ÖZET: Başvuru, avukatların UYAP sisteminde tanımlı banka hesaplarına haciz konulması uygulamasının sonlandırılması talebini içermektedir. Başvuran, bu uygulamanın avukatlık mesleğini sürdürebilmelerini zorlaştırdığını, mahkemelerce verilen kararların hacizlerin iptali için her seferinde dava açma zorunluluğu doğurduğunu ve bunun kamu zararına yol açtığını belirtmiştir. Adalet Bakanlığı, avukatların hesaplarına haciz uygulanmasının yasal çerçevede olduğunu, icra mahkemesine haczedilmezlik şikayeti yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca, Gelir İdaresi Başkanlığı, haciz uygulamalarının 6183 sayılı kanun gereği yürütüldüğünü ve avukatların hesaplarına yönelik hacizlerin yasal dayanağının bulunduğunu belirtmiştir.

Yargıtay kararları, avukatların mesleki faaliyetleri için kullandıkları hesapların haczedilmezliğinin ancak fiili durumun tespiti ile mümkün olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla, avukatların bu hesapları mesleki harcamalar için kullandığını ispat etmesi gerekmektedir. Başvuru, ilgili mevzuat ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde değerlendirilmiş ve başvurunun reddine karar verilmiştir. İdarenin işlemlerinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/11090-S.24.16897

BAŞVURU NO : 2024/5460

KARAR TARİHİ : 11.10.2024

RET KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : ADALET BAKANLIĞI

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Avukatların UYAP’ta tanımlı banka hesaplarına haciz konulması uygulamasının sonlandırılması talebi hk.

BAŞVURU TARİHİ : 26.04.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. adına kanuni temsilcisi tarafından Kurumumuza yapılan tarihli başvuruda özetle; avukatların, İcra ve İflas Müdürlüklerince yapılacak ödemeler ve mahkemelerce iade edilecek gider avansları için UYAP sistemine bir banka hesabı tanımlanmasının mesleki faaliyetin yürütülmesi bakımından bir zorunluluk olduğu, yasa ile getirilen bu zorunluluk nedeniyle UYAP sisteminde tanımlanan bu hesaplara haciz/e-haciz konulmasının avukatlık mesleğinin sürdürülmesini fiilen imkansız hale getirdiği, bu yönde verilmiş mahkeme kararlarının bulunduğu, söz konusu hesaplardaki tutarların üçüncü kişilere ait olduğunun ispatının gerekli olmadığı, her bir haciz/e-haciz işlemi için iptal davası açılmak zorunda kalınmasının kamu zararına yol açtığı belirtilerek avukatların UYAP’ ta tanımlı banka hesaplarına haciz/e-haciz konulması uygulamasının sonlandırılması talep edilmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Başvuru konusu ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı İcra İşleri Dairesi Başkanlığından alınan 14/06/2024 tarihi ve – sayılı yazıda;

2.1. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun “Paranın ödenmesi ve değerli eşyanın muhafazası” başlıklı 9 uncu maddesinin ikinci fıkrasında “İcra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdî ödeme, ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından resen bankaya verilecek talimat gereği yapılır. Talimat, paranın icra ve iflas dairesi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç iş günü sonuna kadar verilir.” hükmüne, “Haczi caiz olmıyan mallar ve haklar” başlıklı 82 nci maddesinde, “Aşağıdaki şeyler haczolunamaz: 1.

Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar, 2. Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya, … İcra memuru, haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirir ve talebin kabulüne veya reddine karar verir.” hükmüne,

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık ücreti” başlıklı 164 üncü maddesinde, “Avukatlık ücreti,

avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder. … Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” hükmüne yer verildiği, 2.2. Bir borç nedeniyle vekil vasıtasıyla açılan icra takiplerinde, İcra İflas Kanunun 58 inci maddesi uyarınca vekil tarafından takip talebi düzenlenerek elektronik imza veya fiziki imza ile imzalanmak suretiyle icra dairesinde takip başlatıldığı, takip talebinde bulunması gereken hususlardan bir tanesinin de vekil adına ödemenin yapılacağı banka adı ve hesap bilgileri olduğu, borçlu veya borçlu namına üçüncü kişiler tarafından yapılan ödemelerin icra dairesince üç iş günü içerisinde bu banka hesaplarına gönderildiği 2.3. Dosya borcunun, takibe dayanak asıl alacak, takip öncesi ve sonrası işlemiş faiz, icra masrafları ile vekâlet ücreti esas alınmak suretiyle hesaplandığı, 2.4. İcra dosyasını vekil sıfatıyla takip eden avukata yapılan ödemenin, müvekkilinin alacağı, icra takibinden doğan vekalet ücreti ile ilama dayalı takiplerde ilamdan doğan vekâlet ücreti alacaklarının toplamından oluştuğu, 2.5. Bir malın haczedilip haczedilemeyeceği hususunun İcra İflas Kanunun 82 nci maddesinde, avukatın vekâlet ücretinin haczedilemeyeceği hususu ise 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 164 üncü maddesinde belirlendiği ve sınırlarının çizildiği, ayrıca Yargıtay’ın ilgili daireleri tarafından verilen haczedilmezliğe yönelik içtihatlardan da yararlanılmak suretiyle değerlendirme yapılmakta olduğu, 2.6. Haczedilmezliğe ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bir kararında; “… Ne var ki, borçlu haczi caiz olmayan bir malın haczine, malın haczi sırasında muvafakat verebileceği gibi şikayet yoluna gitmeyerek, zımnen de rıza gösterebilir.

Tüm yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, 3213 sayılı Maden Kanunu 40. maddesi uyarınca haciz konulması, bağlanan emekli maaşlarının haczi mümkün değil ise de, bu husus haciz işleminden sonra, süresiz ve geriye etkili olarak, borçlu tarafından şikayet konusu yapılabileceğinden ve haczedilmezlik iddiası ancak borçluya tanınan bir hak olduğundan; icra memurunun bu hükmü değerlendirerek, emekli maaşının haczinin mümkün bulunup bulunmadığı konusunda şikayet tarihi itibariyle bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 31.03.2004 gün ve 2004/12-202 E.2004/196 K.; 18.06.2008 gün ve 2008/12-433 E.-2008/430 K; 10.06.2009 gün ve 2009/12-213 E., 2009/244

K..sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.

Açıklanan nedenlerle; şikayetin kabulü ile icra müdürlüğünün alacaklının haciz talebinin reddine dair kararının iptali gerekmektedir. (Y.HGK 2012/12-1071 E., 2013/351 K. Sayılı, 13.03.2013 tarihli ilamı)” denildiği, 2.7. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 28.09.2020 tarihli 2020/930 Esas 2020/4980 Karar sayılı ilamında; “…

Davacı tarafından ileri sürülen haczedilmezlik itirazına gelince, olayda, üzerine haciz konulan banka hesabının, serbest avukat olarak çalışan davacının Adalet Bakanlığı’nın 04.01.2013 tarih ve 2013/21 sayılı yazıları gereği, müvekkilleri adına Mahkemelerce ve İcra Dairelerince para yatırılmak üzere açılmış

UYAP’a tanımlı olan bir hesap olduğu tartışmasız ise de; anılan hesapta Mahkemeler ve İcra Dairelerince davacının müvekkilleri adına yatırılan paraların yanında, davacının şahsına ait vekalet ücretleri ve bizzat yatırılan paraların da bulunabileceği dikkate alınmalı, haczedilmezlik için “fiilen mesleği için kullanılma” koşulunun varlığı aranmalı, avukatın mesleğinde kullandığı bir hesabın haczedilmezliğinin ancak fiili durumunun tespiti ile mümkün olduğu, bu konuda ispat yükünün ise davacıda olduğu, bir diğer anlatımla, haczedilen hesabın mesleğinden kaynaklı harcamalar için kullanıldığını davacının ispatlaması gerektiği, haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paralar karıştırılmak suretiyle bir havuz hesabı oluşturulmuşsa bu durumun iyi niyetle bağdaşmayacağı, böyle bir davranışın AİHM’nin AİHS’nin 6 § 1. ve

Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddelerinin ihlali sonucunu doğuracağı gibi, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde de bulunduğundan hukuk düzenince korunamayacağı, şahıslar tarafından haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanması ve birbirine karıştırılması halinin haczedilmezlik hakkından feragat olarak kabul edilmesi gerektiği dikkate alınarak Mahkemece, haciz konulan hesap ekstreleri getirtilip yapılan harcamaların niteliğine bakılması ile hesapta bulunan paraların davacının müvekkillerine ait olduğu iddiasını ispat etmesi için kendisine imkan verilerek elde edilen sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken kurumca uygulanan haciz işlemi nedeniyle serbest avukat olarak çalışan davacının, UYAP’a tanımlı olduğu anlaşılan hesabına yatırılan paralara yönelik hiçbir ayrıştırma ve araştırma yapılmaksızın, davacının banka hesabına doğrudan uygulanan dava konusu e-haciz işleminin kaldırılmasında hukuki isabet görülmemiştir.” denildiği, 2.8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 13.01.2020 tarihli 2019/14206 Esas 2020/23 Karar sayılı ilamında; “…haczedilmezlik için “fiilen mesleği için kullanılma” koşullarının kabul edilmesi karşısında, avukatın mesleğinde kullandığı bir hesabın haczedilmezliği ancak fiili durumunun tespiti ile belirlenmelidir. Bu konuda ispat yükü ise borçluya düşmektedir. Bir diğer anlatımla, haczedilen hesabın mesleğinden kaynaklı harcamalar için kullanıldığını borçlu ispatlamalıdır. Aksi halde şikâyetin reddi gerekecektir. (Aynı mahiyette Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 03.10.2019 tarihli 2019/10426 Esas 2019/14089 Karar sayılı ve

19.12.2018 tarihli 2018/15328 Esas 2018/13845 Karar sayılı ilamları)” denildiği,

2.9. İcra İflas Kanununda, haczedilemeyecek malların icra dairesi tarafından resen gözetilip değerlendirilebileceği hususların tahdidî olarak sayıldığı; genel kuralın, haczedilmezliğin icra mahkemesi tarafından değerlendirilmesi olduğu, istisnai durumlarda icra dairesi tarafından haciz talebinin reddedildiği, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerine ait kişisel eşya ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden tüm ev eşyasının icra dairesi tarafından haczedilmezlik hususunun resen gözetildiği hâllere örnek olarak gösterilebileceği, 2.10. 1136 sayılı Kanunda, avukatlık ücretinin haczedilemeyeceği belirtilmiş ise de icra dosyasında borçlunun borcu nedeniyle dosya alacağına haciz konulması sırasında, avukata ödenmesi gereken ve dosyanın tarafı olarak yer almayan avukata ait vekâlet ücretinin haczedilmesinin yasaklandığı, ancak

avukatın vekil sıfatından bağımsız olarak şahsi borcundan dolayı icra dosyasında borçlu olarak yer aldığı hâllerde bu haczedilmezlik hükmünden yararlanamayacağının düşünüldüğü, 2.11. Avukat tarafından bildirilen hesap numarasının sadece icra takiplerine özgülenmiş olarak kullanıldığının kesin olarak söylenemeyeceği, bu hesaplara icra daireleri ve mahkemeler ile birlikte avukatın şahsına ait başkaca ödemelerin de gelebileceği, icra dairesi tarafından bu hesapların detayı ve mahiyeti hakkında bilgi sahibi olunmasının mümkün olmadığının değerlendirildiği, 2.12. Avukatın UYAP sisteminde tanımlı banka hesabının haczi konusunda icra dairesi tarafından değerlendirme yapılarak haciz talebini reddetme yetkisinin bulunmadığı, icra dosyasında borçlu olarak yer alan avukatın haciz üzerine icra mahkemesi nezdinde haczedilmezlik şikâyetinde bulunmasının gerekeceği, yargılama sırasında haczedilen hesabın avukatın mesleğinden kaynaklı harcamalar için kullanıldığının borçlu sıfatına sahip avukat tarafından ispat edilmesi gerektiği, yargılama neticesinde de hesaba yatan paraların kaynağı değerlendirilerek mahkeme tarafından karar verilmesinin gerektiği, 3. Başvuru konusu ile ilgili olarak Gelir İdaresi Başkanlığından alınan 06/06/2024 tarihi ve E– – – sayılı yazıda; 3.1. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tâbi olduğu, gelirin, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğunun hükme bağlandığı, anılan Kanunun 2 nci maddesinde gelirin unsurlarının yedi bent halinde sayıldığı ve bu kazanç ve iratlardan birinin de serbest meslek kazancı olduğu, Kanunun 65 inci maddesinde serbest meslek kazancının, serbest meslek faaliyetinden doğan kazanç olarak tanımlandığı ve serbest meslek faaliyetinin özelliklerinin belirlendiği, 3.2. Serbest meslek kazancı sahibi avukatların vergi ödevlerini yerine getirmemeleri, bu kapsamda usulüne uygun olarak tahakkuk eden amme borçlarını süresinde ödememeleri durumunda 6183 sayılı Amme

Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip edilmelerinin gerektiği, 6183 sayılı

Kanunda düzenlenen takip usullerinde birisi olan “haciz yoluyla takip” kapsamında avukatlardan aranılan amme alacaklarının tahsili amacıyla banka hesaplarına haciz tatbik edilmekte olduğu, 3.3. Usulüne uygun olarak tahakkuk eden amme alacaklarının ödeme süresi içinde ödenmemesi halinde, bu alacakların 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanununun 54 ve müteakip maddelerine göre takip ve tahsil edileceği, anılan Kanunun, “Haciz” başlıklı 62 nci maddesinde “Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur…” hükmünün, “Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi” başlıklı 79 uncu maddesinde, “Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılır…” hükmünün yer aldığı, 3.4. Bu itibarla, ödeme süresi içinde ödenmeyen amme alacaklarının tahsili amacıyla amme borçlusunun mal, hak ve alacaklarına tahsil dairesince haciz tatbik edilmesinin kanun gereği olduğu, haczin kaldırılmasının ise haczin dayanağı olan amme alacağının asıl ve ferileriyle birlikte ödenmesi durumunda mümkün olduğu,

3.5. 6183 sayılı Kanunun “Haczedilemeyecek mallar” başlıklı 70 inci maddesinde, 233 sayılı Kamu İktisadi

Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekküllerinin, kamu iktisadi kuruluşlarının, bunların müesseselerinin, bağlı ortaklıklarının, iştiraklerinin ve mahalli idarelerin malları hariç olmak üzere Devlet malları ile hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen malların haczedilemeyeceğinin hükme bağlandığı, 3.6. Bu hükme göre, özel kanunlarında haczedilemeyeceğine ilişkin hüküm bulunan mal ve alacakların

6183 sayılı Kanun kapsamında haczinin de mümkün olmadığı, ancak, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda,

1136 sayılı Avukatlık Kanununda ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda avukatların mesleklerini icra

ederken kullandığı banka hesaplarına aktarılan tutarların haczedilemeyeceğine ilişkin bir hükmün bulunmadığı, 3.7. 5411 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde tasarruf mevduatının, mevduat bankaları nezdinde açtırılan, gerçek kişilere ait ve münhasıran çek keşide edilmesi dışında ticari işlemlere konu olmayan mevduat hesapları olarak tanımlandığı, tasarruf yetkilerine göre mevduat türlerinin ise; bireysel mevduat ve birlikte mevduat olmak üzere ikiye ayrıldığı, bireysel mevduatın, kişisel amaçlara yönelik açılan mevduat hesapları olduğu, bireysel mevduat hesabında tasarruf etme, yatırımı yönlendirme yetkisinin sadece hesap sahibine ait olduğu, üçüncü kişilerin bireysel mevduat hesapları üzerinde tasarruf yetkisinin bulunmadığı; bu itibarla, avukatların bakmakta oldukları davalar nedeniyle borçlular veya icra ve iflas daireleri tarafından avukatların banka hesaplarına yatırılan tutarların, üçüncü kişilere ait olduğu mahkeme kararı ile ispatlanmadığı müddetçe, avukatların amme borçlarına istinaden haczedilebileceği, 3.8. Anayasamızın 138 inci maddesine göre, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ile idarenin mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği; diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanununun 28 inci maddesinin birinci fıkrasında “1.Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez…” hükmünün yer aldığı, bu hükmünden de anlaşılacağı üzere, mahkemelerce verilen kararların vergi dairesi müdürlüğüne tebliğinden itibaren 30 gün içinde mahkeme kararı doğrultusunda işlem tesis edilmesi gerektiği, 3.9. Ancak, hukuk sistemimizde kural olarak içtihadı birleştirme kararları dışındaki mahkeme kararlarının davaya konu olmayan diğer olayları bağlayıcı nitelikte olmadığı, genel düzenleyici işlemlere ilişkin verilen kararlar hariç olmak üzere mahkemelerce verilen kararların kural olarak sadece dava konusu olayın sonuçlarına etki ettiği, benzer ya da aynı konuda çıkan ihtilaflarda uygulanma zorunluluğu bulunmadığı; dolayısıyla, avukatların mesleklerini icra ederken kullandığı banka hesaplarına aktarılan tutarların haczedilemeyeceğine yönelik içtihadı birleştirme kararı verilmediği müddetçe avukatlar tarafından İdare aleyhine açılan davalar sonucunda verilen kararlar dikkate alınmak suretiyle davanın tarafı olmayan kişilere bu kararlar esas alınarak işlem tesis edilmesinin mümkün bulunmadığı, 4. Başvuru konusu ile ilgili olarak Türkiye Barolar Birliği Başkanlığından alınan 03/10/2024 tarihi ve – – sayılı yazıda; 4.1. Avukatların UYAP sisteminde yasal zorunluluk olarak tanımladıkları banka hesaplarına haciz uygulanmasının ne sıklıkta ve sayıda şikayet konusu yapıldığı ile konuyla ilgili yıllar itibariyle

mahkemelere intikal eden başvuru miktarları hakkında herhangi bir istatistiki çalışma yapmaya yeterli veri bulunmadığı, 4.2. Kahramanmaraş Barosu ve Bursa Barosu Başkanlığınca Birliklerine sorunun iletilmesi üzerine 17/02/2020 tarihinde meslektaşlarının mesleki faaliyetlerinin yürütülmesi için zorunlu kılınan UYAP tanımlı banka hesaplarına haciz konulamaması için gerekli düzenlemelerin yapılması hususunda Adalet

Bakanlığı Mevzuat Genel Müdürlüğü ve İcra İşleri Dairesi Başkanlığına yazı yazıldığı, Adalet Bakanlığı

Mevzuat Genel Müdürlüğünün 27/07/2020 tarihli ve 1880 sayılı yazısı ile önerinin Bakanlıkça oluşturulan

İcra ve İflas Kanunu Bilim Komisyonu çalışmalarında değerlendirilmek üzere not edildiğinin bildirildiği, 4.3. Daha sonra 29/03/2022 tarihli yazıları UYAP tanımlı banka hesaplarına haciz konulamaması için

Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile birlikte konunun müzakere edilerek gerekli düzenlemelerin yapılması talebiyle Adalet Bakanlığı Mevzuat Genel

Müdürlüğünden talepte bulunulduğu, Adalet Bakanlığı Mevzuat Genel Müdürlüğünün 05/04/2022 tarihli yazısı ile Bakanlığın 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile ”adli konulara ilişkin kanunlarla ilgili inceleme ve araştırma yapmak, önerilerde bulunmak” görev ve yetkileri çerçevesinde, konuya ilişkin mevzuat değişikliğine ilişkin önerilerinin, yapılacak mevzuat hazırlık çalışmaları kapsamında değerlendirilmek üzere not edildiğinin bildirildiği, 4.4. Avukatlık Kanununun 2 nci maddesi uyarınca, avukatlığın amacının; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğu, avukatın bu amaçla hukuki bilgi ve tecrübelerini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis edeceği; yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıfların avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorunda oldukları, 4.5. Anayasa’nın 5 inci maddesinin insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayı devletin temel amaç ve görevleri arasında saydığı, Devletin kişilerin mülkiyet hakkından ve hak arama hürriyetinden tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve mülkiyet hakkının etkili bir şekilde korunması amacıyla yasal, idari, mali, yargısal ve diğer önlemleri alması gerektiği, 4.6. Anayasa’nın 35 inci maddesinde “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” denilmekte olduğu, Anayasa’nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkının, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsadığı, 4.7. Sosyal bir devlet olmanın gereği devletin, vatandaşların mülkiyet haklarını koruması ve Anayasa’nın

5 inci maddesi ile bağlantılı şekilde bu hakların korumasını ve geliştirmesini sağlayacak tedbirler alması

gerektiği, avukatların müvekkillerine ait paraların da yer aldığı, mesleki amaçlarla kullandığı hesaplarının haczinin vatandaşın mülkiyet hakkının ihlaline sebebiyet verebileceği gibi usul ekonomisi ilkelerine de aykırı olduğu, 4.8. Adalet Bakanlığı nezdinde sorunun çözümüne yönelik somut bir çalışmanın hala gerçekleştirilmemiş olduğu dikkate alınarak meslektaşlarının ve müvekkillerinin mağduriyetinin önlenmesi amacıyla,

avukatların mesleki faaliyetlerinin yürütülmesi için zorunlu kılınan UYAP tanımlı banka hesaplarına haciz konulamaması için düzenleme yapılmasının gerekli olduğu hususlarına yer verilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan

Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”, 6. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 7. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun; 7.1. “Kanunun şümulü” başlıklı 1 inci maddesinde, “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.”, 7.2. “Cebren tahsil ve şekilleri” başlıklı 54 üncü maddesinde, “Ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunur. Cebren tahsil aşağıdaki şekillerden herhangi birinin tatbikı suretiyle yapılır: 1. Amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi, 2. Amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi, 3. Gerekli şartlar bulunduğu takdirde borçlunun iflasının istenmesi.”, 7.3. “Haciz” başlıklı 62 nci maddesinde, “Borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tesbit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarı tahsil dairesince haczolunur…”,

7.4. “Haczedilemiyecek mallar” başlıklı 70 inci maddesinde, “Aşağıda gösterilen mallar haczedilemez:

1. (Değişik: 4/5/1994 – 3986/16 md.) 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde

Kararname hükümlerine tabi iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları, iştirakleri ve mahalli idarelerin malları hariç olmak üzere Devlet malları ile hususi kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar.

2. Borçlunun şahsı ve mesleği için gerekli elbise ve eşyası ile, borçlu ve ailesine gerekli olan yatak takımları ve ibadete mahsus kitap ve eşyası, 3. Vazgeçilmesi kabil olmıyan mutfak takımı ve pek lüzumlu ev eşyası,

4. Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve taşıtları ve diğer teferruat ve tarım aletleri; çiftçi değilse sanat ve mesleği için gerekli olan alet ve edevatı ve kitapları; arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük taşıt sahiplerinin ancak geçimlerini sağlıyan taşıt vasıtaları, 5. Borçlu veya ailesinin geçimleri için gerekli ise, borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları, 6. Borçlu ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ile; a) Borçlu çiftçi ise ayrıca gelecek mahsul için gerekli olan tohumluğu, b) Borçlu bağ, bahçe veya meyva ve sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan bağ, bahçe ve bu işler için gerekli bulunan alat ve edevatı, malzemesi ve fide ve tohumluğu, c) Geçimi hayvan yetiştirmeye munhasır olan borçlunun kendisinin ve ailesinin geçimleri için zaruri olan miktarda hayvan ile bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları, 7. Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malül olanlara bağlanan emekli aylıkları ile, bu kabil kimselerin dul ve yetimlerine bağlanan aylıklar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış ikramiyeleri, 8. Bir yardım sandığı veya derneği tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan aylıklar, 9. Vücut ve sağlık üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak zarar görenin kendisi veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi gereken paralar, 10. Askerlik malüllerine, şehit yetimlerine verilen harb malüllüğü zammı ile, 1485 sayılı kanun gereğince verilen tekel beyiyeleri, 11. Borçlunun haline münasip evi “ancak evin değeri fazla ise bedelinden haline münasip bir yer alınabilecek miktarı borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılabilir”, 12. (Değişik: 26/11/1980 – 2347/8 md.) Harcırah Kanununa göre yapılan ödemeler, 13. (Ek: 26/11/1980-2347/8 md.) 2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanan aylıklar.”, 8. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun; 8.1. “Paranın ödenmesi ve değerli eşyanın muhafazası” başlıklı 9 uncu maddesinde, “İcra ve iflas dairelerine yapılacak her türlü nakdî ödeme, Adalet Bakanlığı tarafından uygun görülecek bankalarda icra ve iflas dairesi adına açılan hesaba yapılır. Haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, en geç tahsilatın yapıldığı günü takip eden ilk iş günü çalışma saati sonuna kadar banka hesabına yatırılmak üzere icra veya mahkeme kasalarında muhafaza edilir.

İcra ve iflas dairelerince yapılması gereken her türlü nakdî ödeme, ilgilisinin gösterdiği banka hesabına aktarılmak üzere, icra müdürü tarafından resen bankaya verilecek talimat gereği yapılır. Talimat, paranın icra ve iflas dairesi hesabına yatırılmasını takip eden en geç üç iş günü sonuna kadar verilir.

İcra ve iflas daireleri aldıkları kıymetli evrak ve değerli şeyleri kasalarında, zorunlu hâllerde ise kiralanacak banka kasalarında muhafaza ederler.”, 8.2. “Haczi caiz olmıyan mallar ve haklar” başlıklı 82 nci maddesinde, “Aşağıdaki şeyler haczolunamaz: 1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen mallar,

2. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya, 3. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler hariç olmak üzere, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerine ait kişisel eşya ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden tüm ev eşyası, 4. Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve ziraat aletleri; değilse, sanat ve mesleki için lüzumlu olan alat ve edevat ve kitapları ve arabacı, kayıkçı, hamal gibi küçük nakliye erbabının geçimlerini temin eden nakil vasıtaları, 5. Borçlu ve ailesinin idareleri için lüzumlu ise borçlunun tercih edeceği bir süt veren mandası veya ineği veyahut üç keçi veya koyunu ve bunların üç aylık yem ve yataklıkları, 6. Borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları ve borçlu çiftçi ise gelecek mahsül için lazım olan tohumluğu, 7. Borçlu bağ, bahçe veya meyva veya sebze yetiştiricisi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan bağ bahçe ve bu sanat için lüzumlu bulunan alat ve edevat, Geçimi hayvan yetiştirmeye münhasır olan borçlunun kendisi ve ailesinin maişetleri için zaruri olan miktarı ve bu hayvanların üç aylık yem ve yataklıkları, 8. Borçlar Kanununun 510 uncu maddesi mucibince haczolunmamak üzere tesis edilmiş olan kaydı hayatla iratlar, 9. Memleketin ordu ve zabıta hizmetlerinde malül olanlara bağlanan emeklilik maaşları ile bu hizmetlerden birinin ifası sebebiyle ailelerine bağlanan maaşlar ve ordunun hava ve denizaltı mensuplarına verilen uçuş ve dalış tazminat ve ikramiyeleri, Askeri malüllerle, şehit yetimlerine verilen terfi zammı ve 1485 numaralı kanun hükmüne göre verilen inhisar beyiye hisseleri, 10. Bir muavenet sandığı veya cemiyeti tarafından hastalık, zaruret ve ölüm gibi hallerde bağlanan maaşlar, 11. Vücut veya sıhhat üzerine ika edilen zararlar için tazminat olarak mutazarrırın kendisine veya ailesine toptan veya irat şeklinde verilen veya verilmesi lazım gelen paralar, 12. (Değişik: 2/7/2012-6352/16 md.) Borçlunun haline münasip evi, 13. (Ek: 2/7/2012-6352/16 md.) Öğrenci bursları.”,

9. 1136 sayılı Avukatlık Kanunun “Avukatlık ücreti” başlıklı 164 üncü maddesinde, “(Değişik:

2/5/2001 – 4667/77 md.) Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.

Yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir.

İkinci fıkraya göre yapılacak sözleşmeler, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz.

Avukatlık asgarî ücret tarifesi altında vekâlet ücreti kararlaştırılamaz. Ücretsiz dava alınması halinde, durum baro yönetim kuruluna bildirilir. (Değişik üçüncü ve dördüncü cümle:13/1/2004 – 5043/5 md.)

Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde; değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.

Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” hükümleri yer almaktadır.

IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

10. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun reddi gerektiği hususunda hazırlanan öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 11. Başvuran, avukatların UYAP sisteminde tanımlanan banka hesaplarına haciz/e-haciz konulması uygulamasının kaldırılmasını talep edilmektedir.

12. Konuyla ilgili olarak idarelerin görüşlerine bakıldığında; 12.1. Adalet Bakanlığı, avukatların UYAP sisteminde tanımlı banka hesaplarının haczi konusunda icra dairesinin değerlendirme yapma ve haciz talebini reddetme yetkisinin bulunmadığını, icra dosyasında borçlu olarak yer alan avukatın haciz üzerine icra mahkemesi nezdinde haczedilmezlik şikâyetinde bulunmasının gerektiğini ve yargılama sırasında haczedilen hesabın avukatın mesleğinden kaynaklı harcamalar için kullanıldığının avukat tarafından ispat edilmesi gerektiğini, 12.2. Gelir İdaresi Başkanlığı, söz konusu haciz uygulamalarının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil

Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin gereği olduğunu, mahkemelerce verilen kararların kural olarak sadece dava konusu olayın sonuçlarına etki ettiğini, benzer ya da aynı konuda çıkan ihtilaflarda uygulanma zorunluluğu bulunmadığını dolayısıyla, avukatların mesleklerini icra ederken kullandığı banka hesaplarına aktarılan tutarların haczedilemeyeceğine yönelik içtihadı birleştirme kararı verilmediği müddetçe avukatlar tarafından İdare aleyhine açılan davalar sonucunda verilen kararlar dikkate alınmak suretiyle davanın tarafı olmayan kişilere bu kararlar esas alınarak işlem tesis edilmesinin mümkün bulunmadığını ifade etmektedir.

13. İlgili mevzuat bölümünde ayrıntılarına yer verildiği üzere; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil

Usulü Hakkında Kanunun 54 üncü maddesinde, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının tahsil dairesince cebren tahsil edileceği, haciz uygulamasının cebren tahsil yöntemlerinden biri olduğu, 70 inci maddesinde, haczedilemeyecek malların hangileri olduğu; 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 82 nci maddesinde, haczi caiz olmayan mallar ve hakların hangileri olduğu hüküm altına alınmıştır.

14. 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre, süresinde ödenmeyen bir amme alacağının tahsili ile ilgili olarak bir mal/hak/alacak hakkında haciz işleminin uygulanmaması için 70 inci maddede sayılan

haczedilemeyecek mallardan olması veya özel kanunlarında bunların haczedilemeyeceğine ilişkin açık bir hükmün bulunması gerektiği; ancak, mevzuatta avukatların mesleklerini icra ederken kullandığı banka hesaplarına aktarılan tutarların haczedilemeyeceğine ilişkin bir kanun hükmünün bulunmadığı görülmektedir.

15. Avukatların UYAP sistemine banka hesabı tanımlanması mesleki faaliyetin yürütülebilmesi için bir zorunluluk olduğundan, bu hesapların, İcra ve İflas Kanununun haczi caiz olmayan mallar ve hakların sayıldığı 82 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci bendinde yer alan “Ekonomik faaliyeti, sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönündeki iddiaya bakıldığında; UYAP’a bildirilen banka hesaplarına icra daireleri ve mahkemeler ile birlikte avukatın şahsına ait başkaca ödemelerin de gelebileceği, icra dairesi tarafından bu hesaplarda bulunan paranın kime ait olduğu hakkında bilgi sahibi olunmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla haczedilen hesabın avukatın mesleğinden kaynaklı harcamalar için kullanıldığının borçlu sıfatına sahip avukat tarafından ispat edilmesi gerektiği yönündeki değerlendirmelerin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.

16. Başvuru konusuyla ilgili olarak 2 numaralı paragraflarda yer verilen Yargıtay’ın ilgili daireleri tarafından verilmiş haczedilmezliğe yönelik içtihatlarda, avukatın mesleğinde kullandığı banka hesabının haczedilmezliğinin ancak fiili durumunun tespiti ile mümkün olduğu ve bu konuda ispat yükünün davacıda olduğu, bir diğer anlatımla, haczedilen hesabın mesleğinden kaynaklı harcamalar için kullanıldığını avukatın ispatlaması gerektiği yönünde hükümler verildiği görülmektedir.

17. Avukatların UYAP sisteminde tanımlı banka hesaplarına uygulanan haciz işlemleri ile ilgili olarak her bir haciz/e-haciz işlemi için iptal davası açılmak zorunda kalındığı ve bu davaların idare aleyhine sonuçlandığı dikkate alındığında yapılan haciz işlemlerinde kamusal yarar bulunmadığı iddiasına bakıldığında; mahkemece verilmiş bir kararın sadece dava konusu olay için uygulanabileceği, avukatların mesleklerini icra ederken kullandığı banka hesaplarına aktarılan tutarların haczedilemeyeceğine yönelik içtihadı birleştirme kararı verilmediği müddetçe benzer ya da aynı konudaki diğer ihtilaflarda uygulanmasının söz konusu olamayacağı değerlendirilmektedir.

18. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri, idarenin cevabi yazısı ve tüm dosyanın Kurumumuzca değerlendirilmesi neticesinde, başvuranın talebinin reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 19. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu

Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı

6 ncı maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirmede, şikâyet başvurusu

kapsamında, idarenin, başvurana ilişkin işlemlerle ilgili bilgi ve belgeleri süresi içerisinde ve gerekçeli olarak kurumumuza gönderdiği, bu anlamda “kararların gerekçeli olması”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ve “makul sürede karar verme” ilkelerine uygun davranıldığı görülmüştür.

20. “Ölçülülük ilkesi” Anayasa’nın 13 üncü maddesinde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması rejimi bağlamında düzenlenmiştir. Maddede, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca

Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” denilmek suretiyle temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasında ölçülülük ilkesine aykırı hareket edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

21. Bu doğrultuda idarenin, ölçülülük ilkesinin bir gereği olarak yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil bir denge gözetmekle yükümlü olduğu göz önünde bulundurulduğunda; başvuru konusuyla ilgili olarak avukatların UYAP sisteminde tanımlı banka hesaplarına haciz tatbiki sırasında, mesleki faaliyetlerinin yürütülmesinde haciz işlemleri nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin en aza indirgenmesinin sağlanması bakımından İdareye, haczedilecek tutarın borç miktarından fazla olmamasına dikkat edilmesi hususunda gerekli önlemleri alması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

22. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başvurunun Kurumumuz tarafından reddedilmesi hâlinde, durmuş olan dava açma süresi gerekçeli ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin eylem ve işlemlerine karşı dava açma süresinden (varsa) arta kalan sürede Ankara İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE, Bu Ret Kararının, BAŞVURANA, ADALET BAKANLIĞINA, GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞINA ve TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANLIĞINA tebliğ edilmesine

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi