|
ÖZET: Başvuru, emekli maaşının Ziraat Bankası aracılığıyla ödenmesi ve banka promosyonlarının kesintiye uğramadan yapılması talebiyle ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) yöneltilmiştir. Başvuran, bankalara olan borcu nedeniyle promosyon ödemesinin yapılmadığını belirtmiş ve bu durumun düzeltilmesini istemiştir. SGK, emeklilere promosyon ödenmesinin yasal bir zorunluluk olmadığını, bu ödemelerin özel hukuk sözleşmesi çerçevesinde gerçekleştirildiğini ve bankaların borçları nedeniyle promosyon ödememe yetkisine sahip olduğunu açıklamıştır.
Kurum, promosyon ödemelerinin bankaların kendi bütçelerinden karşılandığını ve bu nedenle başvurunun özel hukuk ilişkisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca, emeklilerin bankalarla imzaladıkları protokoller çerçevesinde, borçları nedeniyle promosyon ödemelerinin yapılmaması durumunun hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. Kurum, ilerleyen dönemlerde protokol güncellemeleri ile emeklilere promosyon ödemelerinin kesintisiz yapılmasını sağlamak amacıyla gerekli tedbirlerin alınacağını ifade etmiştir. Sonuç olarak, başvurunun kabulü ile emeklilere bankalar tarafından ödenen promosyonların kesintiye uğramadan ödenmesi için SGK’ya tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, sosyal adaletin sağlanması ve sosyal devlet ilkesinin gereği olarak emeklilerin haklarının korunmasına yönelik bir adım olarak değerlendirilmektedir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/10839-S.24.16554
BAŞVURU NO : 2024/4857
KARAR TARİHİ : 07.10.2024
TAVSİYE KARARI GİZLİ, TCKN: GİZLİ
Adres: GİZLİ
BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
BAŞVURUNUN KONUSU : Banka promosyonunun kesintiye uğramadan ödenmesi hakkında.
BAŞVURU TARİHİ : 15.04.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Kurumumuza yapılan başvuruda başvuru sahibi, Ziraat Bankasından 01/06/2022 tarihinden itibaren
emekli maaşının ödendiğini, bankalara olan borcundan dolayı tarafına banka promosyon ödemesinin yapılmayacağının bildirildiğini, Özel yada Kamu Bankalarının da Emekli Maaş Promosyonu konusunda hassasiyet göstermesi gerektiğini belirterek hak ettiği emekli maaşı banka promosyon ödemelerinin geriye dönük olarak maaş hesabına yatırılmasını ve tüm bankacılık ürünleri kullanma yasaklarının kaldırılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Kurumumuzun 18/04/2024 tarih ve S. sayılı şikâyet konusuna ilişkin bilgi/belge isteme
yazılarına istinaden,
2.1) Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının (SGK) 20/05/2024 tarih ve E..- sayılı yazılarında;
Sigortalılara ve hak sahiplerine yapılacak ödemeler, mevzuatta açıkça belirtilmiştir. Bu ödemeler; gelir, aylık, ödenek ve bayram ikramiyesidir. Dolayısıyla 5510 sayılı Kanunda, Kurumuzdan gelir ve aylık alanlara promosyon ödeneceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle emeklilere promosyon ödenmesi, yasal bir zorunluluk olmadığı gibi sosyal hak niteliğinde bir ödeme de değildir.
2.2) Bilindiği üzere, “İdarelerin hem kamu hukuku alanında hem de özel hukuk alanında işlem
yapabileceği genel kabul görmektedir. Bu nedenle idare hukukunda “idari sözleşme” ve “idarenin özel hukuk sözleşmeleri” kavramları ortaya çıkmıştır. İdarenin, idare hukuku kuralları çerçevesinde yaptığı sözleşmeler, sözleşmenin kamu hukuku kurallarına tabi olması nedeniyle “idari sözleşmeler”, idarenin borçlar hukuku kurallarına tabi olarak yaptığı sözleşmeler ise “idarenin özel hukuk sözleşmeleri”dir.
Sözleşmenin tarafları olan idare ve özel hukuk kişisi arasında hukuken eşitlik bulunup bulunmadığı idari sözleşme ve özel hukuk sözleşmesi arasındaki temel farklardan biridir. İdari sözleşmelerde, taraflar arasında hukuki eşitlik yoktur, idare üstün pozisyondadır. İdarenin özel hukuk sözleşmeleri ise tarafların
/
eşit hak ve yükümlülüklere sahip olduğu sözleşmelerdir” (Danıştay Onüçüncü Dairesinin 01.12.2021 tarihli ve E: / K: / sayılı kararı). Bu kapsamda, ilgili Protokol özel hukuk sözleşmesi niteliğindedir. Nitekim, yargı kararları doğrultusunda Protokol, İdare ve özel hukuk kişisi bankalar arasında eşit hak ve yükümlülükler öngören bir sözleşme olup tarafların görev ve sorumlulukları, yaptırımlar ve fesih şartları Protokol’le belirlenmiştir. Ayrıca, sözleşme özgürlüğü ve eşitliği ilkelerine uygun olarak içeriği taraflarca hazırlanmış ve imzalanmıştır.
2.3) Protokol özü itibariyle; Kurumumuzdan gelir/aylık alanlara ve/veya hak sahiplerine
gelir/aylıklarının ödenmesinde ilgili bankayı tercih etmelerine karşılık, Protokol uyarınca bankalar tarafından kendilerine promosyon adı altında ödeme yapılmasına imkan sağlamaktadır. Protokol’de bankalarca ödenecek asgari promosyon tutarları ve ilgili promosyonların ödenmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Başvuruya konu başvuru sahibine bankaya takipli kredi borcundan dolayı promosyon ödememesi, Protokol’ün 10’uncu maddesinde yer alan “… Gelir/aylık alanlardan Bankaya olan borçları Banka tarafından “Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı”nda izlenenlerin durumu Bankaya olan borçları kapatıldıktan sonra ayrıca değerlendirilecektir” hükmüne dayanmaktadır. Bu kapsamda bankaya olan borcu nedeniyle takip başlatılmış gelir/aylık alanlara ve/veya hak sahiplerine promosyon ödenmemesi, söz konusu Protokol’ün 10 uncu maddesi gereğince taraf Bankanın yetkisindedir ve hukuka uygundur.
2.4) Kurumdan gelir/aylık alanlar ile hak sahiplerine ödenen promosyon, gelir/aylığın ödenmesine
aracılık eden bankanın kendi bütçesinden karşılanmaktadır. Promosyon ödemesi, bankalarla imzalanan özel hukuk sözleşmesi niteliğindeki Protokol aracılığıyla mümkün olmaktadır. Bu nedenle, başvuruya konu talebin özel hukuk ilişkisi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bankacılık Kanunu’na tabi bankalar, özel hukuk kuralları çerçevesinde faaliyet gösteren, bankacılık sektörünün ve ekonomik kuralların gerektirdiği verimlilik ve rekabet esaslarına göre çalışan özel kuruluşlardır. Bankacılık faaliyeti kamu hizmeti sayılmadığından, borçları nedeniyle takibe alınmış gelir/aylık alanlara ve/veya hak sahiplerine promosyon ödenmemesi, bankaların yetkisindedir ve Protokol’ün 10 uncu maddesine uygundur. Kurumumuzdan gelir/aylık alanlar ve/veya hak sahipleri, kendi tercihleri doğrultusunda 21 farklı bankadan birini seçerek promosyon talebinde bulunma özgürlüğüne sahiptir. Bu nedenle, ilgili
Protokol’e taraf haklarında takipli icra borçlarının bulunmadığı bir bankayı tercih etmeleri veya takipli borçlarını ödemeleri durumunda kendilerine promosyon ödenmesine engel bulunmamaktadır.
2.5) Kurumun kanuni görev ve sorumluluğu olmamasına rağmen gelir/aylık alanların ve/veya hak
sahiplerinin promosyon taleplerini yerine getirmek amacıyla taraf bankalarla Protokol imzalayarak gelir/aylık alanlara ve/veya hak sahiplerine bankalarca promosyon ödenmesine imkan sağlamaktadır.
Haklarında icra takibi yapılan gelir/aylık alanlara ve/veya hak sahiplerine promosyon ödememesi, Protokol’ün 10 uncu maddesine yer alan “…Gelir/aylık alanlardan Bankaya olan borçları Banka tarafından “Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı”nda izlenenlerin durumu Bankaya olan borçları kapatıldıktan sonra ayrıca değerlendirilecektir” düzlenmesine dayanmaktadır. Bankaya olan borcu nedeniyle takibe alınmış gelir/aylık alanlara ve/veya hak sahiplerine promosyon ödenmemesi, taraf bankanın yetkisinde olup hukuka uygundur.
2.6) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun birinci maddesine göre, bir sözleşmenin geçerli olması için
tarafların iradelerini açıkça ve birbirlerine uyumlu şekilde ifade etmeleri gerekmektedir. Haklarında icra takibi bulunan gelir/aylık alanlara ve/veya hak sahiplerine promosyon ödenmemesi, özel hukuk sözleşmesi niteliğindeki Protokol’ün 10 uncu maddesine dayanmaktadır. Söz konusu düzenlemenin değişmesi, sözleşmesi özgürlüğü ve eşitliği ilkelerine uygun olarak tarafların sözleşmenin içeriğini değiştirme yönündeki iradeleriyle mümkündür. Bu kapsamda Kurum Protokol güncelleme çalışmaları kapsamında, gelir/aylık alanlara ve/veya hak sahiplerine bankalar tarafından ödenen promosyon tutarlarının herhangi bir kesintiye uğramadan ödenmesine yönelik değişiklikleri gündeme getirilecektir.
/
Açıklamaları yapılmıştır.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının,
3.1) “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5’inci maddesi, “Devletin temel amaç ve görevleri,
Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
3.2) “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 uncu maddesinin beşinci fıkrası; “Devlet organları ve idare
makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar”,
3.3) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35 inci maddesinde; “Herkes,
mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”,
3.4) “Sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler:” başlıklı 61’inci maddesinde,
Yaşlılar, Devletçe korunur, Yaşlılara Devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar kanunla düzenlenir.”
3.5) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin
üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler”,
4) Birleşmiş Milletler İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Korunması İçin Kurulan Ulusal
Kuruluşların Statüsüne İlişkin İlkeler/Paris Prensiplerinde; “…Ulusal kuruluşlar, yürürlükteki yasaları, mevzuatı ve yasa tasarıları ile yasa önerilerini incelerler ve metinlerin, insan haklarının temel ilkeleriyle uyumlu hale getirilmeleri için uygun gördükleri tavsiyeleri yaparlar; gerek gördükleri takdirde, yeni yasaların kabul edilmesini, yürürlükteki yasaların uyumlu hale getirilmesini ve idari önlemlerin alınmasını veya değiştirilmesini tavsiye ederler. Ulusal düzeyde yürürlükte olan yasaların, mevzuatın ve uygulamaların, insan haklarına ilişkin uluslararası belgeler ve mekanizmalarla uyumlu hale getirilmesini ve hayata geçirilmesini teşvik ederler ve sağlarlar.
5) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun Görevi” başlıklı 5’inci
maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
6) 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun “Amaç” başlıklı 1’inci
maddesinde, Bu Kanunun amacı, sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma
/
şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir.
6.1) “Devir, temlik, haciz ve Kurum alacaklarında zamanaşımı” 93’üncü maddesinde, (Değişik
birinci fıkra: 17/4/2008-5754/56 md.) …Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.
7) 2004 Sayılı İcra Ve İflas Kanununun “Kısmen haczi caiz olan şeyler:” başlıklı 83’üncü
maddesinde, (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama müstenit olmayan nafakalar, tekaüt maaşları, sigortalar veya tekaüt sandıkları tarafından tahsis edilen iratlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra memurunca lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir. (Değişik: 12/4/1968 – 1045/1 md.) Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez.
8) 6772 sayılı Devlet Ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Ve 6452
Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 ‘nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanunun 4’üncü maddesinde, “…Aylık istihkakların hesabında fazla mesai, evlilik, çocuk zamları veya primleri, ayni yardımlar, hafta ve genel tatil ücretleri gibi esas ücrete munzam tediyeler nazarı itibara alınmaz. Bu tediyelerden çeşitli işçi sigortalarının icabettirdiği primler kesilmez ve bu paralar borç için haczedilemez.”
9) 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Alacaklar ve Diğer Haklar Üzerinde Rehin” başlıklı
954’üncü maddesinde, “Başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar rehnedilebilir.”
10) 4857 sayılı İş Kanununun “Ücret ve ücretin ödenmesi” başlıklı 32’inci maddesinde, “Genel
anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. (Değişik ikinci fıkra: 17/4/2008-5754/85 md.) Ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkak kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir.
11) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “Kanuna göre” başlıklı 102’inci maddesinde, “Kanunen
geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık” bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.”
“Takas başlıklı 139’uncu maddesinde,” “İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.” 143’üncü maddesinde, “Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer.”
Hükümleri yer almaktadır.
/
12) Sosyal Güvenlik Kurumu İle Ziraat Bankası A.Ş. Arasındaki Sigortalı Ve Hak Sahiplerine İlk
Bağlanan Gelir/aylık Ödemeleri İle Emekli İkramiyelerinin Ve Sosyal Güvenlik Kurumu
Kapsamında Gelir ve aylık Alanlara Promosyon Ödenmesine İlişkin Protokol’de; 9’uncu maddesinde, Banka, halihazırda kendi şubeleri aracılığıyla gelir/ayllk alanlara, halihazırda diğer bankalardan veya PTT’den gelir/aylık alırken gelir/aylığını Bankaya taşıyanlara ve Kurum tarafından ilk defa bağlanarak gelir/aylık ödemesi Bankaya gönderilenlere promosyon ödemesi yapacaktır.
10’uncu maddesinde, Banka promosyon ödemesini, kişinin, gelir/aylıklarını 3 (üç) yıl süre ile aralıksız olarak Bankadan almaya devam etmesi ve protokol ekinde düzenlenen Taahhütnameyi imzalaması şartıyla yapacaktır. Promosyon tutarlarının Banka tarafından güncellenmesi durumunda emekli ve hak sahiplerinden yeni bir Taahhütname alınmayabilecek olup, bu durumda mevcut taahhütnamenin süresi promosyon ödemesinin yapıldığı tarihten itibaren 3 (üç) yıl uzatılmış sayılacaktır. Promosyon talep etmeyen, taahhütname imzalamayan kişilere promosyon ödemesi yapılmayacaktır. Gelir/aylık alanlardan
Bankaya olan borçlan Banka tarafından “Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı”nda izlenenlerin durumu
Bankaya olan borçları kapatıldıktan sonra ayrıca değerlendirilecektir.
11’inci maddesinde, Banka, kendi şubeleri aracılığı ile gelir/aylık alan kişilerden 1 aya isabet eden gelir/ayllk tutarı;…
3 (üç) yıllık süre için peşin ve nakdi olarak promosyon ödemesi yapacaktır. Söz konusu 3 (üç) yıllık süre
içerisinde, gelir/aylık tutarlarında meydana gelecek yıllık artış dolayısıyla, gelir/aylık alanlara ilave promosyon ödemesi yapılmayacaktır. Bu tutarlar, Banka tarafından ödenecek asgari tutarlar olup Banka, kendi uygulamaları doğrultusunda söz konusu tutarları arttırabilecektir. Ancak söz konusu artış, her bir gelir/aylık aralığı İçin eşit oranda/tutarda yapılacak olup, bunun dışında herhangi bir farklılaştırma yapılamayacaktır. Ödenecek promosyon tutarının asgari tutarların üzerinde olması durumunda bu tutarlar, Banka tarafından Kuruma yazılı olarak bildirildikten sonra uygulanacaktır. Asgari promosyon tutarları, protokolün yürürlükte olduğu süre boyunca sabit kalacaktır.
17’nci maddesinde, Banka tarafından Promosyon ödemesi yapılan gelir/aylık alanlar, promosyon ödeme tarihinden itibaren 3 yıl süresince banka değişikliği yapamayacaktır. Bu protokol kapsamında promosyon ödenen gelir/aylık alanların, gelir/aylıklarının başka bankaya veya PTT’ye taşınmaması için promosyon ödeme tarihinden itibaren 3 yıllık süre boyunca gelir/aylıklarına Kurum tarafından banka değişikliğini engelleme amacıyla bloke konulacaktır.
18’inci maddesinde, Banka, 11’nci maddede belirtilen promosyonu alan, ancak ölüm dışında çeşitli nedenlerle (evlenme, işe girme, yaşını doldurma, vb.) gelir/ayllkları kesilenlerden, ödediği promosyonu kıstelyevm şekilde tahsil edebilecektir.
Bankaca, promosyon tutarının kıstelyevm şekilde gelir/aylık alanlardan yukarıda belirtilen gerekçelerle tahsil edilmesi gerektiği durumlarda, Kredili Mevduat Hesabından ya da Kredi Kartından tahsilat yapılamayacaktır.
23’üncü maddesinde, Bu Protokolde hüküm bulunmayan hususlarda, Kurum ile Banka arasında imzalanan ve yürürlükte bulunan “Gelir/Aylık Ödemeleri Protokolü” hükümlerine göre işlem yapılacaktır.
hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
13) Başvuranın iddiaları, İdarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı
birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
14) Başvuru sahibi, özetle Ziraat Bankasından 01/06/2022 tarihinden itibaren emekli maaşının
ödendiğini, bankalara olan borcundan dolayı tarafına banka promosyon ödemesinin yapılmayacağının bildirildiğini, Özel yada Kamu Bankalarının da Emekli Maaş Promosyonu konusunda hassasiyet göstermesi gerektiğini belirterek hak ettiği emekli maaşı banka promosyon ödemelerinin geriye dönük olarak maaş hesabına yatırılmasını ve tüm bankacılık ürünleri kullanma yasaklarının kaldırılmasını talep etmektedir.
15) Başvuruya muhatap idare Kurumumuza verdiği cevapta, emekli aylığı alan kişilere maaş hesabı
karşılığı bankalar tarafından ödenen promosyon ücretlerinin icra takibi dolayısıyla kesilmemesi talebiyle ilgili SGK tarafından emeklilere promosyon ödenmesinin yasal bir zorunluluk olmadığı gibi sosyal hak niteliğinde bir ödeme olmadığını, promosyon ödeme protokolünün özel hukuk sözleşmesi niteliğinde olduğunu, yargı kararları doğrultusunda protokol, İdare ve özel hukuk kişisi bankalar arasında eşit hak ve yükümlülükler öngören bir sözleşme olup tarafların görev ve sorumlulukları, yaptırımlar ve fesih şartları
Protokol’le belirlendiğini, başvuruya konu başvuru sahibine bankaya takipli kredi borcundan dolayı promosyon ödememesinin Protokol’ün 10’uncu maddesinde yer alan “… Gelir/aylık alanlardan Bankaya olan borçları Banka tarafından “Tasfiye Olunacak Alacaklar Hesabı”nda izlenenlerin durumu Bankaya olan borçları kapatıldıktan sonra ayrıca değerlendirilecektir” hükmüne dayandığını, bu kapsamda bankaya olan borcu nedeniyle takip başlatılmış gelir/aylık alanlara ve/veya hak sahiplerine promosyon ödenmemesinin söz konusu Protokol’ün 10’uncu maddesi gereğince taraf bankanın yetkisinde ve hukuka uygun olduğunu,
16) Kurumdan gelir/aylık alanlar ile hak sahiplerine ödenen promosyonun gelir/aylığın ödenmesine
aracılık eden bankanın kendi bütçesinden karşılandığını, promosyon ödemesi, bankalarla imzalanan özel hukuk sözleşmesi niteliğindeki Protokol aracılığıyla mümkün olduğu, bu nedenle başvuruya konu talebin özel hukuk ilişkisi çerçevesinde değerlendirilmesinin gerektiği, Bankacılık Kanunu’na tabi bankalar, özel hukuk kuralları çerçevesinde faaliyet gösteren, bankacılık sektörünün ve ekonomik kuralların gerektirdiği verimlilik ve rekabet esaslarına göre çalışan özel kuruluş olduğu, bankacılık faaliyeti kamu hizmeti sayılmadığından, borçları nedeniyle takibe alınmış gelir/aylık alanlara ve/veya hak sahiplerine promosyon ödenmemesinin bankaların yetkisinde ve Protokol’ün 10’uncu maddesine uygun olduğu, haklarında icra takibi bulunan gelir/aylık alanlara ve/veya hak sahiplerine promosyon ödenmemesinin özel hukuk sözleşmesi niteliğindeki Protokol’ün 10’ uncu maddesine dayandığını, söz konusu düzenlemenin değişmesi, Sözleşme özgürlüğü ve eşitliği ilkelerine uygun olarak tarafların sözleşmenin içeriğini değiştirme yönündeki iradeleriyle mümkün olduğu, bu kapsamda SGK’nın protokol güncelleme çalışmaları kapsamında, gelir/aylık alanlara ve/veya hak sahiplerine bankalar tarafından ödenen
promosyon tutarlarının herhangi bir kesintiye uğramadan ödenmesine yönelik değişiklikleri gündeme getirileceği belirtmiştir.
17) Kurumumuza ulaşan başvuruların konusunu genellikle bireysel mağduriyet iddiaları oluşturmakla
birlikte, toplumun çoğunluğunu ilgilendiren ve kamuoyunun gündemini oluşturan konular da
Kurumumuza yapılan başvurular arasında yer almaktadır. Kurumumuzun farklı görüşleri bir araya getirmek suretiyle gerçekleştirdiği çalıştaylar ile hazırladığı rapor ve kararlarda sorunların çözüme kavuşturulması ve uygulamaların iyileştirilmesine yönelik tavsiyelerde bulunulmuş ve çalışmalar kamuoyunun bilgisine sunulmuştur. Kurumumuz, görev alanına girmeyen başvuruları doğrudan incelememek yerine, yapıcı bir tavır sergileyerek başvurunun niteliğine göre başvurucuları sorunlarını çözebilecek mercilere yönlendirmekte, gerekli durumlarda inisiyatif alarak gerekli girişimlerde bulunabilmektedir.
18) Bankacılık sektörü ve bankalar, finansal sistem içerisinde finansal aracılık hizmetini yerine getiren en
önemli aktör olmanın yanında tüm ekonomiyi etkileyen büyük bir sektördür. Bankalar 5411 sayılı
Bankacılık Kanununda düzenlenmiş olan faaliyetleri yerine getirirken kar elde etme amacı gütmektedir.
Bununla birlikte bankaların, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanması, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışması, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması hedefleri bulunmaktadır.
19) Devlet mekanizması, doğrudan veya yetki verdiği hukuk süjeleri vasıtasıyla toplumun geneline
yayılan ihtiyaçların tam ve eksiksiz surette giderilebilmesi için kamu yararını gözeterek faaliyette bulunmaktadır. Bu kapsamda, toplumsal ihtiyaçların yoğun olarak gözlendiği bazı alanlar, vatandaşlara asgari standartların sağlanması gerekliliğiyle öne çıkmaktadır. Özellikle güvenlik, sağlık, eğitim gibi temel kamu hizmeti alanlarına konu hususlar, vatandaşlar bakımından olmazsa olmaz niteliktedir. Bu yönüyle anılan hizmet sahalarının, kamu yararının gerçekleştirilmesi bakımından daha öncelikli olduğu söylenebilecektir.
20) Anayasanın 2’nci maddesinde açıkça Devletin nitelikleri arasında sayılmış olan sosyal devlet ilkesi
ele alınmalıdır. Toplumun tüm üyelerinin Anayasa ile belirlenmiş olan Devlet edimlerine muhtaç olduğu göz önüne alındığında ve sosyal devlet ilkesinin genel itibariyle bahse konu bu edimlerin Devlet tarafından “insan onuruna yakışır bir yaşamı güvence altına almak için” yerine getirilmesi olarak anlaşılması karşısında; Devletin toplumun ihtiyaçlarına ve ekonomik gereklere cevap vermesinin beklenmesi tabiidir.
21) Anayasa Mahkemesi, söz konusu ilkeye yönelik olarak 14/05/2015 tarihli ve / E., / K.
sayılı kararında, “…sosyal hukuk devleti, insan haklarına dayanan, kişilerin huzur, refah ve mutluluk içinde yaşamalarını güvence altına alan, kişi hak ve özgürlükleriyle kamu yararı arasında adil bir denge kurabilen, çalışma hayatını geliştirmek ve ekonomik önlemler alarak çalışanlarını koruyan, onların insan onuruna uygun hayat sürdürmelerini sağlayan, milli gelirin adalete uygun biçimde dağıtılması için gereken önlemleri alan, sosyal güvenlik hakkını yaşama geçirebilen, sosyal adaleti ve toplumsal dengeleri gözeten devlettir. Çağdaş devlet anlayışı sosyal hukuk devletinin tüm kurum ve kurallarıyla Anayasa’nın özüne ve ruhuna uygun biçimde kurularak işletilmesini, bu yolla bireylerin refah, huzur ve mutluluğunun sağlanmasını gerekli kılar” değerlendirmelerinde bulunmuştur. Gerçekten de bu ilke, vatandaşlara “en geniş anlamda yaşam güvencesi” sağlanmasını gerektirmektedir.
22) Sosyal devlet olmanın gerekleri sadece Devlet tarafından sosyal yardımlarda bulunulmasıyla
sınırlandırılamaz, bireylere ihtiyaçları olan ekonomik değerlerin sağlanması da sosyal devletin
/
vatandaşlarını kuşatıcı rolünü tamamlayıcı niteliktedir. Bu yönüyle de kamu bankalarının başvurulara konu olan uygulamaları hassasiyet taşımakta olup kamusal yönü ağır basmaktadır.
23) 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun temel amacının sosyal sigortalar ile
genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemek olduğu açıkça belirtilmiştir. Sosyal güvenlik sistemi kapsamında olmanın uzun vade için en önemli sonucu emekliliktir. Sosyal güvenlik en geniş tabiriyle kişileri mesleki, fizyolojik ve sosyoekonomik riskler dolayısıyla karşı karşıya kaldıkları tehlikelere ve zararlara karşı korumayı hedefleyen güvencedir.
(Zunluoğlu, 2014: 7) Sosyal güvenlik desteğiyle birlikte birey emeklilikle bir nevi güvence altına alınmış olur. Bireylerin sosyal güvenliklerinin teminat altına alınması, sosyal devlet olma ilkesinin gereğidir.
24) Anayasa Mahkemesi’nin / no’lu Bireysel Başvuruyla ilgili verdiği 11/9/2019 tarihli
kararında, “Sosyal güvenlik hakkının yer aldığı Anayasa’nın 60. maddesinde “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar.” denilmektedir.
Sosyal güvenlik bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence altına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak kişilerin yaşlılık, hastalık, malullük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmıştır (AYM, E.2006/111, K.2006/112, 15/12/2006).” yönünde değerlendirmeleri yer almaktadır.
25) Bu kapsamda sosyal devlet ilkesi gereğince emeklilere emekli olduktan sonra yaşamlarını sürdürecek
bir emekli aylığı bağlanmaktadır. Bununla birlikte, 20/07/2007 tarihli ve 26588 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/21 nolu Başbakanlık Genelgesinin 4’üncü maddesi, daha sonra 10/08/2010 tarihli ve
27668 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2010/17 no’lu Başbakanlık Genelgesi ile değiştirilerek, “Banka
tarafından verilecek promosyon miktarının tamamı personele dağıtılacaktır.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu genelgeler ile, kamu görevlilerine promosyon hakkı tanınmış, bunun yanında daha önceleri bir kısmı birim personelinin ihtiyaçları doğrultusunda kullanılması karara bağlanan promosyonun hepsi maaş sahiplerine dağıtılması şeklinde düzenlenmiştir. Öte yandan 14/02/2017 tarihinde yapılan düzenleme ile emeklilere de maaş promosyonu hakkı tanınmış olup yapılan kanuni düzenleme ile birlikte emekli ikramiyelerinin ve Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamında Gelir/Aylık Alanlara Promosyon Ödenmesine
İlişkin Protokol 14/02/2017 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu ile 21 banka arasında imzalanıp yürürlüğe girmiştir. Bankaların verdiği bu maaş promosyonları ile ilgili olarak genelgeler yayımlanmış, bu genelgelerle bir yandan promosyonların oran ve ödeme şeklinde takip edilecek esas ve usuller belirlenirken, diğer taraftan çalışanlara promosyon yansıtılması bankalar için zorunlu hale getirilmiştir.
Emekliler, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun protokol imzaladığı kurum veya bankalardan birini tercih etme imkanı bulunmaktadır.
26) Benzer bir başvuruyla ilgili Kurumumuzun verdiği 2016/532 no’lu başvuruya ilişkin 15/06/2016
tarihli “Tavsiye Kararında”;
26.1) Dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, protokol tarihinden sonra
işe başlayan personele promosyon ödemesi yapılıp yapılamayacağı hususunda Banka ile yazışmalar yapıldığı, Banka tarafından protokolün yukarıda bahsedilen 4.5. maddesi gereğince söz konusu ödemeyi yapamayacağı yönünde cevap verildiği; İdarenin de Banka tarafından verilen bu yöndeki cevaplara istinaden işlem yapamadığı anlaşılmıştır. İdarenin de iradesini ortaya koyarak imzaladığı bu protokolden
kaynaklanan uyuşmazlıklarda idarenin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığı kabul edilemez. Bu anlamda idare, protokolü imzaladığı tarihte basiretli davranarak Kurumunda daha sonra yeni çalışanlar istihdam edeceğini hesaplamalı ve öngörülebilirlik ilkesine uygun hareket edip sözleşme hükümlerini tartışarak imza altına almalıdır. Aksi takdirde idare, Anayasanın 125 inci maddesinde de yer verildiği üzere, çalışanına vermiş olduğu bu zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Bu yönüyle idarenin şikâyete konu edilen işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
26.2) Bunun yanı sıra Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 6 numaralı paragrafta yer
verilen görüşlerinde; kurumların bankalarla yaptıkları protokol tarihinden sonra göreve başlayan personelin hangi koşullarla banka promosyonlarından yararlanabileceğine ilişkin hususların niteliği itibarıyla uygulamaya ilişkin olduğu ve kurum ve kuruluşlarının teşkilatı, personel yapısı ve hareketlerine göre bankalarla yaptıkları protokoller çerçevesinde ele alınmasının daha uygun olacağı yönünde değerlendirme yapılmış olup; idareler kendilerine tanınan hareket alanı içerisinde öngörülebilirlik ilkesi çerçevesinde en makul çözümü bulmaları gerekmektedir. Nitekim şikâyet edilen idare küçük bir teşkilatlanma olduğundan ve personel sayısının da az olduğu anlaşıldığından, teşkilat yapısı ve personel sayısında çok büyük değişikliklerin olmayacağı da aşikârdır. Bu anlamda personel hareketliliğinin tahmin edilebilir bir çerçevede kalacağının öngörülmesi mümkündür.” şeklinde karar verilmiştir.”
27) Yine Kurumumuzun bir diğer 2022/9072 no’lu başvuruya ilişkin 07/12/2022 tarihli “Tavsiye
Kararında”
Söz konusu Genelge, bankalarla yapılacak protokollere ilişkin uyulması gereken genel çerçeveyi çizmiş olup promosyon ödemeleri bağlamındaki tereddütleri bir noktaya kadar gidermiştir. Ancak zaman içinde değişen şartlarla birlikte, Genelgenin 4 üncü ve 5 inci maddelerinin yeniden ele alınması gerekmiş ve bu kapsamda söz konusu maddelerde değişiklik öngörmek üzere sırasıyla 2008/18 sayılı ve 2010/17 sayılı
Başbakanlık Genelgeleri çıkarılmıştır. 2007/21 sayılı Genelgenin 5 inci maddesindeki değişiklikle, kamu kurum ve kuruluşlarının promosyon ödemelerini ne miktarda ve ne kadar sürede yapacaklarına ilişkin sınırlayıcı hüküm ortadan kaldırılmıştır. Böylece ilgili kurumların kendi öznel şartlarını değerlendirerek bu ödemeyi yapmaları hususunda geniş bir takdir sahası oluşturulmuştur. Söz konusu Genelgenin 4 üncü maddesinde yapılan değişiklikle ise, bankadan alınacak promosyon miktarının tamamının personele dağıtılacağı esası benimsenmiş ve bu suretle promosyon bedelinin üçte birine kadarki kısmının ilgili kurum personelinin ihtiyaçları doğrultusunda kullanılabileceğine ilişkin yaklaşım terkedilmiştir. Bu hususlar, promosyon bedelinin, kamu personelinin aylık veya ücretinin tamamlayıcı parçası olduğu gerçeğinin kabulüne işaret etmektedir.” şeklinde karar verilmiştir.
28) Antalya 1’inci İdare Mahkemesinin 13/06/2013 tarih ve / E. / Karar sayılı ilamında,
“Bu çerçevede, önceki yıllarda kamu kurumlarının aylıkların ödeneceği bankalarla protokol imzalamaları karşılığında sunacakları hizmet kalitesinin dışında ilgili kurumlara promosyon adı altında ayni veya nakdi ek mali imkanlar sunmuş, ancak sunulan bu ek mali imkanların tasarrufuna ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığından uygulamada bu imkanlar kurum hizmetlerine tahsis edilmiş ve/veya çalışanlarına paylaştırılmış, yani bu husus ilgili kurumların taktirine bırakılmıştır.” kararına yer verilmiştir.
29) Başvuru konusunun SGK, Emekli Sandığı ve BAĞ-KUR kapsamındaki emeklilerin haklarında
başlatılan icra takibi gerekçe gösterilerek emekli maaşlarının yattığı kamu bankaları tarafından kendilerine promosyon ödemesi yapılmadığı hususunun irdelenmesi gerekir. Haciz, cebri icra organı tarafından yapılan devlete ilişkin bir hakimiyet tasarrufu olup, icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için, bu yolda istemde bulunan alacaklı lehine, söz konusu alacağı
/
karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara, icra memuru tarafından hukuken el konulmasıdır. 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu’nun 82’nci maddesinin 9’uncu fıkrası doğrultusunda emekli maaşının haczedilemez oluşu esastır. Emekli aylığının haczedilemeyeceğine ilişkin hüküm 5510 sayılı
Kanun’un 93’üncü maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, 5510 sayılı Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. SGK’nın ilgili emekli kişiden prim, SGDP gibi bir kurum alacağı var ise bu durumda emekli maaşı haczedilebilir.
SGK’ya borcu olan ve emekli aylığı alanların maaşlarının dörtte biri haczedilebilmektedir. Böylesi bir durumda haczedilecek maaş miktarı da emekli maaşının % 25’inden fazla olamaz. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.
30) Buna göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun
muvafakatinin bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir. Kanun hükmüne göre emeklinin maaşına, üçüncü kişilere olan borcu nedeniyle haciz konulabilmesi için borçlu emeklinin rızasının olması gerekmektedir. Alacağın takibini yapan icra daireleri, emeklinin maaşına haciz konulması için yazılı rızası yok ise haciz taleplerini reddetmektedir. Emekli insanların çalışmak zorunda olmadan hayatlarını sürdürebilmeleri sosyal devlet ilkesi bakımından çok önemlidir. Çalışmak zorunda kalmamak için yeterli düzeyde düzenli bir gelire sahip olmak gerekir. Yaşlılık aylığı, kişinin insan onuruna yaraşır asgari bir yaşam sürmesi için gerekli olduğu; sosyal güvenlik, ekonomik yönden güçsüzleri, insanca yaşamak için yeterli geliri olmayanları koruyup kollamak için vardır.
31) Kamu bankalarının SGK ile yaptıkları protokol kapsamında emekli aylıklarının ödendiği emeklilere
icar takibinden dolayı emekli aylıklarının kesilmesiyle ilgili bankaların 5411 sayılı Bankalar Kanunu’nda bankacılık faaliyetinin kamu hizmeti olduğuna dair hükmün yer almadığı, söz konusu promosyon ödemesinin ücretten, maaş ve maaş eklentisi olarak sayılmayacağı, ödemeyle ilgili 5510 Sayılı
Kanunu’nun 93’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemenin uygulanamayacağının düşünüldüğü belirtilmiştir. Yine SGK tarafından promosyon ödenmesi ile ilgili herhangi bir yasal dayanağının bulunmadığı, bankalar ile emekli ve hak sahiplerine promosyon ödenmesine ilişkin protokol imzalandığı, SGK’nın emekli ve hak sahiplerine promosyon ödenmesi ile ilgili görevinin bulunmadığı, sosyal sorumluluğun gereği olarak SGK ile istekli bankalar arasında protokol imzalanması suretiyle usul ve esaslarının belirlendiği, söz konusu Protokol’ün 10’uncu maddesi gereğince, hak sahiplerinin gelir/aylık ödemelerine aracılık eden Bankaya/PTT’ye olan borçları nedeniyle “Tasfiye Olunacak
Alacaklar Hesabı”nda izlenen emekli ve/veya hak sahiplerine promosyon ödemesi yapılıp yapılamayacağı ile ilgili karar bankanın yetkisinde bulunduğu, bahsi geçen emekli promosyon ödemelerinin Sosyal Güvenlik Kurumu ile bankalar arasında imzalanan çerçeve protokol ve her bir emekli ile banka arasında yapılan sözleşmelerde yer alan hükümler çerçevesinde yapılmakta olduğu belirtilmiştir.
32) Mezkur kararlarda belirtildiği üzere, Başbakanlık Genelgeleriyle banka promosyonlarının banka
promosyonlarının ödeme takvimi ve tutarı konusunun, bankalarla kurumlar arasında yapılan protokollere bırakıldığı, promosyon konusunun genel bir düzenlemeye konu edilmesi yerine, bankalarla yapılan protokoller çerçevesinde ele alınmasının daha uygun olduğu, Bankalar tarafından sunulan bu ek mali imkânların tasarrufuna ilişkin olarak söz konusu protokollerle belirlenmesi gerektiği, emeklilere promosyon verilmesinin yasal zorunluluktan ziyade yukarıda belirtilen Başbakanlık Genelgeleri ve sözleşmeye bağlanan protokollerle zorunlu hale getirildiği, promosyon bedelinin, kamu personelinin aylık veya ücretinin tamamlayıcı parçası olduğu, promosyon uygulamasının bahse konu Mahkeme kararında belirtildiği üzere Kurumların takdirine bırakıldığı, BDDK tarafından emekli promosyon
/
ödemelerinin SGK ile bankalar arasında imzalanan çerçeve protokol ve her bir emekli ile banka arasında yapılan sözleşmelerde yer alan hükümler çerçevesinde yapılmakta olduğu, mevcut protokol hükümleri incelendiğinde banka promosyonunun emekli maaşının ilgili bankaya taşıması karşılığında ödendiği değerlendirilmiştir.
33) Promosyonla ilgili protokol hükümleri irdelendiğinde, bankalar tarafından ödenecek promosyon
tutarının protokol ekinde yer alan taahhütnamenin taraflarca imzalanmasıyla bankanın yükümlülük altına girdiği, Gelir/aylık alanlardan Bankaya olan borçları Banka tarafından “Tasfiye Olunacak Alacaklar
Hesabı”nda izlenenlerin durumu Bankaya olan borçları kapatıldıktan sonra ayrıca değerlendirileceği, 3 (üç) yıllık süre için peşin ve nakdi olarak promosyon ödemesi yapılacağı, bu Protokolde hüküm bulunmayan hususlarda, Kurum ile Banka arasında imzalanan ve yürürlükte bulunan “Gelir/Aylık
Ödemeleri Protokolü” hükümlerine göre işlem yapılacağı düzenlenmiştir.
34) İcra ve iflâs hukukunda, kural olarak borçlunun ekonomik değeri bulunan bütün mal, alacak ve
haklarının haczedilebileceği kabul edilmekle birlikte, İcra ve İflâs Kanununda bazı nedenlerden dolayı, borçlunun bazı mal, alacak ve haklarının haczedilemeyeceği öngörülmüştür. Haczedilemeyen mal ve haklara ilişkin bu düzenlemede, kamu düzeni ve kamu yararının yanı sıra, alacaklıların menfaatinin korunması, insani duyguların rencide edilmemesi gibi ölçülü bir şekilde yaklaşılmıştır. Kanun koyucu söz konusu düzenlemelerle alacaklı ve borçlunun menfaatleri arasında sosyal hukuk devleti gereklerine göre bir denge kurulmasına önem vermiştir.
35) Başvuru konusuyla benzer bir başvuruda, Kurumumuzun 17/02/2023 tarih ve S. sayılı
Tavsiye Kararında”; “Sosyal adaletin tesis edilmesi ve sosyal Devlet ilkesi açısından emeklilere anlaşmalı bankalar tarafından ödenen promosyon tutarlarının herhangi bir kesintiye uğramadan ödenmesinde tedbirler alınması, yapılacak protokollerde bu durumun göz önünde bulundurulması hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına tavsiyede bulunulmasına kararı verildiği; bahse konu
Tavsiye Kararına SGK tarafından cevaben 01.09.2023 tarih ve E- sayılı yazısında,
35.1) Gelir ve aylık alanlara bankalar tarafından promosyon ödenmesine ilişkin taleplerin gündeme
geldiği dönemde, mevzuatta talepleri karşılayabilecek düzenleme olmamasına rağmen SGK tarafından sosyal sorumluluk gereği vatandaşların talebini gerçekleştirmek amacıyla banka yetkilileriyle görüşmeler yapıldığını, bu görüşmeler sonucunda, “İlk Bağlanan Gelir/Aylık ve Promosyon Ödenmesi Protokolü” hazırlanarak, 2017 yılında taraf olan Bankalar ve PTT arasında yürürlüğe girdiğini, Protokol sayesinde, Kurumdan gelir ve aylık alanlara Bankalar ve PTT tarafından promosyon adı altında ödeme yapılmasının sağlandığını, halihazırda yürürlükte olan “Sigortalı ve Hak Sahiplerine İlk Bağlanan Gelir/Aylık
Ödemeleri ile Emekli İkramiyelerinin ve Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamında Gelir/Aylık Alanlara
Promosyon Ödenmesine ilişkin Protokol” 01.11.2022 tarihinde Protokole taraf olan Bankalarca imzalandığı, ilgili Protokolün Kurumdan aylık ve gelir alanlara yapılacak promosyon ödemelerinin usul ve esaslarının belirlendiğini, Kurumdan gelir ve aylık alanlara bankalarca promosyon ödenmesine imkân tanıyan ve 21 farklı Banka tarafından imzalanan Protokol de özel hukuk niteliğinde bir sözleşme olduğu, Protokol taraflar arasında eşit hak ve yükümlülükler öngörmekte olduğunu, Protokol çerçevesinde
Kurumun ve Protokole taraf olan Bankaların görev ve sorumlulukları belirlendiğini, ayrıca yaptırım içeren durumlara yer verilmiş, tarafların fesih şartları açıklanmış ve sözleşme özgürlüğü ile eşitliğine uygun olarak taraflarca imzalandığı,
35.2) Kurumdan gelir ve aylık alanlara promosyon ödenmesine ilişkin Protokolün 10’uncu maddesinde
yer alan düzenlemesinin hukuka aykırı olmadığı ve aylık alanların mağduriyetine neden olmadığının değerlendirildiği, gelir ve aylık alanlara promosyon ödenmesine imkân veren Protokolün hayata
/
geçirilmesindeki temel amacın hizmet sunduğu vatandaşların taleplerini yerine getirme arzusu olduğu, ilerleyen dönemde gerçekleştirilecek Protokol güncelleme çalışmalarında, Kurumdan yaşlılık aylığı almakta olan vatandaşlara anlaşmalı bankalar tarafından ödenen promosyon tutarlarının herhangi bir kesintiye uğramadan ödenmesinde tedbirler alınması ve yapılacak protokollerde bu durumun göz önünde bulundurulmasının dikkate alınacağı belirtilmiştir.
36) Sonuç olarak yukarıdan bu yana yapılan açıklamalar, ilgili İdarelerin açıklamaları, anılan mevzuat
hükümleri, yargı ve Kurumumuz tavsiye kararları ile dosya içindeki bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yaşlılık aylığının kişinin insan onuruna yaraşır asgari bir yaşam sürmesi için gerekli olduğu, sosyal güvenliğin ekonomik yönden güçsüzleri, insanca yaşamak için yeterli geliri olmayanları koruyup kollamak için sosyal devlete anayasal bir sorumluluk verdiği, sosyal devlet olmanın gerekleri sadece Devlet tarafından sosyal yardımlarda bulunulmasıyla sınırlandırılamayacağı, bireylere ihtiyaçları olan ekonomik değerlerin sağlanması da sosyal devletin vatandaşlarını kuşatıcı rolünü tamamlayıcı nitelikte olduğu, emeklilerin çalışmak zorunda olmadan hayatlarını sürdürebilmeleri sosyal devlet ilkesi bakımından çok önemli olduğu, çalışmak zorunda kalmamak için yeterli düzeyde düzenli bir gelire sahip olması gerektiği, mezkur yasa hükümleri uyarınca emekli maaşlarının haczedilemez oluşunun kamu düzeninden kaynaklandığı,
37) Bu kapsamda sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak emekli kişilere söz konusu maaş protokolleri
kapsamında ödenen promosyonların emekli aylığından bağımsız değerlendirilmeyeceği, Anayasamızda sosyal güvenlik bakımından özel olarak korunması gerekenler arasında yaşlıların vurgulandığı, buna göre sabit gelirli emeklilere maaş protokolleri kapsamında promosyonların emekli aylığı gibi hacze konu yapılmamasının sosyal Devlet ilkesi ve hakkaniyetin gereği olduğu değerlendirildiğinden emeklilere ait maaş protokollerinde promosyon ödemelerinin haciz işlemine tabi tutulmamasına yönelik tedbir alınması sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
38) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarih ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6’ncı maddesinde yer verilmiş olup; söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından tam ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “hesap verilebilirlik”, “kararların gerekçeli olması” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak idarenin başvurana verdiği cevapta hangi sürede, hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği, bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranılmadığı tespit edilmiş olup, idarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
39) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ
tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup İzmir İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
/
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosya kapsamına göre BAŞVURUNUN KABULÜNE; Sosyal adaletin tesis edilmesi ve sosyal Devlet ilkesi açısından emeklilere anlaşmalı bankalar tarafından ödenen promosyon tutarlarının herhangi bir kesintiye uğramadan ödenmesi yönünde tedbirler alınması, bu durumun Protokol güncelleme çalışmalarında dikkate alınması hususlarında SOSYAL GÜVENLİK
KURUMU BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,
Kararın, BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA tebliğine,
6328 sayılı Kanunun 20’nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi tarafından karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi