ÖZET: Başvuru, emekli aylığının yatırıldığı banka hesabına uygulanan haczin kaldırılması ve haczedilen tutarın iade edilmesi talebine ilişkindir. Başvuran, emekli bir vatandaş olarak, Sosyal Güvenlik Kurumu’na herhangi bir borcu olmadığını belirtmiş, ancak hesabına konulan haczin hukuka aykırı olduğunu savunmuştur. Gelir İdaresi Başkanlığı, emekli maaşının haciz dışı bırakıldığını, ancak hesapta bulunan diğer tutarların haczedildiğini açıklamıştır. Başvuranın, vergi borçları nedeniyle e-haciz uygulandığı ve bu süreçte emekli maaşının haciz dışı bırakıldığı belirtilmiştir.

Gelir İdaresi, emekli maaşının haczedilmesine ilişkin yasal düzenlemeleri hatırlatarak, yalnızca borçlunun onayı ile haciz uygulanabileceğini ifade etmiştir. Ayrıca, emekli maaşına yönelik haciz uygulamalarının, sosyal güvenlik hakkıyla çeliştiği ve Anayasa’nın ilgili maddelerine aykırı olduğu vurgulanmıştır. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabul edilmesi gerektiğine ve haczedilen tutarın iade edilmesi gerektiğine karar vermiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı’na, benzer durumların önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması tavsiye edilmiştir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/6517-S.24.10222

BAŞVURU NO : 2024/611

KARAR TARİHİ : 14.06.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Emekli aylığının yatırıldığı banka hesabına uygulanan haczin kaldırılarak haczedilen tutarın iade edilmesi talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 12.01.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yapılan başvuruda, başvuran özetle; emekli bir vatandaş olduğunu, Sosyal Güvenlik

Kurumuna herhangi bir borcu olmadığı gibi nafaka borcunun da bulunmadığını, ancak emekli aylığının yattığı banka hesabına önce bloke konulduğunu, ardından ise haciz uygulandığını belirterek söz konusu haczin hukuka aykırı olduğu ve haczedilen tutarların iade edilmesini talep etmektedir.

II. İDARELERİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Şikayete konu olayla ilgili olarak Gelir İdaresi Başkanlığından alınan 13.02.2024 tarih ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

2.1. Aralık/2008 ayından itibaren E-haciz adıyla başlanan uygulamayla, vergi dairelerince mükellefiyet ayrımı yapılmaksızın amme borçlularının kanunen haczine engel bulunmayan banka hesaplarındaki varlıklarından borca yetecek kısmına elektronik ortamda haciz uygulanmakta olduğu ve bu suretle amme alacağının bir an evvel Hazineye intikali sağlandığı,

2.2. 506 sayılı Kanuna göre bağlanmış olan emekli aylıklarına haciz tatbiki mükellefin hacze muvafakat etmemesi durumunda söz konusu olmadığı,

2.3. Türk bankacılık sisteminde hesapların işleyişiyle ilgili olarak özel olarak “maaş hesabı” adı altında ayrıca bir hesap düzeni yer almadığı, 6183 sayılı Kanunun 70 inci maddesinde yer alan hükümün, üzerine

haciz tatbik edilebilecek nitelikteki maaşlara ilişkin bir kısıtlama olduğu, emekli maaşlarının yattığı hesaplarda bulunan tutarların haczine yönelik bir kısıtlama getirmediği, haciz bildirisi gönderildiği anda, emekli maaşının yatırıldığı hesapta, hesap sahibinin ilgili döneme (aylık, üç aylık vb.) ilişkin maaş tutarından daha fazla bir tutar bulunmakta ise, bu tutarın mevduat olarak değerlendirildiği ve amme alacağına yetecek miktarının haczedildiği,

2.4. 2013 yılında bankalar ile Başkanlıkları arasında imzalanan “Haciz Bildirilerinin Elektronik Ortamda

Tebliği ve Cevaplarının Elektronik Ortamda Alınmasına İlişkin Hususları Düzenleyen Protokolde

Değişiklik Yapılmasına İlişkin Ek Protokol” kapsamında; hakkında elektronik haciz bildirisi düzenlenen kişinin banka hesabının Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından ödenen emekli aylığına ait hesap olduğunun banka tarafından tespit edilebilmesi durumunda, hesabın emekli maaşı ödemesi yönünden aktif olması şartıyla en son aya ait emekli aylığı tutarına (En son aydan kasıt, haciz bildirisinin bankalara gönderildiği tarihten önce hesaba yatırılmış emekli aylığının aylık tutarı, üç aylık maaş tutarının tamamının yatırıldığı hallerde üç aylık tutarıdır.) haciz tatbik edilmediği,, hesapta bulunan en son aya ait emekli aylığı hariç diğer varlıklara haciz tatbik edildiği, bu kapsamda alınan kararlar ve bu kararlar dahilinde kurulan elektronik haciz sisteminde, borçlunun o aya (üç aylık maaş tutarının tamamının yatırıldığı hallerde üç aylık) ait emekli maaşı tutarı kadar kısım haciz dışında bırakılmakta olduğu,

2.5. Haciz tatbik edilen hesapların emekli maaş hesabı olduğunun iddia edilmesi durumunda; bankanın dönmüş olduğu cevapta, haciz dışı kalan bir emekli maaş tutarı bilgisinin olup olmadığının incelenmesi, haciz dışı kalan emekli maaşı tutarı bilgisinin olması halinde, haczedilen tutar içinde emekli maaşı tutarı kadar kısım yer almayacağından, bu tutar üzerindeki haczin devam etmesi, olmaması halinde ise tutarın tamamının haczedilmesi gerektiği,

2.6. Başvuran tarafından ve plakalı araçlardan kaynaklı motorlu taşıtlar vergisi ve trafik idari para cezası borçlarının süresinde ödememesi üzerine Muratpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğünce hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine göre cebri takip işlemlerine başlanılarak banka hesaplarına e-haciz uygulandığı,

2.7. Başvuranın 9.611,41 TL’lik emekli maaşının sistem tarafından haciz dışı bırakıldığı, emekli maaşı dışında kalan 4.773,39 TL’lik tutarın banka tarafından anılan vergi dairesine aktarılması üzerine vergi dairesince başvuranın söz konusu borçlarına mahsup işlemi yapıldığı ve 28/12/2023 tarihinde e-haczin kaldırıldığı,

2.8. Başvuranın Üçkapılar Vergi Dairesi Müdürlüğüne olan yüksek tutardaki borçları için anılan vergi dairesince takip işlemlerine başlanıldığı, bu kapsamda muhtelif tarihlerde banka hesaplarına e-haciz işleminin uygulandığı, bankalarda tespit edilen tutarın aktarılmasının istenildiği ancak emekli maaşı ile ilgili bir tutarın anılan vergi dairesi hesaplarına aktarılmadığı, yapılan e-hacizler neticesinde sadece T.C.

Ziraat Bankası A.Ş.’den 28/11/2019 tarihinde 246,48 TL, 9/4/2021 tarihinde ise 0,92 TL aktarımının sağlanarak borçlara mahsubunun yapıldığı,

2.9. Başvuranın, emekli maaşına haciz uygulandığı yönünde Üçkapılar Vergi Dairesine yapılmış herhangi bir başvurusu bulunmadığı halde anılan vergi dairesince Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş.’ye yazılan

27/12/2023 tarihli ve sayılı yazı ile e-haciz uygulanan hesabın 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve

Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında bağlanan emekli aylığına ait bir hesap olması ve hesapta bulunan tutarın bir aylık emekli aylığını geçmemesi halinde söz konusu haczin kaldırılması, o ayki emekli aylığından daha yüksek bir tutarın mevcut olması halinde ise o ayki emekli aylığını aşan kısmın mevduat olarak kabul edilerek haczedilmesi gerektiğinin bildirildiği,

2.10. Muratpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğünce, adı geçen başvuranın aranılan amme borçlarının takip ve tahsili amacıyla yapılan işlemler incelendiğinde, başvuranın söz konusu hesabında ilgili ay emekli maaşından daha fazla bir tutar bulunduğunun tespit edilmesi nedeniyle ilgili ay maaş tutarını aşan kısmın mevduat olarak kabul edilerek haciz tatbik edildiği, yapılan haciz işleminde hukuka aykırı bir husus bulunmadığı, dolayısıyla tahsil edilip de kanuni sebeplerle iadesini gerektiren bir durum bulunmadığı dikkate alındığında haciz sonucu tahsil edilen tutarların herhangi bir yargı kararı bulunmadığı sürece iadesi mümkün bulunmadığı,

Hususlarına yer verildiği görülmüştür.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, 3.1. “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrası; “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar”, 3.2. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”, 3.3. “Sosyal güvenlik hakkı” başlıklı 60 ıncı maddesinde; “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.

Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” 3.4. Vergi ödevi” başlıklı 73 üncü maddesinde; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.

Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.”

3.5. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”,

/

4. Birleşmiş Milletler İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Korunması İçin Kurulan Ulusal

Kuruluşların Statüsüne İlişkin İlkeler/Paris Prensiplerinde; “…Ulusal kuruluşlar, yürürlükteki yasaları, mevzuatı ve yasa tasarıları ile yasa önerilerini incelerler ve metinlerin, insan haklarının temel ilkeleriyle uyumlu hale getirilmeleri için uygun gördükleri tavsiyeleri yaparlar; gerek gördükleri takdirde, yeni yasaların kabul edilmesini, yürürlükteki yasaların uyumlu hale getirilmesini ve idari önlemlerin alınmasını veya değiştirilmesini tavsiye ederler. Ulusal düzeyde yürürlükte olan yasaların, mevzuatın ve uygulamaların, insan haklarına ilişkin uluslararası belgeler ve mekanizmalarla uyumlu hale getirilmesini ve hayata geçirilmesini teşvik ederler ve sağlarlar.”,

5. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir”,

6. 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun;

6.1. “Cebren tahsil ve şekilleri” başlıklı 54 üncü maddesi; “Ödeme müddeti içinde ödenmiyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Cebren tahsil aşağıdaki şekillerden herhangi birinin tatbikı

suretiyle yapılır:

1. Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi,

2. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi,

3. Gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi.”

6.2. “Haciz” Başlıklı 62 inci maddesinin birinci fıkrası; “Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur.”

6.3. “Haczedilemiyecek mallar” başlıklı 70 inci maddesinin birinci fıkrası; “233 sayılı Kamu İktisadi

Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları, iştirakleri ve mahalli idarelerin malları hariç olmak üzere Devlet malları ile hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar”

6.4. “Kısmen haczedilebilen gelirler” başlıklı 71 inci maddesinde; “Aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok dörtte birinden az olamaz. Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz.”

6.5. “Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi” başlıklı 79 uncu maddesi; “…Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak

borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur…”

7. 31/05/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun;

7.1. “Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı” başlıklı 93 üncü maddesinin birinci fıkrası; “Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.”

7.2. Ek 18 inci maddesi; “Kurumca bu Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca gelir ve aylık ödemesi yapılanlara, bayramın içinde bulunduğu ayda gelir ve aylık alma şartıyla, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramında 1.000’er TL tutarında bayram ikramiyesi ödenir.

…

Bu madde kapsamında yapılan ödemelerden kesinti yapılamaz ve bu ödemeler haczedilemez…”

8. 09/05/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin (t) bendi; “Posta çeki işlemleri: PTT iş yerlerinde veya elektronik ileti şeklinde çek hesabı açtıran kişilerce bir miktar paranın hesabına borç kaydı suretiyle kendisine veya üçüncü bir kişiye ödenmesi ya da üçüncü kişinin hesabına alacak kaydedilmesi hususunda PTT tarafından belirlenen yöntemlerle gerçekleştirilen işlemleri ifade eder.”

9. 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununun “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 3 üncü maddesi; “…Mevduat: Yazılı ya da sözlü olarak veya herhangi bir şekilde halka duyurulmak suretiyle ivazsız veya bir ivaz karşılığında, istendiğinde ya da belli bir vadede geri ödenmek üzere kabul edilen parayı ifade eder…”

Hükümlerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde, başvuru konusuna ilişkin “Tavsiye Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden 11. Başvuru, vergi borcu nedeniyle emekli maaşına konulan haczin kaldırılması talebine ilişkindir.

Dolayısıyla şikayet konusu; vergi alacağının tahsiline ilişkin uygulamaları ve sosyal güvenlik hukukunu kapsadığından, bu hususlarda genel bir değerlendirme yapmakta fayda bulunmaktadır.

12. Günümüzde kamu harcamalarının finansmanında en önemli argüman ve gelir kaynağı vergidir. Nitekim

Anayasanın 73 üncü maddesiyle de kamu giderlerini karşılamak üzere herkesin mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğu belirtilmektedir. Bu bağlamda vergi yükünün kişilere adaletli ve dengeli dağıtılmasını sağlayacak önlemlerin devlet tarafından alınması gerekmektedir. Dolayısıyla kamu giderlerinin karşılanmasında önemli yere sahip olan verginin tahsilatının zamanında yapılamaması nedeniyle, zora dayalı tahsil sürecini öngören yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulmuştur. Bu çerçevede yükümlülüğünü yerine getiren mükelleflerle, getirmeyenlerin aynı kurallara tabi olması hukuk devletinin gerekleriyle bağdaşmayacağından kamu huzur ve barışının sağlanması adına mükelleflere cebire dayalı tahsil usulü uygulanabilmektedir.

13. Bu kapsamda kamu alacaklarının takip ve tahsili; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü

Hakkında Kanunla, özel alacakların takip ve tahsili ise; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunuyla gerçekleştirilmektedir. Kamu alacaklarının tahsilinin tehlikeye girmesi durumunda, alacağın güvence altına alınabilmesi için 6183 sayılı Kanunla bir takım hükümler getirilmiş, borcun vadesinde ve kendiliğinden ödenmemesi durumunda kanunda belirlenen yöntemler doğrultusunda ilgili idarelerin icra dairesi vasfında hareket ederek, alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki mallara ve haklara el koyabilmelerinin yolu açılmıştır.

14. Nitekim 6183 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesinde ödeme süresi içinde ödenmeyen kamu alacağının tahsil dairesince belirlenen yöntemlerle cebren tahsil edileceği hükmüne yer verilmiştir. Amme alacaklarında cebren tahsil; kanunlara ve usule uygun biçimde idarenin kanundan gelen “zor” gücünü kullanarak yani kamu gücüyle alacağın tahsil edilmesidir. Ancak cebren tahsil işlemlerini yerine getiren idarenin hukuk devleti olmanın bir gereği olarak ölçülü ve mevzuata uygun davranması gerekmektedir..

15. İdarelerce, kamu alacağını tahsil etmek amacıyla uygulanan cebren tahsil yöntemlerinden biri de 6183 sayılı Kanunun 62 ve 79 uncu maddeleri çerçevesinde uygulanan elektronik haciz yöntemidir. Söz konusu yöntem; alacaklı idarenin borçlunun banka hesabının bulunduğu banka şubesine ya da bankanın genel müdürlüğüne elektronik ortamda haciz bildirisi göndermesi yoluyla yapılmaktadır.

16. Bununla birlikte, yasa koyucunun, hususi Kanunlar yoluyla cebren hacze cevaz vermeyen düzenlemeleri de hayata geçirdiği, özellikle sosyal dengenin muhafazasına yönelik olarak emekli maaşlarına haciz işlemi uygulanmasını engelleyici bazı özel tedbirler de aldığı görülmektedir.

17. Kısaca bahsetmek gerekirse; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 121 inci maddesi çerçevesinde, söz konusu Kanuna göre aylık alanlara birkaç husus dışında haciz işlemi uygulanamayacağı düzenlenmiş idi.. 506 sayılı Kanunun 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun yürürlüğe girmesiyle mülga olduğundan, ilgililer 5510 sayılı Kanun kapsamına alınmış, 5510 sayılı Kanunda da, 506 sayılı Kanuna paralel olarak emekli maaşlarına hangi durumlarda haciz uygulanabileceği ve bayram ikramiyelerine haciz uygulanamayacağına ilişkin hususlar Kanunun 93 üncü ve ek 18 inci maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu mevzuat hükümleri incelendiğinde, vergi alacağının tahsili amacıyla emekli maaşından ve bayram ikramiyelerinden haciz veya kesinti caiz görülmemektedir.

18. Dosya özelinde yapılan inceleme neticesinde, başvuran tarafından ve plakalı araçlardan kaynaklı motorlu taşıtlar vergisi ve trafik idari para cezası borçlarının süresinde ödememesi

üzerine Muratpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğünce hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü

Hakkındaki Kanun hükümlerine göre cebri takip işlemlerine başlanılarak banka hesaplarına e-haciz uygulandığı, 9.611,41 TL’lik emekli maaşının sistem tarafından haciz dışı bırakıldığı, emekli maaşı dışında kalan 4.773,39 TL’lik tutarın banka tarafından anılan vergi dairesine aktarıldığı, başvuranın Üçkapılar Vergi

Dairesi Müdürlüğüne olan yüksek tutardaki borçları için anılan vergi dairesince takip işlemlerine başlanıldığı, bu kapsamda muhtelif tarihlerde banka hesaplarına e-haciz işleminin uygulandığı, bankalarda tespit edilen tutarın aktarılmasının istenildiği ancak emekli maaşı ile ilgili bir tutarın anılan vergi dairesi hesaplarına aktarılmadığı, yapılan e-hacizler neticesinde sadece T.C. Ziraat Bankası A.Ş.’den 28/11/2019 tarihinde 246,48 TL, 9/4/2021 tarihinde ise 0,92 TL aktarımının sağlanarak borçlara mahsubunun yapıldığı tespit edilmiştir.

19. Gelir İdaresi Başkanlığının Kurumumuza verdiği cevabi yazının incelemesinden, hesapta hesap sahibinin o ayki maaş tutarından daha yüksek bir tutar bulunmakta ise, tutarın mevduat olarak değerlendirilerek haczedilebileceği kanaatiyle emekli maaşını hesaba iade etmeyi reddettiği tespit edilmiştir.

20. Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanunun 93 üncü maddesi gereğince vergi borcu nedeniyle emekli maaşlarının haczedilmesi ancak borçlunun muvafakatiyle yapılabilmekte, yine aynı Kanunun ek 18 inci maddesi gereğince, bayram ikramiyeleri her ne sebeple olursa olsun haczedilememektedir.

21. Kanunun lafzı açık olmakla birlikte, Başkanlığın cevabi yazısında bahsettiği hususlar üzerine yapılan incelemelerde, Başkanlığın mütalaasını destekler nitelikte (maaş tutarından tasarruf edilen meblağın haczedilmesine imkan veren) herhangi bir hukuki düzenleme tespit edilememiştir. Kaldı ki, emekli maaşı alan kişinin hastalık veya değişik meşguliyetler nedeniyle maaşını çekememesi imkan dahilinde olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. Kaldı ki diğer emeklilere nazaran üç veya dört katı daha fazla maaş alan emeklilerin hesaplarına “daha çok tasarruf yapabilecekleri” gerekçesiyle haciz işlemi uygulanmamaktadır.

Ayrıca Başkanlığın mütalaası çerçevesinde uygulama yapılması durumunda, hacze uğrama endişesiyle borçlu emeklilerce hesapta bulunan tüm meblağın çekilmesinin kayıt dışını arttırıcı etkisi olabilir. Bununla birlikte Başkanlığın da dile getirdiği üzere; vergi kaybına neden olacak şekilde, benzer durumda olanların idareye bildirmedikleri farklı gelirleri de olabilir. Bu durumda dahi idare emekli maaşına değil, diğer gelirlerin tespitine mesai harcamalıdır. Bunun haricinde yapılacak her türlü uygulama yasama organınca koyulmuş kuralın yürütme organlarınca esnetilmesi anlamına gelir ki, idare hukukunda bu husus fonksiyon gaspı olarak değerlendirilmektedir. Dolayısıyla söz konusu Kanun hükümleri geçerliliğini koruduğu sürece uygulayıcılarca farklı bir işlem tesis edilmesi mümkün görünmemektedir. Yine de söz konusu Kanun hükümlerinin suiistimallere neden olduğu düşünülüyorsa ilgililerce bu hususta çalışmalar yapılabilir, yasa teklif taslakları hazırlanabilir. Yine alacaklı vergi dairelerinin borçluların hesap ve bakiye bilgilerine ulaşabildiği, ticari sır kavramının söz konusu durumlarda geçerli olmadığı görüldüğünden, vergi kaybına neden olacak transferler ve suiistimallerin önüne geçilmesi adına alt mevzuat düzenlemeleri yapılarak borçlular yakinen takip edilebilir, yazılımlarla hesaplar aktif olarak takip edilebilir.

22. Şikayete konu olayın gelişim süreci ve Başkanlığın cevabi yazısı incelendiğinde, başvuranın bir aylık emekli maaşından arta kalan kısmın mevduat kabul edilerek haczedilmesi ve haczedilen emekli maaşının iade edilmemesi işleminin hukuki dayanaktan yoksun olduğu kanaatine varılmıştır. Anayasa’nın

60 ıncı maddesi ile herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olmasının ve sosyal riskler karşısında asgari bir

hayat seviyenin teminat altına alınmasının amaçlandığı, bu bağlamda emeklilik aylığının da Anayasa güvencesi altındaki sosyal güvenlik haklarından olduğu hususunda duraksamaya yer yoktur. Dolayısıyla sosyal güvenlik hakkı ile doğrudan ilgili olan emeklilik aylığına muvafakat alınmadan haciz uygulanması

sosyal güvenlik hakkı ile de bağdaşmamaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 2009/19 Esas ve 2011/4 sayılı Kararında da; emekli maaşlarına haczi kısıtlayan; 5510 sayılı Kanunun 93 üncü maddesinin

Anayasaya aykırı olmadığı yönünde karar verdiği görülmektedir. Bu bağlamda başvuranın hesabında bulunan bir aylık emekli maaşından fazla olan kısmın mevduat olarak değerlendirilerek idarece haczedilmesi işleminde hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığından, haczedilen tutarın başvurana iade edilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna ulaşılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden 23. İyi yönetim ilkelerine, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmeler neticesinde; İdarenin “karara karşı başvuru yolları gösterilmesi” ilkesi ile

“kararların gerekçeli olması” ilkelerine uymadığı anlaşılmış olup, idareden bundan böyle bu ilkelere de uygun hareket etmesi önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

24. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Kararın idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup ilgili İdarenin işlemine karşı Antalya Vergi

Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamında göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Haczedilen tutarın iadesi sonrasında benzer durumların önlenmesine yönelik olarak gerekli tedbirlerin alınması hususunda, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, GELİR

İDARESİ BAŞKANLIĞI tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,

Kararın BAŞVURANA ve GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi