ÖZET: Başvuran, babasının vefatı nedeniyle bağlanan aylığın 2023 Mart ayında durdurulduğunu ve kendisine yersiz ödeme borcu çıkarıldığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın 2000 yılından itibaren Emekli Sandığı Vakfından aylık aldığını tespit etmiş ve bu durumun, ölüm aylığı bağlanması için gerekli şartları ihlal ettiğini ifade etmiştir. Dolayısıyla, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması gerektiği belirtilmiştir.

İlgili mevzuat çerçevesinde, ölüm aylığı bağlanabilmesi için hak sahibinin başka bir sosyal güvenlik kurumundan aylık almaması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Başvuranın, Emekli Sandığı Vakfından aylık aldığı tespit edilince, ölüm aylığı iptal edilmiş ve geçmişe dönük yersiz ödemeler için borç tahakkuku yapılmıştır. Bu durum, mülkiyet hakkı açısından değerlendirildiğinde, kamu yararı gözetilerek hukuka uygun bir işlem olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak, başvuranın talebi, yersiz ödemelerin geri alınması yönünde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. İdarenin işleminde, iyi yönetim ilkelerine uygun hareket edilmediği tespit edilse de, yersiz ödemelerin tahsil edilmesi sürecinin kamu yararına uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/7695-S.24.12049

BAŞVURU NO : 2024/3156

KARAR TARİHİ : 24.07.2024

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Yersiz ödeme hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 29.02.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran, 15/06/1997 tarihinde vefat eden babasından dolayı aylık bağlandığını, söz konusu aylık ödemesinin 2023 yılı Mart ayında durdurulduğunu, yapılan ödemelerin tarafına borç çıkarıldığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının başvuru konusuna ilişkin 21/05/2024 tarih ve E.

sayılı yazısı ve eklerinde özetle; 2.1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 3. maddesine göre sigortalının veya sürekli iş göremezlik geliri ile malûllük, vazife malûllüğü veya yaşlılık aylığı almakta olanların ölümü halinde, gelir veya aylık bağlanmasına veya toptan ödeme yapılmasına hak kazanan eş, çocuk, ana ve babasını hak sahibi kavramını ifade ettiği, aynı Kanun’un 34. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre de hak sahibi olarak aylık bağlanacak çocuğun Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocukları kapsadığı, 2.2. Bahsi geçen mevzuat hükümleri doğrultusunda başvuranın kendi çalışmalarından dolayı 01/06/2000 tarihinden itibaren Emekli Sandığı Vakfından aylık almakta olduğunun tespit edildiği ve kendi sigortalılığı nedeniyle aylık almaktayken ölüm sigortasından da yetim aylığı almasından dolayı tarafına ödenen aylıkların borç kaydedildiği, başvurana 17/04/2013-16/02/2023 tarihleri arasında ödenen yersiz aylıklar için sigortalı hatası olması nedeniyle yasal faiziyle borç çıkartıldığı, geriye doğru on yıldan sonraki aylıklar için ise zamanaşımı nedeniyle borç çıkartılmadığı, /

2.3. Başvuranın Tahsis Talep ve Beyan Taahhüt Belgesi ile müracaat ettiği, bahse konu belgenin

“Hizmet/Gelir ve Aylık Durumu” başlıklı bölümünün 15. maddesindeki “Diğer Sandıklar (506 gm20)” kısmında yer alan bölümde aylık aldığına dair bir işaretleme yapmaksızın; vefat eden babasından dolayı aylık bağlanması talebinde bulunduğu ve 01/09/2009 tarihi itibarıyla ölüm aylığı ödemesi başlatıldığı, ancak çalışmalarıyla aylık almakta olduğunun tespit edilmesi sonucunda 2023 yılı Mart ayı itibarıyla aylıklarının iptal edildiği, başvuranın Tahsis Talep ve Beyan Taahhüt Belgesinde banka çalışanı olduğunu, kendi çalışmalarından dolayı aylık aldığını belirtmemesi ve aylık talebinde bulunduğu tarihte tescil kayıtlarında banka sandığı tescil bilgilerinin görüntülenememesi nedeniyle yapmış olduğu beyanın ve taahhütün esas alındığı, başvuranın gerçeğe aykırı bildirimde bulunması nedeniyle tarafına yersiz olarak aylık ödenmesine neden olduğu açıklamalarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın; 3.1. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde;

“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”

3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler.” 4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” 5. Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun; 5.1. “Bankalar, sigorta şirketleri, ticaret ve sanayi odaları ve borsalar” başlıklı geçici 20. maddesinin birinci fıkrasında; “Bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları,borsalar veya bunların teşkil ettikleri birlikler personelinin malûllük, yaşlılık ve ölümlerinde yardım yapmak üzere, bu kanunun yayımı tarihine kadar tesis veya dernek olarak kurulmuş bulunan sandıklar, bu kanunun yayımı

tarihinden itibaren en geç altı ay içinde:

a) ilgili bulundukları banka, sigorta şirketi, reasürans şirketi, ticaret odası, sanayi odası, borsa veya bunların birliklerinin bütün personelini kapsıyacak, b) Bu personelin, iş kazalariyle meslek hastalıkları, hastalık, analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm, eşlerinin analık, eş ve çocuklarının hastalık hallerinde, en az bu kanunda belirtilen yardımları sağlıyacak, c) Sandıkların statülerine tabi personelin bu madde şümulüne giren banka, sigorta şirketi, reasürans şirketi, ticaret odası, sanayi odası, borsa veya bunların birliklerinden birinden diğerine geçmesi halinde bu gibi personelin kendi sandıklarındaki müktesep haklarının da diğer ilgili sandığa veya aralarında kuracakları müşterek bir sandığa intikalini temin edecek, Birer tesis haline getirildiği ve bunu tevsik eden statülerini, bu kanunun yayımı tarihinden en geç altı ay içinde Çalışma Bakanlığına verdikleri takdirde, bu teşekküllerin ve sandıkların personeli işbu kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar…” 5.2. Ek 36. maddesinin birinci fıkrasında; “17/07/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun Geçici 20 nci maddesine göre, bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret odaları, sanayi odaları, borsalar veya bunların teşkil ettikleri personeli için kurulmuş bulunan sandıklardan; 25/04/1985 tarihli ve 3182 sayılı Bankalar Kanununa göre birleştiren, bir başka bankaya devredilen veya bankacılık faaliyetleri sona eren bankaların personeline ait olanlar ile mali durumları üyelerinin sosyal güvenlik yardımlarını sürdürmeye elverişli olmadığı anlaşılanların yetkili organlarının ilgili mevzuat hükümlerine göre fesih ya da devir için alacakları karar üzerine, bütün aktif ve pasifleriyle birlikte Sosyal Sigortalar Kurumuna devredilmesine Cumhurbaşkanı yetkilidir.” 6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun;

6.1. “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasının (b)

bendinde;

“Ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının;

…

Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;

1) 18 yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde 20 yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını

doldurmayanların veya,

2) Kurum Sağlık Kurulu kararı ile çalışma gücünü en az % 60 oranında yitirip malul olduğu anlaşılanların

veya,

3) Yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan kızlarının,

her birine % 25’i, …

oranında aylık bağlanır.”

6.2. “Hak sahiplerinin aylıklarının başlangıcı, kesilmesi ve yeniden bağlanması” başlıklı 35.

maddesinin birinci fıkrasında;

“Ölüm sigortasından sigortalının hak sahiplerine bağlanacak aylıklar;

a) Sigortalının ölüm tarihini,

b) Hak sahibi olma niteliğinin ölüm tarihinden sonra kazanılması halinde, bu niteliğin kazanıldığı tarihi,

takip eden ay başından itibaren başlatılır. Hak sahiplerine bağlanan aylıklar 34 üncü maddede belirtilen şartların ortadan kalktığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir.”

6.3. “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96. maddesinin birinci fıkrasında;

“Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,

itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” hükmü amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

7. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Ret Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 8. Başvuran, babasından dolayı almakta olduğu aylığının durdurulduğunu, ödenen aylıkların tarafına borç çıkarıldığını belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmektedir.

9. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; başvuranın Emekli

Sandığı Vakfından 01/06/2000 tarihinden itibaren emekli aylığı almaya başladığı, vefat eden babası dolayısıyla ölüm aylığı almak için Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurduğu, başvurandan Sosyal

Sigortadan, Bağkur’dan, Emekli Sandığından ve diğer sandıklardan gelir ve aylık alıp almadığına, buralara

tabi bir işte çalışmaya veya buralardan aylık veya gelir aldığı takdirde SGK’ya bildirimde bulunacağına dair beyan ve taahhüt alındığı, akabinde ise başvurana ölüm aylığı bağlandığı anlaşılmıştır.

10. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından başvuranın kendi çalışmalarından dolayı 01/06/2000 tarihinden itibaren Emekli Sandığı Vakfından aylık almakta olduğunun tespit edildiği ve kendi sigortalılığı nedeniyle aylık almaktayken ölüm sigortasından da yetim aylığı almasından dolayı tarafına ödenen aylıkların borç kaydedildiği, bu kapsamda aylık bağlama işleminin başvuranın kusurlu davranışından kaynaklanması nedeniyle 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesinde idarece başvuran adına 17/04/2013-16/02/2023 tarihleri arası için geçmişe dönük borç tahakkuku yapıldığı görülmektedir.

11. Başvurana ödenen ölüm aylığının iptal edilmesi ve 2013 – 2023 yılları arasında yapılan ödemelerin idare tarafından geri istenmesi nedeniyle başvuru konusu olayın mülkiyet hakkı bağlamında incelenmesi gerekmektedir.

12. Zira Anayasa Mahkemesinin, 27/04/2016 tarihli ve 29696 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2013/8074 No’lu başvurusunda, yüksek mahkeme; açık yasal düzenlemeye aykırı olarak

SGK tarafından başvurucuya yaşlılık aylığı ödenmesine uzun bir süre devam edilmesi, başvurucunun tekrar emeklilik talebinde bulunması sonucunda adına yüksek tutarda borç kaydedilerek 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre tahsil edilmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği yönünde karar vermiştir.

13. Bir üst paragrafta belirtilen Anayasa Mahkemesi kararında da değinildiği üzere mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’ya uygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerektiği ifade dilmiştir.

13.1. Bu kapsamda Kurumumuza yapılan somut başvurunun anılan ilkelerden “kanunilik” yönünden yapılan incelemede;

13.2. 5510 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla ölüm aylığının bağlanması anılan

Kanun’un 34. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde metninde, hak sahibi olarak aylık bağlanacak çocuğun Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocukları kapsadığı hükme bağlanmıştır. Ayrıca aynı Kanun’un 35. maddesinde, hak sahiplerine bağlanan aylıkların 34. maddede belirtilen şartların ortadan kalktığı tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesileceği hükmüne yer verilmiştir.

Anılan hükümden hak sahipleri çocuklara aylık bağlanabilmesi için bunların herhangi bir sosyal sigorta ve emekli sandıklarından aylık veya gelir almaması gerektiği açıkça ifade edilmiştir. Ancak başvuranın

Emekli Sandığı Vakfından aylık aldığı tespit edilen başvurana babasından dolayı da ölüm aylığı bağlandığı tespit edilmiştir.

Öte yandan başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınmasına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumunca 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre işlem tesis edildiği görülmüştür. Söz konusu madde hükmü çerçevesinde kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler şahsın hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemelerin geri alınacağı ifade edilmiştir. Buna göre, kurum hatası olmaksızın yersiz olarak ödendiği tespit edilen aylık ödemelerinin 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince başvurana borç çıkarılarak tahsil yoluna gidilmesi işleminde yapılan müdahalenin kanuni dayanağını oluştuğunu söylemek mümkündür.

13.3. Kurumumuza yapılan somut başvuru hakkında “kamu yararı amacı taşıma” ilkesi yönünden yapılan incelemede; Anayasa’nın 13. ve 35. maddeleri gereği mülkiyet hakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. İdarenin tesis ettiği hatalı işlemi geri alması veya belirli durumlarda işlemi ortadan kaldırması mümkündür. Bu durum sosyal güvenlik ödemeleri içinde geçerli olup, dolayısıyla idarenin yersiz ödemeden kaynaklı kurum alacağını tahsil etmesi ve kişilere borç tahakkuk ettirilmesi işleminde kamu yararının asıl amacı sosyal güvenlik sisteminin korunması ve devamlığı sağlamaktır.

Kamu yararı açısından başvuruyu değerlendirdiğimizde; 5510 sayılı Kanun uyarınca hak sahipleri çocuklara aylık bağlanabilmesi için hak sahiplerinin sosyal sigortaya veya emekli sandıklarına tabi işte çalışıp çalışmadıkları ile buralardan aylık veya gelir alıp almadıkları dikkate alınarak değerlendirme yapılacağı belirtilmiştir. Bu değerlendirmeye istinaden başvuranın babasından dolayı aldığı ölüm aylığının yukarıda bahis geçen madde hükmü çerçevesinde Emekli Sandığı Vakfından aylık alınması nedeniyle iptal edildiği anlaşılmıştır. Zaten başvuranın normal şartlar altında almaması gereken ölüm aylığının iptal edilmesi ve akabinde kişiden yersiz ödeme adı altında yapılan ödemelerin geri alınmasındaki temel maksadın sosyal güvenlik sisteminin aktüeryal dengesini korumak olduğu şüphesizdir.

Bu bağlamda, başvurana yapılan yersiz ödemelerin geri alınması yönünde tesis edilen işlemin kamu yararı çerçevesinde meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

13.4. Kurumumuza yapılan somut başvuru hakkında “ölçülülük” ilkesi yönünden yapılan incelemede;

Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru sonucu vermiş olduğu kararında; ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111 , K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

Mülkiyet hakkına yönelik müdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesinin, bireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekmektedir (Korkut Bahadır, § 43).

Bu minvalde somut başvurumuzu ölçülülük ilkesi açısından incelediğimizde; başvuranın

Emekli Sandığı Vakfından aylık almakta iken babasından dolayı da ölüm aylığı aldığı tespit edilmiştir. Söz konusu aylığın bağlanması sırasında başvurandan Sosyal Sigortadan, Bağkur’dan, Emekli

Sandığından ve diğer sandıklardan gelir ve aylık alıp almadığına, buralara tabi bir işte çalışmaya veya buralardan aylık veya gelir aldığı takdirde SGK’ya bildirimde bulunacağına dair beyan ve taahhüt alındığı da görülmüştür. Ancak anılan taahhütnamenin imzalandığı tarih itibarıyla başvuranın, Emekli Sandığı Vakfından aylık almakta olduğu fakat bu durumu imzaladığı beyan ve taahhütnameye göre Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirmesi gerekirken bildirmediği, bununla birlikte

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından da ölüm aylığının bağlandığı tarihten tespitin yapıldığı tarihe kadar gerekli denetim ve kontrollerin yapılmadığı ve başvurana bu süreç içerisinde hatalı bir şekilde ölüm aylığı ödendiği görülmüştür.

Diğer taraftan, “İyi yönetişim” ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin; uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir(Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No. 2013/711, 3/4/2014, § 68).

İdarenin hatalı işleminden kaynaklanan mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının tespitinde, idarenin hatalı işlemi karşısındaki tutumu, işlemin fark edilmesinde geçen süre, hatalı işlem nedeniyle ödenen paranın tahsil edilmesindeki yöntem, alacak kanuni faiz gibi yaptırımların ön görülüp görülmediği önem arz etmektedir.

Somut olayda, idare tarafından yaşlılık aylığı ödemelerinin yersiz olduğu yönündeki hatalı işlemin on yılı aşkın uzun bir süreden sonra tespit edildiği, işlemin fark edilmesinde geçen sürenin makul sürenin çok üzerinde olduğu, bu nedenle Sosyal Güvenlik Kurumunun süresi içerisinde, uygun bir yöntemle ve tutarlı olarak hareket etme sorumluluğunda başarısız olduğu değerlendirilmiştir. Dolayısıyla başvuranın, imzaladığı beyan ve taahhütnameye aykırı hareket ederek bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu davranmasının yanında Sosyal Güvenlik Kurumunun da tespitte gecikmesi nedeniyle kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.

Öte yandan mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile bireysel yarar arasında makul bir dengenin gözetilip gözetilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, yukarıda değinildiği üzere yapılan hatalı ödemelere ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna kusur atfedilebileceği kabul edilse de on yılı aşan söz konusu ödemenin geri alınmamasının başvuranın sebepsiz zenginleşmesine yol açabileceği ve sosyal adaletle bağdaşmayacağı değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, mevcut başvuru kapsamında yapılan yersiz ödemelerin kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki dengenin sağlanması açısından 5510 sayılı

Kanun’un 96. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesinde geriye dönük 10 yıllık kısmının istenmesin ölçülü olduğu, mülkiyet hakkının korunması açısından adil bir dengenin gözetildiği değerlendirilmiştir. (Aynı yönde bk. 2019/6010 numaralı başvuruya ilişkin 9/8/2019 tarihli Ret Kararı)

14. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvurana yapılan yersiz ödemenin tahsil edilmesi işleminde başvuranın mülkiyet hakkının kanunilik, kamu yararı ve ölçülülük ilkeleri bağlamında ihlal

edilmediği ve idarenin işlemlerinde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 15. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6. maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak başvurana verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

16. 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle başvuranın talebinin reddine; Bu kararın başvurana ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi