ÖZET: Sayıştay, kamu zararına ilişkin bir inceleme yapmadan, mahkeme kararlarını dayanak alarak tazmin hükmü tesis edemeyeceğini belirtmiştir. Sorumlu Mali Hizmetler Müdür Vekili, akaryakıt kaybı nedeniyle zimmet suçu işlendiği iddiasıyla ilgili mahkeme kararının henüz kesinleşmediğini vurgulayarak, Sayıştay’ın denetim yetkisinin, mahkeme kararları üzerinden değil, belgeler ve hesaplar üzerinden yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Bu bağlamda, mahkeme kararlarının dayanak alınmasının, Sayıştay’ın görev alanına tecavüz anlamına gelebileceği ve yargı erkleri arasında çatışma yaratabileceği belirtilmiştir. Ayrıca, devam eden davaların kesinleşmeden kamu zararına dayanak yapılmasının hukuki olmadığına dikkat çekilmiştir. Sonuç olarak, Sayıştay, tazmin hükmünün kaldırılmasına karar vermiştir.

Kamu İdaresi Türü Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı 2013
Dairesi 6
Karar No 40260
İlam No 42904
Tutanak Tarihi 29.3.2017
Kararın Konusu Sorumluluk ve Yargılama Usulleri ile İlgili Kararlar

Konu: İlamda hüküm dışı bırakılan konunun temyizi.

1- 163 sayılı İlam’ın 6 ncı maddesiyle; … Belediyesi tarafından 26.10.2006 tarihinde ihale edilen ve … Petrol Tur. Ltd. Şti. yükleniminde bulunan akaryakıt alımı işine ilişkin olarak; … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 20.11.2013 tarihli ve 2009/457 Esas Numaralı Kararıyla ihale kapsamında alınan akaryakıtın önemli miktarının kaybedildiğine ve sanıkların zimmet suçunu işlediklerine hükmedildiği halde, mahkemenin esas aldığı bilirkişi raporuna göre oluşan kamu zararının sorumlulardan tahsil edilmediği iddiası ile ilgili olarak hükmün henüz kesinleşmemesi nedeniyle sorgu konusu … TL’nin hüküm dışı bırakılmasına ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Sorumlu Mali Hizmetler Müdür Vekili (Muhasebe Yetkilisi) … göndermiş olduğu temyiz dilekçesinde özetle;

Sayıştay tarafından kendisine gönderilen ilamın 6 ncı maddesinde, akaryakıtın kaybedilmesinden kaynaklı zimmet suçu işlendiği ve bu suçun mahkemece karara bağlandığı belirtilerek kamu zararına sebebiyet verildiğinin iddia edildiği,

Anayasanın 160 inci maddesi hükmüne göre Sayıştay’ın, TBMM adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlemlerini yapmakla görevli olduğu, bu temel hükmün Sayıştay’ın bir inceleme ve denetleme kurumu olduğunu ve denetlenen hususların da dairelerinde yargılanarak sonuçlanacağını gösterdiği, benzer düzenlemelerin 6085 sayılı Kanunda da yer aldığını, sorguların kendisine gönderilmesi uygunluk denetiminin bir gereği olduğu, uygunluk denetiminin “kamu idarelerinin gelir, gider ve mallarına ilişkin hesap ve işlemlerinin kanunlara ve diğer hukuki düzenlemelere uygunluğunun incelenmesine İlişkin denetim” olarak tanımlandığı,

Buna benzer daha fazla gerekçe ifade edilebilecek olsa da, Sayıştay’ın temel görevinin uygunluk denetimi açısından hesap ve işlemlerin uygunluğunun incelenmesi olduğunun görüleceğini, bu incelemenin ise hesap ve işlemler üzerinden yapılmasının gerekli olduğu, hesap ve işlemlerin ne olduğunun ise açık olduğu,

Sorguda kamu zararına gerekçe … Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen 20.11.2013 tarih ve 2009/457 esas nolu kararın gösterildiği, söz konusu kararın davasının üst mahkemede hala devam ettiği,

Kamu zararına gerekçe tutulan mahkeme kararının Sayıştay tarafından yapılan bir inceleme veya tespit olmadığı, bir mahkeme tarafından yapılan duruşmada alınan bir karar olduğu, bu kararın kamu zararına dayanak yapılabilmesinin hukuki olmadığı, örneğin Sayıştay denetçilerine bir ihbar gelse ve bu ihbarda somut bilgiler ve belgeler yer alsa, Sayıştay denetçileri bu ihbarı baz alarak kamu zararı çıkartabilirler mi? Yoksa ihbarın ilgili olduğu belgeler incelenerek, ihbarın asılsız olup olmadığının mı araştırılacağını, mahkemelerde davaların açılmasının zor olmadığı gibi, açılan davaların birçoğunun özellikle bu tür konularda üst mahkemeler tarafından bozulmakta olduğu, bir ihbar dilekçesine dava açılabildiğini, böyle bir durumda açılan bütün davaların parasal tutarlarının kamu zararı olarak kabul edilmesi sonucunu ortaya çıkacağını, böyle bir sonucun ise ciddi sorunlara sebebiyet vereceği,

Sayıştay’ın incelemelerini belgeler, hesap ve işlemler üzerinden yapmayarak, açılan davalar üzerinden yapmasının ilk derece mahkemeleri tarafından verilen bütün kararların kamu zararı olarak kabul edilmesi neticesini de doğuracağı, mahkeme kararları üzerinden inceleme yapma ve kamu zararı çıkartmanın, yargı erkleri arasında görev çatışmasına da sebebiyet vereceği,

Sayıştay, denetleme, inceleme ve kararlarında “Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararlar esas alınır” hükmü gerekçe gösterilerek, diğer mahkemelerin kararlarından bağımsız olarak Sayıştay’ın karar verdiği veya denetim yaptığının ifade edildiği, ancak, bu hüküm aynı konu hakkında iki ayrı incelemenin yapılması ve iki mahkemenin de birbirinden farklı karar vermesi halinde anlam bulacağı, Sayıştay tarafından herhangi bir incelemenin yapılmadığı, diğer mahkeme kararının dayanak olarak kabul edildiği hallerde, Sayıştay tarafından bir karar alınması ve daha sonra bu kararın dayanağı olan mahkeme kararının bozulması halinde burada uyuşmazlık ortaya çıkacağı, Sayıştay tarafından bağımsız bir inceleme yapılmadığından dolayı, Sayıştay adli mahkemelerinin görev alanına tecavüz etmiş olabileceği,

Sayıştay sorgusuna dayanağın mahkeme kararı olduğu, bu mahkeme kararı üst mahkemede bozulursa veya ilgililer beraat ederse, böyle bir durumda sorguya dayanak mahkeme kararı olmayacağından sorgu dayanaktan yoksun kalmış olacağı, mahkeme kararları üzerinden Sayıştay’ın denetim yapmasının Sayıştay’ın görevi ile bağdaşmadığı,

Sorguda iddia edilen akaryakıtın kaybolması olayının, saklı veya gizli olmadığı, konunun mahkemeye taşındığı, mahkeme kararı ne olursa gereği yerine getirileceği, bu durumun Anayasanın ve hukuk devleti olmanın bir gereği olduğunu, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2013/7900, K. 2014/6325 nolu ve 16.04.2014 tarihli kararında da “başka bir ceza dosyasında devam eden yargılamada tarafına atılı bir suçlama olup olmadığı hususları araştırılarak, davalıya yönelik ceza dosyalarının Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi gereğince sonucu beklenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir” cümlesine yer verilmek suretiyle devam eden davaların kesinleşmeden ceza açısından anlamlı olamayacağı tespitinin yapıldığı,

Bu açıdan konusu yargıya intikal etmiş bir olayın incelenmeden kamu zararına dayanak yapılmasının hukuki olmadığı gibi neticesi itibarıyla da ciddi sorunlara sebebiyet vereceği belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılığın karşılama yazısında özetle; İlam’ın 6. maddesi hükmüne ilişkin olarak dairesince, mahkemeye intikal eden ve sanıkların zimmet suçu işlediğine hükmolunan ancak henüz kesinleşmeyen kararın intikaline kadar; konunun, “hüküm dışı bırakılmasına” karar verildiğinin anlaşıldığı, şikâyetçinin üzerine sorumluluk yüklenilmediği ve Sayıştay yargısı bakımından talebe ilişkin olarak yapılacak işlem olmadığı, şeklinde görüş bildirmiştir.

Duruşma talep eden İlgiliye duruşma gününe ilişkin tebligat yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunmadıkları, kanuni bir vekil göndermedikleri ve duruşmada hazır bulunmama nedenlerini kabul edilebilir bir belge ile tevsik etmedikleri anlaşılmış olup dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

Sorumlu Mali Hizmetler Müdür Vekili (Muhasebe Yetkilisi) … , hüküm dışı bırakılan konu hakkında temyiz talebinde bulunmuşsa da, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun “Hüküm ve tutanaklar” başlıklı 50 nci maddesinde;

“(3) Hesap yargılaması sırasında, mahkemelere veya yürütülen bir soruşturma için ilgili idari mercilere verilmiş olması nedeniyle belgeleri bulunmayan hesap yargılamasına konu olan bir işleme ilişkin bilgi ve belgelerin yeterli görülmemesi ve kovuşturma veya soruşturma sonucunun beklenmesine gerek görülen hallerde, bu hususlara ilişkin hesap ve işlemlerin yargılanması durdurularak, hüküm dışı bırakılabilir. Hüküm dışı bırakılan hususlara ilişkin noksanlıklar giderildikten sonra bu hesap ve işlemlerin yargılanmasına devam edilir.” denilmiştir.

İlgili madde gereği Daire tarafından hüküm dışı bırakılmış, yani hakkında henüz hüküm tesis edilmemiş konu hakkında temyize gidilemeyeceğinden ilgilinin dilekçesi üzerine Kurulumuzca YAPILACAK İŞLEM OLMADIĞINA, Oybirliği ile,

İÇERİĞE İLİŞKİN KISA SORU VE CEVAPLAR:
Aşağıdaki sorular ve cevapları hazırladım.

Soru 1:
Anayasa Mahkemesi’nin kararının dayanağı olarak kabul edilen hallerde, Sayıştay tarafından bir karar alınması ve daha sonra bu kararın dayanağı olan mahkeme kararının bozulması halinde burada uyuşmazlık ortaya çıkar mı?
Cevap 1:
Evet çıkar.

Soru 2:
Sayıştay sorgusuna dayanağın mahkeme kararı olduğu, bu mahkeme kararı üst mahkemede bozulursa veya ilgililer beraat ederse, böyle bir durumda sorguya dayanak mahkeme kararı olmayacağından sorgu dayanaktan yoksun kalmış olur mu?
Cevap 2:
Evet kalmış olur.

Soru 3:
Mahkeme kararları üzerinden Sayıştay’ın denetim yapması, Sayıştay’ın görevi ile bağdaşır mı?
Cevap 3:
Hayır bağdaşmaz.

Soru 4:
Sorguda iddia edilen akaryakıtın kaybolması olayının saklı veya gizli olmadığı ve konunun mahkemeye taşındığı, mahkeme kararı ne olursa gereği yerine getirileceği, bu durumun Anayasanın ve hukuk devleti olmanın bir gereği mi?
Cevap 4:
Evet gereğidir.

Soru 5:
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E. 2013/7900, K. 2014/6325 nolu ve 16.04.2014 tarihli kararında “başka bir ceza dosyasında devam eden yargılamada tarafına atılı bir suçlama olup olmadığı hususları araştırılarak, davalıya yönelik ceza dosyalarının Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi gereğince sonucu beklenmeli” denilmek suretiyle, devam eden davaların kesinleşmeden ceza açısından anlamlı olamayacağı tespitinin yapıldığından bu açıdan konusu yargıya intikal etmiş bir olayın incelenmeden kamu zararına dayanak yapılmasının hukuki olup olmadığını belirtiniz?
Cevap 5:
Hukuki değil.

Soru 6:
Anayasa Mahkemesi kararının dayanağı olarak kabul edilen hallerde, Sayıştay tarafından bir karar alınması ve daha sonra bu kararın dayanağı olan mahkeme kararının bozulması halinde burada uyuşmazlık ortaya çıkar mı?
Cevap 6:
Evet çıkar.

Soru 7:
İlgiliye duruşma gününe ilişkin tebligat yapılmasına rağmen duruşmada hazır bulunmadıkları, kanuni bir vekil göndermedikleri ve duruşmada hazır bulunmama nedenlerini kabul edilebilir bir belge ile tevsik etmedikleri anlaşılmışsa, bu hallerde Kurumca yapılan işlemlerin ne olduğu öğrenmek için duruşma talep etmesi doğru mu?
Cevap 7:
Hayır değildir.

Soru 8:
6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun “Hüküm ve tutanaklar” başlıklı 50 nci maddesinde;
“(3) Hesap yargılaması sırasında, mahkemelere veya yürütülen bir soruşturma için ilgili idari mercilere verilmiş olması nedeniyle belgeleri bulunmayan hesap yargılamasına konu olan bir işleme ilişkin bilgi ve belgelerin yeterli görülmemesi ve kovuşturma veya soruşturma sonucunun beklenmesine gerek görülen hallerde, bu hususlara ilişkin hesap ve işlemlerin yargılanması durdurularak, hüküm dışı bırakılabilir. Hüküm dışı bırakılan hususlara ilişkin noksanlıklar giderildikten sonra bu hesap ve işlemlerin yargılanmasına devam edilir.” denilmişse, bu maddenin anlamı nedir?
Cevap 8:
İlgili maddenin anlamı;
Daire tarafından hüküm dışı bırakılmış ve hakkında henüz hüküm tesis edilmemiş bir konuya ilişkin temyiz talebi ile karşılaşılırsa, yargılanması durdurularak hükmün dışında bırakılabilir.