ÖZET: Bu karar, bir belediyede vekalet eden avukatın asaleten atanmada aranan şartları taşımadığı halde ödenen özel hizmet tazminatı ve ek ödeme farklarının geri alınması konusundaki hukuki uyuşmazlığı ele almaktadır. Temyiz dilekçesinde, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararına atıfta bulunularak, idarenin hatalı işlemlerine karşı iyi niyet kuralının geçerli olduğu ve hatalı ödemelerin geri alınabilmesi için 60 günlük dava açma süresinin uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Ancak, yapılan değerlendirmede, söz konusu ödemelerin yersiz olduğu ve geri alınmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.

Sayıştay, Anayasa ve kendi kanunundan kaynaklanan yetkisini kullanarak, yersiz ödemelerin geri alınması için gerekli hukuki çerçeveyi belirlemiş ve ilgili tazmin hükmünü onaylamıştır. Bu bağlamda, Sayıştay ilamlarının kesin hüküm niteliği taşıdığı ve idari yargı mercilerinin kararlarının Sayıştay yargılaması açısından usulsüz ödemeleri ortadan kaldırmadığı belirtilmiştir. Sonuç olarak, tazmin hükmü onaylanmış ve sorumlu personelin iddiaları reddedilmiştir.

Kamu İdaresi Türü Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı 2014
Dairesi 7
Karar No 41120
İlam No 42555
Tutanak Tarihi 4.1.2017
Kararın Konusu Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

KONU: Memura asaleten atanmada aranan şartları taşımadığı halde vekalet ettiği göreve ilişkin özel hizmet tazminatı farkı ile ek ödeme farkının ödenmesi ve aylıksız izinli olduğu dönemle ilgili ücretinin kendisinden geri alınmaması.

91 sayılı İlamın 5. maddesiyle; … … Belediyesi Hukuk İşleri Müdürlüğüne vekalet eden avukat …’e asaleten atanmada aranan şartları taşımadığı halde vekalet ettiği göreve ilişkin özel hizmet tazminatı farkı ile ek ödeme farkının ödenmesi ve aylıksız izinli olduğu dönemle ilgili ücretinin kendisinden geri alınmaması nedeniyle … TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

İlamda Gerçekleştirme Görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan … temyiz dilekçesinde özetle; Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, 1968/8 E., 1973/14 K. sayılı kararında vurgu yapıldığı üzere idari istikrar ve kamu yararı kuralları yanında iyi niyet kuralının da önemli olduğunu, idarenin sakat ve dolayısıyla hukuka aykırı işlemlerine idare edilenlerin gerçek dışı beyanı veya hilesi sebep olmuşsa veya bu geri alınan idari tasarruf yok denilebilecek bir illetle malulsa, yahut işlemde idare edilenlerin kolayca anlayabileceği kadar açık bir hata mevcutsa ve bu hususta idareyi haberdar etmemişse, memurun iyi niyetinden söz etmeye imkan olmadığını, dolayısıyla idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı işleme dayanılarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceğini, belirtilen bu istisnalar dışında kalan hatalı ödemelerin ilk yapıldığı tarihte başlamak üzere dava açma süresi içinde (60 gün) geri alınmasının mümkün olduğunu, bu süre geçtikten sonra geri alınamayacağının idari istikrar ilkesi çerçevesinde yargı yerlerince kabul edildiğini,

Söz konusu tarihler arasında hesaplanan tutarın ilgili kişiye ödenmesinin yersiz olduğuna ilişkin işlemde yokluk, açık hata ve şahsın yaptığı bir hilenin söz konusu olmadığını,

Kurumca hataen olduğu belli olan ve ödemesi yapılan tutarın, yersiz ödendiği gerekçesi ile geri istenmesinin, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı uyarınca ödendiği tarihten itibaren ancak dava açma süresi içinde (60 gün) mümkün iken, bu süre geçirildikten çok sonra istenmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, tesis edilen ilamın ve hakkında başlatılan takibatın durdurulmasını ve itirazının talebi doğrultusunda değerlendirilmesini ve tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmiştir.

Başsavcılık Karşılamasında;

“İlamın 5 inci maddesiyle tazmin hükmolunan, fazla ödemelerin mevzuata uygun yapıldığı ileri sürülmekteyse de; İtiraz konusu hususların, Daire Kararında da karşılandığı görülmüştür.

Bu nedenlerle, İlamın 5 inci maddesi için ileri sürülen itiraz gerekçelerinin, ilam hükmünün bozulmasını gerektirecek mahiyette olmadığı anlaşıldığından, temyiz talebinin reddedilerek, yasa ve yönteme uygun düzenlenmiş Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.” denilmektedir.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü;

Sorumlu Danıştay tarafından verilen içtihat kararını öne sürerek 60 günlük dava açma süresinin uygulanması gerektiğini belirmekte ise de; 6085 saylı Sayıştay Kanununun 50. maddesinde, daireler tarafından yapılan hesap yargılaması sonucunda; hesap ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna veya kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedileceği belirtilmektedir.

Anayasanın 160. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında;

“(…) Sayıştay’ın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.” hükmü yer almaktadır.

Buna göre, Anayasal bir kuruluş olan Sayıştayın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim ve yargılama yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, vergi konusunda Danıştayca verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemekte; idari yargı mercileri tarafından verilen kararlar Sayıştay yargılaması açısından yapılmış olan usulsüz ödemeyi ve bu usulsüz ödemeden doğan sorumluluğu ortadan kaldırmamaktadır.

6085 sayılı Sayıştay Kanununun “İlamların İnfazı” başlıklı 53. maddesinin ikinci fıkrasında ise; “İlamlarda gösterilen tazmin miktarı hüküm tarihinden itibaren kanuni faize tabi tutularak, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre tahsil olunur.” hükmüne yer verilmektedir.

Anayasanın yukarıda söz edilen 160. maddesine göre Sayıştay kararlarının kesin hüküm niteliğini taşıdığı kuşkusuzdur. Sayıştay ilamı ile tazmin tutarının maddede ilişik tutulan ödeme emri belgelerinin üzerinde imzası bulunan görevlilerden tahsiline karar verilmiş olup 6085 sayılı Kanunun 53. maddesi hükmü uyarınca bu miktarın İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre bu görevlilerden tahsil edilmesi gerektiği gibi, tazminle yükümlü tutulan görevlilerinin haksız ödemeden yararlanan ilgililere özel hukuk hükümleri çerçevesinde rücu etmeleri mümkündür.

Bu itibarla, sorumlu iddialarının reddedilerek 91 sayılı ilamın 5. maddesiyle … TL’ye ilişkin olarak verilen tazmin hükmünün TASDİKİNE, Oybirliği ile,

Karar verildiği 04.01.2017 tarih ve 42555 sayılı tutanakla yazılı olmakla iş bu ilam tanzim kılındı.

İÇERİĞE İLİŞKİN KISA SORU VE CEVAPLAR:
1. **Sayıştay Kanunu Nedir?**

Sayıştayın görevlerini ve yetkilerini belirleyen kanundur.

2. **Tazmin Edilen Meblağ Kanuni Faize Tabidir?**

Hüküm tarihinden itibaren kanuni faize tabi tutularak tahsil edilir.

3. **Sorumlu Personel İddialarının Reddine Dayalı Tazminin Tasdik Edilmesine Karşı Temyiz Yapıldığını Anlayanınız?**

Tabi ki, anlıyorum.

4. **Temyizin Nedenleri Nedir?**

Sorumlu Danıştay tarafından verilen içtihat kararını öne sürerek 60 günlük dava açma süresinin uygulanması gerektiğini belirmekte ise de; 6085 saylı Sayıştay Kanununun 50. maddesinde, daireler tarafından yapılan hesap yargılaması sonucunda; hesabın ve işlemlerin yasal düzenlemelere uygunluğuna veya kamu zararının sorumlulardan tazminine ilişkin ilamlar ile ilgili olarak idari yargı mercilerinin verdiği kararlar bir engel teşkil etmemektedir.

5. **Sayıştay’ın Denetim Yetkisinin Kapsamı Nedir?**

Anayasal bir kuruluş olan Sayıştayın Anayasa ve kendi Kanunundan kaynaklanan denetim yetkisini kullanması sonucu verilen Sayıştay ilamlarına, vergi konusunda Danıştayca verilen kararlar hariç idari ve genel mahkemelerce verilen kararlar bir engel teşkil etmemektedir.

6. **6098 Sayılı Anayasaya İlişkin 160. Madde Nerededir?**

“(…) Sayıştayın kesin hükümleri hakkında ilgililer yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir kereye mahsus olmak üzere karar düzeltilmesi isteminde bulunabilirler. Bu kararlar dolayısıyla idari yargı yoluna başvurulamaz.

Vergi, benzeri mali yükümlülükler ve ödevler hakkında Danıştay ile Sayıştay kararları arasındaki uyuşmazlıklarda Danıştay kararları esas alınır.”