|
ÖZET: Sayıştay, 2010 yılında Belediye Hukuk Servisinde çalışan avukat ve diğer personele yapılan vekalet ücreti dağıtımında, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 146. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen limitlerin aşılması nedeniyle kamu zararına yol açıldığına hükmetmiştir. Temyiz Kurulu, bu tazmin hükmünü onaylayarak, limit aşımının kamu kaynağında eksilmeye neden olduğunu belirtmiştir.
657 sayılı Kanun’un ilgili maddesi, vekalet ücretinin yıllık tutarının belirli bir üst sınırla sınırlı olduğunu ve bu sınırın aşılmasının mevzuata aykırı olduğunu vurgulamaktadır. Sayıştay, yapılan ödemelerin yasal dayanağının bulunmadığını ve bu nedenle kamu zararının oluştuğunu ifade etmiştir. Sonuç olarak, Sayıştay, 2010 yılında yapılan vekalet ücreti dağıtımının mevzuata uygun olmadığını ve bu durumun kamu zararına yol açtığını belirterek, tazmin hükmünün onanmasını uygun bulmuştur. Bu karar, kamu kaynaklarının yönetiminde mevzuata uyulmasının önemini ortaya koymaktadır. |
| Kamu İdaresi Türü | Belediyeler ve Bağlı İdareler |
| Yılı | 2010 |
| Dairesi | 5 |
| Karar No | 42857 |
| İlam No | 48089 |
| Tutanak Tarihi | 8.7.2020 |
| Kararın Konusu | Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar |
218 sayılı İlamın 1 inci maddesiyle; Belediye hukuk servisinde çalışan avukat ve diğer personele yapılan 2010 yılı içinde yapılan vekâlet ücreti dağıtımında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146 ncı maddesi 3 üncü fıkrasında belirtilen limitlerin uygulanmaması suretiyle oluşan … TL kamu zararının tahsiline ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Bu hükümle ilgili olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine 03.01.2018 tarih ve 43938 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla 218 sayılı İlamın 1 inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmiştir.
İlamda gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan … (Hukuk İşleri Müdürü) tarafından gönderilen karar düzeltilmesi dilekçesinde özetle:
İlamda gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan … (Hukuk İşleri Müdürü) tarafından gönderilen karar düzeltilmesi dilekçesinde özetle:
Temyiz Kurulu tarafından verilen kararın yasaya ve usule aykırı olduğu, hükmün esasına etkili iddia ve itirazların kararda karşılanmadığı,
1-Yasal dayanakları ve mevzuatın belediyeler açısından uygulama usulü yani belediye yasasının 82. Maddesinin kıyasen uygulanacağı yönündeki atfı ile vekalet ücretinin dağıtım ve tahsili usulü anlatılmış olmakla temyiz dilekçesine atıfla yetinildiği, limit aşımı olgusuna bağlı kalındığı, bu yöndeki bilgi ve değerlendirmelerin değerlendirmeye alınmadığı,
Keza kamu kaynağı, kamu zararı, vekalet ücreti, emanet hesabı, limit aşımı, yıllık limitin bir sonraki yıla devri kavramları değerlendirilmeksizin tazmin hükmünün onaylanmasının temyiz layihasında belirtilen limit aşımının bir usule aykırılık olduğunun şahsı tarafından kabulü üzerine kurulduğu, Limit aşımı bir usule aykırılık olsa bile bunun tazmin hükmü doğurmayacağı zira kamu zararının söz konusu olamayacağı vurgusunun nazara alınmadığı,
Esas itibari ile ortada bir kamu zararı olmadığının vurgusu yapılarak savunma ve temyiz dilekçelerinin sunulduğu, ilama konu edilen meblağ avukatlık ücreti olduğu, yıllık limit aşımı miktarının kamu zararı oluşturmadığı, Avukata ait olan ve emanet hesabında bulunan bir meblağın kamu zararı olamayacağı,
Kamu zararının 5018 sayılı kanunda tanımlandığı, Buna göre kamu kaynağında artışa engel veya azalmaya sebebiyet vermesi gerektirdiği açıkça belirtilmişken kamu kaynağına dahil olmayan vekalet ücretinin kamu zararı olarak nitelendirilmesinin ve tazmin hükmü verilmesinin kanunun lafzına ve ruhuna aykırı olduğu,
Vekalet ücretinin yasal dayanağı ve ikincil mevzuatının ayrıntılı anlatıldığı, Hesabın mahiyetine ve mevzuata göre karar beklemenin hukukun gereği olduğu,
Avukata ait meblağın kamu zararı olarak tazminine karar vermenin ağır bir itham olup ayrıca şahsiyet haklarını da ihlal mahiyetinde olduğu, Makul yargılama süresinde yargılama tamamlanmadığı gibi usule aykırılığın esastan bir kamu zararı gibi değerlendirilip, kanun ile çelişkili karar verme durumuna düşüleceği, limit aşımının bir sonraki yıla mahsup edilerek düzelen bir usul olduğu, Nitekim İst. Büyükşehir Belediye Başkanlığında da bu şekilde uygulandığı, limit aşımı hususunu takip edecek sorumluların muhasebe yetkilileri olduğu, Belediye bütçesine ait olmayan bir meblağın 9 yıl sonra faizi ile birlikte tazminine karar verilmesinin hukuk ve yargılama usulü adına tekrar değerlendirilmesinin zorunlu olduğu,
Kanunların özel ve genel ayrımı, öncelik uygulaması kıyasen uygulama gibi bütünsel değerlendirme yapılmaksızın 657 sayılı yasadaki limit düzenlemesinin tek başına ve sadece şekli olarak değerlendirilmesinin dar bakış açısı ile hukuka ve adalete aykırı hükme sebep verdiği, Örneğin 1136 sayılı avukatlık kanunda 2001 yılında yapılan 4667 sayılı yasa ile 164-4 maddesinde yapılan ekleme ile vekalet ücretinin avukata ait olduğu, bunun takas mahsup ve haczedilemeyeceği şeklindeki hükmünün de 657 sayılı yasadan sonra yürürlüğe giren özel yasa mahiyetinde olduğu bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine açılan iptal davasının reddedildiği hususlarının da ayrıca hukuken değerlendirilmesi gerektiği, Tüm bu açık hükümlere rağmen ve kamu zararı nitelemesinin dosya kapsamında hukuki bir dayanağı da bulunmadığı halde tazmin hükmünün yasal ve adil bir tarafı bulunmadığı,
Kamunun menfaatini korumakla yükümlü olan avukatların bu görev sebebiyle kanunun kendisine takdir ettiği ücretin kamu zararı olamayacağı, Soyut şekilde “limit aşıldı öyleyse kamu zararı var” şeklindeki bir mantık ve Sayıştay’ın daha önceki yıllarda vermiş olduğu kararlar ile ön yargılı bir hüküm verilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğu,
Üstelik kamu zararı tanımına da uymadığının Sayıştay’ın karar ve görüşlerinde görüldüğü, 5018 sayılı yasada açıkça yalnızca usule aykırılığın kamu zararı doğurmayacağının belirtildiği,
Tazmin hükmünün Neticesine bakıldığında “yıllık limit miktarı aşılırsa bu aşılan miktarın belediyenin geliri olduğu sonucunun çıkacağı, Ancak bu çıkarımın doğru olmadığı, Avukata ait ücret olduğu aşikar olan meblağın belediye kasasına aktarılmaması gerektiği,
Kamu menfaatini koruma düşüncesi ile hukuka aykırı olarak kamu görevlisi aleyhine tazmin hükmü çıkarmanın yüksek yargı organı olan Sayıştay’ın hukuk devleti ilkesine aykırı bir karara sebebiyet vermesi sonucunu doğuracağı,
Kamu zararı kavramı ile ilgili Sayıştay dergisinde: “Kamu mali yönetimini oluşturan mali karar, işlem veya eylemlerin mevzuata aykırılığı her zaman kamu zararı boyutu taşımamaktadır. Mali karar, işlem veya eylemlerin yapılma esas ve usulleri ilgili mevzuatla düzenlenmektedir. Bazı durumlarda söz konusu esas ve usullere aykırılık şeklinde mevzuata aykırı uygulamalar yapılmaktadır. 5018 sayılı Kanun bağlamında ortaya çıkan söz konusu aykırılıklar usul hukuku yönünden bir sorun oluşturmakla birlikte kamu kaynağında bir artışa engel olunmadığı veya eksilmeye neden olunmadığı takdirde kamu zararından halledilemeyecektir .(Sayıştay dergisi sayı 82)” şeklinde açıklama bulunduğu,
Diğer bir deyişle mevzuata aykırı herhangi bir uygulamanın tespit edilmiş olmasının yeterli olmadığı, önemli olanın mevzuata aykırı uygulama nedeniyle devletin zarara uğrayıp uğramadığının tespiti edilmesi olduğu, Vekalet ücretinin limitinin aşmasının bu konuya örnek bir durum olduğu, Avukata ait bir meblağın avukata ödenmesinin 2010 yılı mevzuatına göre nasıl kamu zararı oluşturduğunun ilam hükmü gerekçelendirilememiş olduğu,
Usule aykırılık halinin tazmini gerektiren bir kamu zararı doğurmadığının kabul edilmesi gerektiği,
İfade edilerek 218 sayılı ilam hükmünün kaldırılması arz edilmiştir.
Başsavcılık mütalaasında;
Gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan …’in karar düzeltilmesi başvurusu üzerine verilen Başsavcılık mütalaasında:
Karar düzeltilmesi dilekçesinde belirtilen hususlar ve 43938 sayılı Temyiz Kurulu İlamının sonuç kısmı özetlendikten sonra,
“2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 128 inci maddesinin ikinci fıkrasında “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/12 md.) Ancak, malî ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.” denilmiştir.
Bu bağlamda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu ve 399 sayılı KHK gibi çeşitli personel mevzuatı yürürlüğe girmiştir.
Belediyelerin de kapsamına dahil olduğu 657 sayılı Kanunun birinci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren memurların aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bu Kanundaki hükümlere tabi olduğu anılan Kanunun 146 ncı maddesinin birinci fıkrasında hükme bağlanmış olup, ikinci fıkrasında “Memurlara kanun, tüzük ve yönetmeliklerin ve amirlerin tayin ettiği görevler karşılığında bu Kanunla sağlanan haklar dışında ücret ödenemez, hiçbir yarar sağlanamaz. (Gençlik ve Spor hizmetleri uygulamasında fiilen görevlendirilecekler hariç.)” denilerek memurların mali haklarına ilişkin kapsam belirlenmiştir. Anılan maddenin 02/11/2011 tarihine kadar yürürlükte bulunan üçüncü fıkrasında bazı kanun hükümlerinin saklı olduğu ifade edilmiştir. Esasen de tarihsel seyir içerisindeki değişikliklere baktığımızda, avukatlık vekalet ücretlerinin mütemadiyen istisna kapsamı içerisinde kaldığı, başka bir deyişle 1389 sayılı Kanuna göndermede bulunulduğu görülmektedir.
2010 yılında yürürlükte bulunan 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesinin üçüncü fıkrası “Ancak, 2/1/1961 tarihli ve 196 sayılı Kanunun 2 nci maddesi, 7/6/1926 tarihli ve 904 sayılı Kanuna 30/1/1957 tarihli ve 6893 sayılı Kanunla eklenen ek 5 inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları, 19/7/1972 tarihli ve 1615 sayılı Kanunun 161 inci maddesi, 13/1/1943 tarihli ve 4358 sayılı Kanunun değişik 14 üncü maddesi ve 2/2/1929 tarihli ve 1389 sayılı Kanun ile Katma Bütçeli Kurumların, İl Özel İdareleri ve Belediyeler ile bunlara bağlı birliklerin davalarını sonuçlandıran avukat ve saireye verilecek vekalet ücretine ilişkin sair kanun hükümleri saklıdır. (Değişik cümle: 20/3/1997-KHK-570/8 md.) Şu kadar ki, vekalet ücretinin yıllık tutarı, hukuk müşavirleri ve avukatlar için 10000, diğerleri için 6000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez. Bu esasa göre yapılacak dağıtım sonunda artan miktar merkezde bir hesapta toplanarak Maliye ve Gümrük Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğe göre diğer avukatlar arasında, yukarıdaki miktarı aşmamak üzere eşit olarak dağıtılır.” hükmüne amirdir.
Bu durum karşısında, 5393 sayılı Belediye Kanununun 82 nci maddesinin “Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; avukatlara (49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.” hükmündeki vekalet ücretlerinin dağıtımında kıyas yolu ile uygulanacağı belirtilen 1389 sayılı Kanun zaten 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında zikredilerek hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiş, ancak aynı fıkrada bir yıl içinde ödenecek vekalet ücretlerine ilişkin üst sınır çizilmiş olup istisnasına da hiçbir şekilde yer verilmemiştir.
Bu hükümler karşısında belirlenen yıllık tutarın üzerinde vekalet ücreti ödenmesi, gerekçesinin de önceki yıllarda alınmayan tutarların mahsubu olarak ifade edilmesi mevzuat dayanağından yoksun bulunmaktadır. Ayrıca; avukatlık vekalet ücreti açısından bakıldığında amacı, belediyenin kuruluşunu, organlarını, yönetimini, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usûl ve esaslarını düzenlemek olan 5393 sayılı Kanunun, kapsamına belediye avukatlarının da dahil olduğu memurların aylık, ücret, ödenek, hizmetle ilgili her çeşit ödeme ve bunların şekil ve şartlarını belirleyen 657 sayılı Kanuna göre daha özel olduğunu iddia etmek de hukuka uygun değildir.
Diğer yandan, kanun koyucu avukatlık vekalet ücretinin dağıtımında belirli bir sistem öngörmüştür. Bu sisteme göre idare lehine hükmolunan ve mahkeme veznelerinden tahsil edilen vekalet ücretleri doğrudan doğruya ilgili avukat personele ya da hukuk iş ve işlemlerinin yürütüldüğü büroda görevli personele dağıtılmayacak -öncelikle emanet hesaplara alınmak suretiyle takip edilerek- her mali yıl için ayrı ayrı olmak üzere belirlenmiş bir limit dâhilinde hak kazanan kişilere ödenecektir. Kuşkusuz limit dahilinde yapılacak ödemelerden sonra arta kalan bir meblağ olursa o meblağda takip eden yıl ya da yıllarda hiç dava kazanılıp kazanılmadığına bakılmaksızın ilgili personele yine limit dahilinde ödenebilecektir.
Bir idari makam veya merci kanunla veya ikincil mevzuat ile yetkilendirilmediği sürece işlem tesis edemez ve karar alamaz. Ancak kanun ya da usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş ikincil mevzuat ile yetkilendirildikten sonra ve yine yetki dâhilinde işlemler tesis edilir. Buna göre yukarıda avukatlık vekalet ücretlerinin takip ve dağıtımı için öngörülmüş olan mevzuatın çizmiş olduğu sınırların aşılması sonucu -zaten avukatın hakkı- düşüncesiyle ilgili kamu kaynağının zamanından önce ve şartları oluşmadan ödenmesi mümkün değildir.
5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinin birinci fıkrasında kamu zararı “Kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 3/g maddesinde, bu tanımda yer verilen kamu kaynağının; borçlanma suretiyle elde edilen imkânlar dahil kamuya ait gelirler, taşınır ve taşınmazlar, hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değerleri ifade ettiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda emanetler hesabında yer alan avukatlık vekalet ücreti, herhangi bir şarta bağlı olmaksızın kamu kaynağı niteliğindedir. Ayrıca, 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinin ikinci fıkrasında kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak kriterlerden birisi de “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” dır.
Konu incelendiğinde, Belediye Hukuk Servisinde görevli avukatlara, Kanun ile belirlenen; 10.000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katından daha yüksek miktarda vekalet ücreti ödendiği görülmektedir.
Bu durumda; Belediye emanet hesabında bulunan avukatlık vekalet ücreti kamu kaynağı niteliğinde olup, mevzuatında belirlenen limitin üzerinde ödeme yapılması nedeniyle kamu kaynağında eksilme söz konusudur. Kamu zararı, sorumluların kusurlu hareketinden kaynaklanan mevzuata aykırı işlemleri sonucu meydana geldiğinden, sorumluların eylemi ile kamu zararı arasında illiyet bağı mevcuttur. Dolayısıyla, 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde aranan şartlar oluşmuş durumdadır.
Bu nedenlerle; sorumlunun talebinin reddedilerek Daire Kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
Arz ederim.” Denilmektedir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İlamda tazmin hükmü, Belediye Hukuk Servisinde çalışan avukat ve diğer personele yapılan vekâlet ücreti dağıtımında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146 ncı maddesi 3 üncü fıkrasında belirtilen limitin üzerinde vekalet ücreti ödenmesi suretiyle … TL’lik kamu zararına sebep olunduğu gerekçesiyle verilmiştir.
Bu hükümle ilgili olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine 03.01.2018 tarih ve 43938 tutanak sayılı Temyiz Kurulu İlamıyla 218 sayılı İlamın 1 inci maddesiyle verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmiştir.
43938 sayılı Temyiz Kurulu İlamına konu 2010 yılındaki vekalet ücreti dağıtımı 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına dayanmaktadır.
657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesinin 26.09.2011 tarih ve 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ilga edilen üçüncü fıkrası hükmü, 218 sayılı İlamın konusu olan uygulamanın gerçekleştirildiği 2010 yılında henüz ilga edilmemişti. Bu fıkra hükmünde:
“(Değişik fıkra: 14/01/1988 – KHK – 311/1 md.) Ancak, 02/01/1961 tarihli ve 196 sayılı Kanunun 2 nci maddesi, 07/06/1926 tarihli ve 904 sayılı Kanuna 30/01/1957 tarihli ve 6893 sayılı Kanunla eklenen ek 5 inci maddenin birinci ve ikinci fıkraları, 19/07/1972 tarihli ve 1615 sayılı Kanunun 161 inci maddesi, 13/01/1943 tarihli ve 4358 sayılı Kanunun değişik 14 üncü maddesi ve 02/02/1929 tarihli ve 1389 sayılı Kanun ile Katma Bütçeli Kurumların, İl Özel İdareleri ve Belediyeler ile bunlara bağlı birliklerin davalarını sonuçlandıran avukat ve saireye verilecek vekalet ücretine ilişkin sair kanun hükümleri saklıdır. (Değişik cümle 20/03/1997-KHK – 570/8 md.) Şu kadar ki, vekalet ücretinin yıllık tutarı, hukuk müşavirleri ve avukatlar için 10000, diğerleri için 6000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez. Bu esasa göre yapılacak dağıtım sonunda artan miktar merkezde bir hesapta toplanarak Maliye ve Gümrük Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğe göre diğer avukatlar arasında, yukarıdaki miktarı aşmamak üzere eşit olarak dağıtılır.” denilmektedir.
Buna göre, vekalet ücretinin yıllık tutarı, hukuk müşavirleri ve avukatlar için 10.000, diğerleri için 6.000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın oniki katını geçemezdi. Bu esasa göre yapılacak dağıtım sonunda artan miktar merkezde bir hesapta toplanarak Maliye ve Gümrük Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğe göre diğer avukatlar arasında, yukarıdaki miktarı aşmamak üzere eşit olarak dağıtılırdı.
Yapılan incelemede, Belediye Hukuk Servisinde görevli avukatlara, Kanun ile belirlenen; 10.000 gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katından daha yüksek miktarda vekalet ücreti ödendiği anlaşılmıştır.
Bununla birlikte, 02.11.2011 tarihinde yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 659 sayılı KHK’nın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında:
“(2) İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.
a) Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55’i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40’ı (…)* eşit olarak ödenir.
b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge (…)* rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.
c) Yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve (b) bendindeki tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenir. Bu dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedilir.”
*: 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı KHK’nın 1 inci maddesiyle bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “, hukuk biriminde görev yapan diğer personele %5’i” ibaresi ile aynı fıkranın (b) bendinde yer alan “, diğerleri için (6.000) gösterge” ibaresi yürürlükten kaldırılmış olup, daha sonra 11/10/2011 tarihli ve 666 sayılı KHK ile bu maddede yapılan düzenlemeler; 10/10/2013 tarihli ve 28791 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 27/12/2012 tarihli ve E.: 2011/139, K.: 2012/205 sayılı Kararı ile iptal edilmiştir.”
Hükümleri yer almaktadır. Buna göre, üst sınırlar gözetilerek dağıtımı yapılan avukatlık vekalet ücretlerinden arta kalan tutarların, üçüncü yılın sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydı yapılması öngörülmüştür.
5018 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin i-bendinde “kamu geliri: Kanunlarına dayanılarak toplanan vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay veya benzeri gelirler, faiz, zam ve ceza gelirleri, taşınır ve taşınmazlardan elde edilen her türlü gelirler ile hizmet karşılığı elde edilen gelirler, borçlanma araçlarının primli satışı suretiyle elde edilen gelirler, sosyal güvenlik primi kesintileri, alınan bağış ve yardımlar ile diğer gelirleri, … ifade eder” denilmektedir. Aynı maddenin g-bendinde ise: “Kamu kaynakları: Borçlanma suretiyle elde edilen imkânlar dahil kamuya ait gelirler, taşınır ve taşınmazlar, hesaplarda bulunan para, alacak ve haklar ile her türlü değerleri, … ifade eder” denilmektedir.
5018 sayılı Kanunun “kamu zararı” kenar başlıklı 71 inci maddesinde: “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır” denilmekte, aynı maddenin ikinci fıkrasının g bendinde kamu zararının belirlenmesinde esas alınan durumlardan biri olarak mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması belirtilmektedir.
Denetimler sırasında tespit edilen vekalet ücretlerinin dağıtımındaki fazla ödemelerin Belediyeye iadesi durumunda, bu iadenin gerçekleşmesi (gerçekleşmiş olması) gereken tarihte yürürlükte olan 659 sayılı KHK hükümleri doğrultusunda işlem yapılarak iade edilen tutarlarla ilgili olarak vekalet ücretinin emanet hesabında tutulması ve tahsilden itibaren üçüncü yılın sonunda Belediyeye gelir kaydı yapılması gerekmektedir.
Yukarıda verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar kapsamında, 03.01.2018 tarih ve 43938 sayılı Temyiz Kurulu İlamına konu uygulamada vekalet ücretlerinin dağıtımının yapıldığı 2010 yılı içerisinde 657 sayılı Kanunun 146 ncı maddesi üçüncü fıkrası hükmünde belirtilen üst sınırın üzerinde dağıtım yapılması sonucu, 659 sayılı KHK ve 5018 sayılı Kanun hükümleri gereği kamu kaynağında artışa engel olunması suretiyle kamu zararına sebep olunduğu anlaşılmıştır.
Bu itibarla, 03.01.2018 tarih ve 43938 sayılı Temyiz Kurulu İlamının KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLMADIĞINA, oybirliğiyle,
Karar verildiği 08.07.2020 tarih ve 48089 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
| İÇERİĞE İLİŞKİN KISA SORU VE CEVAPLAR: |
|
1- Vekalet ücretinin dağıtımının yaptırıldığı tarihte yürürlükte olan düzenlemeler nelerdir?
Yürürlükte olan 659 Sayılı KHK hükümlerine göre vekalet ücreti dağıtılmış ve arta kalan miktar Belediyeye iade edilmiştir. Bu durumun gerçekleştiği tarihten itibaren üçüncü yılın sonunda Belediyeye gelir kaydı yapılmıştır. 2- Yürürlükte olan 5018 Sayılı Kanunun ilgili maddeleri nelerdir? 5018 Sayılı Kanununda “kamu geliri” ve “kamu kaynakları” tanımları yer almaktadir. Bu tanımlarda, kamu zararı kenar başlıklı 71 inci madde de ayrıca düzenleme yapılmıştır. 3- 659 Sayılı KHK ile ilgili düzenlemeler nelerdir? 659 sayılı KHK hükümlerine göre, vekalet ücretinin dağıtımının yaptırıldığı tarihte dağıtımdaki fazla ödemelerin Belediyeye iadesi gerekmektedir. Bu iadenin gerçekleşmesi gereken tarihte işlem yapılarak iade edilen tutarlarla ilgili olarak vekalet ücretinin emanet hesabında tutulması ve tahsilden itibaren üçüncü yılın sonunda Belediyeye gelir kaydı yapılması gerekmekteydi. 4- Yapılan uygulama çerçevesinde ne gibi bir durumun olduğu anlaşılmıştır? Denetimler sırasında tespit edilen vekalet ücretlerinin dağıtımındaki fazla ödemelerin Belediyeye iadesi durumda, bu iadenin gerçekleşmesi gereken tarihte 659 Sayılı KHK hükümleri doğrultusunda işlem yapılarak iade edilen tutarlarla ilgili olarak vekalet ücretinin emanet hesabında tutulması ve tahsilden itibaren üçüncü yılın sonunda Belediyeye gelir kaydı yapılması gerekmekteydi. |