ÖZET: Başvuran, Ağrı Merkez Köyü’nde bulunan taşınmazının üzerinde İl Özel İdaresi tarafından yapılan toplulaştırma sonrası yol geçtiğini ve 10 dönüm arazisinin kullanıldığını iddia ederek, kamulaştırmasız el atma bedeli ve ecrimisil talebiyle Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvurmuştur. İdare, başvuranın iddialarını yargıya taşıması gerektiğini belirtmiş, ancak başvuranın taşınmazına ilişkin tarih vermemesi nedeniyle durumun tespit edilemediğini ifade etmiştir.

Ağrı İl Özel İdaresi, toplulaştırma işlemleri sonucunda köydeki yolların oluştuğunu ve başvuranın taşınmazının kısmen toplulaştırmaya dahil edildiğini belirtmiştir. Ancak, başvuranın taşınmazının fiilen yol kullanımında olan kısmının ivedilikle kamulaştırılması ve ecrimisil bedelinin ödenmesi gerektiği yönünde Kamu Denetçisi tarafından tavsiyede bulunulmuştur. Bu tavsiye, Anayasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde mülkiyet haklarının korunması açısından önem taşımaktadır.

Sonuç olarak, başvuru kabul edilmiş ve Ağrı İl Özel İdaresi’ne, taşınmazın kamulaştırılması ve ecrimisil bedelinin ödenmesi yönünde işlem yapılması için 30 gün süre verilmiştir. Bu karar, başvuranın hak arama özgürlüğü çerçevesinde önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/11133-S.24.16957

BAŞVURU NO : 2024/4937

KARAR TARİHİ : 11.10.2024

TAVSİYE KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : AĞRI İL ÖZEL İDARESİ

BAŞVURUNUN KONUSU : Kamulaştırmasız el atma iddiası ve ecrimisil hk.

BAŞVURU TARİHİ : 16.04.2024

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Başvuru dilekçesinde özetle başvuran, maliki olduğunu belirttiği Ağrı Merkez Köyü

Mevkindeki parsel nolu taşınmaz üzerinde toplulaştırma sonrası İl Özel İdaresinin yolunun geçtiğini, 10 dönüm arazisinin kullanılmakta olduğunu iddia etmektedir. Başvuran, İdareden kamulaştırmasız el atma bedeli ve ecrimisil bedelinin tarafına ödemesi talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun Ağrı İl Özel İdaresine yazmış olduğu yazısına ve cevap verilmemesi üzerine

Kurumumuzun tekit yazısına istinaden ilgili Kurum tarafından Kurumumuza gönderilen cevabi yazıda; 2.1. Başvuru dilekçesinde özetle başvuran, maliki olduğunu belirttiği Ağrı Merkez köyü mevkiindeki parsel nolu taşınmaz üzerinde toplulaştırma işlemleri Kurumları tarafından yapılmadığından başvuran ile Kurumları arasında başvuru konusu husus hakkında yargı organlarında görünmekte olan veya yargı organlarınca karara bağlanmış uyuşmazlık bulunmadığı, İfade edilmiştir.

3. Üst paragrafta belirtilen yazıda verilen cevabın yetersiz olması üzerine, Kurumumuzun Ağrı Valiliğine hitaben yazmış olduğu yazıya istinaden, Ağrı Valiliği konu hakkında Ağrı İl Özel İdaresi ile iletişime geçmiştir ve bunun üzerine Ağrı İl Özel İdaresi’nden gelen cevapta; 3.1. Köyü nolu parsellerden Toplulaştırma işlemleri sonrasında kadim yol geçtiğinin belirlenmiş olduğu, söz konusu husustaki iş ve işlemlerin 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununa göre yapıldığı, toplulaştırma işlemleri sonrasında yol geçtiği, başvuranın iddialarını kabul anlamına

gelmemekle birlikte, taşınmaza hangi tarihte el atıldığının ve başvuran açısından hak düşürücü sürenin geçip geçmediği tespitinin gerektiği, ancak bu hususta başvuran tarafça herhangi bir tarih belirtilmediği, Ağrı ili Merkez ilçesi köyü nolu parsellerde Ağrı genelinde 3402 sayılı kanunun 22/A maddesine göre yenileme işlemi yapıldığı, Ağrı ili köyünde kadastro yenileme çalışması yapıldıktan sonra söz konusu taşınmazın yeni parsel sınırlarına bakılması gerektiği, dolayısıyla yeni parsel sınırları henüz belirli olmayan taşınmaza yönelik iş ve işlem yapılması halinde kamu zararı meydana gelme ihtimali bulunduğu, Belirtilmiştir.

4. Bilgi edinmek amacıyla Tapu ve Kadastro VIII. (Erzurum) Bölge Müdürlüğüne yazılan yazıya istinaden adı geçen Kurum’dan alınan cevabi yazıda; 4.1. Bahse konu köyün 3083 Sayılı Yasanın Uygulama Yönetmeliğinin gereğince toplulaştırma alanına alındığı, iddia konusu yolların toplulaştırma çalışmaları sonucu oluşan yollar olduğu, 4.2. Ağrı İli Merkez İlçesi köyü numaralı taşınmazın kısmen toplulaştırmaya dahil edildiği, toplulaştırmaya girmeyen kısmın 5163,37 m² olarak tapu malikleri adlarına tescilli olduğu, nolu parsel içerisinden geçen yolun yaklaşık yüzölçümünün 1750 m² olduğu, 4.3. Ağrı İli Merkez İlçesi köyü numaralı taşınmazın kısmen toplulaştırmaya dahil edildiği, toplulaştırmaya girmeyen kısmın 7817,83 m² olarak tapu malikleri adlarına tescilli olduğu, nolu parsel içerisinden geçen yolun yaklaşık yüzölçümünün 1700 m² olduğu, 4.4. Ağrı İli Merkez İlçesi köyü numaralı taşınmazın da kısmen toplulaştırmaya dahil edildiği, toplulaştırmaya girmeyen kısmın 4165,64 m² olarak tapu malikleri adlarına tescilli olduğu, nolu parsel içerisinden geçen yolun ise yaklaşık yüz ölçümünün 1250 m² olduğu, 4.5. Söz konusu parsellere ait Tescil Bildirim Beyannameleri ve konuya ilişkin yazıların yazıları ekinde gönderildiği, Belirtilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

5. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın, 5.1. “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13. (Değişik: 3/10/2001-4709/2 md.)

maddesinde, “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”; 5.2. “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”; 5.3. “Kamulaştırma” başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasında, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.”;

5.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında, “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye

Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”; 6. 04/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 6.1.“Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, …karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul ve yöntemlerini düzenler.”; 6.2. “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3. maddesinde, “İdareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler.

… Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanların bedeli, her halde peşin ödenir.”; 6.3. “Satın alma usulü” başlıklı 8. maddesinde (Değişik: 24/4/2001 – 4650/3 md.), “İdarelerin, bu

Kanuna göre, tapuda kayıtlı olan taşınmaz mallar hakkında yapacağı kamulaştırmalarda satın alma usulünü öncelikle uygulamaları esastır. Kamulaştırma kararının alınmasından sonra kamulaştırmayı yapacak idare, bu Kanunun 11 inci maddesindeki esaslara göre ve konuyla ilgili uzman kişi, kurum veya kuruluşlardan da rapor alarak, gerektiğinde Sanayi ve Ticaret Odalarından ve mahalli emlak alım satım bürolarından alacağı bilgilerden de faydalanarak taşınmaz malın tahmini bedelini tespit etmek üzere kendi bünyesi içinden en az üç kişiden teşekkül eden bir veya birden fazla kıymet takdir komisyonunu görevlendirir. …” 6.4. “Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları:” başlıklı 11. maddesinde (Değişik: 24/4/2001 – 4650/6 md.), “ 15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu, kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ile birlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz mal veya kaynağın; a) Cins ve nevini, b) Yüzölçümünü, c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik ve unsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini, d) Varsa vergi beyanını, e) Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini, f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağın mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirini, g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini, h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını, ı) (Değişik: 19/4/2018-7139/27 md.) (İptal ibare: Anayasa

Mahkemesinin 10/4/2019 tarihli ve E.:2018/156; K.:2019/22 Sayılı kararı ile) (İptal ibare: Anayasa

Mahkemesinin 10/4/2019 tarihli ve E.:2018/156; K.:2019/22 Sayılı kararı ile) her bir ölçünün etkisi açıklanmak kaydıyla bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri, Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün bu unsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını da dikkate alarak Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartlarına uygun, gerekçeli bir

değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmaz malın değerini tespit ederler. Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz. …” 6.5. “Kısmen kamulaştırma” başlıklı 12. maddede, “Kısmen kamulaştırılan taşınmaz malın değeri; a)

Kamulaştırılmayan kısmın değerinde, kamulaştırma sebebiyle bir değişiklik olmadığı takdirde, o malın 11 inci maddede belirtilen esaslara göre takdir edilen bedelinden kamulaştırılan kısma düşen miktarıdır. b)

Kamulaştırma dışında kalan kısmın kıymetinde, kamulaştırma nedeniyle eksilme meydana geldiği takdirde; bu eksilen değer miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilen esaslar dairesinde tayin olunan kamulaştırma bedeline eksilen değerin eklenmesiyle bulunan miktardır. c) Kamulaştırma dışında kalan kısmın bedelinde kamulaştırma nedeniyle artış meydana geldiği takdirde ise, artış miktarı tespit edilerek, kamulaştırılan kısmın (a) bendinde belirtilen esaslar dairesinde tayin edilen bedelinden artan değerin çıkarılmasıyla bulunan miktardır. …” 7. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 7.1. “A. Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683. maddesinde; “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.”; 7.2. “A. Taşınmaz mülkiyetinin konusu” başlıklı 704. maddesinde, “Taşınmaz mülkiyetinin konusu şunlardır: 1. Arazi, 2. Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar, 3. Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler.”; 7.3. “B. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması I. Tescil” başlıklı 705. maddesinde, “Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur. Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.”; 8. 18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler

Hakkında Kanun’un 8.1. Ek Madde 9- (Ek: 19/4/2018-7139/7 md.), “Arazilerin tabii ve suni etkilerle bozulmasının ve parçalanmasının önlenmesi, parçalanmış arazilerde ise tabii özellikleri, kullanım bütünlüğü ve mülkiyet hakları gözetilerek birden fazla arazi parçasının birleştirilip ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden daha işlevsel yeni parsellerin oluşturulması ve bu parsellerin arazi özellikleri ve alanı değerlendirilerek kullanım şekillerinin belirlenmesi ile köy ve arazi gelişim hizmetlerinin sağlanması maksadıyla arazi toplulaştırması yapılır. Arazi toplulaştırması projesinin uygulanacağı sınırlar içinde kalan alan arazi toplulaştırması proje sahası olarak belirlenir. …Arazi toplulaştırması sahası ilan edilen yerlerle ilgili Cumhurbaşkanı kararı

Resmî Gazetede yayımlandıktan sonra arazi toplulaştırması işlemleri sonuçlanıncaya kadar bu alanlarda arazi toplulaştırmasına konu arazilerin mülkiyet ve zilyetliğinin devir, temlik, ipotek ve satış vaadi işlemleri

DSİ’nin ve proje idaresinin iznine bağlıdır. …”

9. 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 9.1. “Kurumun Görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”; 10. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği

Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 10.1. “Tavsiye kararı” başlıklı 32. maddesinde, “İnceleme ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması hâlinde tavsiye kararı verilir…”; Düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

11. Kamu Denetçisi inceleme ve araştırması neticesinde, başvuruya konu taşınmazın fiilen kamulaştırmasız el atılan kısmının ivedilikle kamulaştırılması ve taşınmazın fiilen yol kullanımında olan kısmına yönelik yargı içtihatları da dikkate alınarak, yöntemine uygun biçimde hesap edilecek ecrimisil bedelinin ödenmesi yönünde Ağrı İl Özel İdaresine tavsiyede bulunulmasını önermiştir.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran özetle, maliki olduğunu belirttiği Ağrı Merkez Köyü Mevkindeki parsel nolu taşınmaz üzerinde toplulaştırma sonrası İl Özel İdaresinin yolunun geçtiğini, 10 dönüm arazisinin kullanılmakta olduğunu iddia etmektedir. Başvuran, İdareden kamulaştırmasız el atma bedeli ve ecrimisil bedelinin tarafına ödemesi talebiyle Kurumumuza başvuruda bulunmuştur.

13. Dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden özetle, bahse konu köyün 3083 Sayılı Yasanın Uygulama Yönetmeliğinin gereğince toplulaştırma alanına alındığı, iddia konusu yolların toplulaştırma çalışmaları sonucu oluşan yollar olduğu, Ağrı İli

Merkez İlçesi köyü numaralı taşınmazın kısmen toplulaştırmaya dahil edildiği, toplulaştırmaya girmeyen kısmın 5163,37 m² olarak tapu malikleri adlarına tescilli olduğu, nolu parsel içerisinden geçen yolun yaklaşık yüzölçümünün 1750 m² olduğu, Ağrı İli Merkez İlçesi köyü numaralı taşınmazın kısmen toplulaştırmaya dahil edildiği, toplulaştırmaya girmeyen kısmın 7817,83 m² olarak tapu malikleri adlarına tescilli olduğu, nolu parsel içerisinden geçen yolun yaklaşık yüzölçümünün 1700 m² olduğu, Ağrı İli Merkez İlçesi köyü numaralı taşınmazın da kısmen toplulaştırmaya dahil edildiği, toplulaştırmaya girmeyen kısmın 4165,64 m² olarak tapu malikleri adlarına tescilli olduğu, nolu parsel içerisinden geçen yolun ise yaklaşık yüz ölçümünün 1250 m² olduğu, 13.1. Buna karşın başvuranın taşınmazının yolda kalan kısmı için ecrimisil tazminatı ödenmesi istemiyle yaptığı başvurusu hakkında bir netice alamadığı hususları anlaşılmıştır.

14. Bilindiği üzere, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 683. maddesi uyarınca bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.

15. Kamu yararı amacıyla mülkiyet hakkına sınırlama getiren uygulamalardan birini oluşturan kamulaştırma işlemlerinin yasal dayanağı incelendiğinde, Anayasanın 46. maddesinde ve 2942 sayılı

Kanunda birbirine benzer düzenlemelere yer verilerek, idarelerin kamu yararının gerektirdiği hallerde, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla veya koşulu oluştuğunda taksitle ödemek üzere kamulaştırma yapmaya yetkili olduklarının kural altına alındığı görülmektedir. 2942 sayılı Kanun’un 3. maddesinde de, kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanların bedelinin, her halde peşin ödeneceği hüküm altına alınmıştır.

16. Anayasanın mülkiyet hakkını düzenleyen 35’inci maddesi ve kamulaştırma başlıklı 46’ncı maddesi, taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkına son veren müdahalelerin yasal olmasını zorunlu tutmaktadır. Bu çerçevede yaptığı incelemelerde Anayasa Mahkemesi; Anayasanın 46’ncı maddesi hükmü ve 2942 sayılı

Kanun gereği asıl olanın kamulaştırma işlemi yapmak suretiyle idarenin taşınmazı iktisap etmesi olduğunu; yöntem olarak Anayasa ve yasalara uygun bir kamulaştırma işlemi yapılması söz konusu iken dayanağını

Anayasa ve yasalardan almayan, bireylerin mülkiyet hakkına son veren bir uygulama olan kamulaştırmasız el atmanın, yasalara uygun bir kamulaştırma ile aynı hukuki çerçeve içinde değerlendirilemeyeceğini, İdarelere resmî kamulaştırma kurallarının ötesine geçme imkânı sağlayan böyle bir uygulamanın, taşınmaz sahipleri için öngörülemeyen ve hukuki olmayan müdahale riskini taşıdığını; AİHM’nin de kamulaştırma yapılmaksızın taşınmaza el atılması yoluyla yapılan müdahalenin, başvurucuların mülkiyet haklarını ihlal ettiği kanaatinde olduğunu vurgulamıştır (Hayati Tunç ve diğerleri, B. No: 2014/1028, 10/3/2016, s.9).

17. Anayasa Mahkemesinin benzer nitelikteki çeşitli kararlarında da, tazminat ödenmeksizin kamulaştırmasız el atmak suretiyle bireylerin mülkiyet haklarından yoksun bırakılmalarının Anayasa’nın 13., 35. ve 46. maddeleriyle, 2942 sayılı Kanun’da belirtilen usule uymayan bir müdahale olduğu ve mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin “kanunilik ilkesini” ihlal ettiği sonucuna varılmıştır (Celalettin

Aşçıoğlu, B. No: 2013/1436, 6/3/2014, s.61-62; Mustafa Asiler, B. No: 2013/3578, 25/2/2015, s.45-46; İbrahim Oğuz ve diğerleri, B. No: 2013/5926, 6/10/2015, s. 87-89).

18. Yukarıdan bu yana yapılan açıklamalardan özetle, Anayasa’nın 46’ncı maddesi hükmü ve 2942 sayılı

Kanun gereği asıl olan, kamulaştırma işlemi yapmak suretiyle idarenin taşınmazı elde etmesi olup

Anayasanın 13, 35. ve 46’ncı maddelerine aykırı biçimde 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanunu’nda öngörülen usul izlenmeden kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazın idarenin eline geçmesi halinde, kamulaştırma yapılmaksızın taşınmaza el atılması yoluyla kişilerin mülkiyet hakları ihlal edilmektedir.

19. Başvuranın taşınmazının kamulaştırılmasına ilişkin talebi, yukarı yer verilen ilgili mevzuat hükümleri ve dosyası kapsamında mevcut bilgi ve belgeler çerçevesinde incelendiğinde, başvurana ait nolu parsel içerisinden geçen yolun yaklaşık yüzölçümünün 1750 m² olduğu, nolu parsel içerisinden geçen yolun yaklaşık yüzölçümünün 1700 m² olduğu, , nolu parsel içerisinden geçen yolun ise yaklaşık yüz

ölçümünün 1250 m² olduğu hususları tespit edildiğinden, taşınmazın fiilen yol kullanımında olan kısmının ivedilikle kamulaştırılması yönünde tavsiyede bulunulması gerektiği kanaati ve sonucuna varılmıştır.

20. Başvuran, tarafına haksız işgal tazminatı/ecrimisil ödenmesi hususunda gereğini talep etmektedir.

21. Haksız işgal tazminatı olarak da tanımlanan ecrimisile yönelik olarak kamu hukukunda yasal düzenlemeler bulunmaktaysa da, özel hukukta bu konuyu doğrudan düzenleyen bir mevzuatın olmadığı görülmektedir. Yargı içtihatları incelendiğinde ise, bu yöndeki taleplerin yasal dayanağı olarak karşımıza

TMK’nın 995. maddesi çıkmaktadır. Nitekim TMK’nın 995. maddesinin birinci fıkrasında, iyi niyetli olmayan zilyedin geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorunda olduğu, hüküm altına alınmıştır.

22. Ecrimisil gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere, hak sahibinin kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarih ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme

Kararında; fuzuli işgalin, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması ve haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun

16.05.1956 tarih ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararında da, taşınmaz mal sahibinin, kamulaştırma

işlemlerini tamamlamadan taşınmaza haksız olarak el atan idare aleyhine el atmanın önlenmesi veya taşınmaz bedelinin tahsili davası açabileceğine, bu davalarla birlikte veya ayrı olarak ecrimisil ya da tazminat davası da açabileceğine hükmedilmiştir. (Corpus Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim tarihi:20.5.2021, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E:2017/1273, K: 2019/911, T: 19.09.2019).

23. Görüldüğü üzere yargı kararlarıyla, kamulaştırma kararı almadan veya kamulaştırma işlemlerini tamamlamadan taşınmaza el koymuş bulunan idarenin, haksız işgalci konumunda olduğu kabul edilmektedir.

24. 4721 sayılı TMK’nın 705. maddesinin birinci fıkrasında taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasının, tescille olacağı belirtilmiş, ikinci fıkrasında tescilden önce mülkiyetin kazanılacağı durumlar, bir başka anlatımla tescilsiz iktisap halleri tahdidi olarak belirtilmiştir. Buna göre, miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır.

25. Ecrimisil taleplerine uygulanacak zamanaşımına ilişkin içtihat 25.05.1938 tarih ve E.1937/29, K.

1938/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (YİBK) ile ortaya konmuştur. Söz konusu kararda, “Haksız surette zabt ve işgal sebebiyle hukukî menfaatları haleldar olan gayrimenkul maliklerinin talep edebilecekleri tazminat davaları hakkında hususî dairece takarrür etmiş olan on senelik müruruzaman müddetinin tatbik edilmesinde de isabet mülahaza olunmamıştır. Çünkü sarih veya zımnî akitten doğan alelumum kira davaları hakkında Borçlar Kanununun 126 ncı maddesi mucibince beş senelik müruruzaman carî bulunmuş olduğundan akte müstenit olmayan ve fakat hukukî neticesi itibariyle ayni mahiyette bulunan bu misillü tazminat ve münasip ücret davalarında da beş senelik müruruzaman cereyan etmesi tabiî ve zarurîdir.”(Corpus Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim tarihi:20.5.2021), denilmekle ecrimisil davalarının

5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu kabul edilmiştir.

26. 5 yıllık zamanaşımının hesaplanmasında hangi tarihin esas alınacağına ilişkin olarak ise Yargıtay

İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 16.05.1956 tarih ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı

kararında; “Usulü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibariyle, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna hükmedilmiştir.” (Corpus Mevzuat ve İçtihat Programı, Erişim tarihi:20.5.2021), denilmekle malikin idarece yaratılan fiili duruma açtığı dava tarihi itibariyle onay verdiği ve bedeli karşılığında mülkiyet hakkını idareye devretme iradesini ortaya koyduğu için idarenin taşınmaza el atması açılan bu dava tarihine kadar haksız eylem niteliğinde kabul edilmekte ve beş yıllık zamanaşımı süresinin hesaplanmasında dava açma tarihi esas alınmaktadır.

27. Başvuruya konu somut uyuşmazlıkta, taşınmaz sahibi tarafından kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin idare aleyhine açılmış bir dava söz konusu olmamakla birlikte, kamulaştırma kararı almadan veya kamulaştırma işlemleri tamamlanmadan taşınmaza el koyan idarenin haksız işgalci konumunda olduğu, bu nedenle taşınmazın malikinin ecrimisil isteyebileceği yargı kararları (Yargıtay Birinci Hukuk Dairesi, Esas: 2017/5516, Karar: 2018/504, Tarih: 29.01.2018) ile sabit olduğundan, fiilen yol kullanımında olan talebe konu taşınmaz için yukarıda bahse konu yargı içtihatları dikkate alınarak, yöntemine uygun biçimde hesap edilecek ecrimisil bedelinin ödenmesi gerektiği kanaati ve sonucuna varılmış, bu yönden idareye tavsiyede bulunulması kararlaştırılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkelerine Uygunluk Yönünden Değerlendirme 28. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Ağrı İl Özel İdaresinin Kurumumuzun bilgi ve belge talebine ilişkin cevabi yazısının süresi içinde ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderilmediği aksine tekit yazımıza ve Valiliğin yazısına rağmen yeterli bir cevap verilmediği değerlendirildiğinden iyi yönetim ilkelerinden “dürüstlük”, “makul sürede karar verme”, “şeffaflık”, “hesap verilebilirlik” ilkelerine uygun davranılmadığı, tavsiye kararına uygun olarak işlem tesis edilmesi halinde “kanunilik” ilkesine riayet edileceği değerlendirilmiştir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

29. 6328 sayılı Kanunun 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Buna göre; ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede Ağrı Mahkemelerinde dava yolu açıktır.

VII. KARAR

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Başvuruya konu taşınmazın fiilen kamulaştırmasız el atılan kısmının ivedilikle kamulaştırılması ve taşınmazın fiilen yol kullanımında olan kısmına yönelik yargı içtihatları da dikkate alınarak, yöntemine

uygun biçimde hesap edilecek ecrimisil bedelinin ödenmesi yönünde Ağrı İl Özel İdaresine

TAVSİYEDE BULUNULMASINA;

6328 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis edilecek

işlemin veya eylemin 30 (otuz) gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna; Kararın, Başvurana ve Ağrı İl Özel İdaresine tebliğine; Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi