ÖZET: Bu Sayıştay kararında, ek göstergenin hatalı ödenmesi nedeniyle bir belediyede çalışan bir arkeolog için tazmin hükmü verilmiştir. Harcama Yetkilisi, tazminatın tahsil edilmesi için gerekli işlemlerin yapıldığını belirtse de, bu tahsilata dair herhangi bir kanıt sunmamıştır. Temyiz dilekçesinde, yersiz ödemenin geri istenmesinin Danıştay içtihatları gereği 60 günlük dava açma süresi içinde mümkün olduğu, bu sürenin geçildiği ve dolayısıyla işlemin hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Ancak, Sayıştay, 6085 sayılı Kanun’un 50. maddesine dayanarak, hesap yargılaması sonucunda kamu zararının tazminine hükmedebileceğini belirtmiş ve tazmin hükmünü onaylamıştır. Bu durum, Sayıştay kararlarının kesin hüküm niteliği taşıdığını ve idari yargı mercilerinin bu kararları etkileyemeyeceğini ortaya koymaktadır.

Kamu İdaresi Türü Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı 2014
Dairesi 7
Karar No 40981
İlam No 42571
Tutanak Tarihi 4.1.2017
Kararın Konusu Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KONU: Ek göstergenin hatalı ödenmesi.

2- 91 sayılı İlamın 11. maddesiyle; … … Belediyesinde arkeolog olarak çalışan …’a ek göstergenin hatalı ödenmesi nedeniyle … TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlamda Harcama Yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan … temyiz dilekçesinde özetle; kamu zararına sebep olan bedelin Belediye Hesabına yatırılması için yazı ekinde bulunan 11.05.2016 tarihli talep dilekçesinde görüldüğü üzere Haziran/2016 tarihinden itibaren ilgili şahsın maaşından kesilmesi için şahıstan talep alındığını ve bu nedenle yasal faizi ile birlikte hesaplanarak tahsil cihetine gidileceğini bildirmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden ve buna ilişkin dosyası kendi gündem sırasında görüşülen …, temyiz dilekçesinde farklı olarak özetle; Kurumca hataen olduğu belli olan ve ödemesi yapılan tutarın, yersiz ödendiği gerekçesi ile geri istenmesinin, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararı uyarınca ödendiği tarihten itibaren ancak dava açma süresi içinde (60 gün) mümkün iken, bu süre geçirildikten çok sonra istenmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, tesis edilen söz konusu ilamın ve hakkında başlatılan takibatın durdurulmasını, itirazının talebi doğrultusunda değerlendirilmesini ve tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık Karşılamasında;

“İlamın 11 ini maddesine ilişkin tazmin hükmolunan tutarın tahsil edileceği ifade edilmektedir.

Henüz tahsil edilmemiş tazmin tutarı için, yapılacak bir işlem bulunmamaktadır.

Bu nedenlerle, İlamın 1 ve 11 inci maddesi için ileri sürülen itiraz gerekçelerinin, ilam hükmünün bozulmasını gerektirecek mahiyette olmadığı anlaşıldığından, temyiz talebinin reddedilerek, yasa ve yönteme uygun düzenlenmiş Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.” denilmektedir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

Sorumlu, 91 sayılı ilamın 11. maddesiyle tazmin olan bedelin ahizin maaşından Haziran/2016 tarihi itibariyle iki taksit halinde kesileceğini bildirmekte ise de; tahsilatın yapıldığına ilişkin her hangi bir kanıtlayıcı belge gönderilmemiştir.

Ayrıca, sorumlu Danıştay tarafından verilen içtihat kararını öne sürerek 60 günlük dava açma süresinin uygulanması gerektiğini belirmekte ise de; 6085 saylı Sayıştay Kanununun 50. maddesinde, daireler tarafından yapılan hesap yargılaması sonucunda; hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna veya kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedileceği belirtilmektedir.

Anayasanın 160. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında;

“(…) Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştayın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, vergi konusunda Danıştayca verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemekte; idari yargı mercileri tarafından verilen kararlar Sayıştay yargılaması açısından yapılmış olan usulsüz ödemeyi ve bu usulsüz ödemeden doğan sorumluluğu ortadan kaldırmamaktadır.

6085 sayılı Sayıştay Kanununun “İlamların İnfazı” başlıklı 53. maddesinin ikinci fıkrasında ise; “İlamlarda gösterilen tazmin miktarı hüküm tarihinden itibaren kanuni faize tabi tutularak, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunur.” hükmüne yer verilmektedir.

Anayasanın yukarıda söz edilen 160. maddesine göre Sayıştay kararlarının kesin hüküm niteliğini taşıdığı kuşkusuzdur. Sayıştay ilamı ile tazmin tutarının maddede ilişik tutulan ödeme emri belgelerinin üzerinde imzası bulunan görevlilerden tahsiline karar verilmiş olup 6085 sayılı Kanunun 53. maddesi hükmü uyarınca bu miktarın İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre bu görevlilerden tahsil edilmesi gerektiği gibi, tazminle yükümlü tutulan görevlilerinin haksız ödemeden yararlanan ilgililere özel hukuk hükümleri çerçevesinde rücu etmeleri mümkündür.

Bu itibarla, sorumlu iddialarının reddedilerek 91 sayılı ilamın 11. maddesiyle … TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, Oybirliği ile,

Karar verildiği 04.01.2017 tarih ve 42571 sayılı tutanakla yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.

İÇERİĞE İLİŞKİN KISA SORU VE CEVAPLAR:
1. Temyiz dilekçesinde hangi suçlamalar yapılıtır?

Cevap:
Sorumlu, 91 sayılı ilamın 11. maddesiyle tazmin olan bedelin ahizin maaşından Haziran/2016 tarihi itibariyle iki taksit halinde kesileceğini bildirmekte ise de; tahsilatın yapıldığına ilişkin her hangi bir kanıtlayıcı belge gönderilmemiştir.

2. Danıştay tarafından yapılan içtihat kararıyla ilgili ne ifade edilmektedir?

Cevap:
Danıştay tarafından verilen içtihat kararını öne sürerek 60 günlük dava açma süresinin uygulanması gerektiğini belirmekte ise de; 6085 saylı Sayıştay Kanununun 50. maddesinde, daireler tarafından yapılan hesap yargılaması sonucunda; hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna veya kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedileceği belirtilmektedir.

3. Anayasal bir kuruluş olan Sayıştayın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verdiği kararlar hangi mercilere göre değerlendirmektedir?

Cevap:
Anayasanın 160. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında; “(…) Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.
Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.” hükmü yer almaktadır.

4. İlamlarda gösterilen tazmin miktarı hangi hükme göre tahsil edilecek?

Cevap:
6085 sayılı Sayıştay Kanununun “İlamların İnfazı” başlıklı 53. maddesinin ikinci fıkrasında ise; “İlamlarda gösterilen tazmin miktarı hüküm tarihinden itibaren kanuni faize tabi tutularak, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunur.” hükmüne yer verilmektedir.

5. Anayasanın yukarıda söz edilen 160. maddesine göre Sayıştay kararlarının kesin hüküm niteliğini taşıyıp taşınmıyor mudur?

Cevap:
Anayasanın yukarıda söz edilen 160. maddesine göre Sayıştay kararlarının kesin hüküm niteliği bulunmaktadır.

6. İlamlarda gösterilen tazmin miktarının tahsili sırasında rücu ne demektir?

Cevap:
İlamlarda gösterilen tazmin miktarının tahsili sırasında rücu, ilamla birlikte tazminle yükümlü sayılan görevlilerden dolayı yapılan haksız ödemeden yararlananın özel hukuk hükümlerine göre diğerlerine karşı rücu etmesine denir.

7. Rücu, hangi hükme göre yapılır?

Cevap:
Rücu, 6085 sayılı Kanunun “İlamların İnfazı” başlıklı 53. maddesi hükmüne göre ilamlarda gösterilen tazmin miktarının tahsili sırasında yapılır.

8. Rücuya ilişkin hükme göre ne demektir?

Cevap:
Rücuya ilişkin hükme göre, rücu ile ilgili işlemler için özel hukuk hükümleri uygulanır.

9. Temyiz dilekçesindeki iddialar reddedildikten sonra ilamın hangi merciden tanzim kılındığı sorusuna karşılık olarak ne demektir?

Cevap:
İlamların Tasdikine ilişkin merci, 04.01.2017 tarih ve 42571 sayılı tutanakla yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.