|
ÖZET: Başvuran, 1986-1995 yılları arasında çeşitli kamu kuruluşlarında işçi olarak çalıştığını ve 2023 yılında emekli olduğunu, ancak bu süreler için emekli ikramiyesi almadığını belirterek, yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın çalışma sürelerinin bazı bölümlerinin özel sektör kapsamında olduğunu ve bu nedenle emekli ikramiyesi ödenemeyeceğini ifade etmiştir. Ayrıca, başvuranın memuriyete geçişinin iş sözleşmesini sona erdirmediği, dolayısıyla kıdem tazminatına hak kazanmadığı belirtilmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin incelenmesi sonucunda, emekli ikramiyesinin ödenmesi için gerekli şartların sağlandığına dair bir tavsiye kararı hazırlamıştır. Bu karar, başvuranın çalıştığı sürelerin emekli ikramiyesi hesaplamasında dikkate alınması gerektiğini vurgulamaktadır. İlgili mevzuat uyarınca, emekli ikramiyesinin ödenmesi için iş ilişkisinin belirli şartlar altında sona ermiş olması gerektiği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, Kamu Denetçisi, Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuranın emekli ikramiyesinin ödenmesi için gerekli işlemlerin yapılması yönünde tavsiyede bulunmuştur. Kurumun, bu tavsiyeye uygun olarak 30 gün içinde işlem tesis etmesi beklenmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/3814-S.24.6012
BAŞVURU NO : 2023/17304
KARAR TARİHİ : 04.04.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Emekli ikramiyesi işlemleri hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 30.10.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran, Sakarya İli PTT Konut Yapıda 1/4/1986-1/6/1986, Trabzon Merkez Orman İşletme
Müdürlüğünde 2/9/1986-14/5/1994, Sakarya Büyükşehir Orman İşletme Müdürlüğünde 17/4/199520/8/1995 tarihleri arasında işçi olarak çalıştığını, 17/4/2023 tarihinde emekli olduğunu ancak söz konusu sürelere emekli ikramiyesi ödenmediğini belirterek bahsi geçen çalışma sürelerine ilişkin emekli ikramiyesinin yasal faiziyle ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun bilgi-belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Emeklilik
Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 22/12/2023 tarihli ve sayılı yazı ile 11/3/2024 tarihli ve sayılı yazıda özetle;
2.1. Başvuranın Trabzon İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni olarak görev yapmakta iken 15/3/2023 tarihinde kendi isteği ile emekli olmayı talep etmesi, bu kapsamda 21/3/2023 tarihli emekliye sevk onayına istinaden 17/4/2023 tarihi itibarıyla görevi ile ilişiği kesilip emekli edilmesi üzerine 25/4/2023 tarihli ve sayılı işlem ile ikinci derecenin altıncı kademesi intibakı ve
1700 ek gösterge rakamı üzerinden 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(c) bendi kapsamındaki 27 yıl 4 ay fiili hizmet
süresi, 1 yıl 8 ay askerlik borçlanması süresi ve 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamındaki 9 yıl 2 ay 27 gün hizmet süresi olmak üzere toplam 38 yıl 2 ay 27 gün hizmet süresine karşılık 15/5/2023 tarihinden geçerli olmak üzere emekli aylığı bağlandığı ve emekli ikramiyesi ödenmesine müstahak toplam 29 yıl hizmet süresine karşılık emekli ikramiyesi tahakkuk ettirildiği,
2.2. Öte yandan Sakarya İli PTT Konut Yapıda 1/4/1986-1/6/1986 tarihleri arasındaki çalışmaları özel sektör kapsamında olan, Trabzon Sürmene Orman İşletme Müdürlüğünde 2/9/1986-20/8/1995 tarihleri arasında fasılalı olarak 5510 sayılı Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında geçici işçi olarak geçen çalışmaları ile Sakarya Büyükşehir Orman İşletme Müdürlüğünde 17/4/1995-20/8/1995 tarihleri arasında 5510 sayılı
Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında geçici işçi olarak geçen çalışmalarının ve askıda bulunan iş sözleşmesinin, adı geçenin iş yerinde tekrar işe başlamaması sebebiyle sona erdiği ve 28/12/1995 tarihinde memuriyete atanmasından dolayı anılan işyerinde tekrar çalıştırılmadığı, bir diğer ifadeyle bahse konu çalışmaları 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazandıran sebeplere aykırı biçimde sona erdiği anlaşılan başvuranın, söz konusu sürelerine emekli ikramiyesi ödenmesine imkân bulunmadığı açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
6. 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi
Hakkında Kanun’un “Emekli ikramiyesi” başlıklı 12. maddesinde;
“(…) kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir. 4857 sayılı İş Kanununa tabi olarak geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş sözleşmesinin İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olması; sözleşmeli personel olarak geçen sürelere karşılık olarak emekli ikramiyesi ödenebilmesi için de, hizmet sözleşmesinin ilgili mevzuatına göre iş sonu tazminatına veya aynı mahiyette olmakla birlikte başka bir adla ödenen tazminata hak kazanılmasına uygun olarak sona ermiş olması şarttır.
Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreler ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz.
Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır. Bu fıkraya göre emekli ikramiyesi ödenmesinde, birinci fıkra hükümleri de dikkate alınır.”
7. 1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun “Kıdem tazminatı” başlıklı 14. maddesinde;
“1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında,
2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca,
3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle,
4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;
5. 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle,
Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.
İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.
12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.
İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz.
T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya d a değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle
Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.
Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz.
Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz.
Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar…”
8. 5434 sayılı Mülga Emekli Sandığı Kanunu’nun;
8.1. “Sandıktan Faydalanacaklar” başlıklı 12. maddesinin birinci fıkrasında;
“Bu kanunla tanınan haklardan aşağıda (I) işaretli fıkrada yazılı yerlerde çalışanlardan, Türk uyruğunda olmak ve 18 yaşını bitirmiş bulunmak şartiyle, (II) işaretli fıkrada gösterilenler faydalanırlar.
I – Daire, kurum ve ortaklıklar:
…
Ödenmiş sermayesinin yarısından fazlası yukarda sayılan daire, idare, banka ve kurumlardan birine veya bir kaçına ait ortaklıklarla bunların kendi sermayeleri ile kuracakları diğer ortaklıklar;
…
Yukarıda yazılı yerlerin hepsine bu kanunda (Kurum) denilmiştir.”
8.2. “İkram iye” başlıklı 89. maddesinde;
“Hizmet sürelerinin tamamı bu Kanun ve/veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun geçici 4 üncü maddesi kapsamında geçenlerden emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanan veyahut toptan ödeme yapılan asker ve sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için aylık bağlamaya esas tutarın bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir.
Birinci fıkra kapsamına girmemekle birlikte, bu Kanun ve/veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmeti bulunanlardan mülga 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen
Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden emeklilik, yaşlılık ya da malullük aylığı bağlananlara ise; bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen çalışmalarının, 25/8/1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması şartıyla emekli ikramiyesi ödenir.
İkinci fıkra uyarınca ödenecek emekli ikramiyesi, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamına giren görevlerde geçen her tam fiili hizmet yılı ile sınırlı olarak bu görevlerden ayrıldıkları tarihteki emeklilik keseneğine esas aylık tutarı üzerinden ve aylığın başlangıç tarihindeki katsayılar dikkate alınarak ödenir. Mülga 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ile üçüncü fıkrasının son cümlesinin bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz.
Yukarıdaki fıkralara göre mülga 2829 sayılı Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara ödenecek emeklilik ikramiyesinin hesabında bu Kanun veya 5510 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi olarak bu Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda
geçen ve 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona eren geçmiş hizmet süreleri ve her ne suretle olursa olsun evvelce iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenen süreleri ile kıdem tazminatı ya da emekli ikramiyesi ödenmiş olan süreleri dikkate alınmaz. Ancak, mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış olmakla birlikte, bu Kanun veya 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamında hizmetleri arasında başka bir sigortalılık hali kapsamında çalışması bulunmayanların emekli ikramiyesine esas fiili hizmet sürelerinin hesabında, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesindeki şartlar aranmaz.
Emekli ikramiyesinin hesabına esas hizmet süresinin tespitinde dikkate alınmak üzere, emeklilik veya malullük aylığı bağlanması dışında herhangi bir sebeple görevleri sona erenler için, görevin sona erme sebebinin bu durumu kanıtlayan belgelerle birlikte yazılı olarak kuruma bildirilmesi ve bunların özlük dosyasında saklanması zorunludur. Bu zorunluluğa uymayanlar ikinci fıkra hükümlerinden yararlandırılmazlar…
Bu madde gereğince Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen emekli ikramiyeleri, düzenlenecek fatura üzerine
Sayıştay ve Danıştay başkanları için kendi kurumları, diğerleri için emekliye sevk onayını veren kurum tarafından karşılanır. Özelleştirilen, faaliyeti durdurulan, kapatılan veya tasfiye edilen kamu idareleri tarafından karşılanması gereken emekli ikramiyesi tutarları ise, emekliye sevk onayı aranmaksızın ve faturası karşılığında Hazine tarafından karşılanır. Bu fıkraya göre Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemelerin, fatura düzenlenmesini müteakip iki ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılması zorunludur…”
Düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabul edilmesi hususunda hazırlanan “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
10. Bir numaralı paragrafta da yer verildiği üzere başvuran, işçi olarak geçen çalışma sürelerine ilişkin emekli ikramiyesinin yasal faiziyle ödenmesini talep etmektedir.
11. Bilindiği üzere farklı statülerde çalışan kişileri ilgilendiriyor olsalar da, hem kıdem tazminatı hem de emekli ikramiyesi ortak bir deyimle çalışmaların karşılığı olarak ödenen toplu bir meblağı ifade etmektedir.
Her iki ödemenin gerçekleşmesi için de çalışma ilişkisinin belirli şartları taşıyarak son bulması gerekmektedir. Nitekim 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesi her iki toplu ödemenin de ne zaman, hangi şartlar altında yapılacağını düzenlemektedir. Ancak farklı hukuki statülere tabi kişileri ilgilendiren bu düzenlemeler, çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle ilgililerin sosyal güvenliklerinin sağlanmasını amaçlayan, 2829 sayılı Kanun’un 12. maddesinde öngörülen farklı sosyal güvenlik sistemlerine tabi çalışmaların birleştirilmesi durumunda ödenecek emekli ikramiyesi konusunda kesişmektedirler. Özetle ifade etmek gerekirse mezkur düzenleme, 5434 sayılı Kanun’a göre emekli aylığı bağlanan kişilerden, 5434 sayılı
Kanun’a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi statüsünde çalışmış olanların bu hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, iş ilişkisinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermiş ve kişilere kıdem tazminatı veya bu mahiyette başka bir ödemenin yapılmamış olmasını gerektirmektedir.
Nitekim Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün, kamu kurumlarında işçi veya sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta iken kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı, kurum içi sınav yoluyla veya genel müdürlük oluruyla kendilerine kıdem veya bu mahiyette bir ödeme yapılmaksızın aynı
kamu kurum veya kuruluşunda Devlet memuru statüsüne geçmiş olanların, bu tür statü değişikliklerinin
1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde sayılan kıdem tazminatına hak kazandırıcı nedenler arasında yer
almadığı sebep gösterilerek ilgililerin işçi veya sözleşmeli personel olarak geçirdikleri hizmet süreleri için emekli ikramiyesi ödenmemesini konu alan bila tarih ve sayılı görüş yazısında da; “İşçi ve işveren tarafının serbest iradesiyle oluşan ve işçinin bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin ise ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan belirsiz süreli iş sözleşmelerinin genel olarak taraflardan birinin iradesiyle sona ermekte olduğu, 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde kıdem tazminatının hangi hallerde ödeneceği hususunda bu durumun da dikkate alındığı, bu çerçevede, başka bir statüye geçişi ifade eden atama işleminin ya da salt statü değişikliği durumunun belirsiz süreli iş sözleşmesini tek başına sona erdirmeyeceği ve bu durumda kıdem tazminatına hak kazanılıp kazanılmadığı hususunun; kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı veya kurum içi sınav uygulaması dikkate alınarak her bir olay için belirsiz süreli iş sözleşmesinin hangi tarafça (işçi veya işveren) feshedildiğinin tespitine bağlı olduğu, ayrıca söz konusu tespit sonucunda iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiğine yönelik olarak kesin bir olguya dayanılmadığı sürece; kurum yönetmeliği, yönetim kurulu kararı veya kurum içi sınav uygulaması sonucunda kıdem tazminatı ödenmeksizin aynı kamu kurumunda statüsü değiştirilerek görev yapmaya devam edenlerin işçilik sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmasının uygun olacağı” değerlendirmelerinde bulunulmuştur. (2017/1790 numaralı başvuruya ilişkin 11/8/2017 tarihli Tavsiye
Kararı’ndan)
12. Bu noktada dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerden, başvuranın İş Kanunu kapsamında Trabzon
Sürmene Orman İşletme Müdürlüğünde 2/9/1986-20/8/1995 tarihleri arasında fasılalı olarak 5510 sayılı
Kanun’un 4/1-(a) bendi kapsamında geçici işçi olarak çalıştığı, 20/8/1995 tarihinde iş akdinin askıya alındığı, 1996 yılında Lisesine Memur olarak atandığı için tekrar çalıştırılmadığı, söz konusu çalışma sürelerine ilişkin kıdem tazminatının ise ödenmediği anlaşılmaktadır.
13. Öte yandan Tosya Orman İşletme Müdürlüğünde mevsimlik işçi olarak 4/1-(a) kapsamındaki 1/6/197715/11/1984 tarihleri arasında fasılalı çalışması bulunan, 15/11/1984 tarihinde iş sezonunun bitmesi ile görevinden ayrılan ve akabinde memuriyet sınavına girerek 21/1/1985 tarihinde memuriyet görevine başlayan başvuranın söz konusu işçilik sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmasına yönelik talebini içeren başvuruya ilişkin Kurumumuzca yapılan değerlendirmede eldeki uyuşmazlık konusunun çözümüne ışık tutan açıklamalara yer verilmiştir. Bu doğrultuda söz konusu başvuruya ilişkin olarak verilen
Tavsiye Kararı’nda, faaliyetin sadece yılın belli bir döneminde sürdürüldüğü veya tüm yıl boyunca çalışılmakla birlikte yılın belli dönemlerinde faaliyetin yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işlerin mevsimlik işler olduğu, doktrinde yer alan görüşler ve Yargıtay kararları uyarınca ikiden fazla kez tekrarlanan belirli süreli iş akdinin belirsiz süreli iş akdine dönüşeceğinin kabul edilmesi gerektiği, mevsimlik işler ve kampanya işlerindeki askı halinin, işçi ve işverenden kaynaklanan sebeplerden değil, tamamen mevsimsel oluşumların yol açtığı koşullarla ortaya çıkan bir askı hali olduğu, mevsimlik işlerde iş sözleşmesinin askıya alınmasının bir fesih işlemi niteliğinde olmadığı, askı halinin devamı süresince iş sözleşmesinin varlığını koruduğu, buna göre belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan ve mevsimin sona ermesi nedeniyle işyerinden ayrılan işçilerin iş sözleşmelerinin kendiliğinden sona ermeyip askıda kalacağı, ertesi yıl mevsim başında işe başlatılmayan işçinin iş sözleşmesinin işverence feshedilmiş sayılacağı, davet edildiği halde işbaşı yapmayan işçinin sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle işveren tarafından haklı nedenle feshedilmiş sayılacağı, öte yandan işverenin mevsim başında işe gelmeyen işçisinin iş sözleşmesini devamsızlık nedeniyle feshedebilmesi için işin başlayacağını mevsimlik işçisine duyurmuş olması gerektiği hususlarına değinilmiştir. Söz konusu Karar’da, somut olayda iş sözleşmesinin hangi gerekçeyle ve hangi tarafça sona erdirildiğine yönelik ya da başvuranın işyeri dosyasında herhangi bir istifa dilekçesi ya da işe devam etmeyeceği yönünde iradesini gösteren herhangi bir belge bulunmadığı ayrıca anılan dönemde işe davetin nasıl yapıldığına dair de bir belge olmadığı hususlarına değinilerek, ispat kuralları uyarınca iş akdinin hangi
nedenle ve hangi tarafça sona erdirildiğine ilişkin bir kayıt sunamayan idarenin, ispat yükünün kendisine düştüğü konuda ispat edemediği hususların sonuçlarına da katlanmak zorunda olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak somut olayda başvuranın, askı sürecinde memuriyet görevine atanmış olmasının mevsimlik iş sözleşmesini feshettiği anlamına gelmeyeceği, zira Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol
Genel Müdürlüğünün yukarıda belirtilen görüşü uyarınca başka bir statüye geçişi ifade eden atama işleminin ya da salt statü değişikliğinin belirsiz süreli iş sözleşmesini tek başına sona erdirmeyeceği, aksi yöndeki bir kabulün hayatını devam ettirme gayesinde olan başvuranın askı sürecinde çalışmaması gerektiği ve memuriyete geçişinin kıdem tazminatını alamamasına neden olacağı anlamına geleceğinden hakkaniyete aykırı olacağı gerekçesiyle istifa veya haklı nedenle fesih olgusunu kanıtlayıcı nitelikte bir belge bulunmayan başvuranın mevsimlik işçi olarak çalıştığı sürelerin emekli ikramiyesi ödemesinde dikkate alınması hususunda tavsiyede bulunulmuştur. (2019/867 numaralı başvuruya ilişkin 9/7/2019 tarihli
Tavsiye Kararı’ndan)
14. Öte yandan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından her ne kadar başvuranın 1/4/1986-1/6/1986 tarihleri arasındaki çalışmalarının özel sektör kapsamında olması nedeniyle emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmadığı ifade edilmekte ise de, 5434 sayılı Kanun’un 12. maddesinde ödenmiş sermayesinin yarısından fazlası 5434 sayılı Kanun kapsamındaki idarelere ait ortaklıklarla bunların kendi sermayeleri ile kuracakları diğer ortaklıklarında 5434 sayılı Kanun kapsamında sayılacağının düzenlendiği görülmektedir. Bu durumda
2829 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda 4857
sayılı İş Kanunu’na tabi olarak prim ödemek suretiyle geçen hizmet sürelerine, diğer şartların da varlığı halinde emekli ikramiyesi ödenmesi mümkün bulunduğundan söz konusu sürelerin emekli ikramiyesinin hesabı bakımından dışlanmasının yerinde olmayacağı değerlendirilmektedir.
15. Kurumumuzca yapılan değerlendirmeler neticesinde; 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesi ve mülga 2829 sayılı Kanun’un 12. maddesi hükümlerine göre, 5434 sayılı Kanun’a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi, mevsimlik işçi, geçici işçi vb. statülerde çalışanlara ikramiye ödenebilmesi için, bu çalışmalara yukarıda anılan maddelere göre kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya bu mahiyette olmakla birlikte başka bir adla tazminat ödenmediğinin tespitiyle birlikte kişilerin kamuda geçen çalışmalarının, 1475 sayılı İş
Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilen kıdem tazminatına hak kazanma şartlarına uygun olarak sona ermiş olması gerektiği hususu dikkate alındığında, başvuranın iş sözleşmesinin askı döneminde memuriyet görevine atanmış olmasının mevsimlik iş sözleşmesini feshettiği anlamına gelmeyeceği, ayrıca istifa veya işverenin haklı nedenle fesih olgusunu kanıtlayıcı nitelikte bir belge bulunmaması nedeniyle başvuranın, Trabzon Merkez Orman İşletme Müdürlüğünde 2/9/1986-14/5/1994 tarihleri arasında mevsimlik işçi olarak geçirdiği süreler için ikramiye ödenmesi talebinin reddedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
16. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; başvurunun incelenmesi ve araştırılması kapsamında, Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından süresi içerisinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, böylece
“kararların gerekçeli olması ve makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı; ancak İdarenin, başvurana verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
17. 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup; Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle;
Başvuranın 5434 sayılı Kanun’a tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda işçi olarak çalıştığı sürelerin emekli ikramiyesi ödemesinde dikkate alınması ve emekli ikramiyesinin ödenmesi için yeni bir işlem tesis edilmesi hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tavsiyede bulunulmasına,
6328 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar
üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/