|
ÖZET: Başvuru, başvuranın babasına ait işyerinde 18 yaşından önce gerçekleştirdiği çalışmaların sigortalılık süresi olarak kabul edilmemesi nedeniyle yaşlılık aylığının iptal edilmesi ve yersiz ödeme borcu tahakkuk ettirilmesi üzerine yapılmıştır. Başvuran vekili, bu çalışmanın sigortalı sayılmasını ve yersiz ödeme işleminin iptal edilerek birikmiş yaşlılık aylığının ödenmesini talep etmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın 18 yaşını doldurmadan önce babasına ait işyerinde sigortalı olarak bildirildiğini, ancak Türk Medeni Kanunu gereği çocukların ebeveynleriyle yapılan hizmet akitlerinin geçerliliğinin kayyım onayı ve hâkim tasdiki şartına bağlı olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, başvuranın çalışmaları sigortalı olarak kabul edilmemiş ve yaşlılık aylığı kesilmiştir. İlgili mevzuat ve önceki yargı kararları incelendiğinde, başvuranın 18 yaşından önceki çalışmalarıyla ilgili sigortalılık süresinin geçerli sayılmaması durumunun hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, başvuranın babasına ait işyerinde 18 yaşından önceki sigortalı sürelerinin geçerliliği, fiili çalışma olup olmadığına dair yapılacak inceleme ile yeniden değerlendirilecektir. Sosyal Güvenlik Kurumu’na, bu kararın uygulanması için 30 gün içinde işlem tesis etmesi gerektiği bildirilmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/6171-S.24.9677
BAŞVURU NO : 2024/2097
KARAR TARİHİ : 06.06.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
Başvuranın babasına ait işyerinde geçen 18 yaş altı
BAŞVURUNUN KONUSU :
çalışmalarına ilişkin sürelerin sigortalılık süresi olarak kabul edilmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 08.02.2024
I. BAŞVURANIN İDDİALARI VE TALEPLERİ
1. Başvuran vekili özetle; müvekkiline bağlanan yaşlılık aylığının, 18 yaşından önce babasına ait işyerinde geçen çalışmalarının sigortalılık kapsamında sayılmaması nedeniyle iptal edildiğini ve yersiz ödeme kapsamında müvekkiline borç tahakkuk ettirildiğini belirterek söz konusu çalışmanın sigortalılıktan sayılmasını, yersiz ödeme tahsil işleminin iptal edilerek birikmiş olan yaşlılık aylığının ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 02/04/2024 tarihli ve E- – – sayılı yazıda ilgili mevzuat hükümlerine yer verilerek özetle; 2.1. Konu Türk Medeni Kanunu çerçevesinde değerlendirildiğinde, hukuki işlem niteliğinde olan hizmet akdinin iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olması nedeniyle 18 yaşını doldurmayan küçüğün sözleşme yapma ehliyeti olmadığından, ana ve babasının velayeti altında bulunan çocuk adına sözleşme yapma yetkisi de anne ve babasında olduğundan 18 yaşını doldurmamış çocuğun babasıyla arasında hizmet akdi ilişkisinin doğamayacağı, ancak ana veya babasına ait işyerinde çalışan ayırt etme gücüne sahip küçüklerin
kayyımın iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcutsa veya 18 yaşından evvel evlenmesi nedeniyle reşit sayılmış çocukların veya kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınması durumunda hizmet akdi mevcut ise sigortalı sayılabileceği, 2.2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 345 inci maddesinde belirtildiği üzere, çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlı olması gerektiğinden,
18 yaşından küçük çocuğun bu unsurlar olmadan babasının yanında hizmet akdi ile çalışması mümkün
bulunmadığı, 2.3. Bu çerçevede 2013/11 sayılı Genelgenin birinci kısım üçüncü bölüm “1-İşverenin iş yerinde ücretsiz çalışan eşi” başlığı altında, “Ancak baba veya annesine ait iş yerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça sigortalı sayılmalarına imkan bulunmamaktadır. Bununla beraber işverenin 18 yaşını bitirmiş veya 18 yaşından evvel evlendiğinden reşit sayılmış çocukları hizmet akdi mevcut ise sigortalı sayılacaktır.” denildiği, 2.4. Bu itibarla, in 15/07/1993 tarihi ila 17/11/1993 tarihi arasında 46 gün çalıştığı sicil sayılı işyerinin babası e ait olduğu ve in bu tarihlerde 18 yaşın altında olduğu sonradan tespit edildiğinden 01/04/2023 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığının aylık başlangıç tarihinden itibaren kesildiği, aylık başlangıç tarihi itibariyle ödenen emekli aylıklarının yersiz ödeme kapsamında borç çıkartıldığı ve bu sürelerin emeklilik hesabına dahil edilmediği,
2.5. Sigortalının babasına ait olan sicil numaralı ve “ ünvanlı işyerinde geçen 15/07/1993 tarihi ila 17/11/1993 tarihi arasında 46 gün çalışması iptal edildiğinde yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için 60 yaş ve en az 7000 prim gününü bulunması veya 60 yaş, 25 yıl sigortalılık ve 4500 prim gününü bulunması gerektiğinin öngörüldüğü, bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan
Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5.
maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “506, 1479, 5434, 2925,
2926 sayılı kanunlara ilişkin ortak geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 7 nci maddesinde;
“ Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17/10/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17/10/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve
5434 sayılı kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara
tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir.” 6. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun;
6.1. Sigortalı sayılanlar başlıklı mülga 2 nci maddesinde (Değişik madde: 11/05/1976 – 1992/1 md.); “Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar.” 6.2. Sigortalılığın başlangıcı ve mecburi oluşu başlıklı mülga 6 ncı maddesinde; “Çalıştırılanlar, işe alınmalariyle kendiliğinden “Sigortalı” olurlar. Sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümleri sigortalının işe alındığı tarihten başlar. Bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez” 6.3. Yaşlılık aylığından yararlanma esas ve şartları başlıklı mülga 60 ıncı maddesinde;
…
g) “Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak, bu tarihten önceki süreler için ödenen Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları primleri, prim ödeme gün sayılarının hesabına dahil edilir.
…” 6.4. Geçici 81 inci maddesinin birinci fıkrasının B bendinde; …
g) “Sigortalılık süresi 12 (dahil) yıldan fazla, 13 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 46 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 14 (dahil) yıldan fazla, 15 yıl 6 aydan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 50 yaşını doldurmaları ve en az 5375 gün,”
J) “Sigortalılık süresi 9 (dahil) yıldan fazla, 10 yıldan az olan kadınlar 20 yıllık sigortalılık süresini ve 49 yaşını doldurmaları, sigortalılık süresi 9 yıl 6 ay (dahil) dan fazla, 11 yıldan az olan erkekler 25 yıllık sigortalılık süresini ve 53 yaşını doldurmaları ve en az 5600 gün, …
Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunmaları şartı ile yaşlılık aylığından yararlanabilirler.” 7. Başvuranın, babasının işyerinde sigortalı olduğu tarihte yürürlükte olan mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin Çocukla ana ve baba arasında vakı hukuki tasarruflar başlıklı 271.
Maddesinde; “Çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın nefine olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak her hangi bir tasarrufta çocuk, borç iltizam etmiş olursa bir kayyımın iştiraki ve hakimin tasdiki lazımdır.” 8. Başvuranın, babasının işyerinde sigortalı olduğu tarihte yürürlükte olan mülga 818 sayılı
Borçlar Kanununun Hizmet akdi başlığı altındaki 314 üncü maddesinde; “ Hilafına bir hüküm bulunmadıkça, hizmet akdi hususi bir şekle tabi değildir.
Ezcümle hizmet muayyen bir zaman için kabul edilmiş olur ve işin iktizasına göre o hizmet ancak ücret mukabilinde yapılabilirse, hizmet akdi inikad etmiş sayılır.” 9. Sosyal Güvenlik Kurumunun 2013/11 sayılı genelgesinin Sigortalı Sayılmayanlar başlıklı kısmında; “Ancak, baba veya anasına ait işyerinde çalışan mümeyyiz küçüklerin vasinin iştiraki ile yazılı olarak yapılmış ve hakim tarafından tasdik edilmiş bir hizmet akdi mevcut olmadıkça sigortalı
sayılmalarına imkan bulunmamaktadır. Bununla beraber işverenin 18 yaşını bitirmiş veya 18 yaşından evvel evlendiğinden reşit sayılmış çocukları hizmet akdi mevcut ise sigortalı sayılacaklardır.”
Hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
10. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan
“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran vekili özetle; müvekkiline bağlanan yaşlılık aylığının, 18 yaşından önce babasına ait işyerinde geçen çalışmalarının sigortalılık kapsamında sayılmaması nedeniyle iptal edildiğini ve yersiz ödeme kapsamında müvekkiline borç tahakkuk ettirildiğini belirterek söz konusu çalışmanın sigortalılıktan sayılmasını, yersiz ödeme tahsil işleminin iptal edilerek birikmiş olan yaşlılık aylığının ödenmesini talep etmektedir.
12. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; başvuranın 18 yaşını doldurmadan önce babasına ait işyerinden sigortalı olarak bildirildiği, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisine göre çocuk ile ana baba arasında yapılacak hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hakimin onayına bağlı olduğu, hizmet akdinin geçerliliğinin de bu şarta bağlı olduğu, bu şartlar yerine getirilmediğinden bahse konu sürelerde geçen çalışmaları karşılığı sigortalı sayılmadığı, bu duruma yönelik tespitin yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra yapılması üzerine söz konusu aylığın kesilerek ödenmiş olan yaşlılık aylığı tutarları için sigortalıya yersiz ödeme kapsamında borç çıkartıldığı belirtilmiştir.
13. Bu çerçevede başvuruya konu uyuşmazlığın, başvuranın 18 yaşını doldurmadan önce babasına ait işyerinde geçen çalışmalarının ve buna bağlı olarak hizmet akdiyle sigortalılığının geçerli sayılıp sayılmayacağı noktasında düğümlendiği anlaşılmaktadır.
14. İdarenin uygulaması, daha önce Kurumumuza yapılan benzer nitelikli bir başvuru üzerine verilen kararda yasal düzenlemeler, yargı kararları ve doktrindeki tartışmalar çerçevesinde incelenmiştir (2020/44632 Başvuru No’lu ve 13/11/2020 tarihli Tavsiye Kararı). Anılan kararda başvuranın babasına ait işyerinden 18 yaşın altında bildirilen sigortalı sürelerinin, fiili bir çalışma olup olmadığı ortaya konmaksızın, salt vasinin iştiraki ve hakim onayı bulunan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle sigortalı çalışma olarak sayılmamasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
15. Mevcut başvuruya konu sigortalılık süresinin geçtiği dönemde yürülükte olan 506 sayılı Kanunda, hizmet sözleşmesine dayanarak işveren tarafından çalıştıranların işe alındıkları tarihten itibaren sigortalı sayılacağının düzenlenmiştir. Bununla birlikte 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ölüm (MYÖ)
sigortalarına tabi olanların yaşlılık aylığından yararlanma şartları yönünden ise; sigortalılık sürelerinin 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış sayılacağı ancak 18 yaşından önceki süreler için ödenen MYÖ primlerinin, prim ödeme gün sayılarına dahil edileceği düzenlenmiştir. Nitekim Kanunda 18 yaşından önce sigortalı olunamayacağına yönelik olarak doğrudan ve açık bir hüküm bulunmadığından 18 yaşın altındaki kişiler de sigortalı olarak bildirilebilmektedir.
16. Öte yandan, başvuranın babasına ait işyerinden sigortalı bildirildiği tarihte yürülükte olan 818 sayılı
Borçlar Kanunun 11 inci maddesinde akdin geçerliliğinin kanunda aksi öngörülmedikçe hiç bir şekle bağlı
olmadığı, başkaca bir hüküm bulunmadıkça kanunun emrettiği şekle uyulmayan sözleşmelerin geçerli olmadığı, 314 üncü maddesinde ise aksine bir hüküm bulunmadıkça hizmet akdinin özel bir şekle tabi olmadığı düzenlenmiş olsa da 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 271 inci maddesinde çocukla ebeveynler arasında yapılacak herhangi bir hukuki işlemle çocuğun borç altına girebilmesinin bir kayyımın katılmasına ve hakimin onayına bağlı olduğunun belirlendiği görülmektedir.
17. Hizmet akdi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi, işverenin de işçiye zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği, dolayısıyla sözleşmenin tam iki tarafına borç yükleyen bir sözleşmedir. Buna göre, çocukların ebeveyneleriyle yapacakları hizmet sözleşmelerinin
818 sayılı Kanunun 11 inci maddesi gereği 743 sayılı Kanunun 271 inci maddesinde öngörülen şekle uygun
olarak kayyımın katılımı ve hakim onayı ile yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. 818 sayılı kanunun 11 inci maddesinde yer alan genel hüküm uyarınca kanunda öngörülen şekil, kural olarak bir geçerlilik koşuludur.
18. Somut olayda, 18 yaşından küçük iken babasına ait işyerinde sigortalı olarak bildirilen başvuranın hizmet akdinin kanunun emredici hükmüne uygun olarak kayyım katılımı ve hakim onayı ile yapılmadığı, dolayısıyla kanunun kurucu nitelikteki emredici hükümlerine aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Kanunun emredici hükümlerine aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Kanunda düzenlenen kurucu nitelikteki emredici hükümlere aykırı sözleşmeler söz konusu işlemi yokluk ile sakat hale getirmektedir.
Genel kural olarak yok hükmündeki bir sözleşme baştan itibaren ölü doğmakta ve geçerlilik kazanıp hüküm ve sonuç doğurmamaktadır.
19. Diğer taraftan, geçerli olarak kurulmuş bir hizmet akdine dayanmasa dahi fiili çalışmanın söz konusu olduğu durumlarda söz konusu çalışmalara binaen doğacak hukuki sonuçların ayrıca ortaya konulması gerekmektedir.
20. Kanunun emredici hükmüne aykırı olması nedeniyle geçerli olmayan hizmet sözleşmesinin sonuçlarına yönelik olarak verilen Yargıtay’ın 18.06.1958 tarihli E:20, K:9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme
Kararında; “Dördüncü Hukuk Dairesinin kararında işçinin yaşı dolayısıyla işe alınması İş Kanununa dayanan
Nizamname hükümlerince yasak olduğu cihetle işçi sıfatını kazanamayacağı ve bundan dolayı İşçi
Sigortalarından istifade edilemeyeceği kabul edildiği halde Ticaret Dairesinin kararında işe alınma yasağının işçilik sıfatını ve İşçi Sigortaları hükümlerince sigortalı olma durumunu halele uğratmayacağı esası benimsenmiştir. O halde kararlar arasında açıkça birbirini tutmazlık ve ortada içtihadı birleştirme sebebi vardır.
İş Kanunlarının ve İşçi Sigortaları Kanunlarının kabulündeki ilk gaye, işçinin menfaatlerini korumak olmasına, belki işte çalışması yaşı veya kadın olması itibariyle veya işin ağır işlerden bulunması gibi sebeplerle yasak olan bir kimsenin (velev ki hilesiyle durumunu saklayarak) işçi sıfatını kazanmış olması halinde butlan sebebini taraflardan birisi ileri sürünceye kadar işçi sayılmasının ve işçinin sağladığı hak ve salahiyetlerden ve bu arada sigortalı olma hakkından istifade etmesinin İş kanunu ve İşçi Sigortaları
Kanunlarının kabul edilmiş gayesine uygun ve bunun aksine olan düşüncenin kanunun gayesine aykırı olacağına ve iş akdinin hükümsüz olmasını gerektiren bir hukuk kaidesinin akdin hükümsüz sayılmasiyle korunmak istenilen kimsenin aleyhine neticeler verecek şekilde tatbikinin kanunun gayesine uygun olarak tefsiri lazım geldiği yollu hukuk kaidesine aykırı düşeceğine ve 255 sayılı tefsir karariyle Türkiye Büyük Millet Meclisi dahi batıl olan iş akdinin muteber bir akit gibi işçi lehine hukuki neticeler doğurması gerekeceğini kabul etmiş olmasına göre Ticaret Dairesinin İçtihadı kanunun ruhuna uygun ve doğrudur.
Netice: Yaşı veya kadın oluşu gibi sebeplerle herhangi bir işte çalışması yasak bulunan işçinin yasağa rağmen çalıştırılmış olması halinde işçi sayılacağına ve bundan dolayı İşçi Sigortaları Kanunlarının
/
işçilere tanıdığı haklardan istifade edeceğine, 18/6/1958 tarihinde birinci toplantıda ittifakla karar verildi. (RG.30.09.1958; S: 10020).” ifadelerine yer verilmiştir.
21. Bununla birlikte, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunun yerine yürülüğe konan 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun hizmet sözleşmelerinin kurulması hakkındaki 394 üncü maddesinde, benzer nitelikli uyuşmazlıkların temelden çözümüne yönelik olarak, geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracağı hüküm altına alınmış böylece daha önce de sık sık ortaya çıkan ve yargı içtihatlarıyla çözülen bu meselenin halli için yasal düzenlemeye gidilmiştir.
22. Nitekim öğretide de, Borçlar Kanununa yeni olarak getirilen ve İş Kanunu kapsamındaki işçilere de uygulanması gereken geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, “hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğurur” hükmünün hukukumuzda bu esasa uygun olarak sağlanan gelişmeleri yasal bir temele oturttuğu, İş Hukuku alanında, yukarıda sunulan Yargıtay’ın İçtihadı Birleştirme Kararında, yaş küçüklüğü veya kadın olması nedeniyle herhangi bir işte çalışması yasak bulunan işçinin yasağa karşın çalıştırılması halinde işçi sayılacağı ve işçi sigortaları kanunlarının tanıdığı haklardan yararlanacağının kabul edildiği, öğretide de, bu durumlarda sözleşmenin hükümsüz sayılması kuralının uygulanmasının, kanundaki güçsüz olan işçinin korunması amacına aykırı düştüğü ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 255 sayılı tefsir kararındaki, bâtıl (kesin hükümsüz) olan iş sözleşmesinin taraflardan biri bunu ileri sürünceye kadar geçerli bir sözleşme gibi işçi yararına hukukî sonuçlar doğuracağı görüşünün yerinde olduğu sonucuna varıldığı, böylece, Yargıtaya göre, bu durumlarda hükümsüzlüğün sadece geleceğe yönelik olarak etki doğuracağı, geçmişe etkili olmayacağı, bu kararın iş ilişkisi-iş sözleşmesi ayırımına ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan, iş sözleşmesinin hükümsüzlüğüne karşın iş ilişkisinden o ana kadar doğan hakların göz önünde tutulması gerektiği esasına uygun olduğu belirtilmektedir (SÜZEK, S, Yeni Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde İş akdinin Geçersizliği, T.C. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi Özel Sayı, Prof. Dr. Ali Rıza Okur’a Armağan, İstanbul 2014, Cilt: 20, Sayı : 2024/6171-S.24.9677 1 s.136-137).
23. Yukarıda yer verilen ilgili mevzuat, yargı kararları ve öğretideki görüş bir arada değerlendirildiğinde; başvuranla babası arasındaki iş akdinin geçersizliğinin ancak tespit tarihinden itibaren etki doğuracağı, geçmişe etkili olmayacağı, iş ilişkisi kurulduysa ve fiili çalışma gerçekleştiyse hizmet akdinin geçersizliğinden bağımsız olarak işçinin çalışması karşılığı olarak o ana kadar ortaya çıkan haklarından yararlanması gerektiği, yani geçersizlik hükmünün geçmişe dönük olarak işçi aleyhine sonuç doğurmayacağı, aksi bir kabulün iş hukukunun ve kanunun işçinin korunması amaçlarıyla örtüşmeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda başvuran adına babasına ait işyerinden 18 yaşın altında bildirilen sigorta sürelerinin, fiili bir çalışma olup olmadığı ortaya konmaksızın, salt vasinin iştiraki ve hakim onayı bulunan bir hizmet sözleşmesi bulunmadığı gerekçesiyle sigortalı çalışma olarak sayılmayıp başvuranın emeklilik hesabında değerlendirilmemesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 24. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; ilgili idarenin, Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap vermediği bu anlamda ‘makul sürede karar verme’, ilkesine, ayrıca şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle ‘karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi’ ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
/
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
25. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Uşak İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE, Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Başvuranın babasına ait işyerinden 18 yaş altında bildirilen sigortalı sürelerinin geçerliliğinin, söz konusu bildirimin fiili çalışmaya dayanıp dayanmadığına yönelik yapılacak inceleme/araştırma/tespit üzerine ulaşılan sonuç çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU
BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal
Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURAN VEKİLİNE ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA
TEBLİĞİNE,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
/