|
ÖZET: Danıştay kararında, başvuranın 926 sayılı Kanun’un Geçici 32’nci maddesinden yararlanma talebi üzerine, mahkeme kararının yerine getirilmemesi hususu ele alınmıştır. Başvuran, kesinleşmiş mahkeme kararının iki yıldan fazla bir süre içinde uygulanmadığını iddia ederek, idarenin bu kararı yerine getirmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak, Milli Savunma Bakanlığı, başvuranın kamu görevinden ihraç edilmesi nedeniyle yargı kararını uygulamanın hukuken imkânsız olduğunu savunmuştur.
Mahkeme, Anayasa’nın 138’inci maddesi gereğince, idarelerin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunu vurgulamakla birlikte, hukuki imkânsızlık hallerinin varlığında idarenin kararları uygulayamama durumunun kabul edilebileceğini belirtmiştir. Somut olayda, başvuranın daha önceki ihraçları ve mevcut mevzuat nedeniyle mahkeme kararının uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, başvurunun reddine karar verilmiştir. Bu durum, hukuk devletinin işleyişi ve mahkeme kararlarının bağlayıcılığı açısından önemli bir içtihat oluşturmuştur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/8600-S.23.13992
BAŞVURU NO : 2023/1104
KARAR TARİHİ : 14/07/2023
RET KARARI
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :
BAŞVURUYA KONU İDARE : MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Mahkeme kararının yerine getirilmesi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 20/01/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran adına vekili tarafından yapılmış olan başvuruda; temyiz yolu da tüketilerek kesinleşmiş olan
Ankara 16. İdare Mahkemesinin / E. / K. sayılı kararı ile iptal edilen işlemin yerine
Milli Savunma Bakanlığı tarafından işlem tesis edilerek başvuranın 926 sayılı Kanun’un Geçici 32’nci maddesinden yararlandırılması gerektiği, ancak ilgili idarenin bu konuda defalarca yapılan başvuruları
“değerlendirme yapıldığı” cevabıyla geçiştirdiği, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesine göre en fazla 30 gün içinde yerine getirilmesi gereken mahkeme kararının gereğinin iki yıldan fazla zamandır yerine getirilmediği ve kanunla tanınan bir haktan başvuranın yararlanmasının sürüncemede bırakıldığı ifade edilerek Ankara 16. İdare Mahkemesinin / E. / K. sayılı kararının uygulanması ve başvuranın 926 sayılı Kanun’un Geçici 32’nci maddesinden yararlandırılması için işlem yapılması talep edilmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Millî Savunma Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin – – sayılı yazısı ve eklerinde özetle; başvuranın, 1998 yılında Yüksek Askerî Şûra Kararı ile
TSK ile ilişiği kesildikten sonra Kocaeli Üniversitesinde öğretim üyesi olarak göreve başladığı, Kocaeli
Üniversitesinde görev yaparken terör örgütü ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle 672 sayılı Olağanüstü Hal
Kanun Hükmünde Kararnamesi (7080 sayılı Kabul Kanunu) ile ikinci kez kamu görevinden ihraç edildiği,
7080 sayılı Kanun’da ihraç edilenlere yönelik “… bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler.”
hükmünün yer aldığı, idari yargı kararlarının uygulanması zorunluluğu bulunmakla birlikte; idarenin hukuki veya fiili imkânsızlık nedeniyle verilen mahkeme kararlarını uygulayamadığı durumların ortaya çıkabildiği, doktrinde kabul gördüğü üzere; bir yargı kararının yerine getirilmesi mer’i mevzuat hükümleri çerçevesinde mümkün olmadığında hukuki imkânsızlık halinin oluştuğu, bu doğrultuda başvuruya konu mahkeme kararının hukuki imkânsızlık nedeniyle uygulanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın;
3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2’nci maddesinde: “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir”
3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında: “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
3.3. “Mahkemelerin Bağımsızlığı” başlıklı 138’inci maddesinin son fıkrasında: “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5’inci maddesinde:
“Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinde: “1. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez…”
6. 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun Geçici 32’nci maddesinde: “(Ek:
10/3/2011-6191/10 md.) 12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar, yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde hak sahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde Milli
Savunma Bakanlığına başvururlar…”
7. 672 sayılı KHK’nin kanunlaştığı 6/2/2018 tarih ve 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu
Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair
Kanun’un “Kamu personeline ilişkin tedbirler” başlıklı 2’nci maddesinde: “(1) Terör örgütlerine veya
Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 22/9/2021 tarihli ve E.: 2018/75, K.: 2021/61 sayılı Kararı ile) (…) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, b) Ekli (2) sayılı listede yer alan kişiler Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, c) Ekli (3)
sayılı listede yer alan kişiler Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatından, ç) Ekli (4) sayılı listede yer alan
kişiler Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.
(2) Birinci fıkra gereğince kamu görevinden, Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatından, Jandarma Genel
Komutanlığı teşkilatından ve Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatından çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın, rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır…”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. Yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan Ret Karar Önerisi Kamu
Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9. Başvuran adına vekili tarafından yapılmış olan başvuruda; temyiz yolu da tüketilerek kesinleşmiş olan
Ankara 16. İdare Mahkemesinin / E. / K. sayılı kararının uygulanması ve başvuranın
926 sayılı Kanun’un Geçici 32’nci maddesinden yararlandırılması için işlem yapılması talep edilmiştir.
10. Hukuk devleti; insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve kanunlarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir(Anayasa Mahkemesi
E.2013/44, K.2013/59, Resmi Gazete Tarihi: 02/05/2013).
11. Hukuk devletinin olmazsa olmaz unsurlarından biri de mahkeme kararlarının bağlayıcılığıdır. Nitekim
Anayasa’nın 138’inci maddesi uyarınca, yasama ve yürütme organları ile idareler, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından verilmiş kararlar hiçbir suretle değiştirilemeyeceği gibi idareler bu kararların yerine getirilmesini de geciktiremez. Anılan hükümde, mahkeme kararlarına uyma, bu kararları değiştirmeksizin yerine getirme hususunda yasama ve yürütme organları ile idare makamları lehine herhangi bir istisna kuralına yer verilmemiştir. Yargı kararlarının ilgili kamu otoritelerince zamanında yerine getirilmediği bir devlette, bireylerin yargı kararlarıyla kendilerine sağlanan hak ve özgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmeleri mümkün olamayacaktır. Bu sebeple hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir devlette, bireylerin kamu otoritesi ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını koruma adına vazgeçilmez bir görev ifa eden yargı kararlarının zamanında icra edilmeyerek, sonuçsuz bırakılması kabul edilemez. (AYM, BN. 2013/1752, KT. 26/6/2014)
12. Mahkeme kararlarının geciktirilmeksizin yerine getirilmesi hukuk devletinin bir gereği olmakla birlikte, gerek doktrinde ve gerekse de yargı içtihatlarında; hukuki ve fiili imkânsızlık halleri, idarenin elinde
olmayan sebeplerle yargı kararlarını uygulayamadığı haller olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla imkânsızlık hallerinin varlığı durumunda, idarenin yargı kararlarının gereğini yerine getirememesi söz konusu olabilmektedir. Bir diğer ifade ile idare kararı uygulamak istese de elinde olmayan nedenlerle bunu gerçekleştirememektedir.
13. İdare tarafından bir yargı kararının yerine getirilmesi mevzuat hükümleri çerçevesinde mümkün olmadığında ortada hukuki imkânsızlık halinin bulunduğu kabul edilir. Hukuki imkânsızlık, pozitif hukuk kurallarının bir idari işlemin tesisini ya da uygulanmasını olanaksız hale getirmesidir. Bu durumda yargı kararının uygulanamaması başka bir hukuk kuralının engellemesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla hukuki imkânsızlık halinde, iptal kararı üzerine, işlem hiç yapılmamış gibi eski hukuki durumu tesis etmekle mükellef olan idare, bu kararı uygulama imkânı bulamayabilir ve mevcut hukuki duruma göre hareket etmek zorunda kalır(Gök, H., “Danıştay Kararlarından Hareketle İdari Yargı Kararlarının
İmkânsızlık Nedeniyle Uygulanamadığı Haller”, İÜHFM C. LXXI, S. 1, s. 547-558, 2013.).
14. Somut olayda; başvuranın, Kara Kuvvetleri Komutanlığında sağlık sınıfında yüzbaşı rütbesiyle görev yapmakta iken 18/06/1998 tarihinde Yüksek Askeri Şura kararı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkartılması üzerine 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun Geçici 32’nci maddesinden yararlanma istemiyle ilgili İdareye yaptığı başvurunun 05/07/2011 tarihli ve – – sayılı işlem ile reddedildiği, başvuran tarafından bu işlemin iptali ile yoksun kalınan özlük haklarının başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açıldığı, Ankara 16. İdare Mahkemesinin / esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde dava konusu işlemin iptaline, 926 Sayılı Kanun’un Geçici 32’nci maddesi uyarınca yoksun kalınan özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına; karar verildiği ve bu kararın Danıştay tarafından onandığı görülmektedir.
15. 926 sayılı Kanun’un Geçici 32’nci maddesinde, bu madde kapsamında yapılan başvuruların kabulü halinde ilgililerin yararlanacakları haklar bentler halinde ayrıntılı olarak sayılmıştır. Ancak; başvuran, 1998 yılında Yüksek Askerî Şûra Kararı ile TSK ile ilişiği kesildikten sonra Kocaeli Üniversitesinde öğretim üyesi olarak göreve başlamış ve Kocaeli Üniversitesinde görev yaparken 672 sayılı KHK ile ikinci kez kamu görevinden ihraç edilmiştir. 672 sayılı KHK’nin 2’nci maddesinde, kamu görevinden çıkarılan kişilerin, görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmeyeceği, bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemeyeceği, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyeceği düzenlenmiş olup 672 sayılı KHK
7080 sayılı Kanun ile yasalaşmıştır. 7080 sayılı Kanun’un iptali talebiyle açılan davada ise Anayasa
Mahkemesi tarafından, Kanun’un 2’nci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinin “…ve bu kişiler görev yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler;…” kısmının Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine karar verilmiştir(AYM, E.2018/75, K.2021/61, K.T:22/9/2021).
16. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde Kurumuzca yapılan değerlendirme neticesinde;
7080 sayılı Kanun’la yasalaşan 672 sayılı KHK’nin 2’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan
düzenlemelerin, başvuruya konu mahkeme kararının uygulanması konusunda hukuki imkânsızlık haline yol açtığı ve yürürlükte olan bu düzenlemeler nedeniyle mahkeme kararının yerine getirilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmış olup Ankara 16. İdare Mahkemesinin / E. / K. sayılı kararının, İdare tarafından hukuki imkânsızlık nedeniyle yerine getirilememesinde ve başvuranın 926 sayılı
Kanun’un Geçici 32’nci maddesinden yararlandırılmamasında hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup, idareden istenilen bilgi ve belgelerin süresi içinde ve gerekçeli olarak
Kurumumuza gönderildiği ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, ve “kararların gerekçeli olması” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idari işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceği bildirilmediğinden
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı anlaşılmış olup idarenin bundan böyle bu ilkeye de uyması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca gerekçeli ret kararının başvurana tebliğinden itibaren varsa dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE; Kararın, Başvuran Vekiline ve Milli Savunma Bakanlığına tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi