|
ÖZET: Başvuran, Mersin İli, Tarsus İlçesi’nde bulunan bir taşınmaza Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından kanal açılması nedeniyle kamulaştırmasız el atma ve ecrimisil davası açtığını belirtmiştir. Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, 03/06/2021 tarihli kararıyla davayı kabul etmiş ve bu karar Adana Bölge Adliye Mahkemesi tarafından onanmıştır. Başvuran, icra takibi sürecinde ödenen vekalet ücretinin maktu olarak değil, nispi olarak hesaplanması gerektiğini savunarak, Devlet Su İşleri’nden bu yönde bir ödeme talep etmiştir.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, başvuranın talebine ilişkin olarak, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesi gereğince vekalet ücretlerinin maktu olarak belirlendiğini ve bu uygulamanın uzun süredir devam ettiğini ifade etmiştir. İdare, mahkeme kararına uygun olarak gerekli ödemeleri gerçekleştirdiğini belirtmiş, başvuranın vekalet ücreti talebinin hukuka aykırı olduğunu savunmuştur. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebini değerlendirerek, idarenin uygulamalarının hukuka uygun olduğunu ve başvuranın zarar görmediğini belirtmiştir. Bu nedenle başvurunun reddine karar verilmiştir. Başvuranın, idarenin kararına karşı yargı yoluna başvurma hakkı saklıdır. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/12645-S.24.19107
BAŞVURU NO : 2024/10481
KARAR TARİHİ : 20.11.2024
RET KARARI ,TCKN:
Adres:İ
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın icra vekalet ücretinin ödenmesi talebi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 22.08.2024
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza ve adına başvuruda bulunan Av.
başvurusunda özetle; Mersin İli, Tarsus İlçesi, Mahallesi, ada parsel sayılı taşınmaza kanal açılmak suretiyle el atıldığından Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne karşı kamulaştırmasız el atma ve ecrimisil davası açıldığını, bu kapsamda Tarsus 3. Asliye Hukuk
Mahkemesi’nin 03/06/2021 tarihli ve E. / K. / sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiğini, ilgili kararın Adana BAM 4. Hukuk Dairesi’nin 05/01/2023 tarihli ve E. / K.
/ sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, kararın Tarsus İcra Dairesi’nin E. / sayılı dosyası kapsamında icra takibine konu edildiğini, icra dosyasına 26/04/2023 tarihinde 243.015,94 TL kısmi ödeme yapıldığını, sözlü yapılan görüşmeler neticesinde geri kalan miktarın ödenmeyeceğinin ifade edildiğini, CİMER başvurularına ve bakiye borç muhtıralarına verilen cevaplar doğrultusunda DSİ tarafından yapılan hesaplamada İcra Müdürlüğünce nispi olarak hesaplanan icra karşı vekalet ücretinin tek maktu tutar olarak ödendiğinin anlaşıldığını, İcra Müdürlüğü tarafından yapılan hesaplamanın aynen ödenmesinin zorunlu olduğunu, 1956-1983 yıllarına ait kamulaştırmasız el atma davaları maktu icra vekalet ücretine tabi olsa da ecrimisil davaları nispi vekalet ücretine tabi olduğundan tek bir maktu vekalet ücreti ödenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararında üç hissedar yönünden üçer kamulaştırmasız el atma vekalet ücreti hesaplandığından ve üçer ecrimisil karşı vekalet ücreti hesaplandığından aynı şekilde DSİ tarafından da icra karşı vekalet ücreti olarak üçer kamulaştırmasız el
atma yönünden maktu ücret ve üçer ecrimisil yönünden nispi ücret hesaplanarak ödenmesi gerektiğini, müvekkillerinin mirasçı olarak tapu sahibi olmadıklarını, intikal işlemini yapılmış olan tapuda paydaş olarak yer aldıklarını, her malikin kendi hissesine ilişkin ayrı dava açabileceği gibi ayrı vekil de tutabileceğini belirterek ödemenin yapılmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuz 02/09/2024 tarihli ve S. sayılı bilgi ve belge isteme yazısına istinaden iletilen Devlet Su İşleri 6. Bölge Müdürlüğü’nün 27/09/2024 tarihli ve sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 2.1. Başvuran Yıldırım tarafından Mersin İli, Tarsus İlçesi, Mahallesi, ada parsel sayılı taşınmaza kanal açılmak suretiyle el atıldığından bahisle Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde
E. / K. / sayılı dosyası kapsamında kamulaştırmasız el atma ve ecrimisil davası açıldığını, yerel mahkeme tarafından davanın kabulü yönünde karar verildiğini, Adana BAM 4. Hukuk
Dairesince E. / K. / sayı ile kararın onandığını, mahkeme ilamının davacı vekili tarafından Tarsus İcra Dairesi’nin / sayılı dosyası ile icraya konulduğu, 2.2. Tarsus İcra Dairesi’nin / sayılı dosyasına yapılan 243.015,94 TL ödemenin icra vekalet ücretinin maktu olarak ödenmesinden kaynaklandığını, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6.
maddesinde, “Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.” şeklinde hüküm kurulduğu, bu tür davalarda vekâlet ücretlerinin maktu olarak belirlendiği ve uzun süredir de bu şekilde uygulandığı, 2.3. Davaya konu olan alacak kalemlerinin ilgili birim tarafından mahkeme kararı da gözönünde bulundurularak 18/04/2023 tarihinde ödendiği, kamulaştırmasız el atma dosyalarında vekâlet ücreti yönünden başvurucu taraf vekilinin kazanılmış hakkının söz konusu olmadığı, ayrıca ödeme yapılırken 6.082,20 TL stopaj ve 318,71 TL damga vergisi kesintisi yapıldığı, 2.4. Tarsus İcra Dairesi tarafından gönderilen icra emrine nisbi vekalet ücreti belirlenmesi hususunda herhangi bir itirazın yapılmadığı, bakiye borç muhtırasına herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediği, 2.5. 2942 sayılı Kanun’un Geçici 6. maddesinde de belirtildiği üzere, kamulaştırma davalarındaki vekalet ücretlerinin maktu olarak ödenmesi gerektiği, yine vekalet ücretinin takdirinde Yargıtay 5. Hukuk
Dairesi’nin E. / K. / sayılı, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin E. /
K. / sayılı kararları ve benzer nitelikteki yerleşik içtihatlar dikkate alınarak tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, 2.6. Başvuranlara yargı kararıyla hükmedilen alacaklarının tamamının makul süre içerisinde hükme bağlanan yasal faizleriyle birlikte ödendiği, bu nedenle herhangi bir zararın oluşmadığı ifade edilmiştir.
3. Kurumumuz 02/10/2024 tarihli ve S. sayılı görüş isteme yazısına istinaden iletilen
Adalet Bakanlığı’nın 23/10/2024 tarihli ve / sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle; 3.1. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinde, kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespitine ilişkin hükümlerin düzenlendiği, /
3.2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 20/03/2019 tarihli ve E. / K. / sayılı kararında; “Alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamlı takip başlatıldığı, borçlunun faizin yüksek olarak hesaplandığı ve vekalet ücretinin maktu hesaplanması gerektiği iddiasıyla tarafına gönderilen muhtıranın iptali istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. … Somut olayda; 24.04.2012 Karar tarihli takip konusu ilamda; idarenin kamulaştırmasız el atma eyleminin 1983 yılından öncesine ait olduğuna ilişkin bilgi bulunmaktadır. Bu nedenle kamulaştırmasız el atmaya ilişkin eylemin 1983 yılından önce olduğunun kabulü gerektiğinden olayda uygulanması gerekli 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin 7. fıkrası uyarınca el koymaya ilişkin kamulaştırmasız el atma bedellerine dair dava ve takiplerde her türlü vekalet ücretlerinin nispi hesaplanması söz konusu olmayıp maktu olarak belirlenmelidir. Mahkemece, borçlunun vekalet ücretinin maktu hesaplanması yönündeki şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.” şeklinde hüküm kurulduğu, 3.3. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin E. / K. / sayılı kararında; “Dava ve birleştirilen dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ile ecrimisil istemine ilişkindir. … Dava konusu taşınmaza fiilen hangi tarihte (ay, gün ve yıl olarak) el atıldığı taraflardan sorularak, el atma tarihine ilişkin tüm belgeler (yer teslim tutanağı, geçici ve kesin kabul tutanakları vs) getirtilip, el atma tarihinin
04.11.1983 tarihinden önce olduğunun tespiti halinde maktu harç ve vekalet ücretine, sonra olduğunun
belirlenmesi halinde ise nispi harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Dava konusu taşınmaz tek olup, asıl dava ve birleştirilen dava tek bir hukuki nedene dayalı olarak açıldığından, davacılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, asıl dava ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, … Doğru görülmemiştir.” ifadelerine yer verildiği, 3.4. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 18/02/2019 tarihli ve E. / K. / sayılı kararında; “Eldeki davada taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra el atılmıştır. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı
Kanun’a eklenen Ek Madde 4’ün üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun’un 6487 sayılı Kanun’la değiştirilen
Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; “09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği” gerekçesiyle ve Anayasa’nın 2 ncı ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak
13.03.2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve /
Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun’da 04.11.1983 tarihinden sonraki el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay
İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile
16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra
el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretinin nispi olarak uygulanması gerektiğinden Bölge Adliye
Mahkemesinin kararının bozulması gerekmiştir.” ifadelerine yer verildiği, 3.5. Konuya ilişkin yasal düzenlemeler ve Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde; 09/10/1956 tarihi ile 04/11/1983 tarihi arasına ilişkin kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tüm davalar maktu vekalet ücretine tabi bulunduğundan, bu kapsamdaki ecrimisil davalarının da maktu vekalet ücretine tabi olduğu, yine kamulaştırmasız el atma bedellerine ve kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan ecrimisile dair icra takiplerinde de her türlü vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiği,
3.6. Tek bir taşınmaz için aynı hukuki nedene dayalı olarak açılan kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ile ecrimisil istemine ilişkin olarak davacılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine dair Yargıtay kararları bulunmakla birlikte, her bir somut olayda yargı makamlarınca yargılama yetkisi kapsamında yapılacak değerlendirmenin esas olacağı, icra müdürlüğünce yukarıda yer verilen esaslara aykırı olarak yapıldığı düşünülen vekalet ücreti hesaplamasının şikayet davası yoluyla icra mahkemesi nezdinde ileri sürülebileceği ifade edilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın,
4.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2. maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, 4.2. “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinde; “Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”, 4.3. “Temel hak ve hürriyetlerin korunması” başlıklı 40. maddesinde; “Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir.
Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.
Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.”, 4.4. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74. maddesinde; “…
Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. …”, 5. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”, 6. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun, 6.1. “İcra mahkemesi” başlıklı 4. maddesinde; “İcra ve iflâs dairelerinin muamelelerine karşı yapılan şikâyetlerle itirazların incelenmesi icra mahkemesi hâkimi yahut kanun gereğince bu görev kendisine verilmiş olan hâkim tarafından yapılır. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunun olumlu görüşü ile Adalet Bakanlığınca icra mahkemesinin birden fazla dairesi kurulabilir. Bu durumda icra mahkemesi daireleri numaralandırılır. İcra mahkemesinin birden fazla
/
dairesi bulunan yerlerde iş dağılımı ve buna ilişkin esaslar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir. Her icra mahkemesi hâkimi, kendisine Adlî Yargı Adalet Komisyonu Başkanlığınca dönüşümlü olarak bağlanan icra ve iflâs dairelerinin muamelelerine yönelik şikâyetleri ve itirazları inceler, icra daireleri başkanlığı kurulmayan yerlerde bu dairelerin gözetim ve denetimlerini yapar, idarî işlerine bakar.
İcra yetkisini haiz sulh mahkemelerinin muamelelerine karşı vuku bulacak şikayet ve itirazların icra mahkemesi o mahkemenin hakimidir.”, 6.2. “Şikayet ve şartlar” başlıklı 16. maddesinde; “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır. Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir.”, 6.3. “Şikayet üzerine yapılacak muameleler” başlıklı 17. maddesinde; “Şikayet icra mahkemesince, kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur, yahut düzeltilir.
Memurun sebepsiz yapmadığı veya geciktirdiği işlerin icrası emrolunur.”, 6.4. “İcranın durdurulması” başlıklı 22. maddesinde; “Şikayet, icra mahkemesince karar verilmedikçe icrayı durdurmaz.”, 6.5. “İlamın zamanaşımına uğradığı iddiası” başlıklı 33/a maddesinde; “İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir.
Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vakı olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder.
İcranın devamına karar verilmesi halinde 33 üncü maddenin son fıkrası burada da uygulanır.”, 7. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun, 7.1. Ek 4. maddesinde; “Bu Kanun uyarınca mahkemelerce hükmedilen bedel, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, otuz gün içinde yatırılır. Bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde icra olunur.
Bu Kanun uyarınca yapılacak icra takiplerinde idare, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas
Kanununun 36 ncı maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasını talep ederse idarenin teminat gösterme zorunluluğu yoktur.
Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.”, 7.2. “Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti” başlıklı Geçici 6.
maddesinde; “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına
ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır. …
Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir. …” düzenlemelerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
8. İlgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, başvuru konusuna ilişkin “Ret Karar
Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden Değerlendirme 9. Kurumumuza şikayet başvurusunda bulunan başvuran, Mersin İli, Tarsus İlçesi, Mahallesi, ada parsel sayılı taşınmaza kanal açılmak suretiyle el atıldığından Devlet Su İşleri Genel
Müdürlüğü’ne karşı kamulaştırmasız el atma ve ecrimisil davası açıldığını, bu kapsamda Tarsus 3. Asliye
Hukuk Mahkemesi’nin 03/06/2021 tarihli ve E. / K. / sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiğini, ilgili kararın Adana BAM 4. Hukuk Dairesi’nin 05/01/2023 tarihli ve E. / K.
/ sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, kararın Tarsus İcra Dairesi’nin E. / sayılı dosyası kapsamında icra takibine konu edildiğini, icra dosyasına 26/04/2023 tarihinde 243.015,94 TL kısmi ödeme yapıldığını, sözlü yapılan görüşmeler neticesinde geri kalan miktarın ödenmeyeceğinin ifade edildiğini, CİMER başvurularına ve bakiye borç muhtıralarına verilen cevaplar doğrultusunda DSİ tarafından yapılan hesaplamada İcra Müdürlüğünce nispi olarak hesaplanan icra karşı vekalet ücretinin tek maktu tutar olarak ödendiğinin anlaşıldığını, İcra Müdürlüğü tarafından yapılan hesaplamanın aynen ödenmesinin zorunlu olduğunu, mahkeme kararında üç hissedar yönünden üçer kamulaştırmasız el atma vekalet ücreti hesaplandığından ve üçer ecrimisil karşı vekalet ücreti hesaplandığından aynı şekilde DSİ tarafından da icra karşı vekalet ücreti olarak üçer kamulaştırmasız el atma yönünden maktu ücret ve üçer ecrimisil yönünden nispi ücret hesaplanarak ödenmesi gerektiğini belirterek ödemenin yapılmasını talep etmektedir.
10. Başvuranın, ilk olarak 04/06/2024 tarihinde Kurumumuza başvuruda bulunduğu, bu kapsamda 25/06/2024 tarihli ve S. sayılı Gönderme Kararı verildiği, Devlet Su İşleri 6. Bölge
Müdürlüğü’nün sayılı cevabi yazısında; “… Davaya konu olan alacak kalemleri Bölge
Müdürlüğümüzün ilgili birimi tarafından mahkeme kararı da göz önünde bulundurularak 18.04.2023 tarih ve MYS- – sayı ile ödenmiştir. 2942 sayılı Kanunun Geçici 6. maddesinde de belirtildiği üzere kamulaştırma davalarındaki vekalet ücretlerinin maktu olarak ödenmesi gerektiği bildirilmektedir.
… Başvurucuların yargı kararıyla lehine hükmedilen alacaklarının tamamı idaremiz tarafından makul süre içerisinde mahkeme kararında hükme bağlanan yasal faizleriyle birlikte kendilerine ödenmiştir. Başvurucuların ilk derece mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesi neznindeki hak ihlali iddialarının muhatabı yargı organlarıdır. İdaremizin mahkeme tarafından verilen kararları yerine getirmiş ve başvuruculara bu anlamda herhangi bir mağduriyet ve zarar yaşatmamıştır. …” ifadelerine yer verilmiştir.
/
11. Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 17/07/2019 tarihinde tarafından Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne karşı “Tazminat (Kamulaştırmasız El Koymadan
Kaynaklanan)” konulu dava açıldığı, 03/06/2021 tarihli ve E. / K. / sayılı kararda; “…
Dava, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat ve ecrimisile ilişkindir. …
Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesi incelendiğinde 04.11.1983 tarihinden önceki fiili el atma davalarında harçların ve vekalet ücretlerinin maktu hesaplanacağı, bu tarihten sonraki davalarda ise nispi hesaplanacağı açıkça düzenlenmiştir. (Adana BAM 4. HD 2018/753 Esas 2020/1057
Karar)
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacıların hissedar olduğu Mersin ili, Tarsus ilçesi, mahallesi, ada, parsel sayılı taşınmaza davalı idarenin kamulaştırma işlemi yapmaksızın el attığının iddia edilerek kamulaştırmasız el atma sebebi ile yer tazminatı ve ecrimisil talep ettiği, yapılan incelemede taşınmazın paylı mülkiyete tabi olduğu, davacıların paydaşlardan olduğu, bu sebeple dava açmakta hukuki yararlarının bulunduğu, davalı idarenin el atma tarihinin tespitine ilişkin yazılan müzekkere cevabında dava konusu taşınmazın 1979 yılında kamulaştırma planının yapıldığının belirtildiği, alınan jeodezi bilirkişisi raporunda el atma tarihinin tespitine ilişkin hava fotoğraflarının incelemesinde 1979 yılı öncesinde 1975 yılı hava fotoğrafında da kanalın bulunduğunun tespit edildiği, bu sebeple el atma tarihinin 1975 yılı olarak kabul edilerek yapılan değerlendirmede alınan bilirkişi raporunda dava konusu Mersin ili, Tarsus ilçesi, mahallesi, ada, parsel sayılı taşınmazın yapılan keşfi sonucu alınan fen bilirkişisi raporunda c harfi ile gösterilen 838,88 m²’lik kısmın kanal olarak belirtildiği, taşınmazın el atma tarihinde sulu tarım arazisi olduğu, %4 kapitalizasyon faiz oranı dışında taşınmazın konumu, belediyenin yol hizmetinden yararlanıyor oluşu dikkate alındığında
%10 objektif değer artış oranı uygulandığı, taşınmaza davalı idare tarafından fiilen el atılmış halde olduğu, bilirkişiler tarafından bedelin tespitine ilişkin hazırlanan raporun denetime açık ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşıldığından davacının kamulaştırmasız el atma bedeline ilişkin talebinin kabulü ile Mersin ili, Tarsus ilçesi, mahallesi, ada, parsel sayılı taşınmazın davacı düşen kamulaştırmasız el atılan yer bedelinin 47.890,11-TL, davacı düşen kamulaştırmasız el atılan yer bedelinin 47.890,11-TL, davacı düşen kamulaştırmasız el atılan yer bedelinin 47.890,11-TL olarak kabulü ile ecrimisile hükmedilebilmesi için taşınmazın bir hakka dayalı olmaksızın kullanılması gerekli ve yeterli olacağından ve taşınmazın davalı tarafından hakka dayalı olmaksızın kullanıldığı anlaşılarak Mersin ili, Tarsus ilçesi, mahallesi, ada, parsel sayılı taşınmazın davacı düşen ecrimisil bedelinin 5.881,29-TL, davacı düşen ecrimisil bedelinin 5.881,29-TL, davacı düşen ecrimisil bedelinin 5.881,29-TL olarak kabulüne, el atma tarihinin 1983 yılı öncesi olduğu anlaşıldığından ise harç ve vekalet ücretinin maktu hesaplanmasına karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelere binaen:
1- Davacının davasının KABULÜ ile; A- Kamulaştırmasız El Atma Yer Bedeli talebi yönünden; i) 47.890,11-TL kamulaştırmasız el atılan yer bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı VERİLMESİNE, ii) 47.890,11-TL kamulaştırmasız el atılan yer bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı VERİLMESİNE, /
iii) 47.890,11-TL kamulaştırmasız el atılan yer bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı VERİLMESİNE, B- Ecrimisil talebi yönünden; i) 5.881,29-TL ecri misil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı VERİLMESİNE, ii) 5.881,29-TL ecri misil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı VERİLMESİNE, iii) 5.881,29-TL ecri misil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı VERİLMESİNE, …
6- a. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT’ne göre her bir davacı yönünden 4.080,00’er TL VEKALET ÜCRETİNİN davalıdan alınarak DAVACILARA VERİLMESİNE, b. Ecrimisil davası yönünden davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT’ne göre hesaplanan her bir davacı yönünden 4.080,00’er TL VEKALET ÜCRETİNİN davalıdan alınarak DAVACILARA
VERİLMESİNE, …” şeklinde hüküm kurulmuştur.
12. Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 03/06/2021 tarihli ve E. / K. / sayılı kararına ilişkin istinaf yoluna başvurulduğu, bu bağlamda Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk
Dairesi’nin 05/01/2023 tarihli ve D. / K. / sayılı kararında istinaf kanun yolu başvuru istediğinin esastan reddine hükmedildiği görülmüş olup Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı 05/01/2023 tarihinde kesinleşmiştir.
13. Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi kararına ilişkin olarak Tarsus İcra Dairesi’nin / sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığı, İcra Dairesi’nin karar tensip tutanağında “10/08/2021 tarihli talebin incelendiğinin, takibin kesinleştirilmesi talebinin kabulüne karar verildiğinin” ifade edildiği; bu kapsamda Devlet Su İşleri 6. Bölge Müdürlüğü tarafından icra dosyasına brüt tutar (249.416,85 TL)
üzerinden kesintiler yapılarak 25/04/2023 tarihinde 243.015, 94 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır. Tarsus
İcra Dairesi tarafından 27/04/2023 (38.228,04 TL), 23/11/2023 (41.223,43 TL), 04/04/2024 ((41.223,43
TL) tarihlerinde ilgili idareye bakiye borç muhtırası gönderilmiştir. Devlet Su İşleri 6. Bölge
Müdürlüğü’nün 15/08/2023 tarihli ve sayılı cevabi yazısında, “… Tarsus 3. Asliye Hukuk
Mahkemesinde / Esas ile açılan ilam davasından doğan 38.228,04 TL bakiye alacağının, Tarsus
İcra Müdürlüğü’nün / Esas sayılı dosyasına yatırılması istenilmektedir. Ekli ödeme evrakları incelendiğinde; asıl alacak, ecrimisil, yargılama gideri ve vekalet ücretine kademeli olarak işlemiş yasal faiz ile icra vekâlet ücretinin maktu olarak ödendiği, stopaj ve damga vergisinin karşı taraf alacağından mahsup edildiği görülmektedir. …” ifadelerine yer verilmiştir. Ancak, Tarsus İcra Dairesi’nin 04/04/2024 tarihli dosya hesabında Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince 34.612,50 TL nispi vekalet ücreti takdirine karar verildiği görülmüştür.
14. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların, Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini, kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların
çözüm usul ve yöntemlerini düzenlemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda, Kanun’un Geçici 6.
maddesinde, kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespitine ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemlerin bu madde hükümlerine göre yapılacağı hükme bağlanmıştır. Öte yandan, bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirleneceği ifade edilmiştir.
15. 2942 sayılı Kanunu’n Ek 4. maddesinde ise, bu Kanun uyarınca mahkemelerce hükmedilen bedel, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren otuz gün içinde yatırılacağı, bu süre içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde icra olunacağı; bu Kanun uyarınca yapılacak icra takiplerinde idare, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 36. maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasını talep ederse idarenin teminat gösterme zorunluluğunun olmadığı; bu
Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirleneceği düzenlenmiştir.
16. Dosya kapsamında; Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin Tazminat (Kamulaştırmasız El
Koymadan Kaynaklanan) konulu davaya ilişkin verilen kararda, el atma tarihinin 1983 yılı öncesinde olduğu anlaşıldığından el atma ve ecrimisil vekalet ücretlerinin her bir davacı açısından maktu hesaplandığı, ancak Tarsus İcra Dairesi’nin / sayılı dosyası kapsamında başlatılan icra takibine ilişkin vekalet ücretinin İcra Dairesi tarafından nispi olarak belirlendiği, ancak Devlet Su İşleri 6. Bölge
Müdürlüğünce maktu olarak hesaplanarak ödeme yapıldığı dikkate alındığında icra vekalet ücretinin maktu/nispi ödenmesi hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiği anlaşılmıştır.
17. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 20/03/2019 tarihli ve E. / K. / sayılı kararında; “… Alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamlı takip başlatıldığı, borçlunun faizin yüksek olarak hesaplandığı ve vekalet ücretinin maktu hesaplanması gerektiği iddiasıyla tarafına gönderilen muhtıranın iptali istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. 06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa’nın 21. maddesi ile değişik 2942 sayılı Yasa’nın Geçici 6. maddesinin 1. fıkrasında “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır. ”. Yine 7. fıkrasında da; “Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.” düzenlemeleri mevcuttur. Somut olayda;
24.04.2012 Karar tarihli takip konusu ilamda; idarenin kamulaştırmasız el atma eyleminin 1983 yılından
öncesine ait olduğuna ilişkin bilgi bulunmaktadır. Bu nedenle kamulaştırmasız el atmaya ilişkin eylemin
1983 yılından önce olduğunun kabulü gerektiğinden olayda uygulanması gerekli 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin 7. fıkrası uyarınca el koymaya ilişkin kamulaştırmasız el atma bedellerine dair dava ve takiplerde her türlü vekalet ücretlerinin nispi hesaplanması söz konusu olmayıp maktu olarak belirlenmelidir. Mahkemece, borçlunun vekalet
/
ücretinin maktu hesaplanması yönündeki şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. …” şeklinde hüküm kurulmuştur.
18. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 04/07/2024 tarihli ve E. / K. / sayılı kararında; “…
Eldeki davada taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra el atılmıştır. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı
Kanun’a eklenen Ek Madde 4’ün üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun’un 6487 sayılı Kanun’la değiştirilen
Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; “09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği” gerekçesiyle ve Anayasa’nın 2 ncı ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak
13.03.2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 13.11.2014 tarihli ve /
Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun’da 04.11.1983 tarihinden sonraki el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay
İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile
16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra
el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçlarının nispi olarak uygulanması gerektiğinden Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulması gerekmiştir. …” şeklinde hüküm kurulmuştur.
19. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 14/10/2021 tarihli ve E. / K. / sayılı kararında; “… Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesinin kararına karşı, davalı … vekilinin istinaf başvurusu üzerine Erzurum Bölge Adliye
Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı ile birlikte Doğubeyazıt 2.
Asliye Hukuk Mahkemesinin / E. – / K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı …
vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: … Birleştirilen / Esas sayılı dava dosyasında, ihtiyari dava arkadaşı olan davacılar, davada, kendilerini tek bir (aynı) vekil ile temsil ettirdiklerinden, hüküm altına alınan toplam kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat ve ecrimisil miktarı üzerinden, davacılar lehine tek bir vekalet ücretine hükmolunması gerekirken, her bir davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi … doğru görülmemiştir. …” ifadelerine yer verilmiştir.
20. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 23/09/2020 tarihli ve E. / K. / sayılı kararında; “… Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10.
maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi, davacı idare ile bir kısım davalılar vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş olmakla, dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü. … Dava konusu taşınmaz tek olup, dava tek bir hukuki nedene dayalı olarak açıldığından, davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, her bir davalı yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi … doğru değil ise de …” ifadelerine yer verilmiştir.
21. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 08/03/2017 tarihli ve E. / K. / sayılı kararında; “…
Somut olayda; Takip dayanağı kamulaştırmasız el atma ilamında nisbi olan vekalet ücreti ve harcın düzeltilerek onama ilamı ile maktuya dönüştürüldüğü ve 21.03.2014 tarihli dosya kapak hesabında bu kalem alacakların düzelterek onama ilamındaki gibi maktu olarak hesaplandığı, icra vekalet ücreti ve
/
tahsil harcının ise nisbi hesaplandığı görülmektedir. İlam vekalet ücreti ve harcının maktu olarak hesaplanması yönündeki düzelterek onama ilamı icra vekalet ücreti ve icra harçlarının hesabına yansıtılamaz. Takip konusu ilamda İdarenin kamulaştırmasız el atma eyleminin 1983 yılı sonrası olduğu belirlenmiştir. El atma 1983 yılından sonra olduğundan olayda uygulanması gerekli 2942 sayılı
Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin 13. fıkrası Anayasa’ya aykırı görülerek 13.11.2014 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olmakla uygulanırlığı kalmamıştır. Böylece 1983 yılından sonraki el koymaya ilişkin kamulaştırmasız el atma bedellerine dair dava ve takiplerde mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretlerinin maktu hesaplanması söz konusu olmayıp nispi olarak belirlenmelidir. O halde, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin 13.
fıkrası Anayasa’ya aykırı görülerek 13.11.2014 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildiği ve bu iptal kararından önce de dosya borcunun infazen kapatılmış olmadığı göz önünde bulundurularak icra vekalet ücreti ve harçların nisbi hesaplanması doğru olduğundan bu yöndeki şikayetin de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir. …” şeklinde hüküm kurulmuştur.
22. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 04/11/2015 tarihli ve E. / K. / sayılı kararında; “… Alacaklılar vekili, İcra Mahkemesi’ne başvurusunda, borçlu aleyhine başlatılan kamulaştırmasız el atma tazminatı ilamına dayalı takipte, icra vekalet ücretinin nispi hesaplanması gerekirken İcra Müdürlüğü’nce yapılan 24.06.2014 tarihli dosya hesabında maktu olarak hesaplandığını beyanla nispi icra vekalet ücreti hesaplanmasını talep etmiştir. Mahkemece, 6487 sayılı Yasa ile 2942 sayılı Yasanın Geçici 6. maddesinin değiştirildiği, belirtilen yasaya göre bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir hükmünün getirildiği, 11.06.2013 tarihinden itibaren 2942 sayılı Yasa uyarınca hükmedilecek vekalet ücretleri maktu alınması gerektiğinden şikayetin reddine karar verilmiş, hüküm alacaklılar vekilince temyiz edilmiştir. … Somut olayda; 27.04.2011 karar tarihli takip konusu ilamda; idarenin kamulaştırmasız el atma eylemi 1983 yılından sonrasına ait olup olayda uygulanması gerekli 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin 13. Fıkrası Anayasa’ya aykırı görülerek 13.11.2014 tarihinde Anayasa Mahkemesi2nce iptal edilmiş olmakla uygulanırlığı kalmamıştır.
Böylece 1983 yılından sonraki el koymaya ilişkin kamulaştırmasız el atma bedellerine ilişkin dava ve takiplerde mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretlerinin maktu hesaplanması söz konusu olmayıp nispi olarak belirlenmelidir. Bu durumda, Mahkemece anılan iptal kararı gereğince artık icra harçları ve icra vekalet ücretinin nispi hesaplanması gerektiği nazara alınarak, alacaklının şikayetinin kabulüne karar verilmesi yerine, yazılı gerekçeyle istemin reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
…” şeklinde hüküm kurulmuştur.
23. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 18/02/2014 tarihli ve E. / K. / sayılı kararında; “… Alacaklı vekili tarafından borçlu aleyhine Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin
/ Esas- / Karar sayılı kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı tazminat alacağı ilamına dayanılarak 48.129,10 TL asıl alacak, 1320,00 TL ilam vekalet ücreti, 1362.30 TL yargılama gideri,
4933.59 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 55.744,99 TL talep edildiği, “hemen öderseniz” başlıklı
bölümde ise 6381.95 TL nispi vekalet ücretinin hesaplandığı, şikayet eden borçlu vekili, İcra
Mahkemesi’ne başvurusunda; kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan ilama dayalı başlatılan takipte
6487 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Yasa’nın Geçici 6.maddesi gereğince takipte maktu harç ve maktu
vekalet ücreti alınması gerektiğinden bahisle takibin iptaline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece takipte ilam vekalet ücretinin 1320,00 TL talep edildiği, AAÜT’ye göre karar tarihinde maktu vekalet ücretinin 1320,00 TL olduğu, bunun ise Kamulaştırma Kanunu’ndaki yasal düzenlemeye uygun olduğu, icra harçlarıyla ilgili henüz tahsilat yapılmadığından İcra Müdürlüğü’nce verilmiş bir karar olmadığından şikayetin reddine karar verilmesi üzerine hüküm; şikayetçi borçlu vekilince, icra emrinde
“hemen öderseniz” başlıklı kısımda nispi vekalet ücreti hesaplandığı, bununla ilgili gerekçede bir
/
açıklama yapılmadığı ve aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ile yargılama giderleri yönünden bozulması istemiyle temyiz edilmiştir. Mahkemece, borçlunun icra takibinde nispi vekalet ücreti istenemeyeceği yönündeki şikayeti yerine dayanak ilamdaki 1320,00 TL vekalet ücretiyle ilgili değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuştur. 06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa’nın 21. maddesi ile değişik 2942 sayılı Yasa’nın Geçici 6. maddesinin 7. fıkrasında “Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.” hükmü düzenlenmiştir. İcra emrinde “hemen öderseniz” başlıklı kısımda ise icra vekalet ücretinin nisbi olarak hesaplanması doğru olmadığı gibi icra emrinde bulunması gerekmeyen bu kısmın icra emrinden çıkarılması gerekir. Mahkemece şikayetin kabulü gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi isabetsizdir. SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428.
maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçlu vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3.
maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 18.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa’nın 21. maddesi ile değişik 2942 sayılı Yasa’nın Geçici 6. maddesinin 7.
fıkrasında “Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.” hükmü düzenlenmiştir.
İcra emrinde “hemen öderseniz” başlıklı kısımda ise icra vekalet ücretinin nisbi olarak hesaplanması doğru olmadığı gibi icra emrinde bulunması gerekmeyen bu kısmın icra emrinden çıkarılması gerekir.
Mahkemece şikayetin kabulü gerekirken, yazılı gerekçeyle istemin reddi isabetsizdir.” şeklinde hüküm kurulmuştur.
24. Mevcut bilgi ve belgeler, idarelerin konuya ilişkin getirdiği açıklamalar, ilgili mevzuatı ve benzer uyuşmazlıklara ilişkin verilen yüksek mahkeme kararları ışığında başvuranın DSİ 6. Bölge
Müdürlüğü tarafından ödenen maktu vekalet ücretinin İcra Dairesi’nin hesapladığı şekilde nispi ödenmesi gerektiği talebi değerlendirildiğinde; 2942 sayılı Kanun’un Geçici 6/7 maddesinde, kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan taleplerin, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemlerin bu madde hükümlerine göre yapılacağının, bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretlerinin bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirleneceğinin düzenlendiği; Ek 4. maddesinde ise, bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçlarının, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirleneceğinin hükme bağlandığı; öte yandan başvuru konusuna ilişkin olarak Adalet Bakanlığı’nın 02/10/2024 tarihli ve S. sayılı görüş yazısında, 09/10/1956 tarihi ile 04/11/1983 tarihi arasına ilişkin kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tüm davalar maktu vekalet ücretine tabi bulunduğundan, bu kapsamdaki ecrimisil davalarının da maktu vekalet ücretine tabi olduğu, yine kamulaştırmasız el atma bedellerine ve kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan ecrimisile dair icra takiplerinde de her türlü vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesi gerektiği ifadelerine yer verildiği; ayrıca Yargıtay 12. Hukuk
Dairesi’nin 20/03/2019 tarihli ve E. / K. / sayılı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 04/11/2015 tarihli ve E. / K. / sayılı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 18/02/2014 tarihli ve E. / K. / sayılı kararlarında kamulaştırmasız el atmaya ilişkin eylemin 1983 yılından önce olması halinde 2942 sayılı Kanunu’n Geçici 6. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca kamulaştırmasız el atma bedellerine dair dava ve takiplerde her türlü vekalet ücretlerinin maktu olarak
belirlenmesi gerektiğine ilişkin hüküm verildiği dikkate alındığında idarenin işleminde hukuka ve hakkaniyete ayrılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 25. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin
“İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “makul sürede karar verme”, “hesap verilebilirlik”, “şeffaflık”, “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, ancak İdarenin, şikâyetçiye verdiği cevapta hangi sürede hangi mercilere başvurabileceğini göstermediği bu nedenle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkelere uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
26. 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden arta kalan süre içinde Mersin İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURANA ve DEVLET SU İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Sadettin KALKAN
Kamu Başdenetçisi V.
/