|
ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacı tarafından talep edilen taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve bu durumun tapu kayıtlarına şerh edilmesi gerektiği iddia edilmiştir. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi, taşınmazların dava tarihinden sonra Hazine mülkiyetinden çıktığını ve bir kısmının tapudan terkin edildiğini belirterek, davacının şahsi hak sağlamaya yönelik iddialarının dinlenemeyeceğine hükmetmiştir.
Mahkeme, taşınmazların 2/B niteliğinde olduğunun beyanlar hanesine şerh edilmesinin mümkün olmadığını ifade ederek, davacı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, davalı Hazine vekili ve diğer davalıların istinaf taleplerini kabul ederek ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davanın reddine karar vermiştir. Sonuç olarak, temyiz başvurusu da reddedilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır. Bu karar, taşınmazların Hazine mülkiyetinden çıkması nedeniyle davacının talebinin hukuken geçersiz olduğunu ortaya koymaktadır. |
8. Hukuk Dairesi 2022/821 E. , 2024/3659 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/455 E., 2021/950 K.
KARAR : Davacı vekilinin başvurusunun esastan reddi, davalı Hazine vekili ve Antalya Büyükşehir Belediyesi vekilinin başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/122 E., 2020/358 K.
Taraflar arasındaki dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi gereği Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yer olduğunun tespiti ve bu hususun tapu kaydına şerh konulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili, davalı Hazine vekili ve Antalya Büyükşehir Belediyesi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekili ve Antalya Büyükşehir Belediyesi vekilinin başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu taşınmazların bulunduğu mahalde ilk orman tahdidi 3116 sayılı Orman Kanunu’na (3116 sayılı Kanun) göre 1945 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiş, arazi kadastro çalışmalarının 28.05.1960 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiş, 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 sayılı Kanun) çalışmaları 04.09.1975 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiş, 3302 Sayılı 31.8.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a (3302 Sayılı Kanun)
Değişik 2/B madde çalışmaları 09.06.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmazların imar-ifraz öncesi geldisi olan 4038 parsel 28.05.1992 tarihinde 2924, 3763 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca yapılan kullanım kadastrosu çalışmasında 34740 m2 yüz ölçümüyle Hazine adına tarla vasfıyla tespit edilerek beyanlar hanesinde “… oğlu …’ın 1991 yılından bu yana kullanımındadır” şerhi verildiği, tutanağın edinme sebebi bölümünde “1977 yılında orman kadastro komisyonunca 8 nolu orman parseli ile 6831 sayılı yasa ve 1744 sayılı yasa ile değişik 2/B maddesi ile orman rejiminden çıkarılarak 1345 parsel ile kütükte hazine adına tescilli bulunan parsel içerisinde kaldığı ve 1988 yılında yapılan kadastro çalışmaları tamamlanmayıp askı ilanına çıkarılmadığından kadastrosunun devam etmekte olduğu ve adı geçen parselin 1991 yılında imar ve ihya etmek suretiyle … oğlu 1955 doğumlu …’ın nizasız fasılasız malik sıfatı ile zilyet ve tasarrufunda olduğu” ifade edilmiş, yapılan tespit 02.03. 1993 tarihinde itirazsız olarak kesinleşmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; Antalya ili … ilçesi … Mahallesi, 195 ada 2 parsel, 595 ada 13 parsel, 596 ada 20 parsel, 2191 ada 1 parsel, 2192 ada 1 parsel, 2193 ada 1 parsel, 2194 ada 1 parsel sayılı taşınmazların 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi gereği Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğunu, ancak taşınmazların tapu kaydında 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi gereği Ormandan Hazine adına çıkarıldığına dair şerh olmadığından 6292 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 Sayılı Kanun) hükümlerine göre davacının doğrudan satın alamadığını, dava konusu taşınmazların bahsi geçen yasada öngörülen 30.12.2011 tarihinden çok öncesinden beri davacının zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi gereği hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerler olduğunun tespiti ile bu hususun tapu kayıtlarının beyanlar hanesine şerh verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; “davanın kısmen kabulüne, davacının kullanıcı tespiti ve şerh verilmesi talebinin kabulüne; 195 ada 2 parsel, 595 ada 13 parsel, 596 ada 20 parsel, 2191 ada 1 parsel, 2192 ada 1 parsel, 2193 ada 1 parsel, 2194 ada 1 parseldeki taşınmazların, 30/12/2011 tarihi öncesinde, davacı …’ın kullanımında olduğunun tespitine; 195 ada 2 parsel, 595 ada 13 parsel, 596 ada 20 parsel, 2191 ada 1 parsel, 2192 ada 1 parsel, 2193 ada 1 parsel, 2194 ada 1 parseldeki taşınmazların tapu kayıtlarının beyanlar hanesine, “…’ın 30/12/2011 tarihi öncesinden itibaren kullanımı vardır” şerhinin verilmesine; dava konusu, 195 ada 2 parsel, 595 ada 13 parsel, 596 ada 20 parsel, 2191 ada 1 parsel, 2192 ada 1 parsel, 2193 ada 1 parsel, 2194 ada 1 parsel taşınmazların, İmar Kanunu 18. madde uygulamasıyla oluşması nedeniyle 6831 sayılı Orman yasası 2/B gereği ormandan Hazine adına çıkarılan yerlerden olduğunun tespiti ve bu hususun taşınmazların tapudaki beyanlar hanesine şerhi talebinin reddine” karar verilmiştir.
Davalı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesi ile; İlk Derece Mahkemesince Hazine açısından husumetten red kararı verilmeyip lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin usule aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı … vekili istinaf başvuru dilekçesi ile; Çalkaya Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje kapsamında diğer davalı olan Hazine, Aksu Belediyesi ve davalı idareleri arasında yapılan bir protokol bulunduğunu, protokol gereği Hazinene ait parsellerin kendilerine devredildiğini, tüm yargılama giderlerinin idareleri aleyhine hükmedildiğini, kararın usul yasa ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Antalya Kadastro Mahkemesinin 1984/417 Esas, 1984/879 Karar sayılı kararında dava konusu parsellerin geldisi olan 1345 Parselin tamamının kesinleşmiş orman sınırları içinde iken 1975 yılında 1744 sayılı Kanun’un 2 nci madde uygulaması ile hazine adına orman sınırı dışına çıkarılan yerler olduğunu, dava konusu taşınmazların 2/B alanında kaldığını, davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; “Davacının talebinin taşınmazın 2/B niteliğinin (ve kullanıcısı olduğunun tespitinden sonra) taşınmazı 6292 Sayılı Kanun uyarınca Hazine’den satın alma amacına yönelik olduğu, bunun için taşınmazın Hazine adına kayıtlı bulunması gerektiği, ancak dava konusu taşınmazların dava tarihinden sonra Hazine mülkiyetinden çıktıkları, bir kısmının tapudan terkin edilmiş olduğu, Hazine mülkiyetinden çıkan taşınmazlarda artık davacının şahsi hak sağlamaya yönelik iddiasının dinlenmesinin mümkün bulunmadığı, Belediye’ye yapılan devirlerin de 6292 Sayılı kanun kapsamında yapılan satış gibi mütalaa edildiği, her ne kadar çekişmeli taşınmazın geldisi olduğu söylenen 4038 parselin edinme sebebinde taşınmazın 2/B ile orman sınırı dışına çıkarıldığı ve yine davacı tarafından parsellerin öncesinin Antalya Tapulama Hakimliği’nin 1984/417 Esas-1984/879 Karar sayılı ilamıyla tapulaması iptal edilen 1345 parselden geldiği bildirilmekteyse de, davadan sonra Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne geçen çekişmeli taşınmazların 2/B niteliğinde olduğunun beyanlar hanesine şerh edilmesinin mümkün bulunmadığı gözetilerek açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddi, davalı Hazine vekili ve davalı … vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile hüküm kaldırılarak davanın reddine
” karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf sebepleriyle benzer gerekçelerle temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL’nin temyiz edenden alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.