|
ÖZET: Başvuran, 2012-2023 yılları arasında ticari takside çalışarak 5510 sayılı Kanunun Ek-6 maddesi kapsamında sigorta primleri ödemiştir. Ancak, 30 Mart 2023 tarihinde emeklilik talebinde bulunduğunda, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yapılan incelemede, 17 Aralık 2008 tarihli Kelkit Ziraat Odası kaydının varlığı gerekçe gösterilerek, 2012-2023 arasındaki Ek-6 sigortalılığı iptal edilmiştir. Başvuran, SGK’nın hatalı işlemleri nedeniyle emeklilik sürecinin uzatıldığını ve mağdur olduğunu belirterek, Ek-6 sigortalılığının iptalinin geri alınmasını ve emeklilik başvurusunun kabul edilmesini talep etmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın Bağ-Kur kapsamındaki sigortalılık süreleri ile Ek-6 kapsamındaki sürelerin çakıştığını, bu nedenle Ek-6 sigortalılığının iptal edildiğini ve başvuranın emeklilik koşullarını yerine getiremediğini belirtmiştir. Ancak, başvuranın 2012 tarihinden itibaren düzenli olarak Ek-6 sigorta primlerini ödediği ve bu süre zarfında SGK’nın kendisine sigortalı olarak kabul ettiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, başvuranın haklı beklentisi ve emeklilik şartlarının değişmesi, idarenin hizmet kusuru olarak değerlendirilmektedir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın iddialarını ve SGK’nın açıklamalarını dikkate alarak, başvurunun kabul edilmesine ve SGK’ya Ek-6 kapsamında işlem tesis edilmesi için tavsiyede bulunulmasına karar vermiştir. İdarenin, hukuki belirlilik ve haklı beklenti ilkelerine uygun davranması gerektiği vurgulanmıştır. Bu kararın, başvuranın emeklilik sürecine olumlu bir katkı sağlaması beklenmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/9390-S.24.14533
BAŞVURU NO : 2024/4519
KARAR TARİHİ : 04.09.2024
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
5510 sayılı Kanunun Ek 6′ ncı maddesi kapsamında sigortalılık hk
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 02.04.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; 2012-2023 yılları arasında 11 yıl ticari takside çalıştığını ve bu tarihler arası 5510 sayılı Kanunun Ek-6’ ncı maddesi kapsamında ticari taksi sigortası ödediğini, 30/03/2023 tarihinde de kamuoyunda EYT yasası olarak bilinen yasa kapsamında emeklilik talebiyle Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) başvurmasının ardından emeklilik hazırlık işlemlerinde 17/12/2008 tarihinde Kelkit Ziraat Odası kaydının çıktığı belirtilerek 2012-2023 arası tüm Ek-6 Ticari taksi sigortalılığının iptal edildiğini ve anılan sürelerin Bağ-kur sigortasına kaydırılması sonucunda emeklilik talebinin reddedildiğini ifade etmektedir. Oysa ki başvuran 17/01/2012 tarihli Ek-6 sigortası başvuru tarihinde, ziraat odası kaydının bulunmadığını 28/09/2011 ve 20/01/2012 tarihli Kelkit Ziraat Odası iş bırakma formlarında (İB Formu) ziraat odası kaydının olmadığının anılan oda tarafından SGK’ ya bildirilmesine istinaden Ek-6 ticari taksi sigortalılığım açıldığını ve akabinde 11 yıl boyunca düzenli olarak
Ek-6 sigortası ödemesine rağmen emeklilik talebi başvurusunda SGK’ nın hatalı işlemleri nedeniyle emeklilik sürecinin 3 buçuk yıl daha sigortalı çalışması gerektiği sebebiyle ötelenmesi sonucunda mağdur edildiğini belirterek Ek-6 sigortalılığının iptal edilmesine ilişkin işlemlerin geri alınmasını ve emeklilik başvurusunun kabulünü talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Sosyal Güvenlik Kurumu Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün başvuru konusuna ilişkin
05.06.2024 tarihli ve – – sayılı yazısı ve eklerinde özetle;
2.1. 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında
Kanunun 4 üncü maddesinde, sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet
sürelerinin aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirileceği, 8 inci maddesinde ise birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden ilgililere son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise eşit hizmet sürelerinin sonuncusunun tabi olduğu kurumca kendi mevzuatına göre aylık bağlanıp ödeneceği hüküm altına alındığı,
2.2. Başvuranın Bağ-Kur numaralı 4/1-(b)-(4) kapsamındaki sigortalılık süreleri ile Ek 6 kapsamındaki sigortalılık sürelerinin çakışması nedeniyle 17.01.2012 – 20.03.2023 tarihleri arasında bulunan Ek 6 kapsamındaki sigortalılığının iptal edildiği, bu nedenle sigortalının son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde 4/1-(b)-(4) (Bağ-kur) hizmetlerinin fazla olduğu ve bu sebeple 4/1-(b)-(4) kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarını (58 yaş 5400 gün veya yaş şartı olmaksızın 9000 gün prim ödeme gün sayısı) yerine getirmesi gerektiği tespit edilmiş olup, adı geçen sigortalının 30.03.2023 tarihli tahsis talebine göre aylığa hak kazanma koşullarını yerine getirememesi sebebiyle aylık talebi reddedildiği,
2.3. Başvuranın talebine istinaden Kanunun Ek 6 ncı maddesi kapsamındaki sigortalılığının 17.01.2012 tarihinde başlatıldığı, yine başvuranın talebi doğrultusunda 20.03.2023 tarihinde sonlandırıldığı,
2.4. Diğer taraftan başvuranın 30.03.2023 tarihli tahsis talebine istinaden Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılan incelemede: adı geçenin 17.12.2008 tarihli İB formunda Kelkit Ziraat Odasınca üyelik başlangıç tarihinin 17.12.2008 olarak bildirildiği, bahse konu oda kaydına istinaden muhtar onayı esas alınarak
01.04.2008 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4)
numaralı alt bendi kapsamında sigortalı sayıldığı, oda kaydının sonlandığı tarih olan 02.11.2023 tarihine kadar bu kapsamdaki sigortalılığının devam ettiğinin anlaşıldığı,
2.5. İlgili mevzuatı gereğince başvuru sahibinin Kanunun 4/1-(b)-(4) kapsamındaki zorunlu sigortalılığı sebebiyle Kanunun Ek 6 ncı maddesi kapsamındaki sigortalılığı iptal edilerek Ek 6 ncı madde kapsamında ait ödemiş olduğu primler Kanunun 4/1-(b)-(4) kapsamındaki sigortalılığına aktarıldığı,
2.6. Başvuranın 5510 sayılı Kanun Ek 6 ncı maddesi kapsamındaki sigortalılığın iptali ile anılan primlerin
Bağ-kur sigortalılığına kaydırılması ve son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde en fazla sigortalılık halinin 4/1-(b)-(4) (Bağ-kur) olması sebebiyle yaşlılık aylığına hak kazanma koşulları 4/1-(b) kapsamında değerlendirilecek olup, aylığa hak kazanmak için 58 yaş ve 5400 prim ödeme gün sayısı şartını veya yaş şartı olmaksızın 9000 gün prim ödeme gün sayısının doldurulması gerektiği,
2.7. Başvuran ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında başvuru konusu yapılan işleme ilişkin olarak, “yargı organlarında görülmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlık” bulunmadığı,
Belirtilmektedir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının;
3.1. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
3.2. “Sosyal güvenlik hakkı” başlıklı 60 ıncı maddesinde; “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.”
“Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.”
4. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı
5 inci maddesinin birinci fıkrasında;
“Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun;
5.1. “Sigortalı sayılanlar” başlıklı 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından; a) Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanlar, b) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise; 1) Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, 2) Gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar, 3) Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara ölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları, 4) Tarımsal faaliyette bulunanlar,…. Sigortalı sayılırlar.”
