalışan başvurana yersiz ödendiği anlaşılan aylıkların geri alınması işlemlerinin amacının sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir. Bu durumda, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

Ölçülülük 33. Anayasa Mahkemesinin ölçülülük ilkesine yönelik değerlendirmesini elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilke üzerinden yapmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

34. Bu noktada, ihlal teşkil ettiği iddia edilen önlemin temelini oluşturan kamu yararı karşısında bireye düşen fedakârlığın ağırlığının göz önünde bulundurulması gerektiği, mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekmektedir (AYM, Korkut Bahadır, B. No: 2014/4025, 11/12/2014, § 43; Tevfik

Baltacı, B. No: 2013/8074, 09/03/2016, § 48-49).

35. Diğer taraftan, “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (AYM, Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68). İyi yönetişim ilkesi, mülkiyet hakkı kapsamında yapılan incelemelerde hususi bir öneme sahiptir. Bu çerçevede kamu otoritelerinden beklenen, sosyal güvenlik hakkından doğan ödemeler gibi bireylerin hayatlarını devam ettirmesi bakımından büyük öneme sahip konularda azami özenin gösterilmesidir (Tevfik Baltacı, § 73).

Bununla birlikte kamu otoritelerine yüklenen bu özen sorumluluğu bireyleri de sosyal güvenlik hakkı kapsamında kendilerine yapılan ödemeler yönünden tamamen sorumsuz kılmamalıdır.

36. Bu durumda somut olayda idarece hatalı olarak ödendiği tespit edilen yaşlılık aylıkları anapara tutarının başvurucudan iadesinin talep edilebileceği hususunda kuşku bulunmamaktadır. Aksi durumun belirtildiği üzere başvurucunun sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı açıktır.

37. Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Benzer nitelikteki başvurular üzerine Kurumumuzca daha önce verilen kararlarda yukarıda yer verilen ilkeler çerçevesinde her başvuru özelinde somut olayın özellikleri göz önüne alınarak ölçülülük değerlendirmesine gidilmiştir (Bkz.

9/2/2017 tarihli 2016/669 no’lu Kısmi Tavsiye Kısmi Ret Kararı; 3/3/2020 tarihli 2019/15090 no’lu Ret

Kararı; 20/11/2020 tarihli ve 2020/57195 no’lu Tavsiye Kararı).

38. Somut olayda her ne kadar görevlendirilmesi halinde emekli aylığının kesileceği yönünde tarafına açık bir bilgilendirme yapılmadığını ifade etmişse de başvuru konusuna ilişkin yasal düzenlemelerin açık ve öngörülebilir olduğu, başvuranın kendi talebi üzerine ders ücreti karşılığı görevlendirildiği, çalışmanın tespitinin çalışmanın başlamısından sonraki bir ay içerisinde yapılarak derhal borç çıkarma işlemi tesis edildiği, Kurumun hatalı işlemde bulunduğu kabulüyle başvurana 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca faizsiz borç çıkarıldığı görülmüştür. Bunun yanında ders ücreti görevi karşılığı başvurana yapılan toplam ödeme tutarı ile anılan görevlendirmesi nedeniyle kesilen emekli aylık tutarı arasındaki farkın başvuran aleyhine katlanılamaz bir külfet oluşturmadığı da değerlendirilmiştir.

39. Bu çerçevede, başvurucunun mülkiyet hakkına, kendisine ödenen yaşlılık aylıklarının 5510 sayılı

Kanunun 96 ncı maddesinin (b) bendi çerçevesinde faizsiz olarak iadesinin istenmesi yönünde yapılan müdahalenin, başvurucunun böyle bir müdahalenin gerçekleşebileceğini öngörebileceği ve yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen kamu yararı dikkate alındığında, ölçülü olduğu, mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği değerlendirilmiştir.

40. Kurumumuzca yapılan inceleme ve araştırma neticesinde yapılan değerlendirmede; 65 yaşını doldurmuş halde emekli aylığı almakta iken talebi üzerine ders ücreti karşılığı görev verilen başvuranın anılan döneme ait emekli aylıklarının geri alınması işleminde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir yön bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 41. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

42. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi