|
ÖZET: Başvuran, KHK ile görevden ihraç edilmesinin ardından birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığına hak kazanmasına rağmen emekli ikramiyesi ödenmemesine itiraz etmiştir. Başvurusunda, 01.04.2023 tarihinde emekli olduğunu belirten başvuran, emekli ikramiyesi işlemlerinin durumu hakkında bilgi talep etmiş ve SGK’nın verdiği yanıtta toplam hizmet süresinin 25 yılın altında olduğu gerekçesiyle ikramiye ödenemeyeceği bildirilmiştir. Ancak başvuran, 17 Mayıs 2017 tarihinde gerekli hizmet süresini doldurduğunu ve kamu görevine devam ettiğini, dolayısıyla emekli ikramiyesi alması gerektiğini savunmaktadır.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın kamu görevinden çıkarılmasının kıdem tazminatına hak kazanma koşullarına uygun olmadığını ve toplam hizmet süresinin 25 yılın altında olduğunu belirterek emekli ikramiyesi talebini reddetmiştir. 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesi uyarınca, emekli ikramiyesi ödemeleri, hizmet sürelerinin nasıl sona erdiğine bağlı olarak değerlendirilmektedir. Başvuranın durumu, 5510 sayılı Kanun ve mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde incelenmiş ve emekli ikramiyesi ödenmemesi yönündeki idari işlemde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Sonuç olarak, başvurunun reddine karar verilmiş ve bu kararın başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliği sağlanmıştır. Başvuran, bu karara karşı yargı yoluna başvurabilecektir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/16721-S.23.26277
BAŞVURU NO : 2023/9942
KARAR TARİHİ : 29.12.2023
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : KHK ile görevinden ihraç edilen başvuranın birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığına hak kazanmakla birlikte tarafına emekli ikramiyesi ödenmemesi işlemine itirazı hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 13.07.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; 01.04.2023 tarihinde emekli olduğunu, ancak tarafına emekli ikramiyesi ödenmediğini, emekli ikramiyesi işlemlerinin hangi aşamada olduğunu
öğrenmek için bilgi talebine bulunduğunu anılan talebe yönelik SGK tarafından verilen cevapta özetle:
“emeklilik sicil dosyanızın tetkikinde, memuriyet görevinizin sona erdiği tarih itibariyle 5434 sayılı Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun 4/1-c kapsamındaki hizmet süreleri toplamı 25 yılın üzerinde ( 21 yıl 4 ay )
olmaması nedeniyle ikramiye ödenemeyeceği tespit edilmiştir.” şeklinde cevap verildiği ancak şahsının 17
Mayıs 2017 tarihinde emeklilik için gerekli 25 yıl hizmet süresini doldurduğunu ve 17 Mayıs 2017 tarihinde kamu görevine devam ettiğini 14 Temmuz 2017 tarihinde kamu görevinden çıkarıldığını, toplam hizmet süresinin 25 YIL 1 ay olduğunu emeklilik için yaş şartını da 1 Nisan 2023 tarihinde sağlaması sonucunda bağlanan emekli maaşı neticesinde tarafına emekli ikramiyesinin de ödenmesi gerektiğini şahsıyla aynı şartlarda olan memurların toplam sigortalık süresi (4A-4B-4C) 25 yıl olması halinde emekli ikramiyesi alabildiklerini, KHK ile ihraç olan personelinde eğer emeklilik için yaş ve hizmet süresini doldurmuşsa, emekli aylığı ve ikramiyesi açısından 5434 sayılı Kanunun 89. maddesinin birinci fıkrası kapsamında emekli ikramiyesini alabilmesi gerektiği belirterek emekli ikramiyesinin emekli maşanı hak ettiği
01.04.2023 tarih itibariye hesaplanarak yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin 04/09/2023 tarihli ve E- – – sayılı yazısında özetle; 2.1. Başvuranın tescil ve hizmet dökümü ile birlikte, Sosyal Güvenlik Kurumuna yapmış olduğu başvuruların, bu başvurulara verilen cevabi yazılar ve konuya ilişkin olarak görev yapmış olduğu kurumu ile yapılan yazışmaların bir örneğini de içeren emeklilik sicil dosyasının bir örneğinin iletildiği, 2.2. Bilindiği üzere 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “5434 sayılı
Kanuna ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 4’üncü maddesi hükmü uyarınca, 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından önce sosyal güvenlik bakımından 5434 sayılı T.C. Emekli
Sandığı Kanunu’na tabi çalışmaları bulunanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu madde ile belirlenmiş esaslar çerçevesinde yürürlükten kaldırılmış olsa da 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmaya devam edildiği, 2.3. Bu kapsamda 2012 yılında değişiklik yapılan 5434 sayılı Kanun’un 89’uncu maddesinin; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma Şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.” hükmünü amir olduğu, 2.4. Anılan maddede bahsi geçen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarının ise 1475 sayılı İş
Kanunu’nun 14’üncü maddesinde;
“Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:
1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaslar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık
aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile isten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya isçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde isçinin ise başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence isçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.” şeklinde düzenlendiği, 2.5. Ayrıca Yargıtay’ın istikrar kazanmış kararları ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun içtihadı birleştirme kararlarının da farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi çalışması bulunanlar bakımından emekli ikramiyesinin ödenmesinde kıdem tazminatı ile emekli ikramiyesinin aynı nitelikli kavramlar olduğu ve kamuda geçen sürelere emekli ikramiyesi ödenmesinde kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek biçimde sona ermeyen çalışmaların dikkate alınmaması gerektiğine yönelik olduğu, 2.6. Dolayısıyla 5434 sayılı Kanun’un 89’uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre; anılan Kanun ve/veya
5510 sayılı Kanun’un geçici 4’üncü maddesi kapsamındaki hizmetlerinin yanı sıra 5510 sayılı Kanun’un
4/1-(a) ve/veya 4/1-(b) bendi kapsamında yahut 506 sayılı Kanun’un geçici 20’nci maddesi kapsamındaki sandıklara tabi hizmet süreleri bulunması nedeniyle mülga 2829 sayılı Kanun’un 8’inci maddesi uyarınca birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananların 5434 sayılı Kanun ve/veya 5510 sayılı
Kanun’un geçici 4’üncü maddesi kapsamındaki hizmet sürelerine, söz konusu çalışmaların 1475 sayılı
Kanun’un 14’üncü maddesinde belirlenen kıdem tazminatına hak kazanma koşullarına uygun biçimde sona ermesi şartıyla emekli ikramiyesi ödendiği, 2.7. Ancak memuriyet görevleri göreve son verme, kamu görevinden çıkarılma gibi kıdem tazminatına hak kazanma koşullarına aykırı biçimde sona eren ve birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden aylık bağlanması nedeniyle taraflarına Kurumlarınca emekli ikramiyesi ödenemeyenlerin, emekli ikramiyesi ödenmemesi işleminin iptali talebiyle Kurumları aleyhine açmış oldukları davalarda, ilk derece mahkemelerinde ve ilk derece mahkemelerinin kararlarına yönelik istinaf veya itiraz süreçlerinin sonuçlandırıldığı Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay kararlarında (ilk derece mahkeme kararlarında
Kurumları lehine hükmedilmiş olsa dahi); ilgililerin 5434 sayılı Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanun’un geçici 4’üncü maddesi kapsamındaki hizmet sürelerinin emekli aylığı bağlanması için öngörülen 20 veya 25 yılın üzerinde olması nedeniyle tek başına bu hizmet süreleri ile de emekli aylığına hak kazanabildikleri ve bu nedenle 5434 sayılı Kanun’un 89’uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında emekli ikramiyesine hak kazanmış oldukları belirtilerek emekli ikramiyesi ödenmemesi işleminin iptaline karar verildiği, 2.8. Bu kapsamda konuya ilişkin mahkeme kararlarının Kurumları aleyhine istikrar kazanması nedeniyle
Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunca 04/02/2022 tarihli ve “Emekli İkramiyesi” konulu Genel
Yazı ile duyurulduğu üzere; görevine son verilme, meslekten çıkarılma, kamu görevinden çıkarılma ve
5434 sayılı Kanun’un 39’uncu maddesinin (e) ve (f) bentleri kapsamında ahlak noktasında hükümle ya da
yetersizlik veya disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut kapatılan askeri mahkemelerce verilen kararlar üzerine resen emekliye sevk edilen ve mülga 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden kendilerine emekli veya yaşlılık aylığı bağlananlardan, 5434 sayılı
Kanun ve 5510 sayılı Kanun’un geçici 4’üncü maddesi kapsamındaki görevlerinin sona erdiği tarih itibarıyla söz konusu hizmet süreleri tek başına; /
-kendilerine 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre emekli aylığı bağlanacak olanlar için bağlanacak emekli aylığına özgü hizmet süresi koşulunu, -kendilerine 4/1-(a) veya 4/1-(b) bendi kapsamında veya 506 sayılı Kanun’un geçici 20’nci maddesi kapsamındaki banka sandıklarından yaşlılık aylığı bağlanacak olanlara ise ilk defa çalışmaya başladıkları tarihe göre 5434 sayılı Kanun’un geçici 205 ve 39’uncu maddesinin (b) bendindeki 20 veya 25 yıl koşulunu, karşılayanlara 1475 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma koşullarına bakılmaksızın emekli ikramiyesi ödenmesinin uygun olacağına karar verildiği, 2.9. İlgilinin emeklilik sicil dosyasının tetkikinde; başvuranın Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğünde
Komiser Yardımcısı olarak görev yapmakta iken 14.07.2017 tarihinde 692 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, 07.03.2023 tarihli başvurusu ile emekli olmayı talep etmesi üzerine, Kurumumuzca 30.03.2023 tarihli ve 811892 sayılı işlem ile 1 inci derecenin 4 üncü kademesi intibakı ve (4200) ek gösterge rakamı üzerinden 5510 sayılı Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki 15 yıl 10 ay 15 gün fiili hizmeti, bu hizmetlere karşılık 3 yıl 11 ay 19 gün fiili hizmet zammı süres, 1 yıl 6 ay 1 gün askerlik borçlanması süresi, 5510 sayılı
Kanunun 4/1-(a) bendi kapsamındaki 3 yıl 8 ay 15 gün hizmet süresi olmak üzere toplam 25 yıl 20 gün hizmet süresine karşılık 01.04.2023 tarihinden geçerli olarak birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli aylığı bağlandığı, 2.10. Ancak, kamu görevinden çıkarılması, dolayısıyla görevinin 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermemiş olması ve
5510 sayılı Kanunun 4/1-a ve 4/1-b bendi kapsamındaki çalışmaları hariç tutulduğunda toplam hizmet
süresinin 25 yılın altında olması sebebiyle tarafına emekli ikramiyesi ödenmediği, 2.11. Buna göre, 692 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı, bir diğer ifadeyle söz konusu çalışmalarının 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazandıran sebeplere aykırı biçimde sona erdiği ve 4/1-a ve 4/1-b kapsamındaki çalışmaları hariç tutulduğunda toplam hizmet süresinin 25 yılın altında olduğu anlaşılan ilgiliye emekli ikramiyesi ödenmemesi yönündeki
Kurumumuz işlemlerinde herhangi bir yanlışlık bulunmadığı, 2.12. Başvuran ile Kurumları arasında, şikayet konusu yapılan idari işleme ilişkin olarak yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; /
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “5434 sayılı Kanun’a ilişkin geçiş hükümleri” başlıklı geçici 4’üncü maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında; “Bu Kanunda aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde; iştirakçi iken, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamına alınanlar, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olarak çalışmış olup bu Kanunun 4.
maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine tabi olarak yeniden çalışmaya başlayanlar ile bunların dul ve yetimleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır. Bu fıkra kapsamına girenlerden 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10.
maddesi kapsamında bulunanların emekli kesenekleri ile kurum karşılıklarının hesabında, işgal ettikleri kadrolar için ilgili mevzuatında belirlenen unsurlar esas alınır.
Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır. Ancak, Polis Akademisinde öğrenim görmekte olan öğrencilerin yetim aylıkları bu öğrenimleri süresince kesilmeksizin ödenmeye devam edilir.”, 6. Mülga 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun; 6.1. “Emekli Aylığı Bağlanacak Haller” başlıklı 39’uncu maddesinin ikinci fıkrasında; “(Değişik 2. fıkra: 25.08.1999 – 4447 S.Kanun/Madde 23) Emekli aylığı bağlanabilmesi için yukarıdaki (c ve d) fıkralarında yazılı hallerde ilgililerin fiili hizmet müddetlerinin 15 yılı, (e ve f) fıkralarında yazılı hallerde de 25 yılı doldurmuş olmaları şarttır. (b) fıkrasının ikinci paragrafı ile (27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu gereğince kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilenler hariç) (d, e ve f) fıkraları kapsamına girenlere 61 yaşını doldurmadan emekli aylığı bağlanmaz.”, 6.2. “İkramiye” başlıklı 89’uncu maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkralarında; “Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu’nun geçici 4. maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 8. maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanun’a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.
…
Yukarıdaki fıkralara göre (…) mülga 2829 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanun’a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen ve 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesindeki şartlar aranmaz.”, 7. Mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin
Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un; 7.1. “Hizmet sürelerinin birleştirilmesi” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; “Kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu
Kanun’a göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.
Ancak, hizmet süreleri toplamının aylık bağlanmasına yeterli olmaması halinde, bu Kanun hükümleri uygulanmaz”, 7.2. “Aylığı bağlayacak kurum” başlıklı 8’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinden sonuncusunun tabi olduğu kurumca, kendi mevzuatına göre aylık bağlanır ve ödenir.”, 8. 1475 sayılı İş Kanunu’nun “Kıdem tazminatı” başlıklı 14’üncü maddesinin birinci fıkrasında;
“Bu Kanun’a tabi işçilerin hizmet akitlerinin:
1. İşveren tarafından bu Kanun’un 17. maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanun’un 16. maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla; 5. 506 Sayılı Kanun’un 60. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanun’un Geçici 81. maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı
/
süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.”, düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret
Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 10. Başvuran özetle; 2829 sayılı Kanun uyarınca birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden (25 yıl 20 gün)
Emekli Sandığından memur statüsünde emekli olduğunu, emekli ikramiyesi hesabının da toplam hizmet süresi dikkate alınarak yapılması gerektiğini belirterek emekli ikramiyesinin tarafına ödenmesini talep etmektedir.
11. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından verilen cevapta ise özetle; başvuranın memuriyetinin kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sonlanmadığı ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-a ve 4/1-b bendi kapsamındaki çalışmaları hariç tutulduğunda toplam hizmet süresinin 25 yılın altında olması gerekçeleriyle ikramiye verilmesi talebinin karşılanmasının mümkün olmadığı ifade edilmektedir.
12. Bilindiği üzere emekli olan kamu kurumu ve kuruluşu çalışanlarına yapılan emekli ikramiyesi ödemesinin dayanağını 5434 sayılı Kanun’un 89’uncu maddesi oluşturmaktadır. Maddenin birinci fıkrasında hizmet sürelerinin tamamı 5434 sayılı Kanun kapsamında geçenlerin durumu düzenlenmişken, maddenin ikinci fıkrasında mülga 2829 sayılı Kanun’un 8’inci maddesi uyarınca hizmet süreleri birleştirilenlerin durumu düzenlenmiştir. Buna göre, bir kimse tüm çalışma hayatını 5434 sayılı Kanun ya da 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışarak geçirmişse görevin nasıl sonuçlandığına bakılmaksızın ilgiliye koşulsuz olarak emekli ikramiyesi ödenmekte ancak kişi hizmet birleştirmesi yapmış yani diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında da çalışmışsa, bu kişinin kamu kurum ve kuruluşlarındaki çalışmasının ne şekilde sonlandığına 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesindeki kıdem tazminatına hak kazandıracak sebeplere uygun biçimde sonlanıp sonlanmadığına bakılarak emekli ikramiyesine hak kazanıp kazanmadığının değerlendirilmesi yapılmaktadır.
13. Öte yandan mevzuatta açık bir tanımı bulunmamakla birlikte emekli ikramiyesi; emekli olan memurlara veya ölümleri halinde hak sahiplerine, hizmet süreleri dikkate alınarak herhangi bir prim ya da kesinti karşılığı olmaksızın çalıştıkları kurumlarca çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan ödül niteliğinde bir ödeme olarak tanımlanmaktadır.
Niteliği bakımından kıdem tazminatına benzeyen emekli ikramiyesinin bu niteliği Anayasa Mahkemesi kararlarında da vurgulanmaktadır. Emekli ikramiyesinin kıdem tazminatından ayrıldığı yönlerden en önemli ikisi emekli ikramiyesinin yalnızca emeklilik aşamasında ödenmesi ve söz konusu ödemenin ilgililerin kurumları adına SGK tarafından yapıldıktan sonra faturası karşılığında ilgili kurumdan tahsil edilmesidir.
14. Diğer taraftan emekli ikramiyesi ödemelerine ilişkin olarak mevcut başvuruyla da örtüşür şekilde
Kurumumuza daha önce yapılmış başvurular üzerine verilen kararlarda yasal mevzuatın tarihsel geçmişi ve değişim süreci, yasa koyucunun emekli ikramiyesinin hak kazanılması ile kıdem tazminatına hak kazanılma koşulları arasında niteliksel bir uyarlamaya gidişi, Anayasa Mahkemesinin emekli ikramiyesini çalışma hayatında istikrar ve devamlılığı sağlamak amacıyla ve sosyal devlet ilkesi gereğince yapılan bir ödeme türü olduğu ve anayasal ilkelere aykırı olmamak kaydıyla emekli ikramiyesinin miktar ve ödenme koşullarını belirleme konusunun kanun koyucunun takdirinde olduğu şeklindeki nitelemesi, emekli ikramiyesinin ödül niteliğinde bir ödeme olduğu dikkate alındığında 5434 sayılı Kanun’un 89’uncu maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrası arasındaki niteliksel uyumsuzluğun hakkaniyet boyutu ayrıntılı şekilde açıklanmış ve tartışılmıştır (B.No: 2017/1693, 25/08/2017, Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı; B.No: 2019/22285, 09/06/2020, Kısmen Tavsiye Kısmen Ret Kararı).
15. Ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarındaki hizmet süreleri kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona erenlerden, birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli olanlara emekli ikramiyesi ödenip ödenmeyeceği meselesinin de daha önce Kurumumuza yapılan başvurular üzerinden incelendiği görülmektedir (B.No: 2020/100103, 05/05/2021, Ret Kararı; B.No: 2021/973, 10/06/2021, Ret Kararı; B.No: 2022/16548, 08/03/2023, Ret Kararı).
16. Bu noktada somut olayda; Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğünde Komiser Yardımcısı olarak görev yapmakta iken 14.07.2017 tarihinde 692 sayılı KHK ile kamu görevi sonlandırılan ve 2829 sayılı Kanun’a göre birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emekli olan başvuranın emeklilik sicil dosyası, 5434 sayılı
Kanun’un ve 1475 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri birlikte değerlendirildiğinde kamu görevinin kıdem tazminatına hak kazandıracak sebeplere uygun biçimde sona ermediği anlaşılmaktadır.
17. Başvuru dosyası üzerinde yapılan inceleme ve araştırma neticesinde, başvuranın 5434 sayılı Emekli
Sandığı Kanunu kapsamındaki hizmet sürelerinin tek başına (21 yıl 4 ay 5 gün) olduğunu, konuya ilişkin
Danıştay 12. Dairesinin kararında (2019/2818 E., 2021/1837 K., 01/04/2021); anılan Kanun kapsamındaki hizmet sürelerinin yaş koşuluna bakılmaksızın tek başına emekli aylığı bağlanmasına yeterli olanlar ifadesinde “kural olarak 25 yıl hizmeti olanlar” ibaresi özellikle vurgulandığı ve bu hizmet süresi koşulunu sağlayanlara emekli ikramiyesi ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.
18. Bu kapsamda başvuranın iddiası, idarenin cevabı ve bütün dosya kapsamına göre
Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuru konusu hakkında 2023/9361 no.lu emsal dosyada yer alan değerlendirmeler ışığında birleştirilmiş hizmet süreleri üzerinden emekli olanlara emekli ikramiyesi ödenmesi için aranan şartları sağlayamayan başvurana, emekli ikramiyesi ödenmemesi yönünde kurulan idari işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırılık tespit edilememiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği’nin
“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece
“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak idarenin,
başvurana verdiği cevaplarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle
“karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idareden bahse konu ilkeye uygun davranması beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
20. 6328 sayılı Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu Ret Kararı’nın başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
BAŞVURUNUN REDDİNE,
Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/