6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 549-554’üncü maddeleri arasında düzenlenen hukuki sorumluluk hallerinde şirket zararından bahsedilmektedir. Şirket zararı kavramı ile 5018 sayılı Kanun’da yer alan kamu zararı kavramının birbirinden farklı kavramlar olduğu göz ardı edilmemelidir. Şöyle ki, şirketler için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereği şirket zararı söz konusu olmakla birlikte kamu zararına yönelik yargılamaya esas rapor yazılamamaktadır. 6085 sayılı Kanun’un 48’inci maddesi gereğince, yargılamaya esas rapor genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin hesap ve işlemlerinin denetimi sırasında kamu zararına yol açan bir husus tespit edildiğinde düzenlendiğinden bunlar hakkında yargılamaya esas rapor yazılmamaktadır.
Bu itibarla, şirketlerde bir zarardan bahsediliyor ise burada kamu zararı değil şirket zararı söz konusu olup şirket zararına ilişkin hükümlere 6102 sayılı Kanun’da yer verilmiştir.
Şirkete ilişkin zarardan bahsederken burada ikili bir ayrıma gidilmesi gerektiği düşünülmektedir. Birincisi şirketin kuruluş amacına uygun olarak dönem sonunda şirketin kar elde edip etmediği veya zarara uğrayıp uğramadığı hususudur. İkincisi ise bazı işlem ve eylemler nedeniyle şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı noktasıdır. Bu durum daha çok kusurlu, hatalı, hileli veya kasıtlı davranışlarla şirkete zarar veren kişilerle ilgili ortaya çıkmaktadır.
Şirketin çeşitli işlem ve eylemler nedeniyle zarara uğratılması halleri 6102 sayılı Kanun’un 549-554’üncü maddelerinde düzenlenmiş olup, bu maddelerde yer alan fiil veya işlemlerde bulunanların sorumluluğu söz konusudur. Böyle bir durumda sorumluluk bu işlem veya eylemleri yerine getirenler ile onlara bu hususta yardımcı olanlara aittir ve buradaki sorumluluk daha çok kusurlu sorumluluk halidir.
Bunun dışında şirketin yıl içerisindeki faaliyetleri nedeniyle şirket zararı ortaya çıkabilmektedir. Böyle bir durum daha çok şirket idaresinden kaynaklı ortaya çıkmaktadır. Zira, şirketlerin kuruluş amacı kar elde etmektir. Dönem sonunda amacı kar etmek olan şirketin zararının varlığı halinde bu, sorgulanması gereken bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Böyle bir durumda şirketin idaresinden sorumlu olan yönetim kurulu/yöneticilerin sorumluluğu söz konusu olabilecektir. Zira, 6102 sayılı Kanun’un özellikle 369, 374 ve 375’inci maddeleri yönetimde söz sahibi olanların şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkili olduğunu, bir başka deyişle şirketin idaresinden sorumlu olduğunu, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetme yükümlülüğünü ve şirketin kanuna, esas sözleşmeye ve diğer düzenlemelere uygun olarak yürütülmesinden sorumlu olduğunu hüküm altına alarak, şirkete ilişkin zararın varlığı halinde ilk olarak sorumlu tutulması gereken organın şirket idaresi ile yetkili kılınan yönetim kurulunun olacağı anlaşılmaktadır.
Mahalli idarelere ait şirketlerin denetiminde şirket zararı ile karşılaşıldığında öncelikle bakılması gereken husus bu zararın kusurlu/hileli/kasıtlı davranışlardan kaynaklı olup olmadığıdır. Böyle bir durum söz konusu değilse şirketin dönem zararından bahsedilir ve bu durum ise daha çok şirkete ilişkin faaliyetlerin idaresinden kaynaklı olarak değerlendirilir.
Şirketin zarara uğratılması ise 6102 sayılı Kanun’un 549 ve 554’üncü maddelerinde düzenlenmiş olup, bu gibi hallerin varlığında şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilecektir. Kanun’da belirtilen bu sorumluluk halleri şunlardır;
- Belgelerin ve beyanların kanuna aykırı olması
- Sermaye hakkında yanlış beyanlar ve ödeme yetersizliğinin bilinmesi
- Değer biçilmesinde yolsuzluk
- Halktan para toplanması
- Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu
- Denetçinin sorumluluğu
Şirket zarara uğratılması ile ilgili olarak, şirketlerde şirketi temsile yetki olanların dava açmamaları halinde zararın tazmini davasını pay sahipleri açabilecektir. Mahalli idare şirketlerinde şirketin kendisi bu tazmini isteyebileceği gibi örneğin pay sahibi olan belediye veya belediyenin pay sahibi başka bir şirketi de bu tazmini isteyebilecektir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler. Bu istek gerçekleşmediği taktirde pay sahibinin (mahalli idarelere ait şirketlerde pay sahibi olan belediye veya belediyenin pay sahibi başka bir şirketi) sorumlular aleyhinde şirketin merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinde dava açabilecektir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 557’inci maddesine göre birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her biri, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur. Davacı birden çok sorumlu kişiyi zararın tamamı için birlikte dava edebilir ve hâkimin aynı davada her bir davalının tazminat borcunu belirlemesini isteyebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu gereğince, sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanunu’na göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır.
Şirket zararı oluştuğu halde Şirketin veya pay sahibi durumundaki belediyenin bu zararın tazminini ilgili sorumlulardan istememesi/dava konusu edilmemesi veya istenilen veya dava konusu edilen zararın miktarı, niteliği ve sorumluları konusunda eksiklikler bulunması halinde denetimlerde bu hususların raporlanması gerektiği tabiidir.
Bunun dışında Kanun’un 558’inci maddesine göre, şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldırdığından mahalli idarelere ait şirketlerde şirket zararı oluştuğu halde pay sahibi olan belediye veya belediyenin pay sahibi başka bir şirketin temsilcisinin ibraya ilişkin genel kurul kararında olumlu oy vermesi halinde de bu hususun raporlanması gerektiği düşünülmektedir.
Mahalli İdare Şirketleri Denetim Kılavuzu![]()
| ÖZET: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 549-554. maddeleri, şirket zararını düzenlemekte olup, bu kavramın kamu zararından farklı olduğu belirtilmektedir. Şirket zararı, şirketin kar elde etme amacına ulaşamaması veya kusurlu eylemlerle uğratılması durumunda ortaya çıkmaktadır. Yönetim kurulu ve yöneticiler, şirketin zararından sorumlu tutulabilir. Ayrıca, zararın tazmini için pay sahipleri veya mahalli idare şirketleri dava açabilir. Tazminat talepleri, zararın öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve fiilin gerçekleştiği günden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır. |