5.2. “Sigortalı bildirimi ve tescili” başlıklı 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasında “ 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde bulunanlar hariç olmak üzere diğer alt bentleri kapsamında sigortalı sayılan kişilerden köy ve mahalle muhtarları için seçildiklerine ilişkin mazbatalarını ilgili seçim kurulundan aldıkları tarihten, sigortalılıkları vergi mükellefiyetlerinin başladığı tarihten başlayan sigortalılar için vergi mükellefiyeti işleminin tesis tarihinden itibaren iki ayı geçmemek üzere ilgili vergi dairesince vergi mükellefinin işe başlama işlemlerinin tekemmül ettirildiği tarihten ve diğerleri için 7 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen sigortalılık başlangıcından; (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için ise kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt tarihinden itibaren kendi mevzuatına göre kayıt veya tescili yapan ilgili kurum, kuruluş ve birlikler, vergi daireleri ve Esnaf ve Sanatkâr
Sicil Müdürlüğü sigortalı işe giriş bildirgesi düzenleyerek Kuruma vermekle yükümlüdür. 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (1), (2) ve (3) numaralı alt bentlerinde sayılanların bildirimleri en geç 15 gün, (4) numaralı alt bendinde sayılanların bildirimleri ise en geç bir ay içinde yapılır. Ayrıca 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendinde sayılanların kendileri tarafından da sigortalılık bildirimleri yapılabilir. 4 üncü maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenlerin ise çalışmaya başladıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde tescil eden kuruluş tarafından Kuruma bildirilmesi zorunludur. Kurum bu bildirimlerden itibaren bir ay içinde tescili yapılan kişilere, sigortalılık hak ve yükümlülüklerinin başladığını bildirir.”
5.3. “Sigortalılığın sona ermesi” başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında “Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık; a) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların, hizmet akdinin sona erdiği tarihten, b) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların; 1) Gelir vergisi mükellefi olanlar için, mükellefiyetlerini gerektiren
faaliyetlerine son verdikleri tarihten, 2) Gelir vergisinden muaf olanlar için, esnaf ve sanatkâr sicili kaydının silindiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (k) bendi kapsamına girdiği tarihten, 3) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı alt bendi kapsamına girenlerden, şahıs şirketlerinden kolektif, adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları ve donatma iştiraki ortaklarının vergi mükellefiyetlerinin sona erdiği tarihten, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının, şirketin ticaret sicil memurluğundan kaydının silindiği tarihten, limited şirket ortaklarından hisselerinin tamamını devreden sigortalıların, hisse devrinin yapılmasına ortaklar kurulunca karar verildiği tarihten, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının yönetim kurulu üyeliklerinin sona erdiği tarihten, iflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketler için ortağın talep etmesi halinde, mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya şirketin münfesih duruma düşmesine karar verildiği, ortakların talepte bulunmaması halinde, mahkemece iflasın kapatılmasına karar verildiği, tasfiyesi sonuçlanan şirketlerin ortaklıklarının ise tasfiye kurulu kararının ticaret sicili memurluğunca tescil edildiği tarihten, 4) (Mülga: 17/4/2008-5754/7 md.)
5) (Değişik: 13/2/2011-6111/28 md.) Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal
faaliyetinin sona erdiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca muafiyet kapsamına girdiği yahut 65 yaşını doldurması nedeniyle talepte bulunduğu tarihten,…. İtibaren sona erer”
5.4. Anılan Kanunun Ek 6 ncı maddesinde: “Ticari taksi, dolmuş ve benzeri nitelikteki şehir içi toplu taşıma aracı işyerleri ile 4 üncü maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen ve Kültür ve Turizm
Bakanlığınca belirlenecek alanlarda kısmi süreli iş sözleşmesiyle bir veya birden fazla kişi tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içerisinde çalışma saati süresine göre hesaplanan çalışma gün sayısı 10 günden az olan kişilerin sigortalılıkları, bu madde kapsamında kendileri tarafından 30 gün üzerinden prim ödemeleri suretiyle sağlanır. Bu madde kapsamında sigorta hak ve yükümlülükleri; kendilerince veya kendilerini çalıştıranlar tarafından ya da çalışanların üye oldukları meslek odası, birlik veya benzeri kuruluşlarca bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten itibaren başlar, birinci fıkrada belirtilen şekildeki çalışma durumlarının son bulmasından itibaren sona erer… …. Bu Kanun kapsamında tam süreli çalışma ile uzun vadeli sigorta kollarına tabi olan sigortalılar ile 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sigortalılar ve kendi sigortalılıklarından dolayı gelir veya aylık almakta olanlar, birinci fıkrada belirtilen çalışma durumları nedeniyle ayrıca sigortalı olmazlar.”
6. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin
6.1. “Sigortalılığın başlangıcı ve bildirim yükümlülüğü” başlıklı 11 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının (d) bendinde “Kanunun 4 üncü maddesi birinci fıkrası (b) bendi kapsamında sigortalı sayılanlardan tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların sigortalılıkları, bağlı oldukları ziraat odalarınca veya kendilerince bir yıl içinde bildirilmesi hâlinde odaya kaydedildikleri tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi hâlinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten başlar ve bu tarih meslek kuruluşuna kayıtlarının yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde ziraat odalarınca veya ziraat odalarının bulunmadığı yerlerde tarım il/ilçe müdürlüklerince,…. Kuruma e-sigorta yoluyla bildirilmek zorundadır.”
6.2. “Sigortalıların yersiz tescili” başlıklı 19 uncu maddesinde “Kanuna göre sigortalılık niteliği taşımadığı hâlde, gerçeğe aykırı olarak bildirim yapıldığı tespit edilen tescil kayıtları iptal edilir “
7. 2013/11 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Genelgesinde yer alan talimat: “5510 sayılı Kanunun
Ek 6 ncı maddesi kapsamında sigortalı olmak için müracaat edenler hakkında ünitelerce öncelikle
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalılığının bulunup bulunmadığının araştırılması” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SN. CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan
“Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran özetle; 2012-2023 yılları arasında 11 yıl ticari takside çalıştığını ve bu tarihler arası 5510 sayılı Kanunun Ek-6’ ncı maddesi kapsamında ticari taksi sigortası ödediğini, 17/01/2012 tarihli Ek-6 sigortası başvuru tarihinde, ziraat odası kaydının bulunmadığına ilişkin 28/09/2011 ve 20/01/2012 tarihli Kelkit Ziraat Odası iş bırakma formlarının (İB Formu) ziraat SGK’ ya iki kez bildirilmesine rağmen EYT kapsamında emeklilik talebinde bulunmasının ardından yapılan incelemede 17/12/2008 tarihinde Kelkit Ziraat Odası kaydının çıktığı belirtilerek 2012-2023 arası tüm Ek-6 Ticari taksi sigortalılığının iptal edildiğini ve 11 yıl boyunca düzenli ödediği Ek-6 sigorta primlerinin Bağ-kur sigortasına kaydırılması sonucunda emeklilik talebinin reddedildiğinden bahisle SGK’ nın hatalı işlemleri nedeniyle emeklilik sürecinin 3 buçuk yıl daha uzaması sonucunda mağdur edildiğini belirterek Ek-6 sigortalılığının iptal edilmesine ilişkin işlemlerin geri alınmasını ve emeklilik başvurusunun kabulünü talep etmektedir.
10. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; Başvuranın Bağ-Kur numaralı 4/1-(b)-(4)
kapsamındaki sigortalılık süreleri ile Ek 6 kapsamındaki sigortalılık sürelerinin başvuranın 17.12.2008 tarihli İB formunda Kelkit Ziraat Odasınca üyelik başlangıç tarihinin 17.12.2008 olarak bildirilmesi sebebiyle 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında sigortalı sayıldığından çakışması nedeniyle 17.01.2012 – 20.03.2023 tarihleri arasında bulunan
Ek 6 kapsamındaki sigortalılığının iptal edildiği ve Kanunun Ek 6 ncı maddesi kapsamında ait ödemiş olduğu primlerin Kanunun 4/1-(b)-(4) kapsamındaki sigortalılığına aktarıldığından sigortalının son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde 4/1-(b)-(4) (Bağ-kur) hizmetlerinin fazla olduğu ve bu sebeple 4/1-(b)-(4)
kapsamında yaşlılık aylığına hak kazanma koşullarını (58 yaş 5400 gün veya yaş şartı olmaksızın 9000 gün prim ödeme gün sayısı) yerine getirmesi gerektiği tespit edilmiş olup, adı geçen sigortalının 30.03.2023 tarihli tahsis talebine göre aylığa hak kazanma koşullarını yerine getirememesi sebebiyle aylık talebi reddedildiği belirtilmektedir.
11. Başvuran ile başvuruya konu idare olan Sosyal Güvenlik Kurumu arasındaki uyuşmazlığın temelde:
başvuranın 5510 sayılı Kanunun Ek 6 sigortalılığı kapsamında gerekli şartları taşıyıp taşımadığının tespiti ve 5510 sayılı Kanunun Ek 6 sigortalılığı kapsamında idarenin üzerine düşen gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediği ve başvuranın tescili neticesinde bu tescile dayanarak yaklaşık 11 yıl boyunca prim tahsilatı yapılmak suretiyle işlem tesis edilmesinde idarenin hizmet kusuru, hukuki öngörülebilirliği, belirliliği ve haklı beklenti oluşturup oluşturmadığı yönünde olduğu anlaşılmaktadır.
12. Anayasanın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmü gereğince Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir hukuk devleti olduğu, hukuk devletinin: yönetilenlere hukuki güvenlik sağlayan ve adil bir hukuk sistemine dayanan devlet düzeni olarak ifade edildiği, hukuka güvenin tesisinin ise; yönetilenlerin kazanılmış hakların korunması ve haklı beklentilerin karşılanması ilkesine bağlılıkla mümkün olabileceği doktrinde ve içtihatlarda ifade edilmektedir.
13. Hukuk devletinin çeşitli unsurlarının yanı sıra bir unsuru da hukuk güvenliğidir. Hukuk devletinin önemli bir unsuru olarak hukuk güvenliği, yalnızca hukuk düzeninin değil, aynı zamanda belirli sınırlar içinde, bütün devlet davranışlarının, az çok, önceden öngörülebilir olması anlamını da taşımaktadır.
(Anayasa Mahkemesi 2011/45 E. 2013/24 K. sayılı kararı)
14. Hukuk güvenliği ilkesi Anayasa Mahkemesi kararlarında da yer aldığı üzere öngörülebilirlik ve hukuki belirlilik ile ifade edilmekte olup bu bağlamda bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesi adına önem teşkil etmektedir. Bu nitelikler kamu idarelerince gerçekleştirilen işlemlerde de bulunması gereken niteliklerdendir. (Anayasa Mahkemesi 2013/67 E. 2013/164 K. sayılı kararı)
15. Haklı beklenti ise: idarenin ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarları ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ya da edinebileceklerini ümit etmelerini ifade etmektedir. (Anayasa Mahkemesi 2011/45 E. 2013/24 K. sayılı kararı)
16. Yine hukuka aykırı bir işlemin kazanılmış hak doğurabileceğini söylemek pek kolay olmamakla beraber, sakat bir işlemin de bundan yararlananlar lehine bir hak doğurabileceği ve subjektif sonuçlar meydana getireceği açıktır. Yok işlemler, ilgilinin hilesine dayalı işlemler, idarenin açık hatası sonucu yapılan işlemler ve hemen hak doğurmaya elverişli olmayan işlemlerin kazanılmış bir hak doğurmayacağı da tartışmasızdır. Bunlar dışındaki idarenin bazı hukuka aykırı işlemlerinin, hukuka uygun olmasalar bile ilgili lehine yarattığı hukuki durumların belli bir süreden sonra değiştirilmesi idarenin istikrarı (sürekliliği) ilkesine aykırı düşer. Bu işlemler hukuka aykırı olsalar bile yargısal başvurma süresi geçirildikten sonra hukuki sonuçlarının korunması gerekir. Bu durum idari işlemin kişisel sonuçlarının dokunulmazlığı ilkesinin doğal bir sonucudur. (Danıştay 1. Daire 1988/336 E. 1988/355 K. sayılı kararı)
17. 12 no.lu paragrafta ifade edildiği üzere Cumhuriyetimizin temel niteliklerinden bir tanesi olan ve hukuk devleti olduğu iddiasını taşıyan devletlerde idarenin sorumsuzluğundan bahsetmek mümkün değildir. Bu bağlamda idare eylem ve işlemleri ile meydana gelen zararlardan Anayasamızın 125 inci maddesinin
“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” hükmü gereğince sorumlu olmaktadır.
18. İdare hukukunda idarenin sorumluluğu; idari işlem ve eylemin somut olaydaki durumuna göre kusurlu sorumluluk veya kusursuz sorumluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. İdare hukuku ilkelerine göre bir olayda idarenin hizmet kusurunun varlığından söz edilebilmesi için, idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetinde kuruluş, işleyiş ya da personel açısından gereken emir ve talimatların verilmemesi, denetimin yetersiz olması, hizmete tahsis edilen araç ve gereçlerin hizmet gereklerine uygun ve yeterli olmaması, gereken önlemlerin alınmaması veya geç ya da yetersiz alınması gibi nedenlerle bir aksaklık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik veya sakatlık meydana gelmiş ve oluştuğu ileri sürülen zararın da bundan kaynaklanmış olması gerekir.
19. Hukuk devleti olan bir ülkede; idare tarafından gerçekleştirilen işlemlerin hukuk güvenliğine, hukuki öngörülebilirliğe, hukuki belirliliğe, kazanılmış haklara saygı ilkesine, haklı beklenti ve idari işlemin kişisel sonuçlarının dokunulmazlığı ilkesine uygun şekilde tesis edilmesi gerektiği doktrin ve yerleşik içtihatlar gereğince yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.
20. Bu itibarla dosya kapsamında edinilen bilgi ve belgeler, yargı kararları ve doktrinde yer alan görüşler birlikte değerlendirildiğinde; başvuranın, 17.01.2012 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanunun Ek 6 ncı maddesi kapsamında sigortalılığının başlatılması ve kendisinden 17.01.2012 – 20.03.2023 tarihleri arasında yaklaşık 11 yıl boyunca prim tahsil edilmesinin ve anılan mevzuat kapsamında emekliliği hak ettiği düşüncesiyle emekli olmak amacıyla idareye başvurmasının ardından 17.12.2008 tarihinden itibaren Sosyal
Güvenlik Kurumu kayıtlarında bulunan Kelkit Ziraat Odası kaydına istinaden idarece zorunlu sigortalılığının tespiti nedeniyle ek 6 kapsamında sigortalılığının iptali işleminde; başvuranın 5510 sayılı
Kanunun ek 6 ncı maddesi kapsamında sigortalılığının geçerli kabul edilmesi halinde 2829 sayılı Kanuna göre 4/1-(a) kapsamında aylığa hak kazanılması durumunda, prim gün sayısı bakımından farklı şartlara tabi olacak iken, ek 6 sigortalılığının iptali işlemi ile emekliliğe ilişkin şartların son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde en fazla hizmetin 4/1-(b) kapsamında olması nedeniyle 5400 gün ve 58 yaş veya yaş şartı olmaksızın
9000 gün prim olarak değiştiği, bu durumda başvuranın emeklilik şartlarını tamamlayamamış olduğu
anlaşılmaktadır.
21. Somut olay bağlamında başvuranın oda kaydının sonlandırılması için ilgili mevzuatı gereğince kendisinin ya da muhtar tarafından bildirilmesi neticesinde oda kaydının oda yönetim kurulunca karar alınarak silinmesi gerekmektedir.
22. Başvuran hakkında düzenlenmiş olan 20.01.2012 tarihli Bağ-kur Sigortalılık belgesinde muhtarlık tarafından tarımsal faaliyetinin 20.01.2012 tarihinde sonlandırıldığı, aynı tarihli oda kaydının olmadığına ilişkin Kelkit Ziraat Odası iş bırakma formunun bulunduğu görülmektedir.
23. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu Denetmenliğince yapılan incelemede ise başvuran hakkında Kelkit
Ziraat Odası yönetim kurulunca üyeliğinin silinmesine ilişkin karar tespit edilememiştir. Her ne kadar
Denetim raporunda herhangi bir yönetim kurul kararı tespit edilememiş ise de, başvuranın 2008-2012 yılları arasında ziraat odası kaydının olduğu ve bu tarihler arasında 4/b sigorta prim ödemesini düzenli olarak yaptığı, bu tarihten sonra ise 4/b kapsamında prim ödemesi bulunmadığı görülmektedir.
24. Diğer yandan 2012 tarihi sonrası için başvuranın 17.01.2012 tarihli şoför olarak çalışacağına ilişkin sözleşmesinin bulunduğu, bu bağlamda 5510 sayılı Kanunun ek 6’ ncı maddesi kapsamında tescilinin ardından fiilen şoför olarak çalışmasına istinaden düzenli bir şekilde primlerini ödediği, bu primlerin SGK tarafından kabul edilerek 2023 yılına kadar hizmet verildiği görülmektedir.
25. Somut olay bağlamında, başvuranın 2012 tarihinden sonra fiilen şoför olarak çalıştığı ve bu kapsamda sigortalı olması gerekirken salt ziraat oda kaydının usulüne uygun olarak silinmemesi gerekçesiyle anılan sigortalılığının geçmişe etkili olarak sonlandırılması işleminin sigortalı aleyhine ağır sonuçlar doğuracağı kuşkusuzdur. Bu durumda 20.01.2012 tarihli oda kaydı olmadığına ilişki belge kapsamında oda kaydının silindiğine dair yönetim kurulu kararı olmaması hususu, başvuranın tasarrufu dışında gerçekleşen ziraat odasının uhdesinde olan bir durum olduğundan, bu durumun sigortalı aleyhine sonuç doğurmaması gerekir.
26. İdarece uygulamada, 2013/11 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Genelgesinde yer alan, “5510 sayılı
Kanunun Ek 6 ncı maddesi kapsamında sigortalı olmak için müracaat edenler hakkında ünitelerce öncelikle
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında
sigortalılığının bulunup bulunmadığının araştırılması” talimatı doğrultusunda idarece gerekli araştırmanın yapılmadığı, bu sebeple başvuranın ek 6 sigortalılığının başlatıldığına yönelik iddialar kapmasında: idarenin açıkça kontrol etmesi gereken ve muhtemelen başvuranın sigortalı dosyasından anlaşılabilecek bir hususu gerekli dikkat ve özeni göstermeden gerçekleştirmiş olmasında idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, anılan hizmet kusuru sonucunda gerçekleştirilen işleme yönelik başvuran tarafından yaklaşık 11 yıl boyunca prim ödeme işlemlerinin de devam etmesi birlikte değerlendirildiğinde bu durumun başvuranda ek 6 sigortalılığı kapsamında emekli olacağı yönünde haklı beklenti oluşturduğu görülmektedir.
27. Dosya kapsamından edinilen bilgilerden anlaşıldığı üzere oluşan bu haklı beklenti kapsamında başvuranın fiilen şoför olarak çalıştığı, bu kapsamda 11 yıl boyunca 5510 sayılı kanunun ek 6’ ncı maddesi kapsamında prim ödemesi hususları bakımından idarenin bazı hukuka aykırı işlemlerinin, hukuka uygun olmasalar bile ilgili lehine yarattığı hukuki durumların belli bir süreden sonra değiştirilmesinin idarenin istikrarı (sürekliliği) ilkesine aykırı düşeceği, bu durumun karar önerimizin 16 no.lu paragrafında atfedilen
Danıştay Kararı doğrultusunda idari işlemin kişisel sonuçlarının dokunulmazlığı ilkesinin doğal bir sonucu olduğu, anlaşıldığından başvuranın emekliliğine ilişkin şartlarını değiştiren ek 6 sigortalılığının iptali işleminin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı değerlendirilmektedir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
28. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu
Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı
6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının, Kurumumuz tarafından
istenen bilgi ve belgeleri süresinde göndermediği ve böylece “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davranmadığı, yine başvurana yönelik yazışmalarda hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini de göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine de uymadığı anlaşılmış olup; idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması beklenilmektedir.
29. Hukuk devleti ilkesi idarenin “belirlilik”, “istikrar”, “öngörülebilirlik” ve “haklı beklenti” ilkelerine uygun davranmasını içermektedir. Buna göre, idarenin vatandaşların güvenini boşa çıkaracak uygulamalardan kaçınması gerekir. Emeklilik çalışanlar bakımından tüm çalışma hayatı boyunca varılmak istenen bir gaye, sosyal devlet olmanın gereği olarak yaşlılık riskine karşı alınan bir güvence, devlet için bir ödevdir. İdarenin kendi iş ve işlemlerinde ise gerekli dikkat ve özeni göstermesi beklenmektedir. Sosyal devletin hayata geçirilmesinde en somut araçlardan biri olan Sosyal Güvenlik Kurumunun uygulamaları ile birey ile devlet arasında köprü kurarak taraflar arasındaki çekişmeyi önleyici ve giderici bir yöntem yaklaşım belirleyerek işlem tesis etmesi beklenmektedir.
30. İdarenin vatandaşı hakkını alabilmesi için yargıya sevk etmesi, gereksiz yargılamalar sonucu kamu kayaklarının israfına yol açmakla birlikte, Kurum ve sigortalı ilişkisi özelinde bireyin devlete olan güvenini zedelemektedir. Bu nedenle söz konusu yaklaşım “ kanunlara uygunluk”, “haklı beklentiye uygunluk” ve “hukuk güvenliği ilkelerine” aykırı bulunmuştur. İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması ve bu tavsiye kararı yönünde işlem tesis etmesi beklenmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
31. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup; Gümüşhane İş Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Başvuran hakkında 5510 sayılı Kanunun Ek 6’ ncı maddesi hükümleri kapsamında işlem tesis edilmesi için
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar
üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın gereği için BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi