ÖZET: Başvuran, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nda çalıştığını ve hakkında hukuka aykırı bir fiil isnadıyla soruşturma başlatıldığını iddia etmektedir. Başvurusunda, kendisine aşırı görev verildiğini, görev yeri değişikliği taleplerinin reddedildiğini ve mobbing uygulamalarına maruz kaldığını belirtmektedir. Ayrıca, kişisel verilerinin hukuksuz bir şekilde kullanıldığını, mesleki eğitim tekrarı olmaksızın ambulansta görevlendirildiğini ve performans notunun haksız yere düşük verildiğini ifade etmektedir. Başvuran, yaşadığı mağduriyetlerin tespit edilmesini, maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesini ve ilgili yöneticilere disiplin soruşturması açılmasını talep etmektedir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, başvuranın iddialarını yanıtlayarak, hakkında yapılan disiplin soruşturmasında herhangi bir ceza verilmediğini ve başvuranın görevine karşı hassas davranması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın geçmişteki görevleri ve performansı dikkate alınarak, kendisine uygun bir şekilde görev verildiği ifade edilmiştir. Başvuranın, iş yerinde yaşadığı olumsuz durumların mobbing olarak nitelendirilemeyeceği, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın taleplerini değerlendirerek, idarenin uygulamalarının hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu belirlemiş ve başvurunun reddine karar vermiştir. Başvuran, bu karara karşı yargı yoluna başvurabilecektir.

T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU

(OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2024/36-S.24.58

BAŞVURU NO : 2023/15605

KARAR TARİHİ : 02.01.2024

RET KARARI ,TCKN:

Adres:

BAŞVURUYA KONU İDARE : İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Mobbingin sonlandırılması ve ilgililer için disiplin soruşturması açılması talebi hk.

BAŞVURU TARİHİ : 28.09.2023

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza yaptığı başvuruda başvuran, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığında olarak görev yaptığını belirtmektedir. Başvuran hukuka aykırı bir fiil isnadıyla hakkında soruşturma başlatıldığını, kendisine çok fazla görev verildiğini, görev yeri değişikliği taleplerinin reddedildiğini, kurumda yalnızlaştırıldığını, dönüşümlü çalışma gibi uygulamalarda eşit davranılmadığını, doğru yaptığı bir işin iş arkadaşlarına e-posta ile yanlış yaptığı bilgisinin verilmesiyle Kişisel Verilerin

Korunması Kanunu’na aykırı davranıldığı ve küçük düşürüldüğü, tüm görevlerinden hukuksuz bir şekilde el çektirildiği ve mesleki eğitim tekrarı olmaksızın ambulansta görevlendirildiğini yine hukuka aykırı olarak performans notunun düşük verildiğini, defeatle aynı konularla ilgili şikayeti varmış şeklinde asılsız beyanlarda bulunulduğunu açıklamaktadır. Başvuran Kurumumuzdan maruz kaldığı yıpratılma, mobbing, kötü niyet, ayrımcılık, itibar zedeleme ve kişisel verilerinin hukuksuz şekilde kullanılması sürecinin tespitini ve sonlandırılmasını, uğradığı maddi ve manevi zararların tazmin edilmesini, mesleki kariyerine verilen zararın telafi edecek adımlar atılmasını, ilgili şef, müdür yardımcısı, şube müdürü ve daire başkanına disiplin soruşturması açılmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının 24/11/2023 tarihli ve sayılı ve 27/11/2023 tarihli ve E- – – yazılarında; 2.1. kadrosunda olup fiilen sağlık personeli olarak görev yapan başvuran hakkında iki ayrı şikayet konusunun ayrı ayrı ele alındığı, savunması uygun görüldüğü ve önceki

/

çalışmaları dikkate alınarak herhangi bir cezaya gerek olmadığına karar verildiği, başvuranın görevine karşı hassas davranarak verilen emir ve görevleri zamanında yapması ve bu tür fiilleri tekrarlamaması hususunda yazılı olarak uyarıldığı, 2.2. Başvuranın 2013 yılında sağlık teknisyeni kadrosuna atandığı, sırasıyla Acil Sağlık Hizmetlerinde olarak şifahi olarak görevlendirildiği, 16/092013-09/07/2020 tarihleri arasında büro personeli olarak görevliyken 02/06/2016 tarihinden itibaren Sorumlusu yedek personeli olarak görevlendirildiği, 09/07/2020-19/02/2021 tarihleri arasında mutemedi, 19/02/2021-03/02/2023 tarihleri arasında uzman yardımcısı, ekibi birim temsilcisi olarak görev yaptığı, 03/02/2023 tarihinden bu yana fiilen ambulans sağlık personeli olarak görev yaptığı, Acil Yardım ve Cankurtaran Şube Müdürlüğünün 24 saat kesintisiz hizmet vermesi nedeniyle zaman zaman personelin rızası aranmaksızın takdir yetkisiyle idari birimler ve bağlı hizmet alanları dahilinde farklı birimlerde görevlendirme yapılabildiği, 2.3. Covid 19 pandemi döneminde birim amirleri, müdür yardımcısı ve şube müdürü dışında görev yapan personele haftalık periyotlar halinde idari izin kullandırmaya özen gösterildiği, başvuran düzenli izne gönderilememiş olsa da maktu mesai ücreti almasına karşın kendisine öğleden sonra işbaşı yapması konusunda müsaade edildiği, bu zorlu dönemdeki çalışmaları dikkate alınarak performans notunun 100 (çok iyi) olarak puanlandığı, başvuranın uzun süre mesaiye geç başladığı, başvurana dönüşüm izni kullandırıldığı, 2.4. Başvuranın 2021 yılı içerisinde İş sağlığı ve Güvenliği Müdürlüğüne, Sağlık Komuta Merkezine ve

İlkyardım Eğitim Merkezine atanma talebinde bulunduğu, sürdürdüğü görevleri yürütecek başka personel bulunmadığından talebinin ertelendiği, 03/02/2023 tarihinde kadrosu ile her türlü bağı korunarak bilgi ve tecrübe sahibi olduğu konu gözetilerek fiilen ambulans görevlisi olarak görevlendirildiği, 2.5. Başvuranın yanlış paylaşımını düzeltmesi konusunda defalarca uyarılmasına rağmen emirlere uymayıp görevi işbirliği içerisinde yapılması ilkesine aykırı davranışlar sergilediği, açıklamalarına yer verilmektedir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Devletin temel amaç ve görevleri” başlıklı 5 inci maddesinde“Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.” “Çalışma hakkı ve ödevi” başlıklı 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasında “Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”, “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,

4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir…”, 5. 9/03/2011 tarihli ve 27879 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan İşyerlerinde Psikolojik Tacizin (Mobbing) Önlenmesi konulu 2011/2 sayılı Başbakanlık Genelgesi’nde, “Kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör işyerlerinde gerçekleşen psikolojik tacizin, çalışanların itibarını ve onurunu zedelediği, verimliliğini azalttığı ve sağlığını kaybetmesine neden olarak çalışma hayatını olumsuz etkilediği belirtilmiş, kasıtlı ve sistematik olarak belirli bir süre çalışanın aşağılanması, küçümsenmesi, dışlanması, kişiliğinin ve saygınlığının zedelenmesi, kötü muameleye tabi tutulması, yıldırılması ve benzeri şekillerde ortaya çıkan psikolojik tacizin önlenmesinin gerek iş sağlığı ve güvenliği gerekse çalışma barışının geliştirilmesi açısından çok önemli olduğu vurgulanmış, bu doğrultuda çalışanların psikolojik tacizden korunması amacıyla birtakım tedbirler alınmıştır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ

6. Kamu Denetçisi tarafından, başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; başvuru konusuna ilişkin hazırlanan Ret Karar Önerisi

Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 7. olarak görev yapan başvuran hukuka aykırı bir fiil isnadıyla hakkında soruşturma başlatıldığını, kendisine çok fazla görev verildiğini, görev yeri değişikliği taleplerinin reddedildiğini, dönüşümlü çalışma gibi uygulamalarda eşit davranılmadığını, tüm görevlerinden hukuksuz bir şekilde el çektirildiği ve mesleki eğitim tekrarı olmaksızın ambulansta görevlendirildiğini yine hukuka aykırı olarak performans notunun düşük verildiğini, defaten aynı konularla ilgili şikayeti varmış şeklinde asılsız beyanlarda bulunulduğunu açıklamaktadır. Başvuran Kurumumuzdan maruz kaldığı mobbing sürecinin tespitini ve sonlandırılmasını, uğradığı maddi ve manevi zararların tazmin edilmesini, mesleki kariyerine verilen zararın telafi edecek adımlar atılmasını, ilgili şef, müdür yardımcısı, şube müdürü ve daire başkanına disiplin soruşturması açılmasını talep etmektedir.

8. Mobbing, “İşyerlerinde bir veya birden fazla kişi tarafından diğer kişi ya da kişilere yönelik gerçekleştirilen, belirli bir süre sistematik biçimde devam eden, yıldırma, pasifize etme veya işten uzaklaştırmayı amaçlayan; mağdur ya da mağdurların kişilik değerlerine, mesleki durumlarına, sosyal ilişkilerine veya sağlıklarına zarar veren; kötü niyetli, kasıtlı, olumsuz tutum ve davranışlar bütünü” olarak tanımlanmış, mobbingin unsurları olarak; işyerinde gerçekleşmesi, sistemli bir şekilde yapılması, süreklilik kazanmış bir sıklıkla tekrarlanması, kasıtlı yapılması, yıldırma, pasifize etme ve işten uzaklaştırma amacında olması, mağdurun kişiliğinde, mesleki durumunda veya sağlığında zarar ortaya çıkması hususları sayılmıştır. [Bkz, İşyerlerinde Psikolojik Taciz (Mobbing) Bilgilendirme Rehberi, Psikolojik Tacizle

Mücadele Kurulu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (Mayıs 2014)]

/

9. Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 16/09/2014 tarihli ve E:2014/18743, K:2014/24185 sayılı kararında; “Mobbingin meydana gelebilmesi için bir işçinin hedef alınarak, uzun bir süre ve belli aralıklarla sistematik biçimde tekrarlanan, mağdurun karşı koymasına rağmen yapılan aşağılayıcı, küçük düşürücü ve psikolojik olarak acı veren, işteki performansı engelleyen veyahut olumsuz bir çalışma ortamına sebep olan tehdit, şiddet, aşağılama, hakaret, ayrımcılık, ağır eleştiri, taciz ve çalışma şartlarını ağırlaştırma gibi eylem, tutum ve davranışların uygulanması gerekir. (…) Mobbingde, hedef alınan kişinin şerefine, kişiliğine, karakterine, inancına, değerlerine, yeteneklerine, tecrübelerine, birikimlerine, düşüncelerine, etnik kökenine, yaşam biçimine, kültür ve benzeri yönlerine topluca bir saldırı söz konusudur. Bu saldırı, dedikodu ve söylenti çıkarma, iftira atma, toplum önünde küçük düşürme, hafife alma, karalama, kötüleme ve yok sayma gibi kişiyi zihinsel, ruhsal, fiziksel ve bedensel olarak etkileyebilecek eylemlerle yapılmaktadır. Süreklilik göstermeyen, belli aralıklarla sık sık tekrarlanmayan, ara sıra münferit olarak meydana gelmiş birkaç haksız, kaba, nezaketsiz veya etik dışı davranış mobbing olarak nitelendirilemez.” ifadelerine yer verilmiştir.

10. Yargıtay 22 nci Hukuk Dairesinin 22/05/2014 tarihli E:2013/11788, K:2014/14008 sayılı kararında; “Mobbingin varlığı ve kabulü için mağdurda psikolojik rahatsızlığın meydana gelmesi zorunlu olmadığı gibi, her psikolojik rahatsızlığın nedeni de mobbing değildir. Birçok olguda işyeri stresinin çalışanların sağlığı üzerinde mobbinge benzer etkiler oluşturduğu bilinen bir husustur. Çalışanlar üzerinde olumsuz etki yaparak, onların davranışlarını, verimliliklerini ve sosyal ilişkilerini etkileyen olgu, stres olarak tanımlanır ve rahatsızlık belirtileri birçok yerde mobbinge benzerdir. Mobbing oluşturan eylemler, mağdur üzerinde psikolojik baskı oluştursa ve bunun sonucunda bir kısım sağlık sorunlarına neden olsa da, her psikolojik baskıyı ve rahatsızlığı mobbinge bağlamak doğru değildir. Bu bağlamda, bir işyerinde yaşanan belli yoğunluktaki stres, kaba, kırıcı ve küçümseyici davranışlar, çalışanları mutsuz yapsa, onların psikolojik ve ruhsal sağlığında bozulmalar meydana getirse de, diğer unsurlara bakılmadan mobbing olarak kabul edilmesi hatalıdır.… Mobbing kavramının etimolojik anlamına ve tarihse kimsenin bir kişiye belli bir amaçla, sistematik bir şekilde, yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik çabalarına mobbing denilir. Mobbingi; stres, tükenmişlik sendromu, işyeri kabalığı, iş tatminsizliği ya da doyumsuzluğu gibi olgulardan ayıran husus, belli kişinin belli bir amaca yönelik olarak hedef alınması, yapılan haksızlığın sürekli, sistematik ve sık oluşudur.” ifadelerine yer verilmiştir.

11. Yargıtay 9 uncu Hukuk Dairesinin 12/02/2013 tarihli ve E:2010/38293, K:2013/5360 sayılı kararında; “Hareketin mobbing sayılabilmesi için sistematik, sürekli ve kasıtlı olması gerekir. Ayrıca hareketin amacı da doğru tespit edilmelidir. Çünkü mobbingde amaç, iş ilişkisi içinde bulunduğu mağdurdan kurtulmak veya ona zarar vermek, onu yıldırmaktır. Kişiyi iş yaşamından dışlamak amacıyla kasıtlı olarak yapılır.

Örneğin, yöneticinin otoriter olması tek başına mobbing uygulandığı anlamına gelmez. Kişilik haklarının ihlal edilip edilmediğini ise her somut olayın özelliğine göre değerlendirmek gerekir. Ayrıca, bu şekilde davranışlara maruz kaldığını ispat yükü iddia edene düşer. Yani işçi mobbinge maruz kaldığını ispat etmelidir. İşçinin anlattığı mobbing teşkil eden olayların tutarlık teşkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunması gerekmektedir. Kişilik hakları ve sağlığın ağır saldırıya uğraması mobbingin varlığının tartışmasız kabulünü doğurur.” denilmektedir.

12. Zira Anayasa Mahkemesinin 10/03/2016 tarihli ve 2013/6235 başvuru numaralı kararında da; “Kural olarak psikolojik tacize maruz kaldığını ileri süren başvurucu1arın bu iddialarını yeterli ve ikna edici açıklamalar ve delillerle ispat etmeleri gerekir. Bununla beraber, psikolojik tacizi kanıtlamak kolay değildir.

Bu yüzden, başvurucuların kendilerine yönelik sistematik ve süreklilik arz eden şekilde psikolojik tacize yol açan muamele yapıldığını hukuka uygun her türlü delille ispatlamaları mümkündür. Bunun ispatlanması durumunda, “bu şekildeki muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığnı ispat yükü muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir.” değerlendirmelerine yer verilmiştir.

13. Başvuru konusu olayda idarenin kamu hizmetinin devamlılığını sağlamak için takdir yetkisiyle başvurana 2021 yılında pek çok görev verdiği, ancak başvurana performans notunu yüksek verip mesai konusunda da imkanlar dahilinde gösterdiği anlayışla başvuranın çalışmalarını takdir ettiği görülmektedir.

Ayrıca, 2023 yılı itibarıyla bilgi ve eğitimi dikkate alınarak başvuran için tek bir görevlendirme yapıldığı da belirlenmiştir. Başvuran hakkında yapılan disiplin soruşturmasında da uyulması gereken ilke ve esasların gözetildiği, başvuranın savunması ve çalışmaları dikkate alınarak herhangi bir ceza verilmediği de anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvuranın sistematik, sürekli ve kasıtlı bir şekilde yılgınlık, korku, tedirginlik, endişe, bunalım, bıkkınlık, sıkıntı veya kaygı oluşturacak söz, tutum veya davranışlarla psikolojik ve duygusal baskı kurarak onu belli şekilde davranmaya ya da davranmamaya, ortak alandan uzaklaştırmaya, güçsüzleştirmeye, değersizleştirmeye, aşağılamaya, küçük düşürmeye veya pasifize etmeye yönelik işlem ve/veya eylemlere maruz bırakılmadığı, 14. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın talebinin İdare tarafından reddedilmesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA

15. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup (varsa) dava açma süresinden arta kalan sürede İstanbul İdare Mahkemelerinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;

Kararın başvurana ve İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi

/