ÖZET: Başvuran, 01.01.1987-15.03.2023 tarihleri arasında kefaletli memur olarak görev yaptığını ve bu süreçte maaşından kesilen kefalet aidatlarının hesaplamasında hata olabileceğini belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuruyu inceleyerek ilgili idareden bilgi talep etmiştir. İdare, kefalet aidatlarının hesaplanmasında mevzuat hükümlerine uygun hareket edildiğini ve başvuranın toplam 2.063,55 TL aidat ödediğini, bunun birinci yarısının Ocak 2024’te faizle birlikte ödendiğini, ikinci yarısının ise kefaletli görevden ayrılışının üçüncü yılı olan 16.03.2026’da ödeneceğini bildirmiştir.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebini değerlendirirken, mevcut enflasyon oranının dikkate alınması gerektiğini vurgulamıştır. AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına atıfta bulunarak, kamu makamlarının ödemelerde gecikme yaşanması durumunda alacaklıların değer kaybını telafi etme yükümlülüğünü hatırlatmıştır. Bu bağlamda, başvuranın kefalet aidatlarının ödenmesinde alım gücünün korunması gerektiği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, Kefalet Sandığı Başkanlığı’na, başvuranın aidatlarının ödeme tarihindeki alım gücüne denkleştirilerek ödenmesi tavsiye edilmiştir. İlgili idarenin bu karara uyması ve işlemleri 30 gün içinde Kuruma bildirmesi zorunludur.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/12414-S.24.18802

BAŞVURU NO : 2024/9224

KARAR TARİHİ : 14.11.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : KEFALET SANDIĞI BAŞKANLIĞI

Kefalet aidatları hakkındadır.

BAŞVURUNUN KONUSU :

BAŞVURU TARİHİ : 28.07.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılmış olan başvuruda, başvuran; 01.01.1987-15.03.2023 tarihleri arasında kefalete tabi memur olarak görev yaptığını, bu süre boyunca maaşından kefalet sandığı için belirli miktarda kesintisi yapıldığını, söz konusu kefaletli döneme ilişkin yaptığı ödemelere karşılık tarafına yapılacak ödeme miktarının hesabında hata yapılmış olabileceğini ifade ederek mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuranın, kefaletli döneme ilişkin yaptığı ödemelere karşılık tarafına yapılacak ödeme miktarının hesabında hata yapılmış olabileceğini ifade ederek mağduriyetinin giderilmesi talebiyle 01.05.2024 tarihinde yaptığı başvurusu üzerine Kurumumuzca Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu hükümleri gereği iddia ve talebin incelenip bilgi verilmesini teminen 23.05.2024 tarih ve S. karar sayılı Gönderme

Kararı verildiği, Gönderme Kararı üzerine T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı Kefalet Sandığı Başkanlığı tarafından gönderilen 12.06.2024 tarih ve S. / sayılı cevabi yazıda özetle;

2.1. Kefalet aidatları, 2009 yılı Temmuz ayına kadar 02.06.1934 tarihinde yayınlanan 2489 sayılı Kefalet

Kanununun 25.06.2009 tarihinde yayınlanan 5917 sayılı Kanunla değişmeden önceki ikinci maddesi gereğince kesildiği,

Buna göre Temmuz 2009 tarihinden önce; “Madde: 2- (…) (A) fıkrasındaki kefalet aidatı ikidir:

(l) Giriş Aidatı; (2) Aylık Aidat; /

Giriş aidatı; kefalete bağlı vazife alanların tam olarak aldıkları ilk maaş ve ücretin yarısıdır ve beş müsavi taksitle kesilir.

Aylık Aidat; maaş ve ücretin yüzde ikisidir ve bu aidat giriş aidatının tamamının kesilmesini takip eden aydan itibaren tediye sırasında kesilir. Aidatla müstahdem olanlardan alınacak aidatı bu vazifenin benzeri olan memurlardan kesilmesi lazım gelen miktardan aşağı olmamak üzere idare heyetince kararlaştırılır.” hükmü gereğince kefalet aidat kesintisi İlgili muhasebe birimince (saymanlık) yapıldığı,

2.2. Söz konusu fıkrada belirtilen “maaş” kavramı alınan ücretin tamamını kapsamamakta olup kefalet aidatı ilgilinin gösterge aylığı ve varsa ek gösterge aylık tutarının %2’si olarak kesildiği, bundan dolayı hesaplanan kefalet aidatları çok düşük miktarda kaldığından Kefalet Kanununda 25.06.2009 tarih ve 5917 sayılı Kanunla değişiklik yapılarak kefalet aidatlarının göstergeye bağlanması yoluna gidilerek kefalet aidatlarında artış sağlandığı, kefalet aidatları Temmuz 2009 tarihinden itibaren de 2489 sayılı Kefalet

Kanununun 25.06.2009 tarihinde yayınlanan 5917 sayılı Kanunla değiştirilen ikinci maddesi gereğince kesildiği,

Buna göre Temmuz. 2009 tarihinden itibaren; “Madde 2- (…) kefalet aylık aidatının (100) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutar olduğu,

Kefalet aidatı; giriş aidatı ile aylık aidattan meydana gelir.

Giriş aidatı: (1500) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutardır. Giriş aidatı, ilk taksili kefalete bağlı görevde tanı olarak alınan ilk maaş veya ücretten başlamak üzere dört eşit taksitte kesilir.

Aylık aidat; (100) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutardır. Aylık aidat, giriş aidatının tamamının kesilmesini izleyen aydan itibaren her ay maaş veya ücretten kesilir (…)” hükmü gereğince kefalet aidat kesintisi ilgili muhasebe birimince (saymanlık)

yapıldığı,

2.3. İlgiliden yukarıdaki mevzuat hükümlerine göre kesilen kefalet aidatlarının iadesi ise Kefalet

Kanununun 5 inci maddesinde yer alan; “ Kefalete tabi personelden, kefalete tabi olmayan bir hizmete geçen veya vefat edenlerle herhangi bir nedenle kefaletli hizmetten ayrılmış olanların Sandıktan ilişkileri aşağıdaki şekilde kesilir.

a) Bunların 2 nci maddeye göre kesilmiş olan aidatları toplamından 4 üncü maddeye göre mahsup edilen tutarlar düşüldükten sonra kalanın ilk yarısı son üç yıllık faiziyle birlikte; vefat edenlerin varisleri ile emekli olanlara bir ay içinde, bunlar dışındaki nedenlerle kefaletli hizmetten ayrılmış olanlara ise izleyen yılın Mart ayı sonuna kadar geri verilir. Kefaletli hizmette üç yıldan daha az görev yapılması halinde görev süresi kadar faiz uygulanır.

b) Kalanın diğer yarısı ise üç yıl içinde tahakkuk eden şahsına ait zimmetlerle sandıktan ayrılmadan önceki sürelere ail ve 4 üncü maddeye göre kendine düşen zararlar karşılığı olarak alıkonulur. Uç yılın sonunda varsa yukarıda yazılı zimmetler mahsup edildikten sonra kalan mıcır, üç yıllık faiziyle birlikle alacaklıya iade edilir.

Sandıkça verilen filiz haddi, Sandığın son üç yıl içinde sermayesine aldığı faizlerin nispetini geçemez.

İlk yarı tutarı ödenmeden önce tekrar kefaletli hizmete geçenlere, yukarıda belirtilen ödemeler yapılmaz

Ancak, ilk yarı mıcırını aldıktan sonra üç yıl içinde tekrar kefaletli hizmete geçenlerin Sandıkta kalan diğer yarı tutarı, bu hizmetleri süresince sermaye olarak bunlar hesabına Sandıkta kalır.” hükmü kapsamında yapıldığı,

2.4. İlgilinin 1987-2023 yılları arasında toplam aidatı 2.063,55 TL olduğu, bunun birinci yarısı olan 1.031,78TL’ye Kefalet Kanunu gereğince 462,24TL faiz verilerek 1.494,02TL olarak Ocak/2024 tarihinde ödendiği, kalan ikinci yarısının da kefaletli görevden ayrılışının üçüncü yılı olan 16.03.2026 tarihinden sonra (geçen üç yıl içinde zimmet suçu çıkmaması halinde) Kefalet Kanunu çerçevesinde faiziyle birlikte ödeneceği, ilgilinin aidatının 2005 yılına kadar olan kısmı İçin Türk Lirasından altı sıfır atılmasına ilişkin

28.01.2004 tarihli ve 5083 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapıldığı,

2.5. Sonuç olarak ilgili tarafından yatırılan aidatlarının yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde tekrar incelenmesinde eksik ödeme, hak kaybı ve eksik hesaplama olmadığı,1934 yılından beri faaliyet gösteren Kefalet Sandığının tüm işlemlerinin Kefalet Kanunu ve Nizamnamesine göre yapıldığı, ifade edilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın;

3.1. “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49’uncu maddesinde; “Devlet çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları korumak, çalışmayı desteklemek ve işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır.”

3.2. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74’üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi

Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler…” ,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”

4.1. Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliği’nin “Karar verme süresi” başlıklı 36’ncı maddesinde; “Kurum, inceleme ve araştırmasını şikâyet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırır.”

5. 2489 sayılı Kefalet Kanununun;

5.1. 1 inci maddesinde; (Değişik birinci fıkra: 25/6/2009-5917/4 md.) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı

Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ile bu idarelere bağlı döner sermayeli kuruluşlarda para, menkul kıymet ve ayniyatı alıp veren ve elinde tutan; memur, sözleşmeli personel ve işçiler (geçici işçiler hariç) için müteselsil kefalet usulü kabul edilmiş ve bu maksatla tüzel kişiliği haiz Kefalet Sandığı kurulmuştur. Bu Kanundaki memur ve müstahdem ibarelerinden bu fıkrada geçen kefalete tabi personel anlaşılır.

(Değişik ikinci fıkra: 25/6/2009-5917/4 md.) Sandık, Maliye Bakanlığının bağlı kuruluşudur. Sandık, Bakanlıkta görevli yöneticilerden Maliye Bakanınca seçilen üç kişiden oluşan idare heyeti tarafından yönetilir. İdare heyeti üyeleri, 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 34 üncü

maddesi uyarınca kamu iktisadi teşebbüsleri yönetim kurulu başkanı ve üyeleri için Yüksek Planlama

Kurulu tarafından belirlenen aylık ücretten aynı şekilde yararlandırılır.

İdare Heyeti bu kanuna ve Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmeliğe göre vazife görür.”

5.2. 2 nci maddesinde;

(Değişik: 25/6/2009-5917/5 md.) Kefalet Sandığının sermayesi;

a) Kefalete bağlı görev alanların maaş veya ücretlerinden kesilen kefalet aidatından,

b) 10 uncu maddede sayılan para cezalarından,

c) Sandık sermayesinin işletilmesinden elde edilen kazançlardan,

d) Kefalete tabi personel çalıştıran kamu kurum ve kuruluşlarının gerektiğinde Sandığa yapacakları yardımlardan, oluşur.

Kefalet aidatı; giriş aidatı ile aylık aidattan meydana gelir.

Giriş aidatı; (1500) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutardır. Giriş aidatı, ilk taksiti kefalete bağlı görevde tam olarak alınan ilk maaş veya ücretten başlamak üzere dört eşit taksitte kesilir.

Aylık aidat; (100) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutardır. Aylık aidat, giriş aidatının tamamının kesilmesini izleyen aydan itibaren her ay maaş veya ücretten kesilir.

Kendisine dört ayı aşmamak kaydıyla geçici olarak veya vekâlet suretiyle kefalete bağlı görev verilenler, bu madde hükmüne bağlı olmayıp (1500) gösterge rakamının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunan tutarı kefalet gösterirler. Şu kadar ki, geçici olarak veya vekâlet suretiyle tayin olunanlar kefalete bağlı memurlardan iseler, ayrıca kefalet aranmaz. Ancak, bunlar aylık aidatı ödemeye devam ederler.

5.3. 5 inci maddesinde;

“(Değişik: 25/6/2009- 5917/6 md.) Kefalete tabi personelden, kefalete tabi olmayan bir hizmete geçen veya vefat edenlerle herhangi bir nedenle kefaletli hizmetten ayrılmış olanların Sandıktan ilişkileri aşağıdaki şekilde kesilir.

a) Bunların 2 nci maddeye göre kesilmiş olan aidatları toplamından 4 üncü maddeye göre mahsup edilen tutarlar düşüldükten sonra kalanın ilk yarısı son üç yıllık faiziyle birlikte; vefat edenlerin varisleri ile emekli olanlara bir ay içinde, bunlar dışındaki nedenlerle kefaletli hizmetten ayrılmış olanlara ise izleyen yılın Mart ayı sonuna kadar geri verilir. Kefaletli hizmette üç yıldan daha az görev yapılması halinde görev süresi kadar faiz uygulanır.

b) Kalanın diğer yarısı ise üç yıl içinde tahakkuk eden şahsına ait zimmetlerle sandıktan ayrılmadan önceki sürelere ait ve 4 üncü maddeye göre kendine düşen zararlar karşılığı olarak alıkonulur. Uç yılın

sonunda varsa yukarıda yazılı zimmetler mahsup edildikten sonra kalan mıcır, üç yıllık faiziyle birlikle alacaklıya iade edilir.

Sandıkça verilen filiz haddi, Sandığın son üç yıl içinde sermayesine aldığı faizlerin nispetini geçemez.

İlk yarı tutarı ödenmeden önce tekrar kefaletli hizmete geçenlere, yukarıda belirtilen ödemeler yapılmaz

Ancak, ilk yarı mıcırını aldıktan sonra üç yıl içinde tekrar kefaletli hizmete geçenlerin Sandıkta kalan diğer yarı tutarı, bu hizmetleri süresince sermaye olarak bunlar hesabına Sandıkta kalır.” hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ

6. Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisine sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme

7. Başvuran 1 no.lu paragrafta ayrıntılarına yer verilen başvurusunda, özetle; 01.01.1987-15.03.2023 tarihleri arasında kefalete tabi memur olarak görev yaptığını, bu süre boyunca maaşından kefalet sandığı için belirli miktarda kesintisi yapıldığını, söz konusu kefaletli döneme ilişkin yaptığı ödemelere karşılık tarafına yapılacak ödeme miktarının hesabında hata yapılmış olabileceğini ifade ederek mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.

8. İlgili idare tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda ise; İlgilinin 1987-2023 yılları arasında toplam aidatı 2.063,55 TL olduğu, bunun birinci yarısı olan 1.031,78TL’ye Kefalet Kanunu gereğince 462,24TL faiz verilerek 1.494,02TL olarak Ocak/2024 tarihinde ödendiği, kalan ikinci yarısının da kefaletli görevden ayrılışının üçüncü yılı olan 16.03.2026 tarihinden sonra (geçen üç yıl içinde zimmet suçu çıkmaması halinde) Kefalet Kanunu çerçevesinde faiziyle birlikte ödeneceği, ilgilinin aidatının 2005 yılına kadar olan kısmı İçin Türk Lirasından altı sıfır atılmasına ilişkin 28.01.2004 tarihli ve 5083 sayılı

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapıldığı,

8.1. Sonuç olarak ilgili tarafından yatırılan aidatlarının mezkûr mevzuat hükümleri çerçevesinde tekrar incelenmesinde eksik ödeme, hak kaybı ve eksik hesaplama olmadığı, 1934 yılından beri faaliyet gösteren

Kefalet Sandığının tüm işlemlerinin Kefalet Kanunu ve Nizamnamesine göre yapıldığı, ifade edilmiştir.

9. Somut olayda; başvuran mevcut enflasyon oranı göz önüne alınarak denkleştirici adalet ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde tarafına kefaletli döneme ilişkin yaptığı ödemelere karşılığın ödenmesini talep etmektedir.

10. AİHM, kamu makamlarınca yapılacak ödemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle istikrarlı olarak ilişkilendirmektedir. AİHM’in çeşitli kararlarında, makul olmayan bir gecikme nedeniyle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatın yeterli olamayacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B.

No: 44076/98, 22/4/2004, § 39). Nitekim böyle başvurularda AİHM, esas itibarıyla kamu makamlarının geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardaki değer kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip

ödemediğini dikkate almaktadır. Kısacası AİHM; mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasen devletin borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutar arasındaki enflasyon

nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyle ilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye, B. No:

19263/92, 9/7/1997, § 29) (AYM, Ferda Yeşiltepe [GK], B. No: 2014/7621, 25/7/2017, § 28).

11. Sefine Baş/Türkiye (B. No: 49548/99, 24/06/2008, §§ 58-64) kararında tazminatın faiz ödenmemesi nedeniyle değer kaybına ilişkin şikâyetler incelenmiştir. AİHM söz konusu dönem için başvurucunun banka hesabına yatırılan paranın ise aynı dönemdeki enflasyon oranları karşısında uğranılan maddi kaybın sonuçlarını gidermeye yetmediğini belirtmiştir. AİHM, geçen sürenin yalnızca devlete yarar sağladığını ve ilgili dönemde Türkiye’de paranın hızla değer kaybettiğini göz önünde bulundurarak başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

12. Ayrıca AİHM; Kat İnşaat Ticaret Kollektif Şirketi-İsmet Kamış ve Ortakları/Türkiye ((k.k.), B. No:

74495/01, 31/1/2006) kararında, ilke olarak alacağın geç ödenmesinden doğan bir zararın varlığının ileri sürüldüğü durumlarda enflasyon oranı esas alınarak faiz ödenmesi suretiyle zararın giderilebileceğini kabul etmiştir (Hami Çetiner, B. No: 2019/7982, 23/11/2021, § 22).

13. Bununla birlikte idarenin iyi yönetişim ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. İyi yönetişim ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu mevzubahis olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 68; Ayten Yeğenoğlu, B. No: 2015/1685, 23/5/2018, § 44).

14. Ekonomilerde bir değişim vasıtası olan para; çeşitli ticari, sınai, zirai vs. faaliyetlerde kullanılmakla sahibine kazanç, kira, nema gibi yararlar sağlayan ekonomik bir değerdir. Paranın sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılması, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu doğurması yanında enflasyon etkisinde olan ekonomilerde değerini yani alım gücünü enflasyon oranına bağlı olarak yitirmesine neden olur (NO İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/2267, 21/12/2017, § 70).

15. Benzer şekilde Anayasa Mahkemesi; kanun koyucunun bir hak olarak öngördüğü veya kamu borcu hâline gelmiş ödemelerin geç yapılması nedeniyle mağdur olunduğu iddiasıyla yapılan başvurularda, alacakta veya hakka konu bedelde meydana gelen değer aşınmalarının başvurucular üzerinde orantısız bir

yük oluşturması hâlinde mülkiyet hakkının ihlaline karar vermiştir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013; Akel Gıda San. ve Tic. A.Ş., B. No: 2013/28, 25/2/2015; Ferda Yeşiltepe, §§ 6376). Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, mahkemelerce hükmedilen alacak veya tazminatların enflasyon karşısında aşırı ölçüde değer kaybettiği başvurularda ölçülülük yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Abdulhalim Bozboğa, B. No: 2013/6880, 23/3/2016, §§ 48-66; ANO İnşaat ve

Ticaret Ltd. Şti. [GK], B. No: 2014/2267, 21/12/2017, §§ 69-82).

16. Bu çerçevede, ülkemizin içinde bulunduğu enflasyonist döneme bağlı olarak hak ihlallerinin önüne geçilmesi için gerekli önlemlerin alınması, önüne geçilemeyen durumlarda ise ilgililerin katlandığı külfeti hafifletici mekanizmaların hayata geçirilmesi ilgili idarelerden beklenmektedir.

17. Sonuç olarak başvuranın kefaletli geçirdiği dönem için toplam 2.063,55-TL aidat ödediği, bunun birinci yarısı olan olan 1.031,78TL’ye Kefalet Kanunu gereğince 462,24TL faiz verilerek 1.494,02TL olarak Ocak/2024 tarihinde ödendiği, kalan ikinci yarısının da kefaletli görevden ayrılışının üçüncü yılı olan 16.03.2026 tarihinden sonra (geçen üç yıl içinde zimmet suçu çıkmaması halinde) Kefalet Kanunu çerçevesinde faiziyle birlikte ödeneceğine yönelik tesis edilen ve edilecek işlemlerin enflasyon etkisinde

olan ekonomilerde alım gücünü enflasyon oranına bağlı olarak yitirmesine neden olacağı, bu kapsamda başvuran açısından satın alma gücünün korunmayacağı sonucuna varılmıştır.

18. Bununla birlikte Kurumumuz tarafından 2024/4444 numaralı benzer bir şikâyet başvuru için

10.09.2024 tarih ve 2024/9631-S.24.14869 sayılı Tavsiye Kararı bulunmaktadır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme

19. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA,

20. 6328 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)

dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle; BAŞVURUNUN KABULÜNE,

Başvuranın kefaletli döneme ilişkin aidatlarının, başvurana ödeme tarihindeki alım gücüne denkleştirilerek ödenmesi hususunda KEFALET SANDIĞI BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE

BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ilgili idare

tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA ve KEFALET SANDIĞI BAŞKANLIĞINA tebliğine;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi