|
ÖZET: Başvuran, 1987 yılında polislik mesleğine başlamış ve 2016 yılına kadar disiplin cezası almadan görev yaparak emekli olmuştur. Ancak, 701 sayılı KHK ile isminin anılması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmış ve hakları gasp edilmiştir. Başvuran, bu duruma itiraz ederek Ankara 28. İdare Mahkemesi’nde dava açmış, mahkeme OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’na başvurusunun incelenmesine karar vermiştir. Ancak, Komisyonun 30 gün içinde işlem yapması gerektiği halde herhangi bir adım atılmamıştır. Bu nedenle, başvuran mahkeme kararının uygulanmasını talep etmektedir.
İçişleri Bakanlığı, başvuranın durumunu incelemek üzere müfettiş görevlendirilmesi talep ettiğini belirtmiştir. Ancak, idarenin mahkeme kararlarına uymakla yükümlü olduğu ve bu kararların geciktirilemeyeceği Anayasa ve ilgili mevzuatla belirlenmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvuranın talebinin kabulü yönünde bir tavsiye kararı hazırlamış ve bu kararın 30 gün içinde uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Sonuç olarak, başvurunun kabulü ile birlikte, İçişleri Bakanlığı’na mahkeme kararlarının ivedilikle uygulanması için tavsiyede bulunulmuştur. İdarenin, bu karar üzerine 30 gün içinde işlem yapması zorunludur. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2024/2984-S.24.4739
BAŞVURU NO : 2023/15665
KARAR TARİHİ : 14.03.2024
TAVSİYE KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ : ,TCKN:
Adres:
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
BAŞVURUYA KONU İDARE :
BAŞVURUNUN KONUSU : Mahkeme kararlarının uygulanması hk
BAŞVURU TARİHİ : 29.09.2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Başvuran özetle, 1987 yılında başladığı meslek hayatını 2016 yılının Ağustos ayına kadar sürdürdüğünü,
29 yıllık polislik hayatında adli ya da idari hiçbir soruşturma geçirmeyerek ve disiplin cezası almayarak
emekli olduğunu, 08.07.2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 701 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında
Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname de isminin yer alması sebebiyle başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın emekli olduğu kamu görevinden doğan haklarının elinden alındığını ifade etmektedir. Başvuran, söz konusu kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlem OHAL
İşlemleri İnceleme Komisyonunun başvurusu hakkında vermiş olduğu ön incelemeden reddine ilişkin
21.06.2022 tarihli ve / sayılı kararına karşı Ankara 28. İdare Mahkemesi nezdinde dava
açtığını ve neticesinde verilen E. / K. / sayılı İptal Kararı ile OHAL İşlemleri İnceleme
Komisyonuna başvurusunun incelenmesine karar verildiğini, ilgili İdare tarafından bu kararın istinaf edildiğini ve neticesinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi 15. İdari Dava Dairesinin E. / K.
/ sayılı kararı ile istinaf isteminin reddedildiğini kaydederek, kararın tebliğ edilmesi üzerine 30 gün içerisinde işlem yapması gereken OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun henüz herhangi bir işlem yapmadığını ve bu yüzden mağduriyet yaşadığını ifade ederek yerel mahkeme tarafından verilen kararın uygulanmasını talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. İçişleri Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün cevabi yazısında; özetle, “Ankara 28.
İdare Mahkemesinin kararında yer alan gerekçe doğrultusunda, sicil numaralı eski personel
’ın 701 sayılı KHK ile geri alınan rütbelerinin iade edilip edilmeyeceğine dair verilecek kurum kararına esas olmak üzere, adı geçen hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibat ve iltisak yönünden inceleme yapılması adına Müf: / esasına kayden müfettiş görevlendirmesi talep edildiği, bu doğrultuda konuya ilişkin iş ve işlemlerin devam ettiği”, bildirilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”,
“Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin dördüncü fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”,
“Hak Arama Hürriyeti” başlıklı 36 nci maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” ,
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kararların sonuçları” başlıklı 28 inci maddesinin ilk fıkrasında; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.”, 52 nci maddesinde; “1. (Değişik fıkra: 05.04.1990 – 3622 S.Kanun/Madde 21) Temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz.
Ancak, bu kararların teminat karşılığında yürütülmesinin durdurulmasına temyiz istemini incelemeye yetkili Danıştay dava dairesi, kurulu veya istinaf başvurusunu incelemeye yetkili bölge idare mahkemesince karar verilebilir. (Ek cümle: 10.06.1994 – 4001 S.Kanun/Madde 22) Davanın reddine ilişkin kararlara karşı temyiz ya da istinaf yoluna başvurulması halinde, dava konusu işlem hakkında yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi 27 nci maddede öngörülen koşulun varlığına bağlıdır.”,
6. 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun
Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un “Komisyonun görev süresi sonrasına dair işlemler” başlıklı Geçici 5 nci maddesinde ise “1) Bu Kanunun 3 üncü maddesi ile belirlenen
Komisyonun görev süresinin sona ermesinden sonra Komisyon kararlarına ilişkin iş ve işlemler, bilgi ve belge talepleri ile sair yazışmalar; a) Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi işlemleri için ilgilinin son görev yaptığı kurum veya kuruluş, b) Öğrencilikle ilişiğin kesilmesi işlemi için Millî Eğitim Bakanlığı, c) Emekli personelin rütbelerinin alınması işlemi için ilgisine
/
göre İçişleri Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı… tarafından yürütülür. 2) Görev süresinin sona ermesinden sonra Komisyonun görevleri kapsamındaki hususlarda mahkemelerce verilecek kararlar üzerine yapılması gerekli iş ve işlemler birinci fıkrada belirtilen kurum ve kuruluşlar tarafından bu Kanun ve ilgili mevzuatta belirtilen hükümler uyarınca yürütülür…” ,
7. 701 sayılı KHK’nın “Kamu personeline ilişkin tedbirler” başlıklı 1 nci maddesinde “(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1)
sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir” hükümlerine yer verilmiştir.
IV. KAMU DENETÇİSİ SADETTİN KALKAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİNE ÖNERİSİ
8. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvuranın talebinin kabulü yönünde hazırlanan Tavsiye Karar Önerisi Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
9. Başvuran, 1987 yılında başladığı meslek hayatını 2016 yılının Ağustos ayına kadar sürdürdüğünü, 29 yıllık polislik hayatında adli ya da idari hiçbir soruşturma geçirmeyerek ve disiplin cezası almayarak emekli olduğunu, 08.07.2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 701 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu
Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamede isminin yer alması sebebiyle başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın emekli olduğu kamu görevinden doğan haklarının elinden alındığını ifade etmektedir. Başvuran, söz konusu kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlem OHAL İşlemleri
İnceleme Komisyonunun başvurusu hakkında vermiş olduğu ön incelemeden reddine ilişkin 21.06.2022 tarihli ve / sayılı kararına karşı Ankara 28. İdare Mahkemesi nezdinde dava açtığını ve neticesinde verilen E. / K. / sayılı İptal Kararı ile OHAL İşlemleri İnceleme
Komisyonuna başvurusunun incelenmesine karar verildiğini, ilgili İdare tarafından bu kararın istinaf edildiğini ve neticesinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi 15. İdari Dava Dairesinin E. / K.
2023/3613 sayılı kararı ile istinaf isteminin reddedildiğini kaydederek, kararın tebliğ edilmesi üzerine 30 gün içerisinde işlem yapması gereken OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun henüz herhangi bir işlem yapmadığını ve bu yüzden mağduriyet yaşadığını ifade ederek yerel mahkeme tarafından verilen kararın uygulanmasını talep etmektedir.
10. Kurumumuza sunulan bilgi ve belgelerden; emekli polis memuru olan Başvuranın, 08.07.2018 tarihli ve 30472 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 701 sayılı KHK ile rütbesinin geri alınmasına karar verildiği, Başvuranın 09.07.2019 tarihinde yeşil pasaport alabilmek için kadro durumunu gösterir belge almak üzere
İstanbul Emniyet Müdürlüğüne başvurması üzerine aynı tarihli düzenlenen tutanak ile “PBS üzerinden yapılan sorgulamada 701 sayılı KHK ile rütbesinin geri alınmasına karar verildiğinin tespit edildiği” belirtilerek, Başvuranın personel kimlik kartının, silah taşıma belgesinin teslim alındığı ve silahının, silah ruhsatının, pasaportunun teslim etmesi gerektiği hususunun da Başvurana tebliğ edildiği; bunun üzerine
Başvuran tarafından 20.08.2019 tarihinde kayda giren dilekçesiyle 701 sayılı KHK ile rütbelerinin geri alınması işleminin iptali istemiyle açılan davada İstanbul 14. İdare Mahkemesinin 16.10.2019 tarih ve
E: / K: / sayılı kararıyla 685 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 1. maddesinin 3. fıkrası uyarınca uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek dava
/
dosyasının 690 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 56. maddesi uyarınca Olağanüstü Hal İşlemleri
İnceleme Komisyonu’na gönderilmesine karar verildiği Komisyonun 21.06.2022 tarih ve / sayılı kararıyla başvurunun süresinde yapılmadığı gerekçesiyle ön incelemeden reddedilmesi üzerine de Ankara 28. İdare Mahkemesi tarafından karar verilen davanın açıldığı anlaşılmıştır.
11. Başvuranın rütbesinin geri alındığı 701 sayılı KHK’nın 08.07.2018 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanmasını müteakip idarece Başvurana herhangi bir bildirimde bulunulmadığı gibi silahının, silah ruhsatının, kimliğinin, pasaportunun teslim alınmasına ilişkin işlemlerin de Başvuranın başvuruda bulunduğu 09.07.2019 tarihinde başlatıldığı, Başvuranın da rütbesinin alındığına ilişkin karardan bu tarihte haberdar olduğu ve bunun üzerine de 20.08.2019 tarihinde dava yoluna başvurmasının akabinde
Mahkemece dosyanın Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na gönderildiği gözetildiğinde, Komisyonca başvurunun esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, süresi içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle başvurunun ön incelemeden reddi yolundaki Komisyon kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
12. Diğer yandan, Anayasamızın 188 inci maddesi ile 2577 sayılı Kanun, idareleri mahkeme kararlarına uymakla yükümlü kılmakta, idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceğini ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceğini hüküm altına almaktadır. Dolayısıyla, hiçbir idare ilk derece ve/veya temyiz mahkemelerinin kararlarını uygulamaktan herhangi bir gerekçe ile imtina etme hakkını haiz değildir.
13. Anayasa Mahkemesinin 27/09/2012 tarihli, E:2012/22, K:2012/133 sayılı kararındaki; “Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir. Hukukun ve adaletin en somut yansıması olan mahkeme kararlarının uygulanması, hukuk devleti ilkesi ve onun vazgeçilmez koşullarından biri olan hukuka bağlı idare anlayışının gereğidir. Anayasa’nın 138. maddesinin dördüncü fıkrasında, ‘Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.’ denilmektedir. Bu hükme göre, kamu görevlileri de mahkeme kararlarını yerine getirmek zorunda olup, bu konuda seçim hakları bulunmamaktadır. Kaldı ki, mahkeme kararlarını kasten yerine getirmeyen memur ve diğer kamu görevlilerinin eylemleri suç oluşturmaktadır.” hükmü de idarelerin mahkemelerin ilk derece, istinaf, temyiz gibi seviyelerdeki kararları arasında herhangi bir fark gözetmeden, tüm mahkeme kararlarının hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı ilkeleri gereği uygulanması gereğini vurgulamaktadır.
14. Anayasa Mahkemesinin 02/10/2014 tarihli ve E:2014/149, K: 2014/151 sayılı kararında da; “Günümüz modern hukuk devletinde, kamu yararını gerçekleştirmek için kamu gücünü kullanma yetkisine sahip olan idarenin, hukuk kurallarıyla bağlı kalmasının sağlanmasında, bağımsız yargı organlarınca denetimi büyük öneme sahiptir. Yargı denetimi, yönetilenlerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması, yönetenlerin ise hukuka uygun davranması için zorunlu bir koşul olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, hukuk devletinde yargı denetiminden vazgeçilemez. Ancak, hukuk devletinden söz edebilmek için idarenin bağımsız yargı organlarınca denetimi yeterli olmayıp, aynı zamanda idari yargı organlarınca verilen kararların idare tarafından uygulanması da gerekmektedir. İşte bu nedenle, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyecekleri, bunların yerine getirmesini geciktiremeyecekleri, Anayasal bir kural olarak öngörülmüştür. Modern bir hukuk devletinde en üst sözleşme niteliğindeki Anayasa kuralları, buyurucu ve bağlayıcı temel hukuk kurallarıdır. Anayasa kurallarının gereği olarak, mahkeme kararlarının geciktirilmeksizin ve aynen yerine getirilmesi; doğru, /
haklı gibi niteliklere sahip olması koşulu aranmaksızın, yalnızca yargı kararı oldukları için zorunludur.
İnsan hak ve özgürlüklerini, sosyal adaleti, toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve güvence altına almayı amaçlamış demokratik bir hukuk devletinde, Anayasa ve hukuk kurallarına rağmen bir yargı kararının yerine getirilmemesi, söz konusu hukuki düzenlemeleri kağıt üzerinde bırakacak ve değersiz kılacaktır. Başta, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, kanunların bağlayıcılığı ve hukukun üstünlüğü değerleri etrafında şekillenen hukuk devleti ilkesinin gerekleri arasında, en başta idarenin işlemlerinin yargısal denetimi ve bu denetim sonucunda özellikle yargı kararlarının uygulanması, vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi’nin 27.9.2012 Tarihli ve 2012/22 Esas, 2012/133
Karar sayılı Kararında da vurgulandığı gibi; Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Hukukun ve adaletin en somut yansıması olan mahkeme kararlarının uygulanması, “hukuk devleti” ilkesi ve onun vazgeçilmez koşullarından biri olan “hukuka bağlı idare” anlayışının bir gereğidir. Danıştay’ın istikrar kazanan kararlarında da, Anayasa’nın 2. maddesinde ye alan “hukuk devleti” ilkesinin doğal sonucu olarak, yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ile idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyecekleri ve bunların yerine getirmesini geciktiremeyecekleri; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinde ise, idarenin, mahkemenin esas ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu vurgulanmıştır. Türk hukuk doktrininde, hukuk devleti tanımlarının ortak noktasını, üstün devlet kudretinin zorlayıcılığına karşı bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması, kamu kudretinin sınırlandırılması ve denetlenmesi oluşturmaktadır. Ayrıca, hukuk devleti ilkesini gerçekleştirmenin en etkili araçlarından birisi, idarenin işlemlerine karşı açılan iptal davaları olduğu kabul edilmekte olup; gerçek bir hukuk devletinde yargı kararlarının uygulanmamasından söz edilebilmesi mümkün olmadığı gibi, yargı kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğunun belirtilmesine de gerek bulunmamaktadır. Mahkeme kararlarının uygulanması, “hukuk devleti” ilkesinin doğal bir sonucudur.” değerlendirmeleriyle, mahkeme kararlarının uygulanmasının hukuk devleti olmanın olmazsa olmazı olduğu, idarelerin mahkeme kararlarının herhangi bir gerekçeyle uygulamamalarının hukuk devletine duyulan güveni zedeleyeceği belirlenmiştir.
15. Bireylerin, Devlete güven duymaları, maddi ve manevi varlıklarını geliştirebilmeleri, temel hak ve özgürlüklerden yararlanabilmelerinin ön koşulu, hukuk güvenliği ve üstünlüğünün sağlandığı bir düzenin varlığıdır. Hukuk güvenliğinin ve hukukun üstünlüğünün sağlanması için idarenin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık tutulması yeterli olmayıp yargı mercileri tarafından verilen kararların gecikmeksizin uygulanması da gerekir. Bir işlemin hukuka aykırı olduğu yapılan yargısal denetim neticesinde tespit edilmesine rağmen işlemin iptali yönündeki yargısal kararın uygulanmaması, Devletin işlem ve eylemlerine karşı yargı yolunun açık tutulmasını anlamsız hâle getirir. Zira hukuk güvenliği ve hukukun üstünlüğü sadece hukuka aykırılıkların tespit edilmesiyle değil, bunların tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasıyla sağlanabilir. Mahkeme kararlarının bağlayıcılığını ve gecikmeksizin uygulanmasını sağlayacak etkili tedbirlerin alınması hukuk devletinin asgari gereklerindendir.
16. Davalı İçişleri Bakanlığının söz konusu karara itirazı Ankara Bölge İdare Mahkemesi 15. İdari Dava
Dairesinin / Esas ve / Karar sayılı kararı uyarınca davalı İdarenin istinaf talebi reddedilmiştir. İdare tarafından, başvuran hakkındaki kararın uygulanmasına ilişkin işlemlerin devam ettiği ve Müfettiş görevlendirmesi yapıldığı ifade edilmiş olmakla birlikte, 2577 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ilk fıkrasında Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğuna ve bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden
/
başlayarak otuz günü geçemeyeceğine hükmedilmiş olduğu, ancak başvuran hakkındaki gerek ilk derece gerekse Bölge İdare Mahkemesi kararlarına rağmen İdarece henüz bir işlem tesis edilmediği anlaşılmış olup, yukarıda izah edildiği üzere mahkeme kararının gereğini yerine getirmek İdare için anayasal bir yükümlülük olduğundan hiçbir şekilde bu kararların uygulanmasının geciktirilemeyeceği değerlendirilmektedir.
17. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; başvuranın mahkeme kararının uygulanması talebinin İdare tarafından yerine getirilmemesi işleminin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
18. İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarenin “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uymadığı tespit edildiğinden, İdarenin bahse konu ilkeye uygun davranması önerilmektedir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
19. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa)
dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Ankara İdare Mahkemeleri nezdinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;
Ankara 28. İdare Mahkemesi tarafından verilen E. / K. / sayılı İptal Kararı ile Ankara
Bölge İdare Mahkemesi 15. İdari Dava Dairesinin E. / K. / sayılı kararının gereklerinin ivedilikle uygulanması için İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA;
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; idare
tarafından bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna,
Kararın başvurana ve gereği için İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